Yıllar geçtikçe nefis kuvvetlenir



Nefis zamanla kuvvet kazanabilir. Zira, seneler geçtikçe insanda bazı arzular, cismâniyete ait bir kısım istekler belirir.. tûl-i emel, bedenî istekler, servet düşüncesi ve mal-mülk hırsı baş gösterir. Bütün bunlar bir de ülfetle kuvvetlenir ve desteklenirse insan yenilebilir, kayıp düşebilir.

Bu hisler belirdikçe insan, bir yönüyle yerinde daha sıkı durmaya çalışmalı. Dine ve millete hizmet gayesine daha bir bağlanmalı. Cenâb-ı Hak, insanı hususi mahiyette nerede sıyanet edecekse, kul o noktayı aramalı. Kur'an-ı Kerim'de “Siz Beni anın, Ben de sizi anayım.” (Bakara, 2/152), “Allah'a yardım eder, dinine arka çıkarsanız, O da size yardım eder.” (Muhammed, 47/7) buyuruluyor ve bir manada İlâhî muhafazaya mazhar olma yolu gösteriliyor.

O zaman insan, duracağı tabyaları çok iyi belirlemelidir. Yani, bu İlâhî ahdi görmeli ve “Demek ki, ben O'nu anlatma konumunda olmalıyım. O konumun hakkını vermeliyim. Duruşumu sık sık gözden geçirmeli, kendimi sağlama almalıyım.” demelidir.

Bir taraftan, insan benliğinde bazı hisler gelişirken ve düşmanın, taarruz yollarını çoğaltması söz konusu iken o, olduğu yerde kalırsa elbette yenik düşer. İnsanın da o istikamette gelişmesi lazımdır. İmanı, sırf delillere dayalı zihnî bir mefhum olarak algıladığı dönemlerde insana sadece “inandım” demesi yetebilir. Fakat daha sonra bu itirafı ve bilgiyi kalbe mal etme, tabiatının bir yanı haline getirme, yani yeme-içme, yatma ve istirahat etme gibi tabiatının bir buudu haline getirme şarttır. İnsan, yemek yemediğinde rahatsızlandığı gibi ibadet etmediğinde de huzursuzluk duyacak kadar bunları tabiat haline getirmezse, daha sonraki ülfet döneminde ayakta duramaz, devrilir.

Bu açıdan, her fırsatta arz ediyorum dünkü inancımız Şah-ı Geylânî'nin imanı seviyesinde olsa da o, bugün yetmeyebilir. Bugün yeni baştan, bir kere daha ilim, idrak ve anlayış ufkumuza göre Allah'a olan imanımızı yenilememiz gerekir. Sürekli araştırmalı; aklımızın ermediği şeyler üzerinde “Burada bir hikmet vardır” mülâhazasıyla ısrarla durmalıyız.