Tevrat’ta Hz. Muhammed (s.a.v.)

Kur’an, Yahudilerin kitapları olan Tevrat’ın kelimelerinin yerlerini ve anlamlarını değiştirmek suretiyle dinlerinde tahrifat yaptıklarını söylemektedir. Bu yüzden Peygamberimiz’le ilgili işaretler, Yahudiler tarafından başka anlamlara çekilmek ve...

  1. #1
    Üyelik tarihi
    16.04.2013
    Mesajlar
    4.257
    Beğendi
    265
    Beğenildi
    606

    Tevrat’ta Hz. Muhammed (s.a.v.)

    Kur’an, Yahudilerin kitapları olan Tevrat’ın kelimelerinin yerlerini ve anlamlarını değiştirmek suretiyle dinlerinde tahrifat yaptıklarını söylemektedir. Bu yüzden Peygamberimiz’le ilgili işaretler, Yahudiler tarafından başka anlamlara çekilmek ve değiştirilmek istenmiştir. Kelimelerin anlamını çarpıtarak var olan anlamı bozan ehl-i kitap, böylece Peygamberimiz’e işaret eden izahların anlaşılmasını zorlaştırmışlardır. Bu konuya işaret eden Kur’an ayetleri şöyledir:
    “ “Yahudilerin bir kısmı kelimeleri yerlerinden değiştirirler ve dillerini eğip bükerek işittik ve karşı geldik derler…”(Nisa Suresi 46)
    “Onlar yerlerine konulmuş kelimeleri değiştirirler ve “Size bu verilirse alın, verilmezse sakının.” derler…”(Maide Suresi 41)
    ,,
    Şimdi Tevrat’ta Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’e işaret eden ifadelere geçiyoruz:

    (Eski Ahit Haggay 2, ayet 6-7 arası):Her şeye egemen Efendiniz diyor ki: “Bir kere daha, vakit azdır ve Ben göklerle yeri, denizle karayı sarsacağım…Ve bütün milletleri sarsacağım ve bütün milletlerin Himada’sıgelecek ve bu mabedi şanla, şerefle dolduracağım.”

    Geleceği müjdelenen ve Tevrat’ın bu bölümünün orijinal metninde geçen “Himada”kelimesi, Arapça’da geçen Muhammed ismiyle aynı köklerden ve Ahmed isminin harfleri olan “Ha, Mim ve Dal”harflerinden oluşmaktadır ve genel olarak aynı anlamları taşımaktadır. Böylece Hz. Muhammed’in ismi veya isminin anlamını veren kelime, ayetin ifadesinde, gelecekte oluşacak görkemli bir olay ile beraber anılmaktadır.

    Acaba Eski Ahit’ten sonra gelen ve Allah’ın varlığını milyarlara yayan Hz. Muhammed’in (s.a.v.)’in gelişinden daha görkemli ne olabilir! Demek, Tevrat’ın bu ayeti Peygamberimiz’den ve onun ile meydana gelecek müthiş ve görkemli hadise olan İslam’ın bütün devletleri sarsarak dünyaya galip gelmesinden haber vermektedir.

    Eski Ahit, İşaya bölümü 42, âdeta Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’ i anlatmakta.



    Eski Ahit, İşaya bölümü 42, âdeta Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’i anlatmakta ve onun geleceğinden haber vermektedir… İlk önce Eski Ahit’in bu bölümünü okuyalım ve daha sonra Tevrat’ta geçen bu ifadeleri tahlil edelim:
    “İşte kendisine destek olduğum, gönlümün kendisinden razı olduğu, seçtiğim kulum. Ruhumu (yani Cebrail’i) onun üzerine koydum. Milletler için adaleti meydana çıkaracaktır… Bağırıp çağırmayacak. Sokakta sesini yükseltmeyecek… Ezilmiş kamışı kırmayacak ve tüten fitili söndürmeyecek. Adaleti sadakatle ulaştıracak… Yeryüzünde adaleti sağlayana dek cesaretini yitirmeyecek ve kıyı halkları onun kanunlarını bekler… Gökleri yaratıp onları yayan, yeryüzünü ve ürününü seren, Dünya’daki insanlara soluk, orada yaşayanlara ruh veren Efendiniz Allah diyor ki: Ben Efendin, seni doğrulukla çağırdım. Elinden tutacak, seni koruyacağım, seni halka antlaşma ve uluslara ışık yapacağım… Öyle ki kör gözleri açasın, zindandaki tutsakları ve cezaevi karanlığında yaşayanları özgür kılasın… Ben Efendinim. Adım budur. Onurumu bir başkasına, övgülerimi putlara bırakmayacağım… Bakın, önceden bildirdiklerim gerçekleşti. Şimdi de yenilerini bildiriyorum, bunlar ortaya çıkmadan önce size duyuruyorum… Ey denizlere açılanlar ve denizlerdeki her şey, kıyılar ve kıyı halkları! Efendiniz’e yeni bir ilahi söyleyin. Dünya’nın dört bucağından onu ezgilerle övün… Çöl ve onun şehirleri, Kedar’ın oturduğu köyler seslerini yükseltsinler. Selada oturanlar terennüm etsinler, dağların doruklarından bağırsınlar…

    Eski Ahit İşaya bölümü 42’de geçen gelecek ile ilgili bu anlatımlar Peygamberimiz’le büyük bir uyum göstermektedir. Hem bu hadiselerin ileride olacağının söylenmesi de çok önemlidir. Demek ki, bu müjde Hz. Musa zamanında ve daha önce açığa çıkmamıştır. Gelecekte vaki olacaktır… Şimdi bu müjdenin Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) olduğunu, bu ifadeleri birer birer inceleyerek görelim:

    1-)Eski Ahit İşaya 42, Ayet 1:

    “İşte kendisine destek olduğum, gönlümün kendisinden razı olduğu, seçtiğim kulum. Ruhumu (Cebrail’i) onun üzerine koydum. Milletler için adaleti meydana çıkaracaktır.”

    Tevrat’ta geçen bu cümle, her kelimesiyle Peygamberimiz’e işaret etmektedir. Zira Allah ona destek olmuş, ondan razı olmuş ve insanlar üzerine onu seçmiştir. Ayrıca Cebrail’i ona göndermiş ve milletler içinde adaleti onunla meydana çıkartmıştır. Demek, bu ifadede geleceği müjdelenen zatın 5 sıfatı da Efendimiz (s.a.v.)’de mevcuttur. Öyleyse Tevrat’ın bu cümlesi, her kelimesi ile Efendimiz (s.a.v.)’i müjdelemektedir.

    2-)Eski Ahit İşaya 42, Ayet 2 ve 3:

    “Bağırıp çağırmayacak. Sokakta sesini yükseltmeyecek. Ezilmiş kamışı kırmayacak ve tüten fitili söndürmeyecek. Adaleti sadakatle ulaştıracaktır…”

    Tevrat’ta geçen bu ifadelerde Efendimiz’in güzel ahlakından haber vermektedir. Kur’an ayetleri Efendimiz’in bu vasfını,“ Muhakkak ki sen üstün bir ahlaka sahipsin.”ifadesiyle beyan buyururken, Tevrat’ta da bu şekilde haber verilmektedir. Demek, geleceği müjdelenen zat üstün bir ahlakın sahibi olacaktır. Efendimiz (s.a.v.) ise dost ve düşmanın tasdikiyle böyle üstün bir ahlaka sahiptir.

    3-)Eski Ahit İşaya 42, Ayet 4:

    “Yeryüzünde adaleti sağlayana dek cesaretini yitirmeyecek ve kıyı halkları onun kanunlarını bekler…”

    Tevrat’ın bu cümlesi de Efendimiz’den haber vermektedir. Zira Efendimiz daha sağken yeryüzüne hâkim olmuş ve adaleti sağlamıştır. Ve asla cesaretini kaybetmemiştir. Hatta “Allah seni insanlardan koruyacaktır.” ayet-i kerimesi indiğinde, çadırının önünde nöbet bekleyen sahabeleri dahi göndermiş ve onlara: “Artık beni Allah koruyacak, sizin beklemenize gerek yok.” demiştir. Ve yeryüzünde, zulüm ile âdeta işkence gören insanlar ve milletler, adaleti sağlayacak bu zatı beklemişlerdir. Demek, bu ifade Efendimiz’in cesaretinden, adaleti sağlayacağından ve kıyı halklarının onun kanunlarını beklemelerinden haber vermekle, Efendimiz’e işaret etmiş. Hatta Efendimiz (s.a.v.)’i tarif etmiştir.

    4-)Eski Ahit İşaya 42, Ayet 6:

    “Ben Efendin, seni doğrulukla çağırdım. Elinden tutacak, seni koruyacağım, seni halka antlaşma ve uluslara ışık yapacağım…”

    Tevrat’ta, geleceği müjdelenen o zatın Allah tarafından korunacağından bahsedilmiş ki, Allah’ın Efendimiz’i en zor zamanlarda hatta kurtulmanın imkânsız olduğu en zor durumlarda koruduğu ve onu selamete çıkardığı tarihçe malumdur. Hatta hicrette; saklandığı mağarada müşrikler tarafından yakalanması an meselesi iken ve yanındaki sadık dostu Hz. Ebubekir onun için gözyaşı dökerken, o metanetle sadık dostuna: “Korkma! Allah bizim ile beraberdir.” diyerek bu ilahî korumanın varlığını bildirmiştir. Efendimiz’in hayatının her safhasında bu ilahî koruma görülmektedir. Siyer-i nebevi’yi iyi bilenler bu sözümüze şahit olacaklardır.

    Ayrıca Efendimiz halka antlaşma olmuştur. Onun ile kan davaları son bulmuş, düşmanlar kardeş olmuştur… Ve yine Efendimiz ile uluslar yollarını bulmuş, âdeta onlara ışık olmuştur.

    Demek, Tevrat’ta geleceği müjdelenen zatın üç vasfı ki: Allah’ın onu koruyacağı, halka antlaşma ve uluslara ışık olacağı Efendimiz’in herkesçe malum olan sıfatlarıdır.

    5-)Eski Ahit İşaya 42, Ayet 7:

    “Öyle ki kör gözleri açasın, zindandaki tutsakları ve cezaevi karanlığında yaşayanları özgür kılasın…”

    Tevrat’ın bu cümlesi de Efendimiz’den haber vermektedir. Zira onunla körelmiş gönül gözleri görmüş ve hasta gönüller iyileşmiştir. Onunla nefsin tutsakları özgür kalmış ve şirkin karanlığında yaşayanlar tevhid ışığına kavuşmuştur.

    6-)Eski Ahit İşaya 42, Ayet 8:

    “Ben Efendin’im. Adım budur. Onurumu bir başkasına, övgülerimi putlara bırakmayacağım..”

    Tevrat’ta geçen bu ifade çok manidardır. Çünkü Allah-u Teâlâ bu ayetiyle, göndereceğini müjdelediği zatın, putperestliği yok edeceğini haber vermektedir. Peygamberimiz’in de en büyük mücadelesi putperestler ile olmuş ve Mekke’yi fethettiğinde ilk iş olarak Kâbe’deki putları kırmıştır.

    Ayrıca Allah-u Teâlâ bu ayette, “putlara övgüleri bırakmayacağını” bildirmiştir. Efendimiz bu vazifeyi de yapmış ve “Elhamdülillah” fermanıyla, bütün övgülerin Allah’a mahsus olduğunu bildirmiştir. O hâlde geleceği bildirilen o zat Efendimiz (s.a.v.)’dir. Zira Peygamber Efendimiz, müjdelenen zatın vazifesini hakkıyla eda etmiştir.

    7-)Eski Ahit İşaya 42, Ayet 11:

    “Çöl ve onun şehirleri, Kedar’ın oturduğu köyler seslerini yükseltsinler. Selada oturanlar terennüm etsinler, dağların doruklarından bağırsınlar.”

    Tevrat’ın bu cümlesi de Efendimiz’den haber vermektedir.Zira Efendimiz; Hz. İbrahim’in oğlu, İsmail’in oğlu Kedar’ın soyundan olan bir toplumun üyesiydi. Demek, bu ifade Efendimiz’in soyuna işaret etmektedir.

    Sözün özü: Eski Ahit’in bu bölümleri Efendimiz ile tam bir uygunluk içindedir. Ayrıca Tevrat’ın bu bölümünün devamında 17. ayette, putperestlerin utandırılmasından bahsedilmesi de ilginçtir. Zira bu utandırma hadisesi de Efendimiz ile gerçekleşmiştir. Evet, dikkatli bir incelemeyle Eski Ahit’te daha birçok işaretler bulunabilir.

    Demek, Kur’an’ın söylediklerini embriyolojiden astronomiye, jeolojiden arkeolojiye birçok bilim dalı onayladığı gibi, Eski Ahit’in işaretleri de desteklemektedir.
    Konu MURATS44 tarafından (28.07.2016 Saat 20:45 ) değiştirilmiştir.

  2. İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

  3. #2
    Üyelik tarihi
    16.04.2013
    Mesajlar
    4.257
    Beğendi
    265
    Beğenildi
    606
    Hz. Musa (a.s.)’ın haber verdiği peygamber kim?

    Kitab-ı Mukaddes, Tesniye Bâb 18, Ayet 18:“Onlar için kardeşleri arasından, senin gibi bir peygamber çıkaracağım ve sözlerimi onun ağzına koyacağım.”

    Yeni ahit Resullerin İşleri, Bâb: 3, Ayet 22:“Gerçek, Musa demiştir: “Rab size kardeşleriniz arasından benim gibi bir peygamber çıkaracak, her ne söylerse onu dinleyeceksiniz. Ve bütün peygamberler, İsmail ve sıra ile gelenler, hep söylenen bu günleri ilan ettiler.”

    Şimdi Kitab-ı Mukaddes’ten alınan bu iki cümleyi tahlil edelim:

    1-)Hz. Musa’nın, Hz. İbrahim’in oğlu Hz. İshak’ın soyundan gelen İsrailoğulları’na; “kardeşleriniz” şeklindeki hitabı, Hz. İshak’ın kardeşi Hz. İsmail’in soyuna yani İsmailoğulları’na işarettir. İsmailoğulları’ndan gelecek olan peygamber ise ancak Hz. Muhammed (s.a.v.) olabilir; çünkü İsmail soyundan yalnızca Efendimiz (s.a.v.) gelmiştir. Hz. Yuşa ve Hz. İsa; Hz. İsmail’den değil, İsrailoğulları’ndandır.

    2-)Hz. Musa, “benim gibi” sözüyle Peygamberimiz’i kastetmektedir. Çünkü cihad, getirdiği kanun ve hükümler, koyduğu cezalar, cemaati arasında sözünün dinlenir olması.. gibi yirmi kadar hususta Hz. Musa’ya benzeyen, Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.)’dir. Hz. Yuşa ve Hz. İsa değildir.

    3-)Ayette geçen, “Sözlerimi ağzına koyacağım.” ifadesi, Efendimiz’in ümmi olup okuma yazmayı bilmediği hâlde Allah’ın kelamını kolayca hıfzedip insanlara okuyacağına işarettir. Ve bu haber, verildiği gibi aynen gerçekleşmiştir.

    Ayrıca Tesniye 18 ve 19. ayetlerdeki bir ifadeye özellikle dikkat çekmek istiyoruz: Bu cümlelerde, “gelecek peygamberin, Tanrı’nın ismiyle sözler söyleyeceği” vurgulanmaktadır. Peygamberimiz’e gelen Kur’an’ın en ilginç ve diğer kitaplarda görünmeyen özelliklerinden birisi de, Kur’an’ın 114 surenin 113’ünün Besmele ile yani “Bismillahirrahmanirrahim” (Rahman ve Rahim olan Allah’ın ismiyle) diye başlamasıdır.

    Hatta Peygamberimiz sadece Kur’an ayetlerini okumaya değil, her işine besmele ile başlardı ve bunu ümmetine tavsiye ederdi. Demek, Tevrat’ta geleceği müjdelenen ve Tanrı’nın ismiyle sözler söyleyeceği bildirilen zat, Hz. Muhammed (s.a.v.)’dir.


Facebook Yorumları

Hızlı Cevap

Sitemize üye olmadan konulara yorum yazabilirsiniz.




Ba$kentimiz? 2 kere yazın,arada bo$luk bırakın

Konu Bilgileri

Bu Konu için Etiketler