Ah O An Kerbelâ Değil Âlem Yandı...




Vakit mi cehennem elbisesi mi giymişti
Yez’it mi üstüne nefreti dünyalık edepsizliği ile birlikte giymişti
Zaman koşarken sona Hz Hüseyin’e,
Gül kokan Resul’ün torununa doğru.
Zaman’a sona vakti kana bulayan merhametsiz gönüller,
Cehennem’den alev atına binmiş kendi alevlerinde yanmaya koşarken.
Zaman kâinata her daim dedesi gibi gülümseyen Hz Hüseyin’e gülümserken
Birazdan cümle Müslümanlar ve insanlarca acısını kalbinde silemeyeceği
O zalim ve melun zalimlerin vahşetine bir adım kalırken
Karardı gökyüzü kabardı, cehennem son sürati ile
Yolda nefreti ile cehennemin alev atına binerek koşanlara doğru
Ah Kerbela gönüller ismini anınca alevinle kavrulur
Ah kerbela ismin anılınca gözlerde yaşlar akar kurur
Ah yez’it ismin anılınca cehennemde alevler harlanır
Sanki sanki o an dünyayı kaplar o an alevi
Ah o an kerbela değil âlem yandı
Gönüller susuzluktan kavruldu
Merhametsizlikten kâinat kurudu
Ah olsaydık bir fırtına
O yez’itin suratına binler kumla dolsaydık
Ah yıldırım olsaydık bin yıldırım
O yez’it ve adamlarının kalbine hançer gibi saplansaydık
Ah yetişemedik gül kokan nebinin torunu
Ciğer paresi Hz Hüseyin’imize
Göğsümüzü parçalayarak siper olamadık
Yer yarıldı merhamet sanki silindi âlemde
Gönüller silindi bir anda sanki cehennem alevi sardı
Kanın toprağa damlamadan
Melekler seni kucakladı uçtular seninle cennete
Cennet gülüşünle nurlandı cennet sen meleklerin kanadında uçtun
Gül kokan nur dedenle buluştun
Cennet nurla doldu sen uçtun
Bizler nefretin önüne kalkan olamadık
Yanan yüreğimizin susuzluğunda kaldık
Cehennem alevinde yandık
Kavrulduk…
Eyvah ki eyvah
Artık bulunur mu bu dermansızlığa bir derman
Yolda gözünden alev saçanlara
Bulunur mu bir damla su söndürmek için
Gül kokulu Nur deden yolunda
Uğrarken Kerbela’ya
Gülüşün hala kumlarda parıldar iken
Yez’it'in feryadında her adımında kendisini yakan
Cehennem alevinin sıcaklığı kumlarda yanarken
Gülüşünde bir dem mutluluk alan bizler
Özlemine kanarken
Söz söylemez dillerimizle pişmanlığımızla seni anıyoruz


Mehmet Aluç-Kul Mehmet-