Kekik Nedir? Faydaları ve Yan Etkileri Nelerdir?

Kekiğin kimyasal olarak içeriklerinde bazı maddeler bulunmaktadır. Bunlar; kekiğin kendine has kokusunu da veren thymol ve karvakrol, ayrıca simol, linalol ve borneol maddelerini içeren % 1 oranında uçucu yağ; acı esanslar, tanen, flavonit ve tripenoit bulunur.

Faydaları saymakla bitmeyen, fakat tat ve aroma keskinliğinden dolayı biraz üvey evlat gibi kalmış olan kekik, sağlık açısından son derece önemli etkilere sahiptir. Ballıbabagiller familyasına mensup, 4-5 cm yüksekliğe sahip ve birçok yararı olan kekik, geçmişten günümüze önemi korumuş ve bu günlere taşınmış bir bitkidir. Çorak topraklarda yetişen ve dolayısıyla güneşli bölgeleri seven kekik, bitkisel tedavilerde de oldukça sık kullanılmaktadır. En verimli kekik toplama dönemi, haziran ayından ekim ayına kadar olan süreçtir. Genellikle güneşte kurutularak kullanılmaktadır.

Kekik

Kekik üretimi konusunda, Türkiye oldukça önemli bir konuma sahiptir. Dünya kekik ticaretinin %70ini elinde tutmaktadır. Dünya ortalamalarında önde gelen ülkelerden olan Türkiye, ihracatta %19 ile 2. Sırada yer almaktadır. ABD, Almanya, Yunanistan, Fransa, İngiltere, Kanada ve İtalya başta olmak üzere 30 kadar ülkeye ihracat yapılmakta ve piyasaya sürülmektedir. Kekik denildiğinde, aslında çok çeşitli türleri olduğu bilinmektedir. Thymus, Origanum, Satureja, Thymbra, Coridothymus cinslerinin genel adı olarak ifade edilmektedir. Türkiyenin ihraç ettiği kekiğin %85 – 90’ını Origanum türleri olan origanum onites (origanum smyrnaeum – İzmir bilya kekiği), origanum vulgare (çorba kekiği) ve origanum syriacum (Tarsus kekiği) almaktadır. Bunlardan da, Türkiye’den ihraç edilen kekik türleri içerisinde en büyük paya sahip olan kekik türü, İzmir kekiği (Origanum onites L.) dir.

Tarihte, Mısırlıların da çokça kullandığı bir bitkidir. Mısır denildiğinde ilk akla gelen mumyalama işlemlerinde kullandıkları bilinmektedir. Hippokrates sağlık açısından oldukça çeşitli konularda kekiği hayatında barındırmıştır. Örneğin astım, nefes darlığı, zehirlenmelerde kullanmış, ayrıca düşük yapan, ölü doğum yapan kadınlar için de tedavilerinde kullanmıştır. Boğaz ağrılarında hardalla karıştırılarak boğazın dış tarafından sürülerek tedavi edilebileceğini, kan pıhtısını önleyici olarak ise balla karıştırılarak yapılmasının üzerinde durmuştur. 5000 yıl öncesinde Sümerler de tedavi amacıyla kekiği kullanmış, Hitit Uygarlığının başkenti olarak bilinen Boğazköy metinlerinde ‘Hasü” olarak tanımlanmıştır.

Bunca özelliği belirtilen kekik, vücuda sağladığı yararlarla, mutfaklarımızın vazgeçilmezi olmayı hak etmektedir. Kekiği, baharat olarak kullanmanın yanı sıra, kekik çayı olarak, özel üretim teknikleriyle birlikte kekik suyu olarak, ayrıca içerisinde bulunan aromatik ve uçucu bileşen yağların damıtılmasıyla elde edilen kekik yağı olarak, çeşitli kullanım alanına sahiptir.

Kekiğin faydaları

Kekik

– Öksürük ve bronşit gibi solunum yoluyla ilgili hastalıklarda yaygın olarak kullanılır.
– Kekik suyu ve kekik yağı, harici olarak cilt yüzeyine uygulandığında mantar gibi hastalıkların tedavisinde yardımcı olur.
– Kekik suyuyla düzenli olarak ağız çalkalamak, ağızda bulunan bakteri sayısını azalttığı için, diş ve diş eti hastalıklarını önlemektedir.
– Antioksidan etkisi bulunan vitaminler açısından zengin olan kekik suyu, toksinlerin vücuttan daha hızlı atılmasını sağlayarak, çeşitli hastalıklara karşı vücudun direncini arttırır.
– Kekikte bulunan “Thymol” adlı bileşiğin, anti-aging (yaşlanmaya karşı etkili) özellikleri olduğu bilinmektedir. Bu bileşen hücre yenilenmesine yardımcı olarak, organların fonksiyonlarını geliştirir.
– Hemoroid hastalarında ağrıları şiddetlendiren kabızlığı önlemek için önerilir. Yüksek lif içeriği ile gaz ve şişkinlik gibi sindirime bağlı sorunların tedavisinde kullanılır.
– Kasılmaları azaltan kekik, regl döneminde yaşanan ağrıları hafifletmek için kullanılabilir.
– Böcek ısırığı, egzama ve diğer nedenlerle oluşan inatçı kaşıntılar için kekik suyu gelmektedir.
– Antiseptik ve mikropları önleyici özelliği bulunan kekik suyu, sivilce ve akne tedavisinde kullanılır.
– Salgı bezlerinin düzenli çalışmasını sağlar.
– İdrar söktürücü özelliği bulunmaktadır.
– Bağırsak solucanlarının düşürülmesine yardım eder.
– Çocuklarda görülen kansızlığı giderir.
– Cinsel isteği arttırıcı özelliği bulunmaktadır.
– Kandaki şeker miktarını azaltmaktadır.
– Ağız kokusunu giderici özelliğinden dolayı çokça kullanılmaktadır.
– Kilo vermede yardımcı olmaktadır.

Bunca faydasının arasında dikkat çeken en önemli durum ise, kullanım şekli normal dozlarda ve abartılmadan yapıldığında hiçbir yan etkisinin görülmemesidir. Yalnızca, fazla kullanımda rahim kaslarının kasılmasını tetiklediğinden ve düşük tehlikesi oluşturabileceğinden hamilelerin, ayrıca guatrı olanların da kekik yağının troid bezlerini fazlasıyla çalıştırmasından dolayı kullanmaması önerilmektedir.

Beğen
Beğen Muhteşem Haha İnanılmaz Üzgün Kızgın
1

Bıttım sabunu nedir? Faydaları nelerdir?

Bıttım Sabunu  nedir? Faydaları  nelerdir?

Bıttım Sabunu Nedir?

Bıttım sabunu, “bıttım” adı verilen ufak kahverengi kabuklu yabani fıstık bitkisinin yağı ile “çitlembik” olarak da bilinen menengiç ağacının yağından yapılan faydası bol doğal bir sabun çeşididir.

Egzama, mantar ve kepek gibi cilt sorunlarını geçirmesiyle meşhur olan Bıttım sabunu, Mardin’in Botan bölgesinde doğmuş olmasına karşın Siirt ile özdeşlemiş durumdadır. Üretildiği bölgede “Botan sabunu” adıyla da tanınan Bıttım sabunu, deri dökülmelerini önleyerek birçok saç sorununu da çözer. Saçları besler ve yumuşacık hale getirir. Aynı zamanda, saçların erken beyazlamasını da önler. Cizre, Şırnak’ta da üretilen Bıttım sabunu tamamen doğal ürünlerden meydana getirilir.

Bir rivayete göre, Prens Charles başta olmak üzere İngiliz kraliyet ailesi de Bıttım sabununu yıllardan beri severek kullanır. Bu nedenle, Bıttım sabunu halk arasında “prensin sabunu” adıyla da bilinir.

Bıttım sabunu, Güneydoğu Anadolu’nun hemen hemen her şehrinde bulunur. Türkiye’nin diğer bölgeleri ile şehirlerinde ise, aktarlardan ve organik pazarlardan kolaylıkla temin edilebilir. Alırken, gerçeğini ve katkısız olanını almaya özen göstermek gerekir.

Bıttım sabunu, birçok kimyager ve saç uzmanının önerdiği, oldukça doğal bir temizlik ve bakım ürünüdür.

Bıttım Sabunu Nasıl Yapılır?

Bıttım bitkisi, Antep fıstığının aşısız hali olarak da tanımlanabilir. Zaten Bıttım sabunu da, daha çok Siirt’te bulunan bu bitkinin fıstıklarının ezilmesi sonucu ortaya çıkan yağ ile üretilir.

Siirt’te bu fıstık bitkisi Eylül ayının sonlarına doğru olgunlaşır. Bıttım fıstıkları, bağ ve bahçelerde toplanır, tek tek ayıklanır. Çürükleri ayrılır ve iyi durumdakiler yıkanıp kurutulur. Kuruma işlemi 5 ile 10 gün arası sürer. Kuruyan Bıttım fıstıkları değirmende öğütülür ve ardından orta sıcaklıkta suyla bir kazan içerisinde yoğrulur.

Yoğurma işemi en çok özen isteyen safhadır. Bu işlem iki saate yakın sürer. İki saat süresince yoğrulan Bıttım fıstıklarından belli bir miktarda yağ çıkar. Bu yağ ayrı bir kaba konur. Kalan Bıttım fıstıkları sıcak bir ortamda bırakılır. Böylece yağları tamamen süzülmeye çalışılır. Yağlı çözelti su yüzeyine çıkmaya başlar. Bu işlem sonlanınca, kazanda kalanlar atılır ve kazan temizlenir. Kazanın temizliğinin ardından, Bıttım fıstığı kabuklarından temizlenir ve yağın içinde olduğu kazan kaynarken bir başka kabın içerisinde sabunlaşma reaksiyonunun gerçekleşmesi için çözelti hazırlanır.

Kazandaki yağ kaynadıktan sonra, çözelti düzenli aralıklarla kazana eklenir ve karıştırılır. Bu sayede, sabunlaşma reaksiyonu hızlandırılmış olur. Karışım 12 ile 16 saat arası bir süre boyunca kaynatılır ve bu süre sona erdiğinde sabunlaşma reaksiyonu son bulur. Sabun henüz sıcakken, yarı sıvı durumdayken kazandan alınır ve kaplara doldurulur. Kaplara konan Bıttım sabunu, açık havalı bir ortamda üç gün boyunca bekletilir.

Büyük kalıplar halindeki bu sabunlar, üçüncü günün sonunda arzu edilen boyutlarda dilimler halinde kesilir ve tüketiciye de bu boyutlara ulaştırılır.

Hakiki Bıttım Sabunu Nasıl Anlaşılır?

Bıttım sabunu, son yıllarda faydaları sebebiyle çok fazla rağbet görmeye başlamıştır. Bu yüzden, bazı kimseler, daha fazla kar uğruna Bıttım sabununu taklit etmektedir. Dolayısıyla şu anda piyasada satılan her Bıttım sabununun hakiki olmama riski bulunmaktadır. Peki hakiki Bıttım sabunu nasıl anlaşılır? Daha sağlıklı bir saç ve cilt için satın aldığımız Bıttım sabununun gerçek olup olmadığını nasıl anlayabiliriz?

Bıttım sabunu genelde koyu yeşil ya da koyu sarı renkte olur. Yapım aşaması tamamlanan ve kullanıma hazır olan sabunun rengi bir süre sonra biraz açılabilir. Bunun sebebi, Bıttım sabununun içindeki suyun kurumasıdır. Su, zamanla buharlaşır ve yok olur. Hakiki sabunu anlamanın bir yolu bu rengi kontrol etmektir.

Ayrıca, Bıttım sabununun yapımında Bıttım bitkisinin yağı kullanılır. Bu yağ binbir emekle elde edilen ve zor bulunan bir yağdır. Bu sebeple, kıymetli, oldukça pahalı bir yağdır. Kimi ürteticiler, bu sabunun üretiminde maliyeti azaltmak amacıyla bu değerli Bıttım bitkisinin yağı yerine zeytinyağı, defne yağı gibi başka yağlar kullanmaktadır. Sabunu ayırt etmenin bir başka yolu da, sabunu koklayarak sabunda bu tip yağların olup olmadığına bakmaktır.

Bıttım Sabunu Nasıl Kullanılır?(Adım Adım)

– Kullanmadan önce saçınızı ılık suyla yıkayıp arındırın. Saçınızın tüm suyu emmesini sağlayın.
– Ardından, Bıttım sabununu su ile birazcık yıkayın.
– Sonrasında, Bıttım sabununu bolca köpürtüp saç diplerinize masaj yapmak suretiyle uygulayın. Bu uygulamayı 3 ile 5 dakika arası bir süre devam ettirin.
– Uygulama sırasında, saç derinizi hafifçe kaşıyın.
– Bıttım sabununu tek başına kullanırsanız faydalarını maksimum noktaya çıkarırsınız. Bu nedenle, Bıttım sabununu yanında başka bir kimyasal ürün olmadan kullanın.
– Bu sabunu düzenli bir şekilde kullanın, ancak bu şekilde faydaları açığa çıkar.
– Eğer 1 gün Bıttım sabunu kullanıyorsanız, sonraki gün şampuan kullanmayın.
– Saçlarınızı Bıttım sabunuyla yıkadıktan sonra 2 gün boyunca saçlarınızı yıkamayın. Çünkü, Bıttım sabunu yağlı yapısı ile saçlarınızı diğer ürünlere göre çok daha fazla besleyecektir.

Bıttım Sabununun Faydaları

– Saç dökülmelerini engeller ve neredeyse tamamen durdurur. Ancak bu etkinin aktif olması için, Bıttım sabununu sürekli ve sık bir şekilde kullanmak gerekir.
– Kepeklerin ortadan kalkmasına yardım eder ve yeni kepek oluşumunun da önüne geçer.
– Saçların beyazlamasını yavaşlatmaya yardımcıdır. Eğer hafif kırlaşmaya başlamış saçlarınız varsa, Bıttım sabununu kullanarak 7 ile 8 ay arası bir sürede saçlarınızın eski rengine kavuştuğunu görebilirsiniz. Bu etki için de sık olarak kullanılmalıdır.
– Saçlar için iyi bir temizleyici ve arındırıcıdır. Saç derisindeki bakterileri tamamen ortadan kaldırır.
– Saçları doğal bir şekilde güçlendirir.
– Saçları besler ve yumuşacık yapar.
– Saçların parlaklık derecesini artırır.
– Saçların su ve yağ dengesini düzenler.
– Çok yağlı saçların daha sağlıklı olmasına yardım eder.
– Kuru saçları nemlendirmeye yardım eder.
– Sıradan bir sabunun verdiği kurutma ve keçe yapma etkilerini asla göstermez.
– Saçların elektriklenmesinin önüne geçerek rahat ve kolay şekilde şekil almasına yardım eder.
– Özellikle kıvırcık saçlara kolaylıkla şekil vermeyi sağlar.
– Saça hacim verir, gürleşerek dolgun görünmesine yardım eder.
– Saçların kırılmasını önler.
– Saçların sağlıklı bir şekilde uzamasına yardım eder.
– Antiseptik etki gösterir, derideki ve saçtaki mikropları öldürür.
– Vücut temizliğinde çok etkilidir.
– İnsanları rahatlatan bir kokusu ve etkisi vardır.
– Cilt üzerinde peeling etkisi gösterir.
– Cildi pürüzsüz bir görünüme kavuşturur ve asla kurutmaz.
– Ergenlik sivilcelerini ve genel olarak yağlanmaya bağlı olarak oluşan tüm sivilce ve akneleri geçirmeye yardım eder. Var olan sivilceleri kuruttuğu gibi, uzun süreli kullanımda sivilcelerin yeniden çıkmalarını da engeller.
– Cilt lekelerinin ortadan kaybolmasına yardım eder.
-Vücuttaki kaşıntıları ve kızarıklıkları alır.
– Derideki yara ve tahrişleri ortadan kaldırmaya yardımcıdır.
– Gözenekleri açmaya yardım eder ve vücudun rahatça nefes almasını sağlar.
– Bacaklardaki varislerin gözle görülür biçimde azalmasına yardım eder.
– Egzama ve mantar gibi cilt hastalıklarının iyileşmesine yardımcı olur.
– Sedef hastalığının atlatılmasına yardım eder.
– Tamamen doğal bir biçimde ve doğal ürünlerle üretildiği için kimyasal madde içermez ve yan etki göstermez.

BITTIM SABUNUNUN FAYDALARIYLA İLGİLİ ÖNEMLİ BİR HATIRLATMA:

Saçlarınızı başta sertleştiriyor gibi gelebilir. Bunun sebebi, uzun yıllardır kullandığınız kimyasal içerikli saç temizlik ve bakım ürünlerinden sonra ilk kez farklı bir ürün kullanmanızdır. Bıttım sabununu ilk kez kullanmaya başladığınız andan itibaren, saçlarınız yeni bir ürüne adapte olma sürecine girer. Birkaç kullanımın sonunda, eğer kullandığınız Bıttım sabunu hakiki ise, saçlarınız sabuna alışacak ve tüm faydalar birer birer etkisini gösterecektir.

ÖNEMLİ:

– Faydalarından yararlanabilmek için hakiki, doğal ve tamamen katkısız olanın Bıttım sabununu almaya özen gösterin.
– Gözünüzden ve göz çevrenizden uzak tutun. Gözlerle temas etmesi durumunda göz yakıcı etki gösterdiği için kullanım sırasında çok dikkatli olun.
– Fıstığa, bıttım bitkisine ya da menengiç bitkisine alerjisi olanların kullanmaması gerekir. Bu sabunu kullandıktan sonra cildinizde bir alerjik reaksiyonun geliştiğini görürseniz, Bıttım sabununu kullanmayı derhal bırakın ve bir cilt doktoruna başvurun.
– Bir hastalık nedeniyle ilaç kullanıyorsanız ya da bir cilt rahatsızlığınız varsa Bıttım sabununu kullanmadan önce mutlaka doktorunuza danışın.
– Çok sık ve aşırı miktarda kullanmayın. Cildinizi tahriş edebilir.
– Oda sıcaklığında ve kuru yerde muhafaza etmeye dikkat edin.

Beğen
Beğen Muhteşem Haha İnanılmaz Üzgün Kızgın

Sarılık nedir? Türleri nelerdir , Tedavisi nasıldır?

Sarılık  nedir? Türleri nelerdir ve  tedavisi nasıldır?

Hepatit B virüsü ile ortaya çıkan ciddi hastalıklar arasına giren sarılık hakkından bilinmeyenler. Peki sarılık kimlerde görülür? Sarılık bulaşıcı mıdır ve belirtileri nelerdir? Sarılığın tedavisine kadar her şeyi haberin detayında bulabilirsiniz.

Halk arasında sarılık olarak bilinen ancak bilim dilinde Hepatit B olarak adlandırılır. Karaciğerin vücuttan atması gereken bilirubin adlı bakterinin vücuttan atılmayıp tam tersi birikmeye başlaması ile göz rengi ve tende sararma meydana gelir.

Tam olarak neden ortaya çıktığı bilinmediğinden bulaşıcı olup olmadığı hakkında da kesin bir bilgi olmamasına rağmen uzmanlar bu virüsü taşıyan kişilerle aynı ortamda olunmaması gerektiğini vurguluyor.

KAÇ ÇEŞİT VARDIR SARILIĞIN BELİRTİLERİ NELERDİR?

A, B, C, D, E ve G harfleri ile anılan bu hastalığın her harfte farklı bir gelişme süreci vardır. Karaciğerin iltihaplanmasının şiddeti artıkça bu hastalığın riski de artmaktadır.

Pek çok kişide belirtiler kendini tam olarak göstermediğinden ve hastalık ileri boyutta gibi görünmediğinde de bu kişiler sarılık olduğunu anlamaz.

Kan testi ile teşhis edile bilen hastalık kuluçka kısmında; karın üst bölgesinde şiddetli ağrı ve onu takip eden kusma mide bulantısı seyreder. Bunların yanı sıra yorgunluk, iştahsızlık deri ve göz rengi sarılaşırken idrar renginde koyu sarı olması gibi durumlar sarılık belirtisi olabilir. B, C ve D virüsleri ile oluşan bulaşıcı sarılıklar kronikleşebilir ancak A ve E virüsü olanlar ise tedavi edilebilir ve kronikleşmez.

EN TEHLİKELİSİ HEPATİT B!

Hepatit B virüsü diğer virüslere göre daha yaygındır. Bunun nedeni ise sinsi ve kronikleşerek ilerlemesindendir. Hepatit B geçirenlerin çoğunda karaciğerde çok ciddi kalıcı hasarlar ortaya çıkar. Bu hastalık erken tedavi edilmediğinde siroz ve karaciğer kanserine bile neden olabilir.

SARILIK NASIL TEDAVİ EDİLİR?

Erken tedavi oldukça önemli olmasının yanı sıra hızlı tedavi de önemlidir. Sarılığa neyin enden olduğu teşhis edildikten sonra tedavi ona göre geliştirilir. Uzman öncelikle kanın ve karaciğerin fazla bakteri ve toksinlerden arındırılması için ilaç tedavisine başlar. Buna destek olarak da beslenme listesi yapılır. Özellikle antioksidan içeren besinlerden oluşan bir beslenme ile vücudun direnci artırılmaya çalışılır. Steroid bazlı ilaçlar bu hastalığın tedavisinde sıklıkla kullanılır. Ağır ilaçlar olduğundan uzman diğer organların hasar görmemesi için ilaçların vücutta daha hızlı emilmesini sağlaması açısından su tüketimini artırmayı önerir.

Beğen
Beğen Muhteşem Haha İnanılmaz Üzgün Kızgın

Fobi nedir ? Çeşitleri nelerdir ? Nasıl tedavi edilir?

Fobi nedir?

Gerçekte korku yaratmayacak bir objeye, aktiviteye veya duruma karşı aşırı korku duyma ve kaçınma davranışında bulunmaya fobi denir. Fobik kişiler belli bir durum, nesne veya aktivite ile karşılaştığında aşırı anksiyete duyar. Kişiler korkularının saçma olduğunun farkındadır, ancak korkularını mantıksal düşünerek engelleyemezler.

Korkular fobik kişilerin günlük işlevlerinde bozulmaya neden olur. Fobiler toplumda sık görülür. Araştırmalarda toplumda %10 oranında fobik olduğu söylenmekle birlikte tahminen bu değer %25 dolayındadır. Araştırmalarda fobi sıklığının beklenenden düşük çıkmasının en önemli nedeni bu kişilerin hastalıklarının farkında olmaması ve tedaviye başvuruların az olmasıdır. Kadınlarda erkeklere göre daha sık görülür. Sosyal fobi genelde gençlik yıllarında özellikle karşı cinse ilginin arttığı dönemlerde ortaya çıkar.

Fobi kelimesi Yunanca Phobos kelimesinden gelmektedir. Phobos aynı zamanda Yunan mitolojisinde dehşet tanrısının da ismidir.Gerçekte korku yaratmayacak bir objeye, aktiviteye veya duruma karşı aşırı korku duyma ve kaçınma davranışında bulunmaya fobi denir. Kişi, bu korkuların aşırı veya anlamsız olduğunu bilse de engelleyemez, mantıksal düşünerek korkularının önüne geçemez. Fobi toplumda sık görülen bir psikolojik rahatsızlıktır. Fobisi olan insanlar “fobik” diye adlandırılırlar. Yapılan araştımalar toplumda %10 oranında fobi tespit etse de tahminen bu değer %25 dolaylarındadır. Fobiler halk arasında hastalıktan ziyade huy ya da kişilik özelliği olarak düşünüldüğünden tedaviye başvuranların sayısı azdır. Araştırmalarda fobi sıklığının beklenenden düşük çıkmasnın en önemli nedeni budur. Kadınlarda erkeklere oranla iki buçuk kat daha faza görüldüğü saptanmıştır.

Fobi Neden Olur?

Fobilerin gerçek nedenleri bilinememektedir. Öne sürülen fobi nedenleri türlerine göre değişmekle birlikte aynı fobi türünde de hastadan hastaya değişiklik gösterir. Ruhsal rahatsızlıkların çoğunda olduğu gibi fobilerde de neden biyolojik, genetik ve çevreseldir.

Genetik yatkınlık: bazı özgül fobilerde genetik yatkınlık fazladır. Örneğin kan aldırma veya enjeksiyon yaptırma fobisi olan kişilerde ailede benzer hastalık normal topluma göre daha sıktır. Ancak bu yatkınlığın genetik veya çevresel etkenlere bağlı olarak gelişip gelişmediğini aydınlatacak araştırmalar henüz yetersizdir.

Nörokimyasal nedenler: bazı insanlarda adrenalin ve noradrenalin salınımının fazla olmasının veya etkilenen organların bu maddelere normal insanlara göre daha duyarlı olmasının bu hastalığa yol açtığı ileri sürülmektedir.

Psikiyatride fobilerin geçmiş yaşantılara bağlantılı olarak geliştiği yolunda ispatlanmamış çeşitli teorileri mevcuttur. Watsonun öğrenme teorisinde fobilerin şartlandırılmış refleks davranışlar sonucu oluştuğu ileri sürülür. Bu teoriye göre daha önce kaygı uyandırmayan bir uyaran kaygılı bir uyaran ile bir araya geldiğinde öğrenme yolu ile kaygı uyandıran bir uyaran haline gelmektedir. Örneğin asansör korkusu olmayan bir kişi elektrik kesintisi ile asansörde mahsur kalma sonucunda asansör korkusu geliştirebilir. Bu olay öncesinde rahatlıkla asansöre binebilirken asansöre binemez hale gelebilir veya asansöre bindiğinde aşırı kaygı duyma görülebilir

Yapılan araştırmalarda sürekli strese maruz kalan çocuklarda yaşamın ileri dönemlerinde yaygın fobik davranışlar görülebilmektedir. Sürekli stres yaratan nedenler arasında erken yaşta anne veya babanın kaybı, anne veya babadan ayrılma,ev içinde şiddete maruz kalma sayılabilir.

Fobi Belirtileri Nelerdir?

Korku yaratan obje, durum ya da aktivite ile karşılaşıldığında anksiyete belirtileri ortaya çıkar. Panik atakta görülen belirtilerin hemen hepsi fobik durumla karşılaşıldığında ortaya çıkabilir. Bu belirtilerden bazıları şunlardır:

• Çarpıntı
• Yüz kızarması
• Titreme
• Terleme
• Bulanık görme
• Nefes darlığı
• Ağız kuruluğu
• Yutkunma güçlüğü v.b.

Panik bozukluğu olan kişiler ne zaman panik atak geçireceklerini bilirler ve panik atak geçirmemek için fobik durumlardan kaçınırlar. Örneğin asansör korkusu olan kişiler asansöre bindiklerinde panik atak geçirebilirler ve bundan korunmak için üst katlara merdivenlerden çıkıp inmeyi tercih ederler bu şekilde panik atak gelmesini önlerler. Yine uçak korkusu olan kişiler uçağa binmek yerine başka vasıtaları kullanarak yolculuk etmeyi tercih ederler. Fobisi olan kişiler bu kaçınma davranışını kullanarak panik atak gelişmesini önlerler. Panik bozukluğu olan kişilerde fobilerden farklı olarak panik ataklarının ne zaman, nerede geleceği belli değildir ve atağın gelmesi genelde önlenemez.

Fobi Tedavisi Nasıl Yapılır?

Fobiler tedavi edilmediği taktirde çok uzun zaman devam edebilir, aslında tedavi olmaksızın düzelen hasta sayısı azdır. Fobi tedavisinde amaç kişinin kaçınma davranışını önlemek ve belli durumlarda ortaya çıkan anksiyeteyi azaltmaktır. Çeşitli psikoterapi yöntemleri uygulanabilir. Fobilerde en sık kullanılan terapi yöntemi yüzleştirme (exposure) tedavisidir. Bu yöntemde hastanın korku yaratan durum veya nesnenin üzerine giderek ortaya çıkan anksiyete ile başa çıkması öğretilir. Tedavi süresi hastalığın şiddeti, yaygınlığı ve hastanın özelliklerine göre değişir.

Fobi tedavilerinde NLP ve Hipnoz terapileri ile çok başarılı sonuçlar alınmaktadır.

Fobi Çeşitleri

Sosyal Fobi

Sosyal ortamlarda başkaları tarafından inceleme altında tutulduğu korkusu performans gösterilmesi gereken durumlarda eleştirilme yada küçük düşme korkusunun yaşanmasıdır. Ve kişi bu korkunun yaşanmasından kurtulamak için bu tür sosyal ortamlara girmekten kaçınır. Kaçınma nedeniyle kişinin sosyal, meslekî ya da aile yaşamı etkilenir.

Sosyal fobi iki farklı şekilde görülür.

• Genel: Korkular hemen her durum için geçerlidir.
• Özel: Yalnızca özel bazı durumlar için geçerlidir. (Başkalarının önünde imza atmak, yemek yemek vs gibi.)

Sosyal fobide en sık karşılaşılan belirtiler şu şekilde sıralanabilir.

• Çarpıntı
• Titreme
• Terleme
• Kaslarda gerginlik
• Midede rahatsızlık hissi
• Göğüste sıkıntı hissi
• Sıcak yada soğuk basması
• Başta ağırlık hissi – Başağrısı.

Bu durumda kişi zaman içerisinde bu belirtilerle yaşamaya alışabilir. Ancak hayatının değişik alanlarını kısıtlamaya başlayan belitiler bir gün iş güç yapmayı da engellemeye başlarsa işi için tedavisi şart bir durum haline gelir.Yaşanan bu belirtiler kişide derin bir korku ve heyecan hali lie birlikte görülür.

Korkulan durumlardan kaçıma davranışı genellikle çok belirgindir. Ve bazen tam bir sosyal yanlızlıkla sonuçlanabilir. Korkulan durumlarda kaçınmak için olmadık şeyler yaparlar. Bir seminer vermesi gereken kişinin seminer iptal olsun diye ayağının kırılmasına bile sevineceğini söylemesi hatta bunun için dua ettiğini söylemesi olayın ne kadar sıkıntı verici olduğunu anlatmak için yeterlidir.

Sosyal fobisi olanlar genelde aşağıdaki durumlarda sosyal fobi belirtilerini yoğun olarak yaşarlar.

– Topluluk önünde konuşmak.
– Bir işle uğraşırken seyredilmek.
– Başkalarının önünde yemek yemek-içmek.
– Otorite konumundaki kişilerle temas etmek.
– Misafir kabul etmek.
– Başkaları ile tartışmak.
– Toplulukta telefonla konuşmak.
– Tanımadığı kişilerin gözlerinin içine bakmak.
– İlgi odağı olmak.
– Başkalarının önünde yazı yazmak.

Sosyal fobi belirtilerini bazen kişi kaygı belirtilerinden birisiymiş gibi düşünebilir.

Korkulan durumdan kaçma davranışı genellikle çok belirgindir. Tam bir sosyal yanlızlığa yol açabilir. Başlangıç yaşı sosyal fobide çok erkendir. Hastaların %40’ında başlangıç yaşı 10’un altındadır. Hastaların %95’inde ise başlangıç 20’nin altındadır. Okul fobisi olan çocukların %40’ında ise sosyal fobi olduğu belirtilmektedir.

Sosyal fobinin başlama yaşının erken olması ciddi sorunlar doğurur. Okul başarısı etkilenir. Bazıları okulu bırakmak zorunda kalır. Yine bir çok psikiyatrik rahatsızlığın ortaya çıkmasına da yol açabilir. Bunların içinde en önemlisi depresyon, alkol bağımlılığı ve ilaç bağımlılığıdır. Özellikle batılı ülkelerde yapılan çalışmalarda sosyal fobide alkol kullanımı normal toplum bireylerine oranla 2,5 kat daha yüksek bulunmuştur. Bu da alkolün süperegoyu baskılaması daha rahat davranmayı sağlaması ile açıklanabilir ki bu durumda zamanla alkol bağımlılığı riskini artırmaktadır. Alkolikler arasında yapılan bir çalışmada sosyal fobi görülme sıklığının normale oranla 9 kat fazla olduğu tespit edilmiştir. İntihar düşünceleri ve girişimleri sosyal fobide yaşanan sıkıntıya bağlı olarak sık görülmekle birlikte sosyal fobiye başka psikiyatrik rahatsızlıklar ilave olduğunda daha da artmaktadır. Dolayısıyla sosyal fobi bir an önce tanınmalı ve tedavi edilmelidir.

Agorafobi

Fobiler arasında sık görülen agorafobi eskiden yalnız meydanlardan, açık yerlerden korku olarak bilinirdi. Şimdi ise agorafobi çok daha geniş bir anlam taşımaktadır. Yalnız başına kalmaktan, yalnız sokağa çıkmaktan, kalabalık yerlere girmekten, örneğin sinema, tiyatro, tünel, köprü, pasaj, asansör, otobüs, vapur, uçak gibi yerlerde duyulan korkular artık agorafobi sayılmaktadır. Panik bozukluğuna bağlı olmayan fobinin nadir olduğu anlaşılmaktadır. Çoğu agorafobinin temelinde panik nöbetleri bulunmaktadır. Yani hasta panik nöbetleri geçireceği korkusu yüzünden yalnız başına sokağa çıkamamakta, kalabalığa girememektedir. Bu nedenle DSM III-R‘ye göre agorafobi belli bir durumdan ağır kaçınma davranışı gösteren panik bozukluğudur. ICD-10’da ise asıl tanı agorafobidir ve bunda panik bozukluğu olabilir veya olmayabilir. Agorafobi bireyin herhangi bir yerde panik nöbeti geçirme ve ordan çıkamama, tıkanıp kalma, hiç bir seçeneği olmama korkusudur. Ağır agorafobikler yaşamın bir çok etkinliğinden uzaklaşır. Bir süre sonra yaşamları o kadar kısıtlanabilir ki zamanla ciddi çökkünkük durumlarına da girebilirler.

Özgül Fobiler

Belirli nesneler veya durumlardan anormal korkudur. Bunları agorafobi ve sosyal fobilerden ayırdettiren özellik korkunun özgül durumlar ve nesneler karşısında belirmesidir. Bu özgül durumlar ve nesneler olmadığında hastada rahatsızlık belirtisi yoktur. Bunlardan uzak olduğu sürece hastanın yaşamı etkilenmemektedir. Yalnız fobi nesnesi ya da durumuyla yüz yüze gelince panik derecesinde korku ortaya çıkmaktadır. Hasta bu nesne veya durumların nerede bulunabileceğini daha önceden inceler ve ona göre sakınarak sıkıntıdan kendini korumaya çalışır. Fakat çok sık karşılaşılan nesneler karşı korku yaşamı çok kısıtlayıcı olabilir.

Fobiler korkunun ortaya çıktığı uyarana göre üçe ayrılabilirler:

• Nesne fobileri (böcek, kelebek, köpek, sivri uçlu eşya gibi…)
• Durum fobileri (kapalı yer, açık yer, asansör, yüksek yer gibi…)
• İşlev fobileri (altına kaçırma, gaz kaçırma, terleme, yüz kızarması gibi…)

Bazı özgül fobiler:

Kapalı ve basık yerde kalma korkusu (klaustrofobi): Kapalı ve basık yerlerde duyulan korkudur. Asansör, basık tavanlı odalar, koridorlar, kapıları kapalı ve kalabalık otobüs, yeraltı çarşıları, metro, alt geçitler ve kilitli odalar onlar için korku verici yerlerdir. Hastanın temel korkusu bu sayılan yerlerde sıkışıp kalmak, nefes alamamak ve boğulmaktır.

Kan-yaralanma korkusu: Halk arasında “kan tutması” olarak bilinen kan-yaralanma fobisinde hasta kan görünce rahatsızlık duyma dışında, tıbbi işlemlerde bayılacak gibi olma, kalp hızında değişme, bulantı ve bayılma gibi tepkiler gösterebilir.

Hayvan korkusu (zoofobi): İnsanların bir kısmında korkulan hayvanlara karşı kötü bir deneyim yaşadıktan sonra fobi başlarken, bir kısmında da böyle bir başlatıcı bulunmaz.

Gök gürültüsü ve fırtına korkusu (astrofobi): Gök gürültüsü ve fırtına fobisi olan kişiler sürekli hava durumunu izler. Havanın fırtınalı,gök gürültülü ve yağışlı olma ihtimali olduğu günlerde büyük korku ve panik duyguları yaşarlar.

Yükseklik korkusu (akrofobi): Yükseklik korkusunda kişi yüksek binalara çıkamaz, yüksekten bakamaz. Birçok kişi için keyifle oturulacak balkonlar bu hastalar için eziyet olur.

Yalnızlık korkusu (manofobi): Yalnızlık fobisi duyanlar tek başlarına kalmazlar. Bu fobi akşamları evde tek başlarına kaldıklarında artar. Nedensiz olarak huzursuz olurlar. Evde duydukları tüm sesleri, gördükleri tüm gölgeleri hırsızın ve yabancı birisinin varlığına yorarlar.

Uçak korkusu: Uçak korkusunda kişi gideceği yere ne kadar eziyetli olursa olsun uçak dışında herhangi bir araçla gitmeye razıdır. Uçağa binmek zorunda kalırsa şiddetli korku duyar. Uçağın her hareketini, her sarsıntıyı büyük bir korkuyla izler, duyduğu her sesi motorun arızasına yorar.

Yutma korkusu: Yutma fobisinde kişi yemek yerken, su içerken boğazına birşey kaçacağı ve boğulacağı düşüncesindedir. Kuruyemiş ve küçük taneli yiyecekler onun için çok korkutucudur. Ciddi sorunlardan biri de ileri derecede kilo kaybıdır.

Bütün özgül fobiler tek tek anlatılamayacak kadar çoktur. Hepsi ayrı ayrı tanımlanmıştır.

• Canlı canlı toprağa gömülme korkusu (tapofobi)
• Ateş korkusu (pirofobi)
• Giyecek korkusu (endofobi)
• Yenilik korkusu (kainatetofobi)
• Sivri cisim korkusu (amofobi)
• Karanlık korkusu (kenofobi)
• Dışkı korkusu ( koprofobi)
• Yamaçtan iniş korkusu (orofobi)
• Toplum içinde yüz kızarması korkusu (ertirofobi)
• Beyaz sayfa korkusu (lökoselofobi)
• Yabancı kokusu (xenofobi)
• Tozi pislik korkusu (mizofobi)
• Herşeyden korkma korkusu (pontofobi)
• Korkudan korkma korkusu (fabofobi)
• Cinsel ilişki korkusu
• Eşcinsel olma korkusu
• Aklını yitirme korkusu
• Hastalık korkusu
• ablütofobi: yıkanmaktan korkma
• agirofobi: caddelerden ya da caddelerde karşıdan karşıya geçmekten korkma
• agorafobi: açık yer ya da kalabalık korkusu
• ailurofobi: kedilerden korkma
• akluofobi: karanlıktan korkma
• akrofobi: yüksek yerlerden korkma
• akustikofobi: belirli seslerden kokrma
• algofobi: acı çekmekten korkma
• amatofobi: toz korkusu
• amnezifobi: hafızasını kaybetmekten korkma
• androfobi: adamlardan korkma
• anemofobi: fırtına korkusu
• antlofobi: sel korkusu
• antropofobi: insanlardan korkma
• apifobi: arılardan korkma
• arakibutirofobi: yerfıstığı ezmesinin, yerken, damağa yapışmasından duyulan korku
• araknofobi: örümceklerden korkma
• aritmofobi: sayılardan korkma
• asimetrifobi: simetrik olmayan şeylerden korkma
• astenofobi: güçsüz olmaktan korkma
• astrafobi: şimşek korkusu
• ataksofobi: düzensizlikten korkma
• atelofobi: mükemmel ol(a)mamaktan korkma
• aviofobi: uçuş korkusu
• ballistofobi: silahtan ya da mermilerden korkma
• batofobi: derinlik korkusu, yüksek binaların yanından geçmekten korkma
• batrakofobi: kurbağa, semender gibi çiftyaşayışlı (amfibyen) hayvanlardan korkma
• belonefobi: iğnelerden korkma
• bibliyofobi: kitaplardan korkma
• bromidrosifobi: vücut kokusundan korkma
• brontofobi: gökgürültüsünden korkma
• dentofobi: dişçiden korkma
• dermatopatofobi: deri hastalıklarından korkma
• eisoptrofobi: aynalardan korkma
• elektrofobi: elektrikten korkma
• emetofobi: kusmaktan korkma
• entomofobi: böceklerden korkma
• epistaksiyofobi: burun kanamasından korkma
• eritrofobi: yüz kızarmasından duyulan korku
• erotofobi: cinsellik korkusu
• farmakofobi: ilaçlardan korkma
• fazmofobi: hayaletlerden korkma
• febrifobi: yüksek ateşten korkma
• filemafobi: öpmekten ya da öpüşmekten korkma
• filofobi: sevmekten, aşık olmaktan korkma
• fobofobi: korkmaktan korkma
• fotofobi: ışıktan korkma
• gametofobi: evlenmekten korkma
• gefirofobi: köprülerden geçmekten korkma
• gerontofobi: yaşlı insanlardan ya da yaşlanmaktan korkma
• glossofobi: topluluk önünde konuşmaktan korkma
• haptofobi: dokunulmaktan korkma
• harpaksofobi: hırsızlardan ya da bir suçun kurbanı olmaktan korkma
• helyofobi: güneş’ten korkma
• hematofobi: kan korkusu
• herpetofobi: sürüngenlerden korkma
• hidrofobi: sudan, yüzmekten ya da boğulmaktan korkma
• higrofobi: nemden ya da yağmurdan korkma
• hipegiyafobi: sorumluluktan korkma
• hipnofobi: uyumaktan korkma
• hipofobi: atlardan korkma
• homiklofobi: sisten korkma
• homofobi: eşcinsellerden korkma
• ihtiyofobi: balıklardan korkma
• islamofobi: İslamdan ve müslümandan korkma
• jinefobi: kadınlardan korkma
• kakofobi: çirkinlikten, çirkin seylerden korkma
• kakorafiyafobi: başarısız olma korkusu
• kanserofobi: kanser olmaktan korkma
• kardiyofobi: kalp hastalığından korkma
• karnofobi: etten korkma
• katagelofobi: dalga geçilmekten korkma
• kemofobi: kimyasal maddelerden korkma
• keymafobi: kıştan ve soğuktan korkma
• kimofobi: dalgalardan korkma
• kinofobi: köpeklerden korkma
• klimakofobi: merdivenden düşmekten ya da merdivenlerden korkma
• klostrofobi: kapalı yer korkusu
• koprofobi: dışkı korkusu
• koulrofobi: palyaçolardan korkma
• kremnofobi: yüksek yamaçlardan ya da uçurumlardan korkma
• kriyofobi:buzdan ya da donmaktan korkma
• kronomentrofobi: saatlerden korkma
• ksantofobi: sarı renkten korkma
• ksenofobi: yabancılardan korkma
• ksilofobi: tahta şeylerden ya da ormanlardan korkma
• limnofobi: göllerden korkma
• litikafobi: davalardan ve mahkemelerden korkma
• logofobi: belirli kelimelerden korkma
• lökofobi: beyaz renkten korkma
• manyofobi: delirmekten korkma
• mastigofobi: cezalandırılmaktan korkma
• mekanofobi: makinelerden korkma
• melanofobi: siyah renkten korkma
• mikrobiyofobi: mikroplardan korkma
• mizofobi: kirlilikten korkma
• monofobi: yalnızlıktan korkma
• musofobi: farelerden korkma
• nekrofobi: cesetten korkma
• nelofobi: camdan korkma
• niktofobi: geceden korkma
• nozokomefobi: hastanelerden korkma
• nüdofobi: çıplaklıktan korkma
• obesofobi: şişmanlamaktan korkma
• ofidiyofobi: yılanlardan korkma
• okofobi: taşıt araçlarından korkma
• osmofobi: belirli kokulardan korkma
• pantofobi: her şeyden korkma
• papirofobi: kağıttan korkma
• paraskavedekatriafobi: ayın onüçü ve cuma olan günden korkma
• patofobi: hasta olmaktan korkma
• pedofobi: çocuklardan korkma
• peladofobi: kel insanlardan ya da kelleşmekten korkma
• penyafobi: fakirlikten korkma
• pirofobi: ateşten korkma
• plakofobi: mezar taşlarından korkma
• pogonofobi: sakaldan ya da sakallı kişilerden korkma
• politikofobi: politikacılardan korkma
• porfirofobi: mor renkten korkma
• potamofobi: ırmaklardan ya da su akıntılarından korkma
• potofobi: alkollü içeceklerden korkma
• pteronofobi: kuş tüyünden korkma
• pupafobi: kuklalardan korkma
• radyofobi: radyasyondan, x ışınlarından korkma.
• ranidafobi: kurbağalardan korkma
• selenofobi: ay’dan korkma
• siderofobi: yıldızlardan korkma
• simetrofobi: simetriden korkma
• skiofobi: gölgelerden korkma
• sosyofobi: toplumdan, genel olarak insanlardan korkma
• soteriofobi: başkalarına muhtaç olmaktan korkma
• tafefobi: diri diri gömülmekten korkma
• takofobi: yüksek hızdan korkma
• talassofobi: deniz ya da okyanus korkusu
• tanatofobi: ölümden korkma
• teknofobi: teknolojiden korkma
• teratofobi: gebe kadının, şekilsiz, çirkin bir çocuk doğurmaktan korkması
• termofobi: ısıdan korkma
• testofobi: testlerden ya da sınavlardan korkma
• tokofobi: gebe kalmaktan ya da çocuk doğurmaktan korkma
• otomofobi: ameliyat olmaktan korkma
• toksifobi: zehir korkusu
• topofobi: belirli yerlerden korkma
• travmatofobi: yaralanmaktan korkma
• trikinofobi: gıda zehirlenmesinden korkma
• triskaidekafobi: 13 sayısından korkma
• tripanofobi: aşı ya da iğne olmaktan korkma
• trikopatofobi: saç hastalıklarından korkma
• ürofobi: sidikten korkma
• xenofobi: yabancılardan korkma
• venereofobi: zührevi hastalıklardan korkma
• venüstrafobi: güzel kadınlardan korkma
• vermifobi: solucanlardan korkma
• zelofobi: kıskançlıktan korkma
• zoofobi: hayvanlardan korkma

Beğen
Beğen Muhteşem Haha İnanılmaz Üzgün Kızgın