KUR'AN'DA KARADELİK
Sana, Saatin(Kıyamet'in) ne zaman demir atacağını(geleceğini) soruyorlar. De ki: "Onun ilmi, ancak Rabb'imin yanındadır. Onun vaktini, Allah'tan başkası ifşa etmez.'Gökler-Arz'(Evrenler), ağırlaştı('kritik kütle'ye yaklaştı). Saat(Kıyamet), size ansızın gelir." Sanki sen, (Kıyamet'in vaktinden) haberdarmışsın gibi, sana soruyorlar. De ki: "Onun ilmi, ancak Allah'ın yanındadır, insanların çoğu bilmezler."
[ARAF (7)/187]
'Gökler-Arz'(evrenler), başka bir 'Göklere-Arz'a(Cennet ve Cehenneme), dönüştürüldüğü gün(Kıyamet Günü), onlar, Tek ve Kahhar olan Allah için, ortaya çıkacaklardır.
[İBRAHİM(14)/ 48]
O (Kıyamet) günü Biz, 'Göğü', kitabın sahifelerini dürüp-büker gibi, bükeriz. ('Büyük Patlama'yla) ilk önce yaratmaya başladığımız gibi, yine onu, (hiper karadelik tekilliğinde), iade ederiz. Bu, Bizim üzerimize bir vaattir. Elbette Biz, bunu yapacak olanlarız.
[ENBİYA (21)/104]
Allah, 'Göklerin-Arz'ın (Evren'in) 'Nuru'dur. 'Allah'ın Nuru'nun misali, 'Oyuk' içinde bulunan bir 'Lamba' gibidir. Lamba, bir sırça içerisindedir ve sırça, sanki 'incimsi bir yıldız'dır(nötron yıldızı gibi). O(Lamba) ki, ne doğuda, ne de batıda bulunmayan, mübarek bir zeytin ağacından yakılır. Neredeyse, ateş dokunmasa da, onun yağı, 'ışık' verir. (Bu), Nur üzeri Nur'dur. Allah, kimi dilerse, onu Kendi Nuru'na doğrultur. Allah, insanlar için misaller verir. Allah, her şeyin Âlimi'dir.
[NUR (24)/35]
Güneş de, kendisi için (takdir edilmiş) olan, 'karar yeri'ne doğru akıp gitmektedir. Bu, Aziz ve Âlim olan Allah'ın takdiridir.
[YASİN (36)/38]
Her şeyin 'melekût'u(en temel yapıtaşı-özü-ruhu) elinde bulunan (Allah), ne Yücedir! Sizin dönüşünüz O'nadır.
[YASİN (36)/83]
Onlar, Allah'ın Hak Kadrini, takdir edemediler. Oysa Kıyamet Günü, Arz, tamamen O'nun kabzasındadır(elindedir). Gökler(evrenler) de, O'nun sağ eliyle, 'dürülüp-bükülmüş'tür. (Allah), onların koştukları şirkten, münezzeh ve Yüce'dir.
[ZÜMER(39)/67]
'Sarmal yollar ve yörüngeler' sahibi Göğe andolsun!
[ZARİYAT (51)/7]
Ve Biz, her şeyden 'iki eş(çift)' yarattık. Umulur ki, öğüt alıp-düşünürsünüz.
[ZARİYAT (51)/49]
Çöktüğü zaman yıldıza andolsun!
[NECM(53)/1]
Ey cin ve insan toplulukları, eğer göklerin ve Arz'ın sınırlarından, nüfuz etmeye(aşıp-geçmeye) güç yetirebilirseniz, yapın! Nüfuz edemezsiniz, ancak bir 'sultan'(üstün bir güç) müstesna.
[RAHMAN (55)/33]
O zaman ki, Gök yarılır, 'yağ gibi kızarmış' olur.
[RAHMAN (55)/37]
Hayır, yıldızların çöktüğü yere(karadeliğe) yemin ederim.
Şayet bilirseniz, bu azim(büyük) bir yemindir.
[VAKIA(56)/75-76]
Muhakkak onlar, o (Kıyamet) gününü, uzak görüyorlar.
Biz ise, onu, yakın görüyoruz.
O gün Gök, 'kızgın zeytinyağı' gibi.

Dağlar da, 'atılmış yün' gibi olur.
[MEARİC(70)/6-9]
Gök, 'yarılıp-çatlamış' ve (Allah'ın) vaadi yerine gelmiştir.
[MÜZEMMİL(73)/18]
"Kıyamet Günü ne zamanmış" diye soruyor.
O zaman ki, göz 'kamaşıp-kayar'.
Ay kararır.
Güneş ve Ay birleşir.
[KIYAMET(75)/6-9]
Yıldızlar 'söndürüldüğü' zaman!

Gök, 'çatlayıp- yarıldığı' zaman!
[MÜRSELAT(77)/8-9]
Güneş, 'körleştirildiği' zaman!
Yıldızlar, 'söndürüldüğü' zaman!
Dağlar, 'yürütüldüğü' zaman!
[TEKVİR (81)/1-3]
Denizler, 'kaynatıldığı' zaman'
Nefisler, 'birleştiği'(eşleştiği) zaman!
[TEKVİR (81)/6-7]
Gök, 'soyulup-söküldüğü' zaman!
[TEKVİR (81)/11]
Hayır! Yemin ederim 'Hunnasa' (Karadeliğe)!

'Künnasın' civarına (Kozmik Süpürge'ye-Olay Ufku'na)!
[TEKVİR (81)/15-16]
Gök, 'çatlayıp-yarıldığı' zaman!

Yıldızlar, 'dağılıp-saçıldığı' zaman!

Denizler, 'fışkırtıldığı' zaman!
[İNFİTAR (82)/1-3]
Göğe ve 'Tarık'a (burgulu yola) andolsun!

Nedir 'Tarık' bilir misin?

'Delik yıldız'dır (karadelik)!
[TARIK (86)/1-3]
'Dönüşümlü' olan Göğe andolsun!
[TARIK (86)/11]
De ki: "İnfilakın(patlamanın) Rabb'ine sığınırım!"
[FELAK(113)/1]
Ve çöktüğü zaman, karanlığın şerrinden!
[FELAK(113)/3]