Evde Tereyağı Nasıl Yapılır?

Tereyağı eskiden yayık denen büyük tahta aletlerde, uzun süren uğraşlar sonucu yapılırdı. Ancak günümüzde sadece mutfağınızdaki aletlerle çok da zahmet etmeden tereyağı yapabilirsiniz. Tereyağı yapmak için ihtiyacınız olan malzemeler tam yağlı çiğ süt ya da taze sütle mayalanmış ev yoğurdudur. Özellikle sık sık çiğ süt alanlar, sütü kaynatınca üzerinde biriken kaymakları biriktirip tereyağı yapımında kullanabilir. Aynı şekilde ev yoğurtlarının kaymakları da tereyağı için uygun bir malzemedir.Ancak ne olursa olsun, tereyağı yapabilecek kadar miktarı elde etmek için kaymakları bir süre biriktirmeniz gerekir. Biriktirdiğiniz kaymaklar kısa sürede bozulabileceği için mutlaka kapaklı bir kap içinde derin dondurucuda saklamalısınız. Eğer kaymak biriktirecek vaktiniz ya da sabrınız yoksa, çiğ kremadan da kolayca kaymak yapabilirsiniz. Kullandığınız malzeme ne olursa olsun, oda sıcaklığında olmasına dikkat edin.

[IMG]https://www.topragizbiz.com/blog/wp-content/uploads/2019/06/tereyagi.jpg[/IMG]

Kaymağınızı ya da kremanızı tereyağına dönüştürmek için uygulayabileceğiniz iki yöntem bulunuyor. Eğer el blender’iniz ya da çırpıcınız varsa, derin bir kabın içine koyduğunuz malzemeyi, yağ ve su ayrışana kadar çırpabilirsiniz. Eğer daha mütevazı bir mutfakta çalışıyorsanız, malzemeyi kapaklı bir cam kavanoza koyup 15-20 dakika kadar elinizle çalkalayarak yine kolayca tereyağı elde edebilirsiniz.

Bu işlemlerin sonunda yağ kabın üstüne çıkmaya başlar. Bu aşamada az bir miktar soğuk su ekleyip tereyağınızı yeniden çırpın ya da çalkalayın. Su ve yağ iyice ayrıştığında tereyağınız hazır demektir. Bir süzgeçle ya da tülbentle yağın içindeki suyu iyice süzmelisiniz.

Bu suyu kesinlikle atmamalı, çorba, hamur işi gibi yemek tariflerinde kullanmalısınız. Elde ettiğiniz tereyağını tuz, baharatlar ve otlarla tatlandırabilirsiniz. Ancak ev yapımı tereyağının çok çabuk bozulacağını unutmayın. Bu nedenle ya çok çabuk tüketilebilecek miktarlarda yağ yapın, ya da yağınızın artan kısmını buzlukta saklayın.

[KAYNAK]Kaynak: [URL=’http://www.hurriyet.com.tr/lezizz/tereyagi-nasil-yapilir-41045003′]Tereyağı nasıl yapılır?[/URL][/KAYNAK]

Beğen
Beğen Muhteşem Haha İnanılmaz Üzgün Kızgın

Baklava şerbeti nasıl yapılır?

[KBASLIK]Baklava şerbeti nasıl yapılır?[/KBASLIK]
[KRSAG=https://www.topragizbiz.com/blog/wp-content/uploads/2019/06/baklava-serbeti-nasil-yapilir.jpg]Baklava şerbeti nasıl yapılır?[/KRSAG]Bayramın vazgeçilmez tatlılarından olan baklavanın şerbetini hazırlarken bazı püf noktalara dikkat etmekte fayda var. Hem baklavanın çıtır olması hem de adeta hazır alınmış gibi kıvamını tutturmak istiyorsanız bu yazımıza göz atmalısınız. Peki, baklavalara lezzet veren baklava şerbeti nasıl yapılır?

Baklavaya gerçek lezzetini veren şerbetidir. Şerbet doğru yöntemler uygulanmadan yapıldığında baklava ya çok yumuşak ya da çok sert olabilir. İşte sizlere baklava şerbeti yapmanın yöntemi…

[KBASLIK]MALZEMELER[/KBASLIK]
[B]40 cm.lik yuvarlak bir tepsi baklava için;[/B]

3 su bardağı şeker
3 su bardağı su
1 iri dilim limon
Bir çay kaşığının üçte biri tuz

[KBASLIK]YAPILIŞI[/KBASLIK]
Öncelikle şeker,su, tuz ve limonu tencereye koyup, ocağın altını açın. Şeker eriyene kadar karıştırın. Bu ilk karıştırmayı yapmazsanız şerbet daha çabuk şekerlenecektir.

Eğer içine limonu kabuklu atmayacaksanız, çeyrek limon suyunu şerbeti ocaktan almadan 10 dakika önce ekleyin. Şerbeti ocaktan almadan hemen önce eklerseniz, şerbet şekerlenir.

Şerbet tamamen kaynamaya başladıktan sonra, altını kısın daha sonra 30 dakika kaynatmaya devam edin. Şerbetin kıvamı oldukça koyu olmalıdır ki, tatlı şerbeti hemen içine çekip hamurlaşmasın.

Gevrek bir tatlıysa şerbeti ılıyana kadar bekletip ardından tatlıya dökün. Tatlınız biraz kalınsa ve sertse şerbeti ocaktan alır almaz dökün ve üstünü kapatın ki sert kalmasın.

Şerbeti bekletme süresi oda sıcaklığına bağlı olarak değişiyor. Eğer tatlı sıcak bir yerde ise şerbeti 15 dakika bekletmek yeterli.

Soğuk bir mutfakta ise 10 dakika bekletmek yeterli.

[KBASLIK]TATLI ŞERBETİ KAÇ DAKİKA KAYNATILIR?[/KBASLIK]
Tatlı şerbetinin en önemli noktası kaynama noktasıdır. Tatlı şerbeti yapımında ne kadar kaynatılacağı en sık aldığımız sorular arasında. Hazırlayacağınız tatlının şerbetini hiçbir şekilde 20 dakikanın üzerine geçecek şekilde kaynatmamalısınız. Ortalama 10 ila 20 dakika arasında kaynatılan şerbet mükemmel olacaktır.

[KBASLIK]TATLI ŞERBETİ ÇEKMEZSE NE YAPILMALIDIR?[/KBASLIK]
Yaptığınız tatlı şerbeti çekmezse, fırını ısıtın ve çekmeyen tatlınızı fırında bir süre ısıtın. Ne kadar etkili olduğunu kısa sürede göreceksiniz.

[KBASLIK]TATLI ŞERBETİ KIVAMI NASIL ANLAŞILIR?[/KBASLIK]
Hazırladığınız şerbetten bir damla işaret parmağınızın üstüne aldığınızda eğer dağılmıyor ya da yayılmıyor ya şerbetiniz kıvam almış demektedir.

[KBASLIK]TATLI ŞERBETİ SICAK MI DÖKÜLMELİDİR ?[/KBASLIK]
Şerbetli tatlı hazırlayanların en kararsız kaldığı nokta, şerbeti sıcak mı yoksa soğukken mi dökmeliyim sorusudur. Bunun en bilineni de tatlıyı sıcak, şerbeti de soğuk dökmektir.Fakat ustalardan aldığımız bilgilere göre en iyi sonuç, her ikisininde ılık denilebilecek bir sıcaklıkta olması gerektiğidir. Şerbet kaynadıktan ve tatlınız fırından çıktıktan sonra her ikisininde biraz ılımasını bekleyip, şerbeti tatlıya dökmek size en iyi sonucu verecektir.

Tatlı şerbeti fazla sulu olmayacağı gibi fazla koyu da olmamasına dikkat etmelisiniz. Eğer koyu kıvamda olursa tatlınız şerbeti emmeyecektir. Sulu olursa da tatlınızın şekli bozulacaktır. Soğuk tatlıya soğuk şerbet ya da sıcak tatlıya sıcak şerbet dökülmesi gibi bir durum söz konusu olamaz.

Beğen
Beğen Muhteşem Haha İnanılmaz Üzgün Kızgın

Tarihteki İlk Organ Nakilleri

[KBASLIK]İnsandan insana ilk kan nakli – 1818[/KBASLIK]
[tbr]https://s12.postimg.cc/p9gzcgvz1/kannakli_zpso40eq9h9.jpg[/tbr]
James Blundell adındaki bir doğum uzmanı, doğum sırasında fazlasıyla kan kaybeden bir kadına, kocasından aldığı kanı nakletti. Tamamıyla deneysel olan bu girişim başarılı olunca aynı durumdan mustarip on kadına daha aynı yöntemle kan nakli yapıldı. Hastaların yüzde ellisi verilen kanı kabul ederek hayatta kalınca uygulama tıp literatürüne girdi. Bu hadise daha karmaşık nakil işlemleri için gelecek kuşakları cesaretlendirecekti.

[KBASLIK]İlk deri nakli – 1881[/KBASLIK]
[tbr]https://s4.postimg.cc/3xffr3ywd/derinakli_zps4fvabqnl.jpg[/tbr]
Cerrahlar deri nakliyle ilgili bilgiye uzun zamandır sahipti, ancak bir kadavradan alınan derinin, yıldırım çarpması sonucu derisinde geri dönülmez hasar oluşan bir hastaya nakli tıbbi olarak bir ilkti. 1881’de gerçekleştirilen operasyon başarılı olmuş ve tıp dünyasını sallamıştı.

[KBASLIK]İlk kemik iliği nakli denemesi – 1896[/KBASLIK]
[tbr]https://s4.postimg.cc/4zz7r1c0t/kemikiligi_zpssfkgowxe.jpg[/tbr]
Lösemi tedavisi için ilk kemik iliği nakli denemesi yapıldı. İlik hastalara yemeklerden sonra ağız yoluyla verildi. Başarısız olan denemelerden sonra takip eden yıllarda damar yoluyla ilik nakli denemeleri yapıldı ve az da olsa başarı elde edildi.

[KBASLIK]İlk başarılı kornea nakli – 1905[/KBASLIK]
[tbr]https://s12.postimg.cc/yd19t7n59/kornea_zpsuvg8z6ky.jpg[/tbr]
Avusturyalı Dr. Eduard Zirm, hayatını kaybeden 11 yaşındaki bir çocuktan aldığı korneayı, kaza sonucu görme yetisini kaybetmiş, Alois Glogar adındaki bir işçiye aktardı. Operasyon başarılı oldu ve işçi görme yetisine yeniden kavuştu.

[KBASLIK]İlk diz kapağı nakli – 1908[/KBASLIK]
[tbr]https://s18.postimg.cc/fflwpr7sp/dizkapaginakli_zps6pj6rt0r.jpg[/tbr]
Doktorlar, bir kadavradan alınan diz kapağını başarılı bir şekilde bir hastaya nakletti.

[KBASLIK]Hayvandan insana ilk böbrek nakli – 1909[/KBASLIK]
[tbr]https://s2.postimg.cc/4qh9qejg9/hayvandaninsana_zpsxpeq1rwt.jpg[/tbr]
Fransız bir cerrah, böbrek yetmezliği çeken bir çocuğa, tavşandan alınan bir böbrek parçalarını nakletti. Başlangıçta operasyon başarılı olmuş gibi görünüyordu, ancak çocuk 2 hafta sonra hayatını kaybetti.

Dört yıl sonra bu kez bir maymunun böbreği, civadan zehirlenen bir kız çocuğuna nakledildi. Kız beş gün yaşadıktan sonra hayatını kaybetti.

[KBASLIK]İlk yapay böbrek üretildi – 1913[/KBASLIK]
[tbr]https://s17.postimg.cc/4u1pyy5rz/yapaybobrek_zpsd2g0i82k.jpg[/tbr]
İngiliz araştırmacılar ilk yapay böbreği üretti. Daha sonları diyaliz makinesi olarak anılacak olan cihaz, tıp dünyasında bir devrim niteliği taşıyordu.

[KBASLIK]İlk kafa nakli – 1950[/KBASLIK]
[tbr]https://s2.postimg.cc/t293psevt/demikhov_4_zpssnho13de.jpg[/tbr]
Sovyet Doktor [URL=’https://www.topragizbiz.com/konular/vladimir-petrovich-demikhov-ve-yasayan-bir-kopegin-kafasini-baska-bir-kopege-nakli.3885/’]Vladimir Petrovich Demikhov[/URL], 1950’ler köpekler üzerinde kafa nakli denemeleri yaptı. Yaşayan bir köpeğin kafasını bir başka köpeğe naklederek bilim dünyasını şoka uğratan Demikhov, bir ilke imza atıyordu.

[KBASLIK] İlk başarılı böbrek nakli – 1950[/KBASLIK]

Dr. Joseph Murrey, ilk başarılı böbrek naklini gerçekleştirdi. Ronald Herrick’in böbreği ikizi Richard’a nakledilmiş ve operasyon başarılı olmuştu.

[KBASLIK]Maymundan maymuna kafa nakli – 1970[/KBASLIK]
[tbr]https://s17.postimg.cc/6alq9nyvz/maymundan_zpsrnojeooi.png[/tbr]
Case Western Üniversitesindeki bir grup bilim adamı, Demikhov’dan etkilenerek kafa nakli denemesine girişti. Seçilen denek, insana genetik yakınlığıyla bilenen bir hayvandı. Bir maymunun kafası başka bir maymuna nakledilmiş, bu girişim bilim dünyasında olay yaratmıştı. Operasyon bir dereceye kadar başarılı olmuş, maymun görme, tat alma, koku, duyma gibi duyuları kullanabilmişti. Ancak hareket yeteneği yok denecek kadar kısıtlıydı.

[KBASLIK]İlk başarılı akciğer nakli – 1983[/KBASLIK]

Toronto hastanesinde ilk akciğer nakli gerçekleştirildi. Nakil sırasında hayatını yeni kaybeden bir hastanın akciğerinin bir parçası kullanıldı.

[KBASLIK]İlk kalp nakli – 1984[/KBASLIK]

Dr. Magdi Yacoub, yeni doğmuş bir bebeğe kalp nakli yaparak tarihe geçti. Yacoub ana damarları birleştirme konusunda daha önce hiç denenmemiş bir teknik geliştirmiş ve başarılı olmuştu.

[KBASLIK]İlk başarılı karaciğer nakli – 1989[/KBASLIK]

Alman Cerrah Dr. Christoph Broelsch, Chicago Tıp Merkezinde, ilk başarılı karaciğer naklini gerçekleştirdi. Yaşayan bir donörden alınan karaciğer parçası, karaciğer yetmezliği çeken bir hastaya nakledilmişti.

[KBASLIK]Hayvandan insana ilk başarılı karaciğer nakli – 1992[/KBASLIK]

Bir babundan alınan karaciğer, Pittsburg Tıp Merkezinde başarılı bir şekilde bir hastaya nakledildi ve hasta organı kabul ederek hayatta kaldı.

[KBASLIK]İlk başarılı el nakli – 1998[/KBASLIK]
[tbr]https://s3.postimg.cc/gqu7yrb0j/elnakli_zpsu4bkfaz8.jpg[/tbr]
Avustralyalı Dr. Earl Owen, 13 saat süren bir operasyonla ilk başarılı uzuv naklini gerçekleştirdi. Fransız hasta Dr. Jean Michel Dubernard 2001 yılında kendi isteğiyle Londra’da nakledilen kolu kestirdi. Dubernard, nakledilen kola alışamamış, bunun ölü birinden bir parça taşımak gibi olduğunu söylemişti.

[KBASLIK]İlk başarılı tam yüz nakli – 2010[/KBASLIK]
[tbr]https://s4.postimg.cc/4geew2ybx/yuznakli_zpsqgqpfuk0.jpg[/tbr]
İlk başarılı tam yüz nakli İspanya’da gerçekleştirildi. Silahlı çatışmada ağır yaralanan 31 yaşındaki Oscar, Barcelona’nın Vall d’Hebron hastanesinde başarılı bir operasyonla yeni yüzüne kavuştu.

[KBASLIK]İlk kafa nakli……………2017[/KBASLIK]
[tbr]https://s12.postimg.cc/hl37p2i25/kafanakli_zpsumlncxgk.jpg[/tbr]
Werdnig-Hoffman hastalığından muzdarip olan 30 yaşındaki Valery Spiridonov, tarihte gerçekleştirilecek olan en riskli ve en garip organ nakli operasyonu için gönüllü oldu. Spiridonov’un kafası, beyin ölümü gerçekleşmiş olan, ancak beden fonksiyonları hâlâ çalışan bir vücuda nakledilecek.

Operasyonu gerçekleştirecek olan Dr. Sergio Canavero kendinden oldukça emin, ancak uzmanlar nakil sonucunda Spiridonov’un yeni vücudu kabul etmeme olasılığının yüksek olduğunu ve sonunda acı dolu bir ölümle yüzleşebileceğini söyleyerek tıp dünyasını uyarıyor.

[KAYNAK]Kaynak: https://line.do/[/KAYNAK]

Beğen
Beğen Muhteşem Haha İnanılmaz Üzgün Kızgın

1920’ler Yapımı Antika Oyuncak Lokomotif Restorasyonu

1920’li yıllarda yapılan antika oyuncak lokomotif restorasyonu. Mükemmel işçilik ve harika sonuç…

Beğen
Beğen Muhteşem Haha İnanılmaz Üzgün Kızgın

Tornada Ahşap Dünya Küresi Yapımı

Huş ağacı kütüğü ve epoksi reçine kullanılarak tornada yapılan 7" (17.78 cm) Dünya küresi. Harita detaylı olmasa da harika bir işçilik ve mükemmel sonuç…

Beğen
Beğen Muhteşem Haha İnanılmaz Üzgün Kızgın

Tarihin En Eski Cinayet Kurbanı Bulundu (430 Bin Yıllık)

Kuzey İspanya’da bulunan Sima de los Huesos mağarası, bir yeraltı mağarası sisteminin derinliklerinde bulunuyor. Mağarada, 430 bin yıl önceye, Orta Pleistosen dönemine tarihlenen en az 28 bireyin kalıntıları bulunuyor.Bu Alana tek erişim 12 metrelik dikey bir delikten sağlanıyor. Bu yüzden insan bedenlerinin buraya nasıl geldiği hala bir sır.

tb

Mağarada bulunan neredeyse tüm bir kafatası olan Cranium 17, yirmi senedir devam eden kazılar boyunca toplanmış 52 parçadan oluşuyor. Bu kafatasının alın kemiğinde, sol gözün üstünde içeri giren iki yara bulunuyor. Antropolog Rolf Quam, “İnsan fosillerinde bireyler arasında şiddetin kanıtları oldukça nadir görülen bir şey. Bu örnek de bilinen en eski cinayet gibi görünüyor” diyor.

Modern adli tıp teknikleri kullanan araştırmacılar, iki deliğin de bireyin ölümüne yakın zamanda, büyük ihtimalle aynı cismin iki farklı darbesiyle oluştuğunu ortaya çıkardı. İki darbede cismin kısmen farklı yörüngeleri vardı.

tb

Yazarlara göre, bu yaralanmaların, mağaraya kazara bir düşüş yüzünden gerçekleşmesi olası değil. Kırığın şekli, yeri, ve aynı cisimle iki darbe sonucu oluşmuş görünmesi, araştırmacılara bunun insanlar arasındaki bir şiddet olayından kaynaklandığını düşündürdü. Bu şiddetin ölümcül bir sonucu olması, onu aynı zamanda en erken ölümcül vakası yapıyor.

Eğer bu birey önceden ölmüşse, diğer insanların onu mağaranın girişindeki dikey deliğin tepesine taşımış olmaları gerekiyor. Araştırmanın yazarları, Sima de los Huesos mağarasındaki ceset yığınından büyük ihtimalle insanların sorumlu olduğunu düşünüyor.Bu durumda Sima de los Huesos, cenaze uygulamalarının erken kanıtlarını sunuyor.

Quam “Bu kafatası, mağarada cesetlerin birikmesinde insanların kasıtlı bir rolü olduğuna dair iyi bir kanıt. Bu zaman döneminde yaşayan homininlerin, çoktan kompleks kavramsal davranışlar sergilediğini görüyoruz” diyor.

Kaynak: 430,000 Yıllık En Eski Cinayet Kurbanı Bulundu | Arkeofili

Beğen
Beğen Muhteşem Haha İnanılmaz Üzgün Kızgın

Pilotlar ve Kabin Ekibi Uçakta Nerede Uyurlar?

Kokpit ve kabin ekibi uzun uçuşlara nasıl hazırlanır?
Yolcu alımından önce hangi kontroller yapılır?
Uçak havalandıktan sonra işler nasıl paylaştırılır?
Pilotlar ve kabin ekibi nerede dinlenir?

Beğen
Beğen Muhteşem Haha İnanılmaz Üzgün Kızgın

Bisiklet Bakımı Nasıl Yapılır?

Bisiklet Bakımı Nasıl Yapılır?
Bisiklet Bakımı Nasıl Yapılır?

İster sadece işe gidip gelin ister spor amaçlı kullanın, bisikletinizin her zaman temiz ve kullanıma hazır olması gerekir. Bir bisikletin bakım programı ise ne sıklıkta ve hangi koşullarda kullanıldığına bağlı olarak değişebilir. Arazide, engebeli yollarda veya yağmurlu günlerde bisiklete binen kişilerin diğerlerine göre daha sık bakım ve temizlik yapmaları gerekir. Peki, doğru bisiklet bakımı nasıl yapılır?

Bisikletin Temizlenmesi

Bisikletinizin ömrünü uzatmak için yapabileceğiniz bir şey varsa o da bisiklet parçaları ve kadronun temiz tutulmasıdır. Bunun için özel bir temizlik kitine gerek yok; bir kova su, sabun, sünger ve eski bir diş fırçası işinizi görür. Ancak iyi bir yağ çözücü, zincirdeki ve dişli zincirlerindeki yağın ve tozun kırılmasına yardımcı olacaktır. Temizliğe başlamadan önce bisikletin her yerini suyla durulayın (Hortumla durulayacaksanız basıncı fazla artırmayın). Bisiklet çamurluğu, kadro, zincir, vites ve dişliler üzerinde temizleyici ve yağ çözücü (tabii ki bisiklete özel) bir ürün kullanın. Durulama sonrası bisikleti iyice kuruladığınızdan emin olmanız gerekir. Çünkü su, pasın en büyük düşmanlarından biridir. Aktarma organları (zincir, zincir halkası, ruble ve vites aksamı), ıslakken yağ ve tozla hızlıca tıkanır. Bu nedenle bu kısım özellikle ıslaksa tüm kiri temizlemeniz önemlidir. Jantlar ve diskli fren rotorları gibi frenleme yüzeylerinden kaçındığınızdan emin olarak bisikletin iskeletini PTFE sprey veya silikon bisiklet cilasıyla parlatabilir ve ardından bir kağıt havluyla silebilirsiniz. Böylece bir sonraki sürüşe çıkarken çamur ve toz yapışmasının önlenmesine de yardımcı olabilirsiniz.

Lastiklerin Uygun Şekilde Şişirilmesi

Kötü şişirilmiş bir bisiklet lastiği patlamaya eğilimlidir. Lastikleri şişirmek için bar ve PSI göstergeli bir ayaklı pompaya ihtiyacınız var. Lastik numaranızın yanında PSI harflerinin yazdığını görebilirsiniz. Bu sayı size ne kadar hava basmanız gerektiğini gösterir. Genellikle, yol bisikleti için 80 – 130 PSI, dağ bisikleti lastikleri için 30 – 50 PSI ve hibrid lastikler için 50 – 70 PSI yeterlidir. Bu yeterince basit bir işlemdir ancak havanın iç lastikten kaçtığını veya pompalanırken şişirmediğini fark ederseniz bu, pompanın doğru şekilde bağlanmadığı anlamına gelebilir. Bu durumda lastikleri şişirmeyi yeniden deneyin. Lastikleriniz kullanım sırasında zamanla doğal olarak basıncını kaybeder. Sürüşün pürüzsüz ve verimli olmasını sağlamak için lastiklerin genel olarak her hafta kontrol edilmesi önerilir.

İster sadece işe gidip gelin ister spor amaçlı kullanın, bisikletinizin her zaman temiz ve kullanıma hazır olması gerekir. Bir bisikletin bakım programı ise ne sıklıkta ve hangi koşullarda kullanıldığına bağlı olarak değişebilir. Arazide, engebeli yollarda veya yağmurlu günlerde bisiklete binen kişilerin diğerlerine göre daha sık bakım ve temizlik yapmaları gerekir. Peki, doğru bisiklet bakımı nasıl yapılır?

Bisikletin Temizlenmesi

Bisikletinizin ömrünü uzatmak için yapabileceğiniz bir şey varsa o da bisiklet parçaları ve kadronun temiz tutulmasıdır. Bunun için özel bir temizlik kitine gerek yok; bir kova su, sabun, sünger ve eski bir diş fırçası işinizi görür. Ancak iyi bir yağ çözücü, zincirdeki ve dişli zincirlerindeki yağın ve tozun kırılmasına yardımcı olacaktır. Temizliğe başlamadan önce bisikletin her yerini suyla durulayın (Hortumla durulayacaksanız basıncı fazla artırmayın). Bisiklet çamurluğu, kadro, zincir, vites ve dişliler üzerinde temizleyici ve yağ çözücü (tabii ki bisiklete özel) bir ürün kullanın. Durulama sonrası bisikleti iyice kuruladığınızdan emin olmanız gerekir. Çünkü su, pasın en büyük düşmanlarından biridir. Aktarma organları (zincir, zincir halkası, ruble ve vites aksamı), ıslakken yağ ve tozla hızlıca tıkanır. Bu nedenle bu kısım özellikle ıslaksa tüm kiri temizlemeniz önemlidir. Jantlar ve diskli fren rotorları gibi frenleme yüzeylerinden kaçındığınızdan emin olarak bisikletin iskeletini PTFE sprey veya silikon bisiklet cilasıyla parlatabilir ve ardından bir kağıt havluyla silebilirsiniz. Böylece bir sonraki sürüşe çıkarken çamur ve toz yapışmasının önlenmesine de yardımcı olabilirsiniz.

Lastiklerin Uygun Şekilde Şişirilmesi

Kötü şişirilmiş bir bisiklet lastiği patlamaya eğilimlidir. Lastikleri şişirmek için bar ve PSI göstergeli bir ayaklı pompaya ihtiyacınız var. Lastik numaranızın yanında PSI harflerinin yazdığını görebilirsiniz. Bu sayı size ne kadar hava basmanız gerektiğini gösterir. Genellikle, yol bisikleti için 80 – 130 PSI, dağ bisikleti lastikleri için 30 – 50 PSI ve hibrid lastikler için 50 – 70 PSI yeterlidir. Bu yeterince basit bir işlemdir ancak havanın iç lastikten kaçtığını veya pompalanırken şişirmediğini fark ederseniz bu, pompanın doğru şekilde bağlanmadığı anlamına gelebilir. Bu durumda lastikleri şişirmeyi yeniden deneyin. Lastikleriniz kullanım sırasında zamanla doğal olarak basıncını kaybeder. Sürüşün pürüzsüz ve verimli olmasını sağlamak için lastiklerin genel olarak her hafta kontrol edilmesi önerilir.

Fren Balatalarının Kontrol Edilmesi

Aşınmış fren balataları bir işe yaramaz. Yivleri göremiyorsanız yıpranmış oldukları anlamına gelir. Yeni fren balatalarının takılması oldukça hesaplı ve kolay bir çözümdür ve evinizde kendiniz de yapabilirsiniz. Sadece alyan anahtarı setine ve biraz da sabıra ihtiyacınız var. Ancak farklı fren sistemleri, farklı işlemler yapılmasını gerektirir. V frenlerde alyan anahtarını kullanarak, kaliperdeki vidaları söküp rayıyla birlikte pabucu çıkarmalısınız. Diskli fren balatalarınız içinse (genellikle dağ bisikletlerinde bulunan) önce tekerleği çıkarmanız ve ara parçayı yerleştirmeniz gerekir. Bu önemli bir ayrıntıdır. Çünkü bazen insanlar tekerlek çıkarıldığında hatalı olarak fren kollarını sıkarlar. Eğer bu iş size biraz karışık geliyorsa hiç bulaşmamanızı öneririz.

Frenlerin Sıkılaştırılması veya Gevşetilmesi

Eğer frenleriniz yavaşlamış ve cansızlaşmışsa, yani fren kolunu sıktığınızda çok çabuk bir şekilde geri geliyorsa ve gevşekse frenleri sıkmanız gerekir. Aynı şekilde fren kolunu sıktığınızda eğer çok sertse ve yoğun bir dirençle karşılaşıyorsanız bu, gevşetmeniz gerektiği anlamına gelir.

Pedalların ve Zincirin Yağlanması

 

Pedal ve zincirlerin yağlanması

Düzenli olarak bisikletinizin yan tarafına bakarak ve arka tekerleği yerden kaldırarak tüm zinciri kontrol edin. Serbest elinizle pedallardan birini yavaşça döndürün, bireysel zincir bağlantılarını kir birikmesi ve pas durumu açısından inceleyin. Gıcırtı seslerini dinleyerek yeterli yağlanma olup olmadığını kontrol edin. Eğer bu sorunlardan biri veya birkaçı varsa zincirinizin temizliğe ihtiyacı var demektir. Yağ bakımı konusunda dikkat etmeniz gerekenler:
• Yağ şişesini sıkın ve uygularken pedalı ters yönde çevirin.
• Zinciri birkaç kez zincir halkalarına dolayın ve bunu yaparken zincirin her bir parçasına yağ sıkmaya devam edin.
• Bağlantıları sağlam bir fırçayla veya eski bir diş fırçasıyla fırçalayın.
• Fazla yağı temiz ve kuru bir bezle silin. Bu adımı atlamayın, aşırı yağlama tam tersi olarak yeni kirleri çekebilir.
• Daha kapsamlı bir temizlik için bir zincir temizleme aracı kullanabilirsiniz.
• Her zaman bisiklet aktarma organları için tasarlanmış bir temizleyici ve yağ kullanın.
• Islak havalarda bisiklet sürecekseniz ıslak bir yağ seçin. Yağmur, kar ve çamurlu yollar bisiklet zincirindeki kuru yağları silebilir. Bu nedenle ıslak yağlama daha dayanıklı olacaktır. Kurak bir iklimde yaşıyorsanız kuru bir yağ tercih edin. Kuru hava koşullarında bisiklete biniyorsanız ıslak yağlama gerekli değildir ve bu, kuru yağlamadan daha fazla kir çeker. Kuru yağlama, zincirinizi daha temiz tutacaktır. Ancak bu işlemi genellikle her 80-160 km’de bir yenilemeniz gerekir.
• Bisiklet zincirinizi WD-40 ile yağlamayın. Sadece bisiklet zincirlerinde kullanılmak üzere özel olarak tasarlanmış yağlayıcıları kullanın. WD-40, hızlıca buharlaşan ve sadece az miktarda yağ içeren bir çözücüdür. Bu ürün zincirde kir ve toz birikmesine neden olabilir.

Bisiklet Koltuğu Ayarı

Piriformis sendromunuz (kalça bölgesinde yer alan piriformis kasının spazm ve kalça ağrısına neden olduğu bir durum) varsa sürüş tarzınıza uyacak şekilde, selenizi hafifçe yükseltmeyi veya indirmeyi deneyin. Bisiklet sürerken ağrı hissediyorsanız selenizi çok alçaltmış olabilirsiniz. Sele boyunun genel olarak bel hizasında olması tavsiye edilir. Sürerken rahatsız edici bir sürtünme yaşıyorsanız bu, daha dar burunlu bir koltuğa ihtiyaç duyduğunuz anlamına gelebilir. Kadınlar daha geniş bir pelvise sahiptirler. Bu da birçok kadının daha geniş bir seleye ihtiyaç duyduğu anlamına gelir (sürüş sırasında basıncı önlemek için selenin ortasında bir boşluk olması tercih edilir)

Bisiklet Jant ve Jant Teli Ayarı

Jant telleri genellikle çok sık bakıma ihtiyaç duymaz (eğer kullandığınız yollar düz ve bakımlıysa). Ancak telleri arada sırada kontrol etmeniz gerekir. Bir jant telinin gevşek olup olmadığını anlamak için her bir teli tıpkı arp çalar gibi işaret parmağınızla hafifçe çekip bırakın. Bir tekerleğin üzerindeki jant tellerinin hepsi, çekip bıraktığınızda aynı tonda ses çıkarmalıdır. Bunu tarif etmesi zor, ancak kendiniz denediğiniz zaman kolayca anlayabilirsiniz. Gevşek bir tel, çok daha düşük tonlu bir ses veya gitar telinin kopması gibi bir ses çıkarır.

Ayrıca jant ve jant tellerinin ayarını kontrol etmek için bisikletinizin tekerleklerinden birini çevirip yukarıdan dönüşünü izleyebilirsiniz. Eğer fren balatalarına ya da pabucuna sürttüğünü fark ediyorsanız veya yana doğru kayıyor gibi görünüyorsa bu, büyük ihtimalle ayarının bozulduğu anlamına gelir ve tekerleğin düzeltilmesi gerekir. Jantın sürttüğü kısmı bulduysanız düzeltmeniz için ihtiyacınız olan şey bir jant anahtarı. Bisikletinizi zemine yatırın ve jantın pabuca/balataya sürttüğü kısımdaki jantın karşı tarafa çekilmesini sağlayan teli sıkın. Aynı şekilde, şart olmamakla birlikte, sürten yöne çeken telleri de gevşetebilirsiniz. Dikkat etmeniz gereken diğer bir nokta ise vidaların çevirme yönüdür. Jant vidaları, saat yönünün tersine doğru sıkılıp saat yönüne doğru gevşetilir. Bu duruma dikkat edilmediğinde ayar daha çok bozulur. Eğer bu işlemi kendi başınıza yapamayacağınızı düşünüyorsanız bisikletinizi, bisiklet bakımı ve onarımı yapan bir yere götürmeniz daha sağlıklı olur.

Beğen
Beğen Muhteşem Haha İnanılmaz Üzgün Kızgın

Aracın aküsü bittiğinde ne yapılır?

Aracın aküsü bittiğinde ne yapılır?

Yolda kalmanın, çoğu sürücünün korkulu rüyası olduğunu söyleyebiliriz. Aracın yolda kalmasına sebep olan aksilikler, genellikle en beklenmedik zamanlarda meydana gelebiliyor ve sürücüleri gafil avlayabiliyor. Yolda kalma vakalarının kayda değer bir kısmı, araç aküsünün bitmesinden kaynaklanıyor. Bu konuda, akünüzün bitmesi sebebiyle yolda kalırsanız yapabilecekleriniz anlatılıyor.

Akü Nedir?

Akü, aracınızın kullandığı elektrik enerjisini üreten parçadır. Elektrik enerjisini, kimyasal enerji halinde depolar ve ihtiyaç halinde, bu enerjiyi yeniden elektrik enerjisine çevirerek gerekli parçalara iletir. Akü; aracın çalışması ve hareket edebilmesi için, motoru çalıştıracak yüksek akımı üretir. Motor çalışırken, voltaj ve amperaj dengelemesini yaparak aracın zarar görmesini engeller. Bu görevlerinin yanı sıra; aracın radyo, kalorifer ve araç içi lambaları gibi elektriğe ihtiyaç duyan kısımlarının çalışmasını sağlar.

Akü Neden Deşarj Olur?

Akü, kendi kendini şarj edebilme özelliğine sahiptir. Araç çalışırken, akü devamlı olarak sarj olur ve böylece, zamansız olarak bitmesi ihtimali azalır. Ancak; bazı durumlarda akü daha kolay deşarj olur, yani boşalmaya başlar. Akünün deşarj olma sürecini hızlandıran önemli etkenlerden biri, olumsuz çevre koşullarıdır. Çok sıcak havalarda, akü daha fazla enerji harcar, marş gücü artar ve buna bağlı olarak daha kolay yıpranır. Düşük hava sıcaklıklarında ise, sürekli olarak çalışan ısıtıcı ve silecekler akünün daha fazla kullanılmasına sebep olur. Üstelik, düşük hava sıcaklıkları akünün donma riskini de arttırırlar. Özellikle trafiği yoğun olan bölgelerde sıklıkla yapılan “dur-kalk” da akünün deşarj olmasını hızlandırır. Araç çalışmıyorken; havalandırma, radyo ve araç içi lambaların açık bırakılması da bu süreci hızlandıran faktörlerdendir. Aracın uzun süre kullanılmaması, aküyü şarj etmekle görevli alternatörün yetersiz olması, akünün olması gerektiğinden küçük yani araç ile uyumsuz olması da akünün daha hızlı boşalmasına sebep olur. Bütün bunlara ek olarak; bir akünün ortalama ömrünün beş sene olduğunu ve beş sene sonunda deşarj olabileceğini hatırlatmamızda fayda var. Akü fiyatları, 300 ile 1000 TL arasında değişiklik gösterir.. Ömrü dolan akünüzü, aracınıza ve bütçenize en uygun modeli seçerek değiştirebilirsiniz.

Yukarıda bahsettiğimiz etkenlerin sonucunda, aküdeki güç azalabilir ve aracınız marş motorunu ateşleyemez, dolayısıyla aracınızı çalıştıramazsınız. Özellikle içinde bulunduğumuz mevsimde; kalorifer, ayna rezistansları gibi aracın elektrikle çalışan kısımları daha çok kullanıldığı için, bu kötü sürprizle karşılaşma ihtimaliniz artabilir. Ancak akünüz biter ve yolda kalırsanız; paniğe kapılmayın! Aşağıdaki önerilerimiz yardımıyla, kolaylıkla bu durumun üstesinden gelebilirsiniz.

Akünüz Bittiğinde Ne Yapmalısınız?

 

Aracın aküsü bittiğinde ne yapılır?

Akü bittiğinde, aracınızı tekrar çalıştırmak için en pratik ve sağlıklı yol, bir başka araçtan akü takviyesi yapmak olacaktır. Akü takviyesi yapmak için, bir akü takviye kablosuna yani bir aktarma kablosuna sahip olmanız gerekiyor. Eğer bu kabloya sahipseniz, aşağıda sıraladığımız adımları takip ederek aracınızı tekrar çalıştırabilirsiniz.

  • Öncelikle, başka bir araç ile yanınıza gelebilecek bir arkadaşınızdan veya yoldan geçen bir araçtan yardım isteyin.
  • İki aracı kafa kafaya gelecek şekilde konumlandırarak, akülerinin yan yana gelmesini sağlayın.
  • İki aracın da kaputunu açın.
  • Takviye kablosunun artı ucu ile akülerin artı kutbunu, kablonun eksi ucu ile akülerin eksi kutbunu bağlayın.
  • Kabloları taktıktan sonra, ilk olarak akım çekilecek olan aracı çalıştırın. Aracı bir süre rölantide bekletin ve daha sonra ara ara gaza basarak, aracın devrini yükseltin.
  • Daha sonra kendi aracınızı çalıştırmayı deneyin, aracınız çalışmaya başlarsa akım gelmeye başlamış demektir. Eğer, aracınız çalışmazsa bir süre daha şarj olmasını bekleyin.
  • Takviye işlemi tamamlandıktan sonra, aracınızı kesinlikle stop ettirmeyin. Akülerin kendi kendini şarj edebildiğini belirtmiştik, en azından yirmi dakika kadar aracınızı sürerek, akünüzün dolmasını sağlayabilirsiniz.

Takviye sırasında kabloların bir dereceye kadar ısınması normaldir. Ancak, bazen plastikler erimeye başlayabilir ve yangın riski ortaya çıkabilir. Bu gibi tehlike arz eden durumların önüne geçmek amacıyla, ucuz kablo almaktan kaçının ve takviye işlemi sırasında mutlaka bir yangın söndürme tüpünü hazır bulundurun. Özellikle otomatik arabada akü biterse, aracı halk arasındaki tabiriyle “vurdurarak”, yani ittirerek çalıştırmak araca oldukça zarar verir. Bu yöntemi uygulamaktan kaçının.

Akü Testi Nedir?

Senede en azından iki defa, akü testi yaparak akünün beklenmedik bir anda bitmesi gibi sürprizlerin önüne geçebilirsiniz. Bir voltaj ölçüm cihazı yardımıyla, akünün voltaj değerinin ölçerek şarj durumu hakkında fikir edinebilirsiniz. Şarjı tam olarak dolu olan bir akünün voltaj değeri 12,6 volt veya üzeri olarak ölçülmelidir. Ölçümleriniz bundan daha düşük bir değeri gösteriyorsa, akünüzü şarj etmeniz daha iyi olabilir.

Beğen
Beğen Muhteşem Haha İnanılmaz Üzgün Kızgın