" Elbaki.. Merhum ve gafur ilarahmete rabbülgafur karı dırdırından vefat eden Esseyid Halil Ağa'nın ruhuna fatiha"

Merkez Efendi mezarlığında bulunan mezar taşının üzerinde hicri 1260 yılında "karı dırdırından vefat eden Esseyid Halil ağa'nın ruhuna Fatiha" yazısı, Türk toplumunda, mezar taşlarının, adeta bir mesaj panosu olarak kullanıldığının, en güzel örneklerinden biridir.

Anlaşılan o ki yaşadığı süre içerisinde karısının çenesinden çok çeken Halil Ağa, ölmeden önce bir mezar hakkâkine kabir taşının bu şekilde yazılmasını vasiyet etmiştir.

Belki de ömrü boyunca eziyet çektiği karısını bu şekilde ifşa ederek ondan intikam almıştır.

MEZAR TAŞLARI...



İstanbul barındırdığı eserlerle bir nevi açık hava müzesidir.

Özellikle Osmanlı döneminde bir kişinin bulunduğu sosyal zümre, ekonomik durum ve yaptığı meslek onun kabir taşına bakılarak anlaşılabilirdi.

Özellikle taşların serpuş denilen baş kısımları incelenerek önemli bilgilere ulaşılabilirdi. ( Bu vesileyle Türkiye’de mezar taşlarının dili konusunda en dikkate değer çalışmaları yapan Tarihçi Necdet İşli hocanın “Osmanlı Serpuşları” adlı İstanbul 2010 ajansından çıkan kitabı tavsiye ederim) Ayrıca bu dönemde mezar taşları üzerinde yazan yazılar hat sanatımız açısından çok önemli çalışmalar olmakla birlikte, edebiyatımız açısından da incelemeye değerdir. Hele hele büyük bir ustalık isteyen ölüme tarih düşürme işi Osmanlı edebiyatının en zarif kısımlarından birini oluşturur.

Göçtüğü dünyaya dair belli başlı bilgileri barındırması adetten ve genel olmakla birlikte, çok daha az şey anlatanları, hatta hiçbirşey anlatmayanları da mevcuttur mezar taşlarının.

Örneğin bizzat gördüm, yeşil bir vita zeytinyağı tenekesinin iç kısmına bıçakla kazınmış bir isimden ibaret de olabilmektedir mezar taşı. tarihleri, dua ricasını bir yana koyunuz, soyisim bile yer almayabilmektedir.

Fani hayatta dikili bir taşı olmayanların, bu dünyaya dair herşeyi de sayılabilir mezar taşı.

Üzerine, ölen kişiyi en iyi anlattığına inanılan veya ona söylenmek istenen son söz niteliğinde yazılar yazılır.

Bunlar manzum ya da düz yazı şeklinde olabilir..

Mesela;

Beni kurşun değil, karı dırdırı öldürdü..

Erkek neslini tüketemeden gitti. (15 defa evlenen bayanın mezar taşı)

Kadınları sonunda anlamayı başaran adamı duydun mu?. (Kimseye anlatmaya fırsatı olmadan, gülmekten ölen adamın mezar taşı)

Yazımı, Tahirul Mevlevi'nin güzel şiiri ile bağlayayım...

Evlenen bahre düşer, evlad olursa ğark olur.

Sen kenarı bahri tut, evlenme sultanlık budur.

Tut ki kazara evlendin, sabredip artık otur.

Bir beladır başında sus, söylenme insanlık budur.


Bu gün hala yerinde olan bu mezar taşının bir karikatürü de meşhur mizah dergilerinden "Akbaba" dergisinde yayınlanmıştır.

Karı Dırdırından Vefat Eden  Halil Ağa'nın Ruhuna Fatiha

Kaynak:
Haluk Cangökçe, Kari dirdirindan ölen esseyid halil ağa'nin mezar taşi ve mezar taşlarindan örnekler... - Nüve Forum