Osmanlı Düşmanlığı Gizli İslam Düşmanlığı Demektir
Prof. Dr. Ahmet Akgündüz sosyal medya hesabından günümüzde yaşanan tartışmalara ışık tutacak çok çarpıcı tespitlerde bulundu. Yazısında Bediüzzaman Said Nursi hazretlerinin görüşlerine de yer veren Prof. Dr. Ahmet Akgündüz'ün açıklamaları şöyle;

ÜÇ GÜRUH OSMANLI DÜŞMANLARI VE BEDİÜZZAMAN'IN CEVABI

Günümüzde, Osmanlı Devleti’ne cephe alan belli mihraklar ve karanlık güçler, üç kol halinde, en uzun ömürlü İslam Devleti olan Osmanlı Devleti’ne hücum etmektedirler:

Birinci kol,

İslam'a düşmanlıklarını açıktan ortaya koyamayan ve bunu Osmanlı düşmanlığı adı altında yürüten din ve tarih düşmanlarıdır. Bunlar, kusurlarıyla birlikte, İslam’ı hayatın bütün safhalarında yaşayan ve yaşatmaya çalışan Osmanlı Devleti’ni tenkid etmekle, açıktan yapamadıkları İslam düşmanlığını böylece yapmış oluyorlar. Bütün Kemalistler, CHP zihniyeti ve Avrupa'daki bazı karanlık noktalar bu gruba girmektedir. Amerika'daki Bernard Lewis de bu gruptandır.

İkinci kol ise,

altı yüz sene, İslam'ı neşretme hizmetindeki Osmanlı Devleti'ne ayak bağı olmuş, İslam'ı kendi safiyetinden çıkarmaya çalışmış bir devletin fikir propagandalarına kanan ve tarihimizi tam bilmeyen bazı saf Müslümanlardır. Bunlar daha ziyade Şi'i propagandası yapan İran taraftarlarıdır.

Üçüncü kol ise,

Osmanlı Devleti’nin bütün Müslümanları kucaklayan ümmet ve Osmanlı Milleti anlayışına karşı çıkan ve yanlış olarak Osmanlı Devleti’ni Türk düşmanı gibi göstermeye çalışan belli bir ekiptir. Özellikle Fatih’in kapıkulu sistemini ve Sokullu gibi başka ırklara mensup Osmanlı devlet adamlarını acımasızca tenkit edenler bu grup içinde yer almaktadırlar. Bunlar, biz Türkçüyüz yahut Turancıyız diyen ama Dine de muhalif olan bazı Türk milliyetçileridir.

Her üç kolun da ellerinde koz olarak kullandıkları en önemli mevzulardan biri, Osmanlı padişahlarının ve Osmanlı Devleti'nin, İslam dininin, içki yasağı ile alakalı hükümlerini hiçe saymaları ve aşırı bir içki mübtelası olmaları şeklindeki iddiadır. Harem mevzuu da bu tür iddialarla bezenerek ve süslenerek vatandaşın önüne çıkarılmak istenmektedir.

BEDİÜZZAMAN NE DİYOR?

"İşte, ka'be-i saadetimiz olan ittihad-ı münevver-i İslamın Hacer-ül Esved'i, Ka'be-i Mükerremedir; ve dürret-i beyzası, Ravza-i Mutahhara'dır; Mekke-i Mükerreme'si, Ceziret-ül Arab'dır; Medine-i medeniyet-i münevveresi, tam hürriyet-i şer'iyeyi tatbik eden Devlet-i Osmaniye'dir." Münazarat ( 72 )

"Eskiden beri i'la-yı kelimetullah ve beka-yı istiklaliyet-i İslam için farz-ı kifaye-i cihadı deruhde ile, kendini yek-vücud olan alem-i İslama fedaya vazifedar ve hilafete bayraktar görmüş olan bu devlet-i İslamiyenin felaketi, alem-i İslamın saadet-i müstakbelesiyle telafi edilecektir." Tarihçe-i Hayat ( 130 )

"Lasiyyema şu memalik-i Osmaniye umum enbiyanın mahall-i zuhuru ve devlet-i mütemeddine-i salifenin mehd-i teşekkülü ve şems-i İslamiyetin maşrık-ı tuluu olduğundan, insanların fıtratlarında ektikleri bu üç istidadat-ı kemal bu hürriyetin yağmuru ile neşv ü nema bulsa, herkesin istidadı ve fikr-i münevverinin dal ve budakları şecere-i tuba gibi her tarafa açacaktır." Divan-ı Harb-i Örfi ( 76 )