Pestisit Nedir? İnsanlar ve Hayvanlar Üzerindeki Olumsuz Etkileri Nelerdir?

Pestisit, zararlı organizmaları engellemek, kontrol altına almak ya da zararlarını azaltmak için kullanılan madde ya da maddelerden oluşan karışımlardır. Pestisit, kimyasal bir madde, virüs ya da bakteri gibi biyolojik bir ajan, antimikrobik, dezenfektan ya da herhangi bir araç olabilir. Zararlı organizmalar, insanların besin kaynaklarına, mal varlıklarına zarar veren, hastalık yayan böcekler, bitki patojenleri, yabani otlar, yumuşakçalar, kuşlar, memeliler, balıklar, solucanlar ve mikroplar olabilir. Her ne kadar pestisitlerin kullanılmasının bazı yararları olsa da insanlar ve diğer hayvanlar için potansiyel toksisiteleri nedeniyle bazı sorunlar da yaratabilir.

Pestisit Çeşitleri

  • İnsektisit : Böcek, haşerelere karşı kullanılan ilaçlardır.
  • Fungusit : Funguslara (Mantar) karşı kullanılan ilaçlardır.
  • Herbisit : Yabancı otlara karşı kullanılan ilaçlardır.
  • Mollusit : Yumuşakçalara karşı kullanılan ilaçlardır.
  • Rodentisit : Kemirgenlere karşı kullanılan ilaçlardır.
  • Nematisit : Nematotlara karşı kullanılan ilaçlardır.
  • Akarisit : Akarlara karşı kullanılan ilaçlardır.

Pestisitlerin İnsanlar ve Hayvanlar Üzerindeki Olumsuz Etkileri

Bir pestisit kimyasal bir madde ya da virüs veya bakteri gibi biyolojik bir ajan olabilir. Kimyasal pestisitlerin çoğu hedef organizmaya seçkin etkinlik gösteremedikleri için hedef organizma dışındaki organizmalarda da çeşitli hastalıklara yol açar hatta öldürücü olabilirler. Birçok pestisit insanlar için de zararlıdır. Kullanıldıkları canlıların yiyecek şeklinde insanlar tarafından kullanılmaları sonucunda insanlarda yaygın hastalıklara ve istenmeyen sıkıntılı durumlara sebep olurlar. Kimyasal pestisitlerin ve etken maddelerinin akut toksik etkileri vardır. Karbamatlar, organofosfatlar ve klorlanmış hidrokarbonları içeren birçok pestisit genetoksik etkiye sahiptir. Tarım ile uğraşan ve pestisite maruz kalan insanlarda yapılan çalışmalarda bu bireylerde yapısal ve sayısal kromozom anomalileri ile kardeş kromatid değişiminde artmalar gözlenmiştir.

Pestisitlerin kronik etkisine maruz kalan tarım işçilerinde birçok genetik hasarın yanı sıra karaciğer, böbrek ve kaslarda bozukluklar görülmüştür. Pestisitin canlılar üzerindeki etkisi fetal yaşamdan itibaren başlamaktadır. Bu ilaçlar plasentadan fetüse geçmekte ve bunun sonucu olarak düşükler, hiperpigmente ve hiperkeratatik çocuk doğumları görülmektedir. Yapılan hayvan deneylerinde ise radyoaktif olarak işaretlenip anneye verilen pestisitin 5 saat sonra plasentadan fetüse geçtiği ve fetüsün göz, sinir sistemi ve karaciğerine yerleştiği gözlenmiştir.

Organofosfatlı ve karbamatlı insektisitler ise etkilerini doğrudan doğruya periferal ve merkezi sinir sistemi üzerinde göstererek canlı yaşamını tehdit etmektedir.

Birçok pestisit insana, hayvanlara ve çevreye zarar vermektedir. Bununla ilgili ilk çalışmalar 70’li yılların başında, UNEP Stokholm İnsan Çevresi Konvansiyonu’nu hazırlayan süreçte göstermişlerdir. 30 yıl sonra ABD, Avustralya, Kanada, Japonya ve Yeni Zelanda, uluslararası baskılara boyun eğerek küresel anlaşma taslağının oluşturulmasına karar vermişlerdir.

Bu çalışmalar kapsamında KOK (Kalıcı Organik Kirleticileri) olarak adlandırılan içlerinde tarımda da kullanımı yaygın olan birçok kimyasal ürün bazı özel durumlar hariç yasaklanmış ve KOK özelliği taşıyan yeni kimyasallarında üretilmesi yasaklanmıştır. Bu anlaşma kapsamında; aldrin, endrin, toksafen, klordan, dieldrin, heptakol, mireks, DDT ve endüstriyel kimyasallar olan heksaklorobenzen ve PCB’ler yasaklanmış ve stokları takip altına alınmıştır. Türkiye’de Çok ve ark. tarafından yapılan birçok çalışmada anne sütlerinde belirli oranda bu kimyasallar bulunmuştur. Kalıcı Organik Kirleticilerden olan organik klorlu pestisitler ise Cafer Turgut ve ark. tarafından yapılan birçok çalışmada tespit edilmiş ve Toros dağlarında ise uzaktan taşınım tespit edilmiştir.

Tarım ilaçlarının kan hücreleri üzerinde de olumsuz etkileri vardır. Organofosforlu insektisitler eritrositlerin (kırmızı kan hücreleri) membran özelliklerini değiştirerek eritrosit fonksiyonun engellemektedir. Diğer bazı pestisitler de eritrositlerin boyutlarının ve yüzey şekillerinin bozulmasına ve eritrosit antioksidan sistem enzimlerinin aktivitelerinin değişmesine sebep olmaktadır. Pestisitlerin en önemli etkilerinden biri de asetilkolinesteraz enzimini inhibe etmeleridir. Bu durumda alt beyin kökünde solunum kontrol merkezlerinin baskılanması ile canlı ölüme gider. Yine pestisitlerde yapılan bir araştırmada pestisitlerin TCA enzimlerinin (malat dehidrojenaz, süksinat dehidrojenaz) inhibe olmasına sebep olduğu bulunmuştur.

Beğen
Beğen Muhteşem Haha İnanılmaz Üzgün Kızgın

Pikniğe Giderken Renkli Kıyafetler Giymeyin

Yaz aylarında böcek ısırıklarının hızla arttığını söyleyen Uz.Dr. Mahmut Demirci, kişinin alerjisi varsa çok daha ciddi yan etkiler görülebileceğini söyledi. Böcek ısırması durumunda ilk yapılması gerekenin bölgeyi sabunlu suyla yıkamak olduğuna dikkat çeken Uz.Dr. Mahmut Demirci, “Böcekler renkleri sever. O yüzden pikniğe giderken pastel tonlarda kıyafet giymekte yarar var. Ayrıca böceğin ısırdığı bölgeyi sıkmak veya çizmek cildi tahriş edip zehri yayar” dedi

Özellikle tatil bölgelerinde ve yeşillik alanlarda böcek ısırması riskine karşı alınması gereken önlemler hakkında bilgi veren

İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Mahmut Demirci, özellikle alerjik bünyeli kişileri uyardı ve şöyle dedi:

ARI SOKMASINDA NE YAPIMALI?

“Kişinin alerjik bir bünyesi varsa ısırıkla birlikte oluşan kızarıklık lokal olarak kalmayabilir. Vücudun farklı bölgelerinde ciddi şikayetlere neden olabilir. Böcek ısırığından şüpheleniliyorsa o bölgenin enfeksiyon kapmaması için hızlı bir şekilde sabunlu suyla temizlenmesi ilk yapılması gereken müdahaledir. Sabunlu suyla o bölge temizlendikten sonra o bölgenin tahriş edilmemesi, enfeksiyon riskini engellemek açısından çok önemli. Ancak arı sokmasında, eğer arının iğnesi o bölgede derinin içerisinde kaldıysa oradan çıkartılması önemlidir. Mümkün olduğunca cildi tahriş etmeden bu uygulama yapılmalı.”

ZEHİRLİ BÖCEK ISIRIKLARINDA DİKKAT!

Zehirli böcek ısırıklarında, zehrin dağılmaması ve cildin tahriş olmaması için de uyarılarda bulunan Uz.Dr. Mahmut Demirci, özellikle akrep sokmaları sırasında nasıl bir müdahale yaklaşımında bulunulması gerektiğin şöyle anlattı: “Zehirli böcek ısırıklarında özellikle de akrep ısırmasında o bölgedeki zehrin dağılmaması için gerekli önlem alınmalı. Eğer zehir dağılmasın diye cilde zarar verecek şekilde o bölge sıkılırsa, zehrin daha geniş bir alana yayılmasına yol açılabilir. Eğer yara kol veya eldeyse, kalp seviyesinin üzerinde tutulması şişmeyi ve zehrin dağılmasını engellemeye yardımcı olur.”

‘VAKİT KAYBETMEDEN DOKTORA BAŞVURUN’

Böcek ısırıklarının bazı yan etkilerinde zaman kaybetmeden en yakın hastaneye gidip ısıran böceği tarif etmek gerektiğini söyleyen Uz.Dr. Mahmut Demirci, “Kişinin alerjisi varsa ve böcek ısırığıyla beraber nefes darlığı yaşamaya başladıysa, yutkunma güçlüğü çekiyorsa, kalbinin hızında ve ritminde düzensizlik varsa, kalbi hızlı atıyor ve baş dönmesi yaşıyorsa, bulantı, kusma, ishal ve ateşi varsa mutlaka en yakın sağlık kurumuna başvurmak gerekir. Burada hangi böceğin ısırdığını tarif etmek de doğru müdahaleye yardımcı olur” diye konuştu.

‘KENE, KAFASI İÇERİDE KALMAYACAK ŞEKİLDE ÇIKARILMALI’

Kene ısırıklarında ise müdahale etmeden mutlaka sağlık kuruluşuna gitmek gerektiğine vurgu yapan Uz.Dr. Mahmut Demirci, “Eğer hastaneye gidilemiyorsa kenenin kafasını koparmadan manevralarla tutup çıkarılmalıdır. Keneyi, sıkarak kafası içeride kalmayacak şekilde çıkarmak çok önemlidir. Kenenin enzimleri sıkıntı yaratır ve bu da hemen ortaya çıkmaz. Bu nedenle kene çıkarıldıktan 48-72 saat sonra belirtiler görülmeye başlar. Bulantı, kusma, ateş, ishal ortaya çıktığında ve o kişinin kene tarafından ısırıldığına dair şüphe varsa en yakın sağlık kuruluşuna başvurmak önemlidir” dedi.

RENKLİ KIYAFETLER YERİNE PASTEL TONLARI TERCİH EDİN

Piknik yerlerinde veya yeşil alanlarda, böceklerin renkli kıyafetlere daha çok geleceğini kaydeden Uz.Dr. Mahmut Demirci, daha pastel tonlarda kıyafetler tercih edilmesini önerdi. Uz.Dr. Mahmut Demirci, “Renk tercihi konusunda kıyafetlere dikkat etmek gerekir. Alerjisi olanların alerji hapı ya da şurubunu yanında bulundurması, lokal olarak kullanılacak bir antihistaminikli bir krem bulundurması tedbir anlamında yeterli olacaktır” uyarısında bulundu.

Kaynak: http://www.sakaryagazetesi.com.tr/piknige-gidenler-dikkat-renkli-kiyafet-giymeyin-n168791/

Beğen
Beğen Muhteşem Haha İnanılmaz Üzgün Kızgın
11