Canlı Bomba Eylemcileri Nasıl Seçiliyor? Nasıl Eğitiliyor?

Son dönemlerde artan canlı bomba eylemleri sonucu bizler de, canlı bomba olarak seçilen kişilerin nasıl seçildiği, bu kişilerin hangi psikoloji ile bu eylemi gerçekleştirmeyi kabul ettiği ve hedef ve yer seçiminde nelere dikkat ettiklerini...

  1. #1
    Üyelik tarihi
    08.04.2013
    Mesajlar
    4.069
    Beğendi
    586
    Beğenildi
    412

    Canlı Bomba Eylemcileri Nasıl Seçiliyor? Nasıl Eğitiliyor?

    Son dönemlerde artan canlı bomba eylemleri sonucu bizler de, canlı bomba olarak seçilen kişilerin nasıl seçildiği, bu kişilerin hangi psikoloji ile bu eylemi gerçekleştirmeyi kabul ettiği ve hedef ve yer seçiminde nelere dikkat ettiklerini araştırdık..

    Terörist gruplar neden canlı bomba kullanıyor?



    Ülkemizde her ne kadar klasik terör saldırıları da gündemde olsa da son dönemlerde canlı bomba eylemleri de arttı. Bu eylemlerin tercih edilmesinin nedenleri ise aslında basit. Bu eylemler, diğer saldırılara oranla daha kolay planlanabiliyor ve son ana kadar denetlenebildiği için de, uygulama bakımından daha etkili ve sonuç odaklı oluyor. Eylemci, arkada işe yarar hiçbir iz bırakmıyor, yardım aldığı kişiler hakkında bilgi veremiyor.

    Hepsinden önemlisi de, eylem planının en zor bölümünü oluşturan "kaçış" için herhangi bir kaygı barındırmıyor.

    Canlı bomba olan kişiler nasıl seçiliyor?



    Tel Aviv Üniversitesi'nde görevli İsrailli psikolog Ariel Merari, 50'den fazla canlı bombanın sosyal çevresini araştırdı. Araştırmada ne ortak bir karakter yapısı, ne de patolojik bir kimlik özelliği saptayabildi. Bütün bu katillerde en önemli benzerlik, hiç dikkat çekmemeleriydi.

    Akıllara gelen soru ''Sizin, bizim gibi insanlar mı yani?'' Yüzeysel olarak bakıldığında: Evet. İntihar komandolarının psikolojik analizlerini yapmaya çalışan farklı branşlardaki bilim adamları böyle söylüyorlar.

    Açıklama yaparken de, mezhep, tarikat veya intihar araştırmalarında kullanılan yöntemlere başvuruyorlar: "Narsisist (özsever) bir ruhsal yapı", "sınırlarda gezinen kişilik" ve "intihar öncesi sendrom".

    Seçilen eylemcilere baktığınız zaman, rahatlıkla duyguları harekete geçirilebilecek kişiler seçiliyor. Ayrıca bu eylemciler çoğunlukla toplumda yer edinemeyen kişiler arasından seçiliyor. Eylemcinin içinde kendini feda etme, bir kahraman olma duygusu ön plana çıkabiliyor.

    Elbette ciddi oranda da bir sosyal baskı var. Bu sosyal baskı içinde ona öğretilen duygu da şu: ‘Bunu gerçekleştirmediğin zaman grubun içinde saygı gören bir insan olarak yaşama şansın yok.’

    Bu eylemlerin temelinde hangi psikolojik nedenler var?



    Milyonlarca genç insan aynı bunalımlı ortamda yaşarken, neden sadece bazıları intihar komandosu olmaya karar veriyorlar? Canlı bomba haline gelinceye kadar nelerden etkileniyor ve hangi psikolojik baskıyı hissediyorlar?

    İntihar terörizminin altında, ağırlıklı olarak "şehit olma" inancı yatıyor. Bir nevi dini duyguların kötü emeller uğruna sömürülmesi de denilebilir. Son zamanlarda özellikle dini grupların gerçekleştirdiği intihar saldırıları da, bu gerçekle örtüşen bir başka durum. Geleneklerle yetişen dindar insanlar, öteki dünya ile ilgili vaatlere daha kolay inanıyorlar. En büyük ödül onların olacak: hem cennette hem de öldükten sonra yeryüzünde, kahramanlaşarak ölümsüzlüğe ulaşacaklar...

    Saldırı öncesi eylemcilerin motive olmaları için, narsisist yaraları iyice deşiliyor, varlıklarının tehlike altında olduğu tekrar tekrar vurgulanıyor: "Amerikalılar kültürümüzü ve dinimizi yok etmek istiyorlar" ya da "düşman, kardeşlerimizi öldürüyor". Böylelikle şiddetli bir çatışma potansiyeli yaratılıyor.

    Ayrıca bu kişilerin bilinçaltına yavaş yavaş ‘Sen zaten bu eylemi gerçekleştirmediğin zaman burada da insan gibi saygı görmeyeceksin. Ama bu eylemi gerçekleştirdiğin zaman hem grup adına hareket ediyorsun hem de kendini kahraman olarak kılıyorsun.' fikri yerleştiriliyor.

    Eylemcilerin düşünme yetileri neredeyse yok ediliyor



    Beyin yıkama tekniklerine "düşünmeyi durdurma ritüeli" de dahil. Grup halinde bir araya gelerek toplu yeminler ediliyor, iyi ya da kötü, bazı sözler koro halinde saatlerce ateşli bir şekilde tekrarlanarak bilinç uyutuluyor. Üyeler transa geçinceye kadar kendi kendine dualar okunuyor. Böyle toplantılar sıkça tekrarlanarak düşünme yeteneği iyice bastırılıyor. İlişkilerin ve bilgi akışının sıkıca denetimi, bakış açısını iyice daraltıyor. Kişide en ufak bir tereddüt görüldüğünde, grup, duygusal baskı uyguluyor.

    Kişinin utanması ve kendini suçlu hissetmesi sağlanıyor. Sonunda kişi, "korkak" damgası yemektense ölümü tercih ediyor. Kişilere, her şeyi sadece siyah-beyaz gören yalancı bir kişilik naklediliyor. Artık onların yaşamındaki her şey, sadece inananlar ve inanmayanlar, insan ve insan olmayanlar, her şey yada hiçbir şeyden ibaret! Sorunları çözebilmenin bir tek yolu var: intihar saldırısıyla düşmanın yok edilmesi!

    Canlı bombaların eğitim süreci



    Eylemcilerin seçilme sürecinde, bahsedilen psikolojik yatkınlıklar belirleniyor ve sonra iyice geliştiriliyor. Eğitimin uygulamalı bölümünde, cesaretlerini ve ruhsal dayanıklılıklarını kanıtladıkları testlerden geçiriliyorlar. Bunlar arasında "beyin yıkama"yı çağrıştıran uygulamalara da rastlanıyor: tamamen yalıtılmış bir odada günlerce sessiz bir şekilde oturmak ya da bazen yerin altına kazılan bir çukurda, bir cesetle birlikte 48 saat geçirmek...

    Ancak, intihar komandolarında posthipnotik (hipnoz sonrası) bir emir olasılığı tamamen yok sayılamaz; çünkü kişi, hipnozun "geleneksel değerleri"yle hareket ediyor: düşmanı yok etmek için her yol mubahtır. İnsanın içinde, geri dönüşü olmayan yola bir an önce girme bilincini yıllarca ayakta tutan bir iç mekanizmanın olduğu kesin. Suikastçı bu uzun yolu çoktan tamamlamış, yemin etmiş ve emri yerine getirme konusunda vazgeçilmez bir sorumluluk almıştı.

    Eylemden önceki son hazırlıklar da yolunda gidince, psikiyatristlerin kişilerde intihar öncesi sıkça gözlediği presuisidal (intihar öncesi) sendrom devreye giriyor ve büyük bir kararlılık gözleniyor. Aynı fırtına öncesi sessizlik gibi, insan büyük bir iç huzuruna kavuşuyor, serinkanlı ve dostça davranıyor. Veda mektubu yazıyor, arkadaşlarıyla eğlenmeye gidiyor, yiyip içiyor, video oyunları oynuyor.

    Ve artık son aşamaya sıra geliyor: Ölmek ve öldürmek...

    Kaynak: Onedio - Sosyal İçerik Platformu
    KUZEYLi Bunu beğendi.

  2. İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

  3. #2
    Üyelik tarihi
    16.04.2013
    Mesajlar
    3.997
    Beğendi
    217
    Beğenildi
    491
    Bir insana ne kadar söyletirsen söylet , ne kadar etkilersen etkile ama nasıl bir zihniyet. PArça parça olacağını bile bile kendini patlatmak. Amaç uğruna insanları katletmenin zihniyetini anlamak güç. Birileri kendini patlatırken birileri de çok önemli iş yaptık diye düşünmesi ise tamamen anlaşılmaz. Amacı ve sonucu olmayan bir eylem. Anlamak zor.

Facebook Yorumları

Hızlı Cevap

Sitemize üye olmadan konulara yorum yazabilirsiniz.




Ba$kentimiz? 2 kere yazın,arada bo$luk bırakın

Konu Bilgileri