Osmanlı İmparatorluğu-Devleti Kurumları (A’dan Z’ye)

Osmanlı İmparatorluğu-Devleti Kurumları

Acemi Ocağı
Ahilik
Akıncılar
Anadolu Eyaleti
Asakir-i Mansure-i Muhammediye
Asesler
Aşiret Mektebi
Ayan Meclisi (Heyet-i Ayan)
Azaplar
Babıali (Bâbıâlî)
Baltacılar
Baruthane
Beylerbeyi
Bostancı Ocağı
Cebeci Ocağı
Cerrahhane-i Amire
Cuma Divanı
Çarşamba Dîvânı
Darphane-i Amire
Darülaceze
Darülbedayi
Darüleytam
Darülfünun
Darülhadis
Dârülmuallimât
Darülmuallimin
Darüssaade Ağası
Dârüşşafaka
Defterdar
Derbend (Derbent) Teşkilatı
Divan
Divan-ı Hümayun
Donanma-yı Hümâyûn
Düyun-u Umumiye
Emniyet Teşkilatı
Encümen-i Daniş
Enderun
Eyalet
Fener Rum Patrikhanesi
Garb (Garp) Ocakları
Gelibolu Acemi Ocağı
Hamidiye Alayları
Harem
Hasoda
Hazine-i Evrak
Hazine-i Hassa
Hekimbaşı
Hilal-i Ahmer
Humbaracı Ocağı
İdadi
İhtisab (İhtisap)
İmaret (İmarethane)
Islahhane
Islahiye Teşkilatı
İttihat ve Terakki Cemiyeti
Kadı
Kapıkulu Ocakları
Kapıkulu Süvarileri
Kaptan-ı Derya
Kaptanpaşa Eyaleti
Kara Kuvvetleri
Kazasker (Kadıasker)
Kervansaray
Kubbealtı
Lağımcı Ocağı
Lonca
Mabeyn (Mâbeyn-i Hümâyûn)
Maliye Nezareti
Matbah-ı Âmire
Meclis-i Mebusan
Meclis-i Vükela
Mehteran (Mehter)
Mekteb-i Osmani
Miskinhane
Mühendishane-i Berrî-i Hümâyûn
Mülkiye
Medrese
Nakibüleşraf (Nakîbüleşrâf, Nakîbü’l-Eşrâf)
Nişancı
Osmanlılar’da Basın
Redif Teşkilatı (Redîf-i Asâkir-i Mansûre)
Reisülküttap
Rumeli Eyaleti
Sadaret Kaymakamı
Sadaret Kethüdası
Sadrazam (Vezir-i azam)
Şehremini
Sekbanlar
Şeyhülislam
Solaklar
Subaşı
Şirket-i Hayriye
Timarlı Sipahi
Top Arabacıları Ocağı
Topçu Ocağı
Topkapı Sarayı
Tulumbacılar
Türk Ocakları
Vakıf
Vezir
Voynuk Teşkilatı
Yıldız Mahkemesi
Yeniçeri Ocağı
Zaptiye

Acemi Ocağı

Kapıkulu ocaklarına ve özellikle Yeniçeri Ocağı’na asker yetiştirmek için kurulan teşkilat.Birinci Murat döneminde Gelibolu’da kurulan ilk Acemi Ocağı’ndan sonra,İstanbul’un Fethi’nin ardından İstanbul’da Şehzadebaşı’nda da bir Acemi Ocağı kuruldu ve adayların gençleri oda hizmetlerinde, yetişkinleri ise yapı işlerinde, tersanede, odun depolarında, kayık ve gemilerde görevlendirilmeye başlandı. Yakışıklı, zeki olanlarıysa Enderun’da ve İbrahimpaşa Sarayı’nda eğitim gördükten sonra devlet hizmetine alınırlardı. Pek çok devlet yüksek görevlisinin (mesela Sokollu Mehmet Paşa) yetiştiği Acemi Ocağı, devşirme usülünün gözetilmemeye başlanarak, kent çocuklarının da acemi oğlanı alınmasıyla yozlaştı ve 1826’da Yeniçeri Ocağı’yla birlikte ortadan kaldırıldı.Rumeli’de arka arkaya elde edilen zaferler sonucu sınırları genişleyen Osmanlı Devleti, daha fazla askere ihtiyaç duyuyordu. Mevcut kuvvetler ihtiyaca yetmiyor ve elde devamlı bir ordu bulunması gerekiyordu. Bu itibarla, esirlerden faydalanmak gayesi ile 1362 senesinde kadıasker (kazasker) Çandarlı Kara Halil ile ulemâdan Karamanlı Molla Rüstem’in gayretleriyle, Sultan Birinci Murad devrinde,Pençik Kanunu gereğince Acemi Ocağı, Gelibolu’da kuruldu. Daha önceleri, savaşta esir alınanlar, kısa bir eğitimden sonra yeniçeri yazılıp savaşa gönderilirdi. Sultan Birinci Murad zamanında, esirler önce Lapseki, Çardak ve Gelibolu arasında süvari askerlerini taşıyan gemilerde beş-on sene acemi oğlanı olarak çalıştıktan ve uzun bir eğitimden geçtikten sonra Yeniçeri ocağına kaydedilmeye başlandı.

Acemi teşkilatına, acemi oğlanı iki şekilde alınırdı. Biri, harpte esir edilen esirlerin beşte birinden, diğeri ise Osmanlı sınırları içinde yaşayan Hıristiyan çocuklarından ki, buna “devşirme” denirdi. Devşirme kanunu ile Hıristiyan tebaa evladından asker toplanarak, gayrimüslim olan Rumeli halkı, yavaş yavaş Müslüman olacak ve bu askerlerle de Türk ordusu biraz daha kuvvetlenecekti. Kuruluşunda Gelibolu’da bulunan acemi ocağının merkezi, fetihten sonra İstanbul’a taşınmıştır. Gelibolu ocağının başında, Gelibolu ağası vardı. Gelibolu Acemi Ocağı’nın mevcudu, önceleri dört yüz idi; daha sonra beş yüz olmuştur.
İstanbul Acemi Ocağı’nın mevcudu ise, önceleri üç bin kadardı, on altıncı asırda bu sayı, dört bine çıktı. Yeniçeri mevcudu arttıkça, acemilerin miktarı da artıyordu. On altıncı asır sonlarında, Bostancılarla birlikte sekiz-dokuz bine çıkan acemilerin, 17. asır başlarındaki adedi, 9406 idi.
Acemi Ocağı, on yedinci asır ortalarından sonra ehemmiyetini kaybetti. Yeniçeri Ocağı,1826 yılında Sultan İkinci Mahmud tarafından kaldırılınca, bu ocak da kapanmış oldu.

Beğen
Beğen Muhteşem Haha İnanılmaz Üzgün Kızgın

Osmanlı İmparatorluğu’nda Askeri Havacılık

Yeşilköy Havaalanı, 1911

Haziran 1909’da Paris’teki Uluslararası Havacılık Konfernansı’na iki Osmanlı pilotunu göndermesiyle Osmanlı İmparatorluğu’nun askerî havacılığının ilk adımı atıldı. Harbiye Nazırı Mahmut Şevket Paşa tarafından temelleri atılan Osmanlı askerî havacılığı, 1911 yılında Fen Kıtaları Müstahkem Genel Müfettişliği 2. Şubesi bünyesinde Havacılık Komisyonu adıyla faaliyete geçirilmiştir. Havacılık Komisyonu’nun temellerini Fransa’dan satın alınan biri 25 Beygirlik, biri de 50 Beygirlik iki uçak oluşturmuştur.

Hava desteğinin önemine şahit olan Osmanlı Devleti kendi askeri hava gücünü oluşturmaya karar vermişti. Bu amaçla, savaş uçuşu eğitimine katılmaları için 1910’un sonlarında Avrupa’ya subaylar gönderildi. Fakat, kötü hayat koşullarından dolayı program iptal edildi ve subaylar 1911 ilkbaharında İstanbul’a döndüler. Zamanın Harbiye Nazırı Mahmut Şevket Paşa askeri havacılık fikrini desteklemeye devam etti ve 1911’de yapılan denemelerde en yüksek manevra puanlarını alan subaylar olan Yüzbaşı Fesa Bey ve Mülazım-ı Evvel Yusuf Kenan Bey’i daha iyi uçuş eğitimi almaları için Fransa’ya gönderdi.

1911’in sonlarında Süreyya İlmen, Harbiye Bakanlığı Fen Kıtaları Müstahkem Genel Müfettişliği’ne bağlı Havacılık Komisyonu’nu kurmakla görevlendirildi.

21 Şubat 1912’de Fesa ve Yusuf Kenan uçuş eğitimlerini tamamladılar ve 780. ve 797. Fransız havacılık diplomalarıyla eve döndüler. Aynı yıl, sekiz subay daha Fransa’ya uçuş eğitimine gönderildi.

1911 Trablusgarp Savaşı’nın patlak vermesiyle dünyadaki ilk hava saldırısının fitili de ateşlendi. İtalya, bu savaşta keşif ve bombalama uçuşu yapmak üzere getirdiği uçaklarını kullanmıştı. Dünyanın ilk hava harekatına sahne olan bu savaşta, Osmanlı ordusu hiçbir şekilde uçak ve balon kullanamadı.

Balkan Savaşları

Balkan Harbinde Osmanlı tayyarecileri, 1912

1912 yılında ise başlayan Balkan Savaşlarında, Deperdussin, Bleriot, Harlan ve Mars tipi uçaklarla Osmanlı tayyare bölükleri kendini mümkün olduğunca göstermiştir.

İstanbul-Kahire Seferi

Balkan Savaşının acı hatıralarını silmek ve Türk Havacılığını tanıtmak için Harbiye Nazırı Enver Paşa, iki tayyarelik bir filonun Kahire’ye gitmesini kararlaştırdı.Bu yolculuğa Bleriot marka “Muavenet-i Milliye” uçağıyla, Deperdussine marka “Prens Celaleddin” uçağı katılmıştır.İstanbul’dan hareketle Eskişehir, Afyon, Konya, Ulukışla, Adana, Halep, Humus, Beyrut, Şam, Kudüs, El-Ariş, Port-Said, Kahire ve İskenderiye’den oluşan toplam 25 saat ve 2515 km’lik bir güzergâh üzerinden yürütülecekti.Seyahat 8 Şubat 1914’de İstanbul Yeşilköy’den başlamıştır. Törene Enver, Talat ve Cemal Paşalar katılmıştır. Şam’a ulaşan Fethi Bey ve Rasıt Sadık Bey, Kudüs’e gitmek için 27 Şubat’ta Şam’dan havalanmışsa da, bir süre sonra uçakları Taberiye Gölü yakınlarında düşmüştür. Bu uçuşu tamamlamak için üç sefer daha gerçekleştirilmiştir.

Birinci Dünya Savaşı

Birinci Dünya Savaşı döneminde, müttefik olunan Almanya’dan gizlice getirilen uçaklar ve düşmandan ele geçirilen uçaklar kullanıldı. Savaşın pek çok döneminde hava harekatı yetersizliklerden ötürü kısıtlandı, ancak yine de kayda değer uçuşlar yapıldı.

Dört yıl süren savaştan sonra imzalanan antlaşmayla ordu dağıtıldı. Tayyare bölükleri lağvedildi. Kurtuluş Savaşının hazırlık evresinde, Birinci Dünya Savaşından kalma uçaklar onarılmaya başlandı. İtalya’dan satın alınan Spad 13 tipi birkaç uçakla da yeniden birlikler oluşturuldu ve sevkiyatlar başladı.

Beğen
Beğen Muhteşem Haha İnanılmaz Üzgün Kızgın