Usame Bin Ladin'in öldürülmesi için düzenlenen harekâtın resmî kod adı Neptün Mızrağı Harekâtı idi. Bu isim, Navy SEALs rozetinde yer alan Antik Roma tanrısı Neptün'ün üç uçlu mızrağından esinlenerek verilmişti.

Harekatın Amacı


Associated Press, iki Amerikalı yetkilinin "Amerika Birleşik Devletleri silahsız bir şekilde teslim olan insanları öldürmediğinden, resmî olarak öldür veya canlı yakala türünde bir görevdi. Ancak başından beri, bu duvarların arkasında saklanan kişinin teslim olmaya niyeti olmadığı açıktı." şeklindeki sözlerine yer verdi. İç Güvenlik Danışmanı John O. Brennan baskın sonrasında yaptığı açıklamada "Bin Ladin'i canlı yakalama fırsatımız olsaydı, herhangi bir tehditte bulunmasaydı, harekâta katılanlar bunu yapabilecek kapasitedeydi ve bunu yapmaya hazırdı." dedi. CIA Direktörü Leon Panetta PBS NewsHour'da "Burada verilen yetki bin Ladin'i öldürmekti... Tabii ki angajman kurallarına göre ellerini havaya kaldırsa ve herhangi bir tehlike arz etmese kendisini canlı olarak yakalarlardı. Ancak öldürülmesi için tüm yetki verilmişti." ifadelerini kullandı. İsmi açıklanmayan Amerikalı bir ulusal güvenlik yetkilisi Reuters'a "bu bir öldürme harekâtıydı" dedi ve "teslim olmak için beyaz bir bayrak sallamış olsaydı canlı olarak ele geçirilirdi" diye ekledi. Aynı haberde Obama yönetiminden üst düzey bir yetkilinin de baskına katılan harekâtçıların bin Ladin'in canlı olarak yakalanmasından ziyade öldürüleceğinin farkında olduğu yönündeki sözlerine yer verilmişti. Politico'daki bir haberde adı açıklanmayan Amerikalı bir yetkili de harekâta katılacak kişilere "öldürme emri" verildiğini söyleyerek "Yetkililer, göreve katılacak kişileri haftalar öncesinden belirledi ve onları bu görev için hazırladı. Kendilerine 'sanırız Usame bin Ladin'i bulduk ve sizin göreviniz onu öldürmek.' dendi." ifadelerini kullandı.

Harekât sonrası Pakistan tarafından olayı soruşturma amacıyla oluşturulan Abbottabad Komisyonu'nun hazırladığı ve 8 Temmuz 2013'te kamuoyuna sızan raporda bin Ladin'i canlı ele geçirmek gibi bir amaç olmadığı, görevin "yakala veya öldür" görevi değil "öldür" görevi olduğu belirtilmekteydi.

Planlama ve son karar


2010 yılı sonlarında Obama Panetta'dan, gerçekleştirilmesi muhtemel bir askerî harekât için seçenekleri belirlemesini istedi. Panetta bu bağlamda Ortak Özel Harekât Komutanlığı (JSOC) Komutanı Koramiral William H. McRaven'ı bin Ladin'in saklanma yeri konusunda bilgilendirdi. Ocak 2011'de Amerika Birleşik Devletleri Deniz Özel Harp Geliştirme Grubundan (kısaca DEVGRU) Brian adlı bir yüzbaşı CIA ile çalışması için atanırken, teşkilatın Langley'deki merkezinde kurulan çalışma ofisinde altı JSOC subayı ile birlikte baskın planı yapılmaya başlandı.

Neptün Mızrağı Harekatı (Usame Bin Ladin)
Usame bin Ladin'in Abbottabad'daki kompleksi

14 Mart'ta Beyaz Saray Durum Odası'nda, Obama ve ulusal güvenlik danışmanları arasında, nasıl bir girişimde bulunulacağının tespiti için bir toplantı gerçekleştirildi. Sunulan önerilerin çoğu, bir komando baskını veya hava saldırısının farklı versiyonlarıydı. Bazı önerilerde Pakistan kuvvetleriyle ortak bir harekât düzenlenmesi gündeme getirilse de Obama bu öneriyi desteklemedi. Obama'nın üst düzey danışmanlarından biri daha sonraları The New Yorker'a, Obama'nın "Pakistanlıların bu sırrı bir saliseden fazla saklayabileceğine dair ciddi güven eksikliği vardı." dediği yönünde bir demeci de olmuştu. Toplantı sonunda McRaven'a bir baskın planı hazırlaması talimatı verildi.

29 Mart'ta gerçekleştirilen toplantıda McRaven, hazırlanan planı Obama'ya sundu. Sunulan öneri katılımcılar arasında fikir ayrılığı oluşturdu, bazıları baskın fikrini, bazıları hava saldırısını, bazıları ise istihbarat verileri artana kadar beklenmesini savunmaktaydı. Savunma Bakanı Robert Gates ve diğer askerî yetkililer bin Ladin'in komplekste olmama ihtimalini ve bu ihtimali göze alarak bir komando baskını düzenlenmesi riskinin alınması konusundaki çekincelerini dile getirdi. Gates'in yanı sıra Genelkurmay Başkan Yardımcısı General James Cartwright, Northrop Grumman B-2 Spirit hayalet bombalama uçaklarıyla saldırı yapılması fikrini destekledi. Öte yandan CIA, yeraltında bir sığınak olup olmadığını tespit edememişti. Böyle bir sığınağın olması halinde, saldırı için JDAM güdüm sistemiyle donatılan 32 adet 90 kg'lık bombanın gerekirdi. Bu kadar mühimmatla, çevredeki bazı yapılar patlamanın etki alanında bulunacak, tahminlere göre evde yaşayanlar dışında bir düzineye yakın sivil hayatını kaybedecek ve bulunan kişinin bin Ladin olduğuna dair yeterli kanıt elde edilemeyecekti. Toplantı sonunda Obama bombalı saldırı planını rafa kaldırırken, McRaven'a baskın için provalar gerçekleştirme talimatı verdi.

McRaven, DEVGRU'yu oluşturan dört birimden biri olan Red Squadron'daki bazı harekâtçılardan bir ekip oluşturdu. Afganistan'dan Amerika Birleşik Devletleri'ne getirilen ekip, kendilerine görevlerinin ne olduğu tam olarak söylenmeden baskın için gerekli eğitimi almaya başladı. Bin Ladin'in saklanma yerinin 1:1 kopyalarının inşa edildiği Kuzey Karolina'daki Harvey Point Defense Testing Activity tesislerinde 10 Nisan'dan itibaren beş gün boyunca, Nevada'da ise 18 Nisan'da baskın provaları gerçekleştirildi. Nevada'daki mekân, baskında kullanılacak helikopterlerdeki rakımın yaratacağı etkiyi test etmek amacıyla 4,000 fit (1.219 m) rakıma sahipti. Öte yandan baskında kullanılacak helikopterler sessiz ve radarda görünme ihtimali düşük olarak tasarlanmıştı.

Bin Ladin'in, teslim olması durumunda Afganistan'daki Bagram Hava Üssü'nde tutulması planlanmıştı. Harekâtçıların baskın sırasında Pakistan kuvvetleri tarafından tespit edilmesi durumunda ise Amiral Michael Mullen Pakistan Genelkurmay Başkanı General Eşfak Kayani'yi arayacak ve harekâtçıların serbest bırakılması için görüşmelerde bulunacaktı.

19 Nisan'da gerçekleştirilen Ulusal Güvenlik Konseyi toplantısında Obama, helikopter baskınına geçici onay verdi. Baskında görev alacak personel ile McRaven Amerika Birleşik Devletleri'ndeki Oceana Deniz Hava Üssü'nden 26 Nisan günü bir Boeing C-17 Globemaster III ile kalktı, Almanya'daki Ramstein Hava Üssü'nde yakıt takviyesi yaptıktan sonra 27 Nisan'da Celalabad'daki Bagram Hava Üssü'ne iniş yaptı. Bagram'da hazırlanan kompleksin birebir kopyasında baskın provaları yapıldı.

28 Nisan'da Amiral Mullen son planını Ulusal Güvenlik Konseyi'ne sundu. "Kalabalığın arasından kaçmak" senaryosunun gerçekleşmesi durumunda ise Boeing CH-47 Chinook helikopter ile ek birlikler harekât sahası yakınlarında hazırda bekletilecekti. Başkan Yardımcısı Joe Biden dışındaki tüm katılımcılar baskın konusunda hemfikirdi. Önceleri insansız hava araçlarından yollanan füzelerle gerçekleştirilecek bir saldırı seçeneğini savunan Savunma Bakanı Robert Gates, ertesi gün fikrini değiştirerek helikopter baskını planını destekledi. Talimatı vermeden önce doğrudan McRaven ile görüşmek istediğini belirten Obama, bu görüşmede, Afganistan'a gitmesinin ardından kendilerine olan güvenlerini kaybettirecek bir şey yaşanıp yaşanmadığını sordu. Baskını gerçekleştirecek ekibin hazır olduğunu belirten McRaven, birkaç gece boyunca Abbottabad'da ay ışığı olmayacağını ve baskın için uygun zaman olduğunu söyledi.

29 Nisan günü Doğu Yaz Zaman Dilimi ile saat 8:20'de danışmanlarıyla son bir görüşme yapan Obama, görüşme sonrasında ertesi gün gerçekleşecek olan harekâtın emrini verdi. Aynı gün kendisine, havanın bulutlu olması sebebiyle harekâtın bir günlük gecikmeyle gerçekleştirilebileceği de bildirilmişti. 30 Nisan'da McRaven'ı bir kez daha arayan Obama, harekâtçılara başarılar diledi ve hizmetlerinden ötürü teşekkürlerini iletti. Ertesi gün saat 13:22'de Panetta, başkanın talimatlarını uygulayarak McRaven'a harekete geçmesi talimatında bulundu. Obama saat 15:00'ten sonra Beyaz Saray Durum Odası'nda ulusal güvenlik yetkilileriyle buluşurken odadaki ekranda, Lockheed Martin RQ-170 Sentinel insansız hava aracından gece görüşüyle çekilen görüntüler ve CIA merkezinden Panetta ile Afganistan'dan McRaven'ın da canlı görüntüleri yer almaktaydı. Yan ofisteki JSOC Komutan Yardımcısı Tuğgeneral Marshall B. Webb'in dizüstü bilgisayarına da RQ-170 insansız hava aracından çekilen canlı görüntüler verilmekteydi. Durum Odası'nda bulunanlardan Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, 2014'te yayımlanan anı kitabı Hard Choices'ta odadaki durumu "Çıkan bazı haberler ve filmlerde gördüğünüzün aksine, yapının içinde nelerin yaşandığını görmeye niyetimiz yoktu. Tüm yapabildiğimiz sahadaki ekipten gelecek haberleri beklemekti." sözleriyle ifade etmişti. Bunlar dışında biri Pentagon diğeri ise İslamabad'daki Amerika Birleşik Devletleri büyükelçiliği olmak üzere en az iki komuta merkezi vardı.

Harekâtın gerçekleştirilmesi

Baskın ve komplekse giriş



Neptün Mızrağı Harekatı (Usame Bin Ladin)
Kompleksin bulunduğu bölge

Baskın, Navy SEALs'a bağlı 23 Red Squadron üyesi hava indirmeci tarafından gerçekleştirildi. Amerika Birleşik Devletleri'nin Pakistan ile resmî olarak bir savaş hâlinde olmamasından ötürü, yasal sebepler dolayısıyla askerî personel bu görev için geçici olarak, sivil bir kurum olan CIA'e atanmıştı. Baskını gerçekleştiren harekâtçılar iki gruba ayrılmıştı. ve farklı kaynaklara göre Heckler & Koch HK416 veya Heckler & Koch MP7A1 (susturucularla birlikte) taşımaktaydı. Ayrıca harekâtçılarda gece görüş gözlükleri ve vücut zırhı vardı.

Resmî açıklamalara göre harekâta toplamda 79 komando ve Cairo adı verilen Malinois cinsi bir köpek katılmıştı. Bir habere göre köpeğin görevi, kaçmaya çalışan biri olduğunda veya Pakistanlı güvenlik güçlerinin olası bir saldırısında komandoları uyarmaktı. Başka bir habere göre ise köpek, gizli oda veya kapıları belirlemek için kullanılmıştı. Harekâta katılan askerî personel dışında bir tercüman, köpekle ilgilenen biri, helikopter pilotları, istihbarat toplayıcıları ve kılavuzlar vardı.

Harekâtçıları taşıyan iki helikopter Bagram Hava Üssü'nden kalktı, Celalabad'da bir müddet durduktan sonra sınırı geçerek yerel saatle 23:20 civarında Pakistan'a girdi. Amerika Birleşik Devletleri Özel Harekât Komutanlığına bağlı 160. Özel Harekât Havacılık Alayı (Hava İndirme), baskında kullanılan iki Sikorsky UH-60 Black Hawk helikopter ile destek amaçlı Boeing CH-47 Chinook ağır yük helikopterini temin etmişti. Modifiye edilen Black Hawk helikopterleri, daha önce kamuoyuna açıklanmamış bir biçimde normal modellere göre daha sessiz uçan ve radarda fark edilme ihtimali daha düşük olan modellerdi.

Chinook helikopterler, Celalabad ile Abbottabad arası mesafenin yaklaşık üçte ikisi kadar uzak bir noktada, yaklaşık 24 DEVGRU harekâtçısından oluşan ani müdahale birliği ile beklemekteydi. Bu ekibin görevi, Pakistan kuvvetlerince baskını engelleyecek herhangi bir girişim olması durumunda müdahalede bulunmaktı. 25'in üzerinde DEVGRU harekâtçısının yer aldığı diğer Chinook helikopterleri ise Afganistan sınırının hemen ilerisinde, baskın sırasında takviye kuvvet gerektiği durumda müdahale etme amacıyla bekliyordu.

Harekâttaki helikopterler, sabit kanatlı avcı jeti ve insansız hava aracı gibi çeşitli hava taşıtlarıyla da destekleniyordu. CNN'de yayınlanan bir habere göre Amerika Birleşik Devletleri Hava Kuvvetlerine bağlı tam teşekküllü arama-kurtarma helikopterleri hazır bekliyordu. Baskının ay ışığının az olduğu zaman diliminde gerçekleştirilmesi, bu sayede de helikopterlerin Pakistan sınırları içinde yere yakın ve fark edilmeden dolaşabilmesi planlanmıştı.

Celalabad'dan Abbottabad'a olan helikopter yolculuğu yaklaşık 90 dakika sürdü ve saat 00:30 civarında iki helikopter bölgeye ulaştı. Plana göre ilk helikopter avlunun üzerinde sabit dururken, harekâtçılar helikopterden sarkıtılan iple yere inecekti. Bu esnada ikinci helikopter de kuzeydoğu köşesine giderek tercüman, köpek, köpekle ilgilenen kişi ve bölgenin güvenliğini sağlayacak dört harekâtçıyı indirecekti. Avluya inen grup, zemin kattan eve giriş yapacaktı. Ancak harekâtçıları avluya bırakacak olan helikopter kompleks üzerinde uçtuğu sırada, girdap halkası durumu adı verilen bir hava akımıyla karşılaştı. Bu akım, kompleksin yüksek duvarları üzerinde beklenenden daha sıcak bir hava olmasının da etkisiyle helikopterin rotorunun durmasına yol açtı. Helikopterin kuyruk kısmının duvarlara sürtmesi sebebiyle kuyruk rotoru hasar gördü. ve helikopter yalpalamaya başladı. Pilot, helikopterin devrilerek düşmesini önlemek için burnunu yukarıya kaldırdı ve helikopter yere yumuşak bir acil iniş gerçekleştirdi. İçeridekiler helikopterin düşmesi sebebiyle ciddi bir yara almazken, helikopter kuyruk kısmı duvarda olmak üzere yaklaşık 45 derecelik açıyla kompleksin avlusunda kaldı. İkinci helikopter ise dışardaki bir alana iniş yaptı. Helikopterleri terk eden harekâtçılar, kurdukları patlayıcılarla duvar ve kapıları geçerek ev içinde ilerlemeye başladı. Eve giriş yapılmadan önce elektrik kesildiğinden içerisi karanlıktı.

Kompleksteki faaliyetler


Ana yapıyla bitişik konumdaki misafirhaneden eve giriş yapan harekâtçılar, buradan ana yapının zemin katına, oradan da üstteki iki kata geçiş yaptı. Zemin katta iki yetişkin erkek ve aileleriyle, ikinci ve üçüncü katlarda ise bin Ladin ve ailesiyle karşılaştılar. Evin her katında çocuklar vardı.

Harekâtı gerçekleştiren ekibe ilk ateşi Ebu Ahmed el-Kuveyti, misafirhaneden ana yapıya geçilen kapının arkasından açtı. AK-47 ile açılan ateş, bir harekâtçıyı hafif şekilde yaraladı. Çıkan çatışmada el-Kuveyti öldürülürken, karısı Meryem sağ omzundan vurularak yaralandı. Harekâta katılan harekâtçılardan Matt Bissonnette yazdığı kitapta, öldüğünden emin olunması için el-Kuveyti'nin cansız vücuduna birkaç mermi daha sıkıldığını yazmıştı. El-Kuveyti'nin kardeşi Ebrar ve Ebrar'ın karısı Büşra ana yapının zemin katında, silahlı veya silahsız olduğuna dair farklı açıklamalar bulunan bin Ladin'in büyük oğlu Halid ise ikinci kata çıkan merdivenlerde ikinci ekip tarafından vurularak öldürüldü. Bissonnette, Büşra'nın, Ebrar'ı korumak için vücudunu siper ettiğini ve bu yüzden vurulduğunu belirtmişti.

Ana yapının üçüncü katına gelindiğinde bin Ladin ile karşılaşıldı. Odasından çıkarak Amerikalıların geldiğini gören bin Ladin, kendisini ıskalayan veya yaralayan kurşunun sıkılması sonrasında odasına çekildi. Daha sonradan bin Ladin'i vurarak öldürdüğünü açıklayan harekâtçı Robert O'Neill'in söylediğine göre odada bir kadının arkasında duran bin Ladin, kadını omuzlarından öne itmekteydi. O'Neill, bin Ladin'i alnından iki kez vurduğunu ve yere düştükten sonra bir kez daha ateş ettiğini yazmaktadır. Ekibin başka bir üyesi bunun "tamamen saçmalık" olduğunu söylerken odaya giren diğer bir harekâtçı Bissonnette yazdığı kitapta kendisi ve başka bir harekâtçının da bin Ladin'in cansız vücuduna kurşun sıktığını belirtmektedir. Amerikalı hükûmet yetkililerince yapılan açıklamalara ve O'Neill'ın kitabına göre bin Ladin vurulduğu sırada silahsızdı. Adı açıklanmayan Amerikalı bir üst düzey hükûmet yetkilisi, silahlı beş kişiden yalnızca birinin öldürüldüğü yönünde açıklamada bulundu.

Bin Ladin'e ateş açıldığı sırada bağıran bin Ladin'in en genç eşi Emel Ahmed Abdülfettah de harekâtçılar tarafından bacağından vuruldu. Bin Ladin'i vuran harekâtçının kullandığı silah Heckler & Koch HK416 idi. Harekâtın tamamlanmasının ardından takım lideri telsiz üzerinden "For God and country-Geronimo, Geronimo, Geronimo" ("Tanrı ve ülke için-Geronimo, Geronimo, Geronimo") sözlerini kullanırken, McRaven'dan gelen onay sonrasında "Geronimo E.K.I.A." ("Geronimo düşman çatışmada öldü") sözlerini söyledi.

Yapılan açıklamalara göre kurta adı verilen bol kesim tunik ile şalvar giyen bin Ladin'in giysisine dikili hâlde €500 ve iki telefon numarası vardı. Bin Ladin'in odasında AKS-74U ile Makarov bulunurken, karısı Emel'in söylediğine göre silahlara ulaşamadan vurulmuştu. Associated Press tarafından sunulan habere göre silahlar kapının yanındaki raftaydı ve harekâtçılar, bin Ladin'in cansız vücudunun fotoğrafını çekene kadar silahları görmemişlerdi. Öte yandan El-Arabiya'da yayınlanan bir haberde Pakistanlı güvenlik yetkililerinin açıklamalarına yer verildi. Buna göre Usame bin Ladin'in 12 yaşındaki kızı, bin Ladin'in canlı olarak yakalandığını ve sonradan öldürülerek cesedinin helikoptere taşındığını söylemişti.

Evde yaşayan kadın ve çocuklar, plastik kelepçe veya kablo bağı ile etkisiz hâle getirildi. Harekâtın sona ermesinin ardından kalan ev sakinleri Amerikan güçleri tarafından, Pakistan kuvvetlerinin görebilmesi için dışarı çıkarıldı. Bu sırada yaralı durumdaki Emel, konuşmaya devam ediyordu. Öte yandan bin Ladin'in kızı Safiye'nin de farklı açıklamalara göre ayağından veya ayak bileğinden bir şarapnel parçası ile veya bir yere çarpmasından dolayı yaralandığı bildirildi.

Bin Ladin'in cesedi Amerikan güçleri tarafından alınırken, orada bırakılan diğer dört ceset daha sonra gelen Pakistanlı yetkililer tarafından alındı.

Kaynak: wikipedia