Çanakkale'deki "İlahi Işık"

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür A.Ş., Türk milletinin varlık mücadelesinin dönüm noktası olan Çanakkale Savaşı’na ait sözlü edebiyatımızda yer etmiş, toplumsal hafızamızda derin izler bırakmış olan 284 hikaye tek kitapta topladı. Kitapta,...

  1. #1
    Üyelik tarihi
    16.04.2013
    Mesajlar
    4.071
    Beğendi
    232
    Beğenildi
    556

    Çanakkale'deki "İlahi Işık"

    Çanakkale'deki "İlahi  Işık"

    İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür A.Ş., Türk milletinin varlık mücadelesinin dönüm noktası olan Çanakkale Savaşı’na ait sözlü edebiyatımızda yer etmiş, toplumsal hafızamızda derin izler bırakmış olan 284 hikaye tek kitapta topladı. Kitapta, 'İlahi ışık' hikayesi ve birçok hikayenin detayları ilham veriyor...

    Çanakkale'deki "İlahi  Işık"

    Kara Fatma’dan Derviş İbrahim’e…



    İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Türk Halk Edebiyatı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ferhat Arslan tarafından hazırlanan bu çalışmada, rengi kara olduğu için değil gözünü budaktan sakınmadığı için kara denilen Fatma Ana’yı, yağmurdan ıslanmaması için bebeğinin battaniyesini mühimmatın üstüne örten Halime kadını, savaştan üç yüz yıl önce yaşadığı söylenen Derviş İbrahim’i ve nice yiğitlerle alakalı hikayeler yer alıyor.

    Çanakkale'deki "İlahi  Işık"

    “Evliyaların Mehmetçiğe Yardımıyla İlgili Anlatılanlar”, “Türk Milletinin Olağanüstü Hasletleri ile İlgili Anlatılanlar”, “Mehmetçiğin Olağanüstü Hasletleri İle İlgili Anlatılanlar”, “Çanakkale Savaşı Şehitleri İle İlgili Anlatılanlar” ve "Diğer Olağanüstü Hadiselerle İlgili Anlatılanlar” olmak üzere dokuz ayrı bölümden iki yüz seksen dört anlatıdan oluşuyor.

    Çanakkale'deki "İlahi  Işık"

    Babası, taarruzdan önce namaz kılar ve sonrasında çatışma başlar. Çatışma esnasında bir arkadaşı vurularak yere düşer. Bir süre sonra beyaz bir ışık, bu arkadaşının üzerine düşer ve asker, hiçbir şey olmamış gibi çarpışmaya devam eder. Bu olayı, birçok kişi de görür.

    Çanakkale'deki "İlahi  Işık"

    Tabiat Unsurlarının Olağanüstülükleri



    Bulutlar Yardıma Geldi (Efsane)

    “Bugün tabiat Türkleri gizlemiş, Allah onları korumuştu.” General Hamilton

    Türk cephesi üzerinden yükselmeye başlayan sabah güneşinin ışıkları düşman askerlerinin gözlerini kamaştırıyor, isabetli atışlar yapamıyorlardı. Hem güneşin bu konumu hem de Türklerin yoğun ateşi yüzünden öğleden sonraya kadar ileri hücuma geçemediler. Öğleden sonra Türklerin işini bitireceklerine kesin gözüyle bakıyorlardı. Çünkü yaptıkları hesaba göre şu anda kendi gözlerini kamaştıran güneş ışınları, öğleden sonra kendi taraflarına doğru eğilecek, dolayısıyla bütün parlaklığıyla Türklerin gözlerini kamaştıracak, kendilerinin de hedeflerini seçmelerine ve vurmalarına yardımcı olacaktı.

    Çanakkale'deki "İlahi  Işık"

    Güneş gerçekten de eğilmeye başladı, harekete geçmek üzereyken inanılması güç bir olay meydana geldi: Hava pırıl pırıl, berrak iken birden sağdan soldan bulutlar gelip güneşin önünü kapayıverdiler. Dahası da hiç beklenmiyorken bir sis tabakası Türklerin önüne çöküverdi. Buna çok şaşırdılar, saat 14.30’da top başı yaparak yoğun bir ateşe başladılar. Türk siperlerini göremeden ateş ettiklerinden atışlarının çoğu boşa gidiyordu. Üstüne üstlük bu bombardıman için getirilmiş bulunan altmışlık toplarından çoğu sebepsiz yere arızalanarak saf haricine çıktılar. Bu çarpışmayı dürbünü ile izlemiş olan General Hamilton o akşam hatıra defterine kısa bir cümle yazmıştır. “Bugün tabiat Türkleri gizlemiş, Allah onları korumuştu.”

    Çanakkale'deki "İlahi  Işık"

    Peygamberimiz’in ve Ashab-ı Kiramın Yardımları



    Bir Alman Subayının Anlattıkları (Memorat)

    Alman Subayı Hans Kannengiesser Çanakkale Savaşları’ndan sonra hatıralarının bir bölümünde şöyle ifade ediyordu: “Bir gün, emir erimin vücudunun yarısını bir gülle parçası götürmüştü.

    Koştum, başını kucağıma aldım. Hiç de iyi değildi. Başını dikti, bir noktaya dalgın dalgın bakıyordu. Ben de onu teselli etmeye, kurtulacağını söylemeye çalışıyordum. O, gözlerini diktiği noktadan ayırmayarak: - Ben şehit oluyorum kumandanım, bak işte Peygamberim beni çağırıyor! dedi. İrkildim, onun gözlerini diktiği noktaya dikkatle baktım. Hiçbir şey göremedim. Tekrar ona döndüm, hayal mi görüyor diye gözlerine baktım. Hayır! Bu gözler hayal görmüyordu! Aslında Ben görmüyordum ama o Peygamberini görüyordu! Ve ruhu Peygamberine doğru uçtu gitti!”

    Çanakkale'deki "İlahi  Işık"

    Hızır Aleyhisselam’ın Mehmetçiğe Yardımı



    Toprağın Kurşuna Dönüşmesi (Efsane)

    Yine Çanakkale Savaşı’nda söylentilere göre, çok darda kaldığı zaman bir asker Allah’a yalvararak uykuya dalar. Rüyasında nur yüzlü bir zât yani Hızır, bu askere, çok sıkıştığı bir anda yerden bir avuç toprak alıp üflemesini, içinden kurşun çıkacağını söyler. Bu rüyayı gören asker çok darda kaldığı bir anda Hızır’ın değini yapar, yerden bir avuç toprak alıp üfler, bu toprak kurşun olur. Bu kurşunları alıp düşmana ateş eder, kurşunlar alev alır, karşısındaki askerleri öldürür.

    Çanakkale'deki "İlahi  Işık"

    Evliyaların Mehmetçiğe Yardımı



    Anzak Askerinin Savaştığı Manevi Askerler (Efsane)

    Çanakkale Savaşı’nda Türklerin karşısında birçok kuvvet vardı. İngilizler, Anzaklar, Hindular, Afrikalılar… Anzaklardan birisi savaş bittikten sonra ülkesine dönüyor. Fakat Türklerin bu mücadelesini hepsi saygıyla karşılıyor. Cumhuriyet kurulduktan sonra tekrar bizim ülkemize geliyor ve savaştığı askerlerin resimleri kendisine gösteriliyor. “İşte bu alayda bu askerlerle savaşmıştınız hatırlıyor musunuz?” deniyor. Bu Anzak askeri; “Ben bu kişilerle savaşmadım. Benim savaştığım ordu hem çok kalabalıktı, hem de bu ordudaki kişiler çok uzun boylu, çok iri yapılı kişilerdi. Hatta insan gibi bile değillerdi. Çok ruhani varlıklardı. Biz bundan dolayı bu savaşı kazanamadık.” diyor.

    Çanakkale'deki "İlahi  Işık"

    Türk Milletinin Olağanüstü Hasletleri



    Oğlunu Cepheye Gönderen Ana Son (Anekdot)

    Çanakkale Gazisi Hüseyin Kaçmaz’ın oğlu Turgut Kaçmaz babasının durumunu şöyle anlatır: Babası savaş esnasında 45 gün boyunca ayağından botunu çıkartmadığını fark ediyor. Botunu çıkarmak istiyor ama botun ayağına yapıştığını görüyorlar. Tedavisi için İstanbul’a naklediyorlar. Tabii ki annesi de bu olayı duyup geldiği zaman doktorlar ona durumu anlatıyor. “Bu yüzden mi savaştan geri kalacak? Bir an önce tedavisini yapın, Çanakkale’ye geri gönderin. Ben onu şehit olsun diye yetiştirdim.” diyor.

    Çanakkale'deki "İlahi  Işık"

    Mehmetçiğin Olağanüstü Hasletleri



    “Biz Allah İle Savaştık ve Yenildik!” (Anekdot)

    Çanakkale Savaşları’nın fikir babası olan Churchill, bütün üstünlüğüne rağmen İngilizlerin Mehmetçik karşısında niçin mağlup olduğu hususunda sorgulanırken, üzerine fazla gelindiği bir anda, çaresiz kalır ve şöyle der:

    “Anlamıyor musunuz, biz Çanakkale’de Türklerle değil, Allah ile savaştık! Tabii ki yenildik...”


    Bizim cephenin kumandanı olan Alman Liman von Sanders de, bu hususta şu hatırasını nakleder:
    Teftiş sırasında Mehmetçiğe soruyorum:

    “İyi savaşıyor musunuz?”
    “Evet kumandanım!”
    “Niçin savaşıyorsunuz?”
    “Allah rızası için!”


    Bütün Mehmetçiklerden hep aynı cevabı alan Alman General şu çok ilginç ve doğru yorumu yapar:

    “Evlatları Allah rızası için çarpışan bir millet, ebediyen var olur!”

    Çanakkale'deki "İlahi  Işık"

    Silahını Teslim Etmeyen Şehit (Efsaneleşen Memoratlar)



    Çanakkale Savaşları sonrası ölen askerleri defnetmekle görevli Türk askerleri, nehrin içinde şehit olan askerleri defnetmeye götürdüklerinde, bu şehit askerlerin ellerindeki silahları almaya çalışmışlar. Ancak vatanına sahip çıkan bu askerler, silahlarını ellerinden bırakmadıkları için silahlarıyla birlikte defnedilmişler.

    Çanakkale'deki "İlahi  Işık"

    Çanakkale Savaşı Şehitleri



    Çanakkale Şehitleri Kıbrıs Barış Harekâtı’nda (Efsaneleşen Memorat)

    Kıbrıs Barış Harekâtı’nda cephede olan bir asker, arkadaşına, sürekli; “Ben şehit olacağım.” der. Arkadaşı da; “Neden şehit olasın, beraberce eve döneceğiz.” der. Buna rağmen, asker şehit olacağına dair bir mektup yazar ve öldüğünde, annesine ulaştırmasını isteyerek mektubu arkadaşına verir. Asker, gerçekten de dediği gibi şehit olur. Savaş biter, arkadaşı da eve döner. Döndüğü zaman çantasındaki mektubu görür ve arkadaşının vasiyeti olduğundan, arkadaşının annesine mektubu ulaştırır. Arkadaşının yaşlı annesine durumu anlatır. Kadın da; “Benim oğlum Çanakkale’de şehit olmuştu zaten.” der.

    Çanakkale'deki "İlahi  Işık"

    Diğer Olağanüstü Hadiseler



    Hamilton’un Rüyası (Anekdot)

    İngiliz birliklerinin başkumandanı General Hamilton’un “Kâbus” diye bahsettiği bir rüyası vardır. Dillere destan; tarihte geçen birçok rüyalara da benzer.

    İngiliz Generali, Ağustos mağlubiyetinden sonra ruhen sarsılmıştır. Bir aralık istifa etmeyi düşünür. Fakat emrindeki subayları değiştirmekle yetinir. Hatıralarının o kısmında şunları yazıyor. Şimdi, beraberce onun kaleminden okuyalım: “…Dün gece korkunç bir rüya gördüm. Bu rüyadan ziyade bir kâbus idi. Helles kıyılarında boğulmak üzere idim. Boğazımı demir kıskaç gibi sıkan bir el, beni suyun dibine doğru çekiyordu. Sular başıma yaklaşmak üzereydi. Uyandığım zaman ter içerisinde idim ve titriyordum. Çadırımda yabancı birisi varmış gibi bir his vardı içimde. Şimdiye kadar böyle korkunç bir rüya görmemiştim. Çanakkale’nin meş’um olduğu fikri kafamda yer etmeye başlamıştı. Saatlerce kurtulamadım bu histen. Sanki biz daha buralara gelmeden akıbetimiz kararlaştırılmıştı.”

    Çanakkale'deki "İlahi  Işık"

    Çanakkale'den resimler



    Çanakkale'deki "İlahi  Işık"

    1. Çanakkale Savaşları'nda kahramanca görev yapan Türk askeri



    Çanakkale'deki "İlahi  Işık"

    2. Esat Paşa parçalanmış bir düşman topun başında



    Çanakkale'deki "İlahi  Işık"

    3. Çanakkale Müstahkem Mevki Komutanı Mirliva Cevat Paşa


    Çanakkale'deki "İlahi  Işık"

    4. Çanakkale'de hücuma geçen Anzak askerleri.


    Çanakkale'deki "İlahi  Işık"

    5. Çanakkale Cephesi'ne gönderilen çocuk askerler.


    Çanakkale'deki "İlahi  Işık"

    6. Çanakkale Savaşları'nda bir İngiliz hücumu.



    Çanakkale'deki "İlahi  Işık"

    7. Çanakkale Cephesi'nde kahramanca savaşan Türk askerleri.


    Çanakkale'deki "İlahi  Işık"

    8. Türk askerleri düşmandan ele geçirilen silahları test ederken


    Çanakkale'deki "İlahi  Işık"

    9. Anzak askerlerinin karaya çıkışı.


    Çanakkale'deki "İlahi  Işık"

    10. Yemek kazanları.


    Çanakkale'deki "İlahi  Işık"

    11. Düşman hücumu ve bombardımanı



    Çanakkale'deki "İlahi  Işık"

    12. Cephede yaralı askerlere yardım eden Hilal-i Ahmer (Kızılay)


    Çanakkale'deki "İlahi  Işık"

    13. Seddülbahir'de düşmandan ele geçirilen büyük bir top.


    Çanakkale'deki "İlahi  Işık"

    14. Gelibolu'da savaşan Türk askerleri.


    Çanakkale'deki "İlahi  Işık"

    15. Esat Paşa Karargâhı erkânı harbiyesi.



    Çanakkale'deki "İlahi  Işık"

    16. Gelibolu'daki bir siperde İngiliz askerleri.


    Çanakkale'deki "İlahi  Işık"

    17. Cephede yemek yiyen Türk askerleri.


    Çanakkale'deki "İlahi  Işık"

    18. Yaralı bir Türk askerinin sevki.


    Çanakkale'deki "İlahi  Işık"

    19. Düşman donanmasına ait Agamemnon zırhlısı.


    Çanakkale'deki "İlahi  Işık"

    20. 27. Alay Sancağı Kanlısırt'a dikilyor.


    Çanakkale'deki "İlahi  Işık"

    Çanakkale'deki "İlahi  Işık"

    Çanakkale'deki "İlahi  Işık"

    21. NUSRET MAYIN GEMİSİ



    Çanakkale'deki "İlahi  Işık"
    Ugur Bunu beğendi.

  2. #2
    Üyelik tarihi
    16.04.2013
    Mesajlar
    4.071
    Beğendi
    232
    Beğenildi
    556
    Çanakkale'deki "İlahi  Işık"

    Çanakkale'deki "İlahi  Işık"

    Çanakkale'deki "İlahi  Işık"

    Çanakkale'deki "İlahi  Işık"

    Çanakkale'deki "İlahi  Işık"

    Çanakkale'deki "İlahi  Işık"

    Çanakkale'deki "İlahi  Işık"

    Çanakkale'deki "İlahi  Işık"

    Çanakkale'deki "İlahi  Işık"

    Çanakkale'deki "İlahi  Işık"

    Çanakkale'deki "İlahi  Işık"

    Çanakkale'deki "İlahi  Işık"

    Çanakkale'deki "İlahi  Işık"
    Ugur Bunu beğendi.

  3. #3
    Üyelik tarihi
    16.04.2013
    Mesajlar
    4.071
    Beğendi
    232
    Beğenildi
    556
    Çanakkale'deki "İlahi  Işık"

    Çanakkale'deki "İlahi  Işık"

    Çanakkale'deki "İlahi  Işık"

    Çanakkale'deki "İlahi  Işık"

    Çanakkale'deki "İlahi  Işık"

    Çanakkale'deki "İlahi  Işık"

    Çanakkale'deki "İlahi  Işık"

    Çanakkale'deki "İlahi  Işık"

    Çanakkale'deki "İlahi  Işık"

    Çanakkale'deki "İlahi  Işık"

    Çanakkale'deki "İlahi  Işık"

    Çanakkale'deki "İlahi  Işık"
    Ugur Bunu beğendi.

  4. #4
    Üyelik tarihi
    01.11.2014
    Mesajlar
    387
    Beğendi
    125
    Beğenildi
    61
    Üsteğmen Faruk, cepheye yeni gelen askerleri denetlerken, bir yandan da onlarla Sohbet ediyor, ‘ Nerelisin?’ gibi sorular soruyordu. Gözleri bir ara, saçının ortası sararmış bir delikanlıya takıldı Yanına çağırdı ve merakla sordu:
    ” Adın ne senin evladım?” dedi.
    ” Ali, komutanım” dedi.
    ” Nerelisin?”
    ” Tokatlıyım, komutanım, Tokat’ın Zile kazasındanım…”
    ” Peki evladım,bu kafanın hali ne?
    Saçlarının ortası neden kırmızı boyalı böyle?”
    ” Cepheye gelmeden önce anam saçıma kına yaktı komutanım. Neden yaktığını da bilmiyorum.”
    ” Peki dedi üsteğmen. “Gidebilirisin Kınalı Ali.”
    O günden sonra Ali’nin adı Kınalı Ali oldu.
    Cephede tüm arkadaşları Kınalı Ali demekle yetinmiyor, saçındaki kınayı da alay konusu yapıyorlardı. Kınalı Ali, arkadaşlarına karşı sevecen ve dürüst tutumu sayesinde, kısa sürede hepsinin sevgisini kazandı.

    Bir gün memleketine mektup göndermek için arkadaşlarından yardım istedi.
    ” Anama, babama burada iyi olduğumu bildirmek istiyorum.
    Ama okumam yazmam yok. Biriniz yardım edebilir misiniz?”
    Biri değil, birçok arkadaşı yardıma geldi.
    ” Sen söyle biz yazalım” dediler.
    Kınalı Ali söylüyor, bir arkadaşı yazıyor, diğeri de Söylenenlerin
    doğru yazılıp yazılmadığını denetliyordu.
    ” Sevgili anacığım, babacığım hasretle ellerinizden öperim. Ben burada çok iyiyim, beni sakın merak etmeyin.”
    Kız kardeşini, kendinden küçük erkek kardeşinin sağlığını ve hatırını sorduktan sonra, köydeki herkesin burnunda tüttüğünü ve kimsenin
    kendisini merak etmemesini söyledikten sonra, Biz burada var oldukça bilesiniz ki düşman bir adım bile ilerleyemeyecektir tümcesi ile bitiriyordu.
    Tam zarf kapatılırken Ali ” iki üç satır daha ekleteceğini” söyleyerek
    Mektubun sonuna şunları yazdırdı.

    ” Anacığım, beni buraya gönderirken kafama kına yaktın ama, Burada komutanlarım da, arkadaşlarımda benle hep dalga geçiyorlar. Cepheye gitmek sırası yakında inşallah kardeşim Ahmet’e gelecek, Onu gönderirken sakın kına yakma saçına. Burda onunla da dalga geçmesinler. Tekrar ellerinden öperim anacığım.”

    Gelibolu’da savaş giderek şiddetleniyordu. İngilizler kesin sonuç almak için tüm güçleriyle yükleniyorlardı. Cephede savaşan askerlerimiz önceleri birer, birer, sonraları beşer,beşer,
    Onar, onar şehit oluyorlardı. Gelen destek güçleri de yeterli olmuyor, onlarında sayıları giderek azalıyordu.
    Gelibolu düşmek üzereydi. Kınalı Ali’nin komutanı bu durum karşısında çaresizdi. Kendi bölüğü henüz sıcak temasa hazır değildi. Genç erlerine insan bedeninin süngü ve mermilerle orak gibi biçildiği bu cepheye göndermek zorunda kalmaması için Allah’a dua ediyordu. Komutanlarını düşünceli ve sıkıntılı gören Kınalı Ali ve arkadaşları, komutanlarına gidip, ondan kendilerini cepheye göndermesini istediler. Askerlerinin ısrarları üzerine komutanları daha fazla direnemedi ve ölüme gönderdiğini bile, bile bu isteklerini kabul etmek zorunda kaldı.
    Kınalı Ali ve arkadaşları, sevinç çığlıkları atarak cepheye hayır, bile,bile ölüme gidiyorlardı.
    O gün güle oynaya Gelibolu cephesinde ölümle buluşacakları yere koşan Kınalı Ali’nin bölüğünden tek kişi geri dönmedi. Gidenlerin tümü şehit olmuştu. Bu olaydan kısa bir süre sonra Kınalı Ali’ye anne, babasından mektup geldi. Onun yerine komutanı aldı mektubu ve buruk bir ifade ile okumaya başladı. Cepheye gitmeden önce arkadaşlarına yazdırdığı mektubuna aile adına babası yanıt veriyordu.

    ” Oğlum Ali, nasılsın, iyi misin? Gözlerinden öperim, selam ederim.
    Öküzü sattık, parasının yarısını sana gönderiyoruz, yarısını da yakında cepheye gidecek küçük kardeşine veriyoruz. şimdi öküzün yerine tarlayı ben sürüyorum. Fazla yorulmuyorum da. Sen sakın bizi düşünme.”
    Babası mektupta köydeki herkesten akrabalarından haberler verdikten sonra “şimdi ananın sana diyeceği var” diyerek sözü ona bırakıyordu.
    Mektubun bundan sonraki bölümü Kınalı Ali’nin anasının ağzından
    yazılmıştı şöyle diyordu anası:
    ” Oğlum Ali, yazmışsın ki kafamdaki kınayla dalga geçtiler. Kardeşime de yakma demişsin. Kardeşine de yaktım. Komutanlarına ve arkadaşlarına söyle senle dalga geçmesinler.
    Bizde üç işe kına yakarlar;
    1 – GELİNLİK KIZA, GİTSİN AİLESİNE, ÇOCUKLARINA KURBAN OLSUN DİYE
    2 – KURBANLIK KOÇA, ALLAH’A KURBAN OLSUN DİYE
    3 – ASKERE GİDEN YİĞİTLERİMİZE, VATANA KURBAN OLSUN DİYE…
    Gözlerinden öper, selam ederim. Allah’a emanet olun
    ” Ali’nin mektubu okunurken ve çevresindeki herkes onu dinlerken, hıçkıra, hıçkıra ağlıyordu… “

    (Bu mektubun aslı Çanakkale Müzesindedir.)
    Ugur Bunu beğendi.

Facebook Yorumları

Hızlı Cevap

Sitemize üye olmadan konulara yorum yazabilirsiniz.




Ba$kentimiz? 2 kere yazın,arada bo$luk bırakın

Konu Bilgileri

Bu Konu için Etiketler