NÂZİÂT Suresi Latin Harfli Okunuşu ve Türkçe Meali

http://www.topragizbiz.com/resim/images/naziat.jpg https://archive.org/download/fatihcollakk/079.mp3 Bismillâhirrahmânirrahîm 79/NÂZİÂT-1: Ven nâziâti garkâ(garkan). Dalarak kuvvetle (söke söke) çekip alanlara andolsun....

    Konuyu Değerlendir: NÂZİÂT Suresi Latin Harfli Okunuşu ve Türkçe Meali

Konu 17859 kez görüntülendi ve 3 kez değerlendirildi. Ortalama değerlendirmesi 5 üzerinden (2,33) puandır.
  1. #1
    Üyelik tarihi
    08.04.2013
    Mesajlar
    1.524
    Beğendi
    5
    Beğenildi
    21

    NÂZİÂT Suresi Latin Harfli Okunuşu ve Türkçe Meali

    NÂZİÂT Suresi Latin Harfli Okunuşu ve Türkçe Meali



    Bismillâhirrahmânirrahîm

    79/NÂZİÂT-1: Ven nâziâti garkâ(garkan).
    Dalarak kuvvetle (söke söke) çekip alanlara andolsun.


    79/NÂZİÂT-2: Ven nâşitâti neştâ(neştan).
    Yumuşaklıkla (incitmeden) çekip çıkaranlara andolsun.


    79/NÂZİÂT-3: Ves sâbihâti sebhâ(sebhan).
    Yüzdükçe yüzenlere (akarak gidenlere) andolsun.


    79/NÂZİÂT-4: Fes sâbikâti sebkâ(sebkan).
    Ve de yarışarak öne geçenlere (andolsun).


    79/NÂZİÂT-5: Fel mudebbirâti emrâ(emren).
    Ve de emirle (işleri) tedbir edenlere (emri yerine getirip idare edenlere) (andolsun).


    79/NÂZİÂT-6: Yevme tercufur râcifeh(râcifetu).
    O gün, sarsan sarsacak.


    79/NÂZİÂT-7: Tetbeuher râdifeh(râdifetu).
    Arkasından gelen (ikinci sarsıntı), onu (1. sarsıntıyı) takip edecek.


    79/NÂZİÂT-8: Kulûbun yevmeizin vâcifeh(vâcifetun).
    İzin günü kalpler (dehşetten) şiddetle çarpacaktır.


    79/NÂZİÂT-9: Ebsâruhâ hâşiah(hâşiatun).
    Onların bakışları korkudan zillet içindedir.


    79/NÂZİÂT-10: Yekûlûne e innâ le merdûdûne fîl hâfireh(hâfireti).
    Derler ki: “Gerçekten biz mutlaka (mezardaki cesetlerimiz dirilerek) ilk halimize geri döndürülen kimseler mi olacağız?”


    79/NÂZİÂT-11: E izâ kunnâ izâmen nahıreh(nahıreten).
    Biz çürümüş, dağılmış kemikler olduğumuz zaman mı?


    79/NÂZİÂT-12: Kâlû tilke izen kerretun hâsireh(hâsiretun).
    Dediler ki: “O zaman bu (dönüş, diriliş), hüsranlı bir dönüştür.”


    79/NÂZİÂT-13: Fe innemâ hiye zecretun vâhıdeh(vâhıdetun).
    Halbuki o (diriliş) sadece tek bir sayhadır.


    79/NÂZİÂT-14: Fe izâ hum bis sâhireh(sâhireti).
    İşte o zaman onlar yerin (toprağın) üstündedirler.


    79/NÂZİÂT-15: Hel etâke hadîsu mûsâ.
    Sana Musa (A.S)'ın kıssası geldi mi?


    79/NÂZİÂT-16: İz nâdâhu rabbuhu bil vâdil mukaddesi tuvâ(tuven).
    Rabbi ona kutsal vadi Tuva'da nida etmişti (seslenmişti).


    79/NÂZİÂT-17: İzheb ilâ fir’avne innehu tagâ.
    Firavuna git, muhakkak ki o azdı.


    79/NÂZİÂT-18: Fe kul hel leke ilâ en tezekkâ.
    Ve de ona de ki: “Sen tezkiye olmak (nefsini temizlemek) ister misin?”


    79/NÂZİÂT-19: Ve ehdiyeke ilâ rabbike fe tahşâ.
    Ve: “Seni Rabbine ulaştırayım (hidayete erdireyim).” de. Böylece huşû sahibi ol.


    79/NÂZİÂT-20: Fe erâhul âyetel kubrâ.
    Bundan sonra ona büyük mucize gösterdi.


    79/NÂZİÂT-21: Fe kezzebe ve asâ.
    Fakat o (firavun) yalanladı ve isyan etti (asi oldu).


    79/NÂZİÂT-22: Summe edbere yes’â.
    Sonra koşarak arkasını döndü.


    79/NÂZİÂT-23: Fehaşere fe nâdâ.
    Hemen (kavmini) topladı, sonra da (onlara) nida etti (seslendi).


    79/NÂZİÂT-24: Fe kâle ene rabbukumul a’lâ.
    Sonra da (firavun) dedi ki: “Ben sizin çok yüce Rabbinizim.”


    79/NÂZİÂT-25: Fe ehazehullâhu nekâlel âhıreti vel ûlâ.
    Bunun üzerine Allah, onu dünya ve ahiret azabıyla ahzetti (yakalayıp helâk etti).


    79/NÂZİÂT-26: İnne fî zâlike le ıbreten li men yahşâ.
    Muhakkak ki bunda, korkan kimse için elbette ibret vardır.


    79/NÂZİÂT-27: E entum eşeddu halkan emis semâ’(semâu), benâhâ.
    Yaratma bakımından siz mi yoksa bina ettiği sema mı daha kuvvetli? (Sizi yaratmak mı yoksa bina ettiği semayı mı yaratmak daha zor?)


    79/NÂZİÂT-28: Refea semkehâ fe sevvâhâ.
    Onun (semanın) tavanını yükseltti (yüksekliğini artırdı). Sonra da onu sevva etti (dizayn edip düzenledi).


    79/NÂZİÂT-29: Ve agtaşe leylehâ ve ahrece duhâhâ.
    Ve onun gecesini kararttı ve onun duhasını (aydınlığını ortaya) çıkardı.


    79/NÂZİÂT-30: Vel arda ba’de zâlike dehâhâ.
    Ve arz, bundan sonra da onu yayıp döşedi.


    79/NÂZİÂT-31: Ahrece minhâ mâehâ ve mer’âhâ.
    Ondan (yerden), onun suyunu ve merasını (yeşilliğini, otlağını) çıkardı.


    79/NÂZİÂT-32: Vel cibâle ersâhâ.
    Ve dağlar, ona (yeryüzüne), onları muhkem (sağlam) olarak yerleştirdi.


    79/NÂZİÂT-33: Metâan lekum ve li en âmikum.
    Sizin ve hayvanlarınız için meta olarak (faydalanmanız için).


    79/NÂZİÂT-34: Fe izâ câetit tammetul kubrâ.
    Fakat o büyük (dayanılmaz) musîbet (kıyâmet vakti) geldiği zaman.


    79/NÂZİÂT-35: Yevme yetezekkerul insânu mâ seâ.
    O gün insan ne için çalıştığını (ne yaptığını) tezekkür eder (düşünür).


    79/NÂZİÂT-36: Ve burrizetil cahîmu li men yerâ.
    Ve alevli ateş (cehennem), onu görecek olan kimseye açıkça gösterilmiştir.


    79/NÂZİÂT-37: Fe emmâ men tagâ.
    Fakat, artık kim taşkınlık etmiş (haddi aşmış) ise.


    79/NÂZİÂT-38: Ve âserel hayâted dunyâ.
    Ve dünya hayatını tercih etmiş ise.


    79/NÂZİÂT-39: Fe innel cahîme hiyel me’vâ.
    O taktirde, muhakkak ki alevli ateş (cehennem), o, barınacak yerdir.


    79/NÂZİÂT-40: Ve emmâ men hâfe makâme rabbihî ve nehennefse anil hevâ.
    Ve fakat, kim Rabbinin makamından korkmuş ve nefsini heveslerinden nehyetmiş ise (heveslerine uymamışsa).


    79/NÂZİÂT-41: Fe innel cennete hiyel me’vâ.
    O taktirde, muhakkak ki cennet, o, barınacak yerdir.


    79/NÂZİÂT-42: Yes’elûneke anis sâati eyyâne mursâhâ.
    Sana o saatten (kıyâmetten) soruyorlar: “Onun vukuu ne zaman?”


    79/NÂZİÂT-43: Fîme ente min zikrâhâ.
    Sende onun zikrinden (başka) ne var (onun beyanından başka bir bilgin yoktur).


    79/NÂZİÂT-44: İlâ rabbike muntehâhâ.
    Onun sonu, Rabbinedir.


    79/NÂZİÂT-45: İnnemâ ente munziru men yahşâhâ.
    Sen sadece, O'na huşû duyan, O'ndan korkanlar için bir uyarıcısın.


    79/NÂZİÂT-46: Ke ennehum yevme yerevnehâ lem yelbesû illâ aşiyyeten ev duhâhâ.
    Sanki onlar, onu (kıyâmeti) görecekleri gün, sanki bir akşam veya kuşluk vaktinden başka (zamanları) kalmamış gibi olurlar.

  2. İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Facebook Yorumları

Hızlı Cevap

Sitemize üye olmadan konulara yorum yazabilirsiniz.




Ba$kentimiz? 2 kere yazın,arada bo$luk bırakın

Konu Bilgileri