Restorasyona Kurban Giden Tarihi Eserlerimiz

Yüzlerce hatta binlerce yıl ayakta kalmayı başarabilmiş tarihi eserler, restorasyon adı altında adeta kılık değiştiriyor. Çünkü ülkemizde restorasyon, yenileme olarak algılanıyor. Eserler, yapılar kendi dönemine uygun şekilde restore edileceği yerde, kulaktan dolma bilgilerle ve günümüzdeki malzemelerle resmen yeniden inşa ediliyor. Bu durum ülke olarak tarihe bakış açımızın son derece net ve acı bir kanıtı.

İşte “Keşke hiç restorasyon yapılmasaydı” diyeceğimiz tarihi eserlerimiz.;

[KBASLIK]Anamur Mamure Kalesi, Anamur – Mersin[/KBASLIK]
[TBR2=https://s9.postimg.cc/frd7zsgb3/s-ba7b973af6135b3983dd523ac6ea0a349241498c.jpg]Anamur Mamure Kalesi 2012 yılında UNESCO Dünya Mirası geçici listesine girmeyi başarınca, restorasyona alındı. Geçmişi 3. yüzyıla dayanan 39 kuleli tarihi kalenin restorasyonu, maalesef günümüz çimentosundan nasibini alınca orijinal dokusunu kaybetti.[/TBR2]

[KBASLIK]Apollon Tapınağı, Çanakkale[/KBASLIK]
[TBR2=https://s9.postimg.cc/d4xpiyjzj/s-15a79e9c3d830b6f937b4992ffd21bab8b8bcb12.jpg]Çanakkale’de bulunan tarihi Apollon Tapınağı’nın restorasyonu sırasında mermer tozu yüklü tonlarca ağırlıktaki tır, tapınağın üzerine çıkarıldı. Yetmezmiş gibi, basamakların restorasyonu sırasında da kullanılan beyaz beton nedeniyle tarihi tapınağın son görünümünde eski halinden eser yok.[/TBR2]
[TBR]https://s9.postimg.cc/61pu3doun/s-d0ad3e813a45f3210d93502965e3e01b379db601.jpg[/TBR]

[KBASLIK]Ayasofya Orhan Camii, İznik – Bursa[/KBASLIK]
[TBR2=https://s9.postimg.cc/q16g78egv/s-f5ea5d193eb7ac738f4874b29e840a6e3269a039.jpg]Tarihi MÖ 4. yüzyıla kadar uzanan Bursa İznik’teki Ayasofya Orhan Camii’nin eski tuğla duvarlarına da restorasyon adı altında cam kapı monte edildi. Aynı zamanda kubbeleri de betonla sıvanan camiinin tarihi dokusuna verilen zarar, tarihe bakış açımızı bir kez daha gözler önüne serdi.[/TBR2]

[KBASLIK]Antiphellos Antik Tiyatro, Kaş – Antalya[/KBASLIK]
[TBR2=https://s9.postimg.cc/il76ll3nz/s-23de41af0f04ffee2f99adfac5015b17e9861e17.jpg]Kaş’taki Antiphellos Antik Tiyatro’nun restorasyonu sırasında ise tiyatronun zeminini yenilemek amacıyla zemine beton döküldü. M.Ö 1. yüzyıldan kalma antik tiyatro 28 sıra ve 4 bin kişi kapasitesine sahipken, restorasyondan sonra 26 sıra kaldı.[/TBR2]
[TBR]https://s9.postimg.cc/sii7eqban/s-07980bcd12f112e1dff28f0fa88b7ebbb4612f39.jpg[/TBR]

[KBASLIK]Battal Gazi Külliyesi, Seyitgazi – Eskişehir[/KBASLIK]
[TBR2=https://s9.postimg.cc/puxci4fcv/s-f8f6d60892bb08b53bb6eef29ae0590fa6d96e48.jpg]Eskişehir’in Seyitgazi ilçesindeki Seyyid Battal Gazi Külliyesi’ne ise restorasyon sırasında içine bir Amerikan mutfak dahil edildi. Aynı zamanda normalde mermer olan sütunlar yerine beton sütunlar yapılan külliyeye bir de modern tuvaletler dahil edildi.[/TBR2]
[TBR]https://s9.postimg.cc/xcb5ax9nj/s-0804f769b816e33eee1109e9f3d9363fc14042ae.jpg[/TBR]

[KBASLIK]Hatay Arkeoloji Müzesi, Roma Mozaikleri[/KBASLIK]
[TBR2=https://s9.postimg.cc/w13e2l3sv/s-78f0388f0f1fada06f3129a9ea1aeb8a6550245e.jpg]Hatay’daki dünyanın ikinci büyük mozaik sergileme alanına sahip müzede, taşınma sırasında yaşananlar ise maalesef bir skandal. Müzedeki mozaiklerin büyük bir çoğunluğu yanlış restore edilince, eski hali ile yeni hali arasında çok ciddi farklar meydana geldi.[/TBR2]

[KBASLIK]İshak Paşa Sarayı, Doğubayazıt – Ağrı[/KBASLIK]
[TBR2=https://s9.postimg.cc/3mxyiny8f/s-9d1970a2348ebda60764f2c2cc53c592fa7aa581.jpg]İlk inşaatı 1685 yılında tamamlanan İshak Paşa Sarayı’nın cam tavanı da bu restorasyon facialarından biri olarak gösteriliyor. Sarayı görmeye gelen turistler tarafından da yadırganan şeffaf cam tavan, sarayın tarihi dokusuna aykırı. Ancak yetkililerin açıklamalarına göre, yapılan bu cam tavan hem güneş ışığını kırarak tarihi eserleri güneş ışığından koruyacak nitelikte hem de olumsuz hava koşullarının sarayın tarihi yapısını kötü etkilemesini önleyeceği için yapılmış.[/TBR2]
[TBR]https://s9.postimg.cc/jl6o8tv1b/s-a8b16001aeb6ad815b45dd22f4a1a4f326d2a45d.jpg[/TBR]

[KBASLIK]Mesnevihane Camii, Fatih – İstanbul[/KBASLIK]
[TBR2=https://s9.postimg.cc/6wcdoxrf3/s-d20635c8df302fb2a082db0ef96040a6e23a7d30.jpg]1844 yılında Fatih’te inşa edilen Mesnevihane Camii’nin restorasyonu sonucu ortaya çıkan yapı görenleri gerçekten sinirlendirecek nitelikte. Nitekim camiinin tarihi dokusu tamamen yok olmuş durumda. Restorasyon sonunda üzerine beton sıva yapılarak tümüyle beyaza boyanan camiinin tarihi görünümü artık beyaz bir duvardan farksız.[/TBR2]

[KBASLIK]Mimar Sinan Külliyesi, Üsküdar – İstanbul[/KBASLIK]
[TBR2=https://s9.postimg.cc/lr0z3kqun/s-3a4e204847e26635bf250f16c871a57a4363100b.jpg]Mimar Sinan’ın son yapıtı olarak bilinen Atik Valide Külliyesi’nin şifahanesi de restorasyonla tanınmaz hale geldi. Şifahanenin iç bahçesine bakan revakların önü tamamen camla kaplandı ve iç bahçeye otomatik kapılar yapılarak kafeteryaya çevrildi.[/TBR2]
[TBR]https://s9.postimg.cc/yv6jg9ybz/s-4e0bc65f93bf1781b39ab0451536c40139b52540.jpg[/TBR]

[KBASLIK]Ocaklı Ada Kalesi, Şile – İstanbul[/KBASLIK]
[TBR2=https://s9.postimg.cc/yxqf2pwq7/s-428f30718374e6624f9049bcb166a78f01651be4.jpg]Cenevizlilerden kalma Ocaklı Ada Kalesi, restorasyon sonrasında bu hale geldi. 2000 yıllık bir geçmişe sahip olan kalenin eski halinden eser yok şimdi. Nitekim halkın da tepkisini hayli üzerine çeken bu bu çalışmanın sonucunda, kalenin yeni hali çizgi film karakteri Sünger Bob’a benzetiliyor.[/TBR2]

[KBASLIK]Sinan Paşa Külliyesi, Yenişehir – Bursa[/KBASLIK]
[TBR2=https://s9.postimg.cc/51zj774en/s-8149588e96fc96087bb272655cc6cf0b106fbf65.jpg]Bursa’nın Yenişehir ilçesindeki Sinan Paşa Külliyesi’ne yapılan ise tüm bu felaketlerin içinde en rezalet olanı. Çünkü, 435 yıllık külliyeye restorasyon yapılırken, yük taşıyan kamyonların girip çıkabilmesi için tarihi duvarlarından birini yıkıp, kapı yaptılar.[/TBR2]

[KBASLIK]Süheyl Bey Camii, Beyoğlu – İstanbul[/KBASLIK]
[TBR2=https://s9.postimg.cc/9ey2pmd5b/s-ecd810ac3aa2d69e1051309b83b9beae61cce952.jpg]1591 yılında, Beyoğlu Fındıklı’da, Süheyl Bey tarafından Mimar Sinan’a inşa ettirilen camii sekizgen planlı ve kubbeliydi. Restorasyondan sonra ise cam kaplanan ve sekizgen yapısı bozulan camii artık daha çok bir avm’ye benziyor.[/TBR2]

[KBASLIK]Sümela Manastırı, Trabzon[/KBASLIK]
[TBR2=https://s9.postimg.cc/6tsi26vi7/s-f8ddfd5b767143ed93956bf5bc72952ec6da00b9.jpg]Trabzon’daki tarihi Sümela Manastırı’nın 16 yıl süren restorasyon macerası ise fazladan çıkılan bir kaçak kat ile son buldu. Restorasyon yerine resmen inşaat yapılan manastırda, kütüphane ve öğrenci odalarının bulunduğu yere kaçak kat çıkıldı.[/TBR2]

[KBASLIK]Tekfur Sarayı, Fatih – İstanbul[/KBASLIK]
[TBR2=https://s9.postimg.cc/a36x936vj/s-8414894076c6a1ec3bf30ff4008c73b984d1b524.jpg]12. yüzyılda Bizanslılar tarafından inşa edilen saray, Blakernai Saray Kompleksinden günümüze kalan tek saray olma niteliğini taşıyordu. Ancak geçirdiği restorasyondan sonra daha çok “temalı bir tatil köyüne benziyor.” Bizans dönemine ait olan bu sarayın restorasyonunda maalesef o dönemde olması imkansız olan, ahşap pencereler ve parlak korkuluklar gibi hem tarihi hem mimari hatalar yapılmıştır.[/TBR2]
[TBR]https://s9.postimg.cc/4f0mi7hyn/s-f936b0ca42770f47336ffe513490618d5e680c88.jpg[/TBR]

[KBASLIK]Urfa Kalesi, Şanlıurfa[/KBASLIK]
[TBR2=https://s9.postimg.cc/diz1ikbsv/s-6ba88c16d8c988d445e6d3ea935796d1fa256d2d.jpg]Şanlıurfa’daki 1200 yıllık Urfa Kalesi, 2013 yılında aşırı yağışlar nedeniyle çökmeye başlayınca restorasyona girdi. Ancak restorasyon sırasında beyaz beton taşlar kullanılınca kalenin bir bölümü aykırı bir görüntüye büründü ve tarihi dokusunu yitirdi.[/TBR2]
[TBR]https://s9.postimg.cc/4ny783kgf/s-6d3ab220d60635c3895671a33bb5502b78d1ab7f.jpg[/TBR]

Kaynak: Onedio.com

Beğen
Beğen Muhteşem Haha İnanılmaz Üzgün Kızgın

İsmini Mars’a Gönder

NASA’nın başlatmış olduğu “İsmini Mars’a Gönder” kampanyasında, Türkiye en fazla katılım gösteren ülkeler arasında yer aldı.

[IMG]https://www.topragizbiz.com/blog/wp-content/uploads/2019/05/ismini-marsa-gonder.jpg[/IMG]

Amerikan Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesinin (NASA) 2020’deki Mars görevi için başlattığı proje sosyal medyada büyük ilgi çekti.

NASA’nın “İsmini Mars’a Gönder” kampanyasında, Türkiye en fazla katılım gösteren ülkeler arasında.

Konunun sosyal medyadan duyulması üzerine dünya çapında 1 milyon 615 bin 864 kişi başvurdu. Türkiye’den ise 308 bin 454 kişi, ismini Mars’a göndermek istedi.

[KBASLIK]Formu doldurana temsili biniş kartı veriliyor[/KBASLIK]
NASA, 2020 yılında Güneş sistemindeki en yakın komşumuz olan Mars’a yeni bir Rover uzay aracı gönderecek. Uzay meraklılarını bu görevin içine isimleri ile dahil etmek isteyen NASA, “Send Your Name to Mars” (İsmini Mars’a Gönder) adlı bir kampanya başlattı.

Bu kampanya sayesinde hazırlanan web sayfasını ziyaret edenler formu doldurduktan sonra isimleri, gidecek uzay aracının içine yerleştirilecek çipe yazılacak.

Formun doldurulmasından sonra 2020’deki Mars görevi için temsili bir biniş kartı veriliyor. Kartın şekli aynı uçak biletlerini benzetilerek tasarlanmış hatta esprili bir yaklaşımla uçaklarda uçulan mesafeye göre verilen mil puanları bile yer alıyor.

Kayıtlar, 30 Eylül’e kadar sürecek.

NASA, Mars 2020 isimli projesinde geliştirdiği insansız izci aracıyla, kızıl gezegende eski mikrobik yaşam formları arayacak.

2012 yılında Mars’a inen Curiosity uzay aracının devamı niteliğinde geliştirilen ve 2020’nin temmuz veya ağustos ayında uzaya gönderilmesi beklenen yeni araç, aynı zamanda Mars arazisinde yüzey altı ve üstünde taş ile toprak örnekleri toplayacak.

[KAYNAK]Kaynak: Trt Haber[/KAYNAK]

Beğen
Beğen Muhteşem Haha İnanılmaz Üzgün Kızgın

Askerlik Süresi Kısalıyor – Yeni Askerlik Sistemi

Askerlik süresi kısalıyor, bedelli kalıcı hale getiriliyor. Zorunlu askerlik sisteminde köklü değişiklikler planlanıyor. Yeni sistemle ilgili yasa teklifi artık Mecliste.

[KRSAG=https://www.topragizbiz.com/blog/wp-content/uploads/2019/05/askerlik.jpg]Yeni Askerlik Sistemi[/KRSAG] Türkiye’nin zorunlu askerlik sistemi, 1927’den beri ilk kez yeni “askeralma tasarısı” ile kapsamlı şekilde değiştiriliyor.

Yeni askerlik sistemi için verilen kanun teklifinde 3 temel unsur var: Askerlik süresinin kısaltılması, askerlik süresinin eğitim farkı olmaksızın herkes için eşitlenmesi, bedelli askerliğin kalıcı hale getirilmesi.

Amaç, hem Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) profesyonelleşerek gücünü artırması hem de gençlerin gelecek planlarını daha rahat yapmalarını sağlamak.

[B][SIZE=6]10 soruda yeni modelin detayları…[/SIZE][/B]

[KBASLIK]1- Askerlik süresi ne olacak?[/KBASLIK]
Yeni sistemde askerlik süresi, eğitim farkı gözetmeksizin 6 aya inecek. Temel askerlik eğitimi süresi de 1 ay olacak.

[KBASLIK]2- Yasa çıkınca silah altındakiler terhis olacak mı?[/KBASLIK]
Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, sistemin kanunlaşmasıyla silah altındaki askerlerin terhis olabileceğini söyledi. Yani 6 ayı dolduranlar terhis olabilecek.

[KBASLIK]3- Lise mezunu ve altı gençler nasıl yararlanacak?[/KBASLIK]
Lise mezunu ve altı gençler 1 ay temel askerlikten sonra, 5 ay kıta görevi yapacak. 6 ay askerlik boyunca er ve erbaşlara her ay yaklaşık 110 lira harçlık ödenecek.

6 ayın sonunda isterlerse terhis olacaklar ya da sözleşmeli olarak, maaşlı 6 ay daha askerlik yapabilecekler. Bu dönemde aylık “harçlık” adı altındaki maaş, 2 bin lira civarında olacak.

6 ay zorunlu askerlikten sonra kalmak isteyenler için ikinci altı ayda sigorta yatırılacak.

Ayrıca hizmet borçlanması, muhtaç asker ailelerine yardım, deniz ve şehir içi toplu ulaşımdan ücretsiz yararlanma, müzelerin ücretsiz ziyareti gibi imkanlar sağlanacak.

Askerlik bittikten sonra da TSK’ya personel temininde öncelik ve TOKİ’de önceliğe hak kazanacaklar. 12 ay askerlik yapan ve adına evi olmayan er ve erbaşlar, TOKİ konutlarından öncelikli yararlanacak.

6 aylık maaşlı askerlik sonrasında TSK’nın ihtiyacına göre sözleşmeli er-erbaş, uzman erbaş rütbesiyle orduda devam edebilecekler. Burada ihtiyaç, istek ve performans değerlendirmesi yapılacak.

Bu sözleşmesinin sonunda maaş, OYAK, lojman, sağlık ve sosyal güvence ile ilgili bir takım haklardan yararlanabilecekler. Bu gençler okul, bedeni performans, sicil gibi gerekli kriterleri sağlarsa belli bir kontenjan dahilinde bir sınavı müteakip astsubay olabilecek. Astsubaylıktan belli bir süre geçtikten sonra belirlenen kriterleri sağlayanlar da subay olabilecek. Yani er olarak başlayacak, subay olacak, belki de generalliğe yükselebilecekler.

[KBASLIK]4- Üniversite mezunları için şartlar neler?[/KBASLIK]
2-3 yıllık meslek yüksekokulu mezunları ve talepleri halinde 4 yıllık üniversite ile lisansüstü mezunları, TSK’nın ihtiyacına göre yedek astsubay olarak istihdam edilecek. 2 ay temel ve sınıf eğitiminin ardından 10 ay maaş alacaklar, maaşları da mevcut astsubay – çavuş maaşlarıyla aynı olacak. 12 ayı tamamladıktan sonra isterlerse ve şartları uygunsa, astsubaylığa geçebilecekler. İstenilen kriterleri karşıladıkları takdirde subaylığa geçmeleri de mümkün.

[KBASLIK]5- Bedelli askerlik devam edecek mi?[/KBASLIK]
Yasa ile bedelli askerlik kalıcı hale gelecek.

[KBASLIK]6- Bedelliden kimler, nasıl yararlanabilecek?[/KBASLIK]
Lisede 29 olan erteleme yaş sınırı, 22’ye inecek. Meslek liselerine artı 3 sene daha eklenecek, 25 yaşına kadar devam etme şansı verilecek.

Meslek yüksekokulları ve lisans 28, lisansüstü 32, doktora 35, tıp 35, sporcu 35 yaş olacak.

Bu kişiler istediği zaman bedelli askerlik başvurusu yapabilecek. Bu yaşı geçirenler bedelli askerlikten faydalanamayacak.

Bedelliye talep 145 binin üzerinde olursa, kura çekilecek.

Bedelli hakkı kazananlar, 1 ay eğitim yapacak.

Yasa çıktıktan sonra bakaya ve yoklama kaçağı olanlardan isteyenler, 1 defaya mahsus olmak üzere ilk başvuru döneminde bedelli askerlikten yararlanabilecek.

[KBASLIK]7- Bedelli ücreti ne kadar?[/KBASLIK]
Bugün için belirlenen miktar 30 bin TL civarı. Dövizle askerlik ise, bunun euro karşılığı olacak.

Bedelli ücreti, 40 bin gösterge asteğmen maaşına tekabül ediyor. Asteğmen maaşı da bugün itibarıyla 5 bin lira civarında. Dolayısıyla söz konusu olan 6 aylık asteğmen maaşı.

Bedelli askerlik bedeli, 30 bin lirada sabit kalmayacak. Zira asteğmen maaşı her yıla göre değişiyor.

[B]Bedelli ücreti peşin ödenecek.[/B]

[KBASLIK]8- Öğretmenler için durum ne?[/KBASLIK]
Öğretmenler, Milli Eğitim Bakanlığının (MEB) ihtiyacı halinde, temel askerlik eğitiminin ardından öğretmen olarak görev yapabilecek. Asteğmen maaşı kadar olacak maaşlarını da görev yaptığı bakanlıktan alacaklar. Görev yaptıkları yerde resmi kıyafet giymeyecek ve mecburi hizmetten muaf tutulacaklar.

[KBASLIK]9- Doktorların şartları nasıl olacak?[/KBASLIK]
Doktorlar için, Sağlık Bakanlığının ihtiyaçları göz önünde bulundurulacak.

Askerlik hizmetini yedek subay olarak yapan doktorlar, devlet hizmet yükümlülüğünü tamamlamış olacak.

Doğu-Güneydoğu ve sınır ötesindeki birliklerin doktor ihtiyacı bu şekilde, azami düzeyde karşılanabilecek.

[KBASLIK]10- Şehit yakınlarının hakları devam ediyor mu?[/KBASLIK]
Şehit olanların anne ve babasının talebi halinde, bir kardeşi askere gitmeyebilecek.

Terörle mücadelede şehit olan sivillerin çocukları ve aynı anne babadan olan kardeşlerinin tamamı, istekli olmadığı sürece askerlik yapmayabilecek.

15 Temmuz’da şehit olan sivillerin çocukları ve kardeşlerinin tamamı askerlik yapmayabilecek.

[KAYNAK]Kaynak: TRT Haber[/KAYNAK]

Beğen
Beğen Muhteşem Haha İnanılmaz Üzgün Kızgın

İnsanlık Tarihinin Kara Lekesi: Çerkes Sürgünü

Rusya’nın Karadeniz sahiline inme politikası gereği Kuzey Kafkasya’yı ele geçirme amacıyla 1556’dan itibaren başlattığı Kafkas-Rus Çarlığı savaşı 308 yıl sürdü.

[IMG]https://www.topragizbiz.com/blog/wp-content/uploads/2019/05/cerkes-surgunu.jpg[/IMG]

Çerkesleri yok ederek Kafkas Dağlarının iç kesimlerine ilerleyen Ruslar, teslim olanları ya Çarlık ordusuna katılma ya da göç etme seçeneğine zorladı.

[B]21 Mayıs 1864[/B]’ten itibaren Çerkes toplulukları başta Osmanlı İmparatorluğu olmak üzere dünyanın çeşitli bölgelerine sürgün edildi.

Resmi olmayan rakamlara göre 1,5 milyona yakın Çerkes bir ay içinde sürgüne tabi tutulurken yol şartları, salgın hastalıklar, açlık gibi nedenlerden dolayı yaklaşık 500 bin Çerkes hayatını kaybetti.

Sürgüne tabi tutulanlar Anapa, Novorossiysk, Gelincik, Soçi, Adler gibi Karadeniz limanlarından gemilere bindirildi ve birçoğu Anadolu’da Ordu, Samsun, Tokat, Amasya, Sinop, Yozgat, Düzce, Adapazarı, Kocaeli’ye yerleştirildi.

Çerkeslerin bir kısmı ise Suriye ve Filistin başta olmak üzere Ortadoğu’ya yerleştirildi. Sürgüne maruz kalan Çerkesler zamanla yerli halka karıştı.

Osmanlı İmparatorluğu’na gönderilemeyen Çerkesler ise Orta Laba ve Orta Kuban nehirleri bölgesindeki Rus Kazak köylerine yerleştirildi.

Rusya’nın çok önceden planladığı “Çerkes halkını öz vatanlarından sürgün etme operasyonu” adım adım gerçekleştirilen bir eylem olarak değerlendiriliyor.

Osmanlı topraklarına bile ulaşamadan binlerce kişinin öldüğü bu sürgün “[B]tarihin en acı olaylarından birisi[/B]” olarak nitelendiriliyor.

İnsanlık tarihine kara bir leke olarak geçen Çerkes sürgünü, her yıl Türkiye’de yaşayan Çerkesler tarafından da anılıyor. Deniz kenarında “Nart ateşi” yakıp çevresinde “mezar taşı nöbeti” tutulan anma törenleri, “Sürgün Andı” okunması ile sona eriyor.

[KAYNAK]Kaynak: [URL=”https://www.aa.com.tr/tr/dunya/insanlik-tarihinin-kara-lekesi-cerkes-surgunu/1483679″]İnsanlık tarihinin kara lekesi: Çerkes sürgünü[/URL][/KAYNAK]

Beğen
Beğen Muhteşem Haha İnanılmaz Üzgün Kızgın

Patent Nedir? Dünyada ve Türkiye’de Patentin İlkleri Enleri

Buluşların koruma kapsamına girmesi sağlayan patent, yüzyıllardır verilen bir belge. Peki, dünyada ilk patenti kim aldı, Türkiye’de patent başvurusu yapanların sayısı kaç?

Bir buluşunuz var ancak bunu nasıl belgeleyeceksiniz? Bilimsel ve teknik bir buluş yapan kim ya da böyle bir buluşu uygulama alanında kullanma hakkı kime ait?

Bu soruların cevabı; patent. Yani bunları gösteren resmi belge. Patent sayesinde buluşu yapılan ürün, patent koruması kapsamına giriyor ve bütün hakları patent sahibine ait oluyor ve ondan izinsiz kullanılamıyor.

Patent ile hem yaratıcı fikirler teşvik ediliyor hem de bu buluşların farklı alanlarda kullanılması sağlanıyor.

[IMG]https://www.topragizbiz.com/blog/wp-content/uploads/2019/05/patent.jpg[/IMG]

[KBASLIK]Dünyada ilk patent[/KBASLIK]
Çengelli iğneden fermuara, fotoğraf makinesinden elektrik motorlarına, yürüyen merdivenden otomobile…

Bu alanları genişletmek mümkün. Bugüne kadar dünyanın dört bir yanında çeşitli alanlarda binlerce patent alındı. Peki, ilk patenti kim aldı?

Dünyada ilk patenti kimin aldığına dair belirsizlikler var. Bazı tarihçilere göre, 1421 yılında Floransalı mimar Filippo Brunelleschi mermer taşımak için geliştirdiği vinç sistemiyle patent aldı. Bazılarına göre ise, ilk patent İngiltere’de Kral 6. Henry tarafından cam yapımcısı John Utyman’a, o dönem İngiltere’de bilinmeyen vitray yapımı için verildi.

Patent alan kişilerin haklarını korumak için bir yasa gerekiyordu. Bu konuda adımı atan Venedik Senatosu, 1474’te ilk patent yasasını çıkardı.

[KBASLIK]Türkiye’nin ilk patenti “diş macunu”[/KBASLIK]
Türkiye’de alınan ilk patent ürünü eczacı Necip Akar’a ait. Kendi adıyla ürettiği diş macunu ile 1924 yılında patent aldı. Onun ilk markaları, “Şampuan Cemil, Necip Bey Kremi ve Necip Diş Macunu”ydu.

Ayrıca, İspanyol gribinin İstanbul’u da etkisi altına almasıyla Necip Akar yeni bir formül geliştirdi. “Gripin” onun en büyük başarılarından biriydi.

[KBASLIK]Sayılarla dünyada patent[/KBASLIK]
Avrupa Patent Sözleşmesinin istatistiklerine göre, 2018 yılında 174 bin 317 patent başvurusu yapıldı. 28 Avrupa ülkesinden 81 bin 468 başvuru var. Patent başvurusu yapan ülkeler arasında ABD birinci sırada yer alıyor.

170 binin üzerindeki başvuruların 43 bin 612’si ABD’den. Onu 22 bin 615 ile Japonya takip etti. 9 bin 401 ile Çin, 7 bin 296 ile Kore, 9 bin 925 ile diğer ülkeler sıralamanın devamında yer aldı.

Patent başvuru sayısında son 5 yılda 21 bin artış yaşandı. 2014’te 152 bin 703 olan başvuru sayısı, 2018’de 174 bin 317 oldu. Ancak bu sayılar sadece Avrupa Patent Sözleşmesine yapılan başvuruların sayısı. Uluslararası bütün patent kuruluşlarının 2018’deki toplamı ise 233 bin 126.

2018’deki başvuruların 13 bin 795’i medikal teknoloji alanındaydı. Onu 11 bin 940 ile dijital iletişim, 11 bin 718 ile bilgisayar teknolojileri, 10 bin 722 ile elektrikli cihazlar ve 9 bin 39 ile taşımacılık takip etti.

[KBASLIK]En çok patent başvurusu yapan markalar[/KBASLIK]
Avrupa Patent Sözleşmesinin sayfasında yer alan bilgilere göre, en çok patent başvurusu yapan markaların başında 2 bin 493 başvuru ile Siemens geliyor. Onu Huawei, Samsung, LG, United Technologies gibi markalar takip ediyor.

[KBASLIK]Sayılarla Türkiye’de patent[/KBASLIK]
Yıllara göre patent başvuru sayısına bakıldığında, Türkiye’de 1998 yılında yapılan başvuru sayısı 207 iken, 2018 yılında 7 bin 349 oldu. 2018 yılında yapılan başvuruların 7 bin 114’ü Türk Patent ve Marka Kurumuna, 42’si Patent İşbirliği Anlaşması’na (PCT) ve 193’ü Avrupa Patent Sözleşmesi’ne yapıldı.

Son 20 yıl içerisinde en çok yerli patent başvurusunun yapıldığı yıl ise 2017. Bu yılda 8 bin 625 başvuru yapıldı.

2018 yılında patent başvurusunda bulunan illerin başvuru sayılarına göre sıralanması da açıklanan istatistikler arasında. Bu illerin sıralaması yapıldığında, ilk sırada 3 bin 42 başvuruyla İstanbul yer alıyor. Onu 931 ile Ankara ve 440 ile Bursa takip ediyor. Bu illeri takip eden diğer 10 il ise şöyle sıralanıyor:

– Kocaeli – 294
– İzmir – 289
– Manisa – 236
– Konya – 186
– Sakarya – 143
– Gaziantep – 142
– Antalya – 98
– Kayseri – 93
– Eskişehir – 92
– Tekirdağ – 92

Patent tescilinin en çok verildiği yıl ise 2018 olarak kayıtlara geçti. 2018’de 2 bin 805 patent tescillendi. 2017 yılında ise bu sayı bin 964’tü.

[KBASLIK]Patent başvurusu nasıl yapılıyor?[/KBASLIK]
Türk Patent ve Marka Kurumunun sayfasında yer alan bilgilere göre, patent başvurusu ve başvuru sonrası işlemler e-devlet üzerinden yapılıyor.

Patent başvuru işlemleri için:
[URL unfurl=”true”]https://www.turkiye.gov.tr/turk-patent-ve-marka-kurumu[/URL]

“Online İşlemler” sayfasından elde edilen araştırma sonuçları bilgi amaçlı. Bu sonuçlara göre yapılacak başvurular “tescil edilir” ya da “edilemez” kesin yargısına varılmamalı.

Başvurunun Türk Patent ve Marka Kurumu içindeki durumunu takip edebiliyorsunuz. Yayına çıkmamış patent başvurularını görüntüleyemiyorsunuz.

[KBASLIK]En çok patente sahip isimler[/KBASLIK]
Sırp kökenli ABD’li mucit Nikola Tesla, birçok buluşa ve deneye imza atan bir isim. Kendisi, patent aldığı yüzlerce buluşuyla “en çok patente sahip kişi” olarak kabul edildi. Ancak ilerleyen yıllarda bu isimler değişti.

[URL unfurl=”true”]https://www.topragizbiz.com/konular/nikola-tesla-cagin-ilerisindeki-bilim-adami.9270/[/URL]

20. yüzyılı icatlarıyla değiştiren Amerikalı mucit Thomas Edison, tarihteki en önemli ve en verimli mucitlerden biri olarak kabul ediliyor. Edison’un binin üzerinde patenti var.

Şimdilerde, Avustralyalı mucit, bilim insanı ve girişimci Kia Silverbrook, uluslararası veri tabanında kayıtlı 9 bin fazla patent başvurusuyla öne çıkıyor.

[KAYNAK]Kaynak: [URL=”https://www.trthaber.com/haber/bilim-teknoloji/yaratici-fikirleri-tesvik-eden-belge-patent-416374.html”]Yaratıcı fikirleri teşvik eden belge: Patent[/URL][/KAYNAK]

Beğen
Beğen Muhteşem Haha İnanılmaz Üzgün Kızgın

Eğri Kalesi – Macaristan

Eğri Kalesi (Macarca: Egri vár), bugünkü Macaristan’ın kuzeyinde yer alan Eger kentinde bulunan bir Osmanlı kalesidir. Kale, 1552 yılında kaleyi kuşatan Osmanlı ordusuna karşı gösterdiği savunma ile tarihi önem taşımaktadır.
[tbr]https://www.topragizbiz.com/resim/images/egrikalesi.jpg[/tbr]
Eğri kalesi ilk olarak 1552 yılında Osmanlı ordusunca kuşatılmış, verilen ağır kayıpların sonrasında kuşatma düşmüştür. Kale daha sonra 1596 yılında tekrar kuşatılmış bu sefer kısa bir kuşatma sonucu Osmanlıların eline geçmiştir.
[tbr]https://www.topragizbiz.com/resim/images/egrivar.jpg[/tbr]
80 yıl boyunca vilayet merkezi olarak görev yapan kale II. Viyana Kuşatmasının başarısızlığa uğraması ve Lorraine Dükü V. Charles’ın 1686 yılında Budin’i işgal etmesinin ardından 1687 yılında Habsburg ordusuna teslim olmak zorunda kalmıştır.

[HARITA]Castle of Eger[/HARITA]

[SIZE=1][COLOR=#808080]Kaynak wikipedia, google[/COLOR][/SIZE]

Beğen
Beğen Muhteşem Haha İnanılmaz Üzgün Kızgın

İzinsiz Drone Kullanana 5 Yıl Hapis Cezası

Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü(SHGM) verilerine göre, 2018 yıl sonu itibarıyla İHA (İnsansız Hava Aracı) kullanıcı sayısı 35 bin 366’ya, İHA sayısı ise 27 bin 439’a ulaştı. Yaşar Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dr. Öğretim Üyesi Sami Aksoy, izinsiz veya kayıtsız, tescil olmadan drone uçurmanın cezasının oldukça yüksek olduğuna dikkat çekerek, “Günümüzde droneların maliyeti çok düşük olsa da başta özel hayatın gizliliğine dikkat edilmeli. Ayrıca 5 yılı bulabilen hapis ve 14 bin 705 lirayı bulan yüksek para cezalarından korunmak için tedbirli davranılmalı” uyarısında bulundu.

[IMG]https://www.topragizbiz.com/blog/wp-content/uploads/2019/05/drone.jpg[/IMG]

Medyadan kargo taşımacılığına, sağlıktan askeri amaçlı kullanıma kadar hayatımızın hemen her alanında hızla yer almaya başlayan dronelar, daha çok hobi amaçlı kullanılsa da kullanım için kurallara uymak ve gerekli izinleri almak gerekiyor. Ülkemizde de ağırlıklarına göre sınıflandırılan droneları kaydetmeden, uçuş izni almadan uçurmanın cezası büyük. Taşıma hukuku alanındaki çalışmalarıyla bilinen Yaşar Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Sami Aksoy, sayısı her geçen gün artan dronelarla ilgili ülkemizdeki yasal düzenlemeler ile ilgili bilgi verdi.

[KBASLIK]3 GÜN İÇİNDE KAYIT ZORUNLU[/KBASLIK]
Türk Sivil Havacılık Kanunu’nun 144’üncü maddesinin İHA’lara ayrıldığını ancak esas hükümlerin İHA Sistemleri Talimatı içerisinde olduğunu belirten Aksoy, “Öncelikle azami kalkış ağırlığı 500 gramdan hafif araçlar hem talimatın kapsamı dışında hem de bu araçlar için tescil söz konusu değil. Talimata göre 500 gram- 4 kilogram kalkış ağırlığındaki insansız hava araçları İHAO, 4 kilogram- 25 kilogram İHA1, 25 kilgramg-150 kilogram arasındakiler ise İHA2 olarak sınıflandırılmış durumda. İHA0 ve İHA1 kategorisindeki hava araçlarının SHGM tarafından oluşturulan elektronik sisteme kaydı gerekiyor. Kayıt zorunluluğu hem ithal eden satıcılar hem de hava aracını bireysel olarak satın alanlar için geçerli. Ayrıca bireysel olarak yurtdışından getirilen veya yurt içinde devir alınan 500 gram üzerindeki aracın 3 gün içinde sisteme kaydettirilmemesi halinde 7 bin 353 lira para cezası kesileceği açıkça hükme bağlanmış durumda” diye konuştu.

İHA0 ile İHA1 uçuracak kişiler için SHGM tarafından herhangi bir lisans düzenlenmediğini ifade eden Aksoy, “Ancak söz konusu kişiler, oluşturulan internet tabanlı kayıt sistemine kayıt olmak zorunda. İHA0 sınıfı pilotlar en az 12 yaşında, İHA1 sınıfı pilotlar en az 15 yaşında olmalı. İHA2 ve İHA3 sınıfındaki araçların ise SHGM tarafından hava aracı siciline kayıt edilerek, tescil işareti alması gerekiyor. Hatta bu sınıftaki araçlar için sorumluluk sigortası yaptırma zorunluluğu da mevcut. Daha hafif araçlardan farklı olarak, İHA2 sınıfındaki aracı kullanacak pilot için genel müdürlük tarafından 3 yıl süreli İHA2 pilot lisansı düzenlenmesi şarttır” dedi.

[KBASLIK]’YÜKSEK CEZALARLA KARŞILAŞABİLİRSİNİZ'[/KBASLIK]
Ağırlığı ve hangi amaç için kullanıldığı fark etmeksizin İHA’lara yönelik cezaların azımsanmayacak derecede yüksek olduğunu belirten Dr. Sami Aksoy, “2019 yılı rakamlarına göre, insansız hava araçları ile izinsiz veya kayıtsız uçuş gerçekleştirilmesinin cezası 8 bin 498 lira. Bu nedenle özellikle İHA0 satın alacakların buna dikkat etmesi gerekiyor. İdari para cezalarına dair yönetmelikte, özel hayatın gizliliğinin ihlal edilmesinin cezası ise 2 bin 124 lira olarak belirlenmiş. Ancak bu rakamın idari para cezası olduğu hatırlatılmalı. Nitekim mağdurların mahkemeler huzurunda tazminat talep hakkı bunun dışında. Türk Ceza Kanununun 134. maddesinde de kişilerin özel hayatının gizliliğini ihlal eden kimsenin 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacağı, gizliliğin görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle ihlal edilmesi halinde verilecek cezanın 1 kat artırılacağı ifade edilmiş” diye konuştu.

[KBASLIK]PARA CEZASI 14 BİN TL’Yİ GEÇİYOR[/KBASLIK]
Dronelar ile havalimanları yakınlarında uçuş yapıldığını da hatırlatan Sami Aksoy, “Bu hususta irtifaya bağlı olmaksızın, havalimanlarında pist kenarından 9 kilometre mesafeden daha yakın sahada uçuşun yasak olduğu, aksi takdirde hangi sınıfta olursa olsun drone kullanan kişinin ağır para cezasıyla karşılaşabileceği unutulmamalı. Zira Türk Sivil Havacılık Kanununun 144. Maddesi’nde, Ulaştırma Bakanlığı veya mülki idare amirlerince belirlenen alanlar dışında insansız hava aracı uçuran kişilere 14 bin 705 liraya kadar idari para cezası uygulanabileceği ifade edilmiş” dedi.

2565 Sayılı Askeri Yasak Bölgeler ve Güvenlik Bölgeleri Kanunu’nu da hatırlatan Aksoy, “Kanunun 25. Maddesi’nde, birinci derece kara ve deniz askeri yasak bölgelerinde çekim yapanlar ile bölgenin savunma ve güvenlik tedbirlerini aksatacak, bozacak ve açıklayacak cihazlar kullananlara 6 aydan 5 yıla kadar hapis ile 5 bin liradan 50 bin liraya kadar ağır para cezası verileceği hükme bağlanmış” diyerek, alınabilecek hapis cezalarını hatırlattı.

[KBASLIK]500 GRAM ALTINDAKİ DRONE KULLANICILARI DA TEDBİRLİ OLMALI[/KBASLIK]
Droneların 500 gram altında olmasının kullananları birtakım prosedürlerden kurtardığını belirten Sami Aksoy, “Yoksa aracın 500 gramın altında olması ne özel hayatın gizliliğini ihlal ne de askeri tesis ya da havalimanı gibi yasak bölgelerde uçuş veya çekim yapmak fırsatı sunar. 500 gram altında olsa bile, tüm drone uçuranların yasalardaki sonuçları öngörerek baştan tedbirli davranmaları kendi yararlarına olacaktır. Dolayısıyla günümüzde droneların maliyeti çok düşük olsa da başta özel hayatın gizliliğine dikkat edilmeli, ayrıca hapis ve yüksek para cezalarından korunmak için tedbirli davranılmalı” diye konuştu.

[KAYNAK]Kaynak: [URL=”https://www.dha.com.tr/yurt/izinsiz-drone-kullanmaya-5-yil-hapis-cezasi-var/haber-1646703″]İzinsiz drone kullanmaya 5 yıl hapis cezası var – Yurt[/URL][/KAYNAK]

Beğen
Beğen Muhteşem Haha İnanılmaz Üzgün Kızgın

İnşallah Belim Kırılmıştır!!!

[KRSAG=https://s20.postimg.cc/pl66tutgd/22050322_1416044991765474_6090503526396013636_n.jpg]Fıkra[/KRSAG] Erzurumlunun biri kendisine 5 bin liraya son model bir telefon alır. Arkadaşlarına hava atmak için kahveye doğru yola çıkar. O sırada telefonu arka cebine koyar ve kahvede arkadaşları ile buluşur. Tam oturduğu anda “çat” diye bir ses gelir ve yutkunarak şöyle der;

– Rebbim sene Gurban olim İnşallah belim kırılmıştır.

Beğen
Beğen Muhteşem Haha İnanılmaz Üzgün Kızgın

Dünyada Çay İçin Neden Sadece İki Kelime Kullanılır?

Dünyada neredeyse tüm dillerde çay kelimesini söyleyebilmenin iki yolu vardır, “chai” (çay) veya “tee” (tea). Bunların ikisi de Çinceden gelir, zaten çay da tüm dünyaya Çin’den yayılmıştır.
[TBR]https://s20.postimg.cc/rbbq51hm5/cay.jpg[/TBR]
Burada ilginç olan şey ise kelime bir ülkeye karadan ulaştıysa (İpek Yolu) “chai” olarak geçmiş, eğer deniz yoluyla ulaştıysa “tee” olarak geçmiştir. Bunun nedeni ise çay kelimesinin Çincede iki farklı telaffuzu olması ve chai versiyonunun Çin’in karasal bölgelerinde, tee versiyonunun ise deniz ticaretinin yoğun olduğu sahil bölgelerinde kullanılmasıymış. Bu yüzden çayın İpek Yolu ile geldiği yerlerde -Anadolu, Mezopotamya gibi- çay olarak, Avrupalı deniz tüccarları vasıtasıyla yayıldığı yerlerde ise -Hollanda, İngiltere, Fransa gibi- tee olarak anılmaya başlamıştır.
[TBR]https://s20.postimg.cc/faqa4bpn1/cay2.png[/TBR]
Chai ya da tee olarak anılmayan az sayıda dilde ise çay o ülkeye Çin’den gelmemiş, yerel çiftçiler tarafından yetiştirilmeye başlanmıştır. Bu yüzden kendi dillerinde karşılığı vardır.

Beğen
Beğen Muhteşem Haha İnanılmaz Üzgün Kızgın
1

Uğur Işılak – Aklıma Düşünce

[MEDIA=youtube]MA8BWaTo6DE[/MEDIA]

[KBASLIK]Uğur Işılak – Aklıma Düşünce Sözleri[/KBASLIK]
Başım yine darda
Yüreğim firarda
Gövdem peşimde değil

Emir oldu vaki
Aşkı doldur saki
Aklım başımda değil

Ciğerim yanıyor
Gören aldanıyor
Dert gözyaşımda değil

Aklıma düşünce
Seni düşününce
İçim içime sığmıyor

Yine hüzün var
Gelse de bahar
Sensiz günüm doğmuyor

Sürüklendim aşka
Yolum yoktu başka
Bir şey elimde değil

Hicran ne, dertli kim
Yaradan şahidim
Sevda dilimde değil

Sen yoksan biterim
Kaybolur yiterim
Yokluk ölümde değil
[KAYNAK]Söz – Müzik: Uğur Işılak [/KAYNAK]

Beğen
Beğen Muhteşem Haha İnanılmaz Üzgün Kızgın

Tarihteki İlk Organ Nakilleri

[KBASLIK]İnsandan insana ilk kan nakli – 1818[/KBASLIK]
[tbr]https://s12.postimg.cc/p9gzcgvz1/kannakli_zpso40eq9h9.jpg[/tbr]
James Blundell adındaki bir doğum uzmanı, doğum sırasında fazlasıyla kan kaybeden bir kadına, kocasından aldığı kanı nakletti. Tamamıyla deneysel olan bu girişim başarılı olunca aynı durumdan mustarip on kadına daha aynı yöntemle kan nakli yapıldı. Hastaların yüzde ellisi verilen kanı kabul ederek hayatta kalınca uygulama tıp literatürüne girdi. Bu hadise daha karmaşık nakil işlemleri için gelecek kuşakları cesaretlendirecekti.

[KBASLIK]İlk deri nakli – 1881[/KBASLIK]
[tbr]https://s4.postimg.cc/3xffr3ywd/derinakli_zps4fvabqnl.jpg[/tbr]
Cerrahlar deri nakliyle ilgili bilgiye uzun zamandır sahipti, ancak bir kadavradan alınan derinin, yıldırım çarpması sonucu derisinde geri dönülmez hasar oluşan bir hastaya nakli tıbbi olarak bir ilkti. 1881’de gerçekleştirilen operasyon başarılı olmuş ve tıp dünyasını sallamıştı.

[KBASLIK]İlk kemik iliği nakli denemesi – 1896[/KBASLIK]
[tbr]https://s4.postimg.cc/4zz7r1c0t/kemikiligi_zpssfkgowxe.jpg[/tbr]
Lösemi tedavisi için ilk kemik iliği nakli denemesi yapıldı. İlik hastalara yemeklerden sonra ağız yoluyla verildi. Başarısız olan denemelerden sonra takip eden yıllarda damar yoluyla ilik nakli denemeleri yapıldı ve az da olsa başarı elde edildi.

[KBASLIK]İlk başarılı kornea nakli – 1905[/KBASLIK]
[tbr]https://s12.postimg.cc/yd19t7n59/kornea_zpsuvg8z6ky.jpg[/tbr]
Avusturyalı Dr. Eduard Zirm, hayatını kaybeden 11 yaşındaki bir çocuktan aldığı korneayı, kaza sonucu görme yetisini kaybetmiş, Alois Glogar adındaki bir işçiye aktardı. Operasyon başarılı oldu ve işçi görme yetisine yeniden kavuştu.

[KBASLIK]İlk diz kapağı nakli – 1908[/KBASLIK]
[tbr]https://s18.postimg.cc/fflwpr7sp/dizkapaginakli_zps6pj6rt0r.jpg[/tbr]
Doktorlar, bir kadavradan alınan diz kapağını başarılı bir şekilde bir hastaya nakletti.

[KBASLIK]Hayvandan insana ilk böbrek nakli – 1909[/KBASLIK]
[tbr]https://s2.postimg.cc/4qh9qejg9/hayvandaninsana_zpsxpeq1rwt.jpg[/tbr]
Fransız bir cerrah, böbrek yetmezliği çeken bir çocuğa, tavşandan alınan bir böbrek parçalarını nakletti. Başlangıçta operasyon başarılı olmuş gibi görünüyordu, ancak çocuk 2 hafta sonra hayatını kaybetti.

Dört yıl sonra bu kez bir maymunun böbreği, civadan zehirlenen bir kız çocuğuna nakledildi. Kız beş gün yaşadıktan sonra hayatını kaybetti.

[KBASLIK]İlk yapay böbrek üretildi – 1913[/KBASLIK]
[tbr]https://s17.postimg.cc/4u1pyy5rz/yapaybobrek_zpsd2g0i82k.jpg[/tbr]
İngiliz araştırmacılar ilk yapay böbreği üretti. Daha sonları diyaliz makinesi olarak anılacak olan cihaz, tıp dünyasında bir devrim niteliği taşıyordu.

[KBASLIK]İlk kafa nakli – 1950[/KBASLIK]
[tbr]https://s2.postimg.cc/t293psevt/demikhov_4_zpssnho13de.jpg[/tbr]
Sovyet Doktor [URL=’https://www.topragizbiz.com/konular/vladimir-petrovich-demikhov-ve-yasayan-bir-kopegin-kafasini-baska-bir-kopege-nakli.3885/’]Vladimir Petrovich Demikhov[/URL], 1950’ler köpekler üzerinde kafa nakli denemeleri yaptı. Yaşayan bir köpeğin kafasını bir başka köpeğe naklederek bilim dünyasını şoka uğratan Demikhov, bir ilke imza atıyordu.

[KBASLIK] İlk başarılı böbrek nakli – 1950[/KBASLIK]

Dr. Joseph Murrey, ilk başarılı böbrek naklini gerçekleştirdi. Ronald Herrick’in böbreği ikizi Richard’a nakledilmiş ve operasyon başarılı olmuştu.

[KBASLIK]Maymundan maymuna kafa nakli – 1970[/KBASLIK]
[tbr]https://s17.postimg.cc/6alq9nyvz/maymundan_zpsrnojeooi.png[/tbr]
Case Western Üniversitesindeki bir grup bilim adamı, Demikhov’dan etkilenerek kafa nakli denemesine girişti. Seçilen denek, insana genetik yakınlığıyla bilenen bir hayvandı. Bir maymunun kafası başka bir maymuna nakledilmiş, bu girişim bilim dünyasında olay yaratmıştı. Operasyon bir dereceye kadar başarılı olmuş, maymun görme, tat alma, koku, duyma gibi duyuları kullanabilmişti. Ancak hareket yeteneği yok denecek kadar kısıtlıydı.

[KBASLIK]İlk başarılı akciğer nakli – 1983[/KBASLIK]

Toronto hastanesinde ilk akciğer nakli gerçekleştirildi. Nakil sırasında hayatını yeni kaybeden bir hastanın akciğerinin bir parçası kullanıldı.

[KBASLIK]İlk kalp nakli – 1984[/KBASLIK]

Dr. Magdi Yacoub, yeni doğmuş bir bebeğe kalp nakli yaparak tarihe geçti. Yacoub ana damarları birleştirme konusunda daha önce hiç denenmemiş bir teknik geliştirmiş ve başarılı olmuştu.

[KBASLIK]İlk başarılı karaciğer nakli – 1989[/KBASLIK]

Alman Cerrah Dr. Christoph Broelsch, Chicago Tıp Merkezinde, ilk başarılı karaciğer naklini gerçekleştirdi. Yaşayan bir donörden alınan karaciğer parçası, karaciğer yetmezliği çeken bir hastaya nakledilmişti.

[KBASLIK]Hayvandan insana ilk başarılı karaciğer nakli – 1992[/KBASLIK]

Bir babundan alınan karaciğer, Pittsburg Tıp Merkezinde başarılı bir şekilde bir hastaya nakledildi ve hasta organı kabul ederek hayatta kaldı.

[KBASLIK]İlk başarılı el nakli – 1998[/KBASLIK]
[tbr]https://s3.postimg.cc/gqu7yrb0j/elnakli_zpsu4bkfaz8.jpg[/tbr]
Avustralyalı Dr. Earl Owen, 13 saat süren bir operasyonla ilk başarılı uzuv naklini gerçekleştirdi. Fransız hasta Dr. Jean Michel Dubernard 2001 yılında kendi isteğiyle Londra’da nakledilen kolu kestirdi. Dubernard, nakledilen kola alışamamış, bunun ölü birinden bir parça taşımak gibi olduğunu söylemişti.

[KBASLIK]İlk başarılı tam yüz nakli – 2010[/KBASLIK]
[tbr]https://s4.postimg.cc/4geew2ybx/yuznakli_zpsqgqpfuk0.jpg[/tbr]
İlk başarılı tam yüz nakli İspanya’da gerçekleştirildi. Silahlı çatışmada ağır yaralanan 31 yaşındaki Oscar, Barcelona’nın Vall d’Hebron hastanesinde başarılı bir operasyonla yeni yüzüne kavuştu.

[KBASLIK]İlk kafa nakli……………2017[/KBASLIK]
[tbr]https://s12.postimg.cc/hl37p2i25/kafanakli_zpsumlncxgk.jpg[/tbr]
Werdnig-Hoffman hastalığından muzdarip olan 30 yaşındaki Valery Spiridonov, tarihte gerçekleştirilecek olan en riskli ve en garip organ nakli operasyonu için gönüllü oldu. Spiridonov’un kafası, beyin ölümü gerçekleşmiş olan, ancak beden fonksiyonları hâlâ çalışan bir vücuda nakledilecek.

Operasyonu gerçekleştirecek olan Dr. Sergio Canavero kendinden oldukça emin, ancak uzmanlar nakil sonucunda Spiridonov’un yeni vücudu kabul etmeme olasılığının yüksek olduğunu ve sonunda acı dolu bir ölümle yüzleşebileceğini söyleyerek tıp dünyasını uyarıyor.

[KAYNAK]Kaynak: https://line.do/[/KAYNAK]

Beğen
Beğen Muhteşem Haha İnanılmaz Üzgün Kızgın