Ermenistan Cumhuriyeti

Ermenistan

Baskent Erivan
Resmî diller Ermenice
Yönetim Şekli Başkanlık Sistemi
Yüzölçümü 29.743 km²
Nüfus 3.262.600
Nüfus Yoğunluğu 110 kişi/km²
Para birimi Ermeni dramı
Zaman dilimi UTC (UTC+4) – DST (UTC+5)
Telefon kodu +374
İnternet TLD .am

Ermenistan (Ermenice: Հայաստան Hayastan, /hɑjɑsˈtɑn/) ya da resmî adıyla Ermenistan Cumhuriyeti (Ermenice: Հայաստանի Հանրապետություն Hayastani Hanrapetut‘yun, /hɑjɑsˈtɑni hɑnɾɑpetuˈtʰjun/), Güney Kafkasya’da denize kıyısı olmayan bir ülkedir.

Daha önce Sovyetler Birliği’ne bağlı bir cumhuriyet iken Eylül 1991’de bağımsızlığını ilan etmiştir. Kuzeyinde Gürcistan, doğusunda Azerbaycan, güneyinde İran, batısında ise Türkiye ve Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti bulunur. 1 Ocak 2011 itibarıyla nüfusu 3.262.600 kişidir. Başkenti ve en büyük şehri Erivan’dır;[4] Gümrü, Vanadzor, Eçmiadzin ve Hrazdan da ülkenin diğer önemli şehirlerindendir.

Ermenistan Birleşmiş Milletler, Avrupa Konseyi, Bağımsız Devletler Topluluğu, Karadeniz Ekonomik İşbirliği, Dünya Ticaret Örgütü ve yaklaşık otuz diğer örgütün üyesidir.

Etimoloji

Bir coğrafi tanım olarak Arminiya veya Armaniya adına en erken eski Fars (Pers) imparatoru I. Darius’un yaklaşık MÖ 510 tarihli Bisutun Anıtı’nda rastlanır. MÖ 399 yılında bölgeyi gezerek ayrıntılı tasvirler yapan Yunan tarihçi Ksenofon’un eserinde ülke adı Armenia olarak geçer.

Strabon Coğrafya’sında (MS 1. yüzyıl) ve Roma İmparatorluğu’nun idari bölünümünde Armenia sınırları şöyle tanımlanır: Batıda Fırat nehri, güneyde Güneydoğu Toros sıradağları, güneydoğuda Hakkâri dağları ve Urmiye Gölü, kuzeydoğuda Sevan Gölü ve Karabağ, kuzeyde Çıldır Gölü ve Doğu Karadeniz Dağları. Ortaçağ Arap kaynaklarında aynı bölgenin adı Armaniyya veya Ermeniyye (Ar: أرمنية) olarak geçer. Eski Türkçe metinlerde Ermeniyye adına 15. yüzyıla kadar rastlanır.

Yüzyıllarca sadece tarihi bir isim olarak hatırlanan "Armenia/Ermenistan" adı, 19. yüzyılın milliyetçi politikaları döneminde tekrar güncel anlam kazanmıştır.

Vahşetle kurulmuş Ermenistan’ın doğuşu

Tarihi Ermenistan’ın bir kısmı olan bugünkü Ermenistan, Kaçar Hanedanı’na bağlı Revan Hanlığı’ndan ibaretti. 1827’de Paskeviç yönetimindeki Rus ordusu tarafından fethedilmiş ve Kaçarlar 22 Şubat 1828 tarihli Türkmençay Antlaşması ile 4. Maddesi gereğince Revan Hanlığı üzerindeki hak talebinden vazgeçmşitir. 21 Mart 1828’de reorganize edilen idari birime Ermeni Oblastı (Армянская область / Armyanskaya Oblast) adı verilmiştir.

Oblastın o tarihte %18 dolayında olan Ermeni nüfusu, Rus yönetimi tarafından davet edilen İran Ermenilerinin göçü sonucunda 20. yüzyıl başında %48 düzeyini bulmuştur. I. Dünya Savaşı sırasında Osmanlı İmparatorluğundan mülteci olarak gelen Ermenilerle birlikte bu sayı %70’lere ulaşmıştır.

1850’da Erivan Guberniyası (Эриванская губернія / Erivanskaya Guberinya) kurulmuştur ve Guberniya 27.830 kilometre karelik bir alana sahipti. 1897’de yapılan nüfus sayımına göre Erivan Guberniyası’nın nüfusu 829.556 kişi olup toplam nüfusun % 56’sı Ermeni, % 37,5’i Azeri, % 5,5’i Kürt ve % 0,6’sı Rus’u etnik gruplardan ibaretti.[9] I. Dünya Savaşı sırasında Osmanlı İmparatorluğu’nda gerçekleşen etnik çatışmalar Ermeni Kırımı’na sebep oldu ve günümüzde modern Ermenistan ile Osmanlı İmparatorluğu’nun halefi Türkiye arasındaki gergin ilişkilerin temelini oluşturdu.

1917 Devrimi’nden sonra Rus Devletinin çöküşü üzerine kurulan Transkafkasya Federasyonu 26 Mayıs 1918’de üç cumhuriyete bölündü ve 28 Mayıs 1918’de Erivan’da Ermenistan Demokratik Cumhuriyeti ilan edildi. İkibuçuk yıl süren bağımsızlığı sırasında ekonomik, askeri ve siyasi krizlerle sarsılan cumhuriyet 1920 Kasım ayında Türk ve Sovyet ordularının eş zamanlı işgaline uğrayarak bağımsızlığını kaybetmiş ve 2 Aralık 1920’de Ermenistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti adıyla Sovyetler Birliği’ne katılmıştır.

Ermenistan Cumhuriyeti

Sovyetler Birliği’nin son döneminde 7 Aralık 1988 tarihinde Leninakan (zamanımızda Gümrü) ve Spitak şehirlerinde 6,9 magnitüd büyüklüğünde bir sarsıntı yer aldı. Bu deprem, şehirleri yıktı ve yaklaşık 25.000 kişinin hayatına mal oldu. Özellikle Sovyet ekonomisi için daha olumsuz bir tesadüf olamazdı: SSCB aynı zamanda Sovyet-Afgan Savaşı yer almakta idi ve iki sene önce Ukrayna SSC’nde yer alan Çernobil reaktör kazası, insanî ve ekolojik bir felaket olması dışında SSCB için çok büyük bir finansal sorun oldu. Sovyet yetkililer, depremin ekonomik etkilerinin altından kalkma problemi ile karşılaştılar.

Aynı senede Ermenistan Sovyet Cumhuriyeti ile Azerbaycan arasında Dağlık Karabağ (Nagornıy Karabağ) bölgesi üzerinde anlaşmazlık çıktı. Azerbaycan’a ait olan; fakat nüfus çoğunluğu Ermenilerden oluşan bir özerk bölge olan Dağlık Karabağ Özerk Oblastı’nda Ermeniler ayaklanarak ayrı bir cumhuriyet ilan ettiler. Ermenistan ile Azerbaycan savaşın eşiğine gelirken her iki cumhuriyette Azeri ve Ermeni azınlıklar şiddet olaylarına maruz kaldı. Çatışmalar sürerken Mayıs 1990’da Yeni Ermenistan Ordusu kurularak Sovyet ordusundan fiilen bağımsız bir ordu yapısı oluşturuldu.

Sovyetler Birliği’nin dağılması üzerine Ermenistan 23 Ağustos 1991’de bağımsızlığını ilan etti. Şiddetlenen Ermeni-Azeri savaşında Ermenistan, D. Karabağ ile Ermenistan arasındaki Laçın Koridoru’nu da işgal ederek D. Karabağ’ı fiilen kendisine ilhak etti. Azerbaycan’ın Ermenistan’a uyguladığı ekonomik ambargo, ülkede büyük sıkıntılara yol açtı. 1993’te Türkiye de Ermenistan’a karşı ambargoya katıldı. D. Karabağ savaşı 1994’te Rusya’nın dikte ettiği ateşkesle sona erdi.

Hâlen Ermenistan, Birleşmiş Milletler tarafından Azerbaycan’a ait sayılan toprakların %20’ni (D. Karabağ ve Laçin Koridoru dahil) işgal altında bulundurmaktadır. Türkiye bu durumu gerekçe göstererek Ermenistan Cumhuriyeti ile diplomatik ilişki kurmaktan kaçınmış ve bu ülke ile sınırlarını trafiğe kapatmıştır.

Ermenistan siyasetinde D. Karabağ kökenli siyasi örgüt ve kişilerin egemenliğine dikkat çeken bazı gözlemciler, Ermenistan’ın D. Karabağ’ı değil, aksine D. Karabağ’ın Ermenistan’ı ilhak ettiğini ileri sürmüşlerdir.

Bayrak

Ermenistan bayrağı, takma adıyla üç renkli (Ermenice: Եռագույն, Yeřaguyn), Ermenistan’ın resmî bayrağıdır. Kırmızı, mavi ve turuncu üç eşit genişlikli yatay şeritten oluşan bayrak 24 Ağustos 1990’da Ermenistan Sovyet Prezidyumu tarafından kabul edilmiş ve 15 Haziran 2006’da Ermenistan Ulusal Bayrağı Kanunu ile, Ermenistan Millî Meclisi tarafından onaylanmıştır.

Tarih boyunca Ermenistan’ı simgeleyen bayraklar birçok kez değişmiştir. Geçmişte Ermenistan’da hüküm süren her bir hanedan ailesi kendi bayrağına sahip olduğu için, genelde üzerlerinde farklı hayvan sembolleri bulunan bu bayraklar Ermenistan’ı temsil etmiştir. Bunun yanı sıra 20. yüzyılda Sovyet egemenliği altında da birçok kez bayrak değişikliğine gidilmiştir.

Ülkenin anayasasına göre bayraktaki kırmızı; Dağlık Ermenistan’ı, Ermenilerin hayatta kalma mücadelesini ve Hristiyan inancının korunmasını, mavi; Ermenistan halkının barışçıl bir gökyüzü altında yaşama iradesini, turuncu ise Ermenistan halkının yaratıcılığını ve çalışkan mizacını simgelemektedir.

Arma

Ermeni Arması

Ermenistan arması, Ermenistan resmi armasıdır. 19 Nisan 1992 tarihinde parlamento tarafından onaylanmıştır. Üstünde Ermenilere ait semboller ile sola bakan bir Kartal sağa bakan bir aslan figürü bulunmaktadır. Armanın tam ortasındaki turuncu kalkanın içindeki dağ ise Ağrı Dağı’dır. Arma, Ermenistan’ın hedefleri ve yaşamları hakkında bilgiler vermektedir.

Dış ilişkiler

Nisan 2008’den beri devletin Dışişleri Bakanı Eduard Nalbandyan’dır. Ermenistan’da 30 büyükelçilik bulunmaktadır, ve yurtdışında Ermenistan’ın 36 dış temsilciliği vardır. Eski Sovyetler Birliği cumhuriyeti olması nedeniyle Ermenistan Cumhuriyeti bir Bağımsız Devletler Topluluğu üyesidir.2 Mart 1992 tarihinde bir Birleşmiş Milletler üyesi olmuştur. 25 Ocak 2001 tarihinde Azerbaycan ile Avrupa Konseyi üyeliğini kazanmıştır, Ermenistan Cumhuriyeti yaklaşık kırk uluslararası örgütün üyesi veya gözlemcisidir.

Moskova'da yapılan bir toplantıda Cumhurbaşkan Serj Sarkisyan (sağ), İlham Aliyev (sol) ve Dmitri Medvedev (orta) ile.

Azerbaycan ile ilişkileri soğuktur, bu iki ülkenin arasında diplomatik ilişkiler olmamaktadır. Özellikle Karabağ Savaşı ve bunun etkileri nedeniyle gerilimler vardır. 1994’te bir ateşkes anlaşması yapılmasına rağmen, savaştan önce Azerbaycan toprağı olan bölge (eski sınırların %16’sı) günümüzde Ermenistan’lılar tarafından kontrol edilmektedir. ; Azerbaycan’da yaşadığı yerden zorunlu göç etmek zorunda kalan yaklaşık 528.000 kişi ve Ermenistan’dan kaçan 300.000 Azeri sığınmacı bulunmaktadır.

Türkiye, Ermenistan’ın bağımsızlığını 16 Aralık 1991 tarihinde tanıyarak ülkeyi tanıyan dünyanın ilk ülkelerinden birisi olmuştur. Buna rağmen, Ermenistan ile Türkiye arasındaki diplomatik ilişkiler henüz soğuktur. 1993’te Türkiye, Azerbaycan’da yer alan Ermeni işgâlleri nedeniyle Ermenistan ile paylaştığı sınırı kapatmıştır ve bu sınır halen kapalıdır. Ermeni diasporası faaliyetleri de bir anlaşmazlık nedenidir.

İdari bölgeler

Ermenistan on bir bölgeye (մարզ, "marz"; çoğul. մարզեր, "marzer") bölündürülmektedir. Ancak ülkenin başkenti Erivan, hem şehir hem de marz olarak sayılmaktadır.

Her marz, devlet hükûmeti tarafından idare edilmektedir;[her marzın valisi hükûmet tarafından seçilir, ve bu valiler, hükûmetin bölgesel politikasını yerine getirmeleri ve cumhuriyete ait yürütme organlarının bölgesel işlerini düzenlemeleri gerekmektedir.

Ermenistan’ın en büyük şehirleri

Ermenistan, Asya’nın Güney Kafkasya bölgesinde bulunan, denize kıyısı olmayan bir ülkedir. Karadeniz ve Hazar Denizin arasında bulunarak, kuzeyinde Gürcistan, doğusunda Azerbaycan, güneyinde İran ve batısında Türkiye ve Azerbaycan’ın Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti ile sınır paylaşmaktadır.

Erivan

Gümrü

Ermenistan’ın toplam alanı 29.743 km2’dir. Toprakları dağlık, yüksek rakımlı ve engebelidir; toprakların %90’ı 900 metreyi aşan yükseltilerden oluşur ve tarıma uygun çok az toprak vardır. Ülkenin en yüksek dağı, 4.090 metre rakımı olan Alagöz Dağı’dır; en düşük rakımı ise 400 metre yükseklikte olan Debed Nehri’nde bulunmaktadır.

Ülkenin iklimi karasaldır; yazlar sıcak ve kurak, kışlar ise soğuk oluyor. Isı derecesi genellikle rakıma göre değişiyor. Ermenistan’ın dağları, Karadeniz ve Akdeniz’in iklimsel etkilerini engelliyor, ve böylece mevsimsel çeşitlilik var.

Ermeni Platosu’nda kış ortası ortalama derecesi 0°C, yaz ortası ortalama derecesi 25 °C’i aşıyor. Ülkenin ortalama yağış oranı, Aras Vadisi’nde senede 250 milimetre, en yüksek rakımlarda ise 800 milimetre.

Ermenistan bakır, demir, boksit, molibden, altın, kurşun ve çinkoca zengindir. Büyük ponza, mermer, tüf, perlit, kireç taşı, bazalt ve tuz yatakları da bulunmaktadır.

Ermenistan, Arap ve Avrasya levhalarının yöneldiği bölgesinde bulunmaktadır ve bundan dolayı tarihi boyunca birçok büyük deprem ülkede yer almıştır. Zaten Kafkas Dağları, yaklaşık 25 milyon sene önce bu levhaların arasında bir levha hareketi nedeniyle oluştu. Ülkede yer alan en son önemli sarsıntı, 25.000 kişinin ölümüne ve Spitak şehrin neredeyse tamamen yıkılmasına sebep olan 1988 Spitak Depremidir.

Demografi

Ocak 2008 itibarıyla Ermenistan’ın toplam nüfusu 3.230.100 kişi civarındadır, ve nüfusun büyüme oranı yaklaşık %0,2’dir. Ekonominin son on yıldaki ortalama büyüme oranı %5,2’dir. 2010-2013 arasında ise %3 küçülmüştür. Ülkenin başkenti Erivan, 1.107.800 kişi nüfusu (toplam nüfusunun %34,3’ü) ile nüfus bakımından hem ülkenin en büyük şehri hem de en büyük marzıdır. Ermenistan’ın nüfus yoğunluğu, km2 başına 109 kişi, ve Erivan, km2 başına 4.480 kişi ile yine de ülkenin en büyük nüfus yoğunluğuna sahip olan marzıdır. Ülkenin nüfus yoğunluğu, Moldova’dan sonra eski Sovyetler Birliği ülkelerinin arasında en büyük ikinci nüfus yoğunluğudur, ve dünya çapında ise 98-inci. Toplam nüfusunun %64,1’i kentlerde ve %35,9’u köylerde yaşamaktadır. Her 100 kadına 87,3 erkek bulunmaktadır; bu kadınların lehine olan dünyanın en yüksek yedinci cinsiyet oranıdır. Ermenistan’da eğitim, yasal olarak bir insan hakkıdır, ve temel eğitim şarttır. Devlet ortaeğitim okullarında da eğitim ücretsizdir. Ermenistan’daki okuryazarlık oranı %99,4 (erkek oranı %99,7, kadın oranı %99,2).

Neredeyse bütün Ermenistan nüfusu Ermenilerden ibarettir, ancak en son nüfus sayımına göre Ezidi (40.620 kişi), Rus (14.660 kişi), Süryani (3.409 kişi), Ukrayna (1.633 kişi), Kürt (1.519 kişi), Yunan (1.176 kişi) ve diğer toplumlar (4.640 geri kalan kişi) da var. Sovyetler Birliği’nin dağılmasından önce büyük bir Azeri toplumu da vardı.

(1989’daki Sovyet nüfus sayımına göre Ermenistan nüfusunun %2,5’i, yani 84.860 kişi, Azeri idi ), ama toplumlar arası gerilimler, özellikle Karabağ Savaşı nedeniyle neredeyse hiç Azeri kalmamış. Ermenistan’da en çok konuşulan dil Ermenice; asıl ülkede konuşulan Ermenice türü Doğu Ermenicesi’dir. Sovyet dönemi boyunca Ermenistan’daki okulların öğretim dilleri Ermenice ve Rusça idi, ve böylece neredeyse bütün kent nüfusu ve köy nüfusun tamamı Rusça konuşabiliyordu. Günümüzde ise ülkenin en çok konuşulan ikinci dil hâlâ daha Rusça’dır, ve İngilizce gibi Batı Avrupa dilleri pek bilinmiyor. Azınlıklar tarafından konuşulan diller Kürtçe, Süryanice, Pontus Rumcası ve Karabağ Savaşı’ndan önce Azerice.

301 yılında Ermenistan, Hristiyanlığı devletin dini olarak uygulayan dünyanın ilk ülkesi olmasıylabirlikte Hristiyanlık, özellikle Ermeni Apostolik Kilisesi Ermenistan’daki en yaygın dinidir (nüfusun ≈%94’ü Ermeni Apostolik’tir), ancak zamanımızda anayasal olarak Ermenistan seküler bir ülkedir, böylece vicdan ve din özgürlüğü kanunen desteklenmektedir (diğer yasalara aykırı değil ise ). Nüfusun geri kalanına ait en büyük dinler, diğer Hıristiyan tarikatları (Katolisizm, Rus Ortodoks v.s.), Ezidilik ve İslam’dır.

İklim

Ermenistan İklimi

Ermenistan’da karasal iklim görülmektedir. Yaz aylarından başlayarak Eylül ortasına dek oldukça kurak ve sıcak bir iklim hüküm sürmektedir. Nem oranı oldukça düşüktür. Sonbahar mevsimi uzun sürerken ilkbahar sezonu oldukça kısa sürmektedir.

Kış ayları oldukça sert geçmektedir. Yoğun bir kar ve yağmur görülmekte ve sıcaklıklar -5 derece ile –10 derece arasında değişmektedir.

Din ve İnanç

Ermenistan 301 yılında Hıristiyanlığı devletin dini olarak uygulayan dünyanın ilk ülkesi olmuştur ancak bugün seküler bir devlet yapısına sahip olmaklar birlikte nüfusun yüzde 93 kendilerini Ermeni Apostolik Kilisesi’ne, geriye kalan yüzdelik kesim ise Katolik, Rus Ortodoks, Müslüman, Ezidi, Ateist, Musevi ve diğer inançlara bağlı olarak tanımlamaktadır.

Dil

Resmi dili Ermenice’ dir. Bunun yanı sıra Rusça ve İngilizce oldukça yaygındır.

Siyasi ilişkilerden dolayı ülkede Azerice veya Türkçe konuşulduğunda yerli halktan beklenmedik bir tepki görülebilmektedir.

Ekonomi

Ermenistan’ın ekonomisi ağırlıklı olarak yatırımlara ve yurtdışında yaşayan Ermenilerin desteğine dayanmaktadır. Büyük ölçüde sanayi tabanlı-Ermenistan’ın bağımsızlığını kazanmadan önce ekonomisi büyük ölçüde sanayi tabanlı (kimyasallar, elektronik eşyalar, makineler, işlenmiş gıda, sentetik kauçuk, tekstil) ve dış kaynaklara bağlı idi. Günümüzde başlıca ithal ürünleri otomotiv, altın, tütün mamülleri, buğday, makine ve aksamıdır.

Metsamor Santrali Sorunları

1977 yılında inşa edilmiş olan Santral eski teknolojisi ve taşıdığı büyük risk sebebiyle, Ermenistan’ın Türkiye ve Avrupa ilişkilerinde önemli konu olmuştur. Keza Metzamor Nükleer Santrali bugün dünyadaki mevcut santraller içerisinde en güvensiz reaktör olma özelliğini taşımaktadır . Yapılan araştırmalar göstermekte ki, eskiyen teknolojisi ve yakıt tanklarının soğutma teknolojisinin günümüze uygun olmaması sebebiyle kapatılması gereken bir Nükleer Santral olarak kabul edilmektedir.

Metsamor Nükleer Santrali

Çernobil ile kıyaslanacak olursa bugünkü Metsamor’un taşıdığı risk daha iyi anlaşılır. Çernobil Faciası sonucu ortaya çıkan nükleer felaket sonrası bile günümüzde kazanın olduğu yer çevresinde 30 km. çaplık bir daire (aşırı radyoaktivitenin halen olması sebebiyle) yasak bölge ilan edilmiştir ve girişler şu anda da yasaktır.

Santral Ermenistan’ın başkenti Erivan’a 32 km, Kars’a 100 km, Iğdır’a ise 30 km uzaklıkta olması sebebiyle yaklaşık 4 milyon kişilik bir Nükleer sızıntı tehlikesi ile karşı karşıya kalabilir endişesi sebebiyle, Avrupa Birliği tesisin kapatılması koşuluyla ülkeye 100 milyon Euro yardım etmeyi taahhüt etmiştir. Fakat Ermenistan tesisin yıkılma kararını 2004’te ertelediğini tek taraflı bildirmiştir . Keza 2000’ler sonrası baş gösteren enerji krizi Ermenistan’ın bu tek taraflı kararı aldığını düşünülmektedir. Ermenistan’ın enerji ihtiyacının yaklaşık %40’ının Metsamor’dan karşıladığı tahmin edilmektedir.

Festivaller

Ermeni Festivali

Yıl içerisinde birçok festivale ev sahipliği eden Ermenistan’ın festivalleri genel olarak yemek kültürüne dayamaktadır.

Balık ürünlerinden birçok yemek tarifi bulunan ülkenin "Balık Festivali" her yıl Nisan ayında yeni balık yemekleri yapmak ve tatmak amacıyla Abovyan‘da düzenlenmektedir.

Mayıs ayında yapılan "Dolma Festivali" Armavir bölgesinde bulunan anıt kompleksi "Sardarapat"ta yer almaktadır. Bu festivalin amacı ise festival konuklarının lahana çeşitlerini göstererek bunların hazırlanmasına yönelik tarifleri anlatmaları ve Ermeni yemeklerini sevdirmek amaçlanmaktadır. Festival günü antik yemeklerinin orijinal haliyle tekrar hazırlandığı bir yarışma düzenlenmektedir. Festivale kutlamalar, şarkılar, danslar ve çeşitli yarışmalarda eşlik ediyor.

Bir haziran ayı festivali olan "Bread In The Mountains" ilişileri güçlendirmek ve ekmek kültürünü tanıtmacak amacını gütmektedir.

Goris‘te yer alan “Gifts Of Syunik” festivalinde ziyaretçiler duttan votka yapmını izleme ve tatma şansını elde etmektedirler. Yöresel şarkılar, danslar, elişi ürünler eşliğinde geleneksel Syunik yemekleri ve içecekleri tadılmaktadır.

Ağustosta kutlanan "Navasard Festival", eski Ermeni yeni yılının kutlanmasıdır. Festival süresince hazırlanan geleneksel yemekler yeni yıl kutlamaları sırasında sunulmaktadır.

Her yıl Ağustos ayının ikinci pazarında halılar festivali olan "Festival Of Carpets" Dilijan‘da düzenlenmektedir. Geleneksel sergilerin ve Ermeni halılarının satışlarının yanı sıra konukların Ermeni sanatçıların sanat eserlerini görme fırsatları olacaktır. Dilijan’da ağustos ayında düzenlenen bir başka festival ise çilek ve bal temalı "Festival Honey And Berries"tir.

Ermenistan farklı bölgelerinden gelen amatör aşçıların ve profesyonel şeflerin 40’dan fazla çeşitli kebap yaptıkları "Barbekü Festivali" eylül ayında Akhtala‘da kutlanmaktadır. Festival bunun yanı sıra Ermeni ulusal şarkılarının, danslarının ve geleneksel oyunların dâhil olduğu bir konser düzenlenmektedir. En iyi tat, en iyi tasarım ve en iyi fikir festivali kazanmaktadır.

01-10 Ekim’de "Ulusal Tiyatro Festivali" düzenlenmektedir.

Mutfak

Ermeni Mutfağı

Ermeni mutfağı Ermenistan’ın tarihi kadar eskidir ve bu uzun soluklu zamanla oluşmuş farklı tatlar ve aromalara sahiptir. Yakından doğu ve Akdeniz mutfağıyla ilikli olan kültürde çeşitli baharatlar, sebzeler, balıklar ve meyveler ile eşsiz yemekler bir araya gelmektedir.

Ermeni mutfağının en karakteristik özelliği ağır baharatlar yerine kaliteli malzemeler kullanılıyor oluşudur; otlar, baklagiller, fındık ve meyveler, çeşitli buğdaylar ve değişik yapraklar. Ermenistan mutfağı damak tadınızın çok alışık olduğu lezzetleri içeriyor olabilir. Tıpkı ayran, yoğur, cacık, dolma gibi.

Doğurganlığı ilişkilendirilen nar aynı zamanda ülkeyi sembolize etmektedir. Şeftali ise ulusal meyvedir.

Domuz eti, kuzu eti, tavuk ya da dana eti ile yapılabilen Khorovats soğan, domates, patlıcan, biber ve diğer Ermeni baharatları ile tatlandırılarak servis edilen bir yemektir.

Geleneksel çorbaları Borscht pancar ile yapılan kırmızı renkli bir sebze çorbasıdır. Genellikle taze ekşi krema ile sıcak olarak servis edilir.

Ermeni ekmekleri de çok lezzetlidir. Siyah ekmekten lavaş ekmeğine kadar geniş bir yelpazesi bulunmaktadır.

İçecek kültürleri oldukça gelişmiştir. Nar ile yapılan şarapları mutlaka denenmelidir.

Spor

Basketbol, voleybol ve hokey gibi sporlar Ermenistan’da popülerdir, fakat Ermenistan’daki en popüler spor futboldur. Bardzraguyn humb ve Ermenistan millî futbol takımını düzenleyen Ermenistan Futbol Federasyonu 1992’de kuruldu ve aynı seneden beri Avrupa Futbol Federasyonları Birliği (UEFA) üyesidir. Mamâfih, bu yana kadar Ermeni takımı ne FIFA Dünya Kupası ne de Avrupa Futbol Şampiyonası için kalifiye olabilmiştir, ve Nisan 2009’dan beri takımın ortalama FIFA dünya sıralaması 106’dır (Mart 2009 ayında 120).

Bunun dışında satranç da çok popülerdir ve satranç dalında Ermenistan çok daha başarılıdır. Garri Kasparov, Levon Aronian, Tigran Petrosian, Rafael Vaganian ve Vladimir Akopian gibi birçok meşhur Ermeni asıllı satranç oyuncuları vardır. Ülkenin çok büyük ekonomik sorunlarına karşın 1996’da yapılan 32. Satranç Olimpiyatı Erivan’da sunuldu. 2006’da Ermenistan, Torino’daki 37. Satranç Olimpiyatı’nı kazandı ve iki yıl sonra Dresden’de tekrar kazandı.

Ermenistan Millî Olimpiyat Komitesi 1990 yılında kuruldu ve 1993’te Uluslararası Olimpiyat Komitesi tarafından tanındı. 1992’den önce Ermeniler, 1912 Yaz Olimpiyatları’nda Türkiye’yi temsil ederek ilk defa katıldılar; Ermenistan sonra Sovyetler Birliği’nin bir parçası olunca Sovyetler Birliği’ni temsil ederek katılırlardı ve Hrant Şahinyan, Helsinki’deki 1952 Yaz Olimpiyatları’nda altın madalya kazanan ilk Ermeni oldu. Ermenistan’ın Sovyetler Birliği’nden bağımsızlığını kazandıktan sonra 1992 Yaz Olimpiyatları’nda tek ülke olarak değil, 11 diğer eski SSCB cumhuriyeti ile Birleşik Takım üyesi olarak katıldı; bu takımda beş Ermeni atlet vardı ve bunların dördü madalya kazandı (üç altın, bir gümüş). Ermenistan, ancak 1994 Kış Olimpiyatları’na bağımsız bir ülke olarak ilk defa katıldı, ve bu yana kadar Olimpiyat Oyunları’nda toplam 9 madalya kazanmıştır (7 bronz, 1 gümüş, ve Atlanta şehrinde sunulan 1996 Yaz Olimpiyatları’nda Grekoromen güreşi dalında Armen Nazaryan tarafından kazanılan bir altın madalya).

Her iki sene Pan-Ermeni Oyunları Erivan’da yer almaktadır. Pan-Ermeni Oyunları, amacı basketbol, voleybol ve yüzme gibi bir sürü sporda 68 şehirden Ermeni diasporası takımları ve Ermenistan’daki Ermenileri beraber getirmek olan bir spor turnuvasıdır.

Türk temsilciliği

Ermenistan’da Türkiye dış temsilciliği bulunmamaktadır.

Ermenilerin yaptığı Hocalı Katliamı

Hocali Katliamı

Hocalı KAtliamı

Hocalı Katliamı (Azerice: Xocalı soyqırımı), Karabağ Savaşı sırasında 26 Şubat 1992 tarihinde Azerbaycan’ın Dağlık Karabağ bölgesindeki Hocalı kasabasında yaşanan ve Azeri sivillerin Ermenistan’a bağlı kuvvetler tarafından toplu şekilde öldürülmesi olayıdır.

"Memorial" İnsan Hakları Savunma Merkezi , İnsan Hakları İzleme Örgütü[5], The New York Times gazetesi ve Time dergisine göre katliam, Ermenistan’ın ve 366. Motorize Piyade Alayı’nın desteğindeki Ermeni güçleri tarafından gerçekleştirilmiştir. Ayrıca, Karabağ Savaşında Ermeni kuvvetlere komutanlık yapmış bugünkü Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan ve Markar Melkonyan’ın aktardığına göre kardeşi Monte Melkonyan, katliamın Ermeni güçler tarafından yapılan bir intikam olduğunu açıklamıştır.

İnsan Hakları İzleme Örgütü, Hocalı Katliamı’nı Dağlık Karabağ’ın işgalinden bu yana gerçekleşen en kapsamlı sivil katliamı olarak nitelendirmiştir.

Azerbaycan’ın resmî açıklamasına göre saldırıda 106’sı kadın, 83’ü çocuk olmak üzere toplam 613 Azerbaycanlı hayatını kaybetmiştir.

Arka plan

Dağlık Karabağ bölgesinin en önemli tepelerinden birisinde olan Hocalı kasabası Ermeni güçleri için önemli bir askerî hedef niteliği taşımaktaydı. Kasaba Hankendi’yle Ağdam’ı bağlayan yolun üzerinde bulunup bölgenin tek havalimanı için üs konumundaydı. İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün raporuna göre Hocalı kasabası Hankendi’yi top ateşine tutan Azerbaycan Silahlı Kuvvetleri tarafından üs olarak kullanıldığı için Ermeni kuvvetler tarafından top ateşine tutulmaktaydı.

Aralık 1991’de Hankendi çevresinde yerleşen ve Azerilerin yaşadığı Kerkicahan kasabasının alınmasından sonra, Hocalı kasabası tamamen Ermeni ablukasında kaldı. 30 Ekim’den itibaren karayoluyla ulaşım kapanmış ve tek ulaşım vasıtası olarak helikopter kalmıştı. 20 Kasım 1991’de Hocavend semalarında Mi-8 helikopterin Ermeni kuvvetler tarafından vurulması ve sonuçda birkaç Azerbaycan devlet resmileri, Rus ve Kazak gözlemciler dahil 20 kişinin ölümünden sonra, hava ulaşımı da kesilmişti. İşgalden önce 1991-1992 kış aylarında Hocalı sürekli olarak bombalanmıştır. Hocalıdan çıkmış mültecilerin İnsan Hakları İzleme Örgütü’ne söylediklerine göre, bazı durumlarda bombardımanlar açıkça sivil hedeflere karşı yönlendirilmiştir. Saldırı öncesi, birkaç aydır kasaba elektrik ve gazdan yoksundu.

936 km2’lik alana sahip, savaştan önce 2.605 aileden ibaret 11.356 kişinin yaşadığı Hocalı kasabası 26 Şubat 1992 tarihinde yağmaya maruz kalmış ve kasaba tamamen yok edilmiştir. Uzun süre cesetlerin alınması bile mümkün olmadı . Kasaba Alef Hacıyev komutasındaki yaklaşık 160 hafif silahlı kişiden oluşan Özel Polis Gücü (OMON) birlikleri tarafından savunulmaktaydı. İlaveten 200 kişilik savunma kuvveti mevcuttu.

Katliam

Ermeni güçleri 1992 yılının 25 Şubatı 26 Şubat’ta bağlayan gecede bölgedeki 366. Alayın da desteği ile önce giriş ve çıkışını kapadığı Hocalı kasabasında, Azeri resmî kaynaklarına göre, 83 çocuk, 106 kadın ve 70’ten fazla yaşlı dahil olmak üzere toplam 613 sakin öldürülmüş, toplam 487 kişi ağır yaralanmıştır. 1275 kişi ise rehin alınmış ve 150 kişi ise kaybolmuştur. Cesetler üzerinde yapılan incelemelerde cesetlerin birçoğunun yakıldığı, gözlerinin oyulduğu, başları kesildiği görülmüştür. Hamile kadınlar ve çocukların da maruz kaldığı tespit edilmiştir.

Eski ASALA eylemcilerinden Monte Melkonyan, Hocalı’ya yakın bölgede Ermeni askeri birliklere komutanlık yapmış ve katliamdan bir gün sonra Hocalı çevresinde gördüklerini günlüğünde anlatmıştır. Melkonyan’ın ölümünden sonra, Markar Melkonyan kardeşinin günlüğünü Benim Kadeşimin Yolu (My Brother’s Road) başlığıyla ABD’de çıkardığı kitapta Hocalı Katliamı’nı şöyle tasvir ediyor.
[xfquote name=” sourceType=” sourceId=”]Bir gece önce akşam 11 civarında, 2.000 Ermeni savaşçısı, Hocalı’nın üç tarafındaki yüksekliklerden ilerleyerek, kasaba sakinlerini doğudakı açılışa doğru sıkıştırmışlar. 26 Şubat sabahına kadar mülteciler Dağlık Karabağ’ın doğu yüksekliklerine ulaşmış ve aşağıdaki Azeri kenti olan Ağdam’a doğru inmeye başlamışlar. Buradaki tepeciklerde yerleşen sivilleri güvenli arazide takip eden Dağlık Karabağ askerleri onlara ulaşmışlar. Mülteci kadın Reise Aslanova İnsan Hakları İzleme Örgütüne verdiği açıklamada "Onlar sürekli ateş ediyorlardı" diye konuşmuştu. Arabo’nun savaşçıları daha sonra uzun zaman kalçalarında taşıdıkları bıçakları kınlarından çıkartarak bıçaklamaya başlamışlar.

Şu anda yalnız kuru çimenden esen rüzgarın sesi ıslık çalıyordu, ve ceset kokusunu uçurması için bu rüzgar henüz erkendi.

Monte üzerinde kadınların ve çocukların kırılmış kuklalar gibi saçıldığı çimene eğilerek "Disiplin yok" diye fısıldadı. O bu günün önemini anlıyordu: bu gün Sumgayıt Pogromunun dördüncü yıldönümüne yaklaşıyordu. Hocalı stratejik bir amaç olmasından başka aynı zamanda bir öç alma eylemiydi.[/xfquote]Bugünkü Ermenistan cumhurbaşkanı ve savaş süresinde Karabağ’da Ermeni güçlerine kumandanlık yapmış Serj Sarkisyan’ın İngiliz araştırmacısı ve yazarı Thomas De Waal’a söylediklerine göre
[xfquote name=” sourceType=” sourceId=”]Hocalıdan önce, Azerbaycanlılar bizim şaka yaptığımızı sanıyordu, Ermenilerin sivil topluma karşı el kaldırmayacaklarını sanıyorlardı. Biz bunu (stereotipi) kırmayı başardık. Ve olay işte bu. Ayni zamanda o delikanlıların arasında Bakü’den ve Sumgayıt’tan kaçanlarında olmasını anlamalıyız.[/xfquote]Ermenistan Maslahatgüzar’ı Movses Abelyan, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’na Ermenistan Dış İşleri Bakanlığı tarafından takdim ettiği mektupda, Azerbaycan’ın olayı "utanmazcasına kullandığını" söylemiştir. Abelyan, eski Azerbaycan cumhurbaşkanı Ayaz Mutallibov’un Çek gazeteci Dana Mazalova ile yaptığı ve 2 Nisan 1992’de Rusya’nın Nezavisimaya Gazeta gazetesinde yayımlanan röportaja dayanarak, sivillerin kaçışını kolaylaştırmak amacıyla Karabağ’daki Ermenilerin açmış olduğu dağ geçidinden yerli halkın kaçışının Azerbaycan Halk Cephesi militanları tarafından önlendiğini savunmuştur. . Ayrıca Abelyan, Ermenilerin Azeri sivillere beyaz bayrak ile kasabayı terk etme çağrısında bulunduğunu söyleyen bir Azeri kadınının sözünden alıntı yapan İnsan Hakları İzleme Örgütü Helsinki Watch bölümünün Eylül 1992 raporuna dayanarak, gerçekten Azeri militanlarının kaçmaya çalışanları vurduğunu yazmıştır.

Daha sonraki röportajlarda Mutallibov, Ermenileri kendi sözlerini bariz şekilde yanlış yorumlaması gerekçesiyle suçlamış ve sadece, "Azerbaycan Halk Cephesi Hocalı katliamının sonuçlarını kendi siyasi çıkarlarına kullandı" diye söylediğini vurgulamıştır.

İlaveten, İnsan Hakları İzleme Örgütü İcra Direktörü, sivil ölümlere Karabağ Ermeni güçlerinin doğrudan sorumlu olduğunu, hem kendi raporu hem de Memorial’ın raporunun Azeri güçlerin sivillerin kaçışını engellediğine ve sivillere ateş açtığına dair argümanı destekleyen herhangi delilin içermediğini ifade etmiştir.

Uluslararası tepki

İnsan Hakları İzleme Örgütü olayı Dağlık Karabağ Savaşı içerisinde yapılan en büyük katliam olarak nitelemiştir. Azerbaycan Parlamentosu 1994’te Hocalı’da yaşanan katliamı "soykırım" olduğunu ilan etti.

Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’nin 31 üyesi (12 Türkiye, 8 Azerbaycan, 3 Birleşik Krallık, 2 Arnavutluk, 1 Bulgaristan, 1 Lüksemburg, 1 Yugoslavya Federal Cumhuriyeti, 1 Makedonya Cumhuriyeti, 1 Norveç, 1 Polonya) tarafından imzalanan, Ermeniler tüm Hocalıları öldürdüler ve tüm şehri harap ettiler ifadesinin de yer alan ve 19. yüzyılın başlarından beri Ermenistan tarafından Azerilere karşı işlenen soykırım olarak tanınmaya adım atılması gerektiğini bütün parlamento üyelere söyleyen 324 nolu bildiri yayımladı.

2009 Şubat’ında Kaliforniya Eyalet Alt Senatosu’nun üyesi Felipe Fuentes, Azerbaycan cumhurbaşkanı İlham Aliyev’e yazdığı mektupda Hocalı olaylarını Azeri katliamı şeklinde nitelendirerek, kurbanların ailelerine başsağlığını sunmuştur.

Cumhuriyet Senatosu (Meksika), 2011’de Hocalı olaylarını soykırım olarak tanımıştır.

İsim

Hocalı’yı anma flashmobu Hamburg 2015

Olay Azerbaycan tarafından "Xocalı soyqırımı" (Hocalı soykırımı), "Xocalı faciəsi" (Hocalı faciası) şeklinde adlandırılırken Ermenistan tarafından Hocalı hadisesi gibi terimlerle ifade edilir. Dünyanın çeşitli dillerinde ve ülkelerinde de Hocalı katliamı benzeri ifadeler kullanılır.

Anıtlar

  • Yurt dışında Hocalı Katliamı anısına anıtlar inşa edilmeye başlandı.
  • Bu anıtların ilki Hollanda’nın başkenti Lahey (Den Haag), kentinde dikildi.
  • Türkiye’de ilk Hocalı Katliamı anısına anıt başkent Ankara’nın Keçiören belediyesi tarafından 2005 yılında dikildi.
  • 2008 yılında Macaristan’ın başkenti Budapeşte’de Hocalı Katliamı anısına anıt inşa edildi.
  • 2009 yılında Ankara ilinin Beypazarı ilçe merkezinde Hocalı Katliamı anısına anıt inşa edildi.
  • 2011 yılında 26 Subat Hocalı katliamı yıldönümünde Isparta Belediye Başkanı Yusuf Ziya Günaydın, Dağlık Karabağ ve Hocalı’daki katliamı unutturmamak için Isparta’da Hocalı Katliamı anısına anıt inşa etme kararı aldı.
  • 2011 yılında 26 Şubat Hocalı Katliamı yıldönümünde Ankara ilinin Kızılcahamam ilçe merkezinde, Kızılcahamam Belediyesi tarafından Hocalı Katliamı anısına anıt inşa edilme kararı alındı.
  • 2012 yılında 26 Şubat Hocalı Katliamı yıldönümünde Ankara’da Keçiören belediyesi, Hocalı şehitleri anısına Azerbaycan Parkı içerisinde yapılacak Soykırım Anıtı’nın temelini attı.
  • 2012 yılında 24 Şubatta Bosna-Hersek’ın başkenti Saraybosna’da Hocalı Katliamı anısına anıtın açılışı Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in kızı Haydar Aliyev Vakfı Başkan Yardımcısı Leyla Aliyeva tarafından yapıldı.
  • 2012 Ağustosunda Meksika başkentinde "Hocalı Soykırımı Anıtı"nın açılışı yapıldı.
  • 2012 Kasımında Türkiye’nin Kocaeli ilindde "Hocalı Soykırımı Müzesi"nin açılışı yapıldı. Türkiye Azerbaycan Dernekleri Federasyonu tarafından yapılan müze İzmit’te Azerbaycan Kültür Evinde bulunur.

Beğen
Beğen Muhteşem Haha İnanılmaz Üzgün Kızgın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir