Yaya Geçidinde Yayaya Yol Veren Araca Arkadan Korna Çalana Ceza Verilecek

Geçtiğimiz Ekim ayında düzenlenen ve 2019 yılı başında başlatılan düzenleme ile Türkiye trafiğinde gurbetçilerinde sıklıkla şikayet konusu ettiği, “yayanın geçmesine izin veriyorum, arkadan korna çalıyorlar!” son buluyor. Daha önce yol verme, vermeme ikileminde kalan gurbetçiler, bundan böyle yasal dayanağı olmasını bile bile rahatlıkla yayalara yol verecek, yaya olarak ise karşıdan karşıya geçiş hakkının kendinde olduğunu bilerek rahatlıkla karşıdan karşıya geçecek.

[IMG]https://www.topragizbiz.com/blog/wp-content/uploads/2019/06/once-yaya.jpg[/IMG]

İçişler Bakanlığı tarafından 2019 yılının “Yaya Öncelikli Trafik Yılı” ilan edilmesiyle tüm Türkiye’de “Öncelik Hayatın, Öncelik Yayanın” sloganıyla bir kampanya başlatıldı.

2017 yılında toplam 7 bin 427 kişinin yaşamını yitirdiği trafik kazalarında, yaklaşık bin 681’inin yaya olarak yaşamını yitirdiği görülmekteydi. İçişler Bakanı Süleyman Soylu, trafikte yapılan denetlemeler ve uygulamalar ile son 3 ayda trafik kazaları sebebiyle yaşanan ölümlerde yüzde 36,5 azalma meydana geldiğini belirtti.

[KBASLIK] Araçlar yaya geçidini ve yayayı gördüğü zaman yavaşlayacak[/KBASLIK]
Avrupa’daki gibi yaya geçitlerinde yavaşlama ve yayaya yol verme düzenlemesi Şubat ayı itibariyle Türkiye’de de uygulanmaya başlandı. Türkiye’de ikamet eden tüm vatandaşlara gönderilen SMS ile “Artık trafikte geçiş üstünlüğü yayalarda. Sürücüler kavşak giriş ve çıkışlarına, yaya veya okul geçitlerine yaklaşırken yavaşlamalı, buralardan geçen yayalara durarak geçiş hakkını vermelidirler. Öncelik Hayatın, Öncelik Yayanın” bildirildi.
Ayrıca İçişler Bakanı Soylu, “Devlet trafik kazalarının önlenmesi için hem eylem yapar hem de gereğini yapar. Her şey ceza değil. Peki biz nasıl buna adım attık. Öncelikle TBMM, Karayolları Trafik Kanunu’nun 74. maddesinde bir değişiklik yaptı. Önceden bize okullarda hep şunu öğretirlerdi, ilk önce sağa sonra sola sonra tekrar sağa bakacağız. Bunun anlamı şuydu, trafikte sorumluluk yayaya aittir. Arabayı kollayacaksın ondan sonra yol boşsa çıkacaksın. Eğer bir şey olursa dikkatsizlik ve tedbirsizlikten kusur yine sana yazılacak. Oysa yeni kanunda yapılan değişiklik çok açık ve net. Kavşaklarda, trafik lambasının olmadığı yaya geçitlerinde, aynı zamanda da trafik polisinin olmadığı yerlerde araçlar yaya geçidini ve yayayı gördüğü zaman yavaşlayacak.”

Bu açıklama ile belirtildiği gibi daha önce yolun karşısına geçmek isteyen bir yayanın, sağa sola bakıp yolun boş olduğunu kontrol edip geçmek, eğer herhangi bir trafik kazası sonucu yaralanma ya da ölüm olduğunda yayanın dikkatsizliği ve tedbirsizliğinden kaynaklı olarak suçlu yaya oluyordu. Bu yeni düzenleme ile artık belirli yerlerde geçiş üstünlüğü yayalarda olmuş oldu.

Ayrıca yaya öncelikli trafik bildiğiniz üzere Avrupa’nın hemen hemen her yerinde uygulanmakta ve özellikle gurbetçilerimizin yurt dışında alıştığı trafik kavramlarını, Türkiye’de uyguladığında diğer araç sürücüleri tarafından sözlü ya da kornalı uyarılarıyla karşılaşamaktaydı. Bunların içinde en çok şikayet ettikleri ise; “yurt dışında yaya geçidine yaklaşırken yavaşlamak ve eğer yaya varsa araç duracak” kuralı alışkanlık olduğundan bu kuralı Türkiye’de uyguladığında, aracın yavaşladığını gören yayalar hemen yola atlayarak karşıya geçmeye çalışıyor. Arkada bulunan araçlar ise “neden durdun, neden yol veriyorsun, deyim yerindeyse tabakhaneye tabak yetiştirecekler gibi” kornalarıyla mesaj veriyorlar. Bu durumda gurbetçilerimiz ise ikilemde kalıyor. Özellikle bir çok sosyal medya sitesindeki yorumlarda “Türkiye’de yayalara yol vermek suç mu?”, “Yayaya yol veriyorum arkadan korna çalıyorlar, yol vermeyeyim mi?” gibi paylaşımlar görüyoruz.

[KBASLIK]Geçiş hakkı artık yayalarda[/KBASLIK]
Karayolları Trafik Kanunu’nun 74. maddesinde 26 Ekim 2018 tarihinde yapılan değişiklikle yayaya çarpma şeklinde gerçekleşen trafik kazalarında ölümlerin yaklaşık %23 oluşturması sebebiyle yapılan “Yaya Öncelikli Trafik” yasal olarak zemine oturtuldu.

Bu düzenleme ile bundan sonra araç sürücüleri, trafik ışığı bulunmayan ya da görevli Polis, Jandarma bulunmayan ancak trafik levha ve işaretiyle belirlenmiş kavşak giriş ve çıkışlarına, yaya veya okul geçitlerine yaklaşırken yavaşlamak, buralardan geçen veya geçmek üzere bulunan yaya varsa durarak ilk geçiş hakkını onlara vermek zorunda olacak. Eğer bu geçiş üstünlüğüne uymayan ve yakalanan araç sürücülerine ise 488 Türk Lirası idari para cezası kesilecek.

[KBASLIK] “Yaya Öncelikli Trafik” projesi ile trafik kazalarında ölümler %41 azaldı[/KBASLIK]
2019 yılının ilk aylarında yürürlüğe konulan “Yaya Öncelikli Trafik” projesi ile vatandaşlarımızın gösterdiği duyarlılık sayesinde yılın ilk 4 ayında trafik kazalarında ölümler, %41 azaldı.

İçişler Bakanlığı tarafından Mayıs ayının ilk haftası Türkiye’de ikamet eden vatandaşlara gönderdiği SMS ile trafik kazaları sonucu ölümleri %41 azaldığını bildirerek, bu yolda hep birlikteyiz diye trafik kurallarına daha da dikkat etmemiz gerektiği hakkında uyararak, tüm vatandaşlarımızın trafik haftasını kutladı.

[KAYNAK]Kaynak: [URL=”https://www.silayolundayiz.com/2019/05/yayalara-yol-vermeyen-suruculere-para-cezasi.html”]Türkiye’de Yayaya Yol Verirken Artık Arkadan Korna Çalmaya Cesaret Edemeyecekler[/URL][/KAYNAK]

Beğen
Beğen Muhteşem Haha İnanılmaz Üzgün Kızgın

Kaliteli Uyku Uyumak için Ne Yapmalı?

[IMG alt=”undefined”]https://i.sozcu.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/14/shutterstock_1131550349.jpg[/IMG]

Gün içerisinde yorgun düşen bedenimiz eve gelir gelmez dinlenmeye ihtiyaç duyuyor. Yeteri kadar uyuyamadığımız zaman ise diğer güne enerjisiz ve mutsuz başlıyoruz. Peki kaliteli bir uykunun sırrı ne? İşte tüm merak edilenleri Nöroloji Bölümü Prof. Dr. Mehmet Murat Sümer anlattı.

[IMG alt=”undefined”]https://i.sozcu.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/14/shutterstock_708448372.jpg[/IMG]

İnsanların hayatlarının bir döneminde uykusuzluk problemiyle karşılaştığını belirten Prof. Dr. Sümer, “Her 100 kişiden en az beşi solunum problemleri nedeniyle uykusunu alamadan uyanmaktadır. Toplumun yüzde 40’ı horlamakta ve daha önemlisi horlamayı normal kabul etmektedir. Oysaki ne uykusuzluğun ne de aşırı uykululuğun nedenleri öne sürüldüğü kadar basit değildir. İyi bir tedavi için bu nedenlerin mutlaka sistematik olarak incelenmesi gerekir” dedi.

[IMG alt=”undefined”]https://i.sozcu.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/14/shutterstock_721660393.jpg[/IMG]

Uykunun vücudu dinlendirme ve ertesi güne hazırlama işlevlerinin dışında birçok farklı fonksiyonunun olduğunu kaydeden Sümer, “Bunlardan bazıları; enerji tasarrufu, büyüme, hücrelerin yenilenmesi, organizmanın onarımı, hafıza, türe has özelliklerin öğrenilmesini sağlayan genetik hafızanın programlanması, yeni bilgilerin öğrenilmesi ve kalıcı hale getirilmesi olarak sıralanabilir. Yeterli uyku süresi kişiden kişiye değişmekle birlikte genetik bir özellik olarak belirlenmektedir.

[IMG alt=”undefined”]https://i.sozcu.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/14/shutterstock_549464050.jpg[/IMG]

İdeal uyku süresi ortalama 7-8 saat olarak bilinse de erişkinlerde bu süre 4-11 saat arasında değişmektedir. Ancak uyku süresinden öte kalitesi daha önemlidir. Kişinin sabah kalktığında kendini dinlenmiş ve dinç hissettiği, gün boyunca da dikkat eksikliği ve yorgunluk hissetmeden, işlevlerini aksatmaksızın yerine getirebildiği uyku süresi yeterlidir” diye konuştu.

Yaygın görülen uyku bozukluklarının başında uykusuzluk olarak bilinen ‘insomni’ rahatsızlığını olduğunu söyleyen Prof. Dr. Sümer, şunları söyledi:

[IMG alt=”undefined”]https://i.sozcu.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/14/shutterstock_359227085.jpg[/IMG]

“Bu sorun azalmış veya kalitesiz gece uykusu dolayısıyla gün içinde yorgunluk, bitkinlik, bilişsel işlevlerde yetersizlik, dikkat eksikliği, aşırı sinirlilik ve diğer bazı psikolojik belirtilerle ortaya çıkar. Uyku algılama bozukluğu, hastanın subjektif uykusuzluk yakınmasının, uyku incelemesindeki objektif bulgularla uyumsuzluk gösterdiği durumlar için kullanılan bir terimdir. Hasta, gece normal uyuduğu halde hiç uyumadığını ya da çok az uyuduğunu iddia eder. Oldukça sık rastlanılan ancak hastadan yeterli bilgi alınmadığı takdirde kolayca atlanabilecek ‘huzursuz bacak sendromu’ da önemli bir insomni nedenidir.

[IMG alt=”undefined”]https://i.sozcu.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/14/shutterstock_304177178.jpg[/IMG]

Hastalar bacaklarında, istirahat halindeyken ve özellikle yattıklarında iyice belirginleşen, iyi tanımlayamadıkları ancak son derecede rahatsız edici ve karşı konulamaz biçimde hareket ettirme ihtiyacı yaratan duyulardan yakınırlar. Yaygın görülen uyku bozukluklarından bir diğeri aşırı uykulu olma durumudur. ‘Hipersomni’ aşırı uyku ve uygun olmayan ortam ve zamanlarda uyku ihtiyacının ön planda olmasıdır.

[IMG alt=”undefined”]https://i.sozcu.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/14/shutterstock_674031385.jpg[/IMG]

‘Narkolepsi-Katapleksi sendromu’ ise, gün içinde ortalama 2-3 saat aralıklarla önlenemez uyku ataklarının ortaya çıktığı, bu ataklar dışında da kişinin kendini uykulu ya da yorgun hissedebildiği, hatta uyanıklık içine mikro uyku dediğimiz saniyelik uyku dönemlerinin karışabildiği, daha çok ergenlik ve genç erişkinlik çağlarında başlayan bir hastalıktır. Uyku bozukluklarının başka bir tetikleyicisi uyku apnesinin en önemli belirtileri horlama ve uyku sırasında belirli bir süre nefes alamamadır.”

[IMG alt=”undefined”]https://i.sozcu.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/14/shutterstock_292621658.jpg[/IMG]

Uyku problemi olan kişileri hasta uzman hekimler tarafından değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Sümer, “Kesin teşhis ve hastalığın şiddetinin belirlenmesi amacıyla uyku bozuklukları merkezi ya da laboratuvarında ‘polisomnografik tetkik’ yapılması için yönlendirilmelidir. Uyku bozukluğu saptanan bireylerin doğru teşhis ve tedavi sonucunda kaliteli bir uyku süreci ile normal hayat standartlarını yakalaması kaçınılmazdır” dedi.

[IMG alt=”undefined”]https://i.sozcu.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/14/shutterstock_112407683.jpg[/IMG]

Kaliteli bir uyku için bu önerilerde bulunan Prof. Dr. Sümer, şu bilgileri verdi: “Her gün aynı saatte yatmaya ve ertesi gün aynı saatte uyanmaya çalışın. Gündüz vakti olabildiğince aydınlık ortamlarda bulunun. Mümkünse sabah çalışmaya başlamadan önce biraz yürüyüş yapın ya da işe yürüyerek gidin. Günlük yürüyüş süresi ortalama 45 dakikadan kısa olmasın. Aldığınız kahve, çay ve asitli içeceklerle aldığınız kafein miktarını kısıtlayın. Günde iki fincandan fazla çay ya da kahve içmeyin. Uykuya dalmakta veya sürdürmekte sorununuz varsa kafeini tamamen hayatınızdan çıkarın.

[IMG alt=”undefined”]https://i.sozcu.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/14/shutterstock_56412610.jpg[/IMG]

Mümkün ise, sigarayı azaltın, uyku ile ilgili sorununuz varsa sigarayı tamamen bırakmaya çalışın. Alkol alımını kısıtlayın. Uyku ile ilgili sorununuz varsa alkollü içeceklerden tamamen uzaklaşın. Uykunuz gelirse gündüz vakti kısa süreli uyuyabilirsiniz ama gece uykusuzluk çekiyorsanız gündüz uykularından vazgeçin. Yatak odanızı uyuma ve cinsellik dışında kullanmayın. Varsa yatak odanızdan televizyonu çıkarın. Yatak odanızın ısı, ışık ve gürültü açısından sizi rahat ettirecek şartlarda olmasına dikkat edin.

[IMG alt=”undefined”]https://i.sozcu.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/14/shutterstock_299687660.jpg[/IMG]

Uyumadan 1 saat önce günlük aktiviteyi bitirin. 15 dakika boyunca o gün yaşadığınız sıkıntıları, başarıları ve mutlulukları bir kâğıda yazın sonra 45 dakika boyunca gevşemeye çalışın. Hafif şeyler okumak, klasik müzik dinlemek, ılık köpüklü bir banyo yapmak, 1 bardak ılık ballı süt içmek gibi uyarıcı olmayan şeyler yapın. Yatağa girdikten sonra yaklaşık 15 dakikalık sürede uykuya dalamadıysanız kalkın ve başka bir odaya gidin. Uykunuz gelinceye kadar gevşemeye çalışın, uykunuz gelince tekrar yatağa dönün.”

[KAYNAK]Kaynak: Sözcü[/KAYNAK]

Beğen
Beğen Muhteşem Haha İnanılmaz Üzgün Kızgın

Dut Yaprağının Faydaları Nelerdir?

Dut Yaprağının Faydaları

Dutun ve dut yaprağının sağlığa faydaları saymakla bitmez. Cilde, saça, iç hastalıklara, dermoatolojik problemlere bire bir dutun kendisi ve yaprağının ayrı ayrı faydaları vardır. Amerika Birleşik Devletleri, Hindistan, Fransa ve Asya’nın en üst düzeydeki sağlık kurumlarında yürütülen araştırmalardan elde edilen bilimsel veriler dut yaprağı mucizesini kanıtlar niteliktedir. İbrahim Saraçoğlu, Feridun Kunak gibi uzmanlar bir çok yerde bu bitki yaprağının yararlarını anlatır.

Dut yaprağının faydaları

  1. Kan basıncı seviyesini kontrol eder, tansiyonu düzenleyici etkisi vardır.
  2. Aynı şekilde kan şekeri seviyesini kontrol eder. Dut yaprağı şeker hastalığı tedavisinde oldukça önemlidir.
  3. Kötü kolestrolü düşürür.
  4. Karaciğer için harika bir bitkidir. Karaciğer hastalıklarının önlenmesine yardımcı olur.
  5. Çok güçlü antioksidanlar içerir.
  6. Göz hastalıklarına karşı koruyucudur.
  7. Kalp ve damar hastalıklarına karşı koruyucudur. Kalbin ritmini dengeler, bağırsakları temizler ve karaciğeri temizler.
  8. Göz sağlığı için önemlidir, a vitaminideposudur.
  9. B1, B2 ve B6 vitaminleri bakımından oldukça zengindir.
  10. İçeriğindeki antioksidanlar sayesinde bağışıklığı güçlendirir, hastalıkları önler.
  11. Aminoasitler ile harika bir protein kaynağıdır.
  12. Kalsiyum, Potasyum, Magnezyum, Demir ve Çinko bakımından çok zengin bir bitkidir.
  13. Kemikleri güçlendirir, cildi güzelleştirir.
  14. Sindirim sistemini düzenler, kabızlık problemine çok iyi gelir.

Dut yaprağının saça faydaları nelerdir?
Dut yaprağı kalsiyum, magnezyum ve demir bakımından oldukça zengindir. Sağlıklı bir saç için demir alımının yeterli ve dengeli olması gerekir. Bu sebeple de dut yaprağı, sağlıklı ve güçlü bir saç yapısı için çok faydalıdır.

Dut yaprağının karaciğere faydası nedir?
Kuru ve taze dut yaprakları düzenli olarak tüketildiğinde özellikle karaciğer kanserine karşı koruyucudur. Kan şekerini düşürmesi ve sakkaroz emilimini azaltması sayesinde yaşlanmaya karşı da etkilidir

Dut yaprağı ne zaman toplanır?
Dut yaprağı toplama zamanı çok önemlidir. Çünkü yapılan bir çok bilimsel çalışmada dut yaprağının meyveleri olgunlaştıktan sonra toplanmaması gerektiği belirtilir. Dut yaprağının toplanma zamanı, ilkbahardır. Dutlar henüz olgunlaşmadan yaprakları yeşilken toplanmalıdır. Sonrasında yaprakların besin değerlerini kaybetmesi hatta zehirli hale gelmesi mümkün olabilir.

Dut yaprağı nasıl kurutulur?
Tüm taze sebze ve meyveler, en sıcak zamanlarda güneşte kurutulur. Ancak unutmamak lazım ki, meyve sebzelerin çok aşırı sıcak yerlerde direk güneş altında kalması zararlı olabilir. Bu yüzden güneşe yakın, çatı gibi yerlerde gölgede dut yaprağı kurutmak daha mantıklıdır.

Taze dut yaprağı çayı nasıl yapılır?
Dut yapraklarını taze ve kurutulmuş olarak tüketebilirsiniz. Aynı şekilde hem tazesinden hem de kurusundan çay yapabilir, tazesini haşlayıp salatalarınıza katabilirsiniz. Taze dut yaprağından çay yapmak için, önce yaprakları yıkamanız gerekir. Tozunu aldıktan sonra yaprakları kaynamakta olan bir suya atıp haşlayın. Ilıdıktan sonra tüketebilirsiniz.

Kuru dut yaprağı çayı nasıl yapılır?

  • 2 yemek kaşığı kurutulmuş dut
  • 4 su bardağı soğuk su
  • İsterseniz tatlandırmak için bir çay kaşığı bal

Kurutulmuş dut yaprağını kaşıkla ölçebilirsiniz. İki yemek kaşığı kuru dut yaprağı ile çay yapabilirsiniz. 4 su bardağı suyu kaynatın. Sonrasında ocaktan alın. İçine sudan geçirilmiş iki yemek kaşığı dut yaprağı kurusunu atın. 10 dakika demledikten sonra taze olarak tüketin.

Dut yaprağı kurusunun cilde faydaları
Dut yaprağı kurusu ciltte egzama gibi ciddi deri problemlerinin tedavisinde oldukça önemlidir. Tıpkı kurusu gibi yaprağı da cildi yenileyici özelliklere sahiptir. Dut yaprağının saç derisindeki kepeği tedavi etmesi konusunda da, oldukça iyi sonuçlar alınmış çalışmalar vardır.
Dut yaprağı kuruyken de tazeyken de çok faydalıdır. Tazesinin saklanması çok zor olduğu için dutun yaprağı da kendisi de daha çok kuru olarak muhafaza edilir. En az yaprağı kadar sağlıklı olan dutun faydaları için kuru dutun faydaları yazımıza göz atabilirsiniz.

Kaynak: Mulberry Leaf Health Benefits | Greensilk

Beğen
Beğen Muhteşem Haha İnanılmaz Üzgün Kızgın