Bonsai nedir? Özellikleri ve bakımı nasıldır?

Bonsai; ağaçları özel saksılarda, özel tekniklerle budayarak, şekillendirerek ve bodurlaştırarak büyüterek estetik bir görüntü kazandırma sanatıdır.

tb

(Bon : tepsi, tabak; sai : bitki). Bonsai ağaçları genetik olarak farklı değildir. Küçük yapraklı olanlar tercih edilmekle beraber bonsai, doğadaki büyüklüğüne bakmaksızın herhangi bir ağaçtan olabilir. Doğadaki şeklini aynen kopyalamaya gerek yoktur. Bu konuda kendi estetiğinizi ve hayalgücünüzü sergilemek esastır. Ancak ne olursa olsun bonsai doğal görünmeli, insan eli değdiği belli edilmemelidir.

Ağaç ve saksısı şekil, desen ve renkleriyle bir bütünlük oluşturmalıdır. Bonsai ağacın kendisi değil ağaç ve saksı arasındaki görsel uyumdur.

Ağacı bir saksıya dikmek ve gelişmesine bırakmak yeterli değildir. Bu şekilde bitki ağaç gibi durmayacak ve ömrü de uzun olmayacaktır. Gövde kalınından incesine tüm dallar şekillendirilerek ve gerekirse kesilerek uygun görüntü elde edil- meye çalışılır. Ağacın şekli belirginleştikten sonra düzenli kesim ve budamalarla son şekil elde edilir.Bir bonsai bir çalıdan çok ağaca benzemelidir. Ağaçta belirli yaprak kümeleri ve aralarında belirgin boşluklar vardır, çalıda ise yapraklar tek bir küme oluşturur. Budama size uygun dal yapısını belirginleştirme imkanı verir.

-

Bonsai, yaşayan ağaçlara duyulan saygıyı ve bu ağaçların yaşamasını konu alan bir sanattır. Bonsailer minyatür olmalarına rağmen çevremizde gördüğümüz ağaçlardan hiçbir farkları yoktur. Genel bir yanlış anlama da bonsainin özel bir tür ağaç zannedilmesidir. Evet bazı ağaçlar bonsai için diğerlerinden daha sık kullanılır fakat bonsai odunsu gövdeli hemen her türden yapılabilir. Küçük yapraklı, kısa yaprak düğümleri bulunan (yapraklar arası boşluk) türler ile minyatür meyve ya da çiçekler genellikle daha uygundur. Klasik bonsailerin büyük çoğunluğu Japon Karaçamı (Pinus Thunbergii), 5 ibreli çam veya Japon Akçamı (Pinus Parvifolia), Shimpaku ardıcı(Jüniperus chinensis ”Shimpaku”) ve Japon Akçaağacı (Acer Palmatum)dır.

Bonsai Malzemesinin Seçimi

Her bitki veya fidandan Bonsai yapılamaz. Seçilecek bitkinin Bonsai’nin süs ve görünüm değerini devam ettirebilmesi bakımından bazı koşullara sahip olması gereklidir. Örneğin: Bitkinin yaprakları olabildiğince sık fakat küçücük olup çekici bir güzelliğe sahip olmalıdır. Bitki dört mevsimde de güzellik ve çekiciliğini koruyabilmelidir.

-

Bitki ya da ağaç seklini kolaylıkla koruyabilmeli ve uzun ömürlü olmalıdır. Bitki ya da ağaç dayanıklı, saksıda yetiştirilmeye uygun olmalı ve özel koruyucu önlemlere gerek göstermemelidir.

Japonya’da Bonsai için en uygun bitki türleri çam ve meşe familyalarından gelen kızıl cam, kara çam, Ezo ladini, ardıç, sedir, dikenli ardıç gibi dört mevsim boyu yapraklarını dökmeyen ağaçlar ve mevsimlere göre yaprak dökmekle birlikte dayanıklı türlerden Kaede çınarı, Japon gri kabuklu karaağaç, kayın, Çin ayvası, kiraz ve Japon kayısısıdır.

Bu arada bazı yetiştiriciler çoban püskülü ya da dikenli defne veya Japonya’da “himeshara” adıyla anılan kamelya türünden bir ağacın Bonsai örneklerini başarılı bir şekilde yetiştirmeye başlamışlardır. Bazı yetiştiriciler de Japonya’da “sansho” adı verilen Japonya’ya özgü bir çeşit biber ağacının Bonsai örneklerini yetiştirmektedirler. Bu tür ağaçların Bonsai örneklerini yetiştirmek çok daha fazla sabır, özen ve bakım isteyen bir iştir, özellikle “himeshara” ağacının Bonsai örneklerinde en azından 24 ile 30 ağacın bir arada yetiştirilmesi ve sonuç olarak ortaya bir himeshara korusunun çıkması gerekiyor. Çünkü doğada da bu ağaçlar koruluklar halinde bulunmaktadır. Yıllar süren bir çalışmadan sonra artık olgunluk çağına erişen Bonsai örnekleri son şekillerini, yetiştiricinin estetik anlayışına göre seçtiği bir tepsinin üstünde bulurlar. Tepsinin üstünde Bonsai örneğinin doğal çevresi büyük bir ustalıkla yansıtılır.

-

Herhangi bir Bonsai örneğinin değerlendirilmesinde göz önünde tutulacak unsurlar ağacın kökleri, gövdesi ve dallarının görünümüdür. Bu üç unsur değerlendirmenin üç temeli olarak kabul edilse de görünüm ve sekil yine de ana kriter sayılmamalıdır. Zira, iyi bir Bonsai örneğinde bütünüyle bir uyum, güzellik ve karakter bulunmalıdır.

Bugün Japonya’da Bonsai sahibi olanların büyük bir çoğunluğu bunları miras yoluyla devralmıştır. Ama onlar da hayatları boyunca bu son derece tatminkar hobiyi sürdürürler. Kentlerde oturan apartman sakinleri balkonlarında, ya da evlerinin bahçelerinde Bonsai ile uğraşırken kendilerini doğanın kucağında hissederler ve bir dereceye kadar kentleşmenin kaçınılmaz sonucu olan doğadan uzaklaşmanın eksikliğini gidermiş olurlar.

-

Japonya’da birçok Bonsai derneği kurulmuştur. Bu derneklerin çoğu şirketlerin bünyesinde oluşturulmuştur. Bu kuruluşların en büyüğü olan Japonya Bonsai Derneği, kar gütmeyen bir kuruluş olarak 1965 yılında eski başbakanlardan Shigeru Yoshida’nm başkanlığında kurulmuştur. Shigeru Yoshida’nm vefatından sonra dernek başkanlığını devralan Nobusuke Kishi de Japonya’nın eski başbakanlarındandır. Derneğin ülkede 239 şubesi bulunmaktadır.

1964 yi1ında Tokyo Olimpiyat Oyunları sırasında Japonya’da bir araya gelen 94 ülkenin temsilcileri, Tokyo’nun Hibiya Parkı’nda kurulan Japonya Bonsai Suiseki Sergisini izlemek olanağı bulmuşlardı. 1964 yılından sonra bu konudaki uluslararası ilişkilerde büyük bir artış kaydedildi ve 19 Nisan 1980 tarihinde Osaka’da Dünya Bonsai Kongresi toplandı. Kongrede 11 ülkenin Bonsai öğretmenleri bir araya gelerek dünya çapında bir Bonsai Federasyonu kurulması kararını aldılar.

Bir tek tohumdan minyatür de olsa yüzyıllar boyu yasayacak bir ağacın yetiştirilmesini temel alan Bonsai kavramı artık evrensel bir nitelik kazanmış durumdadır. Bonsai tutkusu bütün dünyada barışı sağlayacak köprülerin kurulmasına ve dünya ulusları arasında iyi niyet ve kardeşlik duygularının geliştirilmesine son derece olumlu katkılarda bulunabilecek bir sanat dalı olarak önemini daima koruyacaktır.

BONSAİ BAKIMI

-

Dış mekan bonsailerinde bir özellik olarakta yapılan hatalardan biri balkon mermerine direk koyulmasıdır. Güneşten ısınan mermer bonsailerin tabaklarının porselen olmasından dolayı daha fazla su kaybına neden olmaktadır ve zaman içerisinde ağacın kurumasına neden olmaktadır. Bonsai tabaklarının altına ısıyı direkt iletmeyecek,altına bir tahta parçasının üstüne koyulmasıdır,aynı zamanda tabak ve mermer arasındaki ısı kaybının azalması toprağın daha uzun nemli kalmasını sağlıyacaktır.

Toprak hazırlama esnasında ufak ponsa taşlarının konulmasını önerilir, bu taşlar suyu tutacağı gibi ayrıca tabak içerisinde su kalmadığında bu taş haznesine aldığı suyu geri verecektir.

Ağacımızın Toprak durumu,toprağın nemli olması, ağacımızı koyacağımız yerin özelliğine göre bir yerde Güneşi sevmesi yada gölgeyi sevmesi bunlarda ağacımızın gelişimi için önemli unusurudur.

Geniş Yapraklı (Çınar,Acer vb.) ağaçlarda daha su gereksinimi arttığı için bu tür ağaçların daha çok suya ihtiyaç duydukları için toprakta ki nem ve su oranı devamlı kontrollü olması gerekmektedir.

Bonsailerinizi Sulama da, bulunduğunuz Şehrin, iklim özelliğine göre değişiklikler gösterecektir, Haziran, Temmuz ve Ağustos aylarında su gereksinimlerinin artacağını unutmayınız.

-

1- Bonsainizi Aydınlık ve havadar bir yerde muhafaza etmek gerekir.
2- Sulama işlemini zaman bağlamayınız. Toprağın nemli olması gereklidir. Toprak nemi azaldığında sulama yapınız
3- Sulamaya toprağın üzerinden ve iki aşamada yapınız. İlk aşamada toprağın yüzeyini yavaşça sulayarak suyu emebilir hale getiriniz. İkinici aşamada,tüm toprak hacmi sulanacak şekilde sulama yapınız.
4- Dış mekan bonsaileri kışı dışarıda geçirmelidir.
5- Başta Lodos ve Klima,Vantilatör gibi rüzgarlardan koruyunuz.
6- Bir haftadan uzun süren seyahatlerinizde, ona bakabilecek birisine emanet etmek gerekmektedir.
7- Sera etkisinden (Yazın Arabanın içi v.b.) korumak gerekmektedir.

Toprak

Ülkemizde bonsai konusunda çok eksikliklerimiz olduğu ve dünya genelinin çok gerisinde olduğumuz gibi bonsai toprağı konusunda da büyük eksikliklerimiz ve yanlışlarımız bulunmakta.

Genelde gördüğüm ve benim de zamanında yaptığım büyük yanlış, bildiğimiz bahçe toprağını veya doğadan temin ettiğimiz, gerek humuslu, gerek killi, gerekse çürümüş yaprak örtüsü gibi değişik yapıdaki toprakların kullanımıydı ki bizim için zaten sorunlar da burada başlıyordu.

Çok su tutan veya hiç su tutmayan, geçirgenliği çok düşük veya çok yüksek olan, tüm bunların yanı sıra steril olmadığı için mantar, zararlı yumurtaları, mikroskobik zararlılar gibi unsurları içeren bahçe/orman toprağı, hatta bonsailerimiz için zararlı olabilecek içeriğe sahip ve bu içeriğini bilmediğimiz toprak bonsailerimiz için büyük tehdit anlamına gelmektedir.

Bonsailerimiz için kullanabileceğimiz toprağı organik ve inorganik olmak üzere iki grupta inceleyebiliriz:

Organik bileşenler:

-

– Ağaç kabukları
– Spagnum yosunu, ağaç yosunları, vs.
– Torf
– Bahçe toprağı
– Kompost
– Organik gübre

İnorganik bileşenler:

Diyatomit
Arkillit/Turface
Zeolit
İri taneli kum/ince çakıl
Perlit
Vermikülit
Skorya
Ponza taşıAkadama
Haydite/Hydroton/Seramis (Fırınlanmış kil parçacıkları)
Kanuma
Lava taşı

Bonsai Çeşitler

-

-Akçaağaç (Acer) : Acer Palmatum’lar Japonya, Çin ve Kore’ye özgü, 5 uçlu yaprakları olan küçük ağaçlar ve çalı türleridir.
Doğada bulunan yüzlerce değişik türü vardır. Palmatumlar diğer akçaağaç (acer) türlerinden 5 uçlu yaprakları ile ayrılırlar. Hemen hemen tüm bonsai tekniklerine uyumlu olmaları, güzel yaprakları ve etkileyici dal yapıları ile bonsai dünyasında oldukça popülerdirler.

-Ardıç (Juniper) : Ardıçlar yeni geliştirilen türleriyle büyütmesi, budaması ve eğitmesi kolay olan; sağlam , çiçek açmayan herzaman yeşil bir conifer türüdür. Oldukça hızlı büyüyen ve tepkiler veren bir aile türüdür. Ardıçlar uzun ve iz süren dalları sayesinde hemen hemen bütün bonsai stillerine uygundurlar (Broom dışında). Dalları tekrar şekil vermeye ve ve telle sekillendirmeye uygundur.

-Göknar (Abies) : Soguk ortamlari tercih eden yaprak dökmeyen agaç cinsidir. Dogada 25 metreye kadar büyüyebilen piramidimsi agaçlardir.

-

-Akasya (Robinia) : Akasyalar, üzerinde dikenleri olan sicak hava agaçlaridir. Kışın oda içinde bekletilmesi gerekir. Ancak bazı türleri kış soğuklarını da severler. Akasyalara bazen Altın Mimozalar dendiği de olur. Akasyalar bazen tohumlarini verdikten sonra tohumlardan çiçek de açabilirler ama, bonsai olarak yetistirilirken çiçek açmasi daha da güçlesir.

-Zelkova : (İç Mekan) Kış aylarında güneş alan ama serin bir yerde tutulmalıdır. Nem miktarı korunmalıdır. Don olayları bittikten sonra Mayıs ayından itibaren dışarıya konulmalı ve sonbahara kdar dışarda kalmalıdır. (Yapraklarının doğal olarak dökülmesi sağlanmalı.) (Dış Mekan) Dış mekan zelkovaları -5°C a kadar dayanabilen türlerdir ama bu sıcaklık düşerse korunmaya ihtiyaçları vardır. Karanlık garaj yada ev dışı mekanlarda tutulabilinirler.

-Şimşir (Buxus) : Şimşir doğal ortamındada küçük olan ve küçük yapraklara sahip bonsai yapmak için çok güzel bir ağaçtır. En uygun türleri bonsai yapmak için : Buxus microphylla/ Japanese Box and Buxus sempervirens/ Common Box ( ŞiMŞiR)

-Cüce Nar (Pomegranate) : Akdeniz ve Asya yöresinin bitkisidir. Zar zor diktörtgeni andıran, parlak yaprakları olan, koni biçimli değişik renklerde çiçekleri olan bir türdür. Çiçekler daha sonra sarı derili ve kırmızıya kaçan meyvalara dönüşür. Çiçek açmaları için 13-16 sonbahar derecelerine ihtiyaç duyarlar.

-Muşmula (Cotoneaster) : 200′ü aşkın türe sahiptir; bunların içinde herdemyeşil yarı yeşil ve her yıl yapraklarını döken çeşitleri vardır.

-

-Söğüt (Salix/Willow) : Söğüt 300 e yakın türü olan ve genelde yaprak döken bir cinstir. Nerdeysen bütün dünyada bulunan bir ağaç olan söğütün genellikle basit, tam veya dişlenmiş, değişimli yaprakları vardır. Çoğu söğütü türü enerjik ve güçlü bir büyüme karakterine sahiptir ve ihmal edilmeye çok toleranslıdır. Bonsaide en çok kullanılan türü Salix Babylınica’dır

-Çamlar (Pines) : İlkbahar yaz ve sonbahar aylarında sürekli güneşli mekanlarada tutulmaları gerekir. Yetersiz güneş ışığı alırlarsa iğneleri uzayacaktır ve gölgede kalan dallar öleceklerdir. Sert kış koşularına dayanabilsede köklerinin dondan koruması gerekmektedir.

Bir çok ağaç bonsai bitkisi haline getirilebilir. En önemli özellikleri budama işleminde kurumaya olan eğilimleridir. Bonsailer budama işleminde hemen yeni ışgınlarla büyümeye eğilim gösterirler. Seçilen türler halk dilinde “küsmeyen” türlerden olmalıdır.

Beğen
Beğen Muhteşem Haha İnanılmaz Üzgün Kızgın

Manşinel Ağacı – Dünyanın en Zehirli Ağacı

Manşinel Ağacı

Batı Hindistan ve tropik Amerika’ da yetişen bir ağaçtır. Boyu 3 metreden 15 metreye kadar uzanabilir. Düz ve açık kahverengi bir kabuğu; uzun dalları vardır. Yumurta şeklindeki yaprakları 10 cm uzunluğundadır ve dişli kenarlara sahiptir. Küçük ve pembe çiçeklere sahiptir. Elma şeklinde meyveleri vardır.

Guinness Rekorlar Kitabına girecek kadar tehlikeli olan ve "Dünyanın En Zehirli Ağacı" olarak ünlenen Manşinel (Manchineel) ağacı, Florida, Bahama, Karayibler, Orta Amerika ve Güney Amerika bölgesinde rastlanan nadir bir ağaç türü.

Manşinel (Manchineel) ağacına ufak bir dokunuş bile deri üzerinde yanıklar oluşturacak kadar etkiye sahip. İnsan vücudu ağacın zehirine kısa süre içerisinde tepki veriyor ve cilt kabarcıklar halinde su toplamaya başlıyor.

Yağmur yağarken ağaca yaklaşır veya ağaçtan sıçrayan bir yağmur damlasına maruz kalınırsa, yine tehlike maruz kalınmış oluyor. Veya yanan bir Manchineel ağacının dumanı göze temas ederse, körlüğe sebep olabiliyor.

 Manşinel ağacı için konulmuş bir uyarı tabelası

Bu yüzden ağacın bulunduğu kimi bölgelerde ağacın etrafında özel güvenlik önlemleri alınırken, ağacı tanımayan kişilerin zarar görmemesi için özel uyarı işaretleri ve tabelalara başvuruluyor.

Manşinel ağacının meyvesinin yanlışlıkla ısırılırması ölümle sonuçlanan komplikasyonlara neden olmaktadır. Çeşitli örgütlerin bu ağacın meyvelerini gizlice ülke dışına çıkarttığı ancak ne amaçla kullandığı bilinmiyor. Manşinel ağacı meyvesinin yemek ve içeceklerin içine çok az miktarda enjekte edilmesinin bile çeşitli ölüm vakası oluşturacak kanser veya kriz etkisi oluşturduğu da bilinmektedir. Meyve, hastanın kısa sürede ölmesine neden olmaktadır.

Türkiye’de kanser ve benzer vakalara yakalanan insanların sayısında artış olurken teşhisi konulamayan, basit nedenlere bağlı ölüm vakalarının arttığı şu dönemde ise Manşinel ağacı veya meyvesinin Türkiye’de olup olmadığı bilinmemektedir. Manşinel ağacından zehirlenen hastanın ne gibi belirtiler gösterdiği ise sağlık kuruluşları tarafından belirtilmemektedir.

Beğen
Beğen Muhteşem Haha İnanılmaz Üzgün Kızgın

Toros Sediri – Katran Ağacı – Lübnan Sediri

Toros sediri

Toros sediri, Lübnan Sediri veya Katran ağacı (Cedrus libani), çamgiller (Pinaceae) familyasından Güney Anadolu Toroslarında yaygın görülen, ayrıca Kelkit ve Yeşilırmak vadilerinde kalıntı meşcereleri bulunan bir sedir türüdür.

40 m’ye kadar uzarlar. Genç sürgünler grimsi kahverengi, çıplak ya da hafif tüylüdür. İğne yapraklar 1,5-3,5 cm uzunluğunda, sert ve batıcıdır. Renkleri önceleri koyu yeşil, zamanla yaşlı bireylerde mavimsi yeşil renk almaktadır. Kozalakları genellikle fıçı biçimindedir. Boyları 8-10 cm, enleri 4-6 cm’dir. Kozalak pulları geniş ve tam kenarlıdır. Dış yüzeyleri hafifçe tüylüdür. Kozalakların üzerlerinde bol reçine bulunmaktadır.

Toros sedirinin ışık isteği fazladır ve yarı ışık ağacı olarak kabul edilir. Toprak bakımından seçici değildir. Daha ziyade kayalık kalkerli yamaçlarda yetişirler. Akdeniz ikliminin hakim olduğu yerlerde bulunur. Kışları ılık yerler ister.

Doğal olarak Güney Anadolu ve Lübnan’da yayılmış olup, batı sınırı Fethiye ve Köyceğiz’den başlar. Doğuya doğru Toros Dağları üzerinden uzanmakta, Göksun ve Kahramanmaraş yörelerinden bir kavisle güneye Nur Dağlarına yönelmektedir. Lübnan’da ancak Cebelübnan’da kalmıştır. Bu ana yayılışı dışında ise Kuzey Anadolu’da Kelkit-Yeşilırmak Vadisinde Erbaa yakınlarında Çatalan Köyünde ve Niksar yörelerinde 100 hektarlık adacıklar halinde bulunmaktadır. İç Anadolu Bölgesinde de Afyon-Emirdağ-Dandindere’de yayılışı vardır.

Beğen
Beğen Muhteşem Haha İnanılmaz Üzgün Kızgın

Tırmandığı Ağacı Taklit Eden Taklitçi Sarmaşık – Boquila Trifoliolata

Nasıl da sıradan duruyor bu sarmaşık. Ama gerçekler hiç de öyle değil. Gizemli yeteneğiyle dünyanın en şaşırtıcı bitkisi bu.

Adı Boquila trifoliolata, Şili ve Arjantin’in ılıman yağmur ormanlarında yaşıyor. Diğer sarmaşıkların yaptığı şeyi yapıyor; orman zemininde dolanıyor, yukarı doğru tırmanıyor ve konakçı bitkilere tutunuyor. Bunda sıradışı bir durum yok.


Çizim: Robert Krulwich

Ancak birkaç yıl önce bitkibilimci Ernesto Gianoli ve bir öğrencisi, Şili ormanlarında dolaşırken bir Boquila trifoliolata görmüşler. Durup incelemişler. “O zaman fark ettik,” diyor Gianoli. Orman zeminindeki sarmaşığın yaprakları, kısa ve yuvarlakımsıymış:

Çizim: Robert Krulwich

Ancak konakçı ağaca tırmanan sarmaşık yapraklarının biçimi değişikmiş. Buradaki gibi çok daha uzun ve inceymiş:

Çizim: Robert Krulwich

Her iki yaprak da aynı sarmaşığa aitmiş ama konakçı değiştiren sarmaşığın yeni yaprakları uzun biçim alarak yeni ortamına uyum sağlıyormuş. Gianoli’nin çektiği aşağıdaki fotoğrafta sarmaşık yaprakları “V”, ağaç yaprakları “T” olarak işaretli. Gördüğünüz gibi birbirinden ayırmak çok da kolay değil.

Fotoğraf: Ernesto Gianoli’nin izniyle

Bitki sanki kendini kamufle ediyor, konakçısına benzemek üzere biçim değiştiriyor.

Yürümeye devam eden Gianoli, ormanda çalılarla ağaçlar arasında dolanan Boquila sarmaşıklarına dikkat edince, aynı şeyi yeniden fark etmiş! Gördüğü şeyi “şaşırtıcı” bulmuş.

Fotoğraf: Ernesto Gianoli İzniyle

Bu fotoğrafta sarmaşık bir başka ağaçta ve bu defa ağacın yaprakları (“T” işaretli) daha yuvarlak, taç yapraklarına benziyor. Peki ya sarmaşık (yaprağı “V” işaretli)? Onun da yaprakları şimdi yuvarlak!

Woody Allen, bir zamanlar Zelig adlı bir film çekmişti. Yanında durduğu kişinin özelliklerini alan bir adamla ilgiliydi. Gianoli ne kadar incelerse bitkinin o kadar Zeligleştiğini anlamıştı, tekrar tekrar değişim geçirerek farklı konakçılara benziyordu.

Benim gibi blogcu olan arkadaşım Ed Yong’un 2014 yılında aynı bitki konusunda yazdığı bir yazıda anlattığı gibi farklı davranışlar sergiliyor: “Çok yönlü yaprakları, boyutunu, biçimini, rengini, yönünü ve hatta damar desenlerini değiştirerek etraftaki bitki örtüsüne uyum sağlıyor.”

Örneğin bu ağaçta…

Fotoğraf: Ernesto Gianoli İzniyle

…ağaç yapraklarının kenarları testere gibi tırtıklı (Bunları “T” ile işaretledik). Sarmaşığımız zigzaglı bir kenar yaratmaya çalışıyor (“V” işaretli yaprağa bakın) ve fena da olmuyor. "İşte," diyor Gianoli, Yong’a, “Boquila’nın ‘elinden gelenin en iyisini yaparak’ bir benzerlik elde ettiği ama hedefe tam ulaşamadığı bir durum."

Ama fena başarı değil. Becerikli bir küçük bitki bu.

Ama Neden? Taklitçilik Sarmaşığın İşine Nasıl Yarıyor?

Olası cevap, yenmekten kurtulmak olabilir.

Orman yaprak yiyenlerle dolu. Ağaçta dolaşan aç bir tırtıl düşünün:

Çizim: Robert Krulwich

Yaprak yemeyi seviyor. Sarmaşık yapraklarını leziz buluyor olabilir. Ancak sarmaşığımız ağacın çok sayıda yaprağı arasında saklandığında, sarmaşık yapraklarının yenme şansı daha düşük oluyor.

Ya da belki sarmaşık, tırtıl için zehirli olan yaprakların biçimini alıyor. Zararsız türlerin, kötü yemek izlenimi verdiği bu duruma Batesian taklitçiliği adı veriliyor.

Nedeni ne olursa olsun, taklit işe yarıyormuş gibi duruyor. Gianoli ve araştırmayı birlikte yaptığı Fernando Carrasco-Urra, komşusunu daha yukarılarda taklit eden sarmaşığın daha az yenildiğini bildiriyor. Yerdeyken tadına bakanların sayısı daha fazla oluyor. Ancak bu sarmaşık konusunda en ilginç şey yaptığı şeyi nasıl gerçekleştirdiği. “Gizli sarmaşık” adı verilmesinin nedeni, Amerikan casus uçağı gibi iç işleyişinin hâlâ bir sır olması.

Sırrını Öğrenelim…

Bilimin bildiği kadarıyla hiçbir bitki, farklı komşularını taklit etmeyi başaramıyor. Başka çiçekleri taklit eden bazı bitkiler –orkideler örneğin– var ama bir ya da iki çeşitle sınırlı kalıyor. Boquila daha çok bir mürekkepbalığı ya da ahtapot duygusu veriyor; en az sekiz temel şekle bürünüyor. Daha önce hiç karşılaşmadığı bir çalı ya da ağaca tırmandığında etrafında ne varsa onu taklit ediyor.

En acayip yönü de şu: Kopyaladığı şeye dokunması gerekmiyor. Sadece yakınında olması yeterli. Hayvanlar alemindeki taklitlerin çoğu fiziksel dokunuş içeriyor. Ama bu bitki, konakçı ağaca asıldığında –kelimenin tam anlamıyla asılıyor– kendisiyle modeli arasında alan bırakıyor ve göz, burun, ağız ya da beyni olmadan komşusunu “görüyor” ve “gördüğü şeyi” kopyalıyor.

Nasıl Yapıyor?

Gianoli ve Carrasco-Urra iki bitki arasındaki alanda bir şeyler yaşanıyor olabileceğini düşünüyor. Çalının ya da ağacın havaya kimyasallar (uçucular) salıyor olabileceğini, buradaki gibi yayılıp…

Animasyon: Robert Krulwich

… sarmaşık tarafından hissediliyor olabileceğini düşünüyor. Sarmaşığın, kimyasalları biçimlere ve sonra da kendi görüntüsüne nasıl dönüştürdüğü bilinmiyor. Sinyal ışıkta, kokuda ya da belki gen iletişim biçimi olarak yazılı olabilir. Bu konu gizemini koruyor.

Bilim muhabiri Richard Mabey, The Cabaret of Plants adlı yeni kitabında, “Bizim alamadığımız ama burunsuz ve beyinsiz bitkilerin aldığı ‘kokular’ olduğunu anlamak bizler için zor,” diye yazıyor. Bir bitkiyi, yunusa zeki dediğimiz gibi “zeki” olarak tanımlamak kurallara aykırı, beyinsiz canlılara gerçekte akıllı denilmiyor. Zekânın, bir hayvan özelliği olarak bizimki gibi bir sinir sistemi gerektirdiğini düşünüyoruz. Ancak Mabey’in yazdığı gibi, “bilmediği durumlarla karşılaşan sarmaşık zekânın birinci ilkesini ortaya koyuyor.”

Hımmm. Hayvanlar aleminin sınırına mı dayanıyoruz, yoksa bitkilerin de bizim hiç bilmediğimiz gizli hesapları mı var? Eğer Boquila böyle bir şey yapabiliyorsa, başka bitkiler de var demektir.

Bu küçük sarmaşık dev bir gizem saklıyor olabilir. Ne yaptığını anlamayı çok isterdim, çünkü eğer ne yapıyorsa, bitkilerin hayal ettiğimizden çok daha yetenekli olduğunu fısıldıyor.

Kaynak: Dünyanın En Gizemli Bitkisinin Sinsi Yaşamı – National Geographic Türkiye

Beğen
Beğen Muhteşem Haha İnanılmaz Üzgün Kızgın