Hindistan Cumhuriyeti

Hindistan

Başkent Yeni Delhi
Resmî diller Hintçe, İngilizce
Yönetim Şekli Parlamenter Cumhuriyet
Yüzölçümü 3.287.263 km²
Nüfus 1.330.783.327
Nüfus Yoğunluğu 404 kişi/km²
Para birimi Hint Rupisi (₹) (INR)
Zaman dilimi IST (UTC+5:30)
Telefon kodu +91
İnternet TLD .in

Hindistan ya da resmî adıyla Hindistan Cumhuriyeti (Hintçe: भारत गणराज्य Bhārat Gaṇarājya; İngilizce: Republic of India), Güney Asya’da bulunan bir ülkedir. Dünyanın en büyük yedinci coğrafi alanı ve en büyük ikinci nüfusuna sahip olan ülkedir. Ulusal marşları "Jana Gana Mana" dır. Hindistan Endonezya’dan sonra sayıca en kalabalık Müslüman nüfusa sahiptir.Hindistan nominal fiyatlarla dünyanın en büyük on ikinci ekonomisine ve Satın Alma Gücü Paritesi’ne göre dünyanın en büyük dördüncü ekonomisine sahiptir.

Dünyanın en büyük demokrasisidir. Güneyinde Hint Okyanusu, batısında Umman Denizi ve doğusunda Bengal Körfezi’nin bulunmasıyla birlikte Hindistan’ın deniz kıyısı 7.517 kilometre uzunluktadır. Batısında Pakistan, kuzeydoğusunda Çin, Nepal ve Bhutan ve doğusunda Bangladeş ve Myanmar ülkeleri ile sınır paylaşmaktadır. Ayrıca Sri Lanka, Maldivler ve Endonezya’ya çok yakındır.

İndus Vadisi Uygarlığı, tarihi ticaret yolları ve büyük imparatorlukların yer aldığı bölge olan Hint Yarımadası, uzun tarihin çoğu boyunca ticari ve kültürel zenginliği için biliniyordu. Hindistan, dünyanın en önemli dinlerinden olan Hinduizm, Budizm, Jainizm ve Sihizmin doğum yeridir. Ayrıca, Zerdüştlük, Yahudilik, Hristiyanlık dinleri M.S. birinci yüzyıldan itibaren ülkeye gelerek bölgenin çeşitli kültürünü şekillendirdi.

Hindistan, 28 tane eyalet ve birlik bölgesinden oluşan ve parlamenter demokrasi olan bir cumhuriyettir. Borsa sayılarına göre dünyanın en büyük on ikinci ekonomisine ve dünyanın en büyük dördüncü satın alma gücü paritesine sahiptir. 1991’den beri uygulanan ekonomik inkılapları nedeniyle dünyanın en hızlı büyüyen ekonomilerinden birisidir. Buna rağmen yoksulluk ve kötü beslenme oranları hâlâ çok yüksek, okuryazarlık ise çok düşüktür. Çin ile birlikte dünya gezegeninde nüfusu 1 milyar sınırının üstündeki iki ülkeden birisi olarak önemli bir yere sahip olan Hindistan, daha yüksek olan nüfus artış hızı sebebiyle yakın bir gelecekte dünyanın en kalabalık ülkesi olacaktır.

Etimoloji

Hindistan ismi eski Farsçada Indus adından türetilmiştir. Bu isim eskiden İndus Nehri ve çevresi için kullanılan bir isimdi. Eski Yunanlar ise Hindistanlıları Indoi olarak isimlendirmişlerdir. Hindistan adı Hindistan anayasasında ve Hindistan’daki birçok yerel dilde Bharat olarak geçer. Bharat adı Hinduların efsanevî kutsal kralları olan Kral Bharata isminden türetilmiştir. Farsçada bir kelime olan Hindistan adı ilk zamanlarda Kuzey Hindistan için kullanılmış olsa da zamanla bütün Hindistan için kullanılan bir terim olmuştur.

Bayrak

Hindistan bayrağı Hindistan’ın bağımsızlığını kazandığı 1947 yılında kabul edildi. Bayrak yatay 3 renkten (Pantone, Beyaz, Yeşil) oluşur. Bayrağın ortasında Hindistan’da kullanılan çakra vardır. Çakra mavi renklidir.

Arma

Hindistan armasi

Hindistan resmi devlet armasıdır. Armada ünlü Hint aslanları bulunur.

Hindistan’ın idari yapılanması

1956 öncesi

Hindistan, tarih boyunca, bölgede her birinin kendi idari bölümlenmesini kabul ettirdiği birçok farklı etnik grup tarafından yönetilmiştir. Günümüz Hindistan’ının idari bölümleri Britanya İmparatorluğu’nun sömürge yönetimi sırasında oluşmaya başlamış olan görece yeni bir bölümlenmedir. Britanya Hindistan İmparatorluğu bünyesinde günümüz Hindistan, Pakistan, ve Bangladeş’i barındırıyordu. Bu imparatorluğa bağlı olan diğer bölgeler de günümüz Nepal, Afganistan ve Myanmar (Burma) ülkeleridir. Bu dönemde Hindistan’ın bölgeleri ya doğrudan Britanya tarafından ya da yerel rajalar tarafından yönetilmiştir. 1947 yılında Hindistan’ın bağımsızlığını kazanmasıyla bu bölgeler büyük oranda korunmuş, yalnızca Pencab ve Bengal Hindistan ile Pakistan arasında paylaştırılmıştır. Yeni ulusun önündeki zor görevlerden biri soylular tarafından yönetilen birçok eyaleti birliğe katmak olmuştur.

Bağımsızlığın ardından istikrarsızlık baş gösterdi. Britanyalılar tarafından sömürgecilik nedeniyle gelişigüzel yaratılmış olan eyaletler ne bölgede bulunan geniş etnik çeşitliliği yansıtıyordu ne de Hindistan yurttaşlarının iradesiyle oluşmuştu. Ortaya çıkan etnik gerginlikler Hindistan Parlamentosu’nun 1956 yılında ülkeyi etnik ve dil sınırlarına göre yeniden düzenlemesine neden oldu.

1956 sonrası

Hindistan  Parlamentosu

Hindistan’da bulunan eski Fransız ve Portekiz sömürgeleri Hindistan Cumhuriyeti’ne 1962 yılında Puducherry, Dadra, Nagar Haveli, Goa, Daman, ve Diu birlik bölgeleri olarak katıldılar.

1956 yılından beri varolan eyaletlerden ayrılan yeni eyalet ve birlik bölgeleri yaratıldı. Bombay eyaleti kullanılan dil farklılığı nedeniyle Bombay Yeniden Örgütlenme Yasası ile 1 Mayıs 1960’ta Gucarat ve Maharaştra eyaletlerine bölündü. 1966’daki Pencab Yeniden Örgütlenme Yasası Pencab eyaletini dil ve din sınırlarına göre bölerek yeni bir Hindu ve Hindi dili konuşan Haryana eyaleti oluşturdu, Pencab’ın kuzey illeri Himaçal Pradeş eyaletine bağlandı, ve Pencap ile Haryana’nın ortak başkenti olan Çandigarh’ı birlik bölgesi yaptı. Nagaland 1962’de, Meghalaya ve Himaçal Pradeş 1971’de, Tripura ve Manipur 1972’de eyalet yapıldı. Arunaçal Pradeş 1972’de birlik bölgesi yapıldı. Sikkim Krallığı 1975’te Hindistan’a ilhak edilerek eyalet yapılmıştır. Mizoram 1986’da, Goa ve Arunaçal Pradeş 1987’de eyalet yapılırken Goa’nın kuzey yerleşim bölgeleri Daman ve Diu ayrı birer birlik bölgesi olmuştur. 2000 yılında üç yeni eyalet yaratılmıştır: Bihar’ın güney illerinden Jharkhand, doğu Madhya Pradeş’ten Çhattisgarh ve kuzeybatı Uttar Pradeş’ten Uttarançal. Delhi ve Puducherry birlik bölgelerine kendi meclslerini seçme hakkı verilmiştir ve tam eyalet olma yolunda ilerlemektedirler.

Din

Hindistan'da  din

Din Hindistan’da bir hayat tarzıdır. Bütün Hint geleneklerinin ayrılmaz bir parçasıdır. Birçok Hint için din, günlük işlerden eğitim ve politikaya kadar hayatın her safhasına nüfuz etmiştir. Laik Hindistan, Hindu, İslam, Hristiyanlık, Jainizm, Sihizm ve diğer sayısız dini geleneğe ev sahipliği yapar. Hinduların yanında Müslümanlar önde gelen dini gruptur ve Hint toplumunun ayrılmaz bir parçasıdır. Hindistan Endonezya’dan sonra sayıca en kalabalık Müslüman nüfusa sahiptir. Hindistan’da tüm dinlerce kabul edilen ortak uygulamalar vardır ve her yıl çeşitli müzik ve dans festivalleri tüm topluluklarca kutlanır. Her birinin kendi hac yerleri, kahramanları, efsaneleri ve hatta mutfak alışkanlıkları vardır ki bu toplumun temel özelliği olan özgün farklılık içinde karışır gider.

Hinduizm

Bir dinî gelenekler dermesi olan Hinduizmin temelini belirleyen inanışları tanımlamak pek kolay değildir. Zira Hindistan nüfusunun büyük çoğunluğunun sahip olduğu bu inancı şekillendiren öğretiler; tek bir felsefeden ibaret değildir. Hinduizm belki de bu şekilde hem teorik alanda hem de uygulamada farklılıklar içerdiğinden dolayı "dinler mozaiği"diye anılabilecek tek dinî gelenektir. Bu dinin bir kurucusu ya da kutsal kitabı yoktur. Rig Veda, Upanişadlar ve Bhagavad Gita; Hinduların kutsal metinleri olarak gösterilebilir. Çoğu dinlerin aksine Hinduizm, tek bir tanrıya tapınmayı öngörmez. Bir Hindu; Şiva, Vişnu, Rama, Krişna veya diğer tanrı ve tanrıçalara tapabilir ya da her ferdin içinde yer alan "Yüce Ruh"a veya "Yıkılmaz Ruh"a inanabilir ve hâlâ Hindu olarak anılabilir. Terazinin bir yanında nihaî hakikat yolunda bir arayış; diğer tarafında ise ruhlara, ağaçlara ve hayvanlara tapan mezhepler vardır. Hinduizm’de sadece tanrı ve tanrıçalarla ilgili değil; güneş, ay, gezegenler, nehirler, okyanuslar, ağaçlar ve hayvanlarla da ilgili festivaller (şenlik) ve törenler vardır. En popüler olanları Deepavali, Holi, Dussehra, Ganesh Chaturthi, Pongal, Janamasthmi ve Şiva Ratri festivalleridir. Hinduizmi ilginç kılan ve Hint geleneğini zenginleştirip renklendiren; bu sayısız şenlik etkinlikleridir. Hint Mitolojisi ve Yaşayan Tanrılar Mahabharata ve Ramayana gibi destansı kahramanların ölümsüz olduğuna ve insanlar gibi hayatta olduklarına inanılır. Hinduizm tanrıları; hem insanüstü hem de insan gibidir ve onlara karşı ayrı bir sıcaklık ve aşinalık duygusu vardır. Ramayana kahramanı Rama; onur ve cesaret gibi nitelikleri temsil eder ve bir erkeklik modeli olarak görülür. Karısı Sita tipik bir Hint kadınıdır ve kocasıyla beraber sürgündeyken Lanka Kralı Ravana tarafından kaçırılmıştır. Sita’nın Rama ve kardeşi Lakşmana ve sadık maymunu Hanuman tarafından kurtarılışı, bu son derece ilginç hikâyenin etrafında örülmüştür. Bu destandan çeşitli hikâyeler, nesilden nesile anlatılagelmiştir. Dinî panayırlar, festivaller ve âyinler; bu efsaneleri canlı tutmuştur ve her etkinlik, eski hikâyelerin yeniden anlatılması için bir fırsat olmaktadır. Mahabharata’daki heyecan verici metinler; yakın akraba olan Pandavalar ve Kauravalar arasındaki hanedan kavgasının hikâyesini anlatır. Efendi Krişna, bu büyük destanda çok önemli bir rol oynar. Kendisi; Pandavalardan Arjuna’nın arkadaşı, rehberi ve filozofudur. Arjuna ise savaş alanlarında akrabalarını öldürmekte tereddüt gösterdiğinde ona bu tereddüdü aşmasında yardımcı olur. Krişna’nın hikmetli felsefesi ve öğretileri, Bhagavad Gita’da yazılmıştır. Krişna; çocukken tereyağı çalan, gençken de flüt çalıp yaramazlık yapan bir tanrı olarak bilinse de yetişkin yıllarında daha ciddî tarafının ön plana çıktığı hikmetli bir filozof olarak tasvir edilmiştir. Hindistan’ın tamamında, Hinduların taptığı birçok tanrı ve tanrıça vardır. Bunların arasında Hinduizm için en önemli olanı; sırasıyla yaratıcı, koruyucu ve yok edici olarak bilinen Brahma, Vişnu ve Şiva üçlemesidir. Brahma’nın pusuladaki dört yöne tekabül eden dört başı vardır. Hayatı ve tüm evreni yarattığına inanılır. Vişnu; doğum ve yeniden doğum devr-i dâimini yöneten koruyucudur. Ayrıca dünyayı kötü güçlerden korumak için çok defa dünyaya geldiğine dair bir inanış vardır. Rama ve Krişna’nın, Vişnu’nun tecessüm etmiş (cismaniyet kazanmış, bir bedene girmiş) hâli olduğu düşünülür. Genellikle boynuna sarılı bir kobra yılanı ile görülen Şiva; tüm kötülükleri yok eder ve birçok tecessümü vardır. Görülemeyen tanrılar, tanrısal güçleri simgeleyen birçok imge ve putlarla temsil edilir. Birçok put, tanımsız güzelliğe ve ihtişama sahip süslü tapınaklarda korunur. Hint tanrıları; tapınaklarda, karla kaplı tepelerde, nehirlerde, okyanuslarda ve Hintlerin zihinlerinde ve kalplerinde canlıdır.

İslam

İslam Hindistan’da 8. yüzyılın başlarında Arap tüccarlar aracılığıyla girdi, fakat gerçek etkinliğini 12. yüzyılda kazandı. Hindistan’ın Müslümanlaşması büyük çoğunlukla Türklerle olmuştur. İlk olarak Gaznelilerle başlayan Türk-İslam Devletleri zinciri Tuğluklular, Lodiler, Delhi Türk Sultanlığı ve son olarak Babür İmparatorluğu’yla 1858 senesinde sona ermiştir. İngilizlerin Babür devletini ortadan kaldırmasıyla Hindistan’daki 9 asırlık Türk-İslam hükümdarlığı da sona ermiştir. Türk sultanları içinde Gazneli Mahmut, Babür Şah, Ekber Şah en meşhur olanlarıdır. 17. asırda Hindistan’da yaşamış olan İmâm-ı Rabbânî Ahmed el- Farukî El Serhendi İslam’ın yayılmasında ve doğru bir şekilde yaşanmasında fazlasıyla etkili olmuştur. Yine bu dönemden önce de Türkistanlı alimlerin ve talebelerinin İslam’ın yayılmasında büyük katkıları olmuştur. Bunlardan en çok akla gelenleri Hoca Ahmed Yesevi, Muhammed Bahaüddin Nakş-ı Bend ve Abdülkadir Geylani’dir. Hinduizmin dalları olarak ortaya çıkan Budizm, Jainizm ve Sihizm’in aksine İslam’ın anlayışları, gelenekleri ve dini pratiği bu inanca mahsustur ve evrensel kardeşliği ve her şeye gücü yeten Allah’a teslimiyeti öngörür. 12. yüzyılda Müslüman akınları ve 16. ve 17. yüzyıllardaki Babürlü Türk idaresi Hindistan’da İslamiyet’in yayılışında etkili olmuştur. İslam’ın evrensel sevgi ve barışa yönelik mesajı daha sonraları tasavvuf ehlinin yardımlarıyla da yayılmıştır. Kabir ve Nanak gibi tasavvuf ehillerinin yaymış olduğu kardeşlik ruhu Hindistan’daki katı kast sisteminin çözülmesinde yardımcı olmuştur. İki inancın karşılıklı iletişimi hayatın ve kültürün her alanında Hindu ve İslami unsurların bir sentez oluşturmasını sağlamıştır. Günümüzde de 138 milyonla dünyanın 3. büyük Müslüman topluluğu Hindistan’da yaşamaktadır.

Sihizm

Ulaşımda  ölüm yolculuğu

,hindistan Ulaşım

Sihizm olarak geçen Sıkh Dini; Hindistan ‘da takriben 1500 ‘lü yıllarda doğmuştur. Günümüz Hint Yarımadası ‘nda diğer dinlere nazaran daha aktif ve uzlaşmaz tutumu ile gündemde kalmaya çalışan Sıkh Dini, Hint Felsefesi’nden kaynaklanan Maya ve Nirvana tasavvurlarını benimsemiş olmakla tanınmıştır. Sihizm, günümüzde Hindistan’ın dini ve siyasi hayatında önemli yerini korumaktadır.

Hristiyanlık

Hristiyanlığın Hindistan’a Güney Hindistan’da bir müddet kalan ve büyük ihtimalle de orada ölen havarilerden Thomas ile geldiğine inanılır. Fakat ülkeye gelen ilk misyonerin Bartholomeo olduğunu düşünenler de vardır. Tarihi bilgilere göre Hindistan’daki misyoner etkinlikler 1544 yılında Francis Xavier’in gelişiyle başladı. Onu başta Portekiz’den, daha sonra da Danimarka, Hollanda, Almanya ve İngiltere gibi ülkelerden gelen misyonerler izledi. 18. ve 19. yüzyıllarda hem Katolik hem de Protestan misyonerler Hristiyan öğretilerini yaydılar. Bugünkü Hindistan toplumu üzerindeki modern etkilerde Hristiyanlığın payı da vardır. Hristiyan misyonerler tüm ülkede okullar ve kolejler açarak inanç ve iyi niyet mesajları yaydılar. Hristiyanlık ve öğretileri Mahatma Gandi de dahil olmak üzere birçok aydını ve düşünürü etkilemiştir. Bugün Hindistan’da 30 milyon kadar değişik mezheplerden Hristiyan vardır.

Budizm

Orta Yol Budizm, Hinduizmin bir kolu olarak ortaya çıkmış fakat zamanla tüm Asya’da yaygın hale gelmiştir. Bu inancın kurucusu Gautama Buddha’nın kişiliği ve öğretileri Japonya, Çin ve Asya’daki milyonlarca insanın hayatını aydınlatmıştır. Budizm ile Hinduizmin temel öğretileri arasında güçlü bir benzerlik vardır. Budizm devamsızlık ilkesi veya kanunu üzerine kurulmuştur. Buna göre, bazı şeyler diğerlerinden daha uzun sürse de, her şey değişime tabidir. Budizmin diğer temel ilkesi hiçbir şeyin tesadüfen meydana gelmediğini ileri süren sebep kanunudur. Tüm olayların meydan gelişlerindeki etken doğa güçlerinin yanında karmadır. Yok edilemez ruh ve yeniden doğum devr-i daimi kavramları bu iki temel felsefeden kaynaklanmaktadır. Buda, aşırı rahat düşkünlüğü ve her şeyden uzak durma iki uç nokta arasında dengeli ve ahenkli bir hayat tarzı olarak Orta Yol’u savunmuştur. Budizm dört Asil Gerçeğe dayanır: 1. Istırap evrenseldir, 2. Istırabın sebebi hırs ve aşırı arzudur, 3. Istırabın üstesinden gelinebilir ve önlenebilir, 4. Arzulardan sıyrılmak ıstırapları yok edebilir. Istırabı önlemek için kişi aşırı arzularına galip gelmelidir ki bu nirvanaya ulaşmayı ve aydınlanmanın tamamlanmasını sağlar.

Demografi

Hindistan 1,2 milyar nüfusu ile dünyadaki en büyük ikinci ülkedir. Son 50 yılda tıbbi gelişmeler, tarımsal verimlilik ve Yeşil Devrim nedeniyle Hindistan’da büyük bir nüfus artışı olmuştur. Hindistan’da kentsel nüfus 1991-2001 arasında %31,2 artarak çok büyük bir artış göstermiştir. 2001 yılında yapılan sayıma göre Hindistan nüfusunun %70’i kırsal kesimde, 285 milyon Hindistanlı ise kentlerde yaşıyor. Bombay, Delhi ve Kalküta Hindistan’ını en büyük üç şehridir. Hindistan’da okuryazarlık oran kadınlarda %53,7, erkeklerde %75,3 toplam nüfusta ise 64,8’dir.

Fiziki Yapı

Hindistan Bölgeleri

Hindistan Fiziki yapı bakımından üç ayrı bölüme ayrılır. Bunlar Dekkan Platosu, Ganj Ovası ve Himalayalar bölgesidir.

1. Dekkan Platosu: Hindistan Yarımadasının güneyinde, doğu ve batısı Gat Dağları ile çevrili 600-800 m yükseklikte bir platodur. Gat Dağlarından dolayı denizin tesirinden uzaktır. Dekkan Platosu, ülkeyi ikiye ayıran Vindiya Dağları ile Ganj Ovasından ayrılır.

2. Ganj Ovası: Himalaya Dağlarından doğan Ganj Nehrinin ve kollarının suladığı çok verimli bir ovadır. Alüvyonlarla örtülü olup, Brahmaputra Nehri ve Ganj Nehrinin deltası da bu ovaya aittir. Bu ovanın genişliği yaklaşık olarak 320 kilometredir.

3. Himalayalar Bölgesi: Kuzeyde 2400 km uzunluğunda, Hindistan’ı Tibet Yaylasından ayıran ve tarih boyunca istilalara engel teşkil eden tabii bir duvardır. En yüksek yeri Everest Tepesidir (8882 m). Himalaya Dağları Hindistan’ın kuzey sınırını çizer. Çok yüksek olan bu dağlar ancak, Muztag, Karakurum ve Hayber gibi yerlerden geçit verir.

Kuzey Hindistan Dağları

Dağları: Kuzeyde Himalayalar, doğuda Doğu Gatlar, batıda Batı Gatlar ve ortada Vindiya Dağları bulunur. Himalayaların Hindistan sınırları içindeki en yüksek noktası 7817 m ile Nanda Devi Dağlarıdır.

Akarsuları: En önemli nehirleri Ganj, Brahmaputra, Narbada, Godavari, Krişna ve İndus’un bir kısmıdır. Ganj ve Brahmaputra en büyük nehirleridir. Brahmaputra 2900 km uzunluğundadır. Bu iki nehrin suları bazı bölgelerde ulaşıma elverişlidir. Ganj Nehri, Hindularca kutsal sayılır.

Gölleri: Sonbahar ve Kuç Yarımadasındaki küçük göllerden başka birkaç göl vardır. Bunlar da önemsizdir.

İklim

İklim

Bütünüyle Ekvator’un kuzeyinde kalan Hindistan, sıcak bölge içerisindedir. Ovalık bölgeler yıl boyunca nemli ve sıcak olur. Hindistan ikliminin başlıca özellikleri musonlar, alize rüzgarları, sıcaklık ve düzensiz yağışlardır. Hindistan’da yazlar yağışlı, kışlar ise kurak geçer. Aylık sıcaklık ortalaması 25-35°C arasında değişir. 4500-5000 m yüksekliklerde karlarla örtülü bölgeler bulunur.

Muson rüzgarlarının getirdiği yağmurlar bölgelere göre değişmektedir. Dağlık bölgelerde yağış ortalaması 508 milimetreyi bulur. Bu ortalama Tar Çölünde 254 mm, Assam’da 10.000 mm, Dekkan’da 254 mm, Batı Gatlarda ise 5000 milimetreyi bulur.

Tabii Kaynaklar

Bitki örtüsü ve hayvanlar: Tabii kaynaklar bakımından dünyanın en zengin ülkelerinden biridir. Ülke topraklarının % 22’si ormanlıktır. Özellikle Himalaya etekleri sık ormanlıktır. Himalaya eteklerindeki ormanlar yapraklarını dökmezler. Bunlar palmiyeler, liyanlar, meşe, bambu ve defne ağaçlarından meydana gelmiştir. Dekkan’ın kuzeydoğusu ile Ganj Ovasında büyük ormanlar bulunmaktadır. Bu ormanların ağaçları kurak mevsimde yapraklarını dökerler.

Hindistan’ın dağlık bölgeleri ve balta girmemiş ormanları; her çeşit vahşi hayvanlar, nesli tükenmek üzere olan kuşlar ve dünyada pek nadir görülen hayvan çeşitlerine sahiptir. Kaplan, pars, arslan gibi yırtıcı hayvanlar bulunmaktadır. Kurt, ayı, yaban kedisi ve tilki gibi vahşi hayvanlara bolca rastlanmaktadır. Fil, misk geyiği, maymun, timsah, kertenkele, akrep, çeşit çeşit yılan cinsleri ve her nevi kuş cinsleri mevcuttur.

Madenler: Hindistan madenler bakımından bir hammadde deposu olup, tarih boyunca milletleri kendisinin üzerine çekmiştir. Dünya demir rezervlerinin% 25’ine, mika rezervlerinin % 80’ine sahiptir. Boksit rezervi bakımından dünyanın ikinci ve manganez rezervi bakımından da üçüncü ülkesidir.

Hindistan’da çıkarılan diğer yeraltı madenleri krom, kurşun, kömür, altın, gümüş, bakır, uranyum, titanyum ve petroldür. Ayrıca kireçtaşı ve amonyum sülfatlı gübre ile betonarme ve sıvı alçı için lüzumlu alçıtaşı, Rayasthan ve Gucerat bölgelerinde çıkarılır. Hindistan, elmas ve zümrüt bakımından da dünyanın sayılı ülkelerinden biridir.

Ekonomi

Tarım

Tarım

1945’te bağımsızlığa kavuştuktan sonra ekonomik yönden planlı ve hızlı bir şeklide gelişmiştir. Fakat çok artan nüfus, refah seviyesinin yükselmemesine ve kişi başına düşen milli gelirin düşük olmasına sebebiyet vermektedir. Hindistan’ın iş gücünü meydana getiren nüfusun % 80’i tarımla, % 10’u endüstri ile uğraşır.

Sanayii: Milli gelirin 1/5’ini imalatçılık ve madencilik teşkil eder. Petrol ve kimya ürünleri kısmen kendi tüketimi için kafidir. Ortalama çelik üretimi 9,5 milyon, demir filizi üretimi ise 40 milyon tondur. Hindistan’da bugün Damador Vadisinde 5 milyar ton kömür rezervi, Madras’da 2 milyar ton linyit rezervi, Assam bölgesi civarında ise 5 milyon ton petrol rezervi bulunmaktadır. Ortalama yıllık kömür üretimi 123 milyon, petrol üretimi 19 milyon ton, boksit üretimi 1.740.000 ton civarındadır. Manganez üretiminde dünyada üçüncü sırayı almaktadır. Maden kaynakları bakımından oldukça zengin olan Hindistan’da alüminyum, krom, petrol, mika, kalay, çinko, kurşun, bakır ve altın çıkarılır.

Kalküta ve Bombay bölgesi pamuklu tekstil, jüt, gıda maddeleri ve kimya endüstrisi alanları ile gelişmiştir. Hindistan’da sanayi iki kolda ilerlemiştir. Bunlar pamuklu ve jütlü dokumacılık ve maden çıkarmadır. Makina endüstrisi alanında; vagon, lokomotif, gemi tezgahları ve otomobil fabrikaları vardır.

Hindistan’ın elektrik üretimi yaklaşık 112 milyar kws’dır. Nükleler enerji hususunda dünyanın en büyük uranyum ve toryum rezervlerine sahib olduğu için nükleer santralleri bulunmaktadır. Hindistan’ın büyük sanayi merkezleri; Bombay, Kalküta, Ahmedabad, Madras, Bangalore, Delhi, Jodhpur, Bhopol, Manharpur, Nagpur, İndore ve Srinagar bölgeleridir.

Tarım: Hindistan halkının 3/4’ü tarımla uğraşmaktadır ve gelirlerin yarısı tarımdan sağlanır. Hindistan topraklarının yarısında ekim yapılmaktadır. Tarım topraklarının % 80’ine tahıl ekilmektedir. Malabar ve Kromandel kıyılarında pirinç, şekerkamışı yetiştirilmektedir. Kuzeyindeki Ganj Ovası ve Bengal Körfezi kıyıları çok verimli topraklar olup, her nevi ürün alınmaktadır. Hindistan çay, susam, mercimek, yerfıstığı ve nohut üretiminde dünyada birinci sırayı; pirinç, şekerkamışı, soğan, keneotu ve hindkeneviri üretiminde ikinci sırayı almaktadır.

Bunların yanında buğday, arpa, keten, tütün, portakal, mısır, patates ve elma yetiştirilmektedir. Ayrıca her cins baharat, pamuk, kahve ve haşhaş üretilir.

Balıkçılık:
Hindistan, 4800 kilometrelik sahil şeridi, iç sularla birlikte sığ bölge olarak yaklaşık 260.000 km2lik alanda balıkçılık potansiyeline sahiptir. Fakat yılda ortalama iki milyon ton gibi cüz’i mikdarda balık avlanmaktadır.

Hayvancılık: Hindistan hayvancılık bakımından oldukça zengindir. Dini inanışlarından dolayı sağda solda serbestçe gezinen inek, öküz ve mandalardan yeterli şekilde faydalanılamaz. Sadece güçlerinden ve sütlerinden sınırlı ölçüde fayda sağlanabilmektedir. Sığır, tavuk, koyun, eşek, keçi, manda beslenmektedir.

Ormancılık: Ülke topraklarının % 22’si ormanlıktır. Ormanlardan kerestenin yanında ağaç zamkı, reçine, ilaç hammaddesi de elde edilmektedir.

Ticaret: Ticaretinin büyük kısmını, ABD, AET ülkeleri, İngiltere, Japonya ve Almanya ile yapmaktadır. Tekstil ürünleri, madenler, çay, bazı tarım ürünleri, pamuklu ve jütlü dokuma ve hindkeneviri başlıca ihraç ürünleridir. Besin maddeleri, makina ve aletler, sanayi hammaddeleri, motorlu araçlar ve buğday ithal etmektedir. Dış yardımlar sayesinde ekonomisini geliştirmektedir. İhracatının % 17’sini ABD’ye yapmakta ve ithalatının % 23’ünü ABD’den karşılamaktadır.

Ulaşım: Deniz ulaşımı iyi durumdadır. 8 büyük, 150 küçük liman vardır. Demiryolu ulaşımı bakımından dünyanın dördüncü ülkesidir. Toplam demiryolları 61.810 km, karayolları 1.772.000 km kadardır. İç su yolları ise 16.810 kilometredir. Ülkede 95 kadar havaalanı vardır.Hindistan Hava Yollarına ait uçaklar beş kıtaya uçuş yapmaktadır.

Hint mutfağı

Hint Mutfağı

Hint mutfağı, genellikle bol baharatlı yemeklerden oluşan bir mutfaktır.

Tatlıdan tavuğa kadar tüm yemekler baharatlıdır. Tatlılar tarçın ağırlıklı ve tavuklar köri ağırlıklıdır. Hinduluk dini sebebiyle fazla dana eti kullanılmaz. Tavuk eti ağrlıktadır. Aslında köri denilen bir baharat yoktur. "Köri"ler yemeğe göre değişiklik sergilemektedir. Örneğin bir tavuk ya da bir sebze yemeğinin "köri"si farklı olabilir. Hindistan’da bir restorana gidip Köri isterseniz kimse bir şey anlamaz. Genelde yemeğin sosunda "gravy" ya da "köri" denilmektedir. Diğer bütün yemekler gibi bunun adı bölgeden bölgeye değişebilmektedir.

Kuzey Hint mutfağı : Pencap mutfağı ile Babür saray mutfağının etkisi görülmektedir. Chapati, Naan ve Roti gibi ana yemekleriyle birlikte Dahi (yoğurt), Panīr (peynir) ve Ghee (tereyağı) gibi süt ürünleri, baharat olarak Kimyon, Kişniş, Tarçın ve Kakule kullanılmaktadır.

Güney Hint mutfağı : Kuzey Hint mutfağına göre daha vejetaryendir. Baharat miktarında azalma olmasına rağmen acı seviyesi daha yükselmektedir. Kuzey Hint mutfağına göre pirinç tüketimi fazla olmakla beraber, ekmeğin yerine daha çok pilav almaktadır.

Hindistan’daki Türk Büyükelçiliği

Beğen
Beğen Muhteşem Haha İnanılmaz Üzgün Kızgın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir