Ölüm Nedir? Ölüm Nedenleri Semptompları ve Ölüm Sonrası…

Ölüm, canlı bir varlığın (insan, hayvan, mantar, bitki ve mikroskobik canlının) hayati faaliyetlerinin kesin olarak sona ermesidir. Canlı varlıkların herhangi bir dokusunun canlılığını kaybetmesine de ölüm denir. Canlının ölümünden bahsedebilmek için, hayati faaliyetlerin bir daha geri gelmemek üzere sona ermesi şarttır. Zira boğulma, donma, zehirlenme tehlikesi geçiren ve kalbi duran kişilerde suni teneffüs ve kalp masajı yapılarak, durmuş gibi görünen solunum ve dolaşım fonksiyonlarının tekrar başlatılması çok kere mümkün olmaktadır.

tb

Ölüm semptompları

Bir kişinin öldüğünün belirtileri:

  • Solunumun durması
  • Kalp durması (atım yoktur)
  • Pallor mortis, solukluk, ölümden itibaren ilk 120 dakika içinde gerçekleşir.
  • Algor mortis, vücut ısısında geri dönüşü olmayan düşüş.
  • Rigor mortis, ölüm katılığı, kasların ölünen haldeki kasılma/gevşeme durumunda aynen kalması.
  • Livor mortis, Kanın vücudun alt bölümlerinde toplanması.
  • Dekompozisyon, çözünme, bedenin daha basit yapı taşı maddelerine ayrılması.

Ölümden evvel, kısa veya uzun olmak üzere agoni ismi verilen bir can çekişme devresi sözkonusudur. Bu devre, müzmin hastalıklarda uzun, ani ölümlerde ise kısa olur. Bu devrede, dolaşım ve solunum sistemlerinde iyileşmesi mümkün olmayan değişiklikler meydana gelir. Agoni devresi birkaç dakikadan birkaç güne kadar uzayabilir. Bu devredeki bir şahıs, tam olarak sessizlik ve hareketsizlik içinde bulunur, dış uyarılara karşı tepki çok azalmış veya kaybolmuştur. Bütün sistemlerin çalışması bozulmuştur. Bazen bozukluklar düzelir gibi olur, şahıs kendini çok iyi hissettiğini bile söyleyebilir. Bu durum, ölüm öncesi görülebilen geçici bir iyilik halidir. İlk önce görme, son olarak işitme duyusu kaybolur. Gözler yukarı ve dışa tavana bakıyormuş gibi bir hal alır, gözbebekleri genişler. Göz akı ve göz kenarlarında yapışkan bir sıvı toplanır. Göz parlaklığını kaybeder, arkaya doğru çöker. Refleksler ortadan kalkar. Alından soğuk iri taneli terle birlikte son bir gözyaşı damlası gelebilir, şahıs ağlıyor gibidir. Nabız oldukça zayıflar. Kalp sesleri güçlükle ve çok hafif duyulur, el ve ayaklar soğur, fakat şahsın iç harareti bazen 42-43° dereceye kadar yükselir. Salya, sümük, idrar, dışkı, meni dışarı çıkar ve neticede ölüm husule gelir. Bazı agoni durumlarında şuur kapalı olmakla birlikte akli melekeler, zeka ve şuur bozulmaz.

Ölümün birinci dönemi, fonksiyonel, klinik veya formatik ölüm dönemidir. Bu dönemde kişilik kaybolur. Ölümün ikinci dönemiyse hücrelerin ölümü veya moleküler ölüm dönemidir.

Kalp nakli ameliyatlarından önce klinik ölüm; dolaşım, solunum ve sinirle ilgili organların faaliyetlerinin son bulması şeklinde kabul ediliyordu. Kalp nakli ameliyatlarından sonra ölümün tarifindeki fikir ve araştırmalar değişik bir yön almıştır ve neticede beyin ölümü terimi ortaya çıkmıştır. Beyin ölümü yani klinik ölüm, beynin bütün faaliyetlerinin durması ve bütün tedavilere rağmen geri dönmeyecek şekilde kesilmesidir. Bu ölümde, dolaşım ve solunumu çalıştıran cihazlar çıkarılınca, solunum ve dolaşımın durmaları da esas alınmaktadır. Beyin faaliyetlerinin durması, elektroansefologramda düz bir çizginin görülmesiyle anlaşılır.

tb

Ölüm teşhisinde kullanılan çeşitli metotlar sözkonusudur. Hekimlerce göz önünde bulundurulan ölüm belirtilerinden bazıları şunlardır:

Solunumun durması

Ölünün göğsüne bir bardak su konur. Canlıda solunum dolayısıyla su yüzeyi titrer. Ölünün ağzına ayna tutulur. Solunum varsa ayna buğulanır; fakat bu yol, eski bir usuldür. Cesetteki kokuşma dolayısıyla da ayna buğulanabilir.

Kalbin durması

Vücudun hiçbir yerinden nabız hissedilemez, kalp sesleri işitilmez, elektrokardriyogramda düz bir çizgi görülür ki, ölüm teşhisi yöntemlerinin en doğru sonuç vereni budur. Kan dolaşımının durduğu da çeşitli deneylerle tespit edilebilir.

Kanın tetkiki

Uzun süren hastalıklarda ölümden sonra pıhtılaşma olur, boğulma şeklinde ve ani ölümlerde ise, kan sıvı halinde kalır. Canlıda kan bazik reaksiyon verir. Ölümden 2-3 saat sonra ise, kan asidik reaksiyon verir.

Ölümden sonra deri elastikiyetini kaybeder

Soluk beyaz ve sarımtrak bir renk alır. Deride yara açılırsa, yaranın dudakları genişlemez, yakılırsa kan ve su toplanması görülmez.

Gözdeki bütün refleksler kaybolur

Gözbebekleri genişlemez olup, ışığa cevap vermez.

Bitkisel hayatta ise beynin kortikol faaliyeti durmuş, ama beyin sapı faaliyetleri devam etmektedir. Yani şahıs görmez, konuşmaz, işitmez, hareket edemez, fakat dolaşım, solunum ve bazı otomatik hareketler (uyuma, sindirim…) devam etmektedir.

Ölünün yüzünde, ölümünden sonra görülebilen değişiklikler başlar. Ölünün yüzünde, ölüm halindeyken gördükleri sebebiyle, korkunç veya gülüyormuş gibi bir şekil husule gelebilir. Ölümden sonra bütün kaslarda gevşeme olur. Göz kapakları kasları gevşediğinden kapaklar arası açık, yarı açık veya kapalı olabilir. Bazen bu açıklık devamlı kalır, bazen açık olan gözkapakları arası birkaç saat sonra daralır. Ölümden hemen sonra ağız açılır, çene aşağıya düşer, ölü katılığı husule gelince, ağız bir santimetre kadar kapanır. Ölümden sonra kişi, yer çekimi kanununa uyarak yere düşer. Ölüm nerede vuku bulursa kişi orada kalır. Ölü katılığı halinde ise kişi, ölüm anında bulunduğu pozisyonu muhafaza eder. Mesela su içerken bir eli bardakla ağzında, oturur vaziyette bulunabilir. Ölü katılığı çözülünce bu durum da bozulur.

Sıcaklığı 5-15 derece olan bir yerde, yeni ölen bir şahıs saatte 1 derece soğuyarak 24 saat sonra bulunduğu yerin sıcaklığıyla aynı dereceyi bulur. Ölen şahıs, çevre sıcaklığına bağlı olarak su kaybeder ve neticede ağırlığı azalır. Gözün üstünde göz salgısı toplanmasından dolayı örümcek ağı meydana gelir.

Ölümden sonra yer çekimi etkisiyle damarlardaki kan, cesedin alt kısımlarında toplanır ve koyu mor renkte ölü lekeleri meydana gelir. Ölü lekeleri vücudun yere dokunan kısımlarında husûle gelmez.

Ölümden sonra kaslarda sertleşme olur ki, buna ölü katılığı ismi verilir. Ölü katılığı halk arasında iyi bilindiğinden cesedin çenesi ve iki ayağı biçimsiz şekil almasın diye bağlanır. Ölü katılığı bazen hafif ve kısa zamanda geçen şekilde olmak üzere her ölende meydana gelir. Çok nadiren görülmeyebilir. Ölü katılığı, genellikle önce alt çenedeki adalelerden başlar. Sonra sırasıyla boyun, yüz ve gövdedeki adalelerde meydana gelir. Ölümden genellikle 2-3 saat sonra başlar, ölü katılığı 30 saat içinde tam bir şekilde meydana gelip, kokuşmanın başlamasıyla 48-72 saat sonra çözülür.

Hukukta ölüm

İnsan hayatının tamamen tükenmesi olan ölümle hukuki şahsiyet (kişilik) sona erer. Ölen kimse herhangi bir borç altına giremez ve hak sahibi olamaz. Kaide olarak ölümün ispatı, nüfus sicilindeki kayıtlarla yapılır. Bir kimse nüfus sicilinde ölü görünüyorsa, bunu ileri süren tarafın sırf bu kayıtları delil olarak göstermesini adli makamlar yeterli görüyor. Aksini iddia eden kimse çeşitli delillerle iddiasını ispat etme hakkına da sahiptir.

Ölüm sicilleri nüfus memurluklarınca tutulur. Ölen her kimsenin ölüm sicilinin tutulması için, en geç on gün içinde nüfus memurluğuna bildirilmesi lazımdır. Bundan başka hakim tarafından gaib kararı verilmiş kimse de ölüm siciline ölü olarak kaydedilir.

Spiritüalizm’de (tinselcilik-ruhçuluk) ölüm

Spiritüalizm’de ölüm dezenkarnasyon terimiyle ifade edilir ve “ruh ile yoğun (fiziksel) beden arasındaki ilişkinin kesin olarak kesilmesi” şeklinde tanımlanır. Fakat buradaki “etten ayrılma” ifadesi vücudun içinden çıkıp gitmek anlamında değil, ruhun vücut üzerindeki hakimiyetini durdurması, vücudu etki altında tutmayı bırakması anlamında kullanılır; çünkü madde-dışı bir varlık olan ruh için, mekanla ilgili olan girmek ve çıkmak fiilleri kullanılamaz.

Ölüm sebepleri

Kafatası, ölüm ve çürümenin sembolü olarak kullanılır.

Boğulma
Kişi ilk anda büyük panik yaşıyor. Nefesini tutuyor. Ardından su ciğerlerine doldukça bir yanma ve yırtılma hissi duymaya başlıyor. Son olarak hissettiği şey ise sakinlik ve dinginlik oluyor. Oksijen alamadığı için bilinci kapanıyor ve ardından da ölüyor.

Yanma
Yanıklar, çok şiddetli acıya yol açıyor. Sinir uçlarının yanması ise bu acı hissini bir süre sonra ortadan kaldırıyor. Ardından kişi biraz his kaybına uğruyor. Yanarak ölen kişilerdeki asıl ölüm nedeni çoğunlukla zehirli gazların solunması ve nefessizlik oluyor. Ayrıca insan yanma durumundan kurtulsa bile ileride çok ağır enfeksiyonlar gelişeceğinden hasta tedavisinde steril çalışılmazsa da ölüm gerçekleşir.

Kafanın kopması
Uzmanlara göre beyin, kafa koptuktan sonra saniyelerce fonksiyonlarını sürdürüyor. Fransa’daki raporlara göre 18’inci yüzyılda giyotinli idamlarda kopan kafada 30 saniye kadar yüz mimikleri görülüyordu.

Yüksekten düşme
ABD’deki Golden Gate Köprüsü’nden atlayan 100 kurban, akciğerin iflas etmesi, kalbin patlaması ve kırık kaburgaların iç organlara zarar vermesi sonucu öldü.Ayrıca yüksek yerlerden suya hızla düşülmesi sonucuda karaciğer, dalakta ve diğer bazı organlarda yırtıklar olacağından yine ölüm gerçekleşir.

Elektriğe kapılma
Evde bir şekilde elektrik akımına kapılma kalbi durdurabiliyor. 10 saniye sonra da bilinç kapanıyor. Ancak elektrikli sandalyede idam edilen mahkûmların ölüm nedeni beynin aşırı ısınması ya da boğulma oluyor.

Kan kaybı
1,5 litre kan kaybeden kişi kendini halsiz, susamış ve korkmuş hissediyor. İki litre kan kaybedildiğinde baş dönmesi ve bilinç kaybı başlıyor ve alyuvarlar beyine yeterince oksijen götüremediğinden ölümle sonuçlanıyor.

Dekompresyon (basınç kaybı)
Ani basınç kayıplarından kurtulanlar göğsüne vurulmuş gibi ani bir acı yaşadıklarını anlatıyor. 15 saniyeden az süre içinde de bilinç kaybı yaşanıyor.

Kalp krizi
En çok rastlanan olay, kaslar oksijen alamayıp çırpınmaya başladığında hissedilen göğüs ağrısıdır. Kalbin normal ritminin bozulması, kalp atışlarını durdurur. Bilinç kapanır ve ölüm gerçekleşir.

Beyin kanaması
Beyin kanaması çeşitli nedenlerle (örn:Yüksek tansiyon, beyin damarının yırtılması vb.) beyninin içine kan sızması sonucu beyin kalbi yönetemez ve canlı ölebilir.

Asılma
Yağlı urganla asılarak boğulma 10 saniye içinde bilinç kaybına yol açıyor. Fırlatma tarzı asılmalarda amaç, boynun kırılmasını sağlamak. Ancak bu yöntemle asılan mahkûmlarda ölümlerin yine boğulmadan kaynaklandığı belirlendi.

Zehirlenme
Bir zehrin vücutta emilmesiyle ortaya çıkan belirtileri anlatan genel bir terimdir. Görece küçük miktarlarda kimyasal ya da biyokimyasal etki gösteren zehir, süresi ve ağırlığı değişebilen bir hastalık haline ya da ölüme yol açar.

İğneyle zehirlenme
Amerika Birleşik Devletleri’nde idamlarda kullanılan yöntem doğrudan kalbi durduruyor. Araştırmalar, mahkûmların yanma ve büyük acı hissettiğini gösteriyor.

Bütün nefsler ölümü tadıcıdır. Sonra Bize döndürüleceksiniz.

Ankebut-57

Kaynak: wikipedia, google

Beğen
Beğen Muhteşem Haha İnanılmaz Üzgün Kızgın

Roza Shanina – 59 Kişiyi Öldüren Sovyet Ölüm Meleği

Roza Shanina , 1924-1945

Roza Georgiyevna Shanina (d. 3 Nisan 1924 – ö. 28 Ocak 1945), İkinci Dünya savaşı sırasında Vilnus Taarruzu’nda 12’si asker olmak üzere 59 kişiyi öldüren bir Sovyet keskin nişancısıydı. Shanina, 1941’de kardeşinin ölümünden sonra orduya katılmak için gönüllü oldu ve cephedeki savaşmayı seçti.

1944 yılında Kanadalı bir gazete Shanina’yı "Doğu Prusya’nın görünmeyen terörü" olarak nitelendirdi. Şeref Nişanına layık görülen ilk Sovyet kadın keskin nişancıydı ve 3. Belarus Cephesinin ilk hizmet görevlisiydi. Bir topçu birliğinin ağır yaralı komutanını korurken Doğu Prusya Taarruzu sırasında öldürüldü. Cesareti ömrü boyunca övgü aldı, ancak keskin nişancıları keskin nişancılardan korumak için Sovyet politikasıyla ters düştü. Savaş sırasında tuttuğu günlüğü ilk kez 1965 yılında basıldı.

Gençliği

3 Nisan 1924’te Rus Yedma köyünde (Arkhangelsk Oblastı), bir kolhoz sütçüsü olan Anna Alexeyevna Shanina’nın ve I. Dünya Savaşı sırasında aldığı yara nedeniyle sakat kalan günlükçü Georgiy (Yegor) Mikhailovich Shanin’in çocuğu olarak dünya’ya geldi. Roza’nın ismi Marksist devrimci Rosa Luxemburg’dan alınmıştır. Altı kız kardeşi vardı: bir kızkardeş, Yuliya ve beş kardeşi Mikhail, Fyodor, Sergei, Pavel ve Marat. Shanin ailesi de üç yetim yetiştirdiler. Roza, açık kahverengi saçları ve mavi gözleri olan ortalama bir yüksekliğin üstündeydi ve Kuzey Rus lehçesinde konuşuyordu. Yedma’daki dört ilkokul sınıfını bitirdikten sonra, eğitimini Bereznik köyünde sürdürdü. O sırada hiçbir okul taşımacılığı olmadığından, beşinci ila yedinci sınıflardayken, ortaokula devam etmek için Bereznik’e 13 kilometre (8.1 mi) yürüyerek gitmek zorunda kaldı. Cumartesi günleri, teyzesi Agnia Borisova ile ilgilenmek için tekrar Bereznik’e giderdi.

On dört yaşına gelen Shanina, ailesinin isteklerine karşı, tren istasyonu yolu boyunca 200 kilometre (120 mil) yürüyerek200 kilometre (120 mi) Arkhangelsk’a gitti ve oradaki kolejde okudu. Shanina evinde neredeyse hiçbir eşyasını bırakmadı; Daha sonra savaş günlüğünde Arkhangelsk’ın stadyumunu Dinamo’yu ve sinemaları Ars ve Pobeda’yı anlatmıştır. Shanina’nın arkadaşı Anna Samsonova, Roza’nın bazen Ustyansky Bölgesi’ndeki arkadaşlarından, saat 02:00 ve 03:00 arası üniversite yurduna döndüğünü anlatmıştır. Kapılar o zamana kadar kilitlendiği için, diğer öğrenciler Roza’nın odasına tırmanmasına yardımcı olmak için çeşitli çarşafları birbirine bağlarlardı.Shanina, 1938’de Sovyet gençlik hareketi Komsomol’a üye oldu.

İki yıl sonra, Sovyet orta öğretim kurumları öğrenim ücretlerini getirdi ve burs fonu kesildi. Shanina evinden küçük bir mali destek aldı ve 11 Eylül 1941’de Arkhangelsk’ta No 2’de (Beryozka olarak bilinir) bir dairede bedava oturması teklifi aldı. Akşamları okudu ve gündüz anaokulunda öğretmen olarak çalıştı. Çocuklar Shanina’yı seviyor ve aileleri onu takdir ediyordu. Shanina, 1941-42 eğitim-öğretim yılında Sovyetler Birliği II. Dünya Savaşı’nda iken kolejden mezun oldu.

Görev turu

Sovyetler Birliği’nin Alman istilasından sonra, Arkhangelsk kenti Luftwaffe tarafından bombalandı ve Shanina ve diğer kasaba halkı yangın söndürme işine giriştiler ve çocukların anaokulunu korumak için çatıların üzerine gönüllü nöbet tuttu.

Shanina’nın iki büyük kardeşi orduya katılmak için gönüllü oldular. Aralık 1941’de 19 yaşındaki kardeşi Mikhail’in ölüm bildirgesi alındı. Kardşi Leningrad Kuşatması sırasında öldürülmüştür. Buna karşılık, Shanina askeri komisaryaya askeri hizmet izni istemeye gitti. Shanina’nın kardeşlerinden ikisi savaşta öldüler. O zamanlar Sovyetler Birliği kadın keskin nişancılar kullanmaya başlamıştı. Çünkü kadınların sabırlı, dikkatli ve kurnaz olduklarına inanılıyordu.Şubat 1942’de, 16 ila 45 yaşları arasındaki Sovyet kadınları askeri tasarıya uygun hale geldiler fakat Shanina, yerel askeri komisaryanın onu savaşın dışında tutmak istediği ayda hazırlanmadı. İlk önce bir atış sahasında ateş etmeyi öğrendi. 22 Haziran 1943’te Shanina, evrensel askeri eğitim için Vsevobuch programına kabul edildi. Shanina’nın birkaç başvurusundan sonra, askeri komisaryanın sonunda Merkez Kadın Keskin Nişancı Akademisi’ne kaydolmasına izin verildi. En yakın arkadaşları olan Aleksandra "Sasha" Yekimova ve Kaleriya "Kalya" Petrova ile tanıştı ve Shanina onlara "üç serseri" diye seslenirdi. İyi bir noktaya odaklanan Shanina, eğitimde büyük puanlar aldı ve akademiden onur derecesi ile mezun oldu. Orada eğitmen olarak kalması teklif edildi, ancak cephede görev yapmak istediği için bunu reddetti. 1941-1945 yılları arasında toplamda 2.484 Sovyet kadın keskin nişancısı savaş için görevlendirilmişti ve öldürdükleri toplam düşman asker sayısının en az 11.280 olduğu tahmin edilmektedir.

Stalingrad Muharebesi’ndeki önemli zaferden sonra Sovyet birlikleri, ülke çapında karşı saldırılara geçti ve Shanina, 2 Nisan 1944’te, ayrı bir kadın keskin nişancı müfrezesinin kurulduğu 184 Tüfek Bölüğü’ne katıldı. Shanina bu müfreze komutanlığına atandı. Üç gün sonra, Vitebsk’in güneydoğusunda, Shanina ilk Alman askerini öldürdü. Yedi ay sonra Shanina, günlüğüne şu anda soğukkanlılıkla düşmanı öldürdüğünü ve eylemlerinde hayatının anlamını gördüğünü yazdı.

Shanina, Kozyi Gory (Smolensk Oblast) köyü savaşındaki mücadeleleri için 17 Nisan 1944’te ilk askeri ayrımı Şövalye 3. Sınıf ödülüne layık görüldü. Bu ödülü alabilen ilk Sovyet kadın keskin nişancısı ve 3. Belarus Cephesi’nin ilk hizmet askeri oldu. Shanina, 6 ila 11 Nisan tarihleri arasında, 1138. Tüfek Alayı komutanı Major Degtyarev’in (1138. Tüfek Alayı Komutanı) raporuna göre, topçu silahı ve makina tabancası yangınına maruz kalırken 13 düşman askerini öldürdü. Mayıs 1944’e gelindiğinde, keskin nişancısı toplaması 17 doğruluğa sahip düşman askeri öldüren Shanina, kesin ve cesur bir asker olarak övgü aldı. Aynı yıl, 9 Haziran’da Shannina’nın portresi, Sovyet gazetesi Unichtozhim Vraga’nın ön sayfasında yer aldı.

22 Haziran 1944’te Vitebsk bölgesinde Bagration Operasyonu başlatıldığında, keskin nişancıların geri çekilmesine karar verildi. Gönüllü olarak ilerleyen piyadelelere yine de destek olmaya devam ettiler, ve keskin nişancılardan tasarruf etmeye yönelik Sovyet politikasına rağmen Shanina kendisinin cepheye gönderilmesini istedi.Talebi reddedilmesine rağmen yine de gitti. Shanina, daha sonra, izinsiz olarak ön cepheye girdiği için onay verildi, ancak emirlere karşı gelmesine rağmen bir mahkemeye çıkarılmadı. 5. Tabur ya da keşif bölüğüne bağlanmak, 5. Ordu Kumandanı Nikolai Krylov’a dönmek istiyordu. Shanina aynı talebi üzerine iki kez Joseph Stalin’e mektup yazdı.

26 ila 28 Haziran 1944 tarihleri arasında Shanina, Vitebsk-Orsha Taarruz sırasında Vitebsk yakınlarındaki çevrili Alman birliklerinin ortadan kaldırılmasına katıldı. Aynı yılın 8 ila 13 Temmuz tarihleri arasında Sovyet ordusu daha batı yönünde ilerledikçe, Shanina ve kızkardeşleri Vilnius mücadelesine katıldılar; bu bölge 24 Haziran 1941’den beri Alman işgali altındaydı. Almanlar nihayet 13 Temmuz 1944’te Vilnius’tan çekildi. O yılın yazında çıkan saldırılar sırasında Shanina üç Alman’ı yakalamayı başardı.

Askeri akademideyken Shanina, çiftler atma becerisi ile tanındı (hızlı bir şekilde art arda yapılan iki hedef vuruş). Shanina ağaç dalları arasındaki boşluk güneş ışığı ile arkadan aydınlatıldığında ve keskin nişancı yuvası görünür hale geldiğinde, akşam karanlığa kadar bekleyerek bir ağaca gizlenmiş bir Alman güvercin keskin nişancı karşısında karşı-keskin nişancı taktiklerini başarıyla kullandı.

Günlüğü

Shanina yazmayı çok severdi ve sıklıkla ev köyüne ve Arkhangelsk’daki arkadaşlarına mektup gönderirdi. Sovyet ordusunda günlükler kesinlikle yasaklanmış olsa da, bir muharebe günlüğü yazmaya başladı; Askeri gizliliği korumak için Shanina, günlüğünde sırasıyla "siyah" ve "kırmızı" yaralı olarak adlandırdı. Shanina, günlüğünü 6 Ekim 1944’den 24 Ocak 1945’e kadar tuttu.

Shanina’nın ölümünden sonra üç defterden oluşan günlük, savaş muhabiri Pyotr Molchanov tarafından yirmi yıldır Kiev’de tutuldu. 1965 yılında Yunost dergisinde kısaltılmış bir basım yayımlandı ve günlük Arkhangelsk Oblast Bölgesel Müzesi’ne devredildi. Shanina’nın birkaç mektubu ve keskin nişancı günlüğünden bazı verileri de yayınlandı.

Doğu Prusya

Ağustos 1944’te ilerleyen Sovyet birlikleri, Doğu Prusya’yla olan Sovyet sınırına vardı ve o yılın 31 Ağustos’una gelindiğinde Shanina’nın savaş sayısında öldürdüğü düşman askeri sayısı 42 oldu. Ertesi ay ŠešupÄ— Nehri geçildi. Shanina’nın 184’üncü Tüfek Bölümü, Doğu Prusya’ya giren ilk Sovyet birimi oldu. O zamanlar Ottawa Citizen ve Leader-Post isimli iki Kanada gazetesinin ŠešupÄ— Nehri cephesinden resmi bildirimine göre, Shanina keskin nişancı olarak saklandığı yere çömelip bir gün içinde beş Almanı öldürdü. Daha sonra Eylül ayında keskin nişancı toplaması 46 ölü, bunlardan 15’i Alman topraklarında, yedi saldırı sırasında yapıldı. 1944 yılının üçüncü çeyreğinde Shanina’ya kısa bir süre izin tanınmış ve Arkhangelsk’i ziyaret etmiştir. 17 Ekim’de Komsomol Merkez Komitesinden onur sertifikası aldı. 16 Eylül 1944’te Shanina, o yıl Almanlara karşı çeşitli savaşlarda sergilenen intifa ve cesaretinden dolayı 2. Sınıf Zafer Nişanı kazandı.

26 Ekim 1944 tarihinde Shanina, Schlossberg (şimdi Dobrovolsk) yakınlarındaki bir savaştaki mücadalesinen dolayı 1. Sınıf Cesaret Madalyası aldı. Shanina, 27 Aralık’ta Almanya’nın bir karşı hücumda gösterdiği cesur duruşu nedeniyle 26 Ekim’de madalya kazandı. Shanina, Sovyetler Birliği’nin Kahramanı Yüzbaşı Igor Aseyev ile birlikte savaşmış ve 26 Ekim’de ölümüne tanıklık etmiştir. Askeri komutan yardımcısı olarak görev yapan Shanina, kadın keskin nişancılarla savaşmak için görevlendirildi. Cesaret Madalyasını alan ilk kadın keskin nişancılar arasında yer aldı. Schlossberg, nihayet Insterburg-Königsberg Operasyonu sırasında 16 Ocak 1945’te 3. Belarus Cephesi birlikleri tarafından yeniden ele geçirildi.

12 Aralık 1944 günü, bir düşman keskin nişancısı, sağ omzından Shanina’yı vurdu. Günlüğünde acıyı hissetmediğini, "omuzum çok sıcaktı," diye yazmıştır. Shanina’nın "iki küçük delik" olarak nitelediği yaraları onun için küçük gözükse de bir operasyona ihtiyacı vardı ve birkaç gün için sakat kaldı. Günlüğünde bir önceki gün, tam olarak aynı yerde yaralandığı kehaneti rüyasına girdiğini yazmıştır.

8 Ocak 1945’te Nikolai Krylov büyük isteksizlik duyduğuna rağmen, resmi olarak Shanina’ya cephe mücadelesine katılmasına izin verdi: daha önce Shanina, 184. Tüfekli Tümen komutanı ve 5. Ordu askeri konseyinin kendisine verdiği iznini de reddetti. Beş gün sonra, Sovyetler Doğu Prusya’da şiddetli mücadeleye neden olan Doğu Prusya Taarruzunu başlattı. 15 Ocak’a kadar bölümlü lojistikle seyahat eden Shanina, beyaz askeri kamuflaj kullandığı Doğu Prus kenti Eydtkuhnen’e (şimdi Chernyshevskoye) ulaştı. Birkaç gün sonra, bir Katyuşa roketatarının dost ateşi olayını yaşadı ve günlüğü şöyle yazdı: "Şimdi Almanların neden Katyuşa’dan korktuğunu anlıyorum, ne ateş!". Shanina Doğu Prusya sınırında, 26 düşman askerini öldürdü. İçinde hizmet verdiği son birim 144. Tüfek Bölümü idi. Arkhangelsk Oblast Belgesi kitabına göre Shanina, o bölgedeki 205. Özel Motorlu Silah Taburunda görev yapıyordu. Shanina, savaştan sonra üniversiteye gitmeyi ummuştu.

Görev turu sırasına Shanina birkaç kez gönderildi. Son keskin nişancısı, Vilnius Savaşı sırasında on iki öldürme de dahil olmak üzere elli dokuz onaylamış öldürmeye (diğer kaynaklara göre elli dört) ulaştı. Yurtiçinde başarıları özellikle savaş muhabiri Ilya Ehrenburg ve Krasnaya Zvezda gazetesi tarafından doğrulandı. Gazate, Shanina’nın kendi birimindeki en iyi keskin nişancılardan biri olduğunu ve çekim hassasiyetinde kıdemli askerler bile kendinden daha aşağı oldukları söyledi. Shanina’nın saldırıları, Batı basında, özellikle "Doğu Prusya’nın görünmeyen terörü" olarak adlandırılan Kanada gazetelerde de bildirildi. Shanina elde ettiği şöhrete önem vermedi ve zaman zaman abartıldığını söylerdi. 16 Ocak 1945’te Shanina, muharebe günlüğüne şunları yazdı: "Aslında ne yaptım, anavatanı savunmak için ayağa kalktığım için bir Sovyet adamı olmak zorunda kalabilir miyim?" Ayrıca şunu yazdı: "Mutluluğumun özü başkalarının mutluluğu için savaşıyor, garip".

Ölümü

Doğu Prusya Taarruzu karşısında, Almanlar kontrol ettikleri yerleri büyük ihtimaller karşısında güçlendirmeye çalıştı. 16 Ocak 1945 tarihli günlüğünün girişinde, daha güvenli bir yerde olmak istemesine rağmen, bilinmeyen bir kuvvetin onu ön cepheye çektiğini yazdı. Aynı yazısının girişinde korkusuz olduğunu ve "yakın savaşa" gitmeyi kabul ettiğini yazdı. Ertesi gün Shanina bir mektubunda, taburunun 78 kişiden 72’sini kaybettiği için öldürülmenin eşiğinde olabileceğini yazdı. Son günlük yazısında, Alman ateşinin yoğun olduğunu ve kendisi de dahil olmak üzere Sovyet birliklerinin tahrikli silahların içine girdiğini bildirdi. 27 Ocak’ta Shanina, yaralı bir topçu subayı korurken ağır yaralandı. Gövdesi bir kabuk parçasıyla açık olarak parçalanmış olarak bulundu. Onu kurtarma girişimlerine rağmen, Shanina ertesi gün Richau mülkünün yakınlarında (daha sonra Sovyet yerleşim Telmanovka idi3 kilometre (1.9 mi)), Ilmsdorf’un doğusunda Prusya köyünün (Novobobruysk) 3 kilometre (1.9 mil) güneydoğusunda öldü. Hemşire Yekaterina Radkina, Shanina’ya çok az şey yapabildiğinde dolayı pişman olduğunu söylemiştir. Shanina, Alle Nehri kıyısına yayılmış bir armut ağacına gömüldü -bu artık Lava olarak adlandırılıyor- ve daha sonra Kaliningrad Oblastı Znamensk yerleşiminde yeniden gömüldü.[

Ölümü sonrası ödülleri

1964-65 yıllarında Shanina’ya yenilenen bir ilgi, günlüğünün büyük bir kısmının yayınlanmasından dolayı Sovyet basınında ortaya çıktı. Severny Komsomolets gazetesi, Shanina’nın zamanında yaşayanların onun hakkında bildiklerini yazmasını istedi Arkhangelsk, Shangaly ve Stroyevskoye’deki sokaklara ismi verildi ve Yedma köyünde Shanina’ya adanmış bir müze bulunmaktadır. 1931-35 yılları arasında okuduğu yerel okulda anma plakası vardır. Arkhangelsk’ta, Roza Shanina Ödülü için paramiliter DOSAAF spor organizasyonu üyeleri arasında düzenli yarışmalar düzenlendi. Ustyansky Bölgesi’ndeki Malinovka köyü, Roza Shanina Ödülü için yıllık kros kayak yarışları düzenlemeye başladı.

1985’de, Rus Merkez Kadınlar Keskin nişancı Akademisi Gaziler Konseyi başarısız bir şekilde, Sovyetler Birliği Yüksek Sovyetine, Shanina’daki 1. Glory Nişan Şeria’sını kurmasını istedi. Aynı yıl, Rus yazar Nikolai Zhuravlyov, Posle boya vernulas (Savaştan Sonra Döndürülenler) kitabını yayınladı. Başlığı, tabur komutanından derhal dönmesini isteyen bir not aldıktan sonra Shanina’nın "Savaştan sonra döneceğim" sözlerine atıfta bulunuyor. Shanina hakkında, örneğin yazar Nikolai Nabitovich gibi besteleri yapılmıştır. Ustyansky Bölgesi Bogdanovsky yerleşiminde Shanina’ya adanmış küçük bir anıt stel (üç parçalı bir anıtın parçası) kuruldu.

2000 yılında, Shanina’nın adı Sibirya Devlet Teknik Üniversitesi savaş anıtı taşında göründü, ancak hayatında herhangi bir bağlılığa sahip olduğuna dair bir kanıt bulunmuyor. Rus yazar Viktor Logvinov 1970’lerde Shanina’nın Sibirya Ormancılık Enstitüsünde eğitim gördüğünü ve "eski Krasnoyarsk komünist" inin kızı olduğunu tartışıyordu. İddia, özellikle 2005’te, sonraki yıllarda Krasnoyarsk yayınları tarafından devam ettirildi. 2013’te Arkhangelsk’te, Roza Shanina da dahil olmak üzere altı Rus savaşçsının madalya grafiti portreleriyle dolu bir anı duvarı açıldı.

Karakteri ve özel hayatı

Savaş muhabiri Pyotr Molchanov, çoğunlukla Shanina ile ön cephede bir araya geldi ve hakiki, parlak bir doğayla olağandışı iradenin bir kişisi olarak nitelendirdi. Shanina, üniversite yıllarında kendisini "sınırsız ve pervasızca konuşkan" olarak nitelendirirdi. Kendine özgü karakterini, Romantik şair, ressam ve yazar Mikhail Lermontov’unkine benzettiği gibi, onun gibi hareket etmeye karar vermiştir. Shanina ılımlı giyinir ve voleybol oynamaktan hoşlanırdı. Shanina’nın kızkardeşi Lidiya Vdovina’ya göre Roza, silahını her temizlediğinde en sevdiği savaş şarkısı "Oy tumany moi, rastumany" ("Ey Omuzlarım") şarkısını söylerdi. Shanina’nın basit bir karakteri vardı ve cesareti ve insanlara egemenliğin olmamasına değer verdi.

Shanina’nın özel hayatı savaşla engellendi. 10 Ekim 1944’te, günlüğüne şunları yazdı: "Misha Panarin’in artık yaşamadığını kabul edemiyorum. Ne iyi adam! öldürüldü … Beni sevdi, biliyorum ve ben … Kalbim ağır, yirmi yaşındayım, fakat yakın arkadaşım yok ". Kasım 1944’te Shanina, "Nikolai adında bir adamı sevdiğinde başını sallaması" gerektiğini yazmıştı, ancak aynı girişte, "şimdi zamanı değil" diyerek evliliği düşünmediğini yazdı.

Kaynak: vikipedia, Google

Beğen
Beğen Muhteşem Haha İnanılmaz Üzgün Kızgın