Haralara kadın eli değiyor. Türkiye Jokey Kulübü ile İŞKUR, "Kadın Seyis Projesi" başlattı. İlk aşamada beş kadın eğitime katıldı.

"Köydeki kadınlar, 'Yemekhanede mi, çay ocağında mı çalışacak sınız?' diye sordular. Ben de 'Bayan seyislik yapacağım. Erkeklerin yaptığı işi yapacağım' dediğimde şaşırdılar. 'Yaparsınız, yapacaksınız' diye daha çok motive ettiler. Sonuçta kadınsınız. Siz yapınca onlar da gurur duyuyor."

Atlara Fısıldayan Kadınlar

Hatice Yılmaz, seyis olarak çalışmaya başlamadan önce konuşulanları böyle anlatıyor. Yılmaz, İzmit’e bağlı Bayraktar köyünde yaşıyor. Evli ve iki çocuğu var. Altı ay öncesine kadar ev kadınıydı. Eşi de aynı köyde seyyar satıcı. Hatice Yılmaz, yaptığı işin zorlukları olduğunu, zamanla üstesinden geleceğini söylüyor:

“Bir şehir kadınından daha çok avantajım var. Köyde büyüdüm, yetiştim. Ama buradaki iş tavuğa yem verip, yumurtasını almaya benzemiyor. Atlar, daha çok sevgi ve ilgi istiyor. Hassas hayvanlar. Ben henüz at sağmadım. Yeni doğum yapmış olduğu için tayını kıskanıyor. Tecrübeli seyisler sağlığımız açısından yanlarına sokmuyorlar. Balya ve yemleme işi ağır geldiği için arkadaşlar yardımcı oluyor. Zaman içinde bir elli kiloyu kaldıramayız belki ama çözüm üretebiliriz.”

"Çocuklarımın gururu oldum"


Hatice Yılmaz, Türkiye Jokey Kulübü'nün (TJK), Türkiye İş Kurumu (İŞKUR) ile yürüttüğü proje kapsamında altı aydır İzmit Aşım İstasyonu'nda seyislik öğreniyor. "Kadın Seyis Projesi", İŞKUR'un "İşbaşı Eğitim Programı" kapsamında yapılıyor. Yılmaz, yakında "Seyislik Sertifikası"nı alacak. Altı ay öncesine göre çok yol katettiğini söylüyor. Çocuklarının ve eşinin kendisinin en büyük destekçisi olduğunu anlatıyor:

"Bu işi yapamayacağımı düşündüğümde eşim, 'Sen yaparsın. Sakın vazgeçme' dedi. Türkiye’de erkekler ne kadar önyargılı olsa da kadınların yapamayacağı bir iş yok. Çocuklarımın gururu oldum. Akşamları evde benim anlattıklarımı okulda öğretmen ve arkadaşlarına anlatıyorlar. Kendimi, kendime ispat ettim. Bu benim için en büyük gurur."

Tayı anlatırken gözleri yaşarıyor


Proje kapsamında çalışan bir diğer kadın seyis Nurhan Demircan. O da altı ay öncesine kadar ev kadınıydı. Bugünlerde tayını kıskanan bir kısrağın parmağını ısırması sonucu yaralandığı için raporlu. Kendisiyle evinde görüştük. Demircan, kadın seyis olmanın avantajları olduğunu söylüyor:

"Biz aynı zamanda anneyiz. Taylara, bir bebeğe, çocuğa yaklaşır gibi yaklaşıyoruz. Bir keresinde bir kısrağı beş-altı seyis arkadaş yakalayamadı. Beni çağırdılar. Ben yakalayıp locasına götürdüm. Güç, kuvvet gerektiren işler de var ama sevginin yapabileceği işler de var.

Demircan, işten uzakta olduğu bugünlerde en çok "Oduncu" isimli tayı özlediği söylüyor. Anlatırken, gözleri doluyor:

"O elime doğdu. Doğdu hemen ben aldım. Büyüttüm, alıştırdım. Boynuma atlayıp, dans ederdim onunla. Yani çok özledim onu. Oğlum yani, üçüncü oğlum diyebilirim. Elimden gelse evime getirebilirim. Çocuklarımla bakabilirim. En çok da onu özledim. Samimi olarak söylüyorum en çok da onu özledim. Onun o güzel kuyruğunu, yelelerini, gözlerini."

"Farklı bir bakış açısı sağlamak istiyoruz"


TJK Kartepe Hipodrom Müdürü Gürkan Vidinli, kadınların daha şefkâtli ve ayrıntıya önem veren tekniklerinden yararlanmak istediklerini söylüyor:

"Bizler bu projeye inandık. Kadınlarımızın bakım ve iletişim yeteneğini kullanmak istiyoruz. Böylece farklı bir bakış açısı da sağlayacağız. Hatice Yılmaz ve Nurhan Demircan’a çalışmaya başlamadan önce tecrübeli seyisler tarafından atın nasıl tutulacağı, yürütüleceği, temizleneceği gibi temel bilgiler verildi. Bu bilgilerin yanısıra at hastalıkları, dezenfeksiyon, doğum öncesi ve sonrasında yapılacaklar da, veterinerlerimiz tarafından öğretildi."



TJK'nın İzmit Aşım İstasyonu'nda iki, Eskişehir Pansiyon Harası'nda da üç kadın bu proje kapsamında çalışıyor. İŞKUR, proje sürecince maaşını ödediği kadın seyislere 'Seyis Sertifikası' verecek. Sertifikalı seyisler, TJK'nın yanısıra, atlı spor kulüpleri, özel haralar ve otellerin binicilik bölümlerinde çalışabilecekler.

Kaynak : Al Jazeera Turk