Bonsai nedir? Özellikleri ve bakımı nasıldır?

Bonsai; ağaçları özel saksılarda, özel tekniklerle budayarak, şekillendirerek ve bodurlaştırarak büyüterek estetik bir görüntü kazandırma sanatıdır.

tb

(Bon : tepsi, tabak; sai : bitki). Bonsai ağaçları genetik olarak farklı değildir. Küçük yapraklı olanlar tercih edilmekle beraber bonsai, doğadaki büyüklüğüne bakmaksızın herhangi bir ağaçtan olabilir. Doğadaki şeklini aynen kopyalamaya gerek yoktur. Bu konuda kendi estetiğinizi ve hayalgücünüzü sergilemek esastır. Ancak ne olursa olsun bonsai doğal görünmeli, insan eli değdiği belli edilmemelidir.

Ağaç ve saksısı şekil, desen ve renkleriyle bir bütünlük oluşturmalıdır. Bonsai ağacın kendisi değil ağaç ve saksı arasındaki görsel uyumdur.

Ağacı bir saksıya dikmek ve gelişmesine bırakmak yeterli değildir. Bu şekilde bitki ağaç gibi durmayacak ve ömrü de uzun olmayacaktır. Gövde kalınından incesine tüm dallar şekillendirilerek ve gerekirse kesilerek uygun görüntü elde edil- meye çalışılır. Ağacın şekli belirginleştikten sonra düzenli kesim ve budamalarla son şekil elde edilir.Bir bonsai bir çalıdan çok ağaca benzemelidir. Ağaçta belirli yaprak kümeleri ve aralarında belirgin boşluklar vardır, çalıda ise yapraklar tek bir küme oluşturur. Budama size uygun dal yapısını belirginleştirme imkanı verir.

-

Bonsai, yaşayan ağaçlara duyulan saygıyı ve bu ağaçların yaşamasını konu alan bir sanattır. Bonsailer minyatür olmalarına rağmen çevremizde gördüğümüz ağaçlardan hiçbir farkları yoktur. Genel bir yanlış anlama da bonsainin özel bir tür ağaç zannedilmesidir. Evet bazı ağaçlar bonsai için diğerlerinden daha sık kullanılır fakat bonsai odunsu gövdeli hemen her türden yapılabilir. Küçük yapraklı, kısa yaprak düğümleri bulunan (yapraklar arası boşluk) türler ile minyatür meyve ya da çiçekler genellikle daha uygundur. Klasik bonsailerin büyük çoğunluğu Japon Karaçamı (Pinus Thunbergii), 5 ibreli çam veya Japon Akçamı (Pinus Parvifolia), Shimpaku ardıcı(Jüniperus chinensis ”Shimpaku”) ve Japon Akçaağacı (Acer Palmatum)dır.

Bonsai Malzemesinin Seçimi

Her bitki veya fidandan Bonsai yapılamaz. Seçilecek bitkinin Bonsai’nin süs ve görünüm değerini devam ettirebilmesi bakımından bazı koşullara sahip olması gereklidir. Örneğin: Bitkinin yaprakları olabildiğince sık fakat küçücük olup çekici bir güzelliğe sahip olmalıdır. Bitki dört mevsimde de güzellik ve çekiciliğini koruyabilmelidir.

-

Bitki ya da ağaç seklini kolaylıkla koruyabilmeli ve uzun ömürlü olmalıdır. Bitki ya da ağaç dayanıklı, saksıda yetiştirilmeye uygun olmalı ve özel koruyucu önlemlere gerek göstermemelidir.

Japonya’da Bonsai için en uygun bitki türleri çam ve meşe familyalarından gelen kızıl cam, kara çam, Ezo ladini, ardıç, sedir, dikenli ardıç gibi dört mevsim boyu yapraklarını dökmeyen ağaçlar ve mevsimlere göre yaprak dökmekle birlikte dayanıklı türlerden Kaede çınarı, Japon gri kabuklu karaağaç, kayın, Çin ayvası, kiraz ve Japon kayısısıdır.

Bu arada bazı yetiştiriciler çoban püskülü ya da dikenli defne veya Japonya’da “himeshara” adıyla anılan kamelya türünden bir ağacın Bonsai örneklerini başarılı bir şekilde yetiştirmeye başlamışlardır. Bazı yetiştiriciler de Japonya’da “sansho” adı verilen Japonya’ya özgü bir çeşit biber ağacının Bonsai örneklerini yetiştirmektedirler. Bu tür ağaçların Bonsai örneklerini yetiştirmek çok daha fazla sabır, özen ve bakım isteyen bir iştir, özellikle “himeshara” ağacının Bonsai örneklerinde en azından 24 ile 30 ağacın bir arada yetiştirilmesi ve sonuç olarak ortaya bir himeshara korusunun çıkması gerekiyor. Çünkü doğada da bu ağaçlar koruluklar halinde bulunmaktadır. Yıllar süren bir çalışmadan sonra artık olgunluk çağına erişen Bonsai örnekleri son şekillerini, yetiştiricinin estetik anlayışına göre seçtiği bir tepsinin üstünde bulurlar. Tepsinin üstünde Bonsai örneğinin doğal çevresi büyük bir ustalıkla yansıtılır.

-

Herhangi bir Bonsai örneğinin değerlendirilmesinde göz önünde tutulacak unsurlar ağacın kökleri, gövdesi ve dallarının görünümüdür. Bu üç unsur değerlendirmenin üç temeli olarak kabul edilse de görünüm ve sekil yine de ana kriter sayılmamalıdır. Zira, iyi bir Bonsai örneğinde bütünüyle bir uyum, güzellik ve karakter bulunmalıdır.

Bugün Japonya’da Bonsai sahibi olanların büyük bir çoğunluğu bunları miras yoluyla devralmıştır. Ama onlar da hayatları boyunca bu son derece tatminkar hobiyi sürdürürler. Kentlerde oturan apartman sakinleri balkonlarında, ya da evlerinin bahçelerinde Bonsai ile uğraşırken kendilerini doğanın kucağında hissederler ve bir dereceye kadar kentleşmenin kaçınılmaz sonucu olan doğadan uzaklaşmanın eksikliğini gidermiş olurlar.

-

Japonya’da birçok Bonsai derneği kurulmuştur. Bu derneklerin çoğu şirketlerin bünyesinde oluşturulmuştur. Bu kuruluşların en büyüğü olan Japonya Bonsai Derneği, kar gütmeyen bir kuruluş olarak 1965 yılında eski başbakanlardan Shigeru Yoshida’nm başkanlığında kurulmuştur. Shigeru Yoshida’nm vefatından sonra dernek başkanlığını devralan Nobusuke Kishi de Japonya’nın eski başbakanlarındandır. Derneğin ülkede 239 şubesi bulunmaktadır.

1964 yi1ında Tokyo Olimpiyat Oyunları sırasında Japonya’da bir araya gelen 94 ülkenin temsilcileri, Tokyo’nun Hibiya Parkı’nda kurulan Japonya Bonsai Suiseki Sergisini izlemek olanağı bulmuşlardı. 1964 yılından sonra bu konudaki uluslararası ilişkilerde büyük bir artış kaydedildi ve 19 Nisan 1980 tarihinde Osaka’da Dünya Bonsai Kongresi toplandı. Kongrede 11 ülkenin Bonsai öğretmenleri bir araya gelerek dünya çapında bir Bonsai Federasyonu kurulması kararını aldılar.

Bir tek tohumdan minyatür de olsa yüzyıllar boyu yasayacak bir ağacın yetiştirilmesini temel alan Bonsai kavramı artık evrensel bir nitelik kazanmış durumdadır. Bonsai tutkusu bütün dünyada barışı sağlayacak köprülerin kurulmasına ve dünya ulusları arasında iyi niyet ve kardeşlik duygularının geliştirilmesine son derece olumlu katkılarda bulunabilecek bir sanat dalı olarak önemini daima koruyacaktır.

BONSAİ BAKIMI

-

Dış mekan bonsailerinde bir özellik olarakta yapılan hatalardan biri balkon mermerine direk koyulmasıdır. Güneşten ısınan mermer bonsailerin tabaklarının porselen olmasından dolayı daha fazla su kaybına neden olmaktadır ve zaman içerisinde ağacın kurumasına neden olmaktadır. Bonsai tabaklarının altına ısıyı direkt iletmeyecek,altına bir tahta parçasının üstüne koyulmasıdır,aynı zamanda tabak ve mermer arasındaki ısı kaybının azalması toprağın daha uzun nemli kalmasını sağlıyacaktır.

Toprak hazırlama esnasında ufak ponsa taşlarının konulmasını önerilir, bu taşlar suyu tutacağı gibi ayrıca tabak içerisinde su kalmadığında bu taş haznesine aldığı suyu geri verecektir.

Ağacımızın Toprak durumu,toprağın nemli olması, ağacımızı koyacağımız yerin özelliğine göre bir yerde Güneşi sevmesi yada gölgeyi sevmesi bunlarda ağacımızın gelişimi için önemli unusurudur.

Geniş Yapraklı (Çınar,Acer vb.) ağaçlarda daha su gereksinimi arttığı için bu tür ağaçların daha çok suya ihtiyaç duydukları için toprakta ki nem ve su oranı devamlı kontrollü olması gerekmektedir.

Bonsailerinizi Sulama da, bulunduğunuz Şehrin, iklim özelliğine göre değişiklikler gösterecektir, Haziran, Temmuz ve Ağustos aylarında su gereksinimlerinin artacağını unutmayınız.

-

1- Bonsainizi Aydınlık ve havadar bir yerde muhafaza etmek gerekir.
2- Sulama işlemini zaman bağlamayınız. Toprağın nemli olması gereklidir. Toprak nemi azaldığında sulama yapınız
3- Sulamaya toprağın üzerinden ve iki aşamada yapınız. İlk aşamada toprağın yüzeyini yavaşça sulayarak suyu emebilir hale getiriniz. İkinici aşamada,tüm toprak hacmi sulanacak şekilde sulama yapınız.
4- Dış mekan bonsaileri kışı dışarıda geçirmelidir.
5- Başta Lodos ve Klima,Vantilatör gibi rüzgarlardan koruyunuz.
6- Bir haftadan uzun süren seyahatlerinizde, ona bakabilecek birisine emanet etmek gerekmektedir.
7- Sera etkisinden (Yazın Arabanın içi v.b.) korumak gerekmektedir.

Toprak

Ülkemizde bonsai konusunda çok eksikliklerimiz olduğu ve dünya genelinin çok gerisinde olduğumuz gibi bonsai toprağı konusunda da büyük eksikliklerimiz ve yanlışlarımız bulunmakta.

Genelde gördüğüm ve benim de zamanında yaptığım büyük yanlış, bildiğimiz bahçe toprağını veya doğadan temin ettiğimiz, gerek humuslu, gerek killi, gerekse çürümüş yaprak örtüsü gibi değişik yapıdaki toprakların kullanımıydı ki bizim için zaten sorunlar da burada başlıyordu.

Çok su tutan veya hiç su tutmayan, geçirgenliği çok düşük veya çok yüksek olan, tüm bunların yanı sıra steril olmadığı için mantar, zararlı yumurtaları, mikroskobik zararlılar gibi unsurları içeren bahçe/orman toprağı, hatta bonsailerimiz için zararlı olabilecek içeriğe sahip ve bu içeriğini bilmediğimiz toprak bonsailerimiz için büyük tehdit anlamına gelmektedir.

Bonsailerimiz için kullanabileceğimiz toprağı organik ve inorganik olmak üzere iki grupta inceleyebiliriz:

Organik bileşenler:

-

– Ağaç kabukları
– Spagnum yosunu, ağaç yosunları, vs.
– Torf
– Bahçe toprağı
– Kompost
– Organik gübre

İnorganik bileşenler:

Diyatomit
Arkillit/Turface
Zeolit
İri taneli kum/ince çakıl
Perlit
Vermikülit
Skorya
Ponza taşıAkadama
Haydite/Hydroton/Seramis (Fırınlanmış kil parçacıkları)
Kanuma
Lava taşı

Bonsai Çeşitler

-

-Akçaağaç (Acer) : Acer Palmatum’lar Japonya, Çin ve Kore’ye özgü, 5 uçlu yaprakları olan küçük ağaçlar ve çalı türleridir.
Doğada bulunan yüzlerce değişik türü vardır. Palmatumlar diğer akçaağaç (acer) türlerinden 5 uçlu yaprakları ile ayrılırlar. Hemen hemen tüm bonsai tekniklerine uyumlu olmaları, güzel yaprakları ve etkileyici dal yapıları ile bonsai dünyasında oldukça popülerdirler.

-Ardıç (Juniper) : Ardıçlar yeni geliştirilen türleriyle büyütmesi, budaması ve eğitmesi kolay olan; sağlam , çiçek açmayan herzaman yeşil bir conifer türüdür. Oldukça hızlı büyüyen ve tepkiler veren bir aile türüdür. Ardıçlar uzun ve iz süren dalları sayesinde hemen hemen bütün bonsai stillerine uygundurlar (Broom dışında). Dalları tekrar şekil vermeye ve ve telle sekillendirmeye uygundur.

-Göknar (Abies) : Soguk ortamlari tercih eden yaprak dökmeyen agaç cinsidir. Dogada 25 metreye kadar büyüyebilen piramidimsi agaçlardir.

-

-Akasya (Robinia) : Akasyalar, üzerinde dikenleri olan sicak hava agaçlaridir. Kışın oda içinde bekletilmesi gerekir. Ancak bazı türleri kış soğuklarını da severler. Akasyalara bazen Altın Mimozalar dendiği de olur. Akasyalar bazen tohumlarini verdikten sonra tohumlardan çiçek de açabilirler ama, bonsai olarak yetistirilirken çiçek açmasi daha da güçlesir.

-Zelkova : (İç Mekan) Kış aylarında güneş alan ama serin bir yerde tutulmalıdır. Nem miktarı korunmalıdır. Don olayları bittikten sonra Mayıs ayından itibaren dışarıya konulmalı ve sonbahara kdar dışarda kalmalıdır. (Yapraklarının doğal olarak dökülmesi sağlanmalı.) (Dış Mekan) Dış mekan zelkovaları -5°C a kadar dayanabilen türlerdir ama bu sıcaklık düşerse korunmaya ihtiyaçları vardır. Karanlık garaj yada ev dışı mekanlarda tutulabilinirler.

-Şimşir (Buxus) : Şimşir doğal ortamındada küçük olan ve küçük yapraklara sahip bonsai yapmak için çok güzel bir ağaçtır. En uygun türleri bonsai yapmak için : Buxus microphylla/ Japanese Box and Buxus sempervirens/ Common Box ( ŞiMŞiR)

-Cüce Nar (Pomegranate) : Akdeniz ve Asya yöresinin bitkisidir. Zar zor diktörtgeni andıran, parlak yaprakları olan, koni biçimli değişik renklerde çiçekleri olan bir türdür. Çiçekler daha sonra sarı derili ve kırmızıya kaçan meyvalara dönüşür. Çiçek açmaları için 13-16 sonbahar derecelerine ihtiyaç duyarlar.

-Muşmula (Cotoneaster) : 200′ü aşkın türe sahiptir; bunların içinde herdemyeşil yarı yeşil ve her yıl yapraklarını döken çeşitleri vardır.

-

-Söğüt (Salix/Willow) : Söğüt 300 e yakın türü olan ve genelde yaprak döken bir cinstir. Nerdeysen bütün dünyada bulunan bir ağaç olan söğütün genellikle basit, tam veya dişlenmiş, değişimli yaprakları vardır. Çoğu söğütü türü enerjik ve güçlü bir büyüme karakterine sahiptir ve ihmal edilmeye çok toleranslıdır. Bonsaide en çok kullanılan türü Salix Babylınica’dır

-Çamlar (Pines) : İlkbahar yaz ve sonbahar aylarında sürekli güneşli mekanlarada tutulmaları gerekir. Yetersiz güneş ışığı alırlarsa iğneleri uzayacaktır ve gölgede kalan dallar öleceklerdir. Sert kış koşularına dayanabilsede köklerinin dondan koruması gerekmektedir.

Bir çok ağaç bonsai bitkisi haline getirilebilir. En önemli özellikleri budama işleminde kurumaya olan eğilimleridir. Bonsailer budama işleminde hemen yeni ışgınlarla büyümeye eğilim gösterirler. Seçilen türler halk dilinde “küsmeyen” türlerden olmalıdır.

Beğen
Beğen Muhteşem Haha İnanılmaz Üzgün Kızgın

Bisiklet Bakımı Nasıl Yapılır?

Bisiklet Bakımı Nasıl Yapılır?
Bisiklet Bakımı Nasıl Yapılır?

İster sadece işe gidip gelin ister spor amaçlı kullanın, bisikletinizin her zaman temiz ve kullanıma hazır olması gerekir. Bir bisikletin bakım programı ise ne sıklıkta ve hangi koşullarda kullanıldığına bağlı olarak değişebilir. Arazide, engebeli yollarda veya yağmurlu günlerde bisiklete binen kişilerin diğerlerine göre daha sık bakım ve temizlik yapmaları gerekir. Peki, doğru bisiklet bakımı nasıl yapılır?

Bisikletin Temizlenmesi

Bisikletinizin ömrünü uzatmak için yapabileceğiniz bir şey varsa o da bisiklet parçaları ve kadronun temiz tutulmasıdır. Bunun için özel bir temizlik kitine gerek yok; bir kova su, sabun, sünger ve eski bir diş fırçası işinizi görür. Ancak iyi bir yağ çözücü, zincirdeki ve dişli zincirlerindeki yağın ve tozun kırılmasına yardımcı olacaktır. Temizliğe başlamadan önce bisikletin her yerini suyla durulayın (Hortumla durulayacaksanız basıncı fazla artırmayın). Bisiklet çamurluğu, kadro, zincir, vites ve dişliler üzerinde temizleyici ve yağ çözücü (tabii ki bisiklete özel) bir ürün kullanın. Durulama sonrası bisikleti iyice kuruladığınızdan emin olmanız gerekir. Çünkü su, pasın en büyük düşmanlarından biridir. Aktarma organları (zincir, zincir halkası, ruble ve vites aksamı), ıslakken yağ ve tozla hızlıca tıkanır. Bu nedenle bu kısım özellikle ıslaksa tüm kiri temizlemeniz önemlidir. Jantlar ve diskli fren rotorları gibi frenleme yüzeylerinden kaçındığınızdan emin olarak bisikletin iskeletini PTFE sprey veya silikon bisiklet cilasıyla parlatabilir ve ardından bir kağıt havluyla silebilirsiniz. Böylece bir sonraki sürüşe çıkarken çamur ve toz yapışmasının önlenmesine de yardımcı olabilirsiniz.

Lastiklerin Uygun Şekilde Şişirilmesi

Kötü şişirilmiş bir bisiklet lastiği patlamaya eğilimlidir. Lastikleri şişirmek için bar ve PSI göstergeli bir ayaklı pompaya ihtiyacınız var. Lastik numaranızın yanında PSI harflerinin yazdığını görebilirsiniz. Bu sayı size ne kadar hava basmanız gerektiğini gösterir. Genellikle, yol bisikleti için 80 – 130 PSI, dağ bisikleti lastikleri için 30 – 50 PSI ve hibrid lastikler için 50 – 70 PSI yeterlidir. Bu yeterince basit bir işlemdir ancak havanın iç lastikten kaçtığını veya pompalanırken şişirmediğini fark ederseniz bu, pompanın doğru şekilde bağlanmadığı anlamına gelebilir. Bu durumda lastikleri şişirmeyi yeniden deneyin. Lastikleriniz kullanım sırasında zamanla doğal olarak basıncını kaybeder. Sürüşün pürüzsüz ve verimli olmasını sağlamak için lastiklerin genel olarak her hafta kontrol edilmesi önerilir.

İster sadece işe gidip gelin ister spor amaçlı kullanın, bisikletinizin her zaman temiz ve kullanıma hazır olması gerekir. Bir bisikletin bakım programı ise ne sıklıkta ve hangi koşullarda kullanıldığına bağlı olarak değişebilir. Arazide, engebeli yollarda veya yağmurlu günlerde bisiklete binen kişilerin diğerlerine göre daha sık bakım ve temizlik yapmaları gerekir. Peki, doğru bisiklet bakımı nasıl yapılır?

Bisikletin Temizlenmesi

Bisikletinizin ömrünü uzatmak için yapabileceğiniz bir şey varsa o da bisiklet parçaları ve kadronun temiz tutulmasıdır. Bunun için özel bir temizlik kitine gerek yok; bir kova su, sabun, sünger ve eski bir diş fırçası işinizi görür. Ancak iyi bir yağ çözücü, zincirdeki ve dişli zincirlerindeki yağın ve tozun kırılmasına yardımcı olacaktır. Temizliğe başlamadan önce bisikletin her yerini suyla durulayın (Hortumla durulayacaksanız basıncı fazla artırmayın). Bisiklet çamurluğu, kadro, zincir, vites ve dişliler üzerinde temizleyici ve yağ çözücü (tabii ki bisiklete özel) bir ürün kullanın. Durulama sonrası bisikleti iyice kuruladığınızdan emin olmanız gerekir. Çünkü su, pasın en büyük düşmanlarından biridir. Aktarma organları (zincir, zincir halkası, ruble ve vites aksamı), ıslakken yağ ve tozla hızlıca tıkanır. Bu nedenle bu kısım özellikle ıslaksa tüm kiri temizlemeniz önemlidir. Jantlar ve diskli fren rotorları gibi frenleme yüzeylerinden kaçındığınızdan emin olarak bisikletin iskeletini PTFE sprey veya silikon bisiklet cilasıyla parlatabilir ve ardından bir kağıt havluyla silebilirsiniz. Böylece bir sonraki sürüşe çıkarken çamur ve toz yapışmasının önlenmesine de yardımcı olabilirsiniz.

Lastiklerin Uygun Şekilde Şişirilmesi

Kötü şişirilmiş bir bisiklet lastiği patlamaya eğilimlidir. Lastikleri şişirmek için bar ve PSI göstergeli bir ayaklı pompaya ihtiyacınız var. Lastik numaranızın yanında PSI harflerinin yazdığını görebilirsiniz. Bu sayı size ne kadar hava basmanız gerektiğini gösterir. Genellikle, yol bisikleti için 80 – 130 PSI, dağ bisikleti lastikleri için 30 – 50 PSI ve hibrid lastikler için 50 – 70 PSI yeterlidir. Bu yeterince basit bir işlemdir ancak havanın iç lastikten kaçtığını veya pompalanırken şişirmediğini fark ederseniz bu, pompanın doğru şekilde bağlanmadığı anlamına gelebilir. Bu durumda lastikleri şişirmeyi yeniden deneyin. Lastikleriniz kullanım sırasında zamanla doğal olarak basıncını kaybeder. Sürüşün pürüzsüz ve verimli olmasını sağlamak için lastiklerin genel olarak her hafta kontrol edilmesi önerilir.

Fren Balatalarının Kontrol Edilmesi

Aşınmış fren balataları bir işe yaramaz. Yivleri göremiyorsanız yıpranmış oldukları anlamına gelir. Yeni fren balatalarının takılması oldukça hesaplı ve kolay bir çözümdür ve evinizde kendiniz de yapabilirsiniz. Sadece alyan anahtarı setine ve biraz da sabıra ihtiyacınız var. Ancak farklı fren sistemleri, farklı işlemler yapılmasını gerektirir. V frenlerde alyan anahtarını kullanarak, kaliperdeki vidaları söküp rayıyla birlikte pabucu çıkarmalısınız. Diskli fren balatalarınız içinse (genellikle dağ bisikletlerinde bulunan) önce tekerleği çıkarmanız ve ara parçayı yerleştirmeniz gerekir. Bu önemli bir ayrıntıdır. Çünkü bazen insanlar tekerlek çıkarıldığında hatalı olarak fren kollarını sıkarlar. Eğer bu iş size biraz karışık geliyorsa hiç bulaşmamanızı öneririz.

Frenlerin Sıkılaştırılması veya Gevşetilmesi

Eğer frenleriniz yavaşlamış ve cansızlaşmışsa, yani fren kolunu sıktığınızda çok çabuk bir şekilde geri geliyorsa ve gevşekse frenleri sıkmanız gerekir. Aynı şekilde fren kolunu sıktığınızda eğer çok sertse ve yoğun bir dirençle karşılaşıyorsanız bu, gevşetmeniz gerektiği anlamına gelir.

Pedalların ve Zincirin Yağlanması

 

Pedal ve zincirlerin yağlanması

Düzenli olarak bisikletinizin yan tarafına bakarak ve arka tekerleği yerden kaldırarak tüm zinciri kontrol edin. Serbest elinizle pedallardan birini yavaşça döndürün, bireysel zincir bağlantılarını kir birikmesi ve pas durumu açısından inceleyin. Gıcırtı seslerini dinleyerek yeterli yağlanma olup olmadığını kontrol edin. Eğer bu sorunlardan biri veya birkaçı varsa zincirinizin temizliğe ihtiyacı var demektir. Yağ bakımı konusunda dikkat etmeniz gerekenler:
• Yağ şişesini sıkın ve uygularken pedalı ters yönde çevirin.
• Zinciri birkaç kez zincir halkalarına dolayın ve bunu yaparken zincirin her bir parçasına yağ sıkmaya devam edin.
• Bağlantıları sağlam bir fırçayla veya eski bir diş fırçasıyla fırçalayın.
• Fazla yağı temiz ve kuru bir bezle silin. Bu adımı atlamayın, aşırı yağlama tam tersi olarak yeni kirleri çekebilir.
• Daha kapsamlı bir temizlik için bir zincir temizleme aracı kullanabilirsiniz.
• Her zaman bisiklet aktarma organları için tasarlanmış bir temizleyici ve yağ kullanın.
• Islak havalarda bisiklet sürecekseniz ıslak bir yağ seçin. Yağmur, kar ve çamurlu yollar bisiklet zincirindeki kuru yağları silebilir. Bu nedenle ıslak yağlama daha dayanıklı olacaktır. Kurak bir iklimde yaşıyorsanız kuru bir yağ tercih edin. Kuru hava koşullarında bisiklete biniyorsanız ıslak yağlama gerekli değildir ve bu, kuru yağlamadan daha fazla kir çeker. Kuru yağlama, zincirinizi daha temiz tutacaktır. Ancak bu işlemi genellikle her 80-160 km’de bir yenilemeniz gerekir.
• Bisiklet zincirinizi WD-40 ile yağlamayın. Sadece bisiklet zincirlerinde kullanılmak üzere özel olarak tasarlanmış yağlayıcıları kullanın. WD-40, hızlıca buharlaşan ve sadece az miktarda yağ içeren bir çözücüdür. Bu ürün zincirde kir ve toz birikmesine neden olabilir.

Bisiklet Koltuğu Ayarı

Piriformis sendromunuz (kalça bölgesinde yer alan piriformis kasının spazm ve kalça ağrısına neden olduğu bir durum) varsa sürüş tarzınıza uyacak şekilde, selenizi hafifçe yükseltmeyi veya indirmeyi deneyin. Bisiklet sürerken ağrı hissediyorsanız selenizi çok alçaltmış olabilirsiniz. Sele boyunun genel olarak bel hizasında olması tavsiye edilir. Sürerken rahatsız edici bir sürtünme yaşıyorsanız bu, daha dar burunlu bir koltuğa ihtiyaç duyduğunuz anlamına gelebilir. Kadınlar daha geniş bir pelvise sahiptirler. Bu da birçok kadının daha geniş bir seleye ihtiyaç duyduğu anlamına gelir (sürüş sırasında basıncı önlemek için selenin ortasında bir boşluk olması tercih edilir)

Bisiklet Jant ve Jant Teli Ayarı

Jant telleri genellikle çok sık bakıma ihtiyaç duymaz (eğer kullandığınız yollar düz ve bakımlıysa). Ancak telleri arada sırada kontrol etmeniz gerekir. Bir jant telinin gevşek olup olmadığını anlamak için her bir teli tıpkı arp çalar gibi işaret parmağınızla hafifçe çekip bırakın. Bir tekerleğin üzerindeki jant tellerinin hepsi, çekip bıraktığınızda aynı tonda ses çıkarmalıdır. Bunu tarif etmesi zor, ancak kendiniz denediğiniz zaman kolayca anlayabilirsiniz. Gevşek bir tel, çok daha düşük tonlu bir ses veya gitar telinin kopması gibi bir ses çıkarır.

Ayrıca jant ve jant tellerinin ayarını kontrol etmek için bisikletinizin tekerleklerinden birini çevirip yukarıdan dönüşünü izleyebilirsiniz. Eğer fren balatalarına ya da pabucuna sürttüğünü fark ediyorsanız veya yana doğru kayıyor gibi görünüyorsa bu, büyük ihtimalle ayarının bozulduğu anlamına gelir ve tekerleğin düzeltilmesi gerekir. Jantın sürttüğü kısmı bulduysanız düzeltmeniz için ihtiyacınız olan şey bir jant anahtarı. Bisikletinizi zemine yatırın ve jantın pabuca/balataya sürttüğü kısımdaki jantın karşı tarafa çekilmesini sağlayan teli sıkın. Aynı şekilde, şart olmamakla birlikte, sürten yöne çeken telleri de gevşetebilirsiniz. Dikkat etmeniz gereken diğer bir nokta ise vidaların çevirme yönüdür. Jant vidaları, saat yönünün tersine doğru sıkılıp saat yönüne doğru gevşetilir. Bu duruma dikkat edilmediğinde ayar daha çok bozulur. Eğer bu işlemi kendi başınıza yapamayacağınızı düşünüyorsanız bisikletinizi, bisiklet bakımı ve onarımı yapan bir yere götürmeniz daha sağlıklı olur.

Beğen
Beğen Muhteşem Haha İnanılmaz Üzgün Kızgın