Suriyeliler Devletten Maaş Alıyor mu?

Göç İdaresi Genel Müdürü Ayaz, "Suriyelilerin suç oranlarının yüksek olduğu, devletten maaş aldıkları, TOKİ’den ücretsiz ev verildiği, Suriyeli öğrencilerin üniversiteye sınavsız alındıkları bilgileri doğru değil." dedi.

Göç İdaresi Genel Müdürü Abdullah Ayaz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye’de yaşayan Suriyelilerle ilgili basında ve sosyal medyada çeşitli iddiaların yer aldığını söyledi.

Daha önce hem İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun hem de kendisinin Türkiye’de yaşayan Suriyelilerle ilgili medyada yer alan yanlış bilgileri düzeltmek için açıklamalar yaptıklarını ifade eden Ayaz, "Suriyelilerin suç oranlarının yüksek olduğu, devletten maaş aldıkları, TOKİ’den ücretsiz ev verildiği, Suriyeli öğrencilerin üniversiteye sınavsız alındıkları bilgileri doğru değil. Bu tür asılsız iddiaları dile getirenleri de esefle kınıyoruz." diye konuştu.

"Dünya bunu takdir ediyor"

Abdullah Ayaz, Türkiye’nin ve Türk milletinin 2011’den beri Suriye’deki savaştan, çatışmadan ve ölümden kaçan Suriyelilere kucak açtığını vurgulayarak, şu değerlendirmede bulundu:

"Bu konuda gerçekten muazzam bir sınav verdik. Bu sınavdan başarıyla çıktık. Dünya da bunu takdir ediyor. Bazı çevrelerin bu süreci istismar etmelerinden de maalesef büyük üzüntü duyuyoruz. Suç oranlarıyla ilgili olarak defaatle ifade ettik. Nüfuslarındaki artışa rağmen Suriyelilerin suç oranları giderek düşüyor."

Türkiye’de kayıtlı yaşayan 3 milyon 597 bin Suriyeli bulunduğuna işaret eden Abdullah Ayaz, şöyle devam etti:

"Suriyelilerin hepsinin suçlu, hepsinin tacizci olması gibi bir durum kesinlikle söz konusu değil. Suç oranları düşük. Bunların bir kısmı da kendi aralarında gerçekleşen hadiseler. Onun için toplumumuzun bu konuda müsterih olmasını istiyoruz. Bu konunun gerçekten istismar edilmemesini istiyoruz. Göç, gerçekten siyaseten malzeme yapılmayacak çok ciddi bir mesele. Bunun farklı çevrelerce de malzeme haline getirilmemesi de en büyük temennimiz."

"281 binden fazla Suriyeli ülkesine döndü"

Fırat Kalkanı Harekatı’ndan sonra bölgeye dönüşlerin başladığına dikkati çeken Ayaz, "Fırat Kalkanı Harekatı‘nın başlangıcından bu yana 281 binden fazla Suriyeli ülkesine döndü. Dönüşler devam ediyor." ifadesini kullandı.

Ramazan ve kurban bayramlarında ülkesine gidip dönmeyen Suriyelilerin bulunduğunu aktaran Ayaz, şunları söyledi:

"Dönmeme yönünde irade gösterirler diye bu yıl özellikle geri dönüş sürelerini biraz daha uzun tuttuk. Sadece Ramazan Bayramı’na giden Suriyelilerden 50 bini geri dönmedi. Kurban Bayramı’nda dönüşler yıl sonuna kadar devam edecek. Oradan da çıkış yapanların bir kısmının dönmeyeceğini ümit ediyoruz. Umudumuz o ki 2019’da sahadaki gelişmeler daha olumlu olur ve daha fazla Suriyelinin de ülkelerine döndüklerine hep beraber şahit oluruz."

"51 binden fazla düzensiz göçmeni ülkelerine gönderdik"

Abdullah Ayaz, yılbaşından beri özellikle Afganistan kaynaklı düzensiz göç sayılarında da önemli bir artış kaydedildiğini belirterek, şu bilgilere yer verdi:

"Düzensiz göçmenlerin geri dönüşleri de hızlı bir şekilde devam ediyor. Her gün geri gönderme operasyonumuz var. Yılbaşından beri 51 binden fazla düzensiz göçmeni ülkelerine gönderdik. Bunların 26 binden fazlası da Afganlardan oluşuyor. Önümüzdeki süreçte de düzensiz göçle mücadele ve bunun engellenmesi adına her türlü tedbiri almaya ilgili kolluk birimlerimizle devam edeceğiz."

Kaynak: ‘Suriyelilerin devletten maaş aldıkları bilgisi doğru değil’

Beğen
Beğen Muhteşem Haha İnanılmaz Üzgün Kızgın

Kadızadeliler – Osmanlı’nın Paralel Devleti

Kadızadeler, Kadızadeliler, ya da Fakılar, Osmanlı Devleti’nde 17. yüzyılda etkili olan siyasi-dini harekettir. 17. yüzyılda politik ve ideolojik farklılıklar oluşturarak ayaklanmalar çıkarmışlardır. Tasavvuf ve tarikat mensuplarına düşman oldular. Devletin türlü alanlarında geri kalışın sorumlusu olarak görüldüler. Onlara göre peygamber zamanından sonra çıkan yenilikler hoş görülmemelidir.

Osmanlı dini hayatında önemli bir yere sahip olan Kadızadelilerin en güçlü ve faal oldukları dönem, 1620 ile 1680 yılları arasındadır. 1650’den itibaren, Osmanlı sarayı üzerinde de etkili olmaya başlayan Kadızadeliler, bazı kaynaklarda “Fakihler” olarak da anılmaktadır. Kadızadelileri, 17. yüzyılda sosyal, kültürel ve dini alanda gittikçe alevlenen ve devletin bünyesini de saran bir akımın temsilcileri olarak değerlendirmek daha doğru olacaktır.

Kadızadeliler bir bakıma, “Selefiler”in takipçileri sayılabilirler, zihniyet itibariyle kendi inanış biçimi dışındakileri tasfiye (Selefi) eden, İslâmiyet dışına iten, “kâfir” ilân eden bir dini harekettir (Bu hareketin fikirlerinin temeli 13. yüzyılda yaşamış ve İslâm dünyasında yüzyıllar boyunca etkili olmuş Vehhabiliğin de kökenlerini aldığı İbn-i Teymiyye (öl.1328)’ye dayanır).

Kadızadeliler, çoğunlukla kadı ve vaizlerden oluşmaktaydı. Özellikle Mevleviler gibi Anadolu erenlerinin kurduğu tasavvufi İslâm anlayışına karşı cephe almışlardır. Devletin 17. yüzyılda savaş alanlarında yaşadığı bozgunlar, Kadızadelilerin işini kolaylaştırmış, halk arasında yaşanan felaketlerin esasen birer bela ve musibet olduğu fikrini yaymalarına imkân vermiştir.

Esnaf üzerinde etkili oldular

Kadızadeliler, daha ziyade esnaf zümresi üzerinde etkili olmuşlardır. Çoğu eğitimsiz veya sadece okur-yazar olan bu kesim, dine sıkı bağlı olma ve bütün dini emirleri ayrıntılarıyla uygulamaya hazır bir topluluk özelliği taşımaktaydı. Bu bakımdan cami vaazları, Kadızadelilerin halka ulaşmaları açısından çok önemliydi. Kadızadelilerin ana buluşma mekânı olan Fatih Camii’ndeki hararetli ve duygulu vaazları, halkta büyük yankı uyandırıyordu (FETÖ ele başısının 1978 yılında ağlayarak Kestanepazarın’da verdiği vaazları bize hatırlatmaktadır..).

Kadı, müderris, imam, müezzin gibi dini meslek gruplarından oluşan bu hareketin başlıca üç önemli lideri ön plana çıkar;
Kadızade Mehmed Efendi (1582-1635),
Üstüvani Mehmed Efendi (1608-1661) ve
Vani Mehmed Efendi (öl.1685).

Kaynak:
Kadızadeliler – Vikipedi
Osmanlı’nın paralel devleti: Kadızadeliler – Aydınlık

Beğen
Beğen Muhteşem Haha İnanılmaz Üzgün Kızgın