Türkiye’nin İlk Elektrikli Zırhlı Aracı Akrep II

Türk savunma sanayisinin zırhlı kara aracı üreticilerinden Otokar, Türkiye’nin ilk elektrikli zırhlı aracı Akrep II’yi tanıttı.

Otokar Genel Müdürü Serdar Görgüç, savunma sanayisindeki gelişmeleri değerlendirmek ve yeni nesil zırhlı araçlarını tanıtmak için basın toplantısı düzenledi.

Görgüç, kara sistemleri alanında sektöre öncülük eden ve birçok ilki kazandıran Otokar’ın, savunma sanayisindeki iddiasını yeni nesil zırhlı Akrep II ile farklı bir boyuta taşıdığını söyledi.

Serdar Görgüç, "İlk versiyonu Türkiye’nin ilk elektrikli zırhlı aracı olan Akrep II, bize elektrikli araç teknolojisinin askeri araçlara uygulanmasına yönelik bilgi ve tecrübe kazandırırken Türkiye’nin askeri tip elektrikli, hibrit ve otonom araçlar konusunda ilk adımları olacak." dedi.

Akrep II’nin 14. Uluslararası Savunma Sanayi Fuarı’nda (IDEF’19 ) ilk kez sergileneceğini, fuarda aracı özel bir konfigürasyonla sunmak için çalışmaların aylardır devam ettiğini dile getiren Görgüç, şunları kaydetti:

"Teknolojik gelişmelerden bahsederken elbette alternatif yakıtlar da gündemimizdeydi. Akrep II’yi alternatif güç gruplarına da uygun olarak tasarladık. Elektrik motoru ve gelişmiş pillerle donatılan Akrep II, Türkiye’nin ilk elektrikli zırhlı aracı olarak IDEF 2019’da sergilenecek.

Geleneksel zırhlı araçlara kıyasla çeviklik, düşük termal iz, yüksek hız ve sessizlik avantajlarını bir arada sunan Akrep II, tüm dünyada orduların zorlu isterlerini karşılayabilecek yeterlilikte bir elektrik motora sahip. Taktik performans beklentilerine de en iyi şekilde cevap veren Akrep II, özellikle yakıt verimliliği, hareket, beka kabiliyeti ve entegre lojistik destek anlamında da avantajlar sunuyor.”

Görgüç, bu gelişmenin, geleceğin hibrit ve otonom zırhlıları için ilk adım niteliği taşıdığına işaret ederek, "Hedefimiz, Akrep II’nin Türkiye’nin teknoloji ihracatında öncü ürünlerden biri olmasıdır." diye konuştu.

Kaynak: TRT TÜRK – Türkiye’nin ilk elektrikli zırhlı aracı ‘Akrep II’

Beğen
Beğen Muhteşem Haha İnanılmaz Üzgün Kızgın

Flia – Geleneksel Arnavut Mutfağından Bir Hamurişi

Flia

Flia, (fli veya flija), Arnavutluk ve Kosova mutfağından bir tür hamurişi yiyecektir. Kremalanmış birkaç kat krepten oluşur ve kaymak ile servis edilir.

Arnavutluk’ta her yılın 18 Mart Günü Flia Günü olarak kutlanır ve geleneksel olarak insanlar yakınlarını flia yemek için evlerine davet ederler.

Flianın yapımı ve içeriği oldukça basittir. Yalnızca un, su, tereyağı, yoğurt ve tuz içerir. Un, su ve tuz gözleme hamuruna benzer bir doku elde edilinceye kadar yoğrulur ve oluşan hamur açılarak tereyağı sürülür ve saçta kızartılarak pişirilir.

tb

Beğen
Beğen Muhteşem Haha İnanılmaz Üzgün Kızgın

Kosova Cumhuriyeti

Kosova Cumhuriyeti

Başkent Priştine
Resmî diller Arnavutça, Sırpça, Romanca, Boşnakça, Türkçe, Goranca
Yönetim Şekli Parlamenter Cumhuriyet
Yüzölçümü 10.877 km²
Nüfus 1.836.529
Nüfus Yoğunluğu 168,8 kişi/km²
Para birimi Euro (€) (EUR)
Zaman dilimi (UTC +1,+2)
Telefon kodu +383
İnternet TLD

Kosova, resmi adıyla Kosova Cumhuriyeti, Balkanlar’da yer alan ve dünyada sınırlı tanınırlığa sahip denize kıyısı olmayan bir ülke. Kuzeyde ve doğuda Sırbistan, güneyde Kuzey Makedonya ve Arnavutluk, batıda ise Karadağ ile komşudur. 1999 yılında Birleşmiş Milletler kontrolü altına alınan Kosova, 2008 yılında Sırbistan’dan tek taraflı olarak bağımsızlığını ilan etti. Günümüzde ülke 102 ülke tarafından tanınmaktadır. Kosova’nın bağımsızlığını tanımayan diğer devletler bölgeyi Sırbistan’a bağlı Kosova ve Metohiya Özerk Bölgesi’nin bir parçası olarak görmektedir.

Kosova’da bağımsızlık ilanının ardından, denetim, Birleşmiş Milletler’den Avrupa Birliği’ne geçti. Kosova’daki Avrupa Birliği temsilciliği, bundan sonra Uluslararası Sivil Temsilcilik adı altında hizmet vereceğini açıkladı. Böylece Birleşmiş Milletler’in de 1999 yılından bu yana Kosova’da üstlendiği yönetim sona ermiş oldu. Kosova’da Avrupa Birliği ülkelerinden 1900 polis ve yargı mensubu görev yapacak. Kosova bu şekilde bağımsızlığını tanıyan ülkeler tarından Avrupa’nın 50. ülkesi olarak sınıflandırılmıştır.

Tarih

1881-1912 yıllarında Kosova Vilayeti

Tarih boyunca Hun, Avar, Bulgar, Peçenek ve Uz gibi pek çok medeniyete uzun ya da kısa süreli ev sahipliği yapan Kosova, Roma İmparatorluğu döneminde Dardanların yaşadığı ‘Dardania’ bölgesini kapsamaktaydı. 1444 senesinde Osmanlı’ya karşı Arnavutluk ve Karadağ ile birlik oluşturan Kosova, uzun yıllar boyunca Osmanlı hâkimiyetinde kaldı. 1389’da Osmanlı Devleti topraklarına katılan ülke, 1912 I. Balkan Savaşı’nda Sırbistan’ın eline geçene dek Osmanlı toprağı idi. 2. Dünya Savaşı döneminde Yugoslavya’ya bağlı eyalet statüsüne geçen Kosova Sovyetler Birliği’nin çöküşünün ardından dağılmaya başlayan Yugoslavya’nın parçalanma sürecinde Sırp baskısı ve askeri müdahaleler sebebiyle bağımsızlığına kavuşamayan ülke 1999 senesinde NATO’nun müdahalesiyle Sırbistan idaresinden kurtarıldı. ABD, NATO ve AB’nin bağımsızlığını tanıma konusunda hemfikir olduğu Kosova’nın bağımsızlığına karşı çıkan devletler arasında Rusya, Yunanistan, Kıbrıs Rum Kesimi, Sırbistan, İspanya ve Azerbaycan vardı. Bağımsızlığı ancak 17 Şubat 2008’de ilan eden ülke henüz çok genç bir ülke olmasının yanında pek çok siyasi mücadele atlatmış olduğu için de çok zengin değildir.

Coğrafya

Prizren

Kosova 10.887 km2’lik alana, 2 milyon civarında bir nüfusa sahiptir. Kuzeybatısında Karadağ, kuzey ve doğusunda Sırbistan, güneyinde Kuzey Makedonya ve güneybatısında Arnavutluk bulunmaktadır. En büyük yerleşim merkezi başkent Priştine’dir. Koordinatları 42,6394 (42°38’21.840"K) kuzey enlemi ve 21,0961 (21°5’45.960"D) doğu boylamıdır.

Kosova’nın iklimi karasal iklimdir. Kışları soğuk ve kar yağışlıdır; yazları ise sıcak ve kurak geçer.

Kosova topraklarının büyük bir kısmı dağlık arazidir. Kuzey Makedonya sınırı boyunca Şar Dağları uzanmaktadır. Burada kış turizmi faaliyetleri yapılmaktadır. Brezoviça en önemli kış turizmi yerleşkelerinden birisidir. Kosova dağları çok yüksek ve dik yamaçlara sahiptir. 2656 m ile Ceraviça zirvesi ülkenin en yüksek doruğudur. Dreniça, Karaleva gibi kasabalar, bu bölgenin yüksek yamaçlarında kurulmuş yerleşim birimleridir.

Kosova Cumhuriyeti’nin güneybatısında Arnavutluk Alpleri uzanmaktadır. Kuzeyinde ise Kopaonik Dağları bulunmaktadır.

İklim

Nemli karasal iklime sahip olan Kosova’da Akdeniz ikliminin yanı sıra okyanus iklimi etkileri de görülür. Kuzeydoğusunun daha çok karasal iklimden etkilendiği ülkede kışlar karlı ve soğuk geçer. Yazlar ise oldukça sıcaktır. Yıllık ortalama sıcaklık değerleri kışın 9.5 civarında iken yazın 19.2 civarındadır. En soğuk ayın Ocak olduğu ülkede bu dönemde sıcaklıklar 0’ın altına düşer. Prizren ve Istok ise diğer şehirlerden farklı olarak kışı daha ılık geçirmektedirler.

Ekonomi

Priştine

Sanayi sektörü genelde metal işleme, basit makine üretimi, deri işleme, ağaç işleme, ve mobilya üretiminde faaliyet gösteren küçük ölçekli imalatçılardan oluşuyor. Kosova’nın GSYİH’sı 4.3 milyar dolar civarındadır. Yıllık ekonomik büyüme kapasitesi ise yüzde 4 düzeyindedir ve 2012 yılında bu oranı tutturmuştur. Enflasyon ortalama yüzde 3.5’tir. İşsizlik yüzde 45 gibi, çok yüksektir. Asgari ücret Kosova’da 170 dolardır, ortalama maaşlar ise 250-300 dolar seviyesindedir. Kosova’nın ekonomi gündeminde şu başlıklar durmaktadır: Altyapı yetersizliği. Enerji kaynaklarının sürdürülebilir olmaması. Ülkenin posta ve Telekom operatörlerinin henüz daha özelleştirilme sürecinde bulunması. Kosova Avrupa’nın en fakir ülkelerinden biri olmasına rağmen, geçmiş 10 yılda istikrarlı büyüme kaydedilmiştir. GSYİH’nın yüzde 15’ini oluşturan işçi dövizleri tüketimi yükseltmiştir. Ayrıca, yabancı hibe ve yardımlar GSYİH’nın üçte birini oluşturmaktadır. Petrol, sigara ve çimento önemli mallar olup, karaborsa yaygındır. Hükümet genişlemeci iktisat politikaları izlemektedir. 2012 yılında enerji sektörü reformları ve vergi reformları gerçekleştirilmiştir.

Kosova ekonomisi yurtiçi talep, işçi dövizleri ve yabancı yatırım (özellikle inşaat) tarafından desteklenmektedir.

Dil

Kosova Cumhuriyeti’nin resmi dilleri Arnavutça ve Sırpçadır. Ayrıca ülke sınırları içerisinde Türkçe, Boşnakça ve Romanca da konuşulmaktadır. Ayrıca bu diller de resmi olarak da kabul edilmektedir. Türkçe bugün Prizren, Mamuşa, Priştine, Mitroviça, Vıçıtırın, Gilan belediyelerince resmi olarak da kabul edilmektedir. Bunun yanı sıra ülkenin Gora bölgesinde Boşnakça ile Makedonca arasında bir dil konuşulmaktadır.

Din

Ferizovik’te cami ve Ortodoks kilisesi

Kosova nüfusunun büyük çoğunluğunu Müslümanlar oluşturmaktadır. Ülke nüfusunun yaklaşık yüzde 95’lik dilimi Müslümanlardan oluşur. Resmi bir dini olmayan ülkede Sufizm ve Bektaşilik oldukça yaygındır. Bunun yanı sıra nüfusun geri kalanının yaklaşık yüzde 4’lük kısmını da Hristiyanlar oluşturur. Bunun büyük kısmı da Sırbistan Ortodoks Kilisesi’ne bağlı nüfustur. Ayrıca Roman Katolik Kilisesi’ne bağlı Hristiyan nüfus da ülkede mevcuttur.

Etnik yapı

Kosova Cumhuriyeti’nde yaşayan etnik gruplar, en geniş tanım ve tabirleri ile, Arnavutlar,, Sırplar, Boşnaklar, Romlar, Türkler, Goralılar, Torbeşler, Aşkalilerdir. Bu isimlendirmelerden bazıları büyük, bazıları da küçük bir topluluğu belirtir. Söz konusu etnik grupların nüfus oranları tam olarak bilinmemektedir. Ülkede 1999 yılı öncesinde ve özellikle 1999 ile beraber sürekli bir değişkenlik gösteren demografik durumlar, bu durumu doğurmuştur. Ülkeden ayrılanlar, ülkeye gelenler, kimlik gelgitleri gibi etkenlere, uzun süreden beri Kosova’da etnik yapı bilgisine yönelik nüfus sayımı yapılmamasını da eklemek gerekir. Şimdilik Kosova Cumhuriyeti’nde %85-90 civarı Arnavut, %3-4 Sırp, %3-4 diğer halklar şeklinde bir oran öne sürülmektedir.

Kosova Türklerinin bugünkü nüfusu dilsel açıdan incelendiğinde 20.000 kişi civarında olduğu düşünülmektedir. Yugoslavya döneminde yapılan nüfus sayımlarına göre Kosova Türklerinin sayısı 12.500 olarak kaydedilmiştir. 1999 yılındaki Kosova Operasyonundan sonra Birleşmiş Milletler denetiminde, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) tarafından yapılan nüfus kayıtlarında Kosova vatandaşlarının millî mensubiyetinden ziyade konuştukları diller sorulmuştur. Bu verilere göre, Kosova’da yaklaşık 20.000 kişinin Türkçe konuştuğu kaydedilmiştir. 1989 yılına kadar resmî dil olarak kabul edilen Türkçe, 1999 yılından sonra BM önderliğindeki uluslararası güç tarafından resmiyetten kaldırılmıştır.

Şehirler

  • Priştine: 198.214
  • Prizren: 178.112
  • Ferizovik: 108.690
  • İpek: 95.723
  • Yakova: 94.158
  • Gilan: 90.015
  • Poduyeva: 87.933
  • Mitroviça: 71.601 (Güney)
  • Vıçıtırın: 69.881
Siyaset

Kosova Cumhuriyeti, parlamenter temsilî demokrasi ile yönetilir. Yürütme erki, Kosova başbakanının liderliğindeki Kosova hükümeti tarafından sağlanır.

Kosova’da Arnavut ve Sırpların siyasî arenada birden çok partileri vardır. Türkler iki (2010 itibarıyla) ve Goralılar tek parti ile siyasi düzlemde temsil edilmektedirler.

Kosova Türklerinin tek siyasî temsilcisi 2010 yılında dek Kosova Demokratik Türk Partisi olmuştur. KDTP, 1990 yılından itibaren çok partili sisteme geçişle Kosova Türklerini siyasi arenada temsil etmektedir. Savaştan sonra 3 dönem genel seçimlerde milletvekili elde eden KDTP, 2008’de de mecliste milletvekili, bakan ve de bakan yardımcılığı ile temsil edilmiştir. 2010 yılında KDTP’nin yanında Kosova Türk Birliği Partisi de siyasi arenaya katılmış ve 2010 genel seçimlerinde de yer almıştır.

Dış ilişkiler

Kosova’yı ilk tanıyan ülke Kosta Rika, ikinci ülke Amerika Birleşik Devletleri olmuştur. Türkiye, Arnavutluk, Birleşik Krallık ve Afganistan da Kosova’yı tanıyan ilk ülkelerdendir.

Bu bağımsızlığı tanımayacağını ilan eden Yunanistan, Kıbrıs Cumhuriyeti, Sırbistan ve Rusya´ya göre burası hâlen Sırbistan’a bağlı özerk bir bölgedir.

Bağımsızlık ilanı sonrasında Kosova’yı tanıyan ülkeler arasına Japonya, Macaristan ve Hırvatistan da katılmıştır. En son Antigua ve Barbuda 20 Mayıs 2015 tarihinde Kosova’nın 17 Şubat 2008’de tek taraflı olarak ilan ettiği bağımsızlığını resmen tanıyan 111. ülke olmuştur. Bu tanıma süreci sürekli gelişerek devam edecek bir seyir izlemektedir.

10 Eylül 2012 gününe dek gözetimli bağımsızlık altında bulunan Kosova bu tarihten itibaren ise tam bağımsız olarak yoluna devam etmektedir.

Mutfak

Flia, Kosova'da geleneksel Arnavut mutfağının en çok tercih edilen yemeklerinden biridir

Sırbistan, Arnavutluk, Türkiye ve Yunan mutfağı esintilerinin görüldüğü Kosova’da karşınıza çıkacak en iyi restoranlar genelde büyük şehirlerin yakınlarındaki köylerdir. Özellikle et yemekleri ve deniz ürünlerinin ağırlıkta olduğu Kosova mutfağında alabalık, levrek ve somon oldukça yaygın ve popülerdir. Pek çok Avrupa ülkesine göre daha ucuz olduğu söylenebilecek Kosova’da pek çok börek çeşidiyle karşılaşacaksınız. Aynı zamanda ayran ve yaprak sarması gibi Türk mutfağına özgü tatlara da rastlayacağınız ülkede flia adını verdikleri hamur işi hemen her restoranda mevcuttur.

Kosova’da Bulunan Türkiye Dış Temsicilikleri

Priştine Büyükelçiliği
Adres: Rruga İsmail Qemali No: 59 Arberia – Priştine – Kosova
Telefon: 00 381 38 226044
Faks: 00 381 38 226031
embassy.prishtina@mfa.gov.tr

Görev Bölgesi: Prizren Başkonsolosluğu görev alanı hariç tüm Kosova

Prizren Başkonsolosluğu
Adres: Hotel Classic Prizren Shuaip Spahiu PN 20.000 Prizren- Kosova
Telefon: +381 29 223 333
Görev Bölgesi: Prizren, Dragash, Rohovec, Suhareka ve Mamuşa

Beğen
Beğen Muhteşem Haha İnanılmaz Üzgün Kızgın

Sony’den 70 Bin Dolar Fiyatlı 98 İnç 8K Televizyon

Sony 2019 televizyon serisini satışa sunmaya hazırlanırken, üst seviye modelleri ile sınırları zorluyor. Zira, Sony’nin yeni televizyon serisinin en üst modelini satın almak için sıfır bir ev veya üst seviye bir otomobil parası ödemek gerekiyor.

Günümüzde 4K çözünürlüklü içerikler ve televizyonlar oldukça yaygınlaşmış olsa da, halen 4K’nın bir standart haline geldiğini söylememiz mümkün değil. Bunun için birkaç yıla daha ihtiyacımız var gibi görünüyor.

Ancak, televizyon üreticileri 8K çözünürlüklü televizyonlarını satışa sunmaya başladı. Japon teknoloji devi Sony’nin yeni 85 inçlik 8K televizyonunu satın almak istediğinizde ödemeniz gereken fiyat 13 bin dolar.

Z9G 8K olarak adlandırılan 98 inç büyüklüğünde ekrana sahip olan televizyonun fiyatı ise tam 70 bin dolar. Evet, yanlış duymadınız. Bu fiyata ülkemizdeki vergileri eklediğimizde Türkiye’de 450 – 500 Bin TL’lik bir fiyat ortaya çıkıyor.

Picture Processor X1 Ultimate işlemcinin yer aldığı 8K televizyonlar Netflix Calibrated Mode, IMAX Enhanced, AirPlay 2 ve HomeKit gibi teknolojileri doğrudan destekliyor. 4K televizyonların fiyatı ise biraz daha erişilebilir.

A9G OLED serisinin 55 inçlik modelinin başlangıç fiyatı 3500 dolar. 77 inçlik sürümün fiyatı ise 8000 dolar.

Kaynak: Sony’den üst seviye otomobil fiyatına 98 inç 8K televizyon! – ShiftDelete.Net

Beğen
Beğen Muhteşem Haha İnanılmaz Üzgün Kızgın
1

Demokratik Kongo Cumhuriyeti

Kongo Demokratik Cumhuriyeti

Başkent Kinşasa
Resmî diller Fransızca
Yönetim Şekli Yarı Başkanlık Sistemi
Yüzölçümü 2.344.858 km²
Nüfus 79.375.136
Nüfus Yoğunluğu 33,8 kişi/km²
Para birimi Kongo Frangı (CDF)
Zaman dilimi WAT-CAT (UTC+1,+2)
Telefon kodu +243
İnternet TLD .cd

Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Afrika kıtasının orta bölümünde yer alan bir ülkedir. 1971 ile 1997 yılları arasında Zaire olarak varlığını sürdüren ülkenin sınır komşularını (kuzeyden saat yönünde ilerlendiğinde) Orta Afrika Cumhuriyeti, Güney Sudan, Uganda, Ruanda, Burundi, Tanzanya, Zambiya, Angola, Kongo Cumhuriyeti ve 40 km’lik bir sahil şeridi ile Atlas Okyanusu oluşturmaktadır. Ülkenin başkenti Kinşasa’dır. Ülke yüz ölçümü açısından Afrika kıtasının Cezayir’den sonra en büyük ikinci, nüfus açısından da en büyük dördüncü ülkesi konumundadır.

Ülke İsmi

Demokratik Kongo Cumhuriyeti geçmişinde birçok kez resmi adında değişiklik yaşanmış olup, belli dönemlerde komşu ülke Kongo Cumhuriyeti ile resmi olarak aynı isim kullanılmıştır. Aşağıdaki tabelada Kongo bölgesinin tarihsel isimleri yer almaktadır.

Demokratik Kongo Cumhuriyeti bayrağı

Demokratik Kongo Cumhuriyeti bayrağı günümüzdeki kullanılan hali ile 18 Şubat 2006 tarihinde onaylanarak göndere çekilmiştir.

Ülkenin ismi ve bayrağı yıllar içerisinde birçok defa değişime uğramıştır. İlk bağımsızlığını Kongo-Kinşasa olarak kazanan ülke, 1971-1997 yılları arasında tek partili diktatör rejim döneminde Zaire olarak anılmıştır. O dönemki tek partinin bayrağından esinlenerek oluşturulan ülke bayrağı, 1997 yılında rejimin sona ermesi ile ülkenin adı ile birlikte yeniden değiştirilmiştir.

Günümüzde güncel olarak kullanılan bayrak açık mavi zemin üzerine konumlandırılmış, bayrağın göndere çekilen sol alt tarafından, dalgalanan taraftaki sağ üst bölüme kadar uzanan kırmızı renkte diyagonal bir şerit vardır. Bu şeriti dış taraftan çevreleyen aynı şekilde uzanan iki adet sarı renk şerit mevcuttur. Bayrağın dalgalanan tarafında sol üst köşede sarı beş köşeli yıldız bulunmaktadır.

Bayraktaki açık mavi zemin Kongo halkı arasındaki barışı sembolize etmektedir. Kırmızı şerit ülkesi için şehit olanların kanını, kırmızı şeriti çevreleyen sarı renk ise ülkenin refahını ifade etmektedir. Sarı renkli beş köşeli yıldız ise ülkenin birliğini, diyagonal şerit ise geleceğini sembolize etmektedir.

Demokratik Kongo Cumhuriyeti arması

tb

Demokratik Kongo Cumhuriyeti arması, Afrika ülkesi Demokratik Kongo Cumhuriyeti tarafından kullanılan resmi devlet armasıdır.

Demokratik Kongo Cumhuriyeti Arması

Arma mor bir taş temel üzerine konumlandırılmıştır. Taşın üzerinde heraldik açıdan sağ tarafta fildişi, yine heraldik açıdan sol tarafta ise mızrak bulunmaktadır. Her ikisinin ortasında ise havada duran doğada bulunduğu renkleriyle görüntülenen bir leopar kafası konumlandırılmıştır. Bunları yarı oval bir daire oluşturacak şekilde saran slogan bandında kırmızı zemin üzerine altın harflerle Fransızca ülkenin parolası olan Adalet, Barış, Çalışma (Justice, Paix, Travail) yazmaktadır.

Armada bulundurulan tüm görseller ülkenin genel kültürünü, hayvanlar dünyasını yansıtmaktadır.

Ülke bağımsızlığını kazandığı tarihten itibaren yıllar içerisinde birçok kez armasında değişikliğe gitmiştir.

Coğrafya

Afrika kıtasının en büyük ikinci yüz ölçümüne sahip olan Demokratik Kongo Cumhuriyeti, sahip olduğu 2,344,458 km2’lik alan ile bir dönem sömürgesi konumunda olduğu Belçika’dan neredeyse 77 kat daha büyük konumdadır. Ekvator üzerinde kıtanın orta bölümünde yer alan ülke bitki örtüsü ve yaban hayat açısından zengin çeşitliliğe ve doğal alanlara sahiptir. Ülkenin toplamda sahip olduğu 10.730 km’lik kara sınırdan 2.511 km’si (251 km’si Cabinda ile sınır bölümünü oluşturmaktadır) Angola, 233 km’si Burundi, 1.577 km’si Orta Afrika Cumhuriyeti, 2.410 km’si Kongo Cumhuriyeti, 217 km’si Ruanda, 628 km’si Güney Sudan, 459 km’si Tanzanya, 765 km’si Uganda, 1.930 km’si Zambiya ile oluşurken, ülkenin ayrıca Atlas Okyanusu’nda 40 km’lik sahil şeriti bulunmaktadır.

Kongo Nehri

Ülke toprakları tropikal yağmur ormanlarına sahip Kongo Havzası’nın neredeyse %60’ını kaplamaktadır. Ülkenin en yüksek noktasını 5.109 m ile Ruwenzori Sıradağı içerisinde yer alan Stanley Dağı’nın uç noktası olan ve Margherita Peak olarak adlandırılan zirve oluşturmaktadır. Ülkenin en büyük ve en uzun nehrini oluşturan Kongo Nehri, 4374 km’lik uzunluğu ile neredeyse tamamına Demokratik Kongo Cumhuriyeti sınırları içerisinde yer almakta olup, nehir batı bölümlerinde Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nin, Atlas Okyanusu’na dökülmeden önce Angola ve Kongo Cumhuriyeti ile sınır çizgisini oluşturmakta ve böylece bu iki ülkeye de kıyı şeriti oluşturmaktadır. Kongo Nehri, Afrika kıtasının Nil nehrinden sonra en uzun ikinci nehri konumumda olup, 39.160 m3/s ile taşıdığı su bakımından Afrika’nın en büyük, dünyanın ise en büyük ikinci nehri durumundadır. Kongo nehri ülkenin güney bölümünde Mitumba Sıradağı’nda kaynağından çıkarak kuzey yönde 1.000 km akmakta olup, burada da iç delta oluşturarak batı-güneybatı yönünde dönüş yapmaktadır. Bu dönüş neticesinde nehir Demokratik Kongo Cumhuriyeti ile Kongo Cumhuriyeti arasındaki sınırı da oluşturarak ilerlemekte ve son olarak Atlas Okyanusu’na dökülmektedir. Kongo nehri ile birleşerek yoluna devam eden birçok nehir bulunmaktadır. Bu nehirler içerisinde 9.873 m3/s su taşıma kapasitesine sahip olan Angola’dan gelen Kasai Nehri açık ara en büyük nehir konumundadır. Ülkenin kuzey bölümünden ve büyük bölümü Orta Afrika Cumhuriyeti ve Kongo Cumhuriyeti ile sınırı oluşturarak gelen ve Kongo nehrine katılan en büyük nehir ise Ubangi Nehri’dir. Ülkenin sahip olduğu 40 km’lik tek sahil şeriti önemli bir yere sahip olup, bu sahil şeriti nedeniyle Atlas Okyanusu’nda zengin petrol yataklarına sahip olunmaktadır. Büyük Rift Vadisi göllerinin bulunduğu doğu bölümünde sınır çizgileri çoğu zaman göller ile oluşmaktadır. Bu bölgede Albert Gölü, Eduard Gölü, Kivu Gölü ve Tanganika Gölü gibi önemli göller yer almaktadır. Buradaki göllerin varlığı ülkeye yer altı zenginliklerini de beraberinde getirmekte olup, doğalgazın yanı sıra altın ve kalay gibi madenlerde bu bölgede çok miktarda yer almaktadır.

Kongo Havzası’nda bulunan ve Oksisol toprak olarak adlandırılan ve sabit sıcaklık ile birlikte yüksek nemin yaşandığı alanlarda görülen aşırı yıpranmış kırmızı tondaki toprak ülke ekonomisi için ekim alanı olarak verimlilik arz etmemekte olup, ülkenin kuzey ve doğusunda yüksek yerlerde yer alan topraklar tarım arazisi olarak daha uygun oldukları için bu bölgelerde tarım yoğun olarak gerçekleştirilmektedir.

İklim

İklim

Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde coğrafi konumu nedeniyle Ekvator İklimi yaşanmaktadır. Bu sebepten dolayı ülke topraklarını çok büyük bir bölümünde sıcak, tropikal, nemli bir iklim yaşanmaktadır. Ülke genelinde yağmursuz geçen kurak dönemlerde ortalama sıcaklık 20 °C iken, yağmurun bol yağdığı yağmur sezonlarında ortalama sıcaklık 30 °C olarak ölçülmektedir. İklim mevsim geçişlerinde bile gözle görülür farklılık göstermemekte olup, ülke topraklarının genişliği nedeniyle bazı bölgelerde yerel olarak genelin dışında da iklim yaşanabilmektedir.

Ülkenin kuzeyindeki orta kesimde yer alan Mbandaka ve Kisangani şehirlerinde geçen Ekvator çizgisi, ülke içerisinden geçtiği 300 km’lik hatta yıl boyunca 1500–2000 mm düzeyinde olan şiddetli yağmur geçişlerine sebep olurken sıcaklığı yıl boyu 26 °C dolayında tutmaktadır.

Başkent Kinşasa’da yıl boyu ortalama sıcaklık 25 °C dolayında seyretmektedir. Başkentte yaklaşık olarak dört ay süren kurak dönem ile yağmur dönemlerindeki geçişler sırasıyla yaşanmakta olup, yağmur sezonun en yoğun yaşandığı dönem ise genel olarak Ekim-Nisan aylarıdır. Kinşasa’ya yıl boyu düşen yağmur ortalaması 1400 mm dolaylarındadır.

Ülkenin kuzey bölgelerinde Ekvator iklimin de etkisiyle var olan ormanlık alanlar da Savan olarak adlandırılan geniş çayırlar gözlemlenmektedir. Bu bölgelerde kurak dönem güney bölgelerine göre yılın son iki-üç ayı başlamakta olup, yeni yılın ilk iki-üç aylık dönemine kadar sürmektedir. Yağmurların yağdığı dönem olan Mart-Ekim dönemlerin de ise yıllık yağış oranın %90’ı gerçekleşmektedir. Ülkenin güney bölgelerinde hakim olan tropikal iklim ile birlikte kurak dönemler genellikle üç ila altı ay arasında (genellikle Mayıs-Eylül aylarında), yağmur dönemleri ise yine üç ila altı ay arasında (genellikle Ekim-Nisan aylarında) yaşanmaktadır. Ülkenin en güneyindeki bölge konumunda olan Katanga bölgesi içerisinde yer alan Lubumbashi’de altı ay yoğun bir kurak dönem yaşanırken, hava sıcaklıklarında gece ile gündüze sıcaklık farklılıkları büyük olabilmektedir. Ülkenin doğu kısmında yer alan dağlık alanlarında ise dağ iklimi hakim olup, ülkenin diğer bölgelerine göre daha serin bir iklime sahiptir. Ülkenin en yüksek noktasının da bulunduğu bölgede, dağın zirvelerinde kar görülebilmektedir. Demokratik Kongo Cumhuriyeti içerisinde en çok yağışta bu bölgelerde gerçekleşmektedir. Ülkenin en batı ucunda, Atlas Okyanusu’na kıyısı olan çok küçük bir bölgede ise Ilıman okyanusal iklim görülmektedir. Buna göre bu bölgede yer alan Boma’da yıllık yağış ortalamaları 800 mm’ye kadar düşüş göstermektedir.

Bitki örtüsü ve yaban hayat

Sadece Demokratik Kongo Cumhuriyetinde  bulunan  OKAPİ

Demokratik Kongo Cumhuriyeti sınırları içerisinde Afrika kıtasının günümüzde de hala var olan en büyük yağmur ormanları bulunmaktadır. Ülke topraklarının neredeyse üçte ikisi tropikal yağmur ormanları ile dağlık orman arazilerinden oluşmaktadır. Ekvator çizgisine yakın yüksek yerlerde dağlık yağmur ormanları ile birlikte yoğun sisin yaşandığı sisli ormanlar sık olarak yer almaktadır. Bu tür ormanlarda daha çok uzun ve ince gövdeye sahip olan, sert yaprakları bulunan Kauçuk ağacı, Tik ağacı ve Mahagoni ağacı gibi ağaçlar ve Epifit, Salepgiller gibi bitkiler göze çarpmaktadır. Yağmur ormanları bölgesinin kuzeyinde ve güneyinde ise 200–500 km genişliğe sahip, nemli bir iklimin hüküm sürdüğü büyük çayırlık alanlar bulunmaktadır. Bu çayırlık alanlarda çok sık olarak Sütleğen bitkisi yer almaktadır. Nemli savan alanlardan daha kurak savan alanlarına geçişlerde ise Akasya ağaçları ve Sukkulent bitkisi görülmektedir.

Yaban hayat açısından Demokratik Kongo Cumhuriyeti önemli bir zenginliğe sahiptir. Memeli hayvan sınıfından olan aslan, leopar, gergedan, fil, zebra, çakal, sırtlan ve antilop gibi hayvanlar çoğunlukla geniş çayırlara sahip savan bölgesinde yaşarken, ülkenin de çoğunluğunu kaplayan ormanlık alanlarda da yaşayan ve sayıları yüzlerle ifade edilen çok sayıda hayvan bulunmaktadır. Özellikle UNESCO tarafından da dünya mirası olarak konumlandırılan Garamba, Kahuzi-Biéga, Salonga, Virunga Ulusal Parkları ile Yaban Hayat Rezervi Okapi çoğunlukla Bonobo, Goril, Okapi, Afrika mandası gibi hayvanların barındırdığı için yaban hayat ile önemli bir konumdadır. Yaban Hayat Rezervi Okapi’de ise ulusal parka adını da veren Okapi’nin dünya üzerindeki tek yaşam alanıdır. Dünya üzerinde sadece Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde görülebilen Okapi’nin günümüzde nüfusu 5.000-10.000 arası olarak ifade edilmektedir. DKC’de bulunan ulusal parkların bir diğer özelliği ise dünya üzerinde insana benzeyen üç maymun türü olan Bonobo, Goril ve Şempanze’ye aynı anda ev sahipliği yapmasıdır. Doğada Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nden başka herhangi bir ülkede görülemeyecek hayvanların mevcudiyeti 3000’e yakın olarak ifade edilmektedir. Bu sayı 1980’li yıllarda 10.000 hayvan türü olarak dile getirilmekteydi.

Ülkede memeli hayvanların dışında 268 farklı sürüngen çeşidi ve binlerce balık ve kuş çeşidi yaşamaktadır. Ayrıca böcek çeşitliliğinde bol olduğu ülkede, 1300 ile dünyada başka hiçbir ülkede olmayacak kadar kelebek çeşidi yaşamaktadır.

Tarih

Erken tarih

Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nin bugün varlığını sürdürdüğü toprakların ilk yerlilerini günümüzde sadece çok küçük bir alanda yaşamlarını sürdüren Pigmeler oluşturmaktaydı. Yüzyıllar boyunca ilerleyen Bantu halkları, zaman içerisinde tarımdan, avcılığa kadar birçok alanda etkili olan topluluklar oluşturarak, söz konusu dönemde bölgede birçok devlet yapısını oluşturmuşlardır. Bu devletler içerisinde özellikle 14. yüzyılda kurulan ve Afrika’da bugüne kadar kurulan en güçlü devlet yapılarında birini oluşturan Kongo Krallığı ön plana çıkmıştır. Bunun haricinde Luba Krallığı ya da Lunda Krallığı gibi krallıklarda bu bölgede kendi yapılarını oluşturmuşlardır.

15. yüzyılda bölgeye ilk gelen Avrupalılar olan Portekizliler, Kongo nehrinin Atlas Okyanusu’na döküldüğü noktada keşifler yapmış, 1491 yılında ise ilk defa Kongo İmparatorluğu ile diplomatik ilişki kurmuşlardır. Bu dönemde gerçekleştirilen karşılıklı ziyaretler ile daha da geliştirilen diplomatik ilişkiler, Kongo kralının dinini Hristiyan katolik olarak değiştirmesine varacak kadar ilerletilmiştir. Yeni Çağ ile birlikte Amerika’daki kolonilere köle gönderen ülkelerden biri konumuna gelen Kongo Krallığı, bu sayede refah seviyesini yükselterek oluşan yeni zengin üst tabaka topluluk ile birlikte Afrika kıyılarında yeni liman şehirleri kurmuşlardır.

16. yüzyıl ile birlikte krallıkta başlayan çözülme ve çöküş, 17. yüzyılda özellikle Portekiz hakimiyetinin bölgede kaybolması ile birlikte zirveye ulaşmış, köle tüccarlarının ve Portekiz sonrası bölgeye hakim olmaya çalışan Hollanda ve Birleşik Krallık’ın da çökmüş olan ülkeyi sömürüp, yağmalaması neticesinde tamamen ortadan kaldırılmıştır. 18. yüzyıl başlarında da Kongo bölgesinde kurulu birçok ülke de aynı şekilde ortadan kaldırılmış, 1866 yılında da son Portekizliler bölgeden ayrılmıştır.

1870 yılında bölgenin iç kısımlarına ziyaret gerçekleştiren ilk Avrupalı olan Galli Henry Morton Stanley her ne kadar Birleşik Krallık hükumetine bölgeyi krallık koloni sistemine bağlama önerisinde bulunsa da, bu öneri hükumet tarafından Nil bölgesinin kendileri için daha öncelikli olacağı gerekçesiyle kabul görmemiştir.

Kolonileşme

Birleşik Krallık tarafından bu öneri reddedilmesini fırsat bilen Belçika Kralı II.Léopold uzun bir süredir koloni imparatorluğu kurma hayallerini gerçekleştirme arzusundaydı. 1885 yılında Kongo bölgesinin geleceği ile ilgili olarak gerçekleştirilen Berlin Konferansı’nda, Kongo’nun kendisine özel mülkü olarak kullanımına verilmesine onay alarak kolonileşme tarihinde ilk ve tek olacak şekilde uluslararası hukuka aykırı bir şekilde bir bölgenin bir şahsın özel mülkü olarak ilan edilmesini sağlamıştır. Koloni tarihinde kolonileştirilen tüm bölgeler bir ülke tarafından yönetilip, idare edilirken Kongo bölgesi yaşayan tüm insanları ile birlikte şahsın özel idaresine bırakılmış, bölge insanı ekonomik çıkarlar doğrultusunda özellikle kauçuk elde ediniminde zalim yöntemlerle kullanılmış, idarelerine uygun hareket etmeyenler ağır cezalara çarptırılmış ve öldürülmüştür. Yaşanan bu olumsuzluklar tüm dünyada karmaşaya ve öfkeye neden olmuş, II.Léopold gelen yoğun tepkiler neticesinde 1908 yılında Kongo’nun idaresini ‘normal’ koloni olarak Belçika devletine bırakmak zorunda kalmıştır.

Her ne kadar bölgenin idaresi bir ülkenin yönetimine bırakılmış olsa da, bölge insanını yaşadığı sıkıntılar ve olumsuzluklar da büyük oranda bir düzelme gerçekleşmemiş, bölge yağmalanmaya devam edilmiş, Kongolular otoriter koloni sahibi Belçika devleti tarafından acımasız yöntemler ile kullanılmaya devam edilmiştir. Kongo, dünya çapında gelişen kolonilerin bağımsızlık taleplerine uygun hareket ederek bağımsızlık söylemlerini güçlendirmiş ve ülkenin geleceğinin Kongolular tarafından tayin edilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Başkent Léopoldville’de gerçekleştirilen ilk çatışmalar ve diğer devletlerin baskıları neticesinde Belçika 1959 yılında ani bir şekilde bölgeden çekilerek bölgede karmaşık bir yapıyı geride bırakmıştır.

30 Haziran 1960 tarihinde Kongo Cumhuriyeti adı altında bağımsızlığını ilan eden ülkede, ABAKO (Alliance des Bakongo) lideri Joseph Kasavubu ülkenin ilk devlet başkanlığına, Pan-Afrikanizm yanlısı ve bağımsızlık mücadelesinin önde gelen isimlerinden olan Patrice Lumumba ise yeni ülkenin ilk başbakanlık makamına getirilmiştir. Ancak bu yönetim Belçika, ABD ve Sovyetler Birliği’nin kendi menfaatleri doğrultusundaki müdahaleleri sebebiyle uzun ömürlü olamamış, Lumumba asker tarafından görevinden alınarak tutuklanmıştır. Her ne kadar tutuklanmasından itibaren kısa bir süre kurtularak kaçmayı başarsa da, tekrar yakalanarak rakibi ve ayrılıkçı Katanga bölgesinin lideri Moïse Tshombé’ye teslim edilmiş ve daha sonra da Tshombé’nin silahlı güçleri tarafından öldürülmüştür. Lumumba’nın öldürülmesinde ABD’nin ve özellikle de eski koloni sahibi Belçika’nın rollerinin büyük olduğu tahmin edilmektedir.

Diktatör Mobutu

1965 yılında Lumumba’nın eski bir asistanı olan Joseph Mobutu tarafından gerçekleştirilen darbe ile Afrika tarihinin en uzun ve en düzeni bozuk diktatörlük sistemlerinden biri kurulmuştur. Ülkede belli dönemlerde ve belli bölgelerde Tshombé’nin Avrupa kökenli askeri birliklerinin Kongo’nun belli bölgelerini ara sıra eline geçirmesine rağmen tam anlamıyla başarıya ulaşamamıştır. Tshombé’nin Avrupa’ya ve Avrupalıya dayanan sisteminin aksine ülkeyi tamamen Afrikalılaştırma isteğinde olan Mobutu, tüm Avrupa menşeli işletmeleri kamulaştırarak ülke içerisindeki Avrupa etkisini azaltmak istemiştir. 1971 yılında ülkenin ismini Zaire olarak değiştiren Mobutu, oluşturduğu tek parti rejimi ve kişilik kültü ile ülke içerisinde gerçekleştirdiklerinin aksine ülkenin ve genelinde Afrika’nın Sovyetler Birliği etkisine girmesinden endişelenen Avrupalı devletlerin de desteğini alarak diktatör bir yönetim ortaya koymuştur. Mobutu, 1977/78 yıllarında Nathaniel Mbumba önderliğindeki ayrılıkçı Front de Libération Nationale du Congo (FLNC) tarafından gerçekleştirilen ve Shaba’nın (günümüzde Katanga) Kongo’dan koparmayı hedefleyen Shaba İstilası özellikle Fransa ve Belçika askerlerinin önderliğindeki uluslararası askeri gücü sayesinde püskürtülerek yenilgiye uğratılmıştır.

Kongo savaşları

Zaire ekonomisinin tam anlamıyla çökmesiyle ve doğu-batı sorununun çözümlenmesi ile Mobutu 1990 yılında ülkenin yavaş da olsa demokratikleşmesi yönünde adımlar atmaya çalışmış ancak başarılı olamamıştır. Ülkedeki tüm olumsuzluklara rağmen Mobutu iktidarının çöküşü komşu ülke Ruanda’da gerçekleştirilen soykırım ile başlamış, Ruanda’da soykırımından sorumlu Hutu etnik grubuna mensup binlerce Ruandalının Zaire’ye kaçması Mobutu’nun gücünü olumsuz yönde etkilemiştir. Hutuluları takip eden Tutsi hükumetine bağlı askeri birlikler ile ülke içerisindeki Mobutu karşıtlarının oluşturduğu birlik çok kısa bir süre içerisinde tüm Zaire’yi ele geçirmeyi başarmış, hasta olan ve uluslararası desteğini de kaybeden Mobutu’yu görevden kısa sürede uzaklaştırmışlardır. 1997 yılında isyancıların lideri konumunda olan Laurent-Désiré Kabila ülkenin yeni devlet başkanı olarak göreve getirilmiş, Kabila’nın ilk icraatlarından biri de ülkenin ismini Zaire’den tekrar Demokratik Kongo Cumhuriyeti olarak değiştirmek olmuştur. Mobutu karşısında oluşturulan bu birliktelik kısa sürede bozulmuş, 1998 yılında yine Ruanda merkezli isyancı güçlerin oluşturduğu birlik ülkeyi doğudan itibaren ele geçirmeyi hedeflemiş ancak bu ilerleyiş Angola ve Zimbabve askeri güçlerinin de Kabila güçlerine yardım etmesi ile fazla ilerlemeden geri püskürtülmüştür. Yaşanan bu gelişmeden sonra ülke kendi içerisinde farklı güç odaklarına bölünmüş ve yıllarca süren iç savaşlara neden olmuştur. Uzun yıllar süren müzakereler 2003 yılında olumlu yönde sonuçlandırılarak, tüm tarafların katılımı ile ülkede geçici hükumet kurulmuştur.

Bu savaşlar neticesinde zor durumda olan Kongo ekonomisi ve sosyal hayatı daha da ağır bir darbe almış ve çökmüş, ayrıca ülkenin birçok yerindeki bölgeler insansızlaştırılmıştır. Uzun yıllar süren bu savaş ülke nüfusuna da derin bir darbe vurmuş, tahminlere göre 3 milyondan fazla insan bu süreçte dolaylı da olsa olumsuz yönde etkilenmiştir.

Savaş sonrası dönem

Savaşın henüz sona ermediği Ocak 2001 tarihinde devlet başkanı Kabila gerçekleştirilen suikast sonucu öldürülürken, yerini ‘miras’ yolu ile oğlu Joseph Kabila almıştır. Barış görüşmelerinde kararlaştırılan 2006 genel seçimlerinde sandıktan zaferle çıkan Joseph Kabila 1965 yılından bu yana seçim ile başa geçen ilk kişi olma özelliğini elde etmiştir. Ülkenin başında 1960 yılından bu yana ilk defa ülke içerisindeki barış ve refah için gerekli görüşmeleri yapmaya hazır olduğu deklara eden bir devlet başkanı bulunmaktaydı.

Doğu Kongo sorunu

Ülkenin doğu kısmında yer alan Kivu ve Itru bölgelerinde silahlı çatışmalar barış anlaşmasına rağmen devam etmiştir. 2003 yılında gerçekleştirilen barış görüşmelerinde yer almayan ve o bölgede bulunan bölgesel silahlı gruplar, bölgede yer alan Hutu topluluklarını şiddet yanlısı Tutsi topluluğundan korudukları gerekçesiyle mücadeleye devam etmişlerdir. 2008 yılında Congrès national pour la défense du peuple (CNDP) örgütü ile gerçekleştirilen barış görüşmelerinde sonuç elde edilememesi üzerine Kongo ve Ruanda hükumetleri işbirliği anlaşması imzalamış, aynı yıl Kongo ve Ruanda askeri birliklerin ortak katılımı ile gerçekleştirilen operasyonda birkaç gün önce mensubu ve lideri olduğu örgütü tarafından dışlanan Laurent Nkunda Ruanda’da yakalanarak tutuklanmıştır. Her ne kadar Mart 2009’da hükumet ile Congrès national pour la défense du peuple örgütü arasında barış anlaşması imzalanmış olsa da, doğu bölgelerinde güvenlik hala tam olarak sağlanabilmiş bir konumda değildir.

Nüfus

tb

Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde Temmuz 2010 yılında gerçekleştirilen tahmini nüfus sayımında 68 milyon nüfus tespit edilmiş olup bu oran ile ülke, Afrika kıtasının en kalabalık dördüncü ülkesi konumundadır. Ülke içerisindeki nüfus yoğunluğu 30,2 kişi/km2 ile toprak büyüklüğü ile orantılı bakıldığında düşük olup nüfusun büyüme hızı yıllık %3 ile oldukça yüksek bir orandadır.

1984 yılında gerçekleştirilen son resmi nüfus sayım sonuçları ile karşılaştırıldığında geçen süreç içerisinde ülkenin nüfusunu ikiye katladığı gözlemlenmektedir. Nüfusun %46,9’u 15 yaşının altında olup bu oran ile dünyadaki en genç nüfusa sahip ülkelerden biri konumundadır. Sadece %2,5’in 65 yaş ve üzeri olduğu ülkede Beklenen yaşam süresi erkeklerde 52,9 yaş, kadınlarda ise 56,6 yaş düzeyindedir.

Demokratik Kongo Cumhuriyeti genç bir nüfusa sahip olup, 2016 tahmini verilerine göre %63,64’ü 0-24 yaş aralığındadır. Ülkenin sadece %2,65’i 65 yaş ve üzerindedir.

0-14 yaş: %42.2 (erkek 17,300,707/kadın 17,024,082)
15-24 yaş: %21.44 (erkek 8,747,038/kadın 8,694,000)
25-54 yaş: %30.13 (erkek 12,227,971/kadın 12,273,304)
55-64 yaş: %3.58 (erkek 1,374,050/kadın 1,535,973)
65 yaş ve üzeri: %2.65 (erkek 910,456/kadın 1,243,469)

Şehirde yaşayanların oranı 2015 verilerine göre %42,5 olan ülkede, nüfusun yıllık artış oranı 2016 tahmini verilerine göre %2,42 düzeyindedir.

Etnik gruplar

Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde tıpkı diğer kolonileştirilmiş ve sömürge konumda olan ülkelerde olduğu gibi yapay etnik gruplar oluşturulmuştur. Ülkede var olan etnik grupların birçoğu modern zaman öncesi kabile mevcudiyetlerine göre oluşturuluken, kimi etnik grupta tıpkı Baluba gibi baştan meydana getirilmiştir.

Günümüzde ülkede var olan 200’den fazla etnik grubundan %80’i Bantu etnik grubuna mensup olmaktadır. Bantu etnik grupları içerisinde de Bakongo (%16), Baluba (%18), Mongo (%13) ve Banjaruanda (%10) en önde gelen gruplar konumundadır. Nüfusun geri kalan %20’sinden %18’i Sudan topluluklarından, %2’si Nilotan topluluklarıdan oluşmaktadır. Ülke genelinde ise 20.000 ila 50.000 arasında Pigme yaşamaktadır. Ülkenin bağımsızlığını ilan ettiği tarihte 100.000 civarında olan ve çoğunluğunu Belçikalıların oluşturduğu Avrupalılar, günümüzde 20.000 dolayında bir nüfus oluşturmaktadır. Belçika’nın ülkenin bağımsızlığını kabul etmeden önce etnik gruplar arasındaki yapay sorunlar ülkenin tarihindeki tüm savaşların ve problemlein ana kaynağı olarak kabul edilmektedir.

Dil

Ülke içerisindeki etnik grup çeşitliğine paralel olarak çok sayıda da dil kullanılmaktadır. Ülke genelinde 214 dolayında dil konuşulmaktadır. Ülkenin eğitimde, edebiyatta kullanılan resmi dili Belçika’nın kolonisi olması etkisiyle Fransızca’dır. Ülke genelinde Fransızca’nın kullanımı dışında dört adette ulusal resmi dil mevcuttur. Kongoca, Lingalaca, Svahili ve Ciluba dilleri de yaygın olarak kullanılmakta olup, Fransızca’nın dışındaki resmi dillerin de dört dilde ile sınırlandırılması da Belçika tarafından karara bağlanmıştır. Kongoca, geçmişte Kongo Krallığı’nda da kullanılan bir dil iken günümüzde Angola ve Kongo Cumhuriyeti’nde yaygın olarak kullanılmaktadır. Ciluba dili sadece Kasai-Occidental ve Kasai-Oriental illerinden konuşulurken, Avrupalılar tarafından iletişim dili olarak kullanılan ve bu sayede yaygınlaştırılan Lingalaca ülkenin kuzey-kuzeybatı bölgelerinde Bangala topluluğu tarafından kullanılmaktadır. Bu dil özellikle Mobutu diktatörlüğü döneminde ülke içerisinde önem kazanmış, Mobutu ulusa seslenişlerini bu dil vasıtası ile gerçekleştirmiştir. Afrika kıtasının doğusunda yaygın olarak kullanılan ve çoğu ülkede resmi dil olan Svahili dili, DKC’de de kullanılmaktadır. Özellikle ülkenin doğu kesimlerinde konuşulan dil, Mobutu rejiminin sona erdirilmesi ile birlikte ordunun resmi dili olarak kullanılmaya başlanmıştır.

Kongo kanunlarına göre yayımlanan bir yasa, kanun en geç 60 gün içerisinde diğer resmi dillerde de yayımlanmak zorundadır.

Din

Ülke genelinde nüfusun %80’i Hristiyan dinine mensuptur. Belçika sömürgesi olduğu dönemlerde gerçekleştirilen yoğun misyonerlik faaliyetleri neticesinde yerel dinlerden Hristiyan dinine geçen Kongoluların birçoğu da katolik mezhebine bağlı olarak dinini yaşamaktadır. Ülke nüfusunun %50’si katolik mezhebinde iken, %20’si Protestan, %10’u ise bağımsız bir Afrika hristiyanlığı olan Kimbangizmi benimsemektedir. İslamiyet Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde yoğun olarak görülen bir din olmayıp, ülke nüfusunun sadece %10’u islami değerlere uygun yaşantısını sürdürmektedir. Ülke nüfusunun geri kalan %10’luk dilimi ise Senkretizm ve diğer Afrika yerel dinlerine inanmaktadır.

Din
Oran
Katolik %50
Protestan %20
Kimbangizm %10
İslam %10
Senkretizm ve diğer yerel dinler %10

Sosyal durum

Demokratik Kongo Cumhuriyeti dünyadaki en fakir ülkelerden biri olarak kabul edilmektedir. 2006 yılında Kongo hükumetinin gerçekleştirdiği bir araştırmaya göre nüfusun %76’sı çocuklarını okula gönderme imkanına sahip değilken, %79 yoksulluk sınırının altında bir yaşam sürdürmektedir. Yine aynı araştırmada nüfusun %81’i evlerde yeterli oda sayısına sahip değilken, %82’si tıbbi bakım olanaklarından faydalanamamaktadır. Ülke içerisinde genel olarak nüfusun %71’i ise açlık sınırının altında yaşamaktadır. Özellikle Équateur (Türkçe: Ekvator) ili ile iç savaştan en çok etkilenen Kivu illerinde yaşayan nüfusun çok büyük bir oranı açlık sınırının altında bir yaşam sürdürmektedir.

Sosyal sistem

Ülke genelinde var olan sosyal sistem dünyadaki en kötü sistemler biri olarak görülmektedir. Her ne kadar teorik olarak Belçika kolonisi olduğu dönemden kalan ve örnek alınabilecek bir sosyal güvenlik sistemi mevcut olsa da, pratikte hiçbir işlevi bulunmamaktadır. 1992 yılında hükumet tarafından alınan karar ile tamamen sonlandırılan sosyal güvenlik sisteminin yanı sıra devlet memurlarına verilen maaşlarda da tümüyle kesintiye gidilmiştir. Her ne kadar Mobutu iktidarının devrilmesinin ardından tekrar devlet personeline maaş ödenmesi yönünde çalışmalar gerçekleştirilmiş olsa da, bu yöndeki çabalar sonuçsuz kalmış, zaman zaman ödenebilen maaşlar memurların geçimi için yeterli düzeyde olmamıştır. Tüm bu gelişmeler neticesinde ülke vatandaşları devlet tarafından yapılması gereken ancak gerçekleştiremediği için aksayan işlerin ilerlemesi adına öğretmenlere, polislere, devlet memurlarına, doktorlara ücret öder bir duruma gelmiştir. Kongo-Fransızca’sında la motivation olarak adlandırılan bu uygulama hükumet tarafından yasaklanmak istense bile, görevliler ve sivil vatandaşlar tarafından yapılması gereken maaş ödemelerinin taahhütlere rağmen zamanında yapılamayacağı inancından dolayı pek kabul görmemiştir.

Sağlık

Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde tıbbi imkansızlıklar had safhada yaşanmaktadır. Ülkede halkın sağlığını ön planda tutan bir sistem bulunmamaktadır, ülkede az sayıda var olan sağlık merkezleri de yıllar süren iç savaşlar nedeniyle kullanamaz bir hal almıştır. Ülkede doktor başına düşen hasta sayısı 10.000 dolayında olup, bu sayı DKC’ye benzer ülkelerin bazılarından bile 40 kat daha yüksek bir orandadır. 2005 yılında hükumetin açıkladığı sağlık bütçesi 1 milyon Dolar’ın da altında belirlenmiştir.

Ülkedeki sağlık problemlerin en büyük sebeplerinden biri olarak gösterilen temiz su bulamama olarak gösterilmektedir. Kırsal alanlarda halkın sadece %29’u temiz suya ulaşabilirken, şehirlerde bu oran %82 olarak ifade edilmektedir. BM’nin 2011 yılında gerçekleştirdiği bir araştırmaya göre su kaynakları açısından çok zengin bir olan DKC’de, ülke genelinde 51 milyon kişi temiz su sıkıntısı yaşamaktadır. Ülke genelinde kanalizasyonun yaygın olmaması nedeniyle ishal, yüksek ateşin yanı sıra sıtma, çeçe sineğinin neden olduğu uyku hastalığı ülkede yaygın olarak gözlenmektedir.

2003 verilerine göre DKC’de 1 milyondan fazla yetişkin HIV virüsü taşımaktadır. Bu oran yetişkinlerde ülke nüfusunun %4,2’sine denk gelmekte olup, sayı yüksek olmasına rağmen bu oran diğer tüm Sahraaltı Afrika ülkelerinin ortalamasının altında bulunmaktadır.

Eğitim

Ülke genelinde okuma yazma bilme oranı %67,2 (2001 verilerine göre Erkekler %80,9, Kadınlar %54,1) ile Mali ve Nijer gibi ülkelerden yüksek bir konumda olmasına rağmen, bu sayılar yıllar geçtikçe yaşanan iç savaşında etkisiyle azalmaktadır. 1995 yılında yapılan bir araştırmaya göre nüfusun %77’si okuma yazma biliyorken, bu oran 6 yıl gibi kısa bir sürede %67 seviyesine gerilemiştir.

Her ne kadar ülke genelinde devlet tarafından garanti altına alınan eğitim zorunluluğu bulunsa da, bu eğitimleri gerçekleştirecek eğitim kurumları yok denecek kadar az konumda olup, var olanlar ise devlet desteğinden yoksun kalmaktadır. 2008 yılında bir araştırmaya göre ülkede 39 öğrenciye bir öğretmen düşmektedir.

1950’li yıllara kadar o dönemki Belçika-Kongo olarak adlandırılan bölgede herhangi bir üniversite bulunmamaktaydır. İlk üniversite 1953 yılında başkent Kinşasa’da kurulan ve katoliklerin hakimiyetinde olan Lovanium Katolik Üniversitesi olmuştur. 1955 yılında ilk devlet üniversitesi olarak Lubumbashi’de kurulan üniversitenin haricinde üçüncü üniversite ise bu sefer protestanların hakimiyetinde 1962 yılında Kisangani’de kurulmuştur.

Mobutu’nun göreve gelişi ile birlikte 1971 yılında her üç üniversite de üç farklı şehirde kalmak üzere Université Nationale du Zaire adı altında tek çatıda birleştirilmiştir. 1981 yılında yapılan yeni bir düzenleme ile de bu duruma tekrar bir son verilerek her üç şehirdeki üniversite tekrar ayrı birer üniversite haline getirilmiştir.

Siyaset

Kongo anayasasında 2006 yapılan düzenleme ile ülkenin laik, demokratik, yarı başkanlık sistemi ile yönetildiği belirtilmiştir. Ülkenin devlet başkanı genel ve bağımsız seçimler ile her beş yılda bir halk tarafından seçilmekte olup, seçimlere girdiği takdirde peş peşe ikinci bir beş yıllık görev süresine daha sahip olabilmektedir. Devlet başkanı ülkenin başbakanını ve hükumetini atama yetkisine sahip olup, ülkede Çift meclislilik yapısına uygun olarak üst merci olarak senato ve alt merci olarak ulusal meclis bulunmaktadır. Senatoda yer alan 108 temsilci her beş yılda bir il meclislerinden seçilerek göreve getirilirken, ulusal mecliste görev alacak 500 temsilci ise yine beş yıllık bir süre için halk tarafından seçilmektedir.

Ülke, 2006 yılında gerçekleştirilen seçimler hariç, demokratik ve hukuk devletine uygun bir seçim süreci yaşayamamaktadır. Ülkedeki kuvvetler ayrımı sadece teoride bulunmakta olup, pratikte bağımsız bir yargıdan, medyadan bahsedilememektedir. Yasada var olan kanunların uygulanması gerçekleştirilememekte, düzenlemeler kişilerin konumuna göre yapılmaktadır. Demokratik Kongo Cumhuriyeti 2012 Demokrasi İndeksi verilerin göre 167 ülke içerisinde 159. sırada yer almakta olup, otoriter rejime sahip ülkelerden biri olarak sınıflandırılmaktadır.

Demokratik Kongo Cumhuriyeti yönetimi ülkenin egemenliğini doğu bölgelerinde buradan yaşanan ayrılıkçı hareketler ve savaşlar nedeniyle gösterememektedir. Her ne kadar ayrılıkçı gruplar ülkenin meşruiyetini sorgulamasa da, ayrılıkçı taleplerde bulunmasa da ülkenin her bölgesinde devlet gücünü gösteremediği için Demokratik Kongo Cumhuriyeti Başarısız Ülke sınıfında değerlendirilmektedir.

2006 seçimleri

30 Temmuz 2006 tarihinde gerçekleştirilen ve birçok adayın yarıştığı seçimlerin ilk turunda Joseph Kabila %44,8, Jean-Pierre Bemba %20,0 ve Antoine Gizenga %13,1 oy oranı alarak ilk üçe girmiş, hiçbir aday yeterli çoğunluğa ulaşamadığı için en çok oyu alan iki aday ikinci seçim turuna katılmışlardır. 29 Ekim 2006 tarihinde gerçekleşen ikinci tur seçimleri neticesinde oyların %58,05’ini alan Kabile devlet başkanı olarak seçilmiştir. Bu seçimler ülke tarihinin en şiddetten uzak, demokrasinin büyük çoğunlukla uygulandığı seçim olarak ifade edilmektedir.

2011 seçimleri

27 Kasım 2011 tarihinde gerçekleştirilen yeni seçimler bir önceki seçime göre şiddetin ön plana çıktığı, çatışmaların yaşandığı bir seçim dönemi olmuştur. Bu çatışmaların ana sebebi Kabila’nın seçimler öncesi kendisi lehine olabilecek ve muhalefetin de şiddetle karşı çıktığı bir yasa değişikliği ile seçimlerde ikinci tura gerek kalmadan, ilk turda oy çoğunluğu sağlayan adayın devlet başkanlığına seçilecek olmasını sağlayan hükmü onaylaması olmuştur. Şiddetin gölgesinde gerçekleştirilen 2011 seçimlerde oyların %48,95’ini alan Kabila, rakibi Étienne Tshisekedi’nin %32,33’te kalması ile ikinci bir beş yıllık süre için devlet başkanlığı makamına oturmuştur.

İnsan hakları

Demokratik Kongo Cumhuriyeti insan haklarına önem vermeyen ülkelerinden biri olarak kabul edilmektedir. Özellikle çatışmaların yaşandığı doğu bölgelerinde insan hakları ihlalleri çatışan taraflar tarafından daha sık uygulanabilmektedir. Özellikle tecavüz vakaları DKC’de savaş silahı olarak çok yüksek oranda kullanılmaktadır. Ülkede gerçekleştirilen bir araştırmaya göre kadınların %39’u, erkeklerin ise %24’ü hayatlarında en az bir kez tecavüz vakası ile karşı karşıya kaldığı belirlenmiştir. Bölgeden 2010 yılında Luvungi’de yaşandığı gibi sık olarak toplu tecavüz olayları bildirilmektedir.

Uluslararası organizasyon üyelikleri

Demokratik Kongo Cumhuriyeti bir dizi siyasi ve ekonomik birliklerin içerisinde yer almaktadır. Bunlar şu şekildedir:

  • AEC (Afrika Ekonomi Birliği)
  • AKP (Afrika, Karayip ve Pasifik Ülkeleri)
  • AU (Afrika Birliği)
  • BAD (Afrika Kalkınma Bankası)
  • COMESA (Doğu ve Güney Afrika Ortak Pazarı)
  • G33 (Kalkınmakta olan 33 ülkenin bir araya geldiği bir topluluk)
  • SADC (Güney Afrika Kalkınma Birliği)
  • UN (Birleşmiş Milletler)
İdari yapılanma

Demokratik  kongo İlleri

Demokratik Kongo Cumhuriyeti merkezi bir yönetim ile idare edilmektedir. Ülkede toplamda var olan 11 bölgenin 10 tanesi il statüsüne sahip iken, başkent Kinşasa hiçbir bölgeye bağlı bulunmadan kendi başına bir bölge oluşturan Başkent Bölgesi statüsüne sahiptir.

2005 yılında kabul edilen bir yasa merkezi yönetim yetkilerini oluşturulacak bölgesel yerel yönetimlere bırakmayı, güncel olarak var olan 11 adet bölgenin oluşturulacak yeni bölgeler ile 25’e çıkmasını, bölgelerin elde edeceği toplam vergi gelirlerin %40’ını merkezi hükumete göndermeden kendisine alabileceğini öngörmekteydi. 2011 yılı için planlanan bu değişiklikler sadece teoride kalmış, Ocak 2011 tarihinde kabul edilen yeni yasa ile ülkenin bölgesel olarak yeniden yapılandırılması yasası tamamen geri çekilmiştir.

Petrol ve Doğalgaz

Demokratik Kongo Cumhuriyeti tahmini olarak sahip olduğu 180 milyon varil petrol rezervi ile petrol yatakları açısından da zengin bir ülke konumundadır. 2011 yılında günlük 20.160 varil petrol üretimi gerçekleştiren ülkede, petrol üretimi devlet tarafından desteklenmektedir. Bu işlemler sırasında doğaya ve insan sağlığına saygı gösterilmemesi ve ciddi zararların verilmesi de eleştirilmektedir.

Ülke şu anda daha henüz işletilmeyen 991,1 milyon metreküp rezervlik doğalgaz kaynaklarına da sahiptir.

Ekonomi

1960 yılında bağımsızlığını kazandığında Afrika ülkeleri içerisinde yüksek ekonomik verilere sahip gelişmiş bir ülke konumunda olan Demokratik Kongo Cumhuriyeti, sahip olduğu birçok doğal maden zenginliklerine rağmen yıllar içerisinde yaşanan iç savaş ve yolsuzluklar nedeniyle günümüzde en kötü verilere sahip ülkelerden biri konumuna gelmiştir.

Demokratik Kongo Cumhuriyetinde  Maden  işçileri

Ülkenin 2010 verilerine göre Satın alma gücü paritesi Gayrısafî yurtiçi hâsılası 23,117 Milyar Amerikan doları düzeyinde, kişi başı GSYİH ise 328 ABD Doları seviyesindedir. 2011 verilerine göre enflasyon %13,3 düzeyinde gerçekleşmiş olup, yıllardır ülkede ABD Doları ikinci para birimi olarak çok sık olarak kullanılmaktadır.

Demokratik Kongo Cumhuriyeti dünya üzerindeki yer altı ve yerüstü doğal kaynaklar bakımından en zengin ülkelerden biri olarak kabul edilmektedir. Özellikle madencilik ürünleri ülkenin dış ihracat gelirlerinin ve döviz girişlerinin büyük bir bölümünü oluşturmaktadır. İhraç edilen ürünler arasında elmas, altın, koltan ve bakır önemli bir yer almaktadır. Ülkede koloni döneminden kalma maden yapıları ve gereçleri bakımsızlık nedeniyle neredeyse çökmüş bir konumda olup, günümüzde maden çıkartma işlemlerin çok büyük bir bölümü endüstriyel gereçlerden ve makinalardan yoksun, el ile yapılabilmektedir. Ülke nüfusunun önemli bir kısmına iş istihdamı sağlayan bu iş alanı devletin kontrolü altında bulunmaktadır.

Savaş dönemlerinde hem devletin hem de ayrılıkçı grupların en büyük gelir kapısını elde edilen maden zenginlikleri oluşturmuştur. Hem diğer komşu ülkeler hem de özel şahıs ve firmalar sistematik olarak ülkenin doğal zenginliklerini yağmalamış ve bu şekilde kazanç elde etmiştir. Doğu bölgelerdeki madenlerin gelirlerinin çoğunu ayrılıkçı gruplar elde ettiklerinden dolayı, kendileri adına savaş teçhizatlarına finansman sağlayabilmektedirler. Hükumet doğu bölgelerdeki yasa dışı yapıların madenlerden elde ettiği kaynakları sona erdirmek adına doğu bölgelerindeki tüm madencilik faaliyetlerine Eylül 2010 tarihinde tamamen yasak getirmesi, yasal olarak kazanç sağlamaya çalışan iş sahiplerini ve çalışanlarını etkilemiş, yasa dışı üretim ön plana çıkarak ayrılıkçı grupların daha çok kazanç elde etmesine sebebiyet vermiştir. Bu durum karşısında hükumet Mart 2011 tarihinde getirdiği maden çıkarma yasağını sonlandırmak durumunda kalmıştır.

Tarım

Kuzey Kivu'da tarım işçileri

Ülke Belçika kolonisi olduğu dönemlerde ihracatını yapabilmek adına halk meyve, sebze ekimini zorlanmaktaydı. Koloni döneminin son yıllarında da Avrupalıların kurduğu büyük tarımsal işletmeler ile ihracatta artış sağlanması hedeflenmiştir. Bağımsızlığın kazanıldığı 1960 yılından itibaren ise tarım alanlarında ve tarım ile uğraşan sınıfta sürekli azalma gerçekleşmiş, özellikle 1973 yılında tüm verimli işletmelerin kamulaştırılması ile elde edilen mahsulün devlet tarafından alınması bu sektörü bitirme noktasına getirmiştir. Tarım ülke genelinde daha kazançlı bir zanaat olan madencilik nedeniyle ihmal edilmiş bir konumdadır. Ülkenin çoğu bölgesinde günümüzde gerçekleştirilen tarım faaliyetleri de şahsi tüketim ve satış için yapılmakta olup, büyük şehir pazarlarındaki olası şahsi satışlar ise var olan ulaşım sıkıntıları nedeniyle yaygın olarak gerçekleştirilememektedir. Ülke genelinde tarım ürünü olarak manyok, muz, kahve, şeker kamışı ve kauçuk yaygın olarak işlenmektedir. Ayrıca kereste ticareti de yüksek oradan gerçekleştirilmektedir.

Sanayi

Günümüzde sanayi sektörü ağırlıklı olarak çıkarılan madenlerin işlenmesi işlemi ile uğraşmaktadır. Genel itibarıyla var olmayan büyük sanayi kuruluşları nedeniyle daha küçük işletmeler bu işlemleri gerçekleştirmektedir. Madenlerin işlenmesi haricinde var olan diğer orta ölçekli işletmeler ise tekstil, ayakkabı ve tütün ürünlerinin üretiminde faaliyet göstermektedirler.

Ulaşım

Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde ulaşım imkanları çok az gelişmiş durumdadır. Ülkenin batı ve güney kesimlerinde yer alan yerleşim yerlerinin ulaşım bağlantıları daha gelişmiş bir konumda iken, doğu ve kuzey bölgelerde özellikle siyasi ve ekonomik nedenlerden dolayı çok daha az seviyededir.

Karayolu

Demokratik Kongo Cumhuriyeti bağımsızlığını kazandığında koloni sahibi Belçika ülke genelinde geriye iyi bir konumda olan 100.000 km karayolu bırakmıştır. Bu yolların büyük bir bölümü özellikle Mobutu iktidarı döneminde gerçekleşmeyen bakım, onarım çalışmaları nedeniyle 1990’lı yıllarda kullanılabilir karayolu uzunluğu 10.000 km’ye kadar düşüş göstermiş, kırsal alanda kalan bağlantı yolları ise tamamen kaybolmuştur. Günümüzde ülke genelinde var olan 150.000 km karayolunun sadece 3.000 km’lik bölümü asfaltlanmış olup, yolların büyük bir bölümü özellike yağmur sezonlarında tamamen kullanılamaz hale gelmektedir.

Demiryolu

Belçika hakimiyeti döneminde özellikle ülkenin iç bölgelerinde elde edilen maden zenginliklerinin bir an önce kıyıya ulaştırmak ve oradan da Avrupa’ya götürmek için yapımı hızlandırılan ve bu sayede daha fazla madeni daha kısa sürede Avrupa’ya ulaştıran demiryolu bağlantıları günümüzde ülke genelinde 5.100 km’lik bir uzunluğa sahip olmaktadır. Özellikle Lumumbishi’nin güzergah üzerinde bulunduğu bazı demiryolu hatları ülke içerisinde başlayıp komşu ülkeler olan Zambiya ve Angola’ya kadar uzanmakta ve bu ülkelerde devam etmektedir. Ülkede var olan birçok demiryolu hattı herhangib bir plana ya da programa bağlı olmaksızın çalışırken, 1990’lı yılların başında bazı güzergahlardaki demiryolu seferleri iptal edilmiş, 2000’li yılların başında ise yeniden faaliyete geçirilmiştir.

Denizyolu

Ülkenin en büyük limanı Aşağı Kongo bölgesinin başkenti konumunda olan Matadi’de yer almakt olup, uluslararası deniz taşımacılığı gerçekleştirilebilmektedir. Ayrıca ülke içerisinde karayollarının sağlam olmayan yapısı nedeniyle var olan ve taşımacılığa elverişli bulunan nehirler üzerinde yolcu taşımacılığı yapılmaktadır. Yolcu taşımacılığında çok sık olarak bu yolun tercih edilmesi nedeniyle ölümlü kazalar sık bir biçimde yaşanabilmektedir. Son olarak Temmuz 2010 yılında yaşanan faciada Bandundu bölgesinde bir teknenin haddinden fazla yolcu alması nedeniyle alabora olması 100 kişi hayatını kaybetmesine neden olmuştur.

Havayolu

Ülkede var olan 200 civarı havaalanından sadece 26 tanesinin asfaltlanmış pisti bulunmaktadır. Ülkenin en büyük uluslararası havaalanı Ndjili Havaalanı olmakla birlikte, Lubumbashi, Bukavu, Goma ve Kisangani’de de uluslararası standartlara sahip havaalanları bulunmaktadır. Ülke genelinde karayollarının uygun olmaması nedeniyle havayolları günümüzde daha yaygın olarak kullanılabilmektedir. Ayrıca özellikle doğu bölgelerinden çıkarılan madenlerin batı bölgelerine sevkiyatında ayrılıkçı grupların çoğu karayolu ve demiryollarını elinde bulundurduğu için güvenlik açısından havayolu ile taşınmaktadır.

Spor

Ülke genelinde en sevilen spor türü futboldur. Her ne kadar ülkede var olan stadyumların fiziki yapısı günümüz şartlarına uygun olmasa da, gerçekleştirilen futbol müsabakalarında stadyumlar seyirciler tarafından doldurulmaktadır. Demokratik Kongo Cumhuriyeti millî takımı 1968 ve 1974 ( o dönemki adı Zaire) yıllarında Afrika Uluslar Kupası’nı kazanarak önemli başarılar elde etse de, ayrıca Zaire olarak 1974 yılında siyahi Afrika kıtasının ilk temsilcisi olarak Batı Almaya’da düzenlenen 1974 FIFA Dünya Kupası’nda yer almıştır.

Ülkenin coğrafi büyüklüğü ve ulaşım imkanlarının kısıtlı olması sebebiyle ulusal bir lige sahip olmayan Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde bölgesel ligler düzenlemekte olup, bölgesel liglerin şampiyonları Coupe du Congo (Türkçe: Kongo Kupası) olarak adlandırılan mücadelelerde karşı karşıya gelerek ülkenin şampiyonunu belirlemektedir. Ülkenin en başarılı takımı olarak Lumumbashi şehrinin takımı olan Tout Puissant Mazembe’dir. Takım son ikisi 2009 ve 2010 yıllarında olmak üzere dört defa CAF Şampiyonlar Ligi şampiyonu olmuş ve 2010 yılında da Afrika kıtasından giden ilk takım olarak FIFA Kulüpler Dünya Kupası’nda yer almıştır.

Demokratik Kongo Cumhuriyeti Müslümanları

Demokratik Kongo Cumhuriyetinde  Müslümanlara yapılan baskılar

Coğrafi olarak Afrika’nın ulaşılması zor orta kesimlerinde bulunan bu geniş ülkeye Müslümanlar 18. yüzyılda gelmiştir. Genellikle ülkenin doğu kesimlerinde yoğunlaşmış bulunan Müslümanlar, ülke nüfusunun yaklaşık %10-15’lik bölümünü teşkil etmektedir. Kalan nüfusun büyük bölümü Hristiyanlaştırılmış yerli halk ve %10’luk bölümü de geleneksel yerel dinlere mensuptur.

İlk nesil Müslümanlar, 1700’lü yıllarda Afrika’nın doğu kıyılarından ticari amaçlarla Tanzanya içlerine ilerleyen ve bugünkü Demokratik Kongo topraklarına gelen Müslüman tacirlerden oluşmaktadır. Geliş amaçları her ne kadar ticari olsa da bu bölge ve yerel halk ile kurdukları ilişki, bölgede sonraki dönemlerde kalabalık bir Müslüman yerleşiminin oluşmasına zemin hazırlamıştır.

19. yüzyıldan itibaren Belçika sömürgesi olan ülkede, Müslümanlar 1920’lere kadar ciddi bir varlık gösterememiştir. Bu tarihten itibaren kurulan sivil toplum kuruluşları ve açılan Kur’an okulları Müslümanların ülkedeki varlığını ortaya koymaya başlamıştır. Ancak bu defa da eğitim sisteminin Hristiyan ve sömürgeci güçlerin denetiminde olması, Müslümanlar üzerinde caydırıcı bir etkiye yol açmış ve onları kamusal yaşamdan hep uzak tutmuştur. Belçika sömürgesi yıllarında Müslümanların ibadetlerini yapmaları kısıtlanmakla kalmamış, Müslüman çocuklar okullardan atılmış, zorla domuz eti yedirilmiş ve insanlar ramazan ayında yeme içmeye zorlanmıştır.

1960 yılında bağımsız olan ülkede, yeni dönem Müslümanlara daha çok özgürlük yerine daha fazla baskı ve ayrımcılık getirmiştir. İstikrarın sağlanamadığı bu dönemde, iç savaşlar ve askerî darbeler birbirini takip etmiş, milyonlarca insanın hayatına mal olan büyük krizler yaşanmıştır. Yaşadıkları bölgelerde var olan siyasi ve askerî çekişmeler, Müslüman azınlığı daha da marjinalleştirmiştir. O dönem adı Zaire olan ülkenin yöneticileri, komşu ülke Ruanda’da on binlerce kişiyi katleden muhaliflere sahip çıkıp onları iade etmeyince, ülke Uganda ve Ruanda ordularının ortak operasyonu ile 1997’de işgal edilmiştir. Bu tarihte ismi Demokratik Kongo Cumhuriyeti olarak değiştirilen ülke, 1998 yılında bu kez farklı komşu ülkelerin de dâhil olduğu yeni bir iç savaşa sürüklenmiştir.

Arada kurulan çok sayıda istikrarsız hükümete başka ülkelerden yapılan müdahaleler de hiçbir zaman eksik olmamıştır. 2006’daki ilk demokratik seçimlerin sonuçlarına muhaliflerin itirazı yeni bir iç savaş başlattığından beri, ülkedeki kaos ortamı inişli-çıkışlı bir şekilde halen devam etmektedir.

Müslüman azınlık, özellikle 2010 yılından sonra, ülkenin doğu kesimlerini içine alan ayaklanma sonrasında sıkıntılı bir sürece girmiştir. Muhalif silahlı gruplarla iş birliği yaptıkları suçlamasıyla hükümetin hedefi haline gelen Müslümanların bir bölümü yaşadıkları yerleri terk etmek ve başka bölgelere göçmek zorunda kalmıştır. Demokratik İslam Güçleri Birliği (ADF-Nalu) gibi Müslüman azınlık arasından olaylara karışmış silahlı grupların varlığı, ayaklanmayla ilgisi olmayan sıradan Müslüman sivillerin de hayatını karartmıştır. Bölgedeki camiler saldırıların hedefi olurken, ülkedeki güvenlik sorunu halen daha çözülebilmiş değildir. Günümüzde Batılı ülkelerin küresel teröre karşı mücadele adıyla yürüttüğü savaşta, orta Afrika’nın el-Kaidesi olarak suçlanan ADF-Nalu, sadece Kongo’da değil, Uganda, Kenya ve Somali gibi ülkelerde de bağlantıları olmakla itham edilen bir gruptur. Bu suçlama, ülkedeki bütün Müslüman azınlığı etkileyen bir sonuç ortaya çıkarmaktadır.

Buna karşın başkent Kinşasa ve diğer kent merkezlerinde yaşayan Müslüman azınlığın durumu, savaş mağduru bölgelerden etkilenmiş gibi görünmemektedir. Merkezî otoritenin güçlü olduğu kent merkezleri göçün de başlıca adresi durumundadır.

Bununla beraber, ülkenin farklı bölgelerindeki Müslüman azınlığın aşiret veya siyasi eğilim farklılıklarından kaynaklanan iç gerilimleri, kendi aralarındaki birliği bozan başlıca sorundur. Burada da Afrika topluluklarının sahip olduğu bütün etnik sıkıntıları yaşayan Müslümanlar, zaman zaman çatışan tarafların farklı cephelerinde karşı karşıya gelebilmektedir.

Nüfusun önemli bir bölümünü oluşturmalarına rağmen ülkede Müslümanların siyasi temsili neredeyse yok denecek kadar azdır. 450 sandalyeli parlamentoda Müslüman azınlığı sadece üç milletvekili temsil etmektedir. Oysa ki aynı nüfus oranlarıyla karşılaştırıldığında en az 65-70 Müslüman milletvekilinin olması gerekmektedir. Parlamentoda yaşanan temsil krizi, diğer devlet kademelerinde de göze çarpmaktadır. Müslüman azınlık temsilcileri ne hükümette ne de etkin bürokratik seviyelerde herhangi bir söz sahibidir. Üstelik, devlet tarafından resmen tanınmış bir azınlık statüsü dahi alabilmiş değillerdir.

Ülkede Müslümanların eğitim sorunu da ciddi boyutlardadır. Çocukların büyük bölümü dar gelirli ailelerden geldiği için birçoğu liseyi bitiremeden okulu bırakmak zorunda kalmaktadır. Ülke çapında Müslümanlara ait 500’ü ilkokul, 300’ü orta ve lise düzeyinde eğitim veren yaklaşık 800 okul bulunmaktadır. Hükümetin ve ülke dışından sivil toplum kuruluşlarının iş birliği ile sadece Müslüman öğrencilere değil, tüm Kongolu çocuklara hizmet veren bu kurumlar, toplumsal barışın sağlanmasında en önemli araçlardan biri olarak görülmektedir. Herhangi bir etnik grubun sözcülüğünün yapılmadığı bu okullarda okuyan öğrencilerin aileden getirdikleri taassuplarının törpülenmesi ise daha kolay olmaktadır.

Müslüman azınlığın ekonomik imkânlarının çok kısıtlı olması, kendi medya kuruluşlarını oluşturma veya yüksek öğrenim kurumları ve hastane kurma gibi yatırımlar yapmaları önündeki en büyük engeldir. Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Afrika kıtasının ikinci en sanayileşmiş ülkesi olmasına ve dünyanın en önemli maden yataklarını barındırmasına rağmen, çıkarılan elmasın üçte biri yasal olmayan yollarla ülke dışına kaçırılmaktadır. Bu durum tüm ülkenin en ciddi açmazıdır.

Bugün ülkedeki Müslümanların büyük çoğunluğunu Sünniler oluşturmakla birlikte başkent Kinşasa’da küçük bir Şii topluluğu da bulunmaktadır. Ayrıca kendilerini İslami çerçevede sunmaya çalışan Ahmediye grubu da ülkede etkindir. Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde Müslüman azınlık içinde asıl ayrılma potansiyeli, geleneksel Sufi hareketlerle Selefi hareketler arasındaki ideolojik çekişmeden kaynaklanmaktadır.

Müslüman azınlığın geleceğini tehdit eden en önemli bölünme riskini oluşturan bu ayrışma, yerel genç kuşak-yaşlı kuşak ayrımı ile birleşince kaçınılmaz bir farklılaşmaya sebep olmuş durumdadır. Yaşlı kuşağın daha Sufi eğilimlere sahip olmasına karşın, dış dünyadaki her türlü ideolojik ve mezhebî akıma açık olan gençlerin farklı bir yol izlemeleri, bu ülkedeki Müslüman azınlığın iç bütünlüğünü bozan en ciddi kriz alanıdır.

Demokratik Kongo Cumhuriyeti Türk Elçiliği

Kinşasa Büyükelçiliği
Posta adresi
18 Avenue Pumbu
B.P.7817 Gombe Kinshasa
République Démocratique Du Congo
T:00 243 81 700 75 00
0 312 218 61 69 (Türkiye’den aramalar için)

F:-
E: embassy.kinshasa@mfa.gov.tr
: Kinşasa Büyükelçiliği

Beğen
Beğen Muhteşem Haha İnanılmaz Üzgün Kızgın

Kongo Cumhuriyeti

Kongo

Başkent Brazzaville
Resmî diller Fransızca, Kongo/Kituba, Lingala
Yönetim Şekli Anayasal Cumhuriyet
Yüzölçümü 342.000 km²
Nüfus 4.492.689
Nüfus Yoğunluğu 13,1 kişi/km²
Para birimi Orta Afrika CFA frangı (XAF)
Zaman dilimi WAT (UTC+1)
Telefon kodu +242
İnternet TLD .cg

Kongo Cumhuriyeti, Afrika kıtasının orta batı bölümünde yer alan bir ülkedir. Kongo-Brazzaville olarak da adlandırılan ve 1969 ile 1991 yılları arasında Kongo Halk Cumhuriyeti olarak varlığını sürdüren ülkenin sınır komşularını (kuzeyden saat yönünde ilerlendiğinde) Kamerun, Orta Afrika Cumhuriyeti, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Angola’ya bağlı olan ancak anakara ile fiziki bağlantısı bulunmayan Cabinda bölgesi, Gabon ve Atlas Okyanusu oluşturmaktadır. Ülkenin başkenti Brazzaville’dir.

Coğrafya

Kongo Havzası’nın en kuzeybatı bölgesinde yer alan ülkede Kongo nehri ve Ubangi nehri ülkenin doğu ve güneydoğu bölgelerinde sınır oluşturmaktadır. Başkent Brazzaville, Kongo nehrinin bir göl gibi genişlediği Malebo Havuzu üzerinde yer almakta olup, nehrin diğer kıyısında komşu ülke Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nin başkenti Kinşasa yer almaktadır. Bu durumları ile Brazzaville ve Kinşasa dünya üzerinde birbirine en yakın başkentler statüsünü elde etmektedir.

Ekvator üzerinde kıtanın orta batı bölümünde yer alan ülke bitki örtüsü ve yaban hayat açısından zengin çeşitliliğe ve doğal alanlara sahiptir. Ülkenin toplamda sahip olduğu 5.504 km’lik kara sınırdan 201 km’si Angola (Cabinda bölgesi), 523 km’si Kamerun, 467 km’si Orta Afrika Cumhuriyeti, 2.410 km’si Demokratik Kongo Cumhuriyeti, 1.903 km’si Gabon ile oluşurken, ülkenin ayrıca Atlas Okyanusu’nda 169 km’lik sahil şeriti bulunmaktadır.

Kongo Cumhuriyeti Bayrağı

Kongo Cumhuriyeti bayrağı ilk olarak 18 Ağustos 1959 tarihinde göndere çekilmiş, 1969 ile 1991 yılları arasında komünist rejim ile doğru orantılı değişime uğramış, 10 Haziran 1991 tarihinde yeniden ülkenin resmi bayrağı olmuştur.

Bayrak Pan-Afrika renkleri olan yeşil, sarı ve kırmızı renklerden oluşmaktadır. Bayrakta bulunan yeşil renk ülkenin doğasını sembolize ederken, diğer iki şerite göre daha dar olan sarı renk ülkenin zengin doğal kaynaklarını, kırmızı ise bağımsızlık mücadelesini ifade etmektedir.

1969 ile 1991 yılları arasında ülkeyi yöneten komünist rejim, bayrağı rejim gereği Sovyetler Birliği bayrağına benzetmiş ve kırmızı zemin üzerine sosyalizmin simgeleri olan sarı yıldız, çekiç, çapa eklemiş ve bunları sağlı sollu iki adet dal ile çevrelemiştir.

Arma

Kongo Cumhuriyeti arması, Afrika ülkesi Kongo Cumhuriyeti tarafından kullanılan resmi devlet armasıdır.

Armanın orta kısmında bulunan altın sarısı zemine sahip ve ortasında dalgalı yeşil bir şerit bulunan kalkan içerisinde yeşil dil ile ön ve arka pençelere sahip arka patileri üzerinde duran ve ön patisinde yanan bir meşale tutan, heraldik açıdan da sağa bakan kırmızı bir aslan bulunmaktadır. Kalkanın üzerinde yeşil bir iç şapkaya sahip olan, altın sarısı renge sahip tahta taç dişleri bulunan ve taçın üzerinde ülkenin Fransızca ismi olan Kongo Cumhuriyeti (République du Congo) yazısına sahip taç bulunmaktadır. Kalkanın her iki yanından da arka kısmından birbirine zıt bir şekilde kırmızı bir zemin üzerinde duran ve gövdelerinin sadece ön tarafı gözüken iki adet siyah fil konuşlandırılmıştır. Ahşap kırmızı zemine dolanan slogan bandında ise Fransızca Birlik, İş, İlerleme (Unité, Travail, Progrès ) yazmaktadır.

Kongo Cumhuriyeti, 15 Ağustos 1960 tarihinde bağımsızlığını kazandığında bugünkü ile aynı olan armayı resmi olarak kullanmaya başlamıştır. 1969 yılında ülke içerisinde gerçekleştirilen devrim ile hem ülkenin ismi, hem bayrağı hem de arması zaman içerisinde değiştirilmiştir. Bu devrim neticesinde yeni ismi Kongo Halk Cumhuriyeti olarak 1969-1991 yılları arasında devrime ve rejime uygun, diğer sosyalist cumhuriyetlerde de görülebilen simgelerle bir arma kullanılmıştır.

Ülke İsmi

Kongo Cumhuriyeti geçmişinde birçok kez resmi adında değişiklik yaşanmış olup, belli dönemlerde komşu ülke Demokratik Kongo Cumhuriyeti ile resmi olarak aynı isim kullanılmıştır. Aşağıdaki tabelada Kongo bölgesinin tarihsel isimleri yer almaktadır.

tb
İklim

Ekvator çizgisinin ülkeyi neredeyse ikiye böldüğü Kongo Cumhuriyeti’nde bu özelliği nedeniyle tropikal iklim gözlemlenmektedir. Ülke içerisinde yıl içerisinde yaşanan iki yağmur sezonundan ilki Ocak-Mayıs dönemlerinde yaşanırken, ikinci yağmur sezonu Ekim-Aralık arasında yaşanmaktadır. Yıllık yağış ortalaması sahil kesiminde daha da az olmak üzere 1400 ile 1900 mm düzeyindedir. Atlas Okyanusu sahil şeritindeki dar kıyı ovalarında gözlemlenen Mangrov ve savan alanlarından ülkenin iç kesimlerine doğru ilerlendiğinde yüksek platolar gözlemlenmekte olup, Gabon sınırı yakınlarında 1.040 m yükseltilere ulaşmaktadır. Ülke topraklarının yarıdan fazlası, %57,2’si tropikal yağmur ormanları ile kaplı olan Kongo’nun, kuzeydoğu bölgelerinde Ubangi nehri ve Sanga nehrinin alt kısımlarında geniş bataklık alanları yer almaktadır.

Nüfus

Nüfus dağılımı

Ülkede 2013 tahmini nüfus sayım verilerine göre 4,492,689 kişi yaşamaktadır. Ülke genelinde nüfusun yaş ortalaması 19,2 düzeyinde olup, nüfus yoğunlu km2’ye 11 nüfus ile düşük yoğunluk oluşturmaktadır.

Kongo Cumhuriyeti genç bir nüfusa sahip olup, 2016 tahmini verilerine göre %58,79’u 0-24 yaş aralığındadır. Ülkenin sadece %3,03’ü 65 yaş ve üzerindedir.

0-14 yaş: %41.53 (erkek 1,016,677/kadın 998,331)
15-24 yaş: %17.26 (erkek 419,248/kadın 418,397)
25-54 yaş: %34 (erkek 831,091/kadın 818,853)
55-64 yaş: %4.18 (erkek 101,118/kadın 101,879)
65 yaş ve üzeri: %3.03 (erkek 64,519/kadın 82,299)

Etnik gruplar

Kongoluların %98’i kendisini Bantu etnik grubuna mensup olarak ifade etmektedir. Nüfusun %40’ı Bantu grubunun bir kolu olan Baskongo ve Vil-Kongo etnik gruplarına mensup olup, %25’i Batéké, %12’si Mboschi, %11’i Kuyu ve %6 Bavili etnik grubuna dahildir. Ülkenin kuzeydoğusundaki ormanlık ve bataklık alanlarında yaşayan Pigmeler ise nüfusun sadece %1’ini oluşturmaktadır. Ülke genelinde az sayıda Avrupalı da yaşamaktadır.

Dil

Kongo Cumhuriyeti’nde Fransa’nın sömürgesi olması nedeniyle bağımsızlık sonrası sömürge devletinin miras olarak bıraktığı Fransızca dili ülkenin resmi dili olmuştur. Fransızca haricinde Kongo Cumhuriyeti anayasasında Lingála ve Kituba dilleri ülke içerisinde ulusal iletişim dilleri olarak ifade edilmiştir. Lingála dili ülkenin kuzey bölgelerinde yaşayana nüfusun yarısı tarafından konuşulan bir dil konumundayken, Kituba dili ülkenin güney bölgelerinde yaşayan nüfusun büyük çoğunluğu tarafından konuşulmaktadır. Bu diller haricinde küçük halk toplulukları tarafından konuşulan geleneksel Kikongo, Mbosi, Koyo ve Teke dilleri mevcuttur.

Din

Ülke genelinde nüfusun %50’si Hristiyan dinine mensuptur. Fransa sömürgesi olduğu dönemlerde gerçekleştirilen yoğun misyonerlik faaliyetleri neticesinde yerel dinlerden Hristiyan dinine geçen Kongoluların birçoğu da katolik mezhebine bağlı olarak dinini yaşamaktadır. Ülke nüfusunun hristiyan dinine mensup topluluklarının %40’ı katolik mezhebinde iken, %10’u Protestan, %2’si ise 19. yüzyılda Almanya’da ortaya çıkan bir hristiyanlık olan Yeni Apostolik Kilise’yi benimsemektedir. İslamiyet Kongo Cumhuriyeti’nde yoğun olarak görülen bir din olmayıp, ülke nüfusunun sadece %2’si islami değerlere uygun yaşantısını sürdürmektedir. Ülke nüfusunun %48’lik dilimi ise Animizm ve diğer Afrika yerel dinlerine inanmaktadır.

Din
Oran
Katolik %40
Protestan %10
Animizm %48
İslam %2

Sosyal durum

Eğitim

Ülke genelinde okuma yazma oranı yüksek bir seviyede olup, 2003 verilerine göre bu oran %83.8 düzeyindedir. Erkeklerde %89.6 olan okuma yazma oranı, kadınlarda %78.4 seviyesindedir.Eğitim giderleri için GSYİH’den 2001 ile 2005 yılları arasında ayrılan pay 1991 yılında ayrılan paydan daha düşük bir konumda gerçekleştirilmiştir. Üniversite eğitiminin de mümkün olduğu ülkede, 16 yaşına kadar devlet tarafından ücretsiz eğitim alınması sağlanan okullara gitme mecburiyeti bulunmaktadır.

Sağlık

Ülkenin büyük bir nüfusunun açlık sınırının altında bir yaşam sürdürdüğü Kongo Cumhuriyeti’nde, 2010 yılı verilerine göre GSYİH’nin sağlık giderlerine ayrılan pay %2,5 düzeyinde yer almıştır. 2013 verilerine göre ülke genelinde ortalama yaşam 55,6 düzeyinde gözlemlenmekte olup, bu oran erkeklerde 54.27, kadınlarda ise 56.96 seviyesindedir.

Tarih

Kongo, ilk olarak 15. yüzyılda Kongo nehri ağzından Portekiz gezginlerin ve tüccarların gelmesi ile Avrupalılar ile tanışmıştır. O dönem bu bölgede hakimiyet süren Kongo Krallığı, Portekizli tüccarlar ile ticari faaliyetlerde bulunmuşlardır.

Fransız Ekvatoral Afrikası

1880’li yılların sonlarında Fransız hakimiyetin giren bölgede, İtalyan asıllı bir Fransız olan Pierre Savorgnan de Brazza (günümüzde Brazzaville onun adını taşımaktadır), Belçika kralı II. Léopold’un gönderdiği temsilciler ile mücadele ederek Kongo Havzası’nın Fransız hakimiyeti altına girmesi için uğraşta bulunmuştur. 15 Kasım 1884’ten 26 Şubat 1885 tarihleri arasında gerçekleştirilen Berlin Konferansı ile birlikte Avrupalı devletler günümüzde Demokratik Kongo Cumhuriyeti olan bölgeyi II. Léopold’un özel mülkü olarak kabul ederek kullanımına vermişlerdir. Burada Fransa 5 Şubat 1885 tarihinde diğer Kongo katılımcıları ile sınır çizgileri konusunda anlaşmaya vararak bölgelerini belirginleştirmiştir. Buna ek olarak 1882 ile 1891 yılları arasında çeşitli dönemlerde Kongo ile Ubangi nehirlerinin batısında kalan bölgelerin yerel liderleri ile kendilerini koruma vaadleri ile yapılan anlaşmalarla söz konusu nehirler sınır olarak belirlenmiştir.

1910 yılında günümüzde Kongo Cumhuriyeti (o dönem Merkez Kongo), Gabon, Orta Afrika Cumhuriyeti ve Çad olan sömürge bölgelerini Fransız Ekvatoral Afrikası adı altında birleştiren Fransa, bölgenin başkentini de Brazzaville olarak belirlemiştir.

Kongo nehrinin aşağı kısımları gemi taşımacılığına uygun olmadığı için 1924 ile 1934 yılları arasında Brazzaville ile liman kenti Pointe-Noire arasında demiryolu bağlantısı sağlayan Fransa, bu şekilde bu bölgede faaliyetlerini devam ettirebilmiştir. 1940 yılında Fransa’nın yenilgisi ile sonuçlanan II.Dünya Savaşı neticesinde koloni yönetimi Charles de Gaulle önderliğinde oluşturulan Özgür Fransa hareketinin yanında yer almış, Brazzaville’de bu hareketin sözde başkenti olarak belirlenmiştir. Bölge 1945’ten bağımsızlığın elde edildiği yıla kadar Paris’teki ulusal mecliste Jean Félix-Tchicaya tarafından temsil edilmiştir.

28 Eylül 1958 yılında Fransız Ekvatoral Afrikası kolonisinin Fransa tarafında lav edilmesi ile birlikte oluşturulan dört farklı koloniden biri olan Merkez Kongo, 28 Kasım 1958 yılında yapılan isim değişikliği ile Kongo Cumhuriyeti olarak adlandırılmış ve 15 Ağustos 1960 tarihinde de Kongo bağımsızlığına kavuşturulmuştur.

1960-1992 dönemi

1960 yılında kazanılan bağımsızlık ile ülkenin ilk devlet başkanlığı görevine eski bir katolik papaz olan Fulbert Youlou getirilmiştir. Youlou, 1963 yılına kadar sürdürdüğü görevi boyunca ülkede etnik ve siyasi çatışmaların yaşanmasına engel olamamış, yaşanan olumsuzluklar üzerine 1963 yılında gerçekleştirilen darbe ile görevinden uzaklaştırılmıştır. Bu darbe sonrası kısa bir süre askeri rejim ile yönetilen ülkede Aralık 1963 tarihinde gerçekleştirilen seçimlerde Alphonse Massemba-Débat devlet başkanlığına seçilmiş, Pascal Lissouba ise başbakan olmuştur.

Ülke Şubat 1964’te Çin ile Mart 1964’te ise Sovyetler Birliği ile diplomatik ilişkilere başlamış, 10 Ocak 1966 yılında ise ülkenin tek yasal partisi olan ve parti programında partinin devletin en yüksek organı olarak ifade edildiği Mouvement National de la Révolution (MNR) kurulmuştur. Ülkenin sahip olduğu askeri güç ise 23 Haziran 1966 tarihinde Ulusal Halk Ordusu ismini almıştır. Ağustos 1968 yılında gerçekleştirilen yeni bir darbe ile görevden uzaklaştırılan devlet başkanı Massamba-Debat’ın yerine kısa süreliğine Alfred Raoul devlet başkanlığı makamına oturmuş, 31 Aralık 1968 tarihinde yapılan yeni bir değişiklik ile de Marien Ngouabi bu görevi üstlenmiştir. Ngouabi devlet başkanlığı döneminde ülkenin isminde ve bayrağında değişikliğe gitmiş, sosyalist simge ve isimler ile ülkesini Sovyetler Birliği’nin yakın müttefiki konumuna getirmiştir. 31 Aralık 1969 tarihinde yapılan bu değişiklikler sonucunda ülkenin adı Kongo Halk Cumhuriyeti olmuş, kurduğu Marksist-Leninist ideolojisindeki Parti Congolais du Travail-PCT (Kongo İşçi Partisi) ülkenin tek yasal partisi konumuna getirilmiş ve ulusal meclis lav edilmiştir. Ülke tek partili, komünist sistem içerisinde diğer tüm sosyalist ülkelerin olduğu gibi Sovyetler Birliği ile iyi ilişkiler içerisinde bulunmuş ve Doğu Bloku’nun bir parçası olmuştur. 18 Mart 1977 yılında öldürülene kadar iktidarda kalan Ngouabi, bu tarihte uğradığı saldırı sonucu hayatını kaybetmiş, yerine Joachim Yhombi-Opango devlet başkanlığı makamına getirilmiştir. Yhombi-Opango’da yolsuzluk ve parti programını dışına çıktığı gerekçeleri ile görevinde alınmış, 5 Şubat 1979 tarihinde ise Denis Sassou-Nguesso bu makama getirilmiştir.

Sovyetler Birliği’nin yıkılışına kadar mevcudiyetini sürdüren ülke, 10 Haziran 1991’de ülke isminden Halk ibaresinin kaldırılmasıyla, bayrak ve armada yapılan değişiklikler ile tekrar günümüzde de varlığını sürdüren Kongo Cumhuriyeti ismini alarak, komünist düzenden tekrar demokratik bir yapıya geçmiştir.

1992’den günümüze

Sovyetler Birliği’nin yıkılması ile siyasi düşüncede de yaşanan değişimler ile tek partili sistemden vazgeçen ülke, yeniden çok partili bir düzene geçmiş, bu bağlamda 1992 yılında yapılan ilk bağımsız seçimlerde Sassou-Nguesso’yu yenen Pascal Lissouba devlet başkanlığı koltuğuna oturmuştur. 31 Ağustos 1992’de göreve gelen Lissouba, Kasım 1992’de meclisi fesh ederek, 1993 seçimlerine girmiş ve tartışmalı bir şekilde kazanmıştır. Yaşanan bu durum karşısında ülkede ortaya çıkan çatışma ve düzensizlik Şubat 1994’e kadar devam etmiştir.

Temmuz 1997 için planlanan seçimler öncesinde Lissouba ve Sassou-Nguesso destekçileri arasında başlayan çatışmalar neticesinde, devlet başkanı Lissouba’nın askeri birlikleri 5 Haziran’da Sassou-Nguesso’nun Brazzaville’de bulunan evini çevrelemesi ve Sassou-Nguesso’nun kendi birliklerine saldırma emri vermesi üzerine şiddetlenen çatışmalar dört ay boyunca sürmüş, bu dönemde başkent Brazzaville büyük hasar görmüştür. Ekim 1997’de Angola askeri birliklerinin, eski devlet başkanı Sassou-Nguesso’nun yanında çatışmalara müdahale etmesi sonucu Ekim ortası Lissouba devrilerek Sassou-Nguesso yeniden devlet başkanı makamına getirilmiştir. Sassou-Nguesso son olarak 2016 yılında gerçekleştirilen seçimleri de kazanarak günümüzde de Kongo Cumhuriyeti’nin devlet başkanlığı görevini yürütmektedir.

2009 yılında kaldırılan başbakanlık makamının Nisan 2016’da yeniden oluşturulması ile birlikte Clément Mouamba yedi yıl aradan sonra ülkede ilk başbakan olarak bu makama getirilmiştir. Mayıs 2016 itibarıyla da kabinesini oluşturan Mouamba, görevine başlamıştır.

Belçika Kralı II. Leopold’un Kongo Katliamı

Fotoğraftaki adam, kendisi gibi köle olan ve yeterince kauçuk toplayamadığı için cezalandırılan 5 yaşındaki kızının kesilen sol eli ve sağ ayağına bakıyor.

Bu fotoğraf, 1900′lü yılların başında, Belçika Kralı II. Leopold’un Afrika’daki sömürgelerinden biri olan Kongo’da, bir din adamı tarafından gizlice çekildi.

Fotoğraftaki adam, kendisi gibi köle olan ve yeterince kauçuk toplayamadığı için cezalandırılan 5 yaşındaki kızının kesilen sol eli ve sağ ayağına bakıyor.

Bu korkunç fotoğraf 1885 ve 1908 yılları arasında Kral Leopold’un Afrika’daki hâkimiyeti süresince işlenen 5 milyon cinayet ve sayısız işkenceden sadece birisinin tanığı ve Kral Leopold’un, Afrika’da sahip olduğu topraklardan elini çekmesi ile sonuçlanan medya tepkisini başlatan belgelerden birisi.

Belçika’nın 1835 ile 1909 seneleri arasında yaşayan kralı İkinci Leopold bir "sömürge" imparatorluğu kurma hayaline kapılıp adamlarına Kongo’yu işgal ettirmiş ve bu hevesi yüzünden en az on milyon Afrikalı işkence ve kötü muamelelerden dolayı hayatını kaybetmişti. 1897’de genç bir memur tarafından ortaya çıkarıldı. Memurun olup bitenlerden şüphelenip Kongo’da meydana gelenleri yansıtmasına rağmen, Belçika’da ve Leopold ile işbirliği yapan diğer ülkelerde tık çıkmadı ve cinayetlere o zaman hiçbir tepki gelmedi.

İkinci Leopold, Afrika’nın ortasındaki bu bölgeyi işgal etmeye çalıştı ama parlamento arzusuna sıcak bakmayınca farklı bir formül geliştirdi. Hazinesinden borç alarak bir yardım cemiyeti gibi görünen "Uluslararası Afrika Derneği"ni kurdu, dönemin en ünlü kâşiflerinden Stanley’i Kongo’ya gönderdi, kendi başına bir sömürge yönetimini kurdurdu ve 1885’te toplanan Berlin Konferansı’nda büyük güçler tarafından "Kongo’nun Hakimi" olarak kabul edildi.

Artık insanlık tarihi boyunca yapılan en arsız ve acımasız soykırımlardan birinin mimarıydı ve bir Belçika başbakanının da dediği gibi "İnsanlara limon muamelesi yaptı, suları bitinceye kadar sıktı ve sonra bir kenara fırlattı."

Belçika Kralı 2.Leopold

Leopold, Afrika’ya hiç gitmedi ama Kongo’yu dev bir toplama kampı haline getirdi. Kongo’da terör estiren adamları, yerlilerin kellelerini bahçelerinde heykel olarak sergiliyor, Naziler’in benzer hareketlerinin ilk örnekleri, Kongo’da yaşanıyordu.

Kongo’da, sadece 1890 ile 1905 yılları arasında, yaklaşık on milyon yerli öldürüldü. Leopold’ün adamları köle olmak istemeyen çocukların ellerini kesiyor, kestikleri elleri tütsüleyip saklıyordu ve pazar günleri çalışmak istemeyen 60 yerli, Bir Belçikalı "görevli" tarafından herkesin gözü önünde vuruluyordu.

Leopold, lastik ve fildişi ticareti için zorla çalıştırılan milyonlarca kişinin dışında boşduran çocukları da çalıştırmak için üç ayrı koloni kurdu ve ordusunu güçlendirmeye uğraştı. Bütün bunlar uluslararası camiada ses getirmiyor ama başı özel zevkleri yüzünden derde giriyordu. Mesela, İngiltere’den getirttiği ve yaşları on ila on beş arasında olan bakireler yüzünden İngiliz mahkemelerinde adı geçiyor ama zamanın anlı şanlı kâşifleri ve gazetecileri tarafından "Kongo’ya medeniyet götürdüğü" iddaalarıyla yere göğe sığdırılamıyordu.

Kadınları ve çocukları esir alan sömürgeciler köyün erkeklerine de belirli bir kota veriyorlar ve bu miktarı getirmelerini istiyorlardı. Kocalar belirtilen miktarda kauçuk ile dönmedikleri takdirde "Chicotte" denilen hipopotom derisi ile yapılan kırbaçlar ile dövülüyor ve çocuklarının elleri kesiliyordu. Askerler arasında kim daha fazla toplayacak gibi yarışlar yapılıyordu..

Belçika Kralı’nın bu zorba rejimi, bir denizcilik şirketinde çalışan yarı Fransız yarı İngiliz olan Edmund Dene Morel sayesinde sona erdi. Morel, Kongo’da olup bitenlerden şüphelenmiş ve araştırmaya başlayınca patronları tarafından başka yere gönderilmeye çalışılması üzerine istifa ederek gazeteciliğe başlamıştı.

Belçikalılar tarafından elleri kesilmiş Kongolu çocuklar

Gazetelerde 1900’lü yılların başından itibaren çıkmaya başlayan yazıları Avrupa’nın gözünü açtı ve Morel, destek sağlamak için üç yıl boyunca pekçok ülkeyi dolaşıp dünya tarihinin ilk sivil toplum protestosunu başlattı.

Leopold’ün yaptıklarını manşetlere taşıdı, yakılan köyler ile sakat edilmiş Kongolular’ın resimlerini yayınlattı, Mark Twain ve Sir Arthur Canon Doyle gibi o zamanın tanınmış yazarlarının desteklerini sağlayıp Leopold’ü kınayan yürüyüşler düzenledi.

Leopold, bu protestolar sayesinde 1908’de elerini Kongo’dan çekmek zorunda kaldı ve bir yol sonra da ölüp gitti.

Ve bir not: Köleleri kendi yediğinden yedirip, kendi giydiğinden giydiren, şefkatle muamele edip para karşılığı çalıştıran ve sonunda özgürlüğünü veren Osmanlı’yı gözü dönmüş gibi eleştirenler milyonlarca Afrikalı’yı insanlık dışı muamelerle kişiliksizleştirdi, yer altı ve yer üstü zenginliklerini tüketene kadar gaspetti ve korkunç yöntemlerle insanlarını katletti.

Avrupalılar geldiklerinde onların elinde İncil, bizim elimizde ise topraklarımız vardı. Bize gözlerimizi kapatıp dua etmeyi öğrettiler. Gözlerimizi açtığımızda baktık ki İncil bizim elimizdeydi. Topraklarımız ise beyazların olmuştu."

Jomo Kenyatta [Kenya’nın kurucu devlet başkanı]​
,,

Siyaset

Kongo Cumhuriyeti, 15 Ağustos 1960’ta Fransa’dan bağımsızlığını kazanmıştır.

1963 yılında Alphonse Massamba-Debat’nın Cumhurbaşkanlığıyla birlikte sosyalizme ve tek parti rejimine yönelmiştir. 1968 yılında Marien Ngouabi’nin Cumhurbaşkanı olmasıyla birlikte sosyalist eğilim güçlenmiş, bugün hala iktidarda olan Kongo Emek Partisi kurulmuş ve ülke 1970 yılında Kongo Halk Cumhuriyeti adını almıştır. Ngouabi, 1977 yılında bir cinayete kurban gitmiştir.

Halihazır Cumhurbaşkanı Denis Sassou Nguesso ilk kez 1979’da iktidara gelmiş ve büyük ölçüde Ngouabi’nin çizgisinde bir yönetim sergilemiştir. İki kutuplu dünya düzeninin ortadan kalkmasıyla birlikte birçok Afrika ülkesinde olduğu gibi Kongo’da da 1991 yılında bir “Ulusal Konferans” toplanmış, Kongo Cumhuriyeti adına geri dönülmüş ve 1992 yılında yeni bir Anayasa kabul edilmiştir. Aynı yıl yapılan çok partili seçimlerde Pascal Lissouba Cumhurbaşkanı olmuş, Bernard Kolelas ikinci, Sassou Nguesso üçüncü gelmiştir. Sassou Nguesso’nun seçimlerin ikinci turunda Lissouba’yı desteklemesine rağmen zaman içinde üç lider arasında siyasi çekişmeler artmış ve her bir liderin destekçileri arasında iç savaşa dönüşen çatışmalar meydana gelmiştir. 1997 yılında Denis Sassou Nguesso savaşı kazanmış ve yönetimi ele geçirerek Anayasayı feshetmiştir. Ancak başkent Brazavil’e yakın Pool bölgesinde etnik temelli çatışmalar 2003 yılına kadar sürmüştür.

2002 yılında yeni bir Anayasa kabul edilmiştir. İzleyen yıllarda, ülke ekonomisine büyük zarar veren savaştan sonra düzen yeniden tesis edilmiş, Cumhurbaşkanlığı makamı güçlendirilmiş, görev süresi 7+7 yıl olarak belirlenmiş, Başbakanlık makamı ortadan kaldırılmıştır. Tekrar çok partili ve çok adaylı olarak düzenlenen seçimlerde Denis Sassou Nguesso 2002 ve 2009’da Cumhurbaşkanı seçilmiştir.

Cumhurbaşkanı Denis Sassou Nguesso’nun görev süresi biterken ve 2002 Anayasasına göre yeniden seçilme hakkı bulunmazken bir Anayasa değişikliğine gidilmiştir. Anayasa değişikliği referandumu, 25 Ekim 2015 tarihinde gerçekleşmiş; “evet” oylarının kullanılan oyların % 94,31’ini oluşturduğu açıklanmıştır. Yeni Anayasanın yürürlüğe girmesinin ardından, 20 Mart 2016 tarihinde yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ilk turunda oyların % 60,19’unu alan mevcut Cumhurbaşkanı Sassou Nguesso yeniden (bu defa yeni Anayasa çerçevesinde 5 yıl için) Cumhurbaşkanı seçilmiştir. Bu vesileyle Başbakanlık makamı yeniden tesis edilmiştir. Clément Mouamba 23 Nisan 2016 tarihinde Başbakan olarak atanmıştır.

2017 yılında milletvekili genel seçimleri, Senato seçimleri ve yerel seçimler gerçekleştirilmiştir. Seçimler sonucunda iktidardaki Kongo Emek Partisi (PCT) 151 sandalyeli Ulusal Mecliste 96 sandalyeye, 72 sandalyeli Senatoda 44 sandalyeye ulaşmıştır. Belli başlı belediyelerin başına da yine iktidarı destekleyen başkanlar gelmiştir. 22 Ağustos 2017 tarihinde yine Clément Mouamba Başkanlığında yeni bir Hükümet kurulmuştur.

Öte yandan, 2016 Cumhurbaşkanlığı seçiminin hemen sonrasında, 4 Nisan 2016 tarihinde Brazavil’in bazı semtlerine Pool vilayeti kaynaklı “Ninja” milislerine mensup kişilerce saldırılması sonrasında, milislerin üslendiği sözkonusu vilayetin batısındaki ormanlık arazide askeri bir operasyon başlatılmış, sonucunda 100.000’den fazla vatandaş göç etmek zorunda kalmıştır. “Ninja” milislerin karşı saldırıları sonucunda ülkenin başlıca limanı olan Pointe-Noire ile Brazavil arasındaki demiryolu çalışamaz hale gelmiş ve Brazavil’de petrol ürünlerinin tedariki güçleşmiştir. Nihayet 23 Aralık 2017 tarihinde Hükümet ile Ninja milisler arasında bir ateşkes anlaşması imzalanmıştır. Halen “Ninja” milislerin topluma yeniden kazandırılması için çalışmalar yapılmaktadır.

İdari yapılanma

Kongo Cumhuriyeti illeri

Kongo Cumhuriyeti üniter bir devlet yapısı ile yönetilmekte olup, toplamda 12 adet ile sahiptir. Merkezi bir yönetim ile yönetilen illerden biri konumunda olan Pointe-Noire Belediye, başkent Brazzaville’de Başkent Belediyesi ile farklı bir statüye sahiptir.

Ülkenin en büyük dört şehir şu şekilde sıralanmaktadır: Brazzaville 1.408.150 kişi, Pointe-Noire 829.134 kişi, Dolisie 128.032 kişi ve Nkayi 63.104 kişi.

Ekonomi

Kongo Cumhuriyetinin başlıca gelir kaynağı petroldür. 2018 yılında üretiminin 300.000 varil/güne ulaşması beklenmektedir. Ülkenin diğer başlıca ihracat geliri, orman ürünleri sektöründen kaynaklanmaktadır.

Ülke geçtiğimiz yıllarda petrol gelirinin önemli bölümünü altyapı yatırımları için kullanmış, özellikle karayolları ve havaalanları olmak üzere ulaşım altyapısını geliştirmiştir. Ancak 2014 yılında petrol fiyatlarının ani düşüşü, kamu gelirlerini de hızla azaltmıştır. Bu nedenle ülke önemli miktarda iç ve dış borç biriktirmiştir. Halihazırda bu borçlar GSYH’nin % 115 ile % 120’si arasındadır.

Kongo Cumhuriyeti, Orta Afrika Ekonomik ve Parasal Topluluğu (CEMAC) üyesi olup, ortak para birimi CFA Frangını kullanmaktadır. CEMAC bünyesinde alınan kararlar uyarınca İMF’yle mali desteği de içerecek bir anlaşma müzakere etmektedir. Kongo Cumhuriyeti bu çerçevede mevcut dış borçlarının yeniden yapılandırılmasını müzakere etmeye de başlamıştır.

Petrol fiyatlarındaki düşüş nedeniyle Kongo Cumhuriyeti’nin nominal GSYH’si 2014 yılında 14,1 milyar ABD dolarıyken 2017 yılında 7,8 milyar ABD dolarına düşmüştür. Benzer şekilde, kişi başına milli gelir de 3492 dolardan 1794 dolara düşmüştür. Bununla birlikte 2018 ve 2019 yıllarında, özellikle artan petrol üretimi sayesinde hem reel, hem nominal GSYH’nin artması beklenmektedir.

Ülke topraklarında var olan zengin yeraltı madenleri ve petrol yatakları olmasına rağmen, ülke genelinde yüksek işsizlik oranı yaşanmakta, yönetim, idari ve ulaşım ağı alanlarında büyük eksiklikler gözlemlenmektedir. Bu tür zenginliklere rağmen ülkenin dış borcu yüksek düzeyde seyretmekte olup, birçok gıda maddesi yurt dışından ithal edilmektedir.

Tarım faaliyetleri yok denecek kadar az olan ülkede, ekimi yapılan birçok ürün şahsi tüketim için ekilmektedir. Şahsi tüketim için genelde manyok, yam, mısır, fındık ve plantains ekimi gerçekleştirilmektedir. Ülkede petrolün yanı sıra kahve, kakao ve şeker kamışı gibi tarım ürünleri de da az da olsa ihraç edebilmek için yetiştirilmektedir.

Yeraltı zenginlikleri açısından birçok madene sahip olan ülkede yüksek miktarda potasyum, demir ve bakır cevheri, altın, fosfat, magnezyum ve boksit bulunmaktadır. Ülkenin ihracat ve ithalat bilgileri şu şekildedir:

İhracat: $12.14 milyar (2012 tahmini)
İhraç ürünleri: Petrol, kahve, kakao, şeker kamışı
İhracat yapılan ülkeler: Çin %38.9, Amerika Birleşik Devletleri %12.9, Fransa %9.5, Avustralya %8.8, Hollanda %6.8, İspanya %5.3, Hindistan %5.3 (2012)
İthalat: $5.835 milyar (2012 tahmini)
İthalat ürünleri: Sanayi ekipmanları, inşaat malzemeleri, gıda maddeleri
İthalat yapılan ülkeler: Fransa %19.2, Çin %13.3, Brezilya %9.0, Amerika Birleşik Devletleri %6.1, Hindistan %5.7, İtalya %4.8, Belçika %4.3 (2012)

Mutfak

Kongo’nun tek bir ulusal yemeği vardır. Sekiz manasına gelen "moambe", sekiz maddeden yapılır; tavuk, balık, fındık, yer fıstığı, pirinç, manyok yaprağı, muz ve acı biber sosu. Ülkede musluk suyu temiz olmadığı için, şişelenmiş suların içilmesi tavsiye edilir. Coca-Cola, Pepsi, Um Bongo gibi içecekler kolaylıkla her yerde bulunabilir. Ayrıca Vitalo gibi yerel içkiler oldukça lezzetlidir. Kırsal alanlarda palmiye şarabı gibi içkileri de deneyebilirsiniz.

Türkiye-Kongo Cumhuriyeti İlişkileri

Türkiye-Kongo Cumhuriyeti siyasi ilişkileri, Kongo Cumhuriyetinin bağımsızlığını kazandığı 1960 yılından beri sürmektedir. 28 Eylül 2000 tarihinde “Ticaret, Ekonomik ve Teknik İşbirliği Anlaşması”nın imzalanması ekonomik ilişkiler için bir mihenk taşı oluşturmuştur.

Kongo Cumhurbaşkanı Denis Sassou Nguesso’nun 2012 Kasım ayında Türkiye’yi ziyareti ilişkilere ivme katmış, bu vesileyle birçok anlaşma imzalanmıştır. İlk Karma Ekonomik Komisyon Toplantısı 2013 Haziran ayında Brazavil’de, müteakip toplantı 2015 Nisan ayında Ankara’da gerçekleştirilmiştir.

Kongo’nun Türkiye’deki Büyükelçiliği 2013 yılında, Türkiye’nin Kongo’daki Büyükelçiliği 2014 yılında açılmıştır. İki ülke Dışişleri Bakanlıkları arasında siyasi istişare mekanizması mevcuttur.

Kongo Cumhuriyeti petrol üretimi sayesinde önemli bir ekonomik potansiyele sahiptir. Son yıllarda bazı inşaat şirketlerimiz Kongo’ya ilgi göstermiş ve önemli projeler gerçekleştirmişlerdir. Bu kapsamda, Brazavil Uluslararası Konferans Merkezi, Türk Eximbank kredisiyle gerçekleştirilmiş ve 20 Haziran 2017 günü Başbakan Yardımcısı Sayın Numan Kurtulmuş’un katıldığı bir törenle açılmıştır.

Bununla birlikte, 2014 yılı sonunda dünya piyasalarında petrol fiyatlarında yaşanan düşüş, ülkenin milli gelirinde önemli bir azalmaya neden olurken, ithal mallarına talebi de büyük ölçüde azaltmıştır. Bundan Türk malları da etkilenmiştir.

Ülkemizin Kongo Cumhuriyeti’ne ihracatı 2016 yılında 103,36 milyon Dolar’dan 2017 yılında 57,39 milyon Dolar’a düşmüştür. Ülkemizin Kongo Cumhuriyeti’nden ithalatı ise 2016 yılında 7,75 milyon Dolar’dan, 2017 yılında 8,44 milyon Dolar’a yükselmiştir. Toplam ikili ticaret hacmi 2016 yılı için 111,1 milyon Dolar, 2017 yılı için ise 65,84 milyon Dolar şeklinde gerçekleşmiş olup, ticaret dengesi ülkemizin lehinedir.

İhracatımızda 2017 yılında yaşanan düşüş, ülkenin genel ithalat hacminde % 36’yı aşan bir düşüşe tekabül etmektedir. Keza, ihracatımızda yatırım mallarının ağırlığı ve ülkedeki yatırımların da GSYH’ye oranla azalması da ihracatımızı etkilemiştir.

Ülke ekonomisinin 2018 yılında İMF’yle imzalaması öngörülen destek anlaşmasından sonra tekrar büyüme eğilimine girmesi beklenmektedir.

Kongo Cumhuriyeti geçtiğimiz yıllarda ortalama 5 milyar dolar toplam ithalat gerçekleştirmiştir. Ülke tarım ve hafif sanayi alanlarında yatırım beklemekte olup, büyük miktarda kullanılmayan ekilebilir alana sahiptir.

Ülkemiz Türk İşbirliği ve Kalkınma Ajansı Başkanlığı (TİKA) aracılığıyla çeşitli alanlarda Kongo Cumhuriyeti’ne kalkınma yardımlarında bulunmaktadır. Daha detaylı bilgi için http://www.tika.gov.tr adresi ziyaret edilebilir.

Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı

Dr. Sadık Ahmet Cad. No:8 Balgat / ANKARA 06100
Tel: (312) 292 10 00

Beğen
Beğen Muhteşem Haha İnanılmaz Üzgün Kızgın

Komorlar Birliği

Komorlar Birliği

Başkent Moroni
Resmî diller Komorca, Arapça, Fransızca
Yönetim Şekli Anayasal Cumhuriyet
Yüzölçümü 811 km²
Nüfus 110.136
Nüfus Yoğunluğu 2.034 kişi/km²
Para birimi Komor frankı (KMF)
Zaman dilimi (UTC+3)
Telefon kodu +269
İnternet TLD .km

Komorlar ya da resmi adıyla Komorlar Birliği, Afrika kıtasına bağlı bir ada ülke konumunda olup, kıtanın doğu kesiminde, Mozambik Kanalı’nın kuzey bitim noktasında, Mozambik’in açıklarında, Hint Okyanusu’nun batı, Madagaskar’ın ise kuzeybatısında yer alan bir ülkedir. Ülkenin hak iddia ettiği ancak Fransa denizaşırı bölgesi olarak Fransa tarafından idare edilen Mayotte adası da ülkenin güneydoğu açıklarında yer almaktadır. Ülkenin başkenti Moroni’dir.

Ülke ismi Arapça bir kelime olan ve ay anlamında kullanılan قمر (qamar) kelimesinden gelmektedir. Osmanlı İmparatorluğu döneminde Kamer Adaları olarak adlandırılan ada, Fransa hakimiyetine geçtikten sonra Comores olarak adlandırılmıştır.

Komorlar bayrağı

Komorlar bayrağı, güncel hali ile 2002 yılında göndere çekilerek kullanılmaya başlanmıştır. O tarihten önce kullanılan bayrakta yer alan ay ve dört adet beş köşeli yıldız yeni bayrakta göndere çekilen tarafta oluşturulan dikey eşkenar üçgenin içine alınmış, diğer kısımlar ise Komorlar’a bağlı ya da hak iddia edilen adaları temsilen dört yatay şerit ile bölünmüştür. Bu şeritlere o adaların kullandığı yerel bayraktan örnek alınarak renk verilmiştir. Ayrıca ay içerisinde gösterilen dört adet yıldızda bu dört adayı temsil etmektedir. Oluşturulan dikey eşkenar üçgene ise ülkenin resmi dini olan İslam’ı sembolize etmek adına yeşil renk verilmiştir.

Ülke yıllar içerisinde birçok kez bayrağı üzerinde değişikliğe giderek güncelleme gerçekleştirmiştir.

Komorlar arması

Komorlar arması

Komorlar armasının merkezine konumlandırılan ve Tadjoura yıldızı olarak adlandırılan yeşil yıldızın üzerine yine yeşil renkte olan ve açık kısmı yukarıya hilal şeklinde ay konumlandırılmıştır. Hilal içerisine ülkenin sahip olduğu (Fransa’ya ait olan ve hak iddia edilen Mayotte adası da dahil) dört adayı temsilen dört adet beyaz beşkenar yıldız yerleştirilmiştir. Bu motiflerin etrafı yukarıda Fransızca République fédérale islamique des Comores altta ise Arapça جمهورية القمر الإتحادية الإسلامية olmak üzere ülkenin resmi adı olan Federal Komorlar İslam Cumhuriyeti yazısı ile çevrilmiş konumdadır. Armanın alt kısmına konumlandırılan slogan bandında ise Fransızca ülkenin sloganı olan Unité – Justice – Progrès (Türkçe: Birlik, Adalet, İlerleme) yazmaktadır. Armanın dış kısmında slogan bandı dışında kalan bölüme ise çelenk şeklinde sağdan ve soldan zeytinağacı dalı yerleştirilerek arma oluşturulmuştur.

Tarih

Komor Adaları’na İslam 14. yüzyılda girmiştir ve halkın tamamı Müslüman olmuştur. Tarihi kaynaklardan anlaşıldığına göre, bu adalar Müslümanlar’ın girmesinden önce büyük ölçüde boştu. Müslümanlar bu adalara girdikten sonra, burada ayrı bir sultanlık kurdular. Zamanla Komor Adaları’nı oluşturan dört büyük adanın her birinde ayrı bir sultanlık kuruldu ve zaman zaman bu sultanlıklar arasında çatışmalar oldu.

Komorlar

18. yüzyılda Tanganika kıyısından gelerek Büyük Komor Adası’na yerleşen Şeyh Ngome de Pate adanın hanım sultanının kız kardeşiyle evlendi. Bu evlilikten doğan Mwinye Mku adlı şahıs Sultan Ahmed adını alarak teyzesinin tahtına geçti ve diğer adaları da kendine bağladı. Sultan Ahmed’in Büyük Komor Adası’ndaki yönetimi 1875’e kadar sürdü. Ancak onun sultanlığı döneminde Fransız sömürgeciler Komor adalarına yönelik saldırılar başlattı ve 1841’de Mayotte adasını ele geçirdiler.

Büyük Komor’da 1875’te Sultan Ahmed’in yerine geçen torunu Seyyid Ali, Fransızlara yanaşmak ve onların himayelerini kabullenmek zorunda kaldı. Fransızlar Anjouan Adası’nı da 1886’da Sultan III. Abdullah’ın adaya hükmettiği sırada hâkimiyetlerine aldılar. Böylece, bütün Komor Adaları Fransız hâkimiyetine geçmiş oldu.

Adalardaki geleneksel sultanlık yönetimi (emirlik) Fransız hâkimiyeti altında 1912’ye kadar devam etti. Fransızlar 1912’de bütün yerel yönetimleri ve İslâmi uygulamaları ortadan kaldırdılar ve Komorlar’ı yine kendi hâkimiyetlerinde olan Madagaskar’a bağladılar. II. Dünya Savaşı’ndan sonra Komor Adaları Müslümanları, bağımsızlık mücadelelerine hız kazandırdı ve bu amaçla Tanzanya’da bazı örgütler kurdular. Bu örgütler sonra Komor Adaları Milli Kurtuluş Hareketi bünyesinde birleşerek organize bir faaliyet içine girdiler.

Fransa, 1974’te adaların geleceğiyle ilgili bir referandum yapmak zorunda kaldı. Açıklanan sonuçlara göre Mayotte Adası halkının % 65’i Fransız idaresinin devamını, diğer adalardaki halkın ise % 95’i bağımsızlığı istemişti. Fransa, 1 Ocak 1976’da Mayotte Adası dışındaki adaların bağımsızlığını kabul etti. Yeni kurulan bağımsız cumhuriyetin başkanlığına Ali Suveylih geçirildi.

1978’de Ahmed Abdullah tarafından gerçekleştirilen bir darbeyle Ali Suveylih görevden uzaklaştırıldı. Yeni başkan Ekim 1978’de anayasayı değiştirerek devletin resmi adını Komorlar Federal İslâm Cumhuriyeti yaptı. Ahmed Abdullah da Fransa’yla iyi geçinmeye özen göstermesine ve İslâmileştirme faaliyetini sadece halkı kendine bağlamak için kullanmasına rağmen Batılılar’ın desteklediği paralı askerler tarafından kendisine karşı birkaç kez başarısız darbe girişiminde bulunuldu.Ahmed Abdullah, Kasım 1989’da bir suikast sonucu öldürüldü ve yerine Said Muhammed Çuhar geçirildi.

Ekonomi

Komorlar dünya genelinde nüfusunun yaşam standartlarının en düşük olduğu ülkelerinden biri olmasına rağmen gelişmekte olan bir ekonomiye sahiptir. Ülkeyi oluşturan adalar arasındaki yetersiz ulaşım bağlantıları da var olan birkaç doğal kaynağın işlenmesinde ve dağıtımında sorun oluşturmaktadır. Hayvancılığın yanı sıra, tahıl, patates ve baharat üretimi yapılmaktadır.

Coğrafya

Komorlar

Ada olması nedeniyle kara komşusu bulunmayan ülkeye deniz sınırı bulunan Madagaskar güneydoğusunda yer alırken, Afrika anakarasında en yakın nokta 297 km uzaklık ile Mozambik kıyılarıdır. Komorlar coğrafî olarak Mayotte ile birlikte Komor Takımadaları’nın bir parçasını oluşturmaktadır. Büyük Komor adası ülkenin en büyük adası konumunda olup, ülkenin başkenti de bu ada üzerindedir. Anjouan adası ülkenin ikinci büyük adası olup, Büyük Komor adasının 200 km doğusunda yer almaktadır. Ülkenin büyük çoğunluğunu oluşturan üç adadan en küçüğü ise Mohéli adasıdır. Bu üç adanın haricinde birçok küçük adacıklar da ülkenin hakimiyeti altındadır. Komorlar sahip olduğu 2.034 km² (hak iddia edilen Mayotte adası ile birlikte 2.236 km²) yüz ölçümü ile dünyanın en küçük ülkelerinden biri konumundadır ve toplamda 340 km’lik bir kıyı şeridine sahiptir.

Tüm adaların volkanik bir yapıya sahip olduğu Komorlar’da kıyılar sığ kayalıklar ve mercanlarla çevrilidir. Büyük Komor adasının merkezinde yer alan ve volkanik hareketliliğin son olarak 2007 yılında yaşandığı Karthala Dağı 2361 m ile ada ülkesinin en yüksek noktasını oluşturmaktadır.

İklim

Ada genelinde tropikal deniz iklimi hakimdir. Yıl genelinde sıcaklık değişimlerinin fazla yaşanmadığı Komorlar’da en serin dönem Temmuz-Ağustos ayları arasında yaşanmaktadır. Bu süreçte ortalama sıcaklıklar 22 °C düzeyindedir. En sıcak dönemin yaşandığı Şubat ve Mart aylarında sıcaklık ortalamaları 27 °C seviyesindedir. Komorlar’da Mayıs ile Ekim ayları arasında kurak güneydoğu alize rüzgarları görülmekte olup, Kasım ile Nisan ayları arasında yağmur getiren kuzeybatı muson rüzgarları etkili olmaktadır. Ülke genelinde en çok yağmur yağan ay Ocak ayı olup, ada genelinde yüksekliğe bağlı olarak yıllık yağış ortalaması 1000 mm ile 4000 mm arasındadır.

Bitki örtüsü ve yaban hayat

Ada ülkesi genelinde bulunan tropikal yağmur ormanlarının oranı son yıllarda azalma göstermiş olup, güncel olarak ülkenin yüksek kesimlerinde gözlemlenebilmektedir. Ülkenin toprak örtüsü günümüzde plantasyon ve savanlar belirlemektedir. Komorlar’ın ovalarında hindistan cevizi, muz ve mango ağaçları bulunmaktadır. Ülkenin kıyı kesimlerinde mangrove ağaçları gözlemlenmektedir.

Komorlar adası genelinde yerel ve o ülkeye özgü türler bulunmaktadır. Adada sık rastlanılmayan kuş ve kaplumbağa türleri bulunmaktadır. Bunların haricinde sadece bu adaya özgü bir hayvan olan ve nemli burunlu maymunların alt familyası olan makimsiler grubunun bir üyesi olan kuyruksüren makisi (Eulemur mongoz) yaşamaktadır. Komorlar’ın kıyılarında ise birçok balık çeşidi yaşam alanı bulmaktadır. Burada özellikle kemikli balıklar üst sınıfının altı sınıfı et yüzgeçliler üyesi olan Coelacanthiformes gözlemlenebilmektedir. 1938 yılına kadar nesli tükenmiş olarak konumlandırılan balık çeşidi, söz konusu yılda kıyı kesimlerinde gözlemlenmiştir.

Nüfus

Harbour Bay ve Merkez Camii ile Komor Adaları'nın başkenti Moroni

Komorlar genelinde son olarak 2016 yılında resmi olarak açıklanan tahmini sayım sonuçlarına göre 806,153 nüfus tespit edilmiştir. Bu güncel olarak son resmi sayım konumunda olup, 2017 tahmini verilerine göre adada 828,147 kişi yaşayacağı tahmin edilmektedir. Ülke nüfusunun çoğunluğu en büyük ada olan ve başkenti de barındıran Büyük Komor adasında yaşamaktadır.

Komorlar genel olarak genç bir nüfusa sahip olup, 2016 tahmini verilerine göre nüfusun %59,33’ü 0-24 yaş aralığındadır. Ülkenin %3,89’u 65 yaş ve üzerindedir.

0-14 yaş: %40.1 (erkek 158,809/kadın 159,840)
15-24 yaş: %19.23 (erkek 73,947/kadın 78,831)
25-54 yaş: %32.58 (erkek 122,936/kadın 135,962)
55-64 yaş: %4.21 (erkek 14,850/kadın 18,611)
65 yaş ve üzeri: %3.89 (erkek 14,321/kadın 16,571)

Sağlık

Ada ülkesi genelinde temiz suya ulaşım oranları yüksek düzeydedir. Ülkede nüfusun %90,1 gibi yüksek bir oranla nüfusun büyük çoğunluğu temiz su kaynaklarından yararlanabilmektedir. Nüfusun sadece %35,8’i tam teçhizatlı sağlık hizmetlerinden yararlanabilirken, nüfusun %64,2’si ilkel şartlarda sağlık hizmeti alabilmektedir. Afrika kıtasının genelinde yüksek oranda görülmekte olan AIDS ile ilgili olarak Komorlar herhangi bir veri açıklamamıştır.

Eğitim

Ülke genelinde sekiz yıllık okula gitme zorunluluğu bulunmakta olup, okul öncesi eğitimde çocuklara iki yıllık zorunlu Kuran-ı Kerim eğitimi verilmektedir. Komorlar’da 15 yaş ve üzerinde olan nüfusta okuma yazma bilenlerin oranı 2015 tahmini verilerine göre %77,8 düzeyindedir. Bu oran erkeklerde %81,8 iken, kadınlarda %73,7 seviyesindedir.

Siyaset

 Mutsamudu kenti  ve limanı

Komorlar Birliği anayasa ile yönetilen federatif bir cumhuriyettir. İslamiyet ülkenin resmi devlet dini konumundadır. Günümüzde yürürlükte olan anayasa 2001 yılında kabul edilerek yürürlüğe konmuştur. Ülke çok partili bir siyasi sisteme sahip olup, başkanlık sistemi ile yönetilmektedir. Ülkenin hem devlet hem de hükumet başkanı olarak seçilen devlet başkanı dört yıllık bir süre için seçilmektedir. Ülkede uygulanan rotasyon prensibi gereği her seçimlerde sırasıyla bir adanın seçmeni oy kullanabilmektedir.

Ülkenin sahip olduğu ulusal meclis (Assemblée de l’Union des Comores) tek meclis yapısını oluşturmaktadır. Komorlar meclisi toplamda 33 üyeden oluşmaktadır. Meclis üyelerinden 18 tanesi her beş yılda bir gerçekleştirilen seçimler ile yenilenirken geriye kalan 15 sandalye yerel meclisler tarafından doldurulmaktadır.

Komorlar uluslararası organizasyonlarda üye olarak bulunmaktadır. Birleşmiş Milletler, Afrika Birliği, Arap Birliği, İslam İşbirliği Teşkilatı, Sahel-Sahra Devletler Topluluğu ve Uluslararası Para Fonu ülkenin üyeliğinin bulunduğu organizasyonlardan birkaç tanesidir.

Ordu

Ülkenin silahlı gücü olan Armée nationale de développement ülkenin ordusunu oluşturmaktadır. 1997 yılında oluşturulan bu yapının günümüzde 800 aktif mensubu bulunmaktadır. Komorlar silahlı kuvvetleri yapı olarak polis teşkilatına benzer bir yapıya sahip olup, ana görevlerinden büyük çoğunluğunu ülke içerisinde güvenliği sağlamak oluşturmaktadır. Fransa’nın Mayotte adasında konuşlandırdığı küçük bir sahil güvenlik ekibi de sahip olunan karasuların güvenliğinde Komorlar’a destek sağlamaktadır.

Beğen
Beğen Muhteşem Haha İnanılmaz Üzgün Kızgın

Bir Tavil – Mısır ve Sudan Arasındaki Kimseye Ait Olmayan Toprak Parçası

Bir Tavil, Mısır ve Sudan arasında bulunan 2.060 km²’lik bir bölgedir. Bölgede yerleşim bulunmamakta olup hiçbir ülkeye ait değildir.

Arapça "derin kuyu" anlamına gelen bir tavil; Mısır ile Sudan arasında, Mısır-Sudan sınırının çoğunluğunu oluşturan 22. paralelin güneyinde, 2.060 km²’lik bir bölge. Bir terra nullius ( hiç bir devletin olmayan bir bölge) ne Sudan ne Mısır hak iddia ediyor. Bölge ufak, çöl, kimse yaşamıyor, bilinen bir kaynağı yok ve deniz kıyısında değil.

tb

Bu iki ülkenin de hak iddia etmemesinin nedeni; hemen yanı başındaki, daha büyük, içinde insan yaşayan, deniz kıyısında bulunan Hala’ib Üçgeni adı verilen yer. İngilizlerin 20. yy başında yaptığı iki sınır anlaşmasının farklı yerlerden geçmesi sonucu, birinde hak iddia edenin diğerinden vazgeçme durumunda kalması sonucu bu durum oluşmuş. Zira her iki ülke de bu üzerinde birşey olmayan yer yerine, daha avantajlı olan Hala’ib’i istemekte. Bu durum da Bir Tavil’i kimsenin istemediği bir toprak olarak dünyadaki sayılı politik anlamda ilginç yerlerden biri yapıyor.

2014 yılında yazar Alastair Bonnett Bir Tavil’i dünyada üzerinde yerleşime elverişli ancak herhangi bir devlet tarafından hak iddia edilmeyen tek yer olarak belirtmiştir.

Hala’ib Üçgeni

Hala’ib Üçgeni (Halayeb), Kızıldeniz’deki Afrika kıyısında yer alan 20.580 kilometrekarelik bir kara alanıdır. Paralel olarak kuzey boyunca uzanır ve 1902 yılında İngilizler tarafından belirlenen "idari sınırdır". 1956 yılında Sudan’ın bağımsızlığı ile Mısır ve Sudan, bu alanda egemenlik iddia etti. 1990’ların ortalarından bu yana, Mısır 1990’larda askeri birliklerin konuşlandırılmasını takiben, Kızıldeniz Valiliğinin bir parçası olarak bölgenin fiili etkin yönetimini icra etti ve aktif olarak yatırım yapmaktadır.

Beğen
Beğen Muhteşem Haha İnanılmaz Üzgün Kızgın

Kolombiya Cumhuriyeti

Kolombiya

Başkent Bogotá
Resmî diller İspanyolca ve 68 Kolombiya dili
Yönetim Şekli Anayasal Cumhuriyet
Yüzölçümü 1.141.748 km²
Nüfus 48.786.100
Nüfus Yoğunluğu 42,7 kişi/km²
Para birimi Kolombiya pesosu (COP)
Zaman dilimi CET (UTC-5)
Telefon kodu +57
İnternet TLD .co

Kolombiya (İspanyolca: Colombia (yardım·bilgi)) ya da resmî olarak Kolombiya Cumhuriyeti (İspanyolca: República de Colombia (yardım·bilgi)), Güney Amerika’da yer alan bağımsız, üniter ve anayasal bir cumhuriyettir. 32 alt departmandan oluşmaktadır. Başkenti, ülkenin orta bölümünde yer alan Bogotá şehridir.

Güney Amerika’nın kuzeybatı bölümünde bulunan ülke, kuzey batısında Panama, kuzeyinde Karayip Denizi, doğusunda Venezuela ve Brezilya, güneyinde Ekvador ve Peru, batısında Büyük Okyanus ile çevriidir.

Ülke, yüzölçümüne göre Güney Amerika’nın en büyük 4. , dünyanın en büyük 26. ülkesidir. Nüfusa göre ise, 46 milyondan fazla nüfusu ile dünyanın en büyük 27. ülkesidir. Aynı zamanda; İspanyolca konuşan ülkeler arasında, Meksika’dan sonra nüfusa göre en büyük ikinci ülkedir.

Kolombiya, bir orta güçtür ve Güney Amerika’nın en büyük üçüncü, Latin Amerika’nın en büyük dördüncü ekonomisine sahiptir.

Kahve, çiçek, zümrüt, kömür ve petrol endüstrileri, Kolombiya ekonomisinin başlıca sektörleridir . HSBC, 2050 yılında Kolombiya’nın özellikle Amerika olmak üzere dünya ekonomisinde karar verici bir rol oynayacağını; GSYİH bakımından dünyanın en büyük 25. ekonomisi olacağını öngörmektedir.

Şu anda Kolombiya olarak bilinen topraklarda, başlangıçta Muisca, Quimbaya ve Tairona gibi Kolombiya Kızılderilileri yaşamaktaydı. İspanyollar, bu bölgeye 1499 yılında gelmiş ve bu bölgede işgal ve kolonizasyon dönemini başlatmıştır.

Bayrak

Kolombiya Arması

Kolombiya bayrağı 26 Kasım 1861 tarihinde kabul edilmiştir. Bayrağın bu hali ilk olarak Venezuela için tasarlanmış, daha sonra Simón Bolívar önderliğinde kurulan Büyük Kolombiya’nın resmi bayrağı olmuştur. Bu durumdan dolayı Ekvador ve Venezuela’da aynı temel tasarım üzerinden bayraklarını oluşturmuşlardır.

Bayrak, sarı, kırmızı ve mavi yatay üç şeritten meydana gelmektedir. Yatay sarı renk, bayrağın üst yarısını kaplamaktadır. Bayrağın alt yarısı ise yatay iki eşit şeritten oluşmaktadır ve renkleri kırmızı ve mavidir. Kolombiya bayrağı renklerinin anlamları için resmi bir açıklama olmadığı için renkler ile ilgili birçok açıklama mevcuttur.

Bunlardan iki tanesi şu şekildedir:

  • Sarı:Egemenlik ve eşitlik – Mavi:Asalet,sadakat ve uyanıklığı – Kırmızı:Bağımsızlık için gösterilen cesareti, onuru, cömertliği ve bu uğurda kaybedilen halkı
  • Sarı:Var olan zengin yeraltı maden kaynaklarını – Mavi:Okyanusu – Kırmızı:Bağımsızlık mücadelesinde akan kanı
Etimoloji

"Kolombiya" adı (Kristof Kolomb’un ülkesi) Venezuela devrimci Francisco de Miranda tarafından oluşturuldu. İspanyol ve Portekiz egemenlikleri altında topraklarına sevk edilmişti.

Tarihçe

Fetih öncesi dönem

Günümüz Kolombiya’sının topraklarında yörenin yerlileri ticaret ve altın işleme sanatıyla uğraşıyorlardı. Burada İnka İmparatorluğu, Muisca, Tayrona, Sinú, Quimbaya ve San Agustín kültürleri yüzyıllar boyunca yaşamıştır.

İspanyol işgali

Kolombiya Birleşik Devletleri, 1863.

El Bogotazo, La Violencia döneminde

Kristof Kolomb’un adıyla anılan ülke topraklarına Kolomb hiç ayak basmamıştır. Kolombiya toprakları, 16. yüzyılın başlarında Ganzalo Jiménez de Quesada ve Sebastian de Belalcázar komutasındaki İspanyollar tarafından bulunmuş ve sömürge haline getirilmiştir. 1525 yılında Rodrigo de Bastidas Santa Marta kentini kurdu. Bunun ardından ülkenin kuzeyinde Karayib Denizi kıyısında Cartagena şehri kuruldu. 1538 yılında Gonzalo Jiménez de Quesada yerli halkın Bacatá adını verdiği yerleşim yerini ele geçirerek burada Bogotá şehrini kurdu.

Büyük Kolombiya Cumhuriyeti

On sekizinci yüzyıla kadar ülke, İspanyol asıllı beyazlar tarafından yönetildi. Bundan sonra başlayan bağımsızlık mücadelesini Kuzey Amerika ve Fransa İhtilalleri daha da kuvvetlendirdi. 1808 yılında Napolyon, İspanya’yı işgal edince Amerika´daki İspanyol sömürgeleri bağımsızlık savaşlarını ilan etti. Böylelikle Simón Bolívar önderliğindeki güçler Cartagena´da bağımsızlıklarını ilan ettiler ve 1821 yılında Büyük Kolombiya adıyla bugünkü Kolombiya, Ekvador, Panama ve Venezuela topraklarını kapsayan bir federasyon kuruldu. 1829 yılında Venezuela ve 1830 yılında ise Ekvador federasyondan ayrıldı.

Kolombiya Birleşik Devletleri ve Kolombiya Cumhuriyeti

1886’da ülkeye, kıtayı keşfeden Kolomb’un ismi verildi ve Kolombiya Cumhuriyeti ilan edildi. 1903 yılında, ülke topraklarına dahil olan Panama, ABD’nin yardımı ile Kolombiya’dan ayrılarak bağımsız bir devlet oldu. Panama aynı yıl Panama Kanalı´nın kullanım hakkını ABD´ye verdi. Bu ayrılma yüzünden ABD ile Kolombiya arasında 1921 yılına kadar süren bir gerginlik yaşandı. Bu tarihten sonra Kolombiya yönetimine iki büyük parti olan Liberaller Partisi ile Muhafazakarlar Partisi hâkim oldu. Fakat bu iki parti arasındaki sürtüşmeler, iç karışıklıklara ve ülkenin uzun süre diktatörler tarafından yönetilmesine sebeb oldu. Sivil hükümetle yönetilen Kolombiya’da günümüzde iç karışıklıklar devam etmektedir.

La Violencia dönemi

1948 ila 1953 arasında Kolombiya içinde büyük karışıklıklar yaşandı. Violencia adı verilen şiddet olayları meydana geldi. 1950 yılında muhafazakâr Mariano Ospina Pérez iktidarı devralan bir başka muhafazakâr olan Laureano Gómez vekili Roberto Urdaneta ile birlikte katı bir yönetim sergiledi. Üç yıllık görev sırasında 80.000 kişinin hayatını kaybettiği tahmin ediliyor. Violencia 1963 yılına kadar sürdü. Bu zaman zarfında 200.000 kişi öldü. Violencia’ya karşı solcu gerilla grubu FARC mücadele etti. Ülkedeki karışıklıklar sebebiyle 12 ağustos 2002’de Başkan Álvaro Uribe Vélez 90 günlük olağanüstü hâl ilan etti.

Coğrafya

tb
İklim

Kolombiya´nın iklimi bölgelere göre çeşitlilik gösterir. Vadilerde tropik, yüksek kesimlerde ise ılıman iklim özellikleri görülmektedir. Sıcak iklim kuşağında yer alan ülke dağlarının doruklarında her zaman kar vardır.

Bitki örtüsü

Sumapaz alpin çayırı, And Dağları.

San Andres Takımadaları, Karayip Denizi.

Ülke topraklarının yarıya yakını sık ormanlarla kaplıdır.

Faunası

Amazon Ormanları´nda maymun, jaguar, timsah, puma, tapir ve armadillo gibi çeşitli hayvanlar yaşar. Ayrıca papağan ve kolibri gibi tropik kuşlarla Kuzey Amerika´dan göç eden göçmen kuşlar da kış mevsimini burada geçirirler. Yüksek dağlık bölgelerde And Kondoru denen büyük Güney Amerika akbabaları yuva yapar. Pek çok kelebek, örümcek ve böcek türlerinin yanı sıra Magdalena Nehri´nde da timsah ve kaymanlar yaşar.

Coğrafî şekilleri

Cristóbal Colón Dağı ve Simón Bolívar Dağı ülkenin en büyük yükseltileridir (Her ikisinin de yüksekliği 5775 metredir). And Dağları sisteminin üç büyük sıra dağı olan Batı, Orta ve Doğu Cordillera’lar ülkenin batı yarısı boyunca uzanarak Ekvador sınırında birleşirler. Alçak doğu düzlüğü boyunca Amazon ve Orinoko ırmaklarının kolları uzanır. 1600 km uzunluğundaki Magdalena Nehri, kuzeye doğru akarak Karayip Denizi’ne dökülür.

Demografi

Kolombiya Cumhuriyeti'nin departmanları

Ekim 2006´da yapılan nüfus sayımında 1.141.748 km2´lik Kolombiya topraklarında 41.966.004 kişinin yaşadığı tespit edilmiştir. Nüfusun % 60´ını İspanyol ve yerli karışımı mestizolar, % 20´sini İspanyol kökenli beyazlar, % 14´ünü Avrupalı-Afrikalı karışımı mulattolar oluşturur. Kıyı kesimlerinde Afrokolombiyalılar yaşamaktadır. Diğer etnik gruplar arasında Arap asıllı Lübnanlı Kolombiyalılar vardır.

Yönetimsel birimler

Kolombiya’nın başkenti Bogota’dır. Ülkenin en büyük idari birimleri departmanlardır ve 32 departman vardır. Bogotá özel bir bölgedir (Başkent Eyaleti). Bu departman ilçelere ayrılmıştır, toplamda 1128 ilçe mevcuttur. Ayrıca ülke coğrafi, demografik ve ekonomik koşullar göz önüne alınarak 5 bölgeye ayrılmıştır ancak bu bölgeler herhangi bir idari yapıyı temsil etmemektedir

Yerleşim

tb
Diş ilişkiler

Kolombiya, Birleşmiş Milletler (1943), Amerikan Devletleri Örgütü (1948), G-77(1964), And Milletler Topluluğu (1969), G-24 (1971), Amazon İşbirliği Antlaşması Örgütü(1978), Güney Amerika Milletler Birliği (2004), Latin Amerika ve Karayip Devletleri Topluluğu CELAC (2010) ve Pasifik İttifakı (2013) , gibi uluslararası örgütlerin kurucu üyelerinden birisidir.

Din

Kolombiya Anayasası’nda inanç özgürlüğü garantiye alınmıştır. Kolombiya hükumeti din konusunu yasal olarak belgelemese de, 2001’de El Tiempo gazetesince yapılan bir anket sonucunda şöyle sonuçlar çıkmıştır:

  • %81 Katolik
  • %10 Protestan olmayan katolikler
  • %3,5 Protestan hristiyanlar
  • %1,9 herhangi bir dine mensup olmayanlar
  • %2,3 Yahudi
  • %3,6 diğer inançlar
Ekonomi

Kolombiya Kahvesi yetiştiriciliği, Quindío.

Kolombiya, Güney Amerika´nın en önemli üretici ülkelerinden, OECD’ye üye olmayan ekonomilerin de en büyüklerinden biridir. Kişi başı GSYİH son 6 yılda ikiye katlanmış olup, orta sınıf giderek genişlemektedir. 2012 yılında ülke ekonomisi %4 oranında büyümüş olup, 2013 yılında %4,2 büyüdüğü tahmin edilmektedir.

Economist Intelligence Unit tarafından, BRIC ülkelerine (Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin) ek olarak belirlenen yeni gelişmekte olan ülkeler sınıflaması CIVETS (Kolombiya, Endonezya, Vietnam, Mısır, Türkiye ve Güney Afrika Cum.) içinde Latin Amerika’dan yalnızca Kolombiya yer almaktadır. Bu ülkeler nüfusları, dinamik ve istikrarlı ekonomileri ile geleceğin yıldız ekonomileri olarak görülmektedir.

HSBC tarafından hazırlanan ve 2050 yılında dünya ekonomilerinin büyümelerine ilişkin öngörüleri içeren bir raporda, Kolombiya en iyi 26. ekonomi olarak gösterilmektedir. Ülke GSYİH’sinin %155 artışla 2050 yılında 725 milyar Dolar’a ulaşacağı, kişibaşı gelir, nüfus ve yatırım göstergelerinde de önemli ölçüde gelişme kaydedileceği öngörülmektedir. Kolombiya’nın Latin Amerika ülkeleri içinde en yüksek büyüme kaydedecek ülke olacağı tahmin edilmektedir.

Sektörler

Dünyanın en büyük ikinci-üçüncü kahve üreticisi olmasına karşın en çok tanınan kahve üretici ülke Kolombiya’dır. Bunun sebebi, Kolombiya’nın kahve üretimini ciddiye alıp, üretim standartlarını yakından takip edip, mükemmelik konusunda ciddi emek sarf etmesidir. Kahve üretim birliklerinin sarf ettiği bu gayretin ceremesi ise kahve kalitesinde sağladıkları güven ve marka değeridir.

Karanfil üretiminde dünyada birinci sırada yer alan Kolombiya, kahve üretiminde de dünyada Brezilya´dan sonra ikinci sırada gelmektedir. Ulaşımın ülkede gelişmesi ile birlikte sanayi de hızlı bir büyüme göstermektedir.

Tarımdan elde edilen ürünlerin satışı, ulaşım sayesinde ekonomi daha da gelişmektedir. Ülkede tarım üretiminin temelini kahve, kesme çiçek, pirinç, tütün, mısır, şeker kamışı, kakao, yağlı tohumlar, sebzeler ve limon, portakal, muz, mango ve guava gibi meyveler oluşturmaktadır. Ormancılık, balıkçılık ve hayvancılık da önemli sektörlerdir.

Sık ormanlarından kereste, kâğıt ve kontrplak gibi ürünler elde edilir. Dünyanın en değerli zümrütleri burada çıkarılır. Zengin zümrüt (dünyanın birincisi) platin, altın, gümüş, bakır, kömür, demir, tuz, nikel, fosfat, manganez, mika ve kuvars yatakları mevcuttur. Venezuela ve Ekvador sınırları yakınlarında çıkarılan petrolün bir bölümü dış ülkelere satılmaktadır. Modern dokuma ve giyim sanayisinin yanı sıra kimyasal madde, ilaç hammaddeleri, madeni eşya, çimento ve motorlu araç sanayileri de gelişmektedir.

Kültür

Fernando Botero dünyadaki ünlü şişman insanlar çizen Kolombiya doğumlu modern sanat ressamıdır. Kolombiya edebiyatının bir yazarı olan Gabriel García Márquez, 1982 yılında Nobel Edebiyat Ödülü’ne layık görülmüştür. Catalina Sandino Moreno Maria Full of Grace filmi ile 2004 yılında Berlin Film Festivali’nde Charlize Theron’la birlikte En İyi Kadın Oyuncu ödülü kazanmıştır. Bu filmdeki performansı ile Oscar’a aday olmuştur. Ayrıca, Shakira, Juanes, J Balvin, Danna García, César López gibi, uluslararası alanda da kabul görmüş Kolombiyalı sanatçılar da vardır.

Spor

Kolombiya’da futbol, bisiklet[28],boks[29], beyzbol[30], basketball ve tejo (yerel spor) en çok sevilen sporlardır. Futbol ligler halinde oynanmakta ve bunların en büyüğü Liga Postobón’dur. Libertadores Kupası kazanabilmiş olan takımların ikisi (Once Caldas ve Atlético Nacional) takımdır. Futbol kulüpleri Kolombiya Futbol Federasyonu çatısı altında toplanmıştır

Kolombiya Mutfağı

Kolombiya Mutfağı

Kolombiya mutfağının kalbini et, patates ve yufka oluşturur. Karayipler’in deniz mahsulleri Kolombiya mutfağında zengin yer tutar. Ülke mutfağı Amazonlar’da yetiştirilen meyvelerle daha da zenginleşmektedir. Kolombiya’da yemekleri tatlandırmak için hindistan cevizi ve pirinç kullanırlar. Kolombiya şaraplarının tadı genelde zayıftır fakat ülkede Arjantin ve Şili şaraplarına kolayca erişebilirsiniz. Ülkede bira ve rom da çokça tüketilmektedir.

Kolombiya’ya gittiğinizde arepsa adını verdikleri ve her yemeğin yanında mutlaka servis edilen mısır ekmeğine sıkça rastlayacaksınız. Kolombiya mutfağında çorba çok tüketilir. Tavuk, patates, mısır krema ve kapari karıştırılarak yapılan ajiaco çorbası ülke mutfağının vazgeçilmezidir. Mendellin bölgesinin tipik yemeği bandeja paisa et, avakado, pirinç, bir tür muz olan plantain ve kırmızı bezelye ile birlikte servis edilir.

Kolombiya’nın kendine özgü içeceklerinden biri de aquapenaladır. Şeker kamışından yapılan bu alkolsüz içeceğe bazen limon ve zencefil de karıştırılır. Canzelazo dedikleri kokteyl anason ile aguapanela, tarçın karışımından elde edilir; isteğe göre sıcak ya da soğuk servis edilir. Ülkede alkol tüketimi için yaş sınırı 18’dir. Restoranlarda beklenen bahşiş miktarı ise hesabın yüzde 10’u kadardır.

Kolombiya’daki Türk Büyükelçiliği

BOGOTA BÜYÜKELÇİLİĞİ
Adres: Embajada de Turquia Calle 76, No : 8-47, Bogota- Colombia
Telefon: (+57-1) 321 00 70- 72- 73 , (+57-1) 321 00 75
Faks: (+57-1) 321 00 76
embajada.bogota@mfa.gov.tr
T.C. Dışişleri Bakanlığı BOGOTA BÜYÜKELÇİLİĞİ

Beğen
Beğen Muhteşem Haha İnanılmaz Üzgün Kızgın
1

Fregat Kuşu

Fregat kuşu

Fregat kuşu, bütün tropik ve subtropik okyanuslarda bulunan ve monotipik Fregat kuşugiller (Fregatidae) familyasında sınıflandırılan deniz kuşudur. Yaşayan beş türün tamamı Fregata cinsinde yer alır. Tamamının tüyleri ana olarak siyah renklidir, kuyrukları uzun ve çatallıdır, gagaları ise uzun kanca şeklindedir. Dişilerin karınaltı tüyleri beyaz renklidir. Erkekler çok belirgin kızıl boğaz derilerini üreme mevsiminde dişileri çekmek için şişirirler. Uzun kanatlarının açıklığı 2,3 m.’ye kadar uzanabilir. Kuşlar arasında vücut ağırlığına göre en büyük kanar alanına sahiptirler.

Haftalar boyunca rüzgâr içinde havada süzülebilen fregat kuşları günün büyük çoğunluğunu beslenme için avlanma amaçlı olarak uçarak geçirirler ve geceleri ağaç ya da kayalıklara tünerler. Ana avları, orkinos gibi büyük avcılar tarafından su yüzüne doğru kovalanan balık ve kalamarlardır. Sıklıkla diğer deniz kuşlarının avlarını çalan fregat kuşları kleptoparazit olarak nitelendirilirler ve ayrıca diğer deniz kuşlarının yuvalarından yavruları da kaptıkları gözlemlenir. Mevsimsel olarak tekeşli yaşayan fregat kuşları koloni hâlinde yuva yaparlar. Issız adalarda alçak ağaçlarda ya da yerde kaba yuvalar kurarlar. Her üreme döneminde dişi kuş tek yumurta yumurtlar. Yavru kuşlara ebeveynlerin baktığı süre diğer kuş türleri arasında en uzun olan kuşlardır. Fregat kuşları ancak her iki yılda bir üreyebilmektedir.

Erkek Fregat Kuşu

Geleneksel olarak Pelikansılar takımda sınıflandırılan fregat kuşları son dönemlerdeki moleküler araştırmalar sonucunda karabataklar, yılanboyun, sümsük kuşları ile birlikte Suliformes takımında sınıflandırılması önerilmiştir. Yaşayan beş türün üçü yaygın olarak dağılmıştır (Fregata magnificens, Fregata minor, Fregata ariel) ancak diğer iki türün her biri (Fregata aquila, Fregata andrewsi) yalnızca küçük bir adada üreyebilmekte ve soyları tehlike altındadır. En eski fosil kayıtları yaklaşık 50 milyon yıl önceye Eosen’e dayanır. Limnofregata cinsi içinde sınıflandırılan tarih öncesi üç türün daha kısa ve daha az kanca biçimli gagaları, daha uzun bacakları vardır ve tatlı su ortamında yaşamışlardır.

Beğen
Beğen Muhteşem Haha İnanılmaz Üzgün Kızgın

Kiribati Cumhuriyeti

Kiribati Cumhuriyeti

Başkent Güney Tarava
Resmî diller İngilizce, Kiribatice
Yönetim Şekli Parlamenter Cumhuriyet
Yüzölçümü 811 km²
Nüfus 110.136
Nüfus Yoğunluğu 135,8 kişi/km²
Para birimi Kiribati doları
Avustralya doları (AUD)
Zaman dilimi (UTC+12, +13, +14)
Telefon kodu +686
İnternet TLD .ki

Kiribati ya da resmi adıyla Kiribati Cumhuriyeti, Büyük Okyanus’un orta kesiminde, takımadalardan oluşan bir ada ülkesidir.

Kiribati, Mikronezya’da ekvator çizgisinin iki yanında da toprakları bulunan bir ada ülkesidir. 33 Mercan Adasından meydana gelen bu devlet 811 km2’lik bir alana sahiptir. İkinci Dünya Savaşı sırasında Kasım 1943’te Pasifik’te yaşanan Tarawa Savaşı bölgede yaşanan en büyük savaşlardan biridir. Kiribati kelimesi yerel dildeki Gilberts kelimesinden türetilmiştir. Ülkenin başkenti Tarawa şehri çok sayıda adacık arasında yapılan geçitlerle oluşmuş ve Tarawa Takımadası’nı meydana getirmiştir. 1979 yılında İngiltere’den bağımsızlığını kazanan bu ülke 1999 yılında Birleşmiş Milletler’e tam üye olarak kabul edilmiştir.

Başkenti Güney Tarava şehridir. Ülkenin 33 atolü, ekvator civarındaki 3,5 milyon km² kadar geniş bir alana yayılmıştır. Ülke adı, ana takımadalara verilen İngilizce isim olan "Gilberts Adaları"ndan gelmektedir.

Ülkenin doğu ucu tarih değiştirme çizgisine sınırdır. Dolayısıyla Kiribati yeni güne ilk giren ülkedir. 1999 yılında ülkenin en doğusundaki Caroline Adası, Kiribati’nin üçüncü milenyuma giren ilk ülke olması şerefine Milenyum Adası olarak adlandırılmıştır.

İngilizler adalara 1837’de gelmişlerdir. İngiltere’den bağımsızlığını 1979’da kazanmıştır. Birleşmiş Milletler üyeliğine 1999’da kabul edilmiştir.

Kiribati’ye Japonya’dan direkt ulaşım mümkündür. Ayrıca dünyada milenyuma ilk giren bölgedir.

Güney Tarawa, Kiribati’nin başkenti ve en büyük yerleşim yeridir. Tarawa adasının güney kısmını oluşturmaktadır. Nüfusu 2010 yılı itibari ile 50,182 olup ülke nüfusunun yarısını barındırmaktadır.

Güney Tarawa’da çeşitli bankalar ve büyük bir liman bulunmaktadır. Bakanlıklar ve Devlet Başkanlığı Evi ise Bairiki’de yer almaktadır. Güney Tarawa’ya Bonriki Uluslararası Havalimanı hizmet vermektedir.

Kiribati bayrağı

Kiribati bayrağı günümüzdeki hali ile ilk olarak 12 Temmuz 1979 tarihinde kabul edilerek göndere çekilmiştir.

Ada ülkesinin bayrağının üst yarısını yatay olarak konumlandırılan kırmızı şerit oluşturmaktadır. Bayrağın alt kısmındaki diğer yarısı ise birbirini sırayla takip eden üç adet mavi ve üç adet beyaz dalgadan oluşmaktadır. Bu bölüm ada ülkesinin çevrili olduğu okyanusu temsil etmektedir. Kırmızı bölümde ayrıca mavi-beyaz dalgalı bölüm ile kesiştiği orta noktasında doğan bir güneş, doğan bu güneşin üstünde ise uçar konumda resmedilmiş Fregat kuşu gözükmektedir. Ülkenin aynı zamanda ulusal sembolü olan Fregat kuşu, gücü ve özgürlüğü sembolize etmektedir.

Güney Tarawa
Ekonomi

Kiribati dünyanın en fakir ülkelerinden biridir. Doğal kaynakların azlığı bunun başlıca sebebidir. Ülke ekonomisi yardım fonlarından yararlanarak ayakta kalmaktadır. En önemli ekonomik kaynak tarımdır. Tarım ürünlerinin çeşitliliği de azdır. Dışarıya ihraç edilen tek tarım ürünü kurutulmuş Hindistan cevizi ve Hindistan cevizidir. Diğer ihracat ürünleri ise deniz yosunu ve balıktır. En önemli ihracat ortakları ABD, Belçika ve Japonya’dır. En önemli ithalat ürünleri ise gıda ürünleri, makine ve parçalar, çeşitli sanayi malları, yakıttır. En önemli ithalat ortakları Avustralya, Fiji ve Japonya’dır.

İklim

Tropikal bir iklimin görüldüğü Kiribati’de hava her daim sıcak ve nemlidir. Ancak ekvatora yakınlığından dolayı siklonların dışında kalmaktadır. Gilbert Adaları en çok yağış alan kesimdir. Aynı şekilde Washington Adaları ve Line Adaları da çokça yağış alır. Yağışın en az görüldüğü ada Christmas Adaları’dır. Hava sıcaklığı ülke genelinde yüksektir.

Dil

İngilizce ve Gilbertese adı verilen Kiribati dili ülkenin resmi dilleridir.

Din

19. yüzyılda yapılan misyonerlik çalışmaları sayesinde baskın din Hristiyanlık’tır. Nüfusun büyük bir çoğunluğu Roma Katoliği’dir. Protestanlık ve Bahá’í adı verilen dinler de ülke nüfusunda rastlanan diğer dinlerdir.

Mutfak

Kiribati’de yiyecek çeşitliliği sınırlıdır. Çok fazla tarım ürününün ithal edildiği ülkede yiyecek çeşitliliği ülkeye gelen gemilerle artmaktadır. Ancak bu durum çok uzun sürmez. Batı tarzı yiyecekler sınırlı olmasına karşın tropikal meyve ve sebzeler her daim bulunabilir. En çok tüketilen yiyecekler ise balık ve pirinçtir.

Beğen
Beğen Muhteşem Haha İnanılmaz Üzgün Kızgın

42 Bin Yıl Önce Buzul Çağ’da Ölen Bir Tayın Cesedinde Sıvı Kan ve İdrar Bulundu

Bu tay muhtemelen boğularak öldüğünde sadece iki haftalıktı

Sibirya’da yaklaşık 42 bin yıl önce Buzul Çağ’da ölen bir tayın donmuş cesedinde sıvı kan ve idrar bulundu.

Rusya’nın uzak doğusundaki Yakutistan’ın başkenti Yakutk’taki Northeastern Federal Üniversitesi’ndeki Mamut Müzesi başkanı Semyon Grigoriev, araştırmacılar soyu tükenmiş olan ve klonlamayı umdukları atın cesedine bir otopsi yaptığını ve vücut sıvılarını çıkarmayı başardığını söylüyor.

Mamut boynuzu avcıları, 2018 yazında sıcaklığın eksi 90 derece Fahrenheit’e (-67.7 ℃) düştüğü bir günde, büyük Batagai kraterinin donmuş toprağı içinde bu yavruyu buldu. Bu hayvan muhtemelen boğularak öldüğünde, sadece iki haftalıktı.

tb

Yapılan otopsi, tayın cesedinin, vücudu herhangi bir deformasyona uğramadan çok iyi korunduğunu gösterdi. Özellikle baş ve bacaklarında, vücudun çoğu bölümündeki kıllar da günümüze kadar ulaşabilmişti.

Grigoriev, “Hayvanın kürkünün korunması oldukça nadir bir durum. Artık, Pleistosen dönemdeki soyu tükenmiş atların kıllarının ne renk olduğunu söyleyebiliriz.” diyor.

Sıvı kan ve idrarın keşfi daha nadir bir olay

Grigoriev, yaklaşık 2.6 milyon yıldan yaklaşık 11.700 yıl öncesine kadar uzanan Pleistosen dönemden kalma bir hayvanda sıvı kan bulunan sadece bir vaka daha bildiğini söylüyor.

Bu keşif, 2013 yılında Rusya’nın kuzeydoğu kıyılarındaki Küçük Lyakhovski Adası’ndaki yetişkin bir mamutun donmuş cesedinde yapılmıştı.

Ancak genellikle, ceset iyi korunmuş gibi görünse bile, buzdaki hayvanların fosil kalıntılarında kan pıhtılaşır ve hatta toza dönüşür. Bunun nedeni nem ve diğer biyolojik sıvıların, binlerce yıl boyunca yavaş yavaş buharlaşmasıyla mumyalaşmasından kaynaklanır. Ancak yine de kalıntılar buzun içindeyse en iyi şekilde korunur.

tb

Northeastern Federal Üniversitesi uzmanları, tayı klonlama hücrelerini geliştirmek için Güney Koreli Sooam Biotech Araştırma Vakfı’ndan bilim insanları ile birlikte çalışıyorlar. Ancak şansları konusunda karamsarlar.

“Kas dokusunda ve çok iyi korunmuş olan iç organlarda sağlam hücreler bulmaya çalışıyoruz.”

Kaynak: 42.000 Yıllık Atın İçinde Sıvı Kan ve İdrar Bulundu | Arkeofili

Beğen
Beğen Muhteşem Haha İnanılmaz Üzgün Kızgın