Sevgi Gönüllü Kahramanlar Oldukça Sevgisizlik Yok Olmaya Mahkûmdur.

Bir feryat değil midir sevilmediğimiz anda, gönlümüze sanki uzaydan düşmüş gibi düşen feryat ile sevgisizliğe feryat edişimiz? Yalnızlığın soğuk mahpushanesinde kalışımız. Sanki bilinmezin bambaşka karanlık bir dünyanın boyutunda kalmış gibi hatta içine gökyüzünden düşmüş gibi hayretler içinde kalışımız, sevgi ile karşılaşacağımız beklentiler içinde sessizce yüreğimizde, kulağımızı tırmalayan feryat ile bekleyişimiz hayal kırıklığı değil midir?


Kim bu sevgisizliğin zincirini boynumuza doladı, bu karanlık bilinmezlik ortamında, bilinmez dünyanın ortasına çivileyerek yalnız bıraktı? Kim bilinmezliği ile şaşkın kalışımız, bizi bir çırpıda yutacağını yok edeceğini sandığımız sevgisizliğin korkunç gözleri ile karşı karşıya bıraktı? Sevgisiz kalmanın masumluğunda, çaresizliğimizle baş başa kalmamız bir vahşettir! Sevgiye doğru giden menzilde yolumuzu kaybettirenler, masum olmayan yüzleri ile sırıtırken, yüreğinde sevgiyi imanı ile koruyan kendi mutluluğu için değil, sevgiye muhtaç olanların mutluluğunu düşünen sevgi insanı babayiğit ile sevgiye giden menzildeki belirsizliği taşları dikenleri, yol levhasındaki işaretleri silenleri alaşağı ederek, temiz yüreğindeki imanın kuvveti ile alaşağı eden, sevda gönüllüsü ile sevgiye kavuşmak huzur duymak, sarılarak, bilinmez şehirlerdeki sürgün hayatın son bulması, sevgisizlik prangalarını boynumuza takanların soluksuz kalışı ile sevgiye doymanın hazzı ile o sevgi gönüllüsü kardeşimize sarılmanın hazzı saatlerce sürer...


Gözlerde mutluluk gözyaşları oluk oluk akarken, gülümseyen suratımız dan sinemize, Allah sevgisi ile kurumuş gönlümüzdeki güzelliklerin yeniden yeşermesinin taze nur çiçek kokusu ile sevgisizlik yalnızlık feryat son bulur. Sevgi gönüllü kahramanlar oldukça sevgisizlik yok olmaya mahkûmdur, edepsizlik yok olmaya mahkûmdur, temiz yüreklerin karanlık düşüncelerle işgali yok olmaya mahkûmdur... Taptaze hayallere, yıkılmışlık viranelikle talan edenlerin, soluksuz feryadı artık karanlık mezarların dibinde gelmektedir, zalimlik kokan akıbetleri ile saf yürekleri bir anlığına kandıranların soluksuz akıbetleri yerin binlerce altında kor alev yanarken kendileri ile birlikte, yeryüzünde yeniden gülümseyen yüzlerdeki sevgi ve imanın parıltısı dünyayı aydınlatıyor artık. Sevmek ve sevilmek işte bu kadar güzel ve muhteşem bir duygu ve hazdır. Sevmemek ve sevilmemekte işte bu kadar korkunç ve tarifi olmayan azap işkence ve yalnızlığın karanlığında yok olmaktır. Sevelim sevilelim, gülümseyelim masum yüzlerimizle, nefret ve kine yer vermeyen sevgilerimizle sevelim birbirimizi, gerisi zaten teferruat, gülümsememizle bizi takip edecek güzelliklerin ardımız sıra gelmesidir.

Mehmet Aluç-Kul Mehmet-