Tenea Antik Kenti – Truva Savaşı Esirlerinin Kurduğu Kayıp Antik Kent

Yunanistan’da Truva Savaşı’ndan kurtulanların kurduğu düşünülen antik kent bulundu. Yıllardır süren kazılardan sonra, arkeologlar daha önce sadece antik metinlerden bilinen kentin somut kanıtlarını topladı.

Kayıp Tenea Antik Kenti’ne ait duvarlar ve ev tabanları

Antik metinlerden, Tenea Antik Kenti’nin, MÖ 12 ya da 13. yüzyılda Truva Savaşı sırasında esir alınan Truvalılar tarafından kurulduğu biliniyor. Şimdiye kadar, bu kentten sadece antik metinlerde bahsediliyordu ve var olup olmadığı bilinmiyordu.

Tenea, MÖ 146 yılında komşu Corinth’in Roma yıkımından kurtuldu ve Roma yönetimi altında gelişti. Goth işgali sırasında MS 4. yüzyılın sonlarında hasar görmüş gibi görünüyor ve iki yüzyıl sonra Slav saldırıları sırasında terk edilmiş olabilir.

Yunanistan Kültür Bakanlığı, Peloponez’deki Tenea Antik kenti olarak belirlenen bir bölgede yerleşim alanları keşfedildiğini açıkladı. Yapılan açıklamaya göre, bir konut yerleşiminin kalıntıları ve onlarca nadir sikke, Tenea Antik Kenti’nin yerini doğruladı. Bakanlık yaptığı açıklamada, güney Yunan Peloponez bölgesindeki bir alanda yapılan kazıların, “antik kentin varlığının kanıtı” olduğunu söyledi.

Yerleşimin ilk sakinlerinin, Agamemnon’un kendi kasabalarını inşa etmesine izin verdiği Truva savaşı esirleri olduğuna inanılıyor. Tenea ismi, bu esirlerin memleketi olan Tenedos’a (Bozcaada) benziyor.

Tenea Antik Kentinden buluntular
Tenea Varlıklı bir kentti

Arkeolog Elena Korka ve ekibi, MÖ 4. yüzyıldan Roma dönemine kadar uzanan duvarlar, kapı açıklıkları, tabanlar ve çömlekler ortaya çıkardı.

Kazılarda, binaların mermer ve taş zeminleri ve özenle inşa edilmiş duvarları ortaya çıktı. Tenea kentinin çok varlıklı olduğunu gösteren MÖ 4. yüzyıla ait 200 adet sikkenin de bulgular arasında.

“Vatandaşlar son derece varlıklı görünüyorlar. Kent muhtemelen kuzeydoğu Peloponez’deki Corinth ve Argos kentleri arasında önemli bir rota üzerinde duran ticaretten oldukça iyi faydalanmıştı.”

“Şehrin doğu etkileriyle kendine özgü çömlek şekilleri vardı, hem doğu hem de batı ile temaslar devam ediyordu… Kendi politikalarını şekillendirdiği ölçüde kendi düşünce tarzına da sahipti.”

Kazıda bulunan ilginç bir bulgu da, bir binanın temelinde iki insan fetüsünün kalıntılarını içeren bir kap idi. Antik Yunanlar genellikle ölülerini şehir surlarının dışındaki planlanmış mezarlıklara gömüyordu.

Korka, “Yaşam ve ölüm kanıtı bulduk… ve tüm bunlar mekanın tarihinin sadece küçük bir parçası. Gelecek yıllar, şu anda hangi noktada olduğumuzu değerlendirmemize izin verecek.” diyor.

Buluntular arasında duvarlar ve binaların kil, mermer veya taş zeminleri, ev çanak çömlekleri, bir kemik oyun zarı var.
Zengin mezarlar

2013 yılından bu yana bölgede kazıları yürüten arkeolog Elena Korka, ekibinin bu yıla kadar sadece Tenea’yı çevreleyen zengin mezarlıklarda kazı yaptığını söyledi.

Korka, “Bu yıl bu antik kentin bir bölümünü kazdık. Kentin kalıntılarının, taş döşeli yolların, mimari yapıların gün ışığına çıkması çok önemliydi.” diyor.

Atina’nın 100 kilometre güneybatısında bulunan modern Hiliomodi köyünün yakınında bulunan mezarlıklar üzerinde kazı çalışmaları devam ediyor.

Arkeologlar 2017 yılında mezarları kazarken nadir mücevherler, sikkeler ve diğer birçok eseri ortaya çıkardıklarını açıklamıştı. MS 1. ve 4. yüzyıllar arasına tarihlenen bu eserler, Yunanistan’ın Roma İmparatorluğu’nun bir parçası olduğu zaman inşa edilmiş olan iki farklı oda ile bir mezar kazılarak açığa çıkarılmıştı.

Kaynak: Truva Savaşı Esirlerinin Kurduğu Kayıp Antik Kent Bulundu | Arkeofili

Beğen
Beğen Muhteşem Haha İnanılmaz Üzgün Kızgın

Gladyatörler Şehri Kibyra Antik Kenti – Burdur

Kibyra, Burdur’un Gölhisar ilçesinin hemen batı yamacındaki birbirinden derin yarlarla ayrılan hâkim üç tepelik üzerinde yer almaktadır. Yerleşim alanı oldukça büyüktür. Yapılar, simetrik düzenlenmiş, tepelik teraslanarak göl ve ova manzarasına hakim konumda ve hiçbir yapı bir diğerinin manzarasını kesmeyecek biçimde yerleştirilmiştir.

Şehre girerken solda muhteşem bir anıtsal kapı ile Antik Çağ Anadolu’sunun en görkemli 12-13 bin kişilik kapasiteli stadyum bulunmaktadır. İlerledikçe Bazilika yukarı ve aşağı agora, hamam, Gymnasion, tiyatro ve meclis binası ile planlı anıt mezar, hamam, yuvarlak kuleli tak ve suyolları bulunmaktadır.

Meclis binası/müzik evi 3600 kişilik kapasitesiyle Antik Çağ Anadolusu’nun en görkemli eserlerindendir. Meclis binası/orkestranın tam merkezinde kırmızı, yeşil ve beyaz mermerlerden yapılmış, yılanlardan oluşan saçları ve insanları taşa çeviren bakışlarıyla Medusa Anadolu’da tektir. 2011 yılında meclis binası önünde Anadolu’nun en sağlam ve büyük mozaik alanı olma özelliği taşıyan 540 m² alanı kapsayan mozaik ortaya çıkarılmıştır. Yine meclis binası önünde Geç Roma dönemine ait (M.S. 6-7 yy) Roma hamamı ve seramik atölyesi bulunmuştur.

Kentin bugün görülebilen tüm mimari kalıntıları Roma İmparatorluk Dönemi’ne aittir.

Tarihi

Kibyra, II. Eumenes (İ.Ö. 197-159) zamanında Bergama Krallığı egemenliğinde görünmektedir. Hemen sonrasında Kibyra ve yakın çevresinde konumlanmış antik kentlerden Boubon, Balboura ve Oinoanda’dan teşekkül dörtlü ortak meclis (M.Ö. 2. – 1. yy.da) oluşturulmuştur. Söz konusu birlik İ.Ö. 82 yılında Romalı general Murena tarafından dağıtılarak ortadan kaldırılmış Asia Eyaleti’ne ve diğer kentler Likya Birliği’ne dahil edilmiştir. Roma İmparatorluk döneminde ise, Asia Eyalet Valisi’nin yargı merkezi ve Roma İmparatorluk Dönemi kent meclisi ve yargı binası olmuştur. M.S. 23 yılında meydana gelen büyük bir deprem sonucunda yerle bir olan kent, Roma İmparatoru Tiberius tarafından yeniden inşa edilmiştir. Kibyra özellikle M.S. 1. – 3. yüzyıllarda en parlak dönemini yaşamıştır. Kibyra demircilik, dericilik, çömlekçilik ve at yetiştiriciliğinde ünlüdür. Şehir halkı son derece savaşçı kimliğe sahiptir. Meclis binası, içindeki medusa başı ve önündeki Türkiye’nin en sağlam ve büyük mozaik alanı dikkat çekicidir.

Kibyra’dan çıkarılan eserler Burdur Müzesinde sergilenmektedir.

Ardıç ve sedir ormanlarıyla kaplı bin 350 metre yüksekliğe kurulmuş, Gölhisar ovasının batı yamacına hakim 2 bin 300 yıllık Kibyra Antik Kenti, 2006 yılında başlatılan arkeolojik kazılarla tarihe ışık tutuyor.

Arkeoloji kaynaklarında 30 bini aşkın piyade ve 2 binin üzerinde atlı askeri birliği ile Türkiye’deki antik döneme ilişkin en uzun gladyatör frizlerinin bulunduğu militarist karakteri öne çıkan Kibyra, devasa anıtsal yapıları arasında gezinenleri kendisine hayran bırakıyor.

UNESCO Dünya Mirası

Roma ve Bizans mimari geleneği ile yapılmış 10 bin kişilik stadyumu, orkestra bölümü dünyada bir benzerinin daha olmadığı Medusa mozaiği ile kaplı odeionu (müzik evi), Geç Roma hamamı, agoraları, ana caddesi, 9 bin kişilik devasa tiyatrosu, yer altı oda mezarları ile 2016 yılında UNESCO Dünya Mirası geçici listesine giren Kibyra’nın kalıcı listede yerini alması hedefleniyor.

Beğen
Beğen Muhteşem Haha İnanılmaz Üzgün Kızgın

Aizanoi Antik Kenti (Kütahya)

Aizanoi, Kütahya şehir merkezine 58 kilometre uzaklıkta, Çavdarhisar ilçesinde bulunan antik kenttir .Etimolojik verilere göre kentin ismi Zeus’un kızı su perisi Erato ile Arkadya ulularından Kral Arkas’ın oğlundan gelmektedir.

Aizanoi kültürel yapısıyla sanat çevreleri tarafından ikinci Efes olarak bahsedilmektedir.

Kütahya bürokrasisi son yıllarda az da olsa gelişen Aizanoi tanıtımıyla umutludur. Kentte dünyanın en iyi korunmuş Zeus tapınağı, dünyanın ilk örneklerinden Stadyum-Tiyatro kompleksi, dünyanın ilk borsa yapısı vardır. Bu borsa yapısı 1970 Gediz Depreminde caminin yıkılmasıyla ortaya çıkmıştır. Bunun dışında nekropoller, olimpiyat şeref tribün abidesi, 4 köprü de vardır ki bunların çok kötü şekilde restore edilmiş ikisi hala kullanılmaktadır. Bunun dışında Meter Steunne alanı ve tüneli önemli bir eserdir.

Roma dönemine ait tapınağın çevresinde yürütülen kazılar İlk Tunç Çağı’na ait yerleşme tabakalarını da açığa çıkarmıştır. Buradaki ilk kazılar 1926 yılında, ikinci dönem kazıları ise 1970 yılında başlatılmıştır. Aizanoi antik kenti, eski adı Penkalas olan Koca Çay’ın iki yakasında kurulmuştur. Roma döneminde yün, şarap ve tahıl üretimi ile zenginleşen bu şehir, Erken Bizans döneminde bir piskoposluk merkezi olmuştur. Milattan sonra yedinci yüzyılda şehrin önemi giderek azalmıştır. Tapınağın bulunduğu alan, Orta Çağ’da bir hisara dönüştürülmüştür. Selçuklular zamanında buraya yerleşen Çavdar Tatarları, günümüzde buranın “Çavdarhisar” olarak adlandırılmasının nedeni olmuştur.

Zeus tapınağı
Zeus tapınağı, şehrin ana kutsal alanıdır. Bu tapınağın yapımına M.S. II. yüzyılın ikinci çeyreğinde, İmparator Hadrian döneminde başlanmıştır. Bu tapınağın en önemli özelliği, altında tonozlarla örtülü bir başka mekanın olmasıdır. Bu, Anadolu’da Roma döneminde pek alışılmamış bir uygulamadır ve bir benzerine henüz rastlanmamıştır. Tapınağın önünde bulunan kadın büstü biçimli akroter, tapınağın yalnızca Zeus’a adanmış olmayabileceğini göstermektedir. Son dönem araştırmaları ise bu tapınağın hem Zeus’a hem de Kybele’ye adanmış olamayacağını ortaya koymuştur. Tapınağın güney kısmında, büyük bölümü Bizans döneminde tahrip edilmiş bir odeon bulunmaktadır.

Köprüler
Koca Çay’ın üzerine kurulmuş dört Roma köprüsünden ikisi, Karayolları’nın onarımıyla bugün hala kullanılmaktadır. Şehrin iki kilometre güneybatısında Karabulut nekropol alanı bulunmaktadır. Koca Çay’ın kuzey yakasında bulunan mezar yapıları, şehrin Roma dönemindeki nüfusuyla ilgili bilgi vermektedir. Buna göre, Aizanoi’un Roma dönemindeki nüfusunun 30 bin olduğu düşünülmektedir. 2000 yılındaki sayıma göre, Çavdarhisar’ın nüfusu ise 4600’dür.

Borsa
Aizanoi’da M.S. II. yüzyılın ikinci yarısında, bugün dünyanın en eski borsası olduğu söylenen, olasılıkla bir gıda pazarı (macellum) da vardı. Yuvarlak biçimli bu yapının duvarlarındaki hem Latince hem Grekçe yazıtlar burada satılan malların fiyatlarına ilişkin açıklamalar içermekteydi. Örneğin, 8 numaralı blok yazıtta, 16-40 yaşlarında bir erkek kölenin iki eşeğin ücretine, aynı şekilde üç erkek kölenin bir atın fiyatına eşdeğer olduğu belirtilmiştir. Borsa binası, 1970 yılındaki Gediz depremi sonrası üzerinde bulunan caminin yıkılması sonucu ortaya çıkmıştır. Borsa yapısının kuzeydoğusunda ise M.S. 400 yıllarına tarihlenen sütunlu bir cadde bulunmaktadır. Caddedeki sütunların daha önceki dönemlere ait antik yapılardan sökülerek buraya getirilmiştir. Bu caddenin VI. yüzyıla kadar varlığını koruduğu ve olasılıkla bir depremle yıkıldığı düşünülmektedir.

Tiyatro ve stadyum
Tapınağın kuzeyinde tiyatro ile stadyum bulunur. Bunların yapımına M.S. II. yüzyılda başlandığı ve bunların çeşitli aralıklarla üçüncü yüzyıla kadar inşa edildiği bilinmektedir. Birbirine bitişik olarak yapılmış tiyatro ve stadyumun bugün için bilinen bir başka benzeri yoktur. Bugün, tapınaktan tiyatro ve stadyuma gitmek için kullanılan yolun üzerinde ise bir hamam yer almaktadır. Bu hamamın su ve ısıtma kanallarıyla [mermer] kaplamaları bulundukları yerdedir.

UNESCO Dünya Miras Geçici Listesi
Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) Dünya Miras Geçici Listesi’ne 2012 yılında dahil edilen, Anadolu’daki en iyi korunmuş Zeus Tapınağı’na ev sahipliği yapan ve “İkinci Efes” olarak adlandırılan Aizanoi Antik Kenti’nin listede kalıcı olması için çabalar sürüyor.

Beğen
Beğen Muhteşem Haha İnanılmaz Üzgün Kızgın