Othello Sendromu: Kıskançlıktan öldürten rahatsızlık

[KBASLIK]Othello Sendromu: Kıskançlıktan öldürten rahatsızlık[/KBASLIK]
Dozu kaçırıldığında hem kişiye hem de karşısındakine psikolojik olarak zarar veren bir duygu kıskançlık. Abartıldığı takdirde, takıntıya dönüşen kıskançlık beraberinde paranoya ve kaygıları da getirip, kişinin mental sağlığını çok ciddi şekilde etkiliyebiliyor. İşte bu tip kıskançlıkların en uç noktası olan Othello Sendromu…
[TBR]https://www.topragizbiz.com/blog/wp-content/uploads/2019/06/Othello-Sendromu-Kiskancliktan-oldurten-rahatsizlik.jpg[/TBR]
Othello Sendromu, diğer adıyla ‘patolojik kıskançlık’ kıskançlığın tüm sınırlarını aşıyor, tedavi edilmediği takdirde ise kişinin ve çevresindekilerin hayatını zorlaştırıyor. Hatta intihara ve cinayete kadar gidebiliyor.

Othello Sendromu adını, Shakespeare’nin aynı isimli dünyaca ünlü oyunundan alıyor. Oyunda Othello, kıskançlık, kuşku ve yanlış anlaşılma yüzünden karısını ve kendisini öldürüyor. Sendromun ismi de Othello’nun kıskançlığından geliyor.

Sigmund Freud, Othello’nun trajedisinden yola çıkarak patolojik kıskançlığa bu ismi vermiş. Peki Othello Sendromu nasıl anlaşılıyor? Othello Sendromu’nda birey, eşini / sevgilisini aşırı sahiplenmeye başlıyor.

Terk edilme ve aldatılma korkularıyla, partnerinin davranışlarından sürekli anlam çıkarmaya ve açık aramaya çalışıyor. Bir sözden hatta mimikten bile şüphe duyabiliyor, şüphelendiği anlarda ise kontrolünü kaybedip saldırganlaşıyor.

[KRSAG=https://www.topragizbiz.com/blog/wp-content/uploads/2019/06/Othello-Sendromu-Kiskançliktan-oldurten-rahatsizlik.jpg]Othello Sendromu: Kıskançlıktan öldürten rahatsızlık[/KRSAG]Bu sendroma sahip kişiler için neredeyse her şey, partneriyle kurduğu her iletişim aldatıldığına dair bir kanıt olarak değerlendirilebiliyor. Öyle ki, en olmayacak sözlerden bile farklı anlamlar çıkarıp sonucu bir şekilde aldatıldığına bağlayabiliyorlar.

Kıskançlık öyle şiddetli bir hal alıyor ki, sürekli bunu düşünüp aldatılmamak için ‘önlem’ almaya çabalıyorlar. Partnerini sürekli kontrol etme, her yaptığını bilmek isteme, telefonunu karıştırma hatta bazen bazı arkadaşlarıyla görüştürmeme gibi.

Aslında bu, ilişkide psikolojik şiddete de giriyor. ‘Onunla görüşme, bunu engelle, şunu sil’ gibi söylemler, hiç de masumane değil. Bu tarz söylemlerin altında psikolojik bir rahatsızlık olabilir, dikkatli olun.

Sendroma sahip kişiler, şiddete eğilimliyse ortaya fiziki bütünlüğe zarar veren ve hatta cinayetle sonuçlanan olaylar çıkabiliyor. Maalesef sürekli sosyal medyada ya da ekranlarda gördüğümüz ‘Aşk Cinayeti’ başlıklı haberlerin temelinde de Othello Sendromu olması muhtemel.

Othello Sendromu’nun temel belirtilerini ise; sevilen kişiyi kısıtlama isteği, herkesten kıskanma, sürekli kuşku duyma, düşüncelerini kontrol edememe, ayrılık korkusu, aldatılma korkusu, karşındaki kişi üstüne hakimiyet kurma isteği, aşağılama olarak sıralayabiliriz.

Beğen
Beğen Muhteşem Haha İnanılmaz Üzgün Kızgın

Quasimodo Sendromu: Vücuttaki hayali kusurları takıntı haline getirme

[KBASLIK]Quasimodo Sendromu: Vücuttaki hayali kusurları takıntı haline getirme
[/KBASLIK]
Quasimodo Sendromu olarak bilinen Beden Dismorfik Bozukluğu, bireyin görünüşünde kusurlar olduğunu düşünmesi ve bunları takıntı haline getirmesidir. Gerçekte var olmayan bu kusurlar, birey tarafından sürekli düşünülür, onun günlük yaşantısını etkileyecek hale gelir. Bu sendrom Adını Victor Hugo’nun Notre Dame’in Kamburu eserindeki Quasimodo karakterinden alır. Quasimodo Sendromu ilk kez 1886’da İtalyan Psikiyatr Enrico Morelli tarafından tanımlanmıştır.
[TBR]https://www.topragizbiz.com/blog/wp-content/uploads/2019/06/Quasimodo-Sendromu-Vucuttaki-hayali-kusurlari-takinti-haline-getirme.jpg[/TBR]
Sendroma sahip kişi, görüntüsünden memnun değildir. Kendisini çirkin ya da eksik hisseder. Aynaya her baktığında hayali bir kusurla karşılaşır ve bundan aşırı etkilenir. Vakaların büyük çoğunluğu olmayan kusurları nedeniyle insan içine çıkmaz istemez, kendini eve kapatır.

Genellikle yüz, burun, cilt ve gözlerde bir kusur bulunur. Kusurlu olduğuna inanılan kısımlar sürekli olarak aynada incelenir. Kişinin kendiyle ilgili memnuniyetsizliği tedavi edilmediği takdirde öyle bir hal alır ki, onu intihara kadar götürebilir.

[KRSAG=https://www.topragizbiz.com/blog/wp-content/uploads/2019/06/Quasimodo-Sendromu-Vucuttaki-hayali-kusurlari-takinti-haline-getirme-1.jpg]Quasimodo Sendromu: Vücuttaki hayali kusurları takıntı haline getirme[/KRSAG]15-20 yaşları arasında ortaya çıkabilen bu durum, özellikle ergenlik çağındaki kişileri etkiler. Ergenlik döneminde birey, sorgulama ve kabullenme sürecinde olduğu için dış görünüş özgüvenleri için önem taşır.

Bireyler, devamlı olarak beğenmedikleri bölgelerini kontrol eder ve başkalarıyla kıyaslarlar. Günde ortalama 3-6 saat kusurlu buldukları yerleriyle uğraşırlar. Fikir alma ihtiyacı duyarlar, hayali kusurlarının nasıl göründüğünü sorgularlar.

Görünüşlerinden memnun olmadıkları için, saç, makyaj, kıyafet konusunda kararsızdırlar. Kendilerini çirkin kabul ederler ve olmayan kusurlarını diğer insanların da fark ettiğini düşünürler. Bu da hastalarda kaygı bozukluğunu tetikler.

Hastalığa sahip kişiler, psikiyatrdan önce dermatoloji ya da plastik cerrahi kliniklerine giderler. Hayli kusurları nedeniyle utanç duydukları için, bunu kabullenip bir doktora başvurmaları da oldukça zordur. Bir çeşit takıntı durumu gösteren bu rahatsızlık, sosyofobi, obsesif kompulsif bozukluk ve depresyona da yol açabilir.

Hasta, kendinde gördüğü kusurları kapatabilmek için büyük bir uğraş sarf eder. Çoğu zaman plastik cerrahinin kapısını çalsa da, psikolojik olarak tedavi edilmediği takdirde, ilerleyen durumlarda şiddet eğilimi gösterip, beğenmediği bölgesinden kurtulmak isteyip, kendine zarar verebilir.

Bu sendromun görüldüğü vakalarda intihar olasılığı da oldukça yüksektir. Özellikle günümüzde sosyal medya ile yayılan güzellik anlayışı ve insanların tek tipleşmesi de, gençlerde beden dismorfik bozukluğunu tetikleyebilir.

Beğen
Beğen Muhteşem Haha İnanılmaz Üzgün Kızgın

Motosiklet nedir? Özel yapım motosikletler

Motosiklet, iki tekerlekli ve içten yanmalı bir motora sahip olan ulaşım aracıdır. İlk olarak 1989 yılında bisikletlere motor takma girişimleriyle ortaya çıktı. İçten yanmalı motorların ve teknolojinin gelişmesi, motosiklet sektörününde ilerlemesine katkıda bulundu. Buhar motoruyla başlayan motosiklet teknolojisi günümüzde yerini gezi-spor amacıyla kullanılan yüksek performans ve konfor sağlayan motorlara bıraktı.

[TBR]https://www.topragizbiz.com/blog/wp-content/uploads/2019/06/motosiklet-1.jpg[/TBR]

[KBASLIK]Gezi Motosikletleri [/KBASLIK]
Uzun yolculuklar, farklı rotalar için tasarlanmış, oldukça yüksek bir konfor süren motosikletler. Gezi motosikletleri tasarımları uzun mesafeleri az duraklayarak almayı sağlayacak şekilde üretilmiştir. Diğer motosiklet türlerine göre daha büyük yakıt deposu, daha rahat bir oturuş pozisyonu ve yan ve arka çantalara sahiptir. Gezi/Turing motosikletlerinin dezavantajları ise ağır olmaları ve geniş boyutları nedeniyle şehir içi trafiğinde yol almalarının zor olması.

[KBASLIK]Spor Motosikletleri[/KBASLIK]
Sürüş konforunun ikinci planda kaldığı, hızın ön planda olduğu motorlardır. Bu motorlar düşük ağırlıkları ve aerodinamik yapılarıyla yüksek performans ve yüksek hız sunar.

Motosiklet, giderek daha fazla insanın kapıldığı büyük bir tutku. Bu tutkuyu benimsemiş insanların motosikletlerini bir aile ferdiymiş gibi sevdikleri ise bir gerçek. Tamamen bir kişi için özelleştirilmiş, dünyada tek bir motosiklet sahibi olmak ise neredeyse her motosiklet tutkununun hayalleri arasındadır.

Sürücülerin büyük çoğunluğu için motosiklet, yol masraflarını düşük tutup trafik sıkıntısından kurtulmak, belki de biraz macera arayışından çok daha fazlası. Bu virüsü kapanlar için motosiklet, adeta bir yaşam tarzı haline geliyor. Hastalığın ilerleyen aşamalarında sıradan bir motosikletten daha fazlasını isteyenler, hayallerini gerçekleştirip kendilerine özel bir motosiklet yaptırabiliyor.

[KBASLIK]1. Rough Crafts Bavarian Fistfighter[/KBASLIK]
[KRSOL=https://www.topragizbiz.com/blog/wp-content/uploads/2019/06/Fistfighter.jpg]Rough Crafts Bavarian Fistfighter[/KRSOL][KRSOL=https://www.topragizbiz.com/blog/wp-content/uploads/2019/06/Honda-XR650L.jpg]Classified Moto’s Honda XR 650L[/KRSOL]Fistfighter’a ilk bakışınızda farklı karakterini anlıyorsunuz. Alçak, agresif ve hızlı bir motosiklet izlenimi veren tasarımıyla, karşılaşacağı her türlü rakibin üstesinden gelebilecek bir canavar gibi gözüküyor. Kısa ön camı ve yükseltilmiş selesinin verdiği özel görüntüyü ise seri üretim bir modelde bulmak mümkün değil.

[KBASLIK]2. Classified Moto’s Honda XR 650L[/KBASLIK]
Daha önce bir arazi motosikletinin özelleştirilebileceğini hiç düşünmediyseniz, bu motosiklet sizi şaşırtabilir. Orijinal modelinden daha alçak, daha hafif ve kusursuz bir performans sergiliyor. Neredeyse her tür arazi koşulunun üstesinden gelebilen ve değişik tasarımıyla benzerine pek rastlayamayacağınız bir motosiklet.

[KBASLIK]3. BMW R5 Hommage[/KBASLIK]
[KRSOL=https://www.topragizbiz.com/blog/wp-content/uploads/2019/06/2017-BMW-R5-Hommage.jpg]BMW R5 Hommage[/KRSOL][KRSOL=https://www.topragizbiz.com/blog/wp-content/uploads/2019/06/2019s-Honda-CB550.jpg] Federal Moto’s Honda CB550[/KRSOL]

Motosikletlerden hakkında hiç bilgisi olmayan biri bile R5 Hommage’ın çok eski zamanlardan gibi görünmek için tasarlandığını anlayabilir. Tam olarak BMW’nin onyıllardır üretilmeyen R5 modeli taklit edilmiş. Klasik çizgileri ile gerçekten güzel görünen, performansı da tasarımının hakkını veren, muhtemelen her motosiklet tutkununun sahip olmaktan onur duyacağı bir motosiklet.

[KBASLIK]4. Federal Moto’s Honda CB550[/KBASLIK]
Tasarımı bir cadde motosikleti ile arazi motosikletinin birleşimini andıran CB550, gördüğünüz en güzel motosiklet olmayabilir. Yine de bu tarz motosikletler kendine has ruhları ile birçok sevene sahip. Klasik görünüme sahipken modernlikten de ödün vermeyen bu motosiklet, motor bloğu üstünde yapılan geliştirmeler sayesinde oldukça hızlı.

[KBASLIK]5. NCT BMW R100 Black Stallion[/KBASLIK]
[KRSOL=https://www.topragizbiz.com/blog/wp-content/uploads/2019/06/2018-NCT-BMW-R100-Black-Stallion.jpg]NCT BMW R100 Black Stallion[/KRSOL][KRSOL=https://www.topragizbiz.com/blog/wp-content/uploads/2019/06/2013-Auto-Fabrica-Honda-CX500.jpg]Auto Fabrica Honda CX500[/KRSOL]Fiziksel geliştirmeler konusunda bu motosiklet işleri bir sonraki seviyeye taşıyor. Küçük bir ön cam bile bulunmuyor. İlk bakışta gidonunu görmekte sıkıntı yaşayabilirsiniz. Gidon yerinde, fakat bir motosikletten çok sahilde kiraladığınız bir bisikletten bekleyeceğiniz bir tasarıma sahip. Tamamen çıplak şasisi ve kısa kuyruk tasarımı ile ortaya bambaşka bir motosiklet çıkartmışlar.

[KBASLIK]6. Auto Fabrica Honda CX500[/KBASLIK]
Bu motosikleti diğerlerinden ayıran özelliği, zamanında çoğu motosiklet severin motosiklet dünyasının “canavarı” olarak gördüğü CX500’ü, bir motosikletten çok estetik bir sanat eserine dönüştürmüş olmaları. Aynı zamanda orijinal modelinden çok daha yüksek performansa sahip, hatta bu konuda sınıfındaki çoğu rakibinden üstün.

[KBASLIK]7. Down&Out Triumph Bonneville T100[/KBASLIK]
[KRSOL=https://www.topragizbiz.com/blog/wp-content/uploads/2019/06/Down-Out-Triumph-Bonneville-T100.jpg]Down&Out Triumph Bonneville T100[/KRSOL][KRSOL=https://www.topragizbiz.com/blog/wp-content/uploads/2019/06/2018-XTR-Pepo-Harley-Davidson-Dyna.jpg]XTR Pepo Harley-Davidson Dyna[/KRSOL]Bu motosiklet hakkında her şey kendine has. Geniş, bölmeli deri selesi ve herhangi bir motosiklette görmeye alışık olmadığımız genişlikteki arazi lastikleri, kaba fakat çok çekici bir görüntü veriyor. Triumph’un zaten ikonik olan Bonneville modeli daha da güzel hale getirilmiş.

[KBASLIK]8. XTR Pepo Harley-Davidson Dyna[/KBASLIK]
Eğer bir Harley-Davidson ile pistlerde izlediğimiz yarış motosikletlerinden biri çocuk sahibi olsaydı ortaya çıkacak şey tam olarak bu. Bütün klasik Harley çizgilerini koruyor fakat bir yarış motosikleti performansına sahip. Aslında yarış modellerine de benziyor denebilir, ilginç bir motosiklet.

[KBASLIK]9. Hazan Motorworks BSA 500[/KBASLIK]
[KRSOL=https://www.topragizbiz.com/blog/wp-content/uploads/2019/06/motosiklet-1.jpg]Hazan Motorworks BSA 500[/KRSOL][KRSOL=https://www.topragizbiz.com/blog/wp-content/uploads/2019/06/Revival-BMW-Landspeeder.jpg]Revival BMW Landspeeder[/KRSOL]BSA 500 de motosikletten çok sanat eserine benzeyen tasarımlardan bir tanesi. Bütün çizgileri uzatılıp düzleştirilmiş. Bu sayede tamamen yeni bir görünüm kazanmış. Aslında 1960’ların ünlü klasik bisikletlerini andırıyor fakat tabii ki pedallar yerine bir motora sahip.

[KBASLIK]10. Revival BMW Landspeeder[/KBASLIK]
Muhtemelen listemizin en farklı görünen motosikleti Landspeeder. Sürücünün alçakta oturup, gidona uzanarak kullanması için arkadan öne doğru yüksek bir eğimle tasarlanmış. Oturuş pozisyonu bile kendine has. Motosikletin neredeyse her parçası simsiyah boyanmış. Hem geleceğe yönelik, hem klasik, hem hızlı bir motosiklet görünümü veren değişik bir motosiklet.

Beğen
Beğen Muhteşem Haha İnanılmaz Üzgün Kızgın

Pisagor’un Adalet Kupası (Pisagor Kupası)

Pisagor adalet kupası, belli bir miktarın üzerinde doldurulan içeceğin özel bir düzenekle dışarı dökülmesini sağlar. Samos Pisagorlarına ödünç verilen bu kupa, her müridin eşit miktarlarda şarap içmesini garanti ediyordu. Müritler kupayı sınır seviyeye kadar doldurursa, içkisinin tadını huzur içinde çıkarabilirdi. Ancak oburluk sergiliyorsa, kupa içindeki sıvıyı dipten dışarı sızdırırdı.

[IMG]https://www.topragizbiz.com/blog/wp-content/uploads/2019/06/pisagor-kupasi-3.jpg[/IMG]

[B]Pisagor’un Adelet Kupası[/B] ([B]Pisagor Kupası[/B]), dışarıdan bakıldığında içeceklerin konulduğu sıradan kupalara benzeyen; fakat içinde özel bir düzenek bulunan kupadır. [B]Sisamlı Pisago[/B]r’un (MÖ 570 – MÖ 495) en önemli buluşlarından bir tanesi olan Adalet Kupasının içindeki düzenek, bir kolon ve bu kolonda bulunan bir kanaldır. Su, bu kolonun seviyesinin altına kadar doldurulduğunda diğer normal kupalarda olduğu gibi durmaktadır. Fakat su bu kolonun seviyesini geçerse ortadaki kolon ve içindeki kanal da su ile dolar ve ardından [B]sifon etkisi[/B] devreye girer. Böylece kupanın içinde bulunan suyun tamamı dökülmüş olur. Pisagor’un Adalet Kupası bu özelliği ile sanki teknik araştırmalar sonunda üretilen gizemli bir eşya gibi görünmektedir. Sahip olduğu giz ise Pisagorcu okulun inanç felsefesini destekler niteliktedir.

[KBASLIK]Çalışma ilkesi[/KBASLIK]
Pisagor’un Adalet Kupası’nın çalışma ilkesi sifon mekanizmasına dayanır ve akışkanlar teorisi ile bu çalışma ilkesi açıklanır.

[TBR2=https://www.topragizbiz.com/blog/wp-content/uploads/2019/06/pisagor-kupasi-1.png] A: Boş kupa B: Optimum dolum kupası. Sifon seviyesinin aşağısında C: Aşırı doldurulmuş bardak. Sıvı sifonlaması başlar. D: Sifonlama, kupa boşalıncaya kadar devam eder.[/TBR2]

Beğen
Beğen Muhteşem Haha İnanılmaz Üzgün Kızgın

THY’nin ilk Rüya Uçağı Boeing 787-9 Dreamliner Gökyüzü İle Buluştu

THY’nin ‘rüya uçak’ olarak adlandırdığı Boeing 787-9 Dreamliner’ı gökyüzü ile buluştu. Uçak ,bu ay sonu THY filosuna dahil olacak. İlk uçuş İstanbul’dan Antalya’ya yapılacak.

[IMG]https://www.topragizbiz.com/blog/wp-content/uploads/2019/06/thy-ruya-ucak-1.jpg[/IMG]
Türk Hava Yolları (THY), ABD’nin Boeing firmasından 25’i kesin, 5’i opsiyon olmak üzere toplam 30 adet Boeing 787-9 tipi yolcu uçağını filosuna katacak. Kompozit malzemeleri gövde ve kanadı da içeren ana yapısının yüzde 50’sini oluşturan ‘rüya uçak’ olarak adlandırılan Boeing 787-9 tipi uçakların ilki bu ay sonu THY filosuna katılacak. Dreamlinar’ların 3’ü temmuz, kalan 2’si ise ağustos aylarında filoya katılacak.

[KBASLIK]İlk teslim alınacak uçak gökyüzünde[/KBASLIK]
THY’nin ilk teslim alacağı Boeing 787-9 uçağı da, ABD’deki Boeing tesislerinde ilk test uçuşunu yaparak gökyüzü ile buluştu. TC-LLA kuyruk tescilli alan uçak, Boeing’in Everett tesislerinden test uçuşu için havalanan ‘rüya uçak’ Everett(PAE)-Moses Lake(MWE) uçuşu yaptı. İlk uçuş da başarıyla tamamlandı.

Uçağın uzunluğu 63 metre, kanat genişliği 60 metre ve yüksekliği 17 metre…Uçağın menzili ise 14 bin 140 kilometre. Boeing 787’lerin günümüzün aynı büyüklükteki uçaklarından yüzde 20 daha az yakıt tükettiği, diğer uçaklara kıyasla yüzde 20 ile yüzde 45 arasındaki oranda daha çok kargo taşıyabildiği belirtiliyor.

[KBASLIK]İlk uçuş Antalya’ya yapılacak[/KBASLIK]
THY’nin ilk Boeing 787-9 uçakları teslim alındıktan sonra kısa süre iç hatlarda uçacak. Daha sonra ise Bali, Bogota-Panama, Washington ve Atlanta hatlarına da tahsis edilecek. THY’nin ilk ‘rüya uçağı’nın da Türkiye’de hangi kente ve ne zaman uçağı da belli oldu.

THY’nin ilk Boeing 787-9 tipi uçağı 8 Temmuz’da saat 08:35’de TK2410 sefer numarası ile İstanbul Havalimanı’ndan Antalya’ya uçacak. 1 saat 30 dakika sürecek uçuşun programına Boeing 787-9 tipi uçağın girdiğini öğrenen yolcular ise ilk tarifeli uçuşta yer almak için sefere ilgi gösterdiği öğrenildi. Uçuş programına göre THY’nin Boeing 787-9 tipi uçaklarının ilk dış hat uçuşları 17 Temmuz’da İstanbul’dan Denpasa’ya (Bali), 8 Ağustos’ta İstanbul’dan Washington’a, 10 Eylül’de İstanbul’dan Bogota-Panama City’ye ve 11 Eylül’de de İstanbul’dan Atlanta’ya olacak.

[IMG]https://www.topragizbiz.com/blog/wp-content/uploads/2019/06/thy-ruya-ucak-2.jpg[/IMG]

[KBASLIK]Yeni tasarımla geliyorlar[/KBASLIK]
2020 yılından itibaren itibaren filodaki yerini alacak THY’nin Airbus 350’lerinin ilkinin teslim tarihi ise gelecek yıl mart ayı olarak planlandı. A350 tipi uçakları da bu tarihten itibaren belirli tarihlerde filoya girecek. THY’nin yeni nesil uzun menzilli uçakları Boeing 787-9 ve Airbus 350 yeni tasarımlarıyla gelecek. Geniş gövdeli uçakların yolcu kapasitesi 280 ila 320 arasında olacak.

Dreamliner’ların business sınıfı 30 yolcu, A350’lerin ise business sınıfı 32 yolcu kapasiteli olacak. Yolcu konforunun artırılması hedeflenen Business sınıfı tasarımında önemli değişiklikler var. Bunlardan en çok dikkat çekeni ise her koltuktan koridora çıkış olması. Ayrıca yeni nesil kabin eğlence sistemleri uzun yolculukların daha konforlu geçmesi sağlanacak.

Beğen
Beğen Muhteşem Haha İnanılmaz Üzgün Kızgın

Tacizciye Fırlattıkları Terlik “Silah” Sayıldı 5 Yıla Kadar Hapis İsteniyor

Denizli’de yaşayan H.H. adlı kadın ile 2 kadın arkadaşının birlikte tatil için gittiği Aydın’ın Kuşadası ilçesinde eğlence mekanından çıktıktan sonra kendilerini elle taciz ettiğini iddia ettikleri kişiye tepki gösterip, fırlattıkları terlik, ‘silah’ sayıldı. İki yıl önce yaşanan olayla ilgili taciz soruşturması açılmazken, terlik atan 3 kadına, 5 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı.

[IMG]https://www.topragizbiz.com/blog/wp-content/uploads/2019/06/terlik-taciz.jpg[/IMG]

Olay, 9 Temmuz 2017 tarihinde Kuşadası ilçesinin Türkmen Mahallesi’nde meydana geldi. Denizli’de yaşayan fotoğraf stüdyosunda çalışan H.H., çalışmayan iki kadın arkadaşıyla birlikte tatil yapmak için Kuşadası’na gitti. Gece bir eğlence mekanına giren ve saat 03.00 sıralarında kaldıkları Türkmen Mahallesi’ndeki eve gitmek için yola çıkan H.H., iddiaya göre kendisiyle aynı yaştaki iki kadın arkadaşıyla yolda yürürken karşılarından gelen M.E.K.’nin (24) tacizine uğradı.

DHA’nın aktardığına göre, 3 genç kadın, karşıdan iki kolunu da yana açarak gelen M.E.K.’nın, göğüslerine dokunduğunu ileri sürüp, tepki gösterdi. H.H. ve yanındaki iki kadın arkadaşı ile M.E.K. arasında çıkan başlayan tartışma kavgaya dönüştü. Kavga sırasında H.H. ile kadın arkadaşları M.E.K.’ya ayaklarındaki terliği fırlattı. Çevredekilerin ihbarıyla olay yerine gelen polis ekipleri kavgaya ayırdı. Taraflar, polis merkezine götürüldü.

[KBASLIK]İki yıl sonra gelen tebligatla şaşkına döndüler[/KBASLIK]
Polis merkezinde ifade veren H.H. ile iki arkadaşı daha sonra memleketleri Denizli’ye döndü. Olaydan iki yıl sonra gelen mahkeme tebligatıyla H.H. ile arkadaşları şaşkına döndü. Kuşadası’nda meydana gelen olayla ilgili kadınları taciz ettiği iddia edilen M.E.K.’nin darp edildiği gerekçesiyle şikayetçi olduğu, savcılığın ise soruşturma başlattığı öğrenildi. Kuşadası Cumhuriyet Savcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, şüpheli konumunda olan H.H. ile iki kadın arkadaşı hakkında, saldırıda kullanmaya elverişli terlik ve ayakkabı ile yaralamaya teşebbüs ettikleri, kasten basit yaraladıkları, şüphelilere atılı suçun bu haliyle silahla basit yaralama suçunu oluşturdukları ve eylem birliği içinde hareket ettikleri gerekçesiyle Kuşadası Asliye Ceza Mahkemesi’nde 5 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı.

[KBASLIK]”Bir taciz olayı var ama karşı taraf darp edildiğini söyleyince biz yargılanmaya başladık”[/KBASLIK]
Attıkları terliğin silah sayılmasına çok şaşırdıkları belirten H.H., “Eğlence mekanından çıktıktan sonra eve giderken, karşımızdan gelen kişi, iki kolunu da yanlara açarak üzerime doğru geldi. Elleriyle bizim göğüs bölgemize dokundu. Biz de tepki gösterdik ve aramızda arbede çıktı. Bu sırada ayağımızdaki terlikleri fırlattık. Terlikler ona isabet etmedi. Kendisi de ilk mahkemede terliğin isabet etmediğini söyledi. Terlik silah sayıldı ve hakkımızda dava açıldı. Mağdurken, suçlu konumuna düştük. Bir taciz olayı var ama karşı taraf darp edildiğini söyleyince biz yargılanmaya başladık. Bu durumda hapis cezası alabiliriz. 2 yıl önce yaşanan bir olayda mağdurken sanık olduk” dedi.

[KBASLIK]”Soruşturmada ihmal var”[/KBASLIK]
Üç kadının avukatı olan Ozan Orpak ise soruşturma aşamasında ihmal olduğunu düşündüklerini belirterek, “2 yıl önce yaşanan bir olay için yeni dava açılıyor. Tatil için gittikleri yerde tanımadıkları bir kişinin kollarını açarak gelmesiyle tacize uğruyorlar. Üç kadın müvekkilim her kadının vereceği tepkiyi veriyor. Karşı tarafın şikayetçi olması üzerine dava açılıyor. Ancak biz soruşturma aşamasında ihmal olduğunu düşünüyoruz. Polis merkezinde tacize uğradıklarını söylemelerine rağmen taciz soruşturması açılmamış. Neden kaynaklandığını bilmiyoruz. Tacize uğrayan kadınlar olmasına rağmen, şüpheli konumunda oluyorlar ve silahla basit yaralama suçundan yargılanmaya başladılar. Terliğin silah olup olmadığı tartışılan bir konu. Ancak, tacize uğrayan bir kadının kendisini korumak amacıyla kullandığı terlik bir silah değildir” diye konuştu.

Beğen
Beğen Muhteşem Haha İnanılmaz Üzgün Kızgın

Madagaskar Cumhuriyeti

[BIYOTABLO=Madagaskar Cumhuriyeti ,afrika,https://www.topragizbiz.com/blog/wp-content/uploads/flags-b/madagaskar.png][BIYOTABLOIC=Başkent]Antananarivo[/BIYOTABLOIC]
[BIYOTABLOIC=Resmî diller]Malgaşça, Fransızca [/BIYOTABLOIC]
[BIYOTABLOIC=Yönetim Şekli]Yarı Başkanlık Sistemi [/BIYOTABLOIC]
[BIYOTABLOIC=Yüzölçümü]587.295 km² [/BIYOTABLOIC]
[BIYOTABLOIC=Nüfus]23.201.926 [/BIYOTABLOIC]
[BIYOTABLOIC=Nüfus Yoğunluğu]39,5 kişi/km²[/BIYOTABLOIC]
[BIYOTABLOIC=Para birimi]Ariary (MGA) [/BIYOTABLOIC]
[BIYOTABLOIC=Zaman dilimi]UTC+3[/BIYOTABLOIC]
[BIYOTABLOIC=Telefon kodu]+261 [/BIYOTABLOIC]
[BIYOTABLOIC=İnternet TLD].mg[/BIYOTABLOIC]
[/BIYOTABLO][B] [/B]Madagaskar ya da resmî adıyla Madagaskar Cumhuriyeti, Afrika kıtasına bağlı bir ada ülke konumunda olup, kıtanın doğu kesiminde Hint Okyanusu’nun batı kısmında yer almaktadır. Mozambik Kanalı ülkeyi Afrika ana kıtası ile birbirinden ayırmaktadır. Madagaskar adası, dünyanın dördüncü büyük adası konumundadır. Ülke ada ülkesi olması nedeniyle sınır komşusu bulunmamakta olup, en yakın anakara ülkesi adanın batısında yer alan Mozambik’tir. Bunun haricinde komşu ada ülkeler ise kuzeybatıda Komorlar ve Fransa denizaşırı bölgesi Mayotte, doğuda Mauritius ile yine Fransa denizaşırı bölgesi olan Réunion adalarıdır. Ülkenin başkenti Antananarivo’dur.

[KBASLIK]Bayrak[/KBASLIK]
Madagaskar bayrağı, 21 Ekim 1958 tarihinde Afrika ülkesi Madagaskar ‘ın henüz bağımsızlığını kazanmadan önce Fransa’ya bağlı bir bölge iken kullanılmaya başlanmış, ülkenin 26 Haziran 1960 tarihinde bağımsız olması ile de devletin resmi bayrağı olarak göndere çekilmiştir.

Bayrak beyaz, kırmızı ve yeşil olmak üzere üç renkten oluşmaktadır. Bayrağın göndere çekilen tarafında dikey olarak konumlandırılan beyaz şerit bayrağın üçte birlik bir alanını kapsamaktadır. Bayrağın geri kalan bölümünü eşit olarak bölüşen iki yatay şeritten üst bölümde olan kırmızı, alt bölümde olan ise yeşil renktedir. Renklerden beyaz günümüzde saflığı, kırmızı renk egemenliği, yeşil renk ise umudu temsil etmektedir. Tarihsel anlamda bakıldığında bayrakta bulunan kırmızı ve beyaz renk geçmişte bugünkü cumhuriyet toprakları üzerinde kurulu olan Madagaskar Krallığı’nı temsilen bayrakta bulunmaktadır. Bu renklerin o dönem için Güneydoğu Asya’dan esinlenerek oluşturulduğu düşünülmektedir. Tarihte Madagaskar Krallığı’nın kullandığı bayrağın aynısını günümüzde Endonezya kullanmaktadır. Bu renklere ek olarak günümüzde ülkenin sahil kesiminde oturan halkı temsilen yeşil renkte ilave edilmiştir.

[KBASLIK]Arma[/KBASLIK]
[KRSAG=https://www.topragizbiz.com/blog/wp-content/uploads/2019/06/madagaskar-1.jpg]Madagaskar arması[/KRSAG] Madagaskar arması altın sarısı zemine sahip daireden oluşmaktadır. Dairenin merkezinde yer alacak şekilde konumlandırılan beyaz zemine sahip daha küçük boyuttaki bir daire içerisinde yer alan Madagaskar haritası yer almaktadır. Bu dairenin arkasına konumlandırılan yeşil ve sarı yaprak motifleri Gezgin Palmiyesi olarak adlandırılan ve ülkede sık bulunan palmiyeyi çeşidini simgelemektedir. Dairenin alt kısmında yer alan öküz başı motifi ile pirinç tarlaları ülkedeki hayvancılığı ve tarımsal faaliyetleri ifade etmektedir. Büyük dairenin üst kenar bölümünde Malgaşça ülkenin resmi adı olan Repoblikan’i Madagasikara (Türkçe:Madagaskar Cumhuriyeti) yazmakta olup, alt kenar bölümünde ise her iki yanında yarım çelenk olacak şekilde konumlandırılan pirinç başaklarının orta kısmında yine Malgaşça ülkenin sloganı olan Tanindrazana, Fahafahana, Fandrosoana (Türkçe:Anavatan, Özgürlük, İlerleme) yazmaktadır.

Armanın bir önceki versiyonu da güncel olarak kullanımda olan armaya benzer konumda olup, 1998 yılında renklerde yapılan değişiklikler ile günümüzde kullanılan arma oluşturulmuştur.

[KBASLIK]Tarih[/KBASLIK]
İlk dönemlerde yerleşimin az olduğu Madagaskar’da, nüfusun artması ile birlikte Sakalavalar, Merinalar ve Betsileolar tarafından krallıklar kurulmuştur. 10 Ağustos 1500 tarihinde Portekizli denizci Diogo Dias adaya ilk ayak basan Avrupalı olmuştur. Ada ilk olarak 1641 yılında ilk önce Hollandalılar ve daha sonraki dönemlerde de Britanyalı ve Amerikalı tüccarlar adına dolaşan gemiler tarafından uğrak yeri olarak kullanılmıştır.

1643 ile 1672 yılları arasında Fransa’nın ada üzerinde kurmaya çalıştığı ilk sömürge düzeni başarıya ulaşamamış, 17. ve 18.yy genelinde de ada korsanlar tarafından da üs olarak kullanılmıştır. Ada üzerinde ilk modern devlet yapısının temelini 1787 yılında Merina etnik grubu atmıştır. 1885 yılında gerçekleştirilen Berlin Konferansı’nda Fransa adayı ilgi alanı olarak belirlenmiş, 1896 yılında Madagaskar toplumunun karşı çabalarına rağmen adaya sömürge devleti olarak sahip olmuştur. Ada 1960 yılında bağımsızlığını kazanmıştır.

[KBASLIK]Coğrafya[/KBASLIK]
Ada olması nedeniyle kara komşusu bulunmayan ülkenin civarında bulunan diğer ada ülkeler ile birlikte Afrika anakarasında bulunan Mozambik ile deniz sınırı bulunmaktadır. Madagaskar coğrafi olarak Afrika kıtasının bir parçası konumundadır. Madagaskar sahip olduğu 587.295 km2 yüzölçümü ile dünyanın en büyük dördüncü adası konumundadır ve toplamda 4.828 km’lik bir kıyı şeridine sahiptir.

[IMG]https://www.topragizbiz.com/blog/wp-content/uploads/2019/06/madagaskar-2.jpg[/IMG]

Süper kıta Gondvana’nın parçalanmasıyla Madagaskar yaklaşık 88 milyon yıl önce Hindistan kara kütlesinden ayrılmıştır. Böylelikle adanın coğrafik olarak izolasyonu, üzerindeki bitki örtüsü ve hayvanların tamamen dış dünyadan bağımsız bir şekilde gelişmesine yol açmıştır. Madagaskar üzerindeki bitki ve hayvan türlerinin %90’ı dünyanın başka hiçbir yerinde bulunmamaktadır. Ada biyolojik çeşitlilik alanında dünyanın önde gelen bölgelerinden bir konumunda olmuş, yüzyıllar içerisinde adada insan yaşamanın başlaması ile bu çeşitlilik tehdit altına girmiştir.

Ülke coğrafi yapı gereği genel olarak beş bölgeye ayrılmıştır. Bunlar doğu sahili, kuzeyde bulunan Tsaratanana kütlesi, merkez yaylalar, batı sahili ve güneybatı olarak adlandırılmıştır. Ülkenin doğu sahilleri daha yeşil bir görünüme sahip olup, adanın geri kalanında bu yoğunlukta bir ormanlık alan görülmemektedir. Madagaskar adası genel olarak yüksek yayların hakim olduğu bir ülkedir. Kıyı şeridinde deniz seviyesi ile eşit olan yükseklikler ada merkezine doğru giderek yükselir ve ortalama 1.000 m ile 2.000 m yüksekliklere ulaşır. Ülkenin en yüksek noktasını adanın kuzeyinde Tsaratanana kütlesi olarak adlandırılan coğrafi bölge içerisinde yer alan 2.876 m ile Maromokotro Dağı oluşturmaktadır.

Ada ülkesi genelinde görülen ve verimsizliğin bir simgesi olan kırmızı topraklar nedeniyle [I]büyük kırmızı ada[/I] olarak da anılmaktadır.

[KBASLIK]İklim[/KBASLIK]
Madagaskar genelinde coğrafi konum gereği farklı iklimler yaşanabilmektedir. Genel itibarıyla Kasım ile Nisan aylarında sıcak ve yağışlı bir iklim yaşanırken, Mayıs ile Ekim ayları arasında kurak ve soğuk bir süreç yaşanmaktadır. Ülkenin doğu kıyıları Madagaskar’ın en nemli ve yağış alan bölgesi konumundadır. Yıllık ortalama 4.000 mm yağış alabilme özelliği nedeniyle adanın doğusunda sık yağmur ormanları yer almaktadır. Ülkenin doğu kıyıları belirli aralıklarla şiddetli tropikal fırtınalara ve siklonlara maruz kalabilmektedir. Adanın orta kesiminde yer alan yüksek yaylalarda serin ve kurak bir iklim hakimdir. Ülkenin güneybatı bölümleri ada genelinde en kurak bölümü oluşturmaktadır. Yıllık ortalama 500 mm yağış alması nedeniyle bölgede çöl oluşumları gözlemlenebilmektedir. Ülke genelinde ortalama yıllık sıcaklık değerleri 25 °C düzeyindedir. Bu yıllık ortalamasına rağmen sıcaklıklar kıyı kesimlerinde daha yüksek, iç kesimlerde ise 0 °C de altına düşecek kadar düşük değerlere ulaşabilmektedir.

[KBASLIK]Ekonomi[/KBASLIK]
Madagaskar ekonomisi gelişmekte olan ülkelerde görülen verileri sergilemektedir. Ülke genelinde kakao, vanilya, şeker kamışı, karanfil, kahve, pirinç, manyok, fasulye, muz ve fıstık tarımsal ürün olarak ekilip yetiştirilmektedir. Bunun haricinde kümes hayvanı yetiştiriciliği de ülke ekonomisine katkı sağlamaktadır. Tarımsal ürünlerin dışında endüstriyel alanda da deniz ürünleri, sabun, bira, deri, şeker, cam, çimento, kâğıt, otomobil montaj, madencilik gibi ürünler üretilerek ya da imal edilerek ekonomiye katkı sağlanmaktadır.

[KBASLIK]Bitki örtüsü ve yaban hayat[/KBASLIK]
[KRSAG=https://www.topragizbiz.com/blog/wp-content/uploads/2019/06/madagaskar-3.jpg]Endemik bir tür Ravinala [/KRSAG]Keşfedilmesinden önce neredeyse tamamen sık ormanlarla kaplı olan Madagaskar, insan yaşamının başlaması ile birlikte ormanların kapladığı alan yıllar geçtikçe azalmış ve günümüzde de sadece doğu kıyı sahillerinde bulunan ve adanın %4’ünü kaplayan ormanlar kalmıştır. Ülkenin en yoğun ve sık bir şekilde yağmur ormanlarını görüldüğü bölgesi Masoala yarımadasıdır. Doğudan batı yönüne doğru ilerlendiğinde yağmur ormanları yerini önce nemli savan örtüsüne sonra da tek tek ağaçların bulunduğu, dikenli kurak çalılıkların yer aldığı çayırlara bırakmaktadır.

Madagaskar adası genelinde yerel ve o ülkeye özgü türler bulunmaktadır. Ada üzerinde bulunan tek yırtıcı tür olarak Madagaskar etçilleri familyasının üyeleri olan Fossa, Fanaloka ve Falanuk yer almaktadır. Dünya üzerinde sadece Madagaskar’da yaşam bulan makimsiler, farklı türleri ile bu adada yaşamaktadırlar. Makimsiler üyelerinin haricinde Tenrekgillerde neredeyse tamamen sadece Madagaskar adası üzerinde yaşamaktadır. Hem makimsiler hem de tenrekgiller Adaptif radyasyon yayılımın en önemli örnekleri arasında gösterilmektedir. Dünya genelinde 22 farklı çeşidi bulunan batağan üyelerinin sadece iki tanesi Madagaskar’da bulunmaktadır. Bu familyanın bir üyesi olan ve Madagaskar’da yaşamış olan Tachybaptus rufolavatus günümüzde soyu tükenmiş olarak kabul edilmektedir. Aynı familyadan olan ve yine sadece Madagaskar’da gözlemlenen Tachybaptus pelzelnii türü ise soyunun tükenmesi ile karşı karşıya kalan bir batağan türüdür. Ördekgiller familyasını bir üyesi konumunda olan Anas bernieri de sadece bu adada gözlemlenebilen bir kuş türüdür. Ada genelinde çoğunluğunu kurbağaların oluşturduğu 220’den fazla iki yaşamlılara ait tür bulunmaktadır.

[KBASLIK]Nüfus[/KBASLIK]
Madagaskar genelinde son olarak 1993 yılında gerçekleştirilen resmi sayım sonuçlarına göre 12.238.914 nüfus tespit edilmiştir. Bu güncel olarak son resmi sayım konumunda olup, 2014 tahmini sayım sonuçlarına göre adada 23.201.926 kişi yaşamaktadır. Ülke nüfusunun çoğunluğu başkent ile başkentin bağlı bulunduğu bölgede yaşamaktadır.

Madagaskar genç bir nüfusa sahip olup, 2014 tahmini verilerine göre nüfusun %61,3’ü 0-24 yaş aralığındadır. Ülkenin sadece %3,2’si 65 yaş ve üzerindedir.

0-14 yaş: %40.7 (erkek 4,765,523/kadın 4,685,298)
15-24 yaş: %20.6 (erkek 2,394,146/kadın 2,384,564)
25-54 yaş: %31.3 (erkek 3,635,506/kadın 3,629,204)
55-64 yaş: %4.2 (erkek 466,263/kadın 503,375)
65 yaş ve üzeri: %3.2 (erkek 334,533/kadın 403,514)

[KBASLIK]Dil[/KBASLIK]
Ülkenin resmi dili Malgaşça ile Fransızca’dır. Madagaskar nüfusunun büyük çoğunluğu Malgaşça dilini anadili olarak kullanırken, batı kıyılarına göç eden ve bu bölgelerde yaşayan Mozambikliler Makoa dilini kullanmaktadır. Ülkenin kuzey kesiminde bulunan ve Malgaşça’da büyük ada olarak adlandırılan Nosy Be adası üzerinde yaşayan halk Svahili dilini konuşmaktadır.

Malgaşça’nın yanı sıra resmi dil konumunda olan Fransızca, sömürge döneminde ülkenin tek resmi dili konumundaydı. Günümüzde önemli duyurular Fransızca yapılmaktadır. 2007 ile 2010 yılları arasında İngilizce’de resmi dil konumundaydı. Bu sürenin ardından 17 Kasım 2010 tarihinde kabul edilen yeni anayasa doğrultusunda İngilizce resmi dil statüsünden kaldırılmıştır.

[KBASLIK]Din[/KBASLIK]
Ülke genelinde nüfusun %52’si animizm ve atalara tapınma gibi yerel dinlere inanmaktadır. Madagaskar’da %41 Hristiyan dinine mensuptur. Burada katolik mezhebine göre inancını yaşayanların oranı %23 olarak ifade edilirken, Protestan mezhebine inananların oranı %18 düzeyindedir. İslamiyet dinine inananlar Madagaskar’da azınlıkta bulunmakta olup, nüfusun sadece %7’si islami inancına göre yaşamını sürdürmektedir.

[KBASLIK]Sağlık[/KBASLIK]
Ülkede temiz su kaynaklarına ulaşabilen nüfusun oranı düşük düzeyde olup, 2012 tahmini verilerine göre nüfusun yarısından azı olan %49,6’sı temiz kaynaklardan su temin edebilmektedir. Tam teçhizatlı sağlık hizmetlerinden yararlanma oranının düşük olduğu ülkede, nüfusun %13,9’u bu yönde bir hizmet alabilirken, %86,1’i ilkel şartlarda sağlık hizmeti alabilmektedir. Ülke içerisinde ishal, hepatit, tifo, sıtma, humma ve kuduz çok sık görülen hastalıklar arasındadır. AIDS, Afrika anakarasının aksine düşük oranda görülmekte olup, bu oran 2013 tahmini verilerine göre %0,4 düzeyindedir.

[KBASLIK]Eğitim[/KBASLIK]
[KRSAG=https://www.topragizbiz.com/blog/wp-content/uploads/2019/06/madagaskar-4.jpg]Madagaskar’da bir okul [/KRSAG] Ülke genelinde 15 yaş ve üzerinde okuma yazma bilenlerin oranı 2015 verilerine göre %64,7 düzeyindedir. Bu oran erkeklerde %66,7 iken, kadınlarda %62,6 seviyesindedir. Madagaskar genelinde altı ile on dört yaş arası erkek ve kız çocukları için zorunlu ilk ve ortaokul eğitimi bulunmaktadır. Öğrenciler beş yıllık ilkokul eğitiminin ardından üç yıllık da ortaokul eğitimi almaktadır. Ülkede University of Madagascar olarak 1961 yılına kadar faaliyet gösteren ve bu yıldan itibaren University of Antananarivo olarak isim değişikliğine giden üniversite ülkenin devlet üniversitesi konumundadır. Bunun haricinde University of Toamasina da devlet üniversitesi olarak faaliyet gösteren başka bir üniversitedir.

[KBASLIK]Ulaşım[/KBASLIK]
[B]Demiryolu[/B]
Madagaskar da demiryolu hatları uzun bir süre devlet kurumu olan Réseau national des chemins de fer malagasy tarafından yönetilmiş, kamu kurumlarının özelleştirilmesi kapsamında hatlar 2003 yılında 25 yıllık bir süre için Madarail’e devredilmiştir. Ülkede iki adet demiryolu hattı bulunmaktadır. Toplam uzunluğu 1.030 km olan demiryolu hatlarında bir tanesi 1901 ile 1903 yılları arasında yapılan Tananarive-Côte-Est-Linie hattı olup, adanın merkezinde yer alan Antsirabe’yi başkent Antananarivo üzerinden Moramanga’ya buradan da iki kola ayrılarak bir koldan doğu kıyısında yer alan Tamatave’ye bir diğer koldan da Ambatrasoratra’ya bağlamaktadır. Fianarantsoa-Côte-Est-Linie olarak ifade edilen ve 1926 ile 1936 yılları arasında yapılan hat ise merkezi yaylalardan sahil şehri Manakara’ya kadar uzanmaktadır.

[B]Denizyolu[/B]
Ülkenin en önemli limanı Toamasina’dır. 2005 yılı verilerine göre Madagaskar’de gemi taşımacılığının %68’i bu liman üzerinden gerçekleşmektedir. Ada içerisinde bulunan su yolları da doğal oluşumları nedeniyle küçük boyuttaki deniz araçları tarafından kullanılabilmektedir. Bu tür su yolları yerel olarak önem arz etmekte olup, ada genelinde sadece Betsiboka nehri 80 km’lik bölümünde insan ve yük taşımacılığında yoğun olarak kullanılmaktadır.

[B]Karayolu[/B]
Ada ülkesi genelinde 2010 verilerine göre toplam 34.476 km karayolu bulunmaktadır. Bu karayolunun 5.613 km’si asfaltlanmış olup, geriye kalan 28.863 km ise stabilize yol konumundadır.

[B]Havayolu[/B]
2010 verilerine göre ülke genelinde var olan 133 havaalanından sadece 29 tanesinin pisti asfaltlanmış konumdadır. Ada ülkesinin tek uluslararası havaalanı başkent Antananarivo’da bulunan Ivato Uluslararası Havalimanı (Ivato International Airport) olup, diğer havaalanları daha çok yerel uçuşlar için kullanılmaktadır.

Ülkenin ulusal havayolu 1962 yılında kurulan Air Madagascar’dır. Söz konusu havayolu başkent Antananarivo’dan Bangkok, Paris, Marsilya, Johannesburg , Mauritius, Nairobi gibi güzergahlara uçuşlar gerçekleştirilmektedir. Havayolu şirketi Haziran 2015 verilerine göre 10 adetlik uçak filosu mevcuttur.

[KBASLIK]Spor[/KBASLIK]
[KRSAG=https://www.topragizbiz.com/blog/wp-content/uploads/2019/06/madagaskar-6.jpg] Moringue [/KRSAG] Madagaskar genelinde en sevilen spor dalı dövüş sanatı ile dansı bir araya getiren Moringue ya da Maraingy olarak adlandırılan spordur. Brezilya’da yaygın olan Capoeira ile benzerlikler gösteren Moringue, Malgaşça dilinde boks maçı anlamına gelmektedir.

Ayrıca ragbide ülke genelinde ulusal bir takım sporu olarak görülmektedir. Madagaskar Millî Ragbi Birliği Takımı Temmuz 2015’te açıklanan son dünya sıralamasında 41. sırada yer almakta olup, Madagaskar Ragbi Federasyonu (Fédération Malagasy de Rugby) tarafından yönetilmektedir.

Madagaskar futbolu, 1961 yılında kurulan Madagaskar Futbol Federasyonu (Fédération Malagasy de Football) tarafından yönetilmektedir. Ülkede yirmi dört takımın katılımı ile gerçekleştirilen ve THB Champions League adı ile anılan ulusal ligde, takımlar dört takımlı gruplar halinde lig usulü turnuva esasına göre birbirleriyle karşılaşırlar. Bu aşamaların en sonuncusunda oluşan dört takımlı son grubu şampiyon bitiren takım ulusal şampiyon ilan edilmektedir. Ülkenin en başarılı takımları dört şampiyonluk yaşayan AS Fortior ile AS Sotema takımları iken, 2013 ile 2014 yılına ait son iki yıl şampiyonluğunu CNaPS Sport elde etmiştir.

Madagaskar millî futbol takımı Temmuz 2015’te FIFA sıralamasında 122. sırada yer almakta olup, en yüksek sıralamasını 1993 yılında 89. olarak elde etmiştir.

[KBASLIK]Mutfak[/KBASLIK]
[KRSAG=https://www.topragizbiz.com/blog/wp-content/uploads/2019/06/madagaskar-5.jpg]Misao [/KRSAG] Madagaskar mutfağı Hint Okyanusu çevresindeki mutfaklardan etkilenmiş, Afrika, Uzakdoğu Asya, Çin ve Avrupa mutfakları etkisinde çeşitlenmiştir. Madagaskar mutfağı pirinç temellidir. Laoka adı verilen yerel sosları meşhurdur. Bu sos zencefil, soğan, sarımsak, domates, vanilya, köri ve tuzdan yapılır, bitkisel ya da hayvansal protein kaynakları içerebilir. Kırsal bölgelerden pirinç yerine mısır ya da yuka kullanılır. Meyve çeşitleri bakımından çok zengin bir mutfağı vardır. Ülkede rom, bira ve şarap içilir.

[KBASLIK]Kültür[/KBASLIK]
Madagaskar’da yaşayan farklı etnik kökene sahip gruplar kendi inanışlarına göre yaşamaktadır ve tarihten gelen kendilerine özgü kimliklerine katkıda bulunmuş yaşam yolları uygulamaktadırlar. Ada genelinde yaygın olan çekirdek kültürel özellikler güçlü ve birleşik bir Madagaskar kültürünün kimliğini oluşturmaktadır. Ortak bir dil ve geleneksel dini inançların yanı sıra geleneksel Madagaskar dünya görüşünde vurgulayan değerler mevcuttur. Bu değerler fihavanana (dayanışma), vintana (kader), tody (karma) ve hasina (kutsal yaşam gücü) olarak adlandırılmaktadır.

Ülke genelinde kendi ifade etmenin en önemli kültürel yollarından biri de müziktir. Madagaskar’da müzik yelpazesi geleneksel halk müziklerinden, kıyı kesimlerinde salegi olarak adlandırılan müziğe kadar uzanmaktadır. Madagaskar’ın geleneksel müzik aletleri arasında bambustan yapılan ve valiha olarak adlandırılan arp gelmektedir. Bambus arp valihalar günümüzde de Madagaskar’da hala üretilmekte ve kullanılmaktadır. Madagaskar geleneksel tiyatrosu olan hira gasy ile sanatsal formda stilize edilmiş konuşma türü olan kabary Madagaskar kültürel hayatında günümüzde de önemli bir yer tutmaktadır.

Madagaskar kültüründe fanorona olarak adlandırılan masa oyunu toplum arasında sık bir şekilde oynana bir masa oyunu türüdür. Bu oyun geçmiş yıllarda Madagaskar kralı ve kraliçeleri tarafından da sık bir şekilde oynanmış hatta oynadıkları oyunun sonucuna göre siyasi kararlar vermişlerdir.

[KBASLIK]Madagaskar Türkiye Dış Temsilcilikleri[/KBASLIK]
[B][I]Antananarivo Büyükelçiliği[/I][/B]
Adres: Ambassade de Turquie Hotel Carlton Chambre no:1410 Rue Pierre Stibbe – B.P.959 Antananarivo 101/ Madagaskar
Telefon: +261 20 22 440 38
Faks: +261 20 22 451 79
Mail: [email]ambassade.antananarivo@mfa.gov.tr[/email]

[URL unfurl=”true”]http://antananarivo.be.mfa.gov.tr[/URL]

Beğen
Beğen Muhteşem Haha İnanılmaz Üzgün Kızgın

2019 Sıla Yolu Yakıt Fiyatları

[KBASLIK]2019 Sıla Yolu Yakıt Fiyatları[/KBASLIK]
[IMG]https://www.topragizbiz.com/blog/wp-content/uploads/2019/06/yakit-fiyatlari.jpg[/IMG]

[TABLE]
[TR]
[TD][SIZE=6][B] Almanya[/B][/SIZE][/TD]
[TD][/TD]
[/TR]
[TR]
[TD][B]95 E10[/B][/TD]
[TD]1,4510[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD][B]95 E5[/B][/TD]
[TD]1,5800[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD][B]98 E5[/B][/TD]
[TD]1,6890[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD][B]Dizel[/B][/TD]
[TD]1,2770[/TD]
[/TR]
[/TABLE]

[TABLE]
[TR]
[TD][SIZE=6][B] Avusturya [/B][/SIZE][/TD]
[TD][/TD]
[/TR]
[TR]
[TD][B]95 E5[/B][/TD]
[TD]1,3060[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD][B]98 E5[/B][/TD]
[TD]1,4670[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD][B]Dizel[/B][/TD]

[TD]1,2490[/TD]
[/TR]
[/TABLE]

[TABLE]
[TR]
[TD][SIZE=6][B] Macaristan[/B][/SIZE][/TD]
[TD][/TD]
[/TR]
[TR]
[TD][B]95 E5[/B][/TD]
[TD]1,2240[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD][B]Dizel[/B][/TD]

[TD]1,2454[/TD]
[/TR]
[/TABLE]

[TABLE]
[TR]
[TD][SIZE=6][B] Çek Cumhuriyeti[/B][/SIZE][/TD]

[TD] [/TD]
[/TR]
[TR]
[TD][B]95 E5[/B][/TD]
[TD]1,2667[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD][B]98 E5[/B][/TD]
[TD]1,3198[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD][B]Dizel[/B][/TD]

[TD]1,2287[/TD]
[/TR]
[/TABLE]

[TABLE]
[TR]
[TD][SIZE=6][B] Slovenya[/B][/SIZE][/TD]
[TD][/TD]
[/TR]
[TR]
[TD][B]95 E5[/B][/TD]
[TD]1,3350[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD][B]98 E5[/B][/TD]
[TD]1,4850[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD][B]Dizel[/B][/TD]

[TD]1,2930[/TD]
[/TR]
[/TABLE]

[TABLE]
[TR]
[TD][SIZE=6][B] Hırvatistan[/B][/SIZE][/TD]
[TD][/TD]
[/TR]
[TR]
[TD][B]95 E5[/B][/TD]
[TD]1,3698[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD][B]98 E5[/B][/TD]
[TD]1,4465[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD][B]Dizel[/B][/TD]

[TD]1,3376[/TD]
[/TR]
[/TABLE]

[TABLE]
[TR]
[TD][SIZE=6][B] Sırbistan[/B][/SIZE][/TD]
[TD][/TD]
[/TR]
[TR]
[TD][B]95 E5[/B][/TD]
[TD]1,3037[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD][B]98 E5[/B][/TD]
[TD]1,3781[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD][B]Dizel[/B][/TD]

[TD]1,3951[/TD]
[/TR]
[/TABLE]

[TABLE]
[TR]
[TD][SIZE=6][B] Bulgaristan[/B][/SIZE][/TD]

[TD] [/TD]
[/TR]
[TR]
[TD][B]95 E5[/B][/TD]
[TD]1,1709[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD][B]98 E5[/B][/TD]
[TD]1,3140[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD][B]Dizel[/B][/TD]

[TD]1,2015[/TD]
[/TR]
[/TABLE]

[TABLE]
[TR]
[TD][SIZE=6][B] Yunanistan[/B][/SIZE][/TD]

[TD] [/TD]
[/TR]
[TR]
[TD][B]95 E5[/B][/TD]
[TD]1,6390[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD][B]98 E5[/B][/TD]
[TD]1,7740[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD][B]Dizel[/B][/TD]

[TD]1,4160[/TD]
[/TR]
[/TABLE]

[TABLE]
[TR]
[TD][SIZE=6][B] İtalya [/B][/SIZE][/TD]

[TD] [/TD]
[/TR]
[TR]
[TD][B]95 E5[/B][/TD]
[TD]1,6260[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD][B]98 E5[/B][/TD]
[TD]1,6650[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD][B]Dizel[/B][/TD]

[TD]1,5160[/TD]
[/TR]
[/TABLE]

Fiyatlar touring.be sitesinden alınmıştır.

Son güncelleme: 24/05/2019

Beğen
Beğen Muhteşem Haha İnanılmaz Üzgün Kızgın

Yaya Geçidinde Yayaya Yol Veren Araca Arkadan Korna Çalana Ceza Verilecek

Geçtiğimiz Ekim ayında düzenlenen ve 2019 yılı başında başlatılan düzenleme ile Türkiye trafiğinde gurbetçilerinde sıklıkla şikayet konusu ettiği, “yayanın geçmesine izin veriyorum, arkadan korna çalıyorlar!” son buluyor. Daha önce yol verme, vermeme ikileminde kalan gurbetçiler, bundan böyle yasal dayanağı olmasını bile bile rahatlıkla yayalara yol verecek, yaya olarak ise karşıdan karşıya geçiş hakkının kendinde olduğunu bilerek rahatlıkla karşıdan karşıya geçecek.

[IMG]https://www.topragizbiz.com/blog/wp-content/uploads/2019/06/once-yaya.jpg[/IMG]

İçişler Bakanlığı tarafından 2019 yılının “Yaya Öncelikli Trafik Yılı” ilan edilmesiyle tüm Türkiye’de “Öncelik Hayatın, Öncelik Yayanın” sloganıyla bir kampanya başlatıldı.

2017 yılında toplam 7 bin 427 kişinin yaşamını yitirdiği trafik kazalarında, yaklaşık bin 681’inin yaya olarak yaşamını yitirdiği görülmekteydi. İçişler Bakanı Süleyman Soylu, trafikte yapılan denetlemeler ve uygulamalar ile son 3 ayda trafik kazaları sebebiyle yaşanan ölümlerde yüzde 36,5 azalma meydana geldiğini belirtti.

[KBASLIK] Araçlar yaya geçidini ve yayayı gördüğü zaman yavaşlayacak[/KBASLIK]
Avrupa’daki gibi yaya geçitlerinde yavaşlama ve yayaya yol verme düzenlemesi Şubat ayı itibariyle Türkiye’de de uygulanmaya başlandı. Türkiye’de ikamet eden tüm vatandaşlara gönderilen SMS ile “Artık trafikte geçiş üstünlüğü yayalarda. Sürücüler kavşak giriş ve çıkışlarına, yaya veya okul geçitlerine yaklaşırken yavaşlamalı, buralardan geçen yayalara durarak geçiş hakkını vermelidirler. Öncelik Hayatın, Öncelik Yayanın” bildirildi.
Ayrıca İçişler Bakanı Soylu, “Devlet trafik kazalarının önlenmesi için hem eylem yapar hem de gereğini yapar. Her şey ceza değil. Peki biz nasıl buna adım attık. Öncelikle TBMM, Karayolları Trafik Kanunu’nun 74. maddesinde bir değişiklik yaptı. Önceden bize okullarda hep şunu öğretirlerdi, ilk önce sağa sonra sola sonra tekrar sağa bakacağız. Bunun anlamı şuydu, trafikte sorumluluk yayaya aittir. Arabayı kollayacaksın ondan sonra yol boşsa çıkacaksın. Eğer bir şey olursa dikkatsizlik ve tedbirsizlikten kusur yine sana yazılacak. Oysa yeni kanunda yapılan değişiklik çok açık ve net. Kavşaklarda, trafik lambasının olmadığı yaya geçitlerinde, aynı zamanda da trafik polisinin olmadığı yerlerde araçlar yaya geçidini ve yayayı gördüğü zaman yavaşlayacak.”

Bu açıklama ile belirtildiği gibi daha önce yolun karşısına geçmek isteyen bir yayanın, sağa sola bakıp yolun boş olduğunu kontrol edip geçmek, eğer herhangi bir trafik kazası sonucu yaralanma ya da ölüm olduğunda yayanın dikkatsizliği ve tedbirsizliğinden kaynaklı olarak suçlu yaya oluyordu. Bu yeni düzenleme ile artık belirli yerlerde geçiş üstünlüğü yayalarda olmuş oldu.

Ayrıca yaya öncelikli trafik bildiğiniz üzere Avrupa’nın hemen hemen her yerinde uygulanmakta ve özellikle gurbetçilerimizin yurt dışında alıştığı trafik kavramlarını, Türkiye’de uyguladığında diğer araç sürücüleri tarafından sözlü ya da kornalı uyarılarıyla karşılaşamaktaydı. Bunların içinde en çok şikayet ettikleri ise; “yurt dışında yaya geçidine yaklaşırken yavaşlamak ve eğer yaya varsa araç duracak” kuralı alışkanlık olduğundan bu kuralı Türkiye’de uyguladığında, aracın yavaşladığını gören yayalar hemen yola atlayarak karşıya geçmeye çalışıyor. Arkada bulunan araçlar ise “neden durdun, neden yol veriyorsun, deyim yerindeyse tabakhaneye tabak yetiştirecekler gibi” kornalarıyla mesaj veriyorlar. Bu durumda gurbetçilerimiz ise ikilemde kalıyor. Özellikle bir çok sosyal medya sitesindeki yorumlarda “Türkiye’de yayalara yol vermek suç mu?”, “Yayaya yol veriyorum arkadan korna çalıyorlar, yol vermeyeyim mi?” gibi paylaşımlar görüyoruz.

[KBASLIK]Geçiş hakkı artık yayalarda[/KBASLIK]
Karayolları Trafik Kanunu’nun 74. maddesinde 26 Ekim 2018 tarihinde yapılan değişiklikle yayaya çarpma şeklinde gerçekleşen trafik kazalarında ölümlerin yaklaşık %23 oluşturması sebebiyle yapılan “Yaya Öncelikli Trafik” yasal olarak zemine oturtuldu.

Bu düzenleme ile bundan sonra araç sürücüleri, trafik ışığı bulunmayan ya da görevli Polis, Jandarma bulunmayan ancak trafik levha ve işaretiyle belirlenmiş kavşak giriş ve çıkışlarına, yaya veya okul geçitlerine yaklaşırken yavaşlamak, buralardan geçen veya geçmek üzere bulunan yaya varsa durarak ilk geçiş hakkını onlara vermek zorunda olacak. Eğer bu geçiş üstünlüğüne uymayan ve yakalanan araç sürücülerine ise 488 Türk Lirası idari para cezası kesilecek.

[KBASLIK] “Yaya Öncelikli Trafik” projesi ile trafik kazalarında ölümler %41 azaldı[/KBASLIK]
2019 yılının ilk aylarında yürürlüğe konulan “Yaya Öncelikli Trafik” projesi ile vatandaşlarımızın gösterdiği duyarlılık sayesinde yılın ilk 4 ayında trafik kazalarında ölümler, %41 azaldı.

İçişler Bakanlığı tarafından Mayıs ayının ilk haftası Türkiye’de ikamet eden vatandaşlara gönderdiği SMS ile trafik kazaları sonucu ölümleri %41 azaldığını bildirerek, bu yolda hep birlikteyiz diye trafik kurallarına daha da dikkat etmemiz gerektiği hakkında uyararak, tüm vatandaşlarımızın trafik haftasını kutladı.

[KAYNAK]Kaynak: [URL=”https://www.silayolundayiz.com/2019/05/yayalara-yol-vermeyen-suruculere-para-cezasi.html”]Türkiye’de Yayaya Yol Verirken Artık Arkadan Korna Çalmaya Cesaret Edemeyecekler[/URL][/KAYNAK]

Beğen
Beğen Muhteşem Haha İnanılmaz Üzgün Kızgın

Chp döneminde Deniz Müzesi yapılan tarihi Bezm-i Alem Valide Sultan Camii

[B][COLOR=rgb(184, 49, 47)]İstanbul’daki tarihi [/COLOR][COLOR=rgb(41, 105, 176)]Bezm-i Alem Valide Sultan Camii[/COLOR][COLOR=rgb(184, 49, 47)]’nin tıpkı Ayasofya gibi CHP’nin baskıcı tek parti döneminde ibadete kapatılarak deniz müzesine çevrildiği ortaya çıktı. [/COLOR][/B]

[IMG alt=”İlk kez duyacaksınız! Tarihi cami ile ilgili gerçek ortaya çıktı”]http://i2.haber7.net//haber/haber7/photos/2019/23/RzbOX_1560081918_3013.jpg[/IMG]

Gezi Parkı’ndaki şiddet olaylarında eylemcilerin bira içip, ayakkabılarıyla girerek saygısızlık yaptığı ve ‘üs’ olarak kullandığı Bezm-i Alem Valide Sultan (Dolmabahçe) Camii daha önce de CHP zulmüne maruz kalmıştı. 1948’de müzeye çevrilen ve 27 Mayıs darbecileri tarafından karargah olarak kullanılan Bezm-i Alem Valide Sultan Camii’nde 1967’ya kadar ezan sesi yükselmedi. Star gazetesi Müslümanların içini acıtan ve tarihe kara bir leke olarak geçen vahim olayın fotoğraflarına ulaştı. 19 yıl ezan sesine ve müminlere hasret bırakılan Dolmabahçe Camii’nin müze çevrilmesinin ardından dönemin Cumhurbaşkanı Celal Bayar’ın buradaki sergiyi gezdiği güne ait fotoğraflar ortaya çıktı.

[KBASLIK]EZANA HASRET KALDI [/KBASLIK]
CHP’nin tek parti döneminde 1950’ye kadar 513 cami; 327 cami arsası, bin 70 mescit satıldı, türbeler, darüşşifalar, imaretler ve mezarlıklar talan edildi. Sultanahmet ve Bursa Alacahırka camileri de barınak yapıldı. İstanbul Boğazı’nda ‘Dolmabahçe Camii’ olarak bilinen Bezm-i Alem Valide Sultan Camii 31. Osmanlı Padişahı Sultan Abdülmecid’in annesi, Padişah II. Mahmud’un eşi Bezm-i Alem Valide Sultan tarafından inşa ettirilen, mimarisi neoklasik ve ampir üslubun belirgin özellikleriyle göz dolduran cami de 19 yıl boyunca aynı kaderi yaşadı. Sultan Abdülmecid tarafından yapımı tamamlanan ve 23 Mart 1855 tarihinde ibadete açılan Dolmabahçe Camii’nin 1948-1967 yılları arasında CHP döneminde kapısına kilit vuruldu. 1948’de ibadete kapatılan camii 1961’e kadar müze olarak kullanıldı.

[IMG]http://i2.haber7.net//haber/haber7/photos/2019/23/nw1Qc_1560082718_1573.png[/IMG]

[KBASLIK]İSMET İNÖNÜ MÜZE YAPTI [/KBASLIK]
Camiinin müze olarak açılışını ise 28 Eylül günü 1948’de İsmet İnönü tarafından yapıldı. 1948-19 61 yılları arasında Hünkâr Kasrı ile birlikte ‘Deniz Müzesi ve Arşivi Müdürlüğü’ olarak kullanılan cami, müzenin Beşiktaş’taki İskele Meydanı’nda Türk Amirali Kapdan-ı Derya Barbaros Hayreddin Paşa’nın türbesi karşısında yeni binasına taşınmasıyla hizmete açılabildi. Dolmabahçe Camii, 1966 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından restore edilmesinin ardından 1967 tarihinde tekrar ibadete açılabildi.

[IMG]http://i2.haber7.net//haber/haber7/photos/2019/23/P4nNw_1560081645_9467.jpg[/IMG]

[KBASLIK]ŞEHİR PLANLAMASI KILIFIYLA İLK DARBE[/KBASLIK]
Yaklaşık 100 yıl boyunca müslümanların ibadet mekanı olan Dolmabahçe Camiinin kaderi 1930’lu yıllarda istanbul’un nazım planının yeniden ele alınması ile değişti. Dolmabahçe Camii’ne ilk darbe ‘şehir planlaması’ adıyla vuruldu. Fransız mimar Henri Prost’un projesi ile Dolmabahçe-Harbiye arasında Kadırgalar Caddesi açılması kararlaştırıldı. Proje kapsamında Bezm-i Alem Valide Sultan Camii’nin tarihi avlusu ve dış duvarları söküldü. Yıkılan cami avlusu ve duvarların yerine cadde yapıldı.

[IMG]http://i2.haber7.net//haber/haber7/photos/2019/23/h7HsW_1560081659_674.jpg[/IMG]

[KBASLIK]800 CAMİ KAPATILDI[/KBASLIK]
CHP’nin tek başına iktidar olduğu 1940 1950’li yıllarda çok sayıda cami kapatıldı. CHP’nin tek parti döneminde 1950’ye kadar 513 cami; 327 cami arsası, bin 70 mescit satıldı. Yıkılmayan camiler CHP’li işadamları tarafından satın alınarak işyeri, depo ve imalathane olarak kullanıldı. CHP tarafından kapatılan camilerin bir kısmı Demokrat Parti’nin (DP) iktidara gelmesinin ardından tekrar ibadete açıldı. Adnan Menderes de 1957 Adana mitinginde, CHP’nin 800 camiyi kapattırdığını söylemiş; bu konuşma Yassıada Mahkemesi’ndeidam kararı gerekçeleri arasında sayılmıştı.

[IMG]http://i2.haber7.net//haber/haber7/photos/2019/23/uHuEz_1560082757_4848.png[/IMG]

[IMG]http://i2.haber7.net//haber/haber7/photos/2019/23/068o2_1560081709_0974.jpg[/IMG]

[IMG]http://i2.haber7.net//haber/haber7/photos/2019/23/6bLsr_1560082789_1741.png[/IMG]

Beğen
Beğen Muhteşem Haha İnanılmaz Üzgün Kızgın

Hz.muhammed (sav)’in Hayatı ve İslam’a daveti

[QUOTE][B][COLOR=rgb(85, 57, 130)]Alemlere rahmet peygamberimiz Hz.Muhammed (sav)’ın hayatıyla ilgili oldukça geniş bir kaynak. Her Müslümanın okuyup bilmesi gereken bir hayat. Konu başlıkları eklendikçe buradaki linklere tıklayarak o konuya ulaşabilirsiniz. Her konu açıldığında buradaki başlıklar da link eklenerek güncellenecektir.[/COLOR][/B][/QUOTE][KRSAG=https://www.topragizbiz.com/blog/wp-content/uploads/2019/06/hz-muhammed.png]Hz.muhammed (sav) yazısı[/KRSAG]Hz Peygamberin hayatı ve İslam daveti mü’min kullar için bir hidayet rehberdir. O’nun risalet öncesi ve sonrası örnek ahlakı, imanı, cesaret ve azmi, cehalet, küfür ve şirkle mücadelesi imanlı kalplere bir müjde ve mukaddes öğüttür. Bu yüzden O’nun hayatı çok iyi anlaşılmalı ve örnek alınmalıdır.

[KBASLIK]Hz. Peygamberin hayatı ve İslam daveti[/KBASLIK]
Yüce Allah, Hz. Muhammed’in (sav) kalbine indirdiği Kur’an ile iman ve İslam’ı bahşetmiş, hanifliği öğreterek tevhid nuru ile aydınlanmak isteyen gönüllere cennetlerini vaad etmiştir.

Bugün hür ve gönülden tebası olmaya gayret ettiğimiz İslam; cehaletin ve şirkin en koyu karanlıklarından, münafık ve kafirlerin her türlü isyanlarına rağmen mü’minlerin canı ve malı pahasına çıkmış, başta Peygamberimiz (sav) olmak üzere sahabelerin, muhacirlerin ve ensarın iman dolu göğüsleri neticesi bugünlere kadar gelebilmiştir.

Bu davet ve karanlıklardan çıkış insanlık tarihinin en büyük destanlarından biridir ve her noktasında Allah’ın Yüce irade ve ilminin eserini taşımaktadır. Mü’min; bu ibret ve iman dolu destanı okumak, tevhid nurunu ve şirk tehlikesini iyi bellemek, doğru yolu unutmamak ve İslam’ı yaşatmak zorundadır. Sn.Celaleddin VATANDAŞ’ın “Hz. Peygamberin (sav) hayatı ve İslam Daveti” adlı eserinden uyarlanan bu destansı sayfalarda hakikati, imanı ve esenliği tüm detayı ile bulacaksınız.

Allah anılan esere emeği geçen herkesten, okuyandan ve okutandan razı olsun.

[IMG]https://www.topragizbiz.com/blog/wp-content/uploads/2019/06/hz-muhammedin-mekke-hayati.png[/IMG]

[B][COLOR=rgb(184, 49, 47)]BÖLÜM: 1 RİSALET ÖNCESİ[/COLOR]

1. [/B]Abdulmuttalib’in Yetimi
[B]2.[/B] Farklı Bir Çocuk
[B]3.[/B] Faziletler Birliği (Hilfu’l-Füdul)
[B]4.[/B] Ticaret ve evlilik
[B]5.[/B] En güvenilir kişi
[B]6.[/B] Fikri Uyanış
[B]7.[/B] İlahi seçim ve görev

[B][COLOR=rgb(184, 49, 47)]BÖLÜM: 2 BİREYSEL DAVET YILLARI[/COLOR]

8.[/B] İlk talimatlar
[B]9. [/B]Davete bireysel hazırlık
[B]10. [/B]İlk Mü’minler
[B]11.[/B] Vahyin Korunması ve Doğru Anlaşılması
[B]12.[/B] Bir Tevhid Eylemi: Namaz
[B]13. [/B]İlk tepkiler
[B]14.[/B] Geleneksel Rekabetler ve Kişisel Husumetler
[B]15.[/B] Davetin zorlukları
[B]16.[/B] İman kardeşliği
[B]17.[/B] İnancın ve hayatın referansı
[B]18.[/B] Safların ayrılışı
[B]19.[/B] Davetin yöntemi
[B]20.[/B] Davetin merkezileşmesi

[B][COLOR=rgb(184, 49, 47)]BÖLÜM: 3 KİTLESEL DAVETİN BAŞLAMASI[/COLOR]

21.[/B] Kitlesel davetin başlaması
[B]22. [/B]Şaşkınlığın girdabında
[B]23. [/B]Mekke şehir devleti
[B]24.[/B] Sorumluluktan kaçış
[B]25.[/B] Yolcu ve rehberi
[B]26.[/B] İslâm Davetinin Muhalifleri ve Muhatapları
[B]27.[/B] Büyük korku
[B]28.[/B] Kitlesel Davetin ilk Günleri
[B]29. [/B]Zandan İlme – Kuşkudan Güvene
[B]30. [/B]Din ve gelenek
[B]31. [/B]Putçu Zihniyet ve Putları
[B]32.[/B] Hz. İbrahim’in Örnek Daveti ve Nemrut

[B][COLOR=rgb(184, 49, 47)]BÖLÜM: 4 İSLAM DAVETİ VE İTİRAZLAR[/COLOR]

33.[/B] Organize tepkiler
[B]34.[/B] Ahlak isyanı
[B]35. [/B]İnsan ve değeri
[B]36.[/B] Düşmanlığın Toplumsal Nedenleri
[B]37.[/B] Zorba Bir Sistem Ve Akıbeti
[B]38.[/B] Batılın korkaklığı
[B]39.[/B] Allah’ın Rahmetini Paylaştırmaya Kalkışanlar
[B]40.[/B] Kurana Yönelik İtirazlar

[B][COLOR=rgb(184, 49, 47)]BÖLÜM: 5 ŞİDDET YILLARI[/COLOR]

41. [/B]Güneş ve Ay
[B]42.[/B] Baskı ve işkence
[B]43.[/B] Eskinin işkencecileri
[B]44. [/B]Şiddete rağmen davet
[B]45.[/B] Birinci Habeşistan Hicreti
[B]46. [/B]İkinci Habeşistan Hicreti
[B]47.[/B] Bir mucize
[B]48.[/B] İslam’a yeni katılanlar
[B]49. [/B]Müşriklerin Anlaşma Çabaları
[B]50.[/B] Teklif – tehdit – iftira
[B]51.[/B] Tehdide tehdit
[B]52.[/B] Sizin Dininiz Size, Benim Dinim Bana

[B][COLOR=rgb(184, 49, 47)]BÖLÜM: 6 ZORLUK YILLARI VE HİCRET[/COLOR]

53.[/B] Boykot yılları
[B]54. [/B]İlahi yardım
[B]55. [/B]Boykot yıllarındaki İslam daveti
[B]56.[/B] Hayatın kitabı: Kur’an
[B]57.[/B] Müşriklerin Kur’an hayranlığı
[B]58.[/B] Hüzün yılı
[B]59.[/B] Taif yolculuğu
[B]60.[/B] MİRAÇ
[B]61.[/B] AKABE Görüşmeleri
[B]62. [/B]HİCRET

[IMG]https://www.topragizbiz.com/blog/wp-content/uploads/2019/06/hz-muhammedin-medine-hayati.png[/IMG]

[B][COLOR=rgb(65, 168, 95)]BÖLÜM: 1 İMAN YURDUNUN İNŞASI[/COLOR]

63.[/B] Yeni bir yurt
[B]64.[/B] Hicret
[B]65.[/B] Medine’de ilk aylar
[B]66.[/B] Medine İslam devletinin inşası
[B]67. [/B]İslam’ın yeni muhalifleri; Yahudiler
[B]68.[/B] Kıblenin değiştirilmesi
[B]69. [/B]Suffenin yoksulları
[B]70. [/B]Bir arınma yolculuğu: Oruç
[B]
[COLOR=rgb(65, 168, 95)]BÖLÜM: 2 İSLAM VE SAVAŞ[/COLOR]

71.[/B] Savaş
[B]72.[/B] Ayırma günü (Yevmü’l Furkan) : Bedir
[B]73. [/B]Bayram günleri
[B]74.[/B] Hareketli aylar
[B]75. [/B]Tahammülün sınırı
[B]76.[/B] Egemenliğin inşası
[B]77.[/B] İntikam savaşı: Uhud
[B]78.[/B] Uhud’un kazandırdıkları
[B]79.[/B] İntikam kurbanları
[B]80. [/B]Nadirlilerin Medine’den kovulmaları
[B]81. [/B]Kureyş’in zor günleri

[B][COLOR=rgb(65, 168, 95)]BÖLÜM: 3 İSLAM VE CAHİLİYENİN DİRENİŞİ[/COLOR]

82.[/B] Temiz bir hayat
[B]83. [/B]Sorumluluk bilinci
[B]84. [/B]Mutedil bir din
[B]85. [/B]Örnek Kur’an neslinin eğitimi
[B]86. [/B]Resul: Örnek şahsiyet
[B]87. [/B]Bir yol arkadaşı
[B]88.[/B] Kölelikten kurtuluş
[B]89.[/B] İzzet ve kuvvetin sahipleri
[B]90. [/B]İftira (İfk olayı)
[B]91.[/B] Bir evlilik ve bir sıkıntı

[B][COLOR=rgb(65, 168, 95)]BÖLÜM: 4 KUŞATMA VE AÇILIM[/COLOR]

92.[/B] Topyekun kuşatılma: Hendek Savaşı
[B]93.[/B] İhanetin bedeli
[B]94. [/B]Siyasi egemenliğin tesisi

[B][COLOR=rgb(65, 168, 95)]BÖLÜM: 5 DÖNÜM NOKTASI[/COLOR]

95.[/B] Hubeydiye
[B]96. [/B]Zafere doğru
[B]97. [/B]Davet mektupları
[B]98.[/B] Hayber
[B]99. [/B]Aşk ve kıskançlık
[B]100. [/B]Yoksulluk ve zenginlik
[B]101.[/B] Kaza Umresi
[B]102.[/B] Mekke’nin ciğerpareleri
[B]103.[/B] Kuzeyin güvenliği ve Mute

[B][COLOR=rgb(65, 168, 95)]BÖLÜM: 6 ZAFER VE VEDA[/COLOR]

104. [/B]Zafer: Mekke’ye dönüş
[B]105. [/B]Huneyn
[B]106.[/B] Taif kuşatması
[B]107.[/B] Şirkin hezimeti
[B]108.[/B] Kurtaran veya saptıran itaatler
[B]109.[/B] Sadakat seferi: Tebük
[B]110.[/B] Pişmanlık ve af
[B]111.[/B] Fitne Meclisi: Dırar
[B]112.[/B] Sahte imanın adamları: münafıklar
[B]113.[/B] İlahi ultimatom
[B]114. [/B]Veda
[B]115.[/B] Tercih ve ayrılış
[B]116.[/B] İslam’ davetin kronolojisi

Beğen
Beğen Muhteşem Haha İnanılmaz Üzgün Kızgın