Yılancık Hastalığı – Erizipel

Yılancık hastalığı, daha çok epidermi etkileyen bir bakteriyel enfeksiyondur. Selülit olarak bilinen deri hastalığına benzer. Ancak, selülit derinin daha derin katmanlarında meydana gelir.

[IMG]https://www.topragizbiz.com/blog/wp-content/uploads/2019/07/yilancik-hastaligi1.jpg[/IMG]

Yılancık hastalığı, grup A Streptokok bakterinin (strep boğaz ağrısına da sebep olan bakteri) yarattığı bir rahatsızlıktır. Bu enfeksiyon ciltte büyük kırmızı kabarmalar oluşturur. Çoğu durum için en başta yüzü ve bacak bölgesini etkiler.

[KBASLIK]Yılancık Hastalığının Semptomları[/KBASLIK]
[LIST]
[*] Ateş.
[*] Üşüme.
[*] Titreme.
[*] Genel rahatsızlık hissi.
[*] Kırmızı ve şişkin bir görüntü yaratan kabartı şeklinde cilt problemleri.
[*] Bu bölgenin su toplaması da mümkündür. Yılancık hastalığı yüz kısmını etkilediğinde genelde burun ve her iki yanak bölgesinde yoğunlaşan iltihaplar oluşur.
[/LIST]
Buna ek olarak, yılancık hastalığı bezelerde de enflamasyona sebep olabilir ki bu da hasta için acı verici olabileceğinden son derece rahatsız bir durumdur.

[KBASLIK]Yılancık Hastalığının Nedenleri[/KBASLIK]
[IMG]https://www.topragizbiz.com/blog/wp-content/uploads/2019/07/yilancik-hastaligi2.jpg[/IMG]

Grup A streptokok bakteri cildin en dışındaki bariyeri delip girdiğinde yılancık hastalığına sebep olur. Bu bakteri normalde cilt üzerinde ve başka yüzeylerde hiçbir zarar vermeden yaşar. Ancak, girebileceği kesikler ya da yaralar bulduğunda enfeksiyona yol açar.

Ayak mantarı ve egzama gibi ciltte yarıklar oluşturan rahatsızlıklar da bazen yılancık hastalığıyla sonuçlanabilir. Burun ya da boğaz enfeksiyonu geçirmeyle birlikte bu bakteri burun kanallarından geçerek yayıldığında da yılancık hastalığına sebep olabilir.

[KBASLIK]Yılancık hastalığının tedavisi[/KBASLIK]
[B]İlaç tedavisi[/B]
Yılancık hastalığı vakalarının çoğundan streptokok bakteri sorumludur. Bu yüzden enfeksiyon tedavisi için kullanılan başlıca ilaç penisilin olmuştur. Ağız yoluyla ya da kas içi olarak alınan penisilin, yılancık hastalığının tipik vakalarının çoğunu tedavi etmekte yeterlidir. Tedavinin 5 gün uygulanması gerekir fakat enfeksiyonda bir düzelme olmazsa doktorunuz bu süreyi uzatabilir.

Hastanın penisiline alerjisi varsa birinci nesil sefalosporin de bir seçenektir. Sefalosporin, penisilinle kesişen bir tepkime yaratabileceği için ciddi penisilin alerjisi geçmişi olan hastalara çok dikkat ederek verilmelidir.

Klindamisin de tedavide kullanılan bir seçenektir. Ancak grup B streptokok bakteri bu ilaca karşı dirençlidir. Enfeksiyon durumlarının çoğunda staphylococcus aureus bakterisini tedavi etmek gerekmez. Bununla birlikte, penisilinle iyileşmeyen ya da yılancık hastalığı anormal boyutlara ulaşan hastalar için tedavi şarttır.

Bazı araştırmacılar, yüzde ortaya çıkan yılancık hastalığında olası bir staphylococcus aureus enfeksiyonunu tedavi ederken, dikloksasilin ya da nafsilin gibi penisilinaz dirençli antibiyotikler deneyerek gözleme dayalı bir tedavi uygulanması gerektiğine inanıyor. Ancak bu öneriyi destekleyen bir kanıt henüz bulunmuyor.

Roksitromisin ve pristinamisin yılancık hastalığının tedavisinde son derece etkili ilaçlardır. Bu ilaçların kullanımının penisilin kullanımına kıyasla daha etkili olduğunu ve daha az yan etkilere yol açtığını gösteren bazı araştırmalar var. Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) bu ilaçların Amerika’da kullanımını onaylamamış olsa da şu an Avrupa’da kullanılmaktadır.

FDA’nın akut bakteriyel enfeksiyonlarda ve cilt tedavilerinde kullanılmak üzere onayladığı 3 tane antibiyotik var: oritavansin (Orbactiv), dalbavansin (Dalvance) ve tedizolid (Sivextro). Bu etkenler Staphylococcus aureus, Streptococcus pyogenes, Streptococcus agalactiae ve Streptococcus anginosus gibi birçok bakteriye karşı etkilidir.

[B]Ameliyat[/B]

[IMG]https://www.topragizbiz.com/blog/wp-content/uploads/2019/07/yilancik-hastaligi3.jpg[/IMG]

Doktorlar, enfeksiyon hızlı bir şekilde ilerlemiş ve sağlıklı dokuları öldürmüş (nekroz) ise son çare olarak ameliyata başvurur. Bu durumda ölü dokuyu almak için cerrahi müdahale gerekir. Hasta antibiyotik tedavisini düzgün bir şekilde tamamladıktan sonra hastalığın nüksetmesinin önüne geçebilir; burada zamanında müdahale hayati önem taşıyor.

Antibiyotiklere ek olarak başka tedaviler de mevcuttur:

[KBASLIK]Acı ve ateş semptomlarının tedavisi[/KBASLIK]
[LIST]
[*]Buz torbası
[*]Hidrasyon (mümkünse tüketim yoluyla).
[*]Etkilenen uzvu yukarıda tutmak. Sorunlu bölgeyi yüksekte tutmak enflamasyonu ve acıyı azaltmak için önerilir.
[*]Tuzla kaplamak. Ülser ve nekroz bulunan bölgeler tuzla kaplanmalıdır. Bununla birlikte, enfeksiyonun şiddetine göre 2 ila 12 saatte bir değiştirilmelidir.
[/LIST]

[KBASLIK]Yılancık hastalığı için doğal çareler[/KBASLIK]
[IMG]https://www.topragizbiz.com/blog/wp-content/uploads/2019/07/yilancik-hastaligi4.jpg[/IMG]

[LIST]
[*][B]Badem yağı tedavisi[/B]. Soğuk sıkım badem yağı, anestetik erizipelden kaynaklanan kırmızılıkları gidermenin en etkili yollarından biridir. Badem yağını birkaç kez uyguladıktan sonra, kırmızı noktalar ya da lekeler hiç olmamış gibi cilt tamamen eski haline geri dönebilir.
[*][B]Pelin otu tedavisi[/B]. Sorunlu bölgeyi pelin otu çayıyla günde 2 kez temizleyin. Daha sonra, doktorunuzun size reçetelediği ilacı için. Doktorunuz size muhtemelen antibiyotik vermiştir ki bu da enfeksiyonun erken evrelerindeyseniz etkisini daha fazla hissettirecektir.
[*][B]Marul tedavisi.[/B] Marul uygulamak yılancık hastalığının tedavisinde kullanılmasıyla sizi şaşırtacak bir başka alternatiftir. Uygulamadan önce hafifçe haşlanmış olmasına dikkat edin.
[*][B]Ebegümeci tedavisi.[/B] Deneyebileceğiniz bir başka yöntem de kaynattığınız ebegümecinin yaprakları ve köklerinden çıkan su ile bölgeyi sarmak.
[/LIST]
[KBASLIK]Yılancık hastalığı için önerilen diyet[/KBASLIK]
Bu diyette bolca meyve (günlük beslenmenizin %20’sini oluşturacak şekilde) tüketmelisiniz. Buna ek olarak, kızartılmış yiyecekleri ve etleri beslenmenizden tamamen çıkarmalısınız. Bunun yerine balık ve yumurta tercih edebilirsiniz. Bu diyeti 6 ay boyunca, sadece kısa süreli aralar verecek şekilde aksatmadan izlemelisiniz.

[KAYNAK]Kaynak: [URL=”https://sagligabiradim.com/yilancik-hastaliginin-erizipel-tedavisi-bilmeniz-gereken-her-sey/”]Yılancık Hastalığının (Erizipel) Tedavisi: Bilmeniz Gereken Her Şey — Sağlığa bir adım[/URL][/KAYNAK]

Beğen
Beğen Muhteşem Haha İnanılmaz Üzgün Kızgın

Evde Tereyağı Nasıl Yapılır?

Tereyağı eskiden yayık denen büyük tahta aletlerde, uzun süren uğraşlar sonucu yapılırdı. Ancak günümüzde sadece mutfağınızdaki aletlerle çok da zahmet etmeden tereyağı yapabilirsiniz. Tereyağı yapmak için ihtiyacınız olan malzemeler tam yağlı çiğ süt ya da taze sütle mayalanmış ev yoğurdudur. Özellikle sık sık çiğ süt alanlar, sütü kaynatınca üzerinde biriken kaymakları biriktirip tereyağı yapımında kullanabilir. Aynı şekilde ev yoğurtlarının kaymakları da tereyağı için uygun bir malzemedir.Ancak ne olursa olsun, tereyağı yapabilecek kadar miktarı elde etmek için kaymakları bir süre biriktirmeniz gerekir. Biriktirdiğiniz kaymaklar kısa sürede bozulabileceği için mutlaka kapaklı bir kap içinde derin dondurucuda saklamalısınız. Eğer kaymak biriktirecek vaktiniz ya da sabrınız yoksa, çiğ kremadan da kolayca kaymak yapabilirsiniz. Kullandığınız malzeme ne olursa olsun, oda sıcaklığında olmasına dikkat edin.

[IMG]https://www.topragizbiz.com/blog/wp-content/uploads/2019/06/tereyagi.jpg[/IMG]

Kaymağınızı ya da kremanızı tereyağına dönüştürmek için uygulayabileceğiniz iki yöntem bulunuyor. Eğer el blender’iniz ya da çırpıcınız varsa, derin bir kabın içine koyduğunuz malzemeyi, yağ ve su ayrışana kadar çırpabilirsiniz. Eğer daha mütevazı bir mutfakta çalışıyorsanız, malzemeyi kapaklı bir cam kavanoza koyup 15-20 dakika kadar elinizle çalkalayarak yine kolayca tereyağı elde edebilirsiniz.

Bu işlemlerin sonunda yağ kabın üstüne çıkmaya başlar. Bu aşamada az bir miktar soğuk su ekleyip tereyağınızı yeniden çırpın ya da çalkalayın. Su ve yağ iyice ayrıştığında tereyağınız hazır demektir. Bir süzgeçle ya da tülbentle yağın içindeki suyu iyice süzmelisiniz.

Bu suyu kesinlikle atmamalı, çorba, hamur işi gibi yemek tariflerinde kullanmalısınız. Elde ettiğiniz tereyağını tuz, baharatlar ve otlarla tatlandırabilirsiniz. Ancak ev yapımı tereyağının çok çabuk bozulacağını unutmayın. Bu nedenle ya çok çabuk tüketilebilecek miktarlarda yağ yapın, ya da yağınızın artan kısmını buzlukta saklayın.

[KAYNAK]Kaynak: [URL=’http://www.hurriyet.com.tr/lezizz/tereyagi-nasil-yapilir-41045003′]Tereyağı nasıl yapılır?[/URL][/KAYNAK]

Beğen
Beğen Muhteşem Haha İnanılmaz Üzgün Kızgın

Kaybedilen Bir Cüzdanın Geri Dönme Olasılığı Nedir?

40 ülkede 355 şehirde yapılan deney sonucu; cüzdandaki nakit miktarı arttıkça, sahibine ulaşma şansının da arttığı ortaya çıktı. Türkiye’de içinde nakit bulunan cüzdanların yüzde 40’ından fazlası sahiplerine ulaştırıldı.

[IMG]https://www.topragizbiz.com/blog/wp-content/uploads/2019/06/cuzdan.jpg[/IMG]

Bulunan bir cüzdanın içerisindeki paranın miktarı, kayıp cüzdanı bulan kişinin onu sahibine teslim etme olasılığını etkiler mi?

Bu soruya yanıt arayan araştırmacıların 40 ülkede 355 şehirde yaptığı deneylerin sonucunda, cüzdandaki nakit miktarı arttıkça, sahibine ulaşma şansının da arttığı ortaya çıktı.

600 bin dolara mal olan deneyde, içinde farklı miktarlarda nakit bulunan 17 bin cüzdan kullanıldı. Cüzdanlara alışveriş listesi, anahtar ve elektronik posta adresleri ve hayali isimlerin yazılı olduğu kartvizitler konuldu. Bazılarına nakit yerleştirilirken, bazıları ise boş bırakıldı. Araştırma ekibinden asistanlar bu cüzdanları yolda bulmuş gibi yaparak, müze, otel gibi binaların resepsiyonlarına ya da bina çalışanlarına teslim etti. Daha sonra kaç kişinin cüzdanları sahibine ulaştırmaya çalıştığı, hangi cüzdanların geri döndüğü kayıt altına alındı.

Araştırmanın raporunu hazırlayan, Michigan Üniversitesi’nden Alain Cohn, sonuçların, ‘kendini hırsız olarak görme’ yakıştırmasından doğan rahatsızlığın maddi çıkarlara göre ağır bastığının göstergesi olduğunu yazdı.

[KBASLIK]”Kaybettiğinizde bulmak istiyorsanız cüzdanınızda para bulundurun”[/KBASLIK]
Ülkeler arasında ‘dürüstlük’ seviyeleri fark gösterse de hepsi için geçerli ortak bulgu, içinde para olan cüzdanın sahibine dönme ihtimalinin boş cüzdana göre daha fazla olduğu.

Küresel ortalamaya bakıldığında kayıp bir cüzdanı bildirme oranı yüzde 40 iken, içinde nakit olması bu oranı yüzde 51’e çıkartıyor.

Dürüstlük seviyesinde İsviçre ve Norveç liste başı olurken, Peru, Fas ve Çin en alt sıralarda yer aldı. Türkiye’de içi boş kayıp cüzdanlardan yüzde 20’si geri dönerken, nakit bulundurulan cüzdanların yüzde 40’tan fazlası sahibine (araştırmacılara) ulaştı. İsviçre ve Norveç’te, içinde para olan cüzdanları teslim alan personelin yüzde 70’ten fazlası kayıp cüzdanın sahibini bulmak için çaba gösterirken, Çin’de bu oran yüzde 20’lere kadar indi.

Uzmanlar ayrıca, alanında öncü 279 ekonomiste kayıp cüzdanların sahibine dönme ihtimali ile ilgili düşüncelerini sordu. Ekonomistlerden yalnıza yüzde 29’u doğru tahminde bulunabildi. Bu kıyaslamayla da genel davranışlar konusunda uzmanların bile ön yargılı olduğu kanısına varıldı.

[KAYNAK]Kaynak: [URL=”https://tr.euronews.com/2019/06/21/arastirma-kayip-cuzdanlarin-sahibine-ulasma-olasiligi-icindeki-nakit-miktarina-bagli”]Araştırma: Kayıp cüzdanların sahibine ulaşma olasılığı içindeki nakit miktarına bağlı[/URL][/KAYNAK]

Beğen
Beğen Muhteşem Haha İnanılmaz Üzgün Kızgın

Süt Neden Kesilir?

Uzun süre bekletilen sütlerde topaklaşma ve oluşan bu topakların bir çökelti oluşturması görülür. Sütün kesilmesi olarak adlandırılan bu durum genellikle çiğ sütte görülür. Sütün kesilmesini sağlayan şey ise süt içerisinde bulunan bir bakteri çeşididir.

[IMG]https://www.topragizbiz.com/blog/wp-content/uploads/2019/06/sut-neden-kesilir.jpg[/IMG]

Bekletildiğinde süt içinde bulunan yağ damlacıkları yavaş yavaş sütün üzerinde toplanıp bir tabaka oluşturmaya başlarlar. Süt üzerinde oluşan bu tabakaya kaymak denir ve kaymak oluşumu sonucunda da alt kısımda zayıf olarak adlandırılan yağ oranı azalmış olan süt kalır.

Süt dışarıda bir süre daha bekletilmeye devam edilirse bu durumda süt asidi bakterileri hızlı bir şekilde üremeye devam ederler. Bu bakteriler süt içinde doğal olarak bulunan süt şekerini besin maddesi olarak kullanırlar. Bakteriler bu şekilde beslenmeleri sonucunda da atık madde olarak asit üretirler. Çoğalan bakterilerin ürettikleri asit miktarı da artar. Bakterilerin üretmiş oldukları bu asit ise sütte bulunan kazein adlı bir proteini etkilerler. Asit ile kazein arasında meydana gelen etkileşim sonucunda kazein proteinleri topaklaşarak çökelti oluştururlar. Bu olaya sütün kesilmesi denir.

Bazen süt, kaynatma esnasında da kesilebilir. Bunun sebebi sütün kaynatılmadan önce uzun süre beklemiş olması ve içindeki bakteri sayısının artmış olmasından kaynaklanmaktadır. Süt kesilmeye başladıktan sonra bu durum tersine çevrilemez. Kesilen sütün bir daha sıvı olarak tüketilmesi mümkün olmasa da bu sütten lor peyniri yapılabilir.

Ayrıca süt içerisine damlatılan sirke ve limon gibi asidik sıvılar da kesilmeye sebep olur. Bunun yanında iyi yıkanmayan tencerelerdeki bulaşık deterjanı kalıntıları da sütün kesilmesine neden olabilir.

[IMG]https://www.topragizbiz.com/blog/wp-content/uploads/2019/06/sut-neden-kesilir-2.jpg[/IMG]

Beğen
Beğen Muhteşem Haha İnanılmaz Üzgün Kızgın

Pisagor’un Adalet Kupası (Pisagor Kupası)

Pisagor adalet kupası, belli bir miktarın üzerinde doldurulan içeceğin özel bir düzenekle dışarı dökülmesini sağlar. Samos Pisagorlarına ödünç verilen bu kupa, her müridin eşit miktarlarda şarap içmesini garanti ediyordu. Müritler kupayı sınır seviyeye kadar doldurursa, içkisinin tadını huzur içinde çıkarabilirdi. Ancak oburluk sergiliyorsa, kupa içindeki sıvıyı dipten dışarı sızdırırdı.

[IMG]https://www.topragizbiz.com/blog/wp-content/uploads/2019/06/pisagor-kupasi-3.jpg[/IMG]

[B]Pisagor’un Adelet Kupası[/B] ([B]Pisagor Kupası[/B]), dışarıdan bakıldığında içeceklerin konulduğu sıradan kupalara benzeyen; fakat içinde özel bir düzenek bulunan kupadır. [B]Sisamlı Pisago[/B]r’un (MÖ 570 – MÖ 495) en önemli buluşlarından bir tanesi olan Adalet Kupasının içindeki düzenek, bir kolon ve bu kolonda bulunan bir kanaldır. Su, bu kolonun seviyesinin altına kadar doldurulduğunda diğer normal kupalarda olduğu gibi durmaktadır. Fakat su bu kolonun seviyesini geçerse ortadaki kolon ve içindeki kanal da su ile dolar ve ardından [B]sifon etkisi[/B] devreye girer. Böylece kupanın içinde bulunan suyun tamamı dökülmüş olur. Pisagor’un Adalet Kupası bu özelliği ile sanki teknik araştırmalar sonunda üretilen gizemli bir eşya gibi görünmektedir. Sahip olduğu giz ise Pisagorcu okulun inanç felsefesini destekler niteliktedir.

[KBASLIK]Çalışma ilkesi[/KBASLIK]
Pisagor’un Adalet Kupası’nın çalışma ilkesi sifon mekanizmasına dayanır ve akışkanlar teorisi ile bu çalışma ilkesi açıklanır.

[TBR2=https://www.topragizbiz.com/blog/wp-content/uploads/2019/06/pisagor-kupasi-1.png] A: Boş kupa B: Optimum dolum kupası. Sifon seviyesinin aşağısında C: Aşırı doldurulmuş bardak. Sıvı sifonlaması başlar. D: Sifonlama, kupa boşalıncaya kadar devam eder.[/TBR2]

Beğen
Beğen Muhteşem Haha İnanılmaz Üzgün Kızgın

THY’nin ilk Rüya Uçağı Boeing 787-9 Dreamliner Gökyüzü İle Buluştu

THY’nin ‘rüya uçak’ olarak adlandırdığı Boeing 787-9 Dreamliner’ı gökyüzü ile buluştu. Uçak ,bu ay sonu THY filosuna dahil olacak. İlk uçuş İstanbul’dan Antalya’ya yapılacak.

[IMG]https://www.topragizbiz.com/blog/wp-content/uploads/2019/06/thy-ruya-ucak-1.jpg[/IMG]
Türk Hava Yolları (THY), ABD’nin Boeing firmasından 25’i kesin, 5’i opsiyon olmak üzere toplam 30 adet Boeing 787-9 tipi yolcu uçağını filosuna katacak. Kompozit malzemeleri gövde ve kanadı da içeren ana yapısının yüzde 50’sini oluşturan ‘rüya uçak’ olarak adlandırılan Boeing 787-9 tipi uçakların ilki bu ay sonu THY filosuna katılacak. Dreamlinar’ların 3’ü temmuz, kalan 2’si ise ağustos aylarında filoya katılacak.

[KBASLIK]İlk teslim alınacak uçak gökyüzünde[/KBASLIK]
THY’nin ilk teslim alacağı Boeing 787-9 uçağı da, ABD’deki Boeing tesislerinde ilk test uçuşunu yaparak gökyüzü ile buluştu. TC-LLA kuyruk tescilli alan uçak, Boeing’in Everett tesislerinden test uçuşu için havalanan ‘rüya uçak’ Everett(PAE)-Moses Lake(MWE) uçuşu yaptı. İlk uçuş da başarıyla tamamlandı.

Uçağın uzunluğu 63 metre, kanat genişliği 60 metre ve yüksekliği 17 metre…Uçağın menzili ise 14 bin 140 kilometre. Boeing 787’lerin günümüzün aynı büyüklükteki uçaklarından yüzde 20 daha az yakıt tükettiği, diğer uçaklara kıyasla yüzde 20 ile yüzde 45 arasındaki oranda daha çok kargo taşıyabildiği belirtiliyor.

[KBASLIK]İlk uçuş Antalya’ya yapılacak[/KBASLIK]
THY’nin ilk Boeing 787-9 uçakları teslim alındıktan sonra kısa süre iç hatlarda uçacak. Daha sonra ise Bali, Bogota-Panama, Washington ve Atlanta hatlarına da tahsis edilecek. THY’nin ilk ‘rüya uçağı’nın da Türkiye’de hangi kente ve ne zaman uçağı da belli oldu.

THY’nin ilk Boeing 787-9 tipi uçağı 8 Temmuz’da saat 08:35’de TK2410 sefer numarası ile İstanbul Havalimanı’ndan Antalya’ya uçacak. 1 saat 30 dakika sürecek uçuşun programına Boeing 787-9 tipi uçağın girdiğini öğrenen yolcular ise ilk tarifeli uçuşta yer almak için sefere ilgi gösterdiği öğrenildi. Uçuş programına göre THY’nin Boeing 787-9 tipi uçaklarının ilk dış hat uçuşları 17 Temmuz’da İstanbul’dan Denpasa’ya (Bali), 8 Ağustos’ta İstanbul’dan Washington’a, 10 Eylül’de İstanbul’dan Bogota-Panama City’ye ve 11 Eylül’de de İstanbul’dan Atlanta’ya olacak.

[IMG]https://www.topragizbiz.com/blog/wp-content/uploads/2019/06/thy-ruya-ucak-2.jpg[/IMG]

[KBASLIK]Yeni tasarımla geliyorlar[/KBASLIK]
2020 yılından itibaren itibaren filodaki yerini alacak THY’nin Airbus 350’lerinin ilkinin teslim tarihi ise gelecek yıl mart ayı olarak planlandı. A350 tipi uçakları da bu tarihten itibaren belirli tarihlerde filoya girecek. THY’nin yeni nesil uzun menzilli uçakları Boeing 787-9 ve Airbus 350 yeni tasarımlarıyla gelecek. Geniş gövdeli uçakların yolcu kapasitesi 280 ila 320 arasında olacak.

Dreamliner’ların business sınıfı 30 yolcu, A350’lerin ise business sınıfı 32 yolcu kapasiteli olacak. Yolcu konforunun artırılması hedeflenen Business sınıfı tasarımında önemli değişiklikler var. Bunlardan en çok dikkat çekeni ise her koltuktan koridora çıkış olması. Ayrıca yeni nesil kabin eğlence sistemleri uzun yolculukların daha konforlu geçmesi sağlanacak.

Beğen
Beğen Muhteşem Haha İnanılmaz Üzgün Kızgın

Tacizciye Fırlattıkları Terlik “Silah” Sayıldı 5 Yıla Kadar Hapis İsteniyor

Denizli’de yaşayan H.H. adlı kadın ile 2 kadın arkadaşının birlikte tatil için gittiği Aydın’ın Kuşadası ilçesinde eğlence mekanından çıktıktan sonra kendilerini elle taciz ettiğini iddia ettikleri kişiye tepki gösterip, fırlattıkları terlik, ‘silah’ sayıldı. İki yıl önce yaşanan olayla ilgili taciz soruşturması açılmazken, terlik atan 3 kadına, 5 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı.

[IMG]https://www.topragizbiz.com/blog/wp-content/uploads/2019/06/terlik-taciz.jpg[/IMG]

Olay, 9 Temmuz 2017 tarihinde Kuşadası ilçesinin Türkmen Mahallesi’nde meydana geldi. Denizli’de yaşayan fotoğraf stüdyosunda çalışan H.H., çalışmayan iki kadın arkadaşıyla birlikte tatil yapmak için Kuşadası’na gitti. Gece bir eğlence mekanına giren ve saat 03.00 sıralarında kaldıkları Türkmen Mahallesi’ndeki eve gitmek için yola çıkan H.H., iddiaya göre kendisiyle aynı yaştaki iki kadın arkadaşıyla yolda yürürken karşılarından gelen M.E.K.’nin (24) tacizine uğradı.

DHA’nın aktardığına göre, 3 genç kadın, karşıdan iki kolunu da yana açarak gelen M.E.K.’nın, göğüslerine dokunduğunu ileri sürüp, tepki gösterdi. H.H. ve yanındaki iki kadın arkadaşı ile M.E.K. arasında çıkan başlayan tartışma kavgaya dönüştü. Kavga sırasında H.H. ile kadın arkadaşları M.E.K.’ya ayaklarındaki terliği fırlattı. Çevredekilerin ihbarıyla olay yerine gelen polis ekipleri kavgaya ayırdı. Taraflar, polis merkezine götürüldü.

[KBASLIK]İki yıl sonra gelen tebligatla şaşkına döndüler[/KBASLIK]
Polis merkezinde ifade veren H.H. ile iki arkadaşı daha sonra memleketleri Denizli’ye döndü. Olaydan iki yıl sonra gelen mahkeme tebligatıyla H.H. ile arkadaşları şaşkına döndü. Kuşadası’nda meydana gelen olayla ilgili kadınları taciz ettiği iddia edilen M.E.K.’nin darp edildiği gerekçesiyle şikayetçi olduğu, savcılığın ise soruşturma başlattığı öğrenildi. Kuşadası Cumhuriyet Savcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, şüpheli konumunda olan H.H. ile iki kadın arkadaşı hakkında, saldırıda kullanmaya elverişli terlik ve ayakkabı ile yaralamaya teşebbüs ettikleri, kasten basit yaraladıkları, şüphelilere atılı suçun bu haliyle silahla basit yaralama suçunu oluşturdukları ve eylem birliği içinde hareket ettikleri gerekçesiyle Kuşadası Asliye Ceza Mahkemesi’nde 5 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı.

[KBASLIK]”Bir taciz olayı var ama karşı taraf darp edildiğini söyleyince biz yargılanmaya başladık”[/KBASLIK]
Attıkları terliğin silah sayılmasına çok şaşırdıkları belirten H.H., “Eğlence mekanından çıktıktan sonra eve giderken, karşımızdan gelen kişi, iki kolunu da yanlara açarak üzerime doğru geldi. Elleriyle bizim göğüs bölgemize dokundu. Biz de tepki gösterdik ve aramızda arbede çıktı. Bu sırada ayağımızdaki terlikleri fırlattık. Terlikler ona isabet etmedi. Kendisi de ilk mahkemede terliğin isabet etmediğini söyledi. Terlik silah sayıldı ve hakkımızda dava açıldı. Mağdurken, suçlu konumuna düştük. Bir taciz olayı var ama karşı taraf darp edildiğini söyleyince biz yargılanmaya başladık. Bu durumda hapis cezası alabiliriz. 2 yıl önce yaşanan bir olayda mağdurken sanık olduk” dedi.

[KBASLIK]”Soruşturmada ihmal var”[/KBASLIK]
Üç kadının avukatı olan Ozan Orpak ise soruşturma aşamasında ihmal olduğunu düşündüklerini belirterek, “2 yıl önce yaşanan bir olay için yeni dava açılıyor. Tatil için gittikleri yerde tanımadıkları bir kişinin kollarını açarak gelmesiyle tacize uğruyorlar. Üç kadın müvekkilim her kadının vereceği tepkiyi veriyor. Karşı tarafın şikayetçi olması üzerine dava açılıyor. Ancak biz soruşturma aşamasında ihmal olduğunu düşünüyoruz. Polis merkezinde tacize uğradıklarını söylemelerine rağmen taciz soruşturması açılmamış. Neden kaynaklandığını bilmiyoruz. Tacize uğrayan kadınlar olmasına rağmen, şüpheli konumunda oluyorlar ve silahla basit yaralama suçundan yargılanmaya başladılar. Terliğin silah olup olmadığı tartışılan bir konu. Ancak, tacize uğrayan bir kadının kendisini korumak amacıyla kullandığı terlik bir silah değildir” diye konuştu.

Beğen
Beğen Muhteşem Haha İnanılmaz Üzgün Kızgın

2019 Sıla Yolu Yakıt Fiyatları

[KBASLIK]2019 Sıla Yolu Yakıt Fiyatları[/KBASLIK]
[IMG]https://www.topragizbiz.com/blog/wp-content/uploads/2019/06/yakit-fiyatlari.jpg[/IMG]

[TABLE]
[TR]
[TD][SIZE=6][B] Almanya[/B][/SIZE][/TD]
[TD][/TD]
[/TR]
[TR]
[TD][B]95 E10[/B][/TD]
[TD]1,4510[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD][B]95 E5[/B][/TD]
[TD]1,5800[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD][B]98 E5[/B][/TD]
[TD]1,6890[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD][B]Dizel[/B][/TD]
[TD]1,2770[/TD]
[/TR]
[/TABLE]

[TABLE]
[TR]
[TD][SIZE=6][B] Avusturya [/B][/SIZE][/TD]
[TD][/TD]
[/TR]
[TR]
[TD][B]95 E5[/B][/TD]
[TD]1,3060[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD][B]98 E5[/B][/TD]
[TD]1,4670[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD][B]Dizel[/B][/TD]

[TD]1,2490[/TD]
[/TR]
[/TABLE]

[TABLE]
[TR]
[TD][SIZE=6][B] Macaristan[/B][/SIZE][/TD]
[TD][/TD]
[/TR]
[TR]
[TD][B]95 E5[/B][/TD]
[TD]1,2240[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD][B]Dizel[/B][/TD]

[TD]1,2454[/TD]
[/TR]
[/TABLE]

[TABLE]
[TR]
[TD][SIZE=6][B] Çek Cumhuriyeti[/B][/SIZE][/TD]

[TD] [/TD]
[/TR]
[TR]
[TD][B]95 E5[/B][/TD]
[TD]1,2667[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD][B]98 E5[/B][/TD]
[TD]1,3198[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD][B]Dizel[/B][/TD]

[TD]1,2287[/TD]
[/TR]
[/TABLE]

[TABLE]
[TR]
[TD][SIZE=6][B] Slovenya[/B][/SIZE][/TD]
[TD][/TD]
[/TR]
[TR]
[TD][B]95 E5[/B][/TD]
[TD]1,3350[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD][B]98 E5[/B][/TD]
[TD]1,4850[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD][B]Dizel[/B][/TD]

[TD]1,2930[/TD]
[/TR]
[/TABLE]

[TABLE]
[TR]
[TD][SIZE=6][B] Hırvatistan[/B][/SIZE][/TD]
[TD][/TD]
[/TR]
[TR]
[TD][B]95 E5[/B][/TD]
[TD]1,3698[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD][B]98 E5[/B][/TD]
[TD]1,4465[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD][B]Dizel[/B][/TD]

[TD]1,3376[/TD]
[/TR]
[/TABLE]

[TABLE]
[TR]
[TD][SIZE=6][B] Sırbistan[/B][/SIZE][/TD]
[TD][/TD]
[/TR]
[TR]
[TD][B]95 E5[/B][/TD]
[TD]1,3037[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD][B]98 E5[/B][/TD]
[TD]1,3781[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD][B]Dizel[/B][/TD]

[TD]1,3951[/TD]
[/TR]
[/TABLE]

[TABLE]
[TR]
[TD][SIZE=6][B] Bulgaristan[/B][/SIZE][/TD]

[TD] [/TD]
[/TR]
[TR]
[TD][B]95 E5[/B][/TD]
[TD]1,1709[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD][B]98 E5[/B][/TD]
[TD]1,3140[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD][B]Dizel[/B][/TD]

[TD]1,2015[/TD]
[/TR]
[/TABLE]

[TABLE]
[TR]
[TD][SIZE=6][B] Yunanistan[/B][/SIZE][/TD]

[TD] [/TD]
[/TR]
[TR]
[TD][B]95 E5[/B][/TD]
[TD]1,6390[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD][B]98 E5[/B][/TD]
[TD]1,7740[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD][B]Dizel[/B][/TD]

[TD]1,4160[/TD]
[/TR]
[/TABLE]

[TABLE]
[TR]
[TD][SIZE=6][B] İtalya [/B][/SIZE][/TD]

[TD] [/TD]
[/TR]
[TR]
[TD][B]95 E5[/B][/TD]
[TD]1,6260[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD][B]98 E5[/B][/TD]
[TD]1,6650[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD][B]Dizel[/B][/TD]

[TD]1,5160[/TD]
[/TR]
[/TABLE]

Fiyatlar touring.be sitesinden alınmıştır.

Son güncelleme: 24/05/2019

Beğen
Beğen Muhteşem Haha İnanılmaz Üzgün Kızgın

Hayırsız Ada (Sivriada) Köpek Katliamı – 1910

1900’lü yılların başında sadece Türk topraklarında değil, tüm Avrupa ülkeleri İstanbul’un ve Türk halkının hayvanlara olan sevgisini konuşuyordu. İstanbul’a ziyarete gelen İngiliz, Fransız gazeteciler, yazarlar; kitaplarında sokak aralarındaki köpeklerin hikayelerine yer veriyordu. “Hayatımda o köpekler kadar bakışları yüreğime işleyenini görmemiştim.” diyenlerden; gebe köpeğin doğum yapması için ot ve samandan yuva yapan insanlara kadar… Hatta Bizans dönemindeki bir inanışa göre köpekler bu topraklara Türklerle birlikte gelmişti. Bizans’ta kedi yoğunluğu varken Osmanlı’da köpek popülasyonu yüksekti. Fakat dönemin siyasileri hem sokakları ‘Avrupaileştirmek’ hem de para kazanmak için iğrenç ve katliamın temelini oluşturan bir anlaşmaya imza attılar.

[IMG]https://www.topragizbiz.com/blog/wp-content/uploads/2019/06/hayirsizada-1.jpg[/IMG]

1900’lü yılların başında Avrupa’daki parfüm ve kimya sanayisi için denek olarak köpeklerin kullanılması, o bölgelerde köpek sayısının ciddi bir şekilde düşmesine sebep olmuştu. Bu nedenle Osmanlı’da bol olan köpeklerin toplatılıp kendilerine satılması teklifiyle geldi Fransızlar. Ve aralarında bu konuda anlaşma imzalandı.

[IMG]https://www.topragizbiz.com/blog/wp-content/uploads/2019/06/hayirsizada-2.jpg[/IMG]

Köpekler toplanıp Tophane’deki bir gemide biriktirilirken, hayvanseverler tarafından yapılan baskınla masum canlar o anlık kurtarılmışlardı. Ardından bu toplama işini paraya ihtiyaç duyan kişilere ve serserilere görev edindirerek devam edeceklerdi. Bu sefer geminin başında askerler de nöbet tutuyorlardı.

[IMG]https://www.topragizbiz.com/blog/wp-content/uploads/2019/06/hayirsizada-3.jpg[/IMG]

Kısa sürede 80 binden fazla köpeği toplatıp Fransa’dan talimat bekleyen devlet, gelmeyen yanıt üzerine fiyatı daha da aşağılara çekmeye başlamıştı. Aç susuz, dehşet verici şartlarda telef olmaya başlayan köpeklerden kurtulmak için ücretsiz vermeyi de teklif etti fakat hala yanıt yoktu. Bunun üzerine köpeklerden kurtulmak adı altındaki katliamın ilk adımı 3 Haziran 1910 tarihinde atıldı. 80 binden fazla köpek [B]Sivriada[/B]’ya kaderlerine terk edildi.

[IMG]https://www.topragizbiz.com/blog/wp-content/uploads/2019/06/hayirsizada-4.jpg[/IMG]

Fransa’dan yanıt gelene kadar bir süre daha adada köpeklere bakıldı fakat sözleşmenin fesh edildiği haberi gelince köpeklerin bir daha yüzünü gören olmadı. Üstelik dine göre öldürmenin günah olacağı gerekçesiyle direkt öldürmek yerine toplanıp can çekişerek ölmeleri için adaya atılmasında sıkıntı görmemişlerdi…

[IMG]https://www.topragizbiz.com/blog/wp-content/uploads/2019/06/hayirsizada-5.jpg[/IMG]

Halk kendi imkanlarıyla yiyecek götürmeye çabaladığında bunun için de önlemler almaya başlandı. Bir ada dolusu köpek, açlıktan ve susuzluktan can veren kardeşlerinin cesetleri arasında ölümü bekleyerek yalvarırcasına havladılar günlerce, aylarca…

Ölen köpeklerin ceset kokuları 2-3 sene boyunca Anadolu yakasındaki sahil şeridinden hissedilmeye devam etti.

[IMG]https://www.topragizbiz.com/blog/wp-content/uploads/2019/06/hayirsizada-6.jpg[/IMG]

Ekim 1975 tarihli Hayat Tarih Mecmuası’nda “Sürgün Köpekler” başlığıyla 1910 yaz aylarında Sivriada köpek katliamını gören Fransız yazar Robert Gillon, anılarını anlatıyordu…

[ALINTI]Sivriada’nın burunlarından birinin açığından geçiyorduk. O anda da köpek havlamaları duyulmaya başladı. Yüz değil, bin değil, sayılamayacak kadar çoktular! Kıyıdaki çakıllı kumsal üzerinde birbirlerini ezercesine itişip kakışarak koşuşuyorlar, etlerinden et kopartılıyormuş gibi havlıyor, uluyor, haykırıyorlardı!. Az sonra rüzgârla birlikte burnumuza dayanılması imkânsız pis bir koku geldi. Daha doğrusu kendimizi bu kokunun içinde bulduk. Kitleler halinde ölen köpeklerin kokuşmaya başlayan cesetlerinin kokusuydu bu! Dediklerine göre adada bekçiler vardı ve bu köpeklerle bir arada yaşıyorlardı. Adamlar ölen köpekleri kireç kuyularına atıyorlardı ama yine de bu pis kokuya engel olunamıyordu.

Dostum anlatıyor, bizlere bilgi veriyordu. Söylediğine göre, köpekler adaya çıkar çıkmaz, bir tatlı su kuyusu keşfetmişler ve hep birlikte kuyuya atlamışlardı. Bu öylesine ani olmuş ve o kadar çok köpek kuyuya atlamıştı ki, kısa zamanda kuyu köpeklerle dolmuş, hiçbiri kuyudan çıkamamış, sonunda bağıra bağıra ölmüşlerdi!

Bir ara garip bir şey oldu. Köpeklerden biri cesaretle denize atlayarak bize doğru yüzmeye başladı. Biz de bu cesaretini, onu istimbota almakla mükâfatlandırdık. Ona teneke bir kap içinde biraz su verdik. Haftalardan beri kireçli sudan başkasını içmemiş olan zavallı hayvan, verdiğimiz suyu kana kana içti. Onu gören bir başkası da bulunduğu kayalıktan kendini denize attıysa da bize kadar yüzemedi. Buralarda sular çok kuvvetliydi, akıntıyla birlikte sürüklendi, gitti.[/ALINTI]

[IMG]https://www.topragizbiz.com/blog/wp-content/uploads/2019/06/hayirsizada-7.jpg[/IMG]

Halk, bu katliamın üstlerine büyük bir lanet bıraktığına inanıyordu. Ve o lanetin 1912 yılındaki büyük depremle geldiğini düşünüyorlardı.

[KAYNAK]Kaynak: [URL=”https://listelist.com/hayirsiz-ada-sivriada/”]Tarihin Yüz Kızartan Hayvan Sürgünü: Hayırsız Ada Katliamı | ListeList.com[/URL][/KAYNAK]

Beğen
Beğen Muhteşem Haha İnanılmaz Üzgün Kızgın