Pisagor’un Adalet Kupası (Pisagor Kupası)

Pisagor adalet kupası, belli bir miktarın üzerinde doldurulan içeceğin özel bir düzenekle dışarı dökülmesini sağlar. Samos Pisagorlarına ödünç verilen bu kupa, her müridin eşit miktarlarda şarap içmesini garanti ediyordu. Müritler kupayı sınır seviyeye kadar doldurursa, içkisinin tadını huzur içinde çıkarabilirdi. Ancak oburluk sergiliyorsa, kupa içindeki sıvıyı dipten dışarı sızdırırdı.

[IMG]https://www.topragizbiz.com/blog/wp-content/uploads/2019/06/pisagor-kupasi-3.jpg[/IMG]

[B]Pisagor’un Adelet Kupası[/B] ([B]Pisagor Kupası[/B]), dışarıdan bakıldığında içeceklerin konulduğu sıradan kupalara benzeyen; fakat içinde özel bir düzenek bulunan kupadır. [B]Sisamlı Pisago[/B]r’un (MÖ 570 – MÖ 495) en önemli buluşlarından bir tanesi olan Adalet Kupasının içindeki düzenek, bir kolon ve bu kolonda bulunan bir kanaldır. Su, bu kolonun seviyesinin altına kadar doldurulduğunda diğer normal kupalarda olduğu gibi durmaktadır. Fakat su bu kolonun seviyesini geçerse ortadaki kolon ve içindeki kanal da su ile dolar ve ardından [B]sifon etkisi[/B] devreye girer. Böylece kupanın içinde bulunan suyun tamamı dökülmüş olur. Pisagor’un Adalet Kupası bu özelliği ile sanki teknik araştırmalar sonunda üretilen gizemli bir eşya gibi görünmektedir. Sahip olduğu giz ise Pisagorcu okulun inanç felsefesini destekler niteliktedir.

[KBASLIK]Çalışma ilkesi[/KBASLIK]
Pisagor’un Adalet Kupası’nın çalışma ilkesi sifon mekanizmasına dayanır ve akışkanlar teorisi ile bu çalışma ilkesi açıklanır.

[TBR2=https://www.topragizbiz.com/blog/wp-content/uploads/2019/06/pisagor-kupasi-1.png] A: Boş kupa B: Optimum dolum kupası. Sifon seviyesinin aşağısında C: Aşırı doldurulmuş bardak. Sıvı sifonlaması başlar. D: Sifonlama, kupa boşalıncaya kadar devam eder.[/TBR2]

Beğen
Beğen Muhteşem Haha İnanılmaz Üzgün Kızgın

THY’nin ilk Rüya Uçağı Boeing 787-9 Dreamliner Gökyüzü İle Buluştu

THY’nin ‘rüya uçak’ olarak adlandırdığı Boeing 787-9 Dreamliner’ı gökyüzü ile buluştu. Uçak ,bu ay sonu THY filosuna dahil olacak. İlk uçuş İstanbul’dan Antalya’ya yapılacak.

[IMG]https://www.topragizbiz.com/blog/wp-content/uploads/2019/06/thy-ruya-ucak-1.jpg[/IMG]
Türk Hava Yolları (THY), ABD’nin Boeing firmasından 25’i kesin, 5’i opsiyon olmak üzere toplam 30 adet Boeing 787-9 tipi yolcu uçağını filosuna katacak. Kompozit malzemeleri gövde ve kanadı da içeren ana yapısının yüzde 50’sini oluşturan ‘rüya uçak’ olarak adlandırılan Boeing 787-9 tipi uçakların ilki bu ay sonu THY filosuna katılacak. Dreamlinar’ların 3’ü temmuz, kalan 2’si ise ağustos aylarında filoya katılacak.

[KBASLIK]İlk teslim alınacak uçak gökyüzünde[/KBASLIK]
THY’nin ilk teslim alacağı Boeing 787-9 uçağı da, ABD’deki Boeing tesislerinde ilk test uçuşunu yaparak gökyüzü ile buluştu. TC-LLA kuyruk tescilli alan uçak, Boeing’in Everett tesislerinden test uçuşu için havalanan ‘rüya uçak’ Everett(PAE)-Moses Lake(MWE) uçuşu yaptı. İlk uçuş da başarıyla tamamlandı.

Uçağın uzunluğu 63 metre, kanat genişliği 60 metre ve yüksekliği 17 metre…Uçağın menzili ise 14 bin 140 kilometre. Boeing 787’lerin günümüzün aynı büyüklükteki uçaklarından yüzde 20 daha az yakıt tükettiği, diğer uçaklara kıyasla yüzde 20 ile yüzde 45 arasındaki oranda daha çok kargo taşıyabildiği belirtiliyor.

[KBASLIK]İlk uçuş Antalya’ya yapılacak[/KBASLIK]
THY’nin ilk Boeing 787-9 uçakları teslim alındıktan sonra kısa süre iç hatlarda uçacak. Daha sonra ise Bali, Bogota-Panama, Washington ve Atlanta hatlarına da tahsis edilecek. THY’nin ilk ‘rüya uçağı’nın da Türkiye’de hangi kente ve ne zaman uçağı da belli oldu.

THY’nin ilk Boeing 787-9 tipi uçağı 8 Temmuz’da saat 08:35’de TK2410 sefer numarası ile İstanbul Havalimanı’ndan Antalya’ya uçacak. 1 saat 30 dakika sürecek uçuşun programına Boeing 787-9 tipi uçağın girdiğini öğrenen yolcular ise ilk tarifeli uçuşta yer almak için sefere ilgi gösterdiği öğrenildi. Uçuş programına göre THY’nin Boeing 787-9 tipi uçaklarının ilk dış hat uçuşları 17 Temmuz’da İstanbul’dan Denpasa’ya (Bali), 8 Ağustos’ta İstanbul’dan Washington’a, 10 Eylül’de İstanbul’dan Bogota-Panama City’ye ve 11 Eylül’de de İstanbul’dan Atlanta’ya olacak.

[IMG]https://www.topragizbiz.com/blog/wp-content/uploads/2019/06/thy-ruya-ucak-2.jpg[/IMG]

[KBASLIK]Yeni tasarımla geliyorlar[/KBASLIK]
2020 yılından itibaren itibaren filodaki yerini alacak THY’nin Airbus 350’lerinin ilkinin teslim tarihi ise gelecek yıl mart ayı olarak planlandı. A350 tipi uçakları da bu tarihten itibaren belirli tarihlerde filoya girecek. THY’nin yeni nesil uzun menzilli uçakları Boeing 787-9 ve Airbus 350 yeni tasarımlarıyla gelecek. Geniş gövdeli uçakların yolcu kapasitesi 280 ila 320 arasında olacak.

Dreamliner’ların business sınıfı 30 yolcu, A350’lerin ise business sınıfı 32 yolcu kapasiteli olacak. Yolcu konforunun artırılması hedeflenen Business sınıfı tasarımında önemli değişiklikler var. Bunlardan en çok dikkat çekeni ise her koltuktan koridora çıkış olması. Ayrıca yeni nesil kabin eğlence sistemleri uzun yolculukların daha konforlu geçmesi sağlanacak.

Beğen
Beğen Muhteşem Haha İnanılmaz Üzgün Kızgın

Tacizciye Fırlattıkları Terlik “Silah” Sayıldı 5 Yıla Kadar Hapis İsteniyor

Denizli’de yaşayan H.H. adlı kadın ile 2 kadın arkadaşının birlikte tatil için gittiği Aydın’ın Kuşadası ilçesinde eğlence mekanından çıktıktan sonra kendilerini elle taciz ettiğini iddia ettikleri kişiye tepki gösterip, fırlattıkları terlik, ‘silah’ sayıldı. İki yıl önce yaşanan olayla ilgili taciz soruşturması açılmazken, terlik atan 3 kadına, 5 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı.

[IMG]https://www.topragizbiz.com/blog/wp-content/uploads/2019/06/terlik-taciz.jpg[/IMG]

Olay, 9 Temmuz 2017 tarihinde Kuşadası ilçesinin Türkmen Mahallesi’nde meydana geldi. Denizli’de yaşayan fotoğraf stüdyosunda çalışan H.H., çalışmayan iki kadın arkadaşıyla birlikte tatil yapmak için Kuşadası’na gitti. Gece bir eğlence mekanına giren ve saat 03.00 sıralarında kaldıkları Türkmen Mahallesi’ndeki eve gitmek için yola çıkan H.H., iddiaya göre kendisiyle aynı yaştaki iki kadın arkadaşıyla yolda yürürken karşılarından gelen M.E.K.’nin (24) tacizine uğradı.

DHA’nın aktardığına göre, 3 genç kadın, karşıdan iki kolunu da yana açarak gelen M.E.K.’nın, göğüslerine dokunduğunu ileri sürüp, tepki gösterdi. H.H. ve yanındaki iki kadın arkadaşı ile M.E.K. arasında çıkan başlayan tartışma kavgaya dönüştü. Kavga sırasında H.H. ile kadın arkadaşları M.E.K.’ya ayaklarındaki terliği fırlattı. Çevredekilerin ihbarıyla olay yerine gelen polis ekipleri kavgaya ayırdı. Taraflar, polis merkezine götürüldü.

[KBASLIK]İki yıl sonra gelen tebligatla şaşkına döndüler[/KBASLIK]
Polis merkezinde ifade veren H.H. ile iki arkadaşı daha sonra memleketleri Denizli’ye döndü. Olaydan iki yıl sonra gelen mahkeme tebligatıyla H.H. ile arkadaşları şaşkına döndü. Kuşadası’nda meydana gelen olayla ilgili kadınları taciz ettiği iddia edilen M.E.K.’nin darp edildiği gerekçesiyle şikayetçi olduğu, savcılığın ise soruşturma başlattığı öğrenildi. Kuşadası Cumhuriyet Savcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, şüpheli konumunda olan H.H. ile iki kadın arkadaşı hakkında, saldırıda kullanmaya elverişli terlik ve ayakkabı ile yaralamaya teşebbüs ettikleri, kasten basit yaraladıkları, şüphelilere atılı suçun bu haliyle silahla basit yaralama suçunu oluşturdukları ve eylem birliği içinde hareket ettikleri gerekçesiyle Kuşadası Asliye Ceza Mahkemesi’nde 5 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı.

[KBASLIK]”Bir taciz olayı var ama karşı taraf darp edildiğini söyleyince biz yargılanmaya başladık”[/KBASLIK]
Attıkları terliğin silah sayılmasına çok şaşırdıkları belirten H.H., “Eğlence mekanından çıktıktan sonra eve giderken, karşımızdan gelen kişi, iki kolunu da yanlara açarak üzerime doğru geldi. Elleriyle bizim göğüs bölgemize dokundu. Biz de tepki gösterdik ve aramızda arbede çıktı. Bu sırada ayağımızdaki terlikleri fırlattık. Terlikler ona isabet etmedi. Kendisi de ilk mahkemede terliğin isabet etmediğini söyledi. Terlik silah sayıldı ve hakkımızda dava açıldı. Mağdurken, suçlu konumuna düştük. Bir taciz olayı var ama karşı taraf darp edildiğini söyleyince biz yargılanmaya başladık. Bu durumda hapis cezası alabiliriz. 2 yıl önce yaşanan bir olayda mağdurken sanık olduk” dedi.

[KBASLIK]”Soruşturmada ihmal var”[/KBASLIK]
Üç kadının avukatı olan Ozan Orpak ise soruşturma aşamasında ihmal olduğunu düşündüklerini belirterek, “2 yıl önce yaşanan bir olay için yeni dava açılıyor. Tatil için gittikleri yerde tanımadıkları bir kişinin kollarını açarak gelmesiyle tacize uğruyorlar. Üç kadın müvekkilim her kadının vereceği tepkiyi veriyor. Karşı tarafın şikayetçi olması üzerine dava açılıyor. Ancak biz soruşturma aşamasında ihmal olduğunu düşünüyoruz. Polis merkezinde tacize uğradıklarını söylemelerine rağmen taciz soruşturması açılmamış. Neden kaynaklandığını bilmiyoruz. Tacize uğrayan kadınlar olmasına rağmen, şüpheli konumunda oluyorlar ve silahla basit yaralama suçundan yargılanmaya başladılar. Terliğin silah olup olmadığı tartışılan bir konu. Ancak, tacize uğrayan bir kadının kendisini korumak amacıyla kullandığı terlik bir silah değildir” diye konuştu.

Beğen
Beğen Muhteşem Haha İnanılmaz Üzgün Kızgın

Madagaskar Cumhuriyeti

[BIYOTABLO=Madagaskar Cumhuriyeti ,afrika,https://www.topragizbiz.com/blog/wp-content/uploads/flags-b/madagaskar.png][BIYOTABLOIC=Başkent]Antananarivo[/BIYOTABLOIC]
[BIYOTABLOIC=Resmî diller]Malgaşça, Fransızca [/BIYOTABLOIC]
[BIYOTABLOIC=Yönetim Şekli]Yarı Başkanlık Sistemi [/BIYOTABLOIC]
[BIYOTABLOIC=Yüzölçümü]587.295 km² [/BIYOTABLOIC]
[BIYOTABLOIC=Nüfus]23.201.926 [/BIYOTABLOIC]
[BIYOTABLOIC=Nüfus Yoğunluğu]39,5 kişi/km²[/BIYOTABLOIC]
[BIYOTABLOIC=Para birimi]Ariary (MGA) [/BIYOTABLOIC]
[BIYOTABLOIC=Zaman dilimi]UTC+3[/BIYOTABLOIC]
[BIYOTABLOIC=Telefon kodu]+261 [/BIYOTABLOIC]
[BIYOTABLOIC=İnternet TLD].mg[/BIYOTABLOIC]
[/BIYOTABLO][B] [/B]Madagaskar ya da resmî adıyla Madagaskar Cumhuriyeti, Afrika kıtasına bağlı bir ada ülke konumunda olup, kıtanın doğu kesiminde Hint Okyanusu’nun batı kısmında yer almaktadır. Mozambik Kanalı ülkeyi Afrika ana kıtası ile birbirinden ayırmaktadır. Madagaskar adası, dünyanın dördüncü büyük adası konumundadır. Ülke ada ülkesi olması nedeniyle sınır komşusu bulunmamakta olup, en yakın anakara ülkesi adanın batısında yer alan Mozambik’tir. Bunun haricinde komşu ada ülkeler ise kuzeybatıda Komorlar ve Fransa denizaşırı bölgesi Mayotte, doğuda Mauritius ile yine Fransa denizaşırı bölgesi olan Réunion adalarıdır. Ülkenin başkenti Antananarivo’dur.

[KBASLIK]Bayrak[/KBASLIK]
Madagaskar bayrağı, 21 Ekim 1958 tarihinde Afrika ülkesi Madagaskar ‘ın henüz bağımsızlığını kazanmadan önce Fransa’ya bağlı bir bölge iken kullanılmaya başlanmış, ülkenin 26 Haziran 1960 tarihinde bağımsız olması ile de devletin resmi bayrağı olarak göndere çekilmiştir.

Bayrak beyaz, kırmızı ve yeşil olmak üzere üç renkten oluşmaktadır. Bayrağın göndere çekilen tarafında dikey olarak konumlandırılan beyaz şerit bayrağın üçte birlik bir alanını kapsamaktadır. Bayrağın geri kalan bölümünü eşit olarak bölüşen iki yatay şeritten üst bölümde olan kırmızı, alt bölümde olan ise yeşil renktedir. Renklerden beyaz günümüzde saflığı, kırmızı renk egemenliği, yeşil renk ise umudu temsil etmektedir. Tarihsel anlamda bakıldığında bayrakta bulunan kırmızı ve beyaz renk geçmişte bugünkü cumhuriyet toprakları üzerinde kurulu olan Madagaskar Krallığı’nı temsilen bayrakta bulunmaktadır. Bu renklerin o dönem için Güneydoğu Asya’dan esinlenerek oluşturulduğu düşünülmektedir. Tarihte Madagaskar Krallığı’nın kullandığı bayrağın aynısını günümüzde Endonezya kullanmaktadır. Bu renklere ek olarak günümüzde ülkenin sahil kesiminde oturan halkı temsilen yeşil renkte ilave edilmiştir.

[KBASLIK]Arma[/KBASLIK]
[KRSAG=https://www.topragizbiz.com/blog/wp-content/uploads/2019/06/madagaskar-1.jpg]Madagaskar arması[/KRSAG] Madagaskar arması altın sarısı zemine sahip daireden oluşmaktadır. Dairenin merkezinde yer alacak şekilde konumlandırılan beyaz zemine sahip daha küçük boyuttaki bir daire içerisinde yer alan Madagaskar haritası yer almaktadır. Bu dairenin arkasına konumlandırılan yeşil ve sarı yaprak motifleri Gezgin Palmiyesi olarak adlandırılan ve ülkede sık bulunan palmiyeyi çeşidini simgelemektedir. Dairenin alt kısmında yer alan öküz başı motifi ile pirinç tarlaları ülkedeki hayvancılığı ve tarımsal faaliyetleri ifade etmektedir. Büyük dairenin üst kenar bölümünde Malgaşça ülkenin resmi adı olan Repoblikan’i Madagasikara (Türkçe:Madagaskar Cumhuriyeti) yazmakta olup, alt kenar bölümünde ise her iki yanında yarım çelenk olacak şekilde konumlandırılan pirinç başaklarının orta kısmında yine Malgaşça ülkenin sloganı olan Tanindrazana, Fahafahana, Fandrosoana (Türkçe:Anavatan, Özgürlük, İlerleme) yazmaktadır.

Armanın bir önceki versiyonu da güncel olarak kullanımda olan armaya benzer konumda olup, 1998 yılında renklerde yapılan değişiklikler ile günümüzde kullanılan arma oluşturulmuştur.

[KBASLIK]Tarih[/KBASLIK]
İlk dönemlerde yerleşimin az olduğu Madagaskar’da, nüfusun artması ile birlikte Sakalavalar, Merinalar ve Betsileolar tarafından krallıklar kurulmuştur. 10 Ağustos 1500 tarihinde Portekizli denizci Diogo Dias adaya ilk ayak basan Avrupalı olmuştur. Ada ilk olarak 1641 yılında ilk önce Hollandalılar ve daha sonraki dönemlerde de Britanyalı ve Amerikalı tüccarlar adına dolaşan gemiler tarafından uğrak yeri olarak kullanılmıştır.

1643 ile 1672 yılları arasında Fransa’nın ada üzerinde kurmaya çalıştığı ilk sömürge düzeni başarıya ulaşamamış, 17. ve 18.yy genelinde de ada korsanlar tarafından da üs olarak kullanılmıştır. Ada üzerinde ilk modern devlet yapısının temelini 1787 yılında Merina etnik grubu atmıştır. 1885 yılında gerçekleştirilen Berlin Konferansı’nda Fransa adayı ilgi alanı olarak belirlenmiş, 1896 yılında Madagaskar toplumunun karşı çabalarına rağmen adaya sömürge devleti olarak sahip olmuştur. Ada 1960 yılında bağımsızlığını kazanmıştır.

[KBASLIK]Coğrafya[/KBASLIK]
Ada olması nedeniyle kara komşusu bulunmayan ülkenin civarında bulunan diğer ada ülkeler ile birlikte Afrika anakarasında bulunan Mozambik ile deniz sınırı bulunmaktadır. Madagaskar coğrafi olarak Afrika kıtasının bir parçası konumundadır. Madagaskar sahip olduğu 587.295 km2 yüzölçümü ile dünyanın en büyük dördüncü adası konumundadır ve toplamda 4.828 km’lik bir kıyı şeridine sahiptir.

[IMG]https://www.topragizbiz.com/blog/wp-content/uploads/2019/06/madagaskar-2.jpg[/IMG]

Süper kıta Gondvana’nın parçalanmasıyla Madagaskar yaklaşık 88 milyon yıl önce Hindistan kara kütlesinden ayrılmıştır. Böylelikle adanın coğrafik olarak izolasyonu, üzerindeki bitki örtüsü ve hayvanların tamamen dış dünyadan bağımsız bir şekilde gelişmesine yol açmıştır. Madagaskar üzerindeki bitki ve hayvan türlerinin %90’ı dünyanın başka hiçbir yerinde bulunmamaktadır. Ada biyolojik çeşitlilik alanında dünyanın önde gelen bölgelerinden bir konumunda olmuş, yüzyıllar içerisinde adada insan yaşamanın başlaması ile bu çeşitlilik tehdit altına girmiştir.

Ülke coğrafi yapı gereği genel olarak beş bölgeye ayrılmıştır. Bunlar doğu sahili, kuzeyde bulunan Tsaratanana kütlesi, merkez yaylalar, batı sahili ve güneybatı olarak adlandırılmıştır. Ülkenin doğu sahilleri daha yeşil bir görünüme sahip olup, adanın geri kalanında bu yoğunlukta bir ormanlık alan görülmemektedir. Madagaskar adası genel olarak yüksek yayların hakim olduğu bir ülkedir. Kıyı şeridinde deniz seviyesi ile eşit olan yükseklikler ada merkezine doğru giderek yükselir ve ortalama 1.000 m ile 2.000 m yüksekliklere ulaşır. Ülkenin en yüksek noktasını adanın kuzeyinde Tsaratanana kütlesi olarak adlandırılan coğrafi bölge içerisinde yer alan 2.876 m ile Maromokotro Dağı oluşturmaktadır.

Ada ülkesi genelinde görülen ve verimsizliğin bir simgesi olan kırmızı topraklar nedeniyle [I]büyük kırmızı ada[/I] olarak da anılmaktadır.

[KBASLIK]İklim[/KBASLIK]
Madagaskar genelinde coğrafi konum gereği farklı iklimler yaşanabilmektedir. Genel itibarıyla Kasım ile Nisan aylarında sıcak ve yağışlı bir iklim yaşanırken, Mayıs ile Ekim ayları arasında kurak ve soğuk bir süreç yaşanmaktadır. Ülkenin doğu kıyıları Madagaskar’ın en nemli ve yağış alan bölgesi konumundadır. Yıllık ortalama 4.000 mm yağış alabilme özelliği nedeniyle adanın doğusunda sık yağmur ormanları yer almaktadır. Ülkenin doğu kıyıları belirli aralıklarla şiddetli tropikal fırtınalara ve siklonlara maruz kalabilmektedir. Adanın orta kesiminde yer alan yüksek yaylalarda serin ve kurak bir iklim hakimdir. Ülkenin güneybatı bölümleri ada genelinde en kurak bölümü oluşturmaktadır. Yıllık ortalama 500 mm yağış alması nedeniyle bölgede çöl oluşumları gözlemlenebilmektedir. Ülke genelinde ortalama yıllık sıcaklık değerleri 25 °C düzeyindedir. Bu yıllık ortalamasına rağmen sıcaklıklar kıyı kesimlerinde daha yüksek, iç kesimlerde ise 0 °C de altına düşecek kadar düşük değerlere ulaşabilmektedir.

[KBASLIK]Ekonomi[/KBASLIK]
Madagaskar ekonomisi gelişmekte olan ülkelerde görülen verileri sergilemektedir. Ülke genelinde kakao, vanilya, şeker kamışı, karanfil, kahve, pirinç, manyok, fasulye, muz ve fıstık tarımsal ürün olarak ekilip yetiştirilmektedir. Bunun haricinde kümes hayvanı yetiştiriciliği de ülke ekonomisine katkı sağlamaktadır. Tarımsal ürünlerin dışında endüstriyel alanda da deniz ürünleri, sabun, bira, deri, şeker, cam, çimento, kâğıt, otomobil montaj, madencilik gibi ürünler üretilerek ya da imal edilerek ekonomiye katkı sağlanmaktadır.

[KBASLIK]Bitki örtüsü ve yaban hayat[/KBASLIK]
[KRSAG=https://www.topragizbiz.com/blog/wp-content/uploads/2019/06/madagaskar-3.jpg]Endemik bir tür Ravinala [/KRSAG]Keşfedilmesinden önce neredeyse tamamen sık ormanlarla kaplı olan Madagaskar, insan yaşamının başlaması ile birlikte ormanların kapladığı alan yıllar geçtikçe azalmış ve günümüzde de sadece doğu kıyı sahillerinde bulunan ve adanın %4’ünü kaplayan ormanlar kalmıştır. Ülkenin en yoğun ve sık bir şekilde yağmur ormanlarını görüldüğü bölgesi Masoala yarımadasıdır. Doğudan batı yönüne doğru ilerlendiğinde yağmur ormanları yerini önce nemli savan örtüsüne sonra da tek tek ağaçların bulunduğu, dikenli kurak çalılıkların yer aldığı çayırlara bırakmaktadır.

Madagaskar adası genelinde yerel ve o ülkeye özgü türler bulunmaktadır. Ada üzerinde bulunan tek yırtıcı tür olarak Madagaskar etçilleri familyasının üyeleri olan Fossa, Fanaloka ve Falanuk yer almaktadır. Dünya üzerinde sadece Madagaskar’da yaşam bulan makimsiler, farklı türleri ile bu adada yaşamaktadırlar. Makimsiler üyelerinin haricinde Tenrekgillerde neredeyse tamamen sadece Madagaskar adası üzerinde yaşamaktadır. Hem makimsiler hem de tenrekgiller Adaptif radyasyon yayılımın en önemli örnekleri arasında gösterilmektedir. Dünya genelinde 22 farklı çeşidi bulunan batağan üyelerinin sadece iki tanesi Madagaskar’da bulunmaktadır. Bu familyanın bir üyesi olan ve Madagaskar’da yaşamış olan Tachybaptus rufolavatus günümüzde soyu tükenmiş olarak kabul edilmektedir. Aynı familyadan olan ve yine sadece Madagaskar’da gözlemlenen Tachybaptus pelzelnii türü ise soyunun tükenmesi ile karşı karşıya kalan bir batağan türüdür. Ördekgiller familyasını bir üyesi konumunda olan Anas bernieri de sadece bu adada gözlemlenebilen bir kuş türüdür. Ada genelinde çoğunluğunu kurbağaların oluşturduğu 220’den fazla iki yaşamlılara ait tür bulunmaktadır.

[KBASLIK]Nüfus[/KBASLIK]
Madagaskar genelinde son olarak 1993 yılında gerçekleştirilen resmi sayım sonuçlarına göre 12.238.914 nüfus tespit edilmiştir. Bu güncel olarak son resmi sayım konumunda olup, 2014 tahmini sayım sonuçlarına göre adada 23.201.926 kişi yaşamaktadır. Ülke nüfusunun çoğunluğu başkent ile başkentin bağlı bulunduğu bölgede yaşamaktadır.

Madagaskar genç bir nüfusa sahip olup, 2014 tahmini verilerine göre nüfusun %61,3’ü 0-24 yaş aralığındadır. Ülkenin sadece %3,2’si 65 yaş ve üzerindedir.

0-14 yaş: %40.7 (erkek 4,765,523/kadın 4,685,298)
15-24 yaş: %20.6 (erkek 2,394,146/kadın 2,384,564)
25-54 yaş: %31.3 (erkek 3,635,506/kadın 3,629,204)
55-64 yaş: %4.2 (erkek 466,263/kadın 503,375)
65 yaş ve üzeri: %3.2 (erkek 334,533/kadın 403,514)

[KBASLIK]Dil[/KBASLIK]
Ülkenin resmi dili Malgaşça ile Fransızca’dır. Madagaskar nüfusunun büyük çoğunluğu Malgaşça dilini anadili olarak kullanırken, batı kıyılarına göç eden ve bu bölgelerde yaşayan Mozambikliler Makoa dilini kullanmaktadır. Ülkenin kuzey kesiminde bulunan ve Malgaşça’da büyük ada olarak adlandırılan Nosy Be adası üzerinde yaşayan halk Svahili dilini konuşmaktadır.

Malgaşça’nın yanı sıra resmi dil konumunda olan Fransızca, sömürge döneminde ülkenin tek resmi dili konumundaydı. Günümüzde önemli duyurular Fransızca yapılmaktadır. 2007 ile 2010 yılları arasında İngilizce’de resmi dil konumundaydı. Bu sürenin ardından 17 Kasım 2010 tarihinde kabul edilen yeni anayasa doğrultusunda İngilizce resmi dil statüsünden kaldırılmıştır.

[KBASLIK]Din[/KBASLIK]
Ülke genelinde nüfusun %52’si animizm ve atalara tapınma gibi yerel dinlere inanmaktadır. Madagaskar’da %41 Hristiyan dinine mensuptur. Burada katolik mezhebine göre inancını yaşayanların oranı %23 olarak ifade edilirken, Protestan mezhebine inananların oranı %18 düzeyindedir. İslamiyet dinine inananlar Madagaskar’da azınlıkta bulunmakta olup, nüfusun sadece %7’si islami inancına göre yaşamını sürdürmektedir.

[KBASLIK]Sağlık[/KBASLIK]
Ülkede temiz su kaynaklarına ulaşabilen nüfusun oranı düşük düzeyde olup, 2012 tahmini verilerine göre nüfusun yarısından azı olan %49,6’sı temiz kaynaklardan su temin edebilmektedir. Tam teçhizatlı sağlık hizmetlerinden yararlanma oranının düşük olduğu ülkede, nüfusun %13,9’u bu yönde bir hizmet alabilirken, %86,1’i ilkel şartlarda sağlık hizmeti alabilmektedir. Ülke içerisinde ishal, hepatit, tifo, sıtma, humma ve kuduz çok sık görülen hastalıklar arasındadır. AIDS, Afrika anakarasının aksine düşük oranda görülmekte olup, bu oran 2013 tahmini verilerine göre %0,4 düzeyindedir.

[KBASLIK]Eğitim[/KBASLIK]
[KRSAG=https://www.topragizbiz.com/blog/wp-content/uploads/2019/06/madagaskar-4.jpg]Madagaskar’da bir okul [/KRSAG] Ülke genelinde 15 yaş ve üzerinde okuma yazma bilenlerin oranı 2015 verilerine göre %64,7 düzeyindedir. Bu oran erkeklerde %66,7 iken, kadınlarda %62,6 seviyesindedir. Madagaskar genelinde altı ile on dört yaş arası erkek ve kız çocukları için zorunlu ilk ve ortaokul eğitimi bulunmaktadır. Öğrenciler beş yıllık ilkokul eğitiminin ardından üç yıllık da ortaokul eğitimi almaktadır. Ülkede University of Madagascar olarak 1961 yılına kadar faaliyet gösteren ve bu yıldan itibaren University of Antananarivo olarak isim değişikliğine giden üniversite ülkenin devlet üniversitesi konumundadır. Bunun haricinde University of Toamasina da devlet üniversitesi olarak faaliyet gösteren başka bir üniversitedir.

[KBASLIK]Ulaşım[/KBASLIK]
[B]Demiryolu[/B]
Madagaskar da demiryolu hatları uzun bir süre devlet kurumu olan Réseau national des chemins de fer malagasy tarafından yönetilmiş, kamu kurumlarının özelleştirilmesi kapsamında hatlar 2003 yılında 25 yıllık bir süre için Madarail’e devredilmiştir. Ülkede iki adet demiryolu hattı bulunmaktadır. Toplam uzunluğu 1.030 km olan demiryolu hatlarında bir tanesi 1901 ile 1903 yılları arasında yapılan Tananarive-Côte-Est-Linie hattı olup, adanın merkezinde yer alan Antsirabe’yi başkent Antananarivo üzerinden Moramanga’ya buradan da iki kola ayrılarak bir koldan doğu kıyısında yer alan Tamatave’ye bir diğer koldan da Ambatrasoratra’ya bağlamaktadır. Fianarantsoa-Côte-Est-Linie olarak ifade edilen ve 1926 ile 1936 yılları arasında yapılan hat ise merkezi yaylalardan sahil şehri Manakara’ya kadar uzanmaktadır.

[B]Denizyolu[/B]
Ülkenin en önemli limanı Toamasina’dır. 2005 yılı verilerine göre Madagaskar’de gemi taşımacılığının %68’i bu liman üzerinden gerçekleşmektedir. Ada içerisinde bulunan su yolları da doğal oluşumları nedeniyle küçük boyuttaki deniz araçları tarafından kullanılabilmektedir. Bu tür su yolları yerel olarak önem arz etmekte olup, ada genelinde sadece Betsiboka nehri 80 km’lik bölümünde insan ve yük taşımacılığında yoğun olarak kullanılmaktadır.

[B]Karayolu[/B]
Ada ülkesi genelinde 2010 verilerine göre toplam 34.476 km karayolu bulunmaktadır. Bu karayolunun 5.613 km’si asfaltlanmış olup, geriye kalan 28.863 km ise stabilize yol konumundadır.

[B]Havayolu[/B]
2010 verilerine göre ülke genelinde var olan 133 havaalanından sadece 29 tanesinin pisti asfaltlanmış konumdadır. Ada ülkesinin tek uluslararası havaalanı başkent Antananarivo’da bulunan Ivato Uluslararası Havalimanı (Ivato International Airport) olup, diğer havaalanları daha çok yerel uçuşlar için kullanılmaktadır.

Ülkenin ulusal havayolu 1962 yılında kurulan Air Madagascar’dır. Söz konusu havayolu başkent Antananarivo’dan Bangkok, Paris, Marsilya, Johannesburg , Mauritius, Nairobi gibi güzergahlara uçuşlar gerçekleştirilmektedir. Havayolu şirketi Haziran 2015 verilerine göre 10 adetlik uçak filosu mevcuttur.

[KBASLIK]Spor[/KBASLIK]
[KRSAG=https://www.topragizbiz.com/blog/wp-content/uploads/2019/06/madagaskar-6.jpg] Moringue [/KRSAG] Madagaskar genelinde en sevilen spor dalı dövüş sanatı ile dansı bir araya getiren Moringue ya da Maraingy olarak adlandırılan spordur. Brezilya’da yaygın olan Capoeira ile benzerlikler gösteren Moringue, Malgaşça dilinde boks maçı anlamına gelmektedir.

Ayrıca ragbide ülke genelinde ulusal bir takım sporu olarak görülmektedir. Madagaskar Millî Ragbi Birliği Takımı Temmuz 2015’te açıklanan son dünya sıralamasında 41. sırada yer almakta olup, Madagaskar Ragbi Federasyonu (Fédération Malagasy de Rugby) tarafından yönetilmektedir.

Madagaskar futbolu, 1961 yılında kurulan Madagaskar Futbol Federasyonu (Fédération Malagasy de Football) tarafından yönetilmektedir. Ülkede yirmi dört takımın katılımı ile gerçekleştirilen ve THB Champions League adı ile anılan ulusal ligde, takımlar dört takımlı gruplar halinde lig usulü turnuva esasına göre birbirleriyle karşılaşırlar. Bu aşamaların en sonuncusunda oluşan dört takımlı son grubu şampiyon bitiren takım ulusal şampiyon ilan edilmektedir. Ülkenin en başarılı takımları dört şampiyonluk yaşayan AS Fortior ile AS Sotema takımları iken, 2013 ile 2014 yılına ait son iki yıl şampiyonluğunu CNaPS Sport elde etmiştir.

Madagaskar millî futbol takımı Temmuz 2015’te FIFA sıralamasında 122. sırada yer almakta olup, en yüksek sıralamasını 1993 yılında 89. olarak elde etmiştir.

[KBASLIK]Mutfak[/KBASLIK]
[KRSAG=https://www.topragizbiz.com/blog/wp-content/uploads/2019/06/madagaskar-5.jpg]Misao [/KRSAG] Madagaskar mutfağı Hint Okyanusu çevresindeki mutfaklardan etkilenmiş, Afrika, Uzakdoğu Asya, Çin ve Avrupa mutfakları etkisinde çeşitlenmiştir. Madagaskar mutfağı pirinç temellidir. Laoka adı verilen yerel sosları meşhurdur. Bu sos zencefil, soğan, sarımsak, domates, vanilya, köri ve tuzdan yapılır, bitkisel ya da hayvansal protein kaynakları içerebilir. Kırsal bölgelerden pirinç yerine mısır ya da yuka kullanılır. Meyve çeşitleri bakımından çok zengin bir mutfağı vardır. Ülkede rom, bira ve şarap içilir.

[KBASLIK]Kültür[/KBASLIK]
Madagaskar’da yaşayan farklı etnik kökene sahip gruplar kendi inanışlarına göre yaşamaktadır ve tarihten gelen kendilerine özgü kimliklerine katkıda bulunmuş yaşam yolları uygulamaktadırlar. Ada genelinde yaygın olan çekirdek kültürel özellikler güçlü ve birleşik bir Madagaskar kültürünün kimliğini oluşturmaktadır. Ortak bir dil ve geleneksel dini inançların yanı sıra geleneksel Madagaskar dünya görüşünde vurgulayan değerler mevcuttur. Bu değerler fihavanana (dayanışma), vintana (kader), tody (karma) ve hasina (kutsal yaşam gücü) olarak adlandırılmaktadır.

Ülke genelinde kendi ifade etmenin en önemli kültürel yollarından biri de müziktir. Madagaskar’da müzik yelpazesi geleneksel halk müziklerinden, kıyı kesimlerinde salegi olarak adlandırılan müziğe kadar uzanmaktadır. Madagaskar’ın geleneksel müzik aletleri arasında bambustan yapılan ve valiha olarak adlandırılan arp gelmektedir. Bambus arp valihalar günümüzde de Madagaskar’da hala üretilmekte ve kullanılmaktadır. Madagaskar geleneksel tiyatrosu olan hira gasy ile sanatsal formda stilize edilmiş konuşma türü olan kabary Madagaskar kültürel hayatında günümüzde de önemli bir yer tutmaktadır.

Madagaskar kültüründe fanorona olarak adlandırılan masa oyunu toplum arasında sık bir şekilde oynana bir masa oyunu türüdür. Bu oyun geçmiş yıllarda Madagaskar kralı ve kraliçeleri tarafından da sık bir şekilde oynanmış hatta oynadıkları oyunun sonucuna göre siyasi kararlar vermişlerdir.

[KBASLIK]Madagaskar Türkiye Dış Temsilcilikleri[/KBASLIK]
[B][I]Antananarivo Büyükelçiliği[/I][/B]
Adres: Ambassade de Turquie Hotel Carlton Chambre no:1410 Rue Pierre Stibbe – B.P.959 Antananarivo 101/ Madagaskar
Telefon: +261 20 22 440 38
Faks: +261 20 22 451 79
Mail: [email]ambassade.antananarivo@mfa.gov.tr[/email]

[URL unfurl=”true”]http://antananarivo.be.mfa.gov.tr[/URL]

Beğen
Beğen Muhteşem Haha İnanılmaz Üzgün Kızgın

2019 Sıla Yolu Yakıt Fiyatları

[KBASLIK]2019 Sıla Yolu Yakıt Fiyatları[/KBASLIK]
[IMG]https://www.topragizbiz.com/blog/wp-content/uploads/2019/06/yakit-fiyatlari.jpg[/IMG]

[TABLE]
[TR]
[TD][SIZE=6][B] Almanya[/B][/SIZE][/TD]
[TD][/TD]
[/TR]
[TR]
[TD][B]95 E10[/B][/TD]
[TD]1,4510[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD][B]95 E5[/B][/TD]
[TD]1,5800[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD][B]98 E5[/B][/TD]
[TD]1,6890[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD][B]Dizel[/B][/TD]
[TD]1,2770[/TD]
[/TR]
[/TABLE]

[TABLE]
[TR]
[TD][SIZE=6][B] Avusturya [/B][/SIZE][/TD]
[TD][/TD]
[/TR]
[TR]
[TD][B]95 E5[/B][/TD]
[TD]1,3060[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD][B]98 E5[/B][/TD]
[TD]1,4670[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD][B]Dizel[/B][/TD]

[TD]1,2490[/TD]
[/TR]
[/TABLE]

[TABLE]
[TR]
[TD][SIZE=6][B] Macaristan[/B][/SIZE][/TD]
[TD][/TD]
[/TR]
[TR]
[TD][B]95 E5[/B][/TD]
[TD]1,2240[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD][B]Dizel[/B][/TD]

[TD]1,2454[/TD]
[/TR]
[/TABLE]

[TABLE]
[TR]
[TD][SIZE=6][B] Çek Cumhuriyeti[/B][/SIZE][/TD]

[TD] [/TD]
[/TR]
[TR]
[TD][B]95 E5[/B][/TD]
[TD]1,2667[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD][B]98 E5[/B][/TD]
[TD]1,3198[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD][B]Dizel[/B][/TD]

[TD]1,2287[/TD]
[/TR]
[/TABLE]

[TABLE]
[TR]
[TD][SIZE=6][B] Slovenya[/B][/SIZE][/TD]
[TD][/TD]
[/TR]
[TR]
[TD][B]95 E5[/B][/TD]
[TD]1,3350[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD][B]98 E5[/B][/TD]
[TD]1,4850[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD][B]Dizel[/B][/TD]

[TD]1,2930[/TD]
[/TR]
[/TABLE]

[TABLE]
[TR]
[TD][SIZE=6][B] Hırvatistan[/B][/SIZE][/TD]
[TD][/TD]
[/TR]
[TR]
[TD][B]95 E5[/B][/TD]
[TD]1,3698[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD][B]98 E5[/B][/TD]
[TD]1,4465[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD][B]Dizel[/B][/TD]

[TD]1,3376[/TD]
[/TR]
[/TABLE]

[TABLE]
[TR]
[TD][SIZE=6][B] Sırbistan[/B][/SIZE][/TD]
[TD][/TD]
[/TR]
[TR]
[TD][B]95 E5[/B][/TD]
[TD]1,3037[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD][B]98 E5[/B][/TD]
[TD]1,3781[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD][B]Dizel[/B][/TD]

[TD]1,3951[/TD]
[/TR]
[/TABLE]

[TABLE]
[TR]
[TD][SIZE=6][B] Bulgaristan[/B][/SIZE][/TD]

[TD] [/TD]
[/TR]
[TR]
[TD][B]95 E5[/B][/TD]
[TD]1,1709[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD][B]98 E5[/B][/TD]
[TD]1,3140[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD][B]Dizel[/B][/TD]

[TD]1,2015[/TD]
[/TR]
[/TABLE]

[TABLE]
[TR]
[TD][SIZE=6][B] Yunanistan[/B][/SIZE][/TD]

[TD] [/TD]
[/TR]
[TR]
[TD][B]95 E5[/B][/TD]
[TD]1,6390[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD][B]98 E5[/B][/TD]
[TD]1,7740[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD][B]Dizel[/B][/TD]

[TD]1,4160[/TD]
[/TR]
[/TABLE]

[TABLE]
[TR]
[TD][SIZE=6][B] İtalya [/B][/SIZE][/TD]

[TD] [/TD]
[/TR]
[TR]
[TD][B]95 E5[/B][/TD]
[TD]1,6260[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD][B]98 E5[/B][/TD]
[TD]1,6650[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD][B]Dizel[/B][/TD]

[TD]1,5160[/TD]
[/TR]
[/TABLE]

Fiyatlar touring.be sitesinden alınmıştır.

Son güncelleme: 24/05/2019

Beğen
Beğen Muhteşem Haha İnanılmaz Üzgün Kızgın

Yaya Geçidinde Yayaya Yol Veren Araca Arkadan Korna Çalana Ceza Verilecek

Geçtiğimiz Ekim ayında düzenlenen ve 2019 yılı başında başlatılan düzenleme ile Türkiye trafiğinde gurbetçilerinde sıklıkla şikayet konusu ettiği, “yayanın geçmesine izin veriyorum, arkadan korna çalıyorlar!” son buluyor. Daha önce yol verme, vermeme ikileminde kalan gurbetçiler, bundan böyle yasal dayanağı olmasını bile bile rahatlıkla yayalara yol verecek, yaya olarak ise karşıdan karşıya geçiş hakkının kendinde olduğunu bilerek rahatlıkla karşıdan karşıya geçecek.

[IMG]https://www.topragizbiz.com/blog/wp-content/uploads/2019/06/once-yaya.jpg[/IMG]

İçişler Bakanlığı tarafından 2019 yılının “Yaya Öncelikli Trafik Yılı” ilan edilmesiyle tüm Türkiye’de “Öncelik Hayatın, Öncelik Yayanın” sloganıyla bir kampanya başlatıldı.

2017 yılında toplam 7 bin 427 kişinin yaşamını yitirdiği trafik kazalarında, yaklaşık bin 681’inin yaya olarak yaşamını yitirdiği görülmekteydi. İçişler Bakanı Süleyman Soylu, trafikte yapılan denetlemeler ve uygulamalar ile son 3 ayda trafik kazaları sebebiyle yaşanan ölümlerde yüzde 36,5 azalma meydana geldiğini belirtti.

[KBASLIK] Araçlar yaya geçidini ve yayayı gördüğü zaman yavaşlayacak[/KBASLIK]
Avrupa’daki gibi yaya geçitlerinde yavaşlama ve yayaya yol verme düzenlemesi Şubat ayı itibariyle Türkiye’de de uygulanmaya başlandı. Türkiye’de ikamet eden tüm vatandaşlara gönderilen SMS ile “Artık trafikte geçiş üstünlüğü yayalarda. Sürücüler kavşak giriş ve çıkışlarına, yaya veya okul geçitlerine yaklaşırken yavaşlamalı, buralardan geçen yayalara durarak geçiş hakkını vermelidirler. Öncelik Hayatın, Öncelik Yayanın” bildirildi.
Ayrıca İçişler Bakanı Soylu, “Devlet trafik kazalarının önlenmesi için hem eylem yapar hem de gereğini yapar. Her şey ceza değil. Peki biz nasıl buna adım attık. Öncelikle TBMM, Karayolları Trafik Kanunu’nun 74. maddesinde bir değişiklik yaptı. Önceden bize okullarda hep şunu öğretirlerdi, ilk önce sağa sonra sola sonra tekrar sağa bakacağız. Bunun anlamı şuydu, trafikte sorumluluk yayaya aittir. Arabayı kollayacaksın ondan sonra yol boşsa çıkacaksın. Eğer bir şey olursa dikkatsizlik ve tedbirsizlikten kusur yine sana yazılacak. Oysa yeni kanunda yapılan değişiklik çok açık ve net. Kavşaklarda, trafik lambasının olmadığı yaya geçitlerinde, aynı zamanda da trafik polisinin olmadığı yerlerde araçlar yaya geçidini ve yayayı gördüğü zaman yavaşlayacak.”

Bu açıklama ile belirtildiği gibi daha önce yolun karşısına geçmek isteyen bir yayanın, sağa sola bakıp yolun boş olduğunu kontrol edip geçmek, eğer herhangi bir trafik kazası sonucu yaralanma ya da ölüm olduğunda yayanın dikkatsizliği ve tedbirsizliğinden kaynaklı olarak suçlu yaya oluyordu. Bu yeni düzenleme ile artık belirli yerlerde geçiş üstünlüğü yayalarda olmuş oldu.

Ayrıca yaya öncelikli trafik bildiğiniz üzere Avrupa’nın hemen hemen her yerinde uygulanmakta ve özellikle gurbetçilerimizin yurt dışında alıştığı trafik kavramlarını, Türkiye’de uyguladığında diğer araç sürücüleri tarafından sözlü ya da kornalı uyarılarıyla karşılaşamaktaydı. Bunların içinde en çok şikayet ettikleri ise; “yurt dışında yaya geçidine yaklaşırken yavaşlamak ve eğer yaya varsa araç duracak” kuralı alışkanlık olduğundan bu kuralı Türkiye’de uyguladığında, aracın yavaşladığını gören yayalar hemen yola atlayarak karşıya geçmeye çalışıyor. Arkada bulunan araçlar ise “neden durdun, neden yol veriyorsun, deyim yerindeyse tabakhaneye tabak yetiştirecekler gibi” kornalarıyla mesaj veriyorlar. Bu durumda gurbetçilerimiz ise ikilemde kalıyor. Özellikle bir çok sosyal medya sitesindeki yorumlarda “Türkiye’de yayalara yol vermek suç mu?”, “Yayaya yol veriyorum arkadan korna çalıyorlar, yol vermeyeyim mi?” gibi paylaşımlar görüyoruz.

[KBASLIK]Geçiş hakkı artık yayalarda[/KBASLIK]
Karayolları Trafik Kanunu’nun 74. maddesinde 26 Ekim 2018 tarihinde yapılan değişiklikle yayaya çarpma şeklinde gerçekleşen trafik kazalarında ölümlerin yaklaşık %23 oluşturması sebebiyle yapılan “Yaya Öncelikli Trafik” yasal olarak zemine oturtuldu.

Bu düzenleme ile bundan sonra araç sürücüleri, trafik ışığı bulunmayan ya da görevli Polis, Jandarma bulunmayan ancak trafik levha ve işaretiyle belirlenmiş kavşak giriş ve çıkışlarına, yaya veya okul geçitlerine yaklaşırken yavaşlamak, buralardan geçen veya geçmek üzere bulunan yaya varsa durarak ilk geçiş hakkını onlara vermek zorunda olacak. Eğer bu geçiş üstünlüğüne uymayan ve yakalanan araç sürücülerine ise 488 Türk Lirası idari para cezası kesilecek.

[KBASLIK] “Yaya Öncelikli Trafik” projesi ile trafik kazalarında ölümler %41 azaldı[/KBASLIK]
2019 yılının ilk aylarında yürürlüğe konulan “Yaya Öncelikli Trafik” projesi ile vatandaşlarımızın gösterdiği duyarlılık sayesinde yılın ilk 4 ayında trafik kazalarında ölümler, %41 azaldı.

İçişler Bakanlığı tarafından Mayıs ayının ilk haftası Türkiye’de ikamet eden vatandaşlara gönderdiği SMS ile trafik kazaları sonucu ölümleri %41 azaldığını bildirerek, bu yolda hep birlikteyiz diye trafik kurallarına daha da dikkat etmemiz gerektiği hakkında uyararak, tüm vatandaşlarımızın trafik haftasını kutladı.

[KAYNAK]Kaynak: [URL=”https://www.silayolundayiz.com/2019/05/yayalara-yol-vermeyen-suruculere-para-cezasi.html”]Türkiye’de Yayaya Yol Verirken Artık Arkadan Korna Çalmaya Cesaret Edemeyecekler[/URL][/KAYNAK]

Beğen
Beğen Muhteşem Haha İnanılmaz Üzgün Kızgın

Chp döneminde Deniz Müzesi yapılan tarihi Bezm-i Alem Valide Sultan Camii

[B][COLOR=rgb(184, 49, 47)]İstanbul’daki tarihi [/COLOR][COLOR=rgb(41, 105, 176)]Bezm-i Alem Valide Sultan Camii[/COLOR][COLOR=rgb(184, 49, 47)]’nin tıpkı Ayasofya gibi CHP’nin baskıcı tek parti döneminde ibadete kapatılarak deniz müzesine çevrildiği ortaya çıktı. [/COLOR][/B]

[IMG alt=”İlk kez duyacaksınız! Tarihi cami ile ilgili gerçek ortaya çıktı”]http://i2.haber7.net//haber/haber7/photos/2019/23/RzbOX_1560081918_3013.jpg[/IMG]

Gezi Parkı’ndaki şiddet olaylarında eylemcilerin bira içip, ayakkabılarıyla girerek saygısızlık yaptığı ve ‘üs’ olarak kullandığı Bezm-i Alem Valide Sultan (Dolmabahçe) Camii daha önce de CHP zulmüne maruz kalmıştı. 1948’de müzeye çevrilen ve 27 Mayıs darbecileri tarafından karargah olarak kullanılan Bezm-i Alem Valide Sultan Camii’nde 1967’ya kadar ezan sesi yükselmedi. Star gazetesi Müslümanların içini acıtan ve tarihe kara bir leke olarak geçen vahim olayın fotoğraflarına ulaştı. 19 yıl ezan sesine ve müminlere hasret bırakılan Dolmabahçe Camii’nin müze çevrilmesinin ardından dönemin Cumhurbaşkanı Celal Bayar’ın buradaki sergiyi gezdiği güne ait fotoğraflar ortaya çıktı.

[KBASLIK]EZANA HASRET KALDI [/KBASLIK]
CHP’nin tek parti döneminde 1950’ye kadar 513 cami; 327 cami arsası, bin 70 mescit satıldı, türbeler, darüşşifalar, imaretler ve mezarlıklar talan edildi. Sultanahmet ve Bursa Alacahırka camileri de barınak yapıldı. İstanbul Boğazı’nda ‘Dolmabahçe Camii’ olarak bilinen Bezm-i Alem Valide Sultan Camii 31. Osmanlı Padişahı Sultan Abdülmecid’in annesi, Padişah II. Mahmud’un eşi Bezm-i Alem Valide Sultan tarafından inşa ettirilen, mimarisi neoklasik ve ampir üslubun belirgin özellikleriyle göz dolduran cami de 19 yıl boyunca aynı kaderi yaşadı. Sultan Abdülmecid tarafından yapımı tamamlanan ve 23 Mart 1855 tarihinde ibadete açılan Dolmabahçe Camii’nin 1948-1967 yılları arasında CHP döneminde kapısına kilit vuruldu. 1948’de ibadete kapatılan camii 1961’e kadar müze olarak kullanıldı.

[IMG]http://i2.haber7.net//haber/haber7/photos/2019/23/nw1Qc_1560082718_1573.png[/IMG]

[KBASLIK]İSMET İNÖNÜ MÜZE YAPTI [/KBASLIK]
Camiinin müze olarak açılışını ise 28 Eylül günü 1948’de İsmet İnönü tarafından yapıldı. 1948-19 61 yılları arasında Hünkâr Kasrı ile birlikte ‘Deniz Müzesi ve Arşivi Müdürlüğü’ olarak kullanılan cami, müzenin Beşiktaş’taki İskele Meydanı’nda Türk Amirali Kapdan-ı Derya Barbaros Hayreddin Paşa’nın türbesi karşısında yeni binasına taşınmasıyla hizmete açılabildi. Dolmabahçe Camii, 1966 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından restore edilmesinin ardından 1967 tarihinde tekrar ibadete açılabildi.

[IMG]http://i2.haber7.net//haber/haber7/photos/2019/23/P4nNw_1560081645_9467.jpg[/IMG]

[KBASLIK]ŞEHİR PLANLAMASI KILIFIYLA İLK DARBE[/KBASLIK]
Yaklaşık 100 yıl boyunca müslümanların ibadet mekanı olan Dolmabahçe Camiinin kaderi 1930’lu yıllarda istanbul’un nazım planının yeniden ele alınması ile değişti. Dolmabahçe Camii’ne ilk darbe ‘şehir planlaması’ adıyla vuruldu. Fransız mimar Henri Prost’un projesi ile Dolmabahçe-Harbiye arasında Kadırgalar Caddesi açılması kararlaştırıldı. Proje kapsamında Bezm-i Alem Valide Sultan Camii’nin tarihi avlusu ve dış duvarları söküldü. Yıkılan cami avlusu ve duvarların yerine cadde yapıldı.

[IMG]http://i2.haber7.net//haber/haber7/photos/2019/23/h7HsW_1560081659_674.jpg[/IMG]

[KBASLIK]800 CAMİ KAPATILDI[/KBASLIK]
CHP’nin tek başına iktidar olduğu 1940 1950’li yıllarda çok sayıda cami kapatıldı. CHP’nin tek parti döneminde 1950’ye kadar 513 cami; 327 cami arsası, bin 70 mescit satıldı. Yıkılmayan camiler CHP’li işadamları tarafından satın alınarak işyeri, depo ve imalathane olarak kullanıldı. CHP tarafından kapatılan camilerin bir kısmı Demokrat Parti’nin (DP) iktidara gelmesinin ardından tekrar ibadete açıldı. Adnan Menderes de 1957 Adana mitinginde, CHP’nin 800 camiyi kapattırdığını söylemiş; bu konuşma Yassıada Mahkemesi’ndeidam kararı gerekçeleri arasında sayılmıştı.

[IMG]http://i2.haber7.net//haber/haber7/photos/2019/23/uHuEz_1560082757_4848.png[/IMG]

[IMG]http://i2.haber7.net//haber/haber7/photos/2019/23/068o2_1560081709_0974.jpg[/IMG]

[IMG]http://i2.haber7.net//haber/haber7/photos/2019/23/6bLsr_1560082789_1741.png[/IMG]

Beğen
Beğen Muhteşem Haha İnanılmaz Üzgün Kızgın

Hz.muhammed (sav)’in Hayatı ve İslam’a daveti

[QUOTE][B][COLOR=rgb(85, 57, 130)]Alemlere rahmet peygamberimiz Hz.Muhammed (sav)’ın hayatıyla ilgili oldukça geniş bir kaynak. Her Müslümanın okuyup bilmesi gereken bir hayat. Konu başlıkları eklendikçe buradaki linklere tıklayarak o konuya ulaşabilirsiniz. Her konu açıldığında buradaki başlıklar da link eklenerek güncellenecektir.[/COLOR][/B][/QUOTE][KRSAG=https://www.topragizbiz.com/blog/wp-content/uploads/2019/06/hz-muhammed.png]Hz.muhammed (sav) yazısı[/KRSAG]Hz Peygamberin hayatı ve İslam daveti mü’min kullar için bir hidayet rehberdir. O’nun risalet öncesi ve sonrası örnek ahlakı, imanı, cesaret ve azmi, cehalet, küfür ve şirkle mücadelesi imanlı kalplere bir müjde ve mukaddes öğüttür. Bu yüzden O’nun hayatı çok iyi anlaşılmalı ve örnek alınmalıdır.

[KBASLIK]Hz. Peygamberin hayatı ve İslam daveti[/KBASLIK]
Yüce Allah, Hz. Muhammed’in (sav) kalbine indirdiği Kur’an ile iman ve İslam’ı bahşetmiş, hanifliği öğreterek tevhid nuru ile aydınlanmak isteyen gönüllere cennetlerini vaad etmiştir.

Bugün hür ve gönülden tebası olmaya gayret ettiğimiz İslam; cehaletin ve şirkin en koyu karanlıklarından, münafık ve kafirlerin her türlü isyanlarına rağmen mü’minlerin canı ve malı pahasına çıkmış, başta Peygamberimiz (sav) olmak üzere sahabelerin, muhacirlerin ve ensarın iman dolu göğüsleri neticesi bugünlere kadar gelebilmiştir.

Bu davet ve karanlıklardan çıkış insanlık tarihinin en büyük destanlarından biridir ve her noktasında Allah’ın Yüce irade ve ilminin eserini taşımaktadır. Mü’min; bu ibret ve iman dolu destanı okumak, tevhid nurunu ve şirk tehlikesini iyi bellemek, doğru yolu unutmamak ve İslam’ı yaşatmak zorundadır. Sn.Celaleddin VATANDAŞ’ın “Hz. Peygamberin (sav) hayatı ve İslam Daveti” adlı eserinden uyarlanan bu destansı sayfalarda hakikati, imanı ve esenliği tüm detayı ile bulacaksınız.

Allah anılan esere emeği geçen herkesten, okuyandan ve okutandan razı olsun.

[IMG]https://www.topragizbiz.com/blog/wp-content/uploads/2019/06/hz-muhammedin-mekke-hayati.png[/IMG]

[B][COLOR=rgb(184, 49, 47)]BÖLÜM: 1 RİSALET ÖNCESİ[/COLOR]

1. [/B]Abdulmuttalib’in Yetimi
[B]2.[/B] Farklı Bir Çocuk
[B]3.[/B] Faziletler Birliği (Hilfu’l-Füdul)
[B]4.[/B] Ticaret ve evlilik
[B]5.[/B] En güvenilir kişi
[B]6.[/B] Fikri Uyanış
[B]7.[/B] İlahi seçim ve görev

[B][COLOR=rgb(184, 49, 47)]BÖLÜM: 2 BİREYSEL DAVET YILLARI[/COLOR]

8.[/B] İlk talimatlar
[B]9. [/B]Davete bireysel hazırlık
[B]10. [/B]İlk Mü’minler
[B]11.[/B] Vahyin Korunması ve Doğru Anlaşılması
[B]12.[/B] Bir Tevhid Eylemi: Namaz
[B]13. [/B]İlk tepkiler
[B]14.[/B] Geleneksel Rekabetler ve Kişisel Husumetler
[B]15.[/B] Davetin zorlukları
[B]16.[/B] İman kardeşliği
[B]17.[/B] İnancın ve hayatın referansı
[B]18.[/B] Safların ayrılışı
[B]19.[/B] Davetin yöntemi
[B]20.[/B] Davetin merkezileşmesi

[B][COLOR=rgb(184, 49, 47)]BÖLÜM: 3 KİTLESEL DAVETİN BAŞLAMASI[/COLOR]

21.[/B] Kitlesel davetin başlaması
[B]22. [/B]Şaşkınlığın girdabında
[B]23. [/B]Mekke şehir devleti
[B]24.[/B] Sorumluluktan kaçış
[B]25.[/B] Yolcu ve rehberi
[B]26.[/B] İslâm Davetinin Muhalifleri ve Muhatapları
[B]27.[/B] Büyük korku
[B]28.[/B] Kitlesel Davetin ilk Günleri
[B]29. [/B]Zandan İlme – Kuşkudan Güvene
[B]30. [/B]Din ve gelenek
[B]31. [/B]Putçu Zihniyet ve Putları
[B]32.[/B] Hz. İbrahim’in Örnek Daveti ve Nemrut

[B][COLOR=rgb(184, 49, 47)]BÖLÜM: 4 İSLAM DAVETİ VE İTİRAZLAR[/COLOR]

33.[/B] Organize tepkiler
[B]34.[/B] Ahlak isyanı
[B]35. [/B]İnsan ve değeri
[B]36.[/B] Düşmanlığın Toplumsal Nedenleri
[B]37.[/B] Zorba Bir Sistem Ve Akıbeti
[B]38.[/B] Batılın korkaklığı
[B]39.[/B] Allah’ın Rahmetini Paylaştırmaya Kalkışanlar
[B]40.[/B] Kurana Yönelik İtirazlar

[B][COLOR=rgb(184, 49, 47)]BÖLÜM: 5 ŞİDDET YILLARI[/COLOR]

41. [/B]Güneş ve Ay
[B]42.[/B] Baskı ve işkence
[B]43.[/B] Eskinin işkencecileri
[B]44. [/B]Şiddete rağmen davet
[B]45.[/B] Birinci Habeşistan Hicreti
[B]46. [/B]İkinci Habeşistan Hicreti
[B]47.[/B] Bir mucize
[B]48.[/B] İslam’a yeni katılanlar
[B]49. [/B]Müşriklerin Anlaşma Çabaları
[B]50.[/B] Teklif – tehdit – iftira
[B]51.[/B] Tehdide tehdit
[B]52.[/B] Sizin Dininiz Size, Benim Dinim Bana

[B][COLOR=rgb(184, 49, 47)]BÖLÜM: 6 ZORLUK YILLARI VE HİCRET[/COLOR]

53.[/B] Boykot yılları
[B]54. [/B]İlahi yardım
[B]55. [/B]Boykot yıllarındaki İslam daveti
[B]56.[/B] Hayatın kitabı: Kur’an
[B]57.[/B] Müşriklerin Kur’an hayranlığı
[B]58.[/B] Hüzün yılı
[B]59.[/B] Taif yolculuğu
[B]60.[/B] MİRAÇ
[B]61.[/B] AKABE Görüşmeleri
[B]62. [/B]HİCRET

[IMG]https://www.topragizbiz.com/blog/wp-content/uploads/2019/06/hz-muhammedin-medine-hayati.png[/IMG]

[B][COLOR=rgb(65, 168, 95)]BÖLÜM: 1 İMAN YURDUNUN İNŞASI[/COLOR]

63.[/B] Yeni bir yurt
[B]64.[/B] Hicret
[B]65.[/B] Medine’de ilk aylar
[B]66.[/B] Medine İslam devletinin inşası
[B]67. [/B]İslam’ın yeni muhalifleri; Yahudiler
[B]68.[/B] Kıblenin değiştirilmesi
[B]69. [/B]Suffenin yoksulları
[B]70. [/B]Bir arınma yolculuğu: Oruç
[B]
[COLOR=rgb(65, 168, 95)]BÖLÜM: 2 İSLAM VE SAVAŞ[/COLOR]

71.[/B] Savaş
[B]72.[/B] Ayırma günü (Yevmü’l Furkan) : Bedir
[B]73. [/B]Bayram günleri
[B]74.[/B] Hareketli aylar
[B]75. [/B]Tahammülün sınırı
[B]76.[/B] Egemenliğin inşası
[B]77.[/B] İntikam savaşı: Uhud
[B]78.[/B] Uhud’un kazandırdıkları
[B]79.[/B] İntikam kurbanları
[B]80. [/B]Nadirlilerin Medine’den kovulmaları
[B]81. [/B]Kureyş’in zor günleri

[B][COLOR=rgb(65, 168, 95)]BÖLÜM: 3 İSLAM VE CAHİLİYENİN DİRENİŞİ[/COLOR]

82.[/B] Temiz bir hayat
[B]83. [/B]Sorumluluk bilinci
[B]84. [/B]Mutedil bir din
[B]85. [/B]Örnek Kur’an neslinin eğitimi
[B]86. [/B]Resul: Örnek şahsiyet
[B]87. [/B]Bir yol arkadaşı
[B]88.[/B] Kölelikten kurtuluş
[B]89.[/B] İzzet ve kuvvetin sahipleri
[B]90. [/B]İftira (İfk olayı)
[B]91.[/B] Bir evlilik ve bir sıkıntı

[B][COLOR=rgb(65, 168, 95)]BÖLÜM: 4 KUŞATMA VE AÇILIM[/COLOR]

92.[/B] Topyekun kuşatılma: Hendek Savaşı
[B]93.[/B] İhanetin bedeli
[B]94. [/B]Siyasi egemenliğin tesisi

[B][COLOR=rgb(65, 168, 95)]BÖLÜM: 5 DÖNÜM NOKTASI[/COLOR]

95.[/B] Hubeydiye
[B]96. [/B]Zafere doğru
[B]97. [/B]Davet mektupları
[B]98.[/B] Hayber
[B]99. [/B]Aşk ve kıskançlık
[B]100. [/B]Yoksulluk ve zenginlik
[B]101.[/B] Kaza Umresi
[B]102.[/B] Mekke’nin ciğerpareleri
[B]103.[/B] Kuzeyin güvenliği ve Mute

[B][COLOR=rgb(65, 168, 95)]BÖLÜM: 6 ZAFER VE VEDA[/COLOR]

104. [/B]Zafer: Mekke’ye dönüş
[B]105. [/B]Huneyn
[B]106.[/B] Taif kuşatması
[B]107.[/B] Şirkin hezimeti
[B]108.[/B] Kurtaran veya saptıran itaatler
[B]109.[/B] Sadakat seferi: Tebük
[B]110.[/B] Pişmanlık ve af
[B]111.[/B] Fitne Meclisi: Dırar
[B]112.[/B] Sahte imanın adamları: münafıklar
[B]113.[/B] İlahi ultimatom
[B]114. [/B]Veda
[B]115.[/B] Tercih ve ayrılış
[B]116.[/B] İslam’ davetin kronolojisi

Beğen
Beğen Muhteşem Haha İnanılmaz Üzgün Kızgın

Hayırsız Ada (Sivriada) Köpek Katliamı – 1910

1900’lü yılların başında sadece Türk topraklarında değil, tüm Avrupa ülkeleri İstanbul’un ve Türk halkının hayvanlara olan sevgisini konuşuyordu. İstanbul’a ziyarete gelen İngiliz, Fransız gazeteciler, yazarlar; kitaplarında sokak aralarındaki köpeklerin hikayelerine yer veriyordu. “Hayatımda o köpekler kadar bakışları yüreğime işleyenini görmemiştim.” diyenlerden; gebe köpeğin doğum yapması için ot ve samandan yuva yapan insanlara kadar… Hatta Bizans dönemindeki bir inanışa göre köpekler bu topraklara Türklerle birlikte gelmişti. Bizans’ta kedi yoğunluğu varken Osmanlı’da köpek popülasyonu yüksekti. Fakat dönemin siyasileri hem sokakları ‘Avrupaileştirmek’ hem de para kazanmak için iğrenç ve katliamın temelini oluşturan bir anlaşmaya imza attılar.

[IMG]https://www.topragizbiz.com/blog/wp-content/uploads/2019/06/hayirsizada-1.jpg[/IMG]

1900’lü yılların başında Avrupa’daki parfüm ve kimya sanayisi için denek olarak köpeklerin kullanılması, o bölgelerde köpek sayısının ciddi bir şekilde düşmesine sebep olmuştu. Bu nedenle Osmanlı’da bol olan köpeklerin toplatılıp kendilerine satılması teklifiyle geldi Fransızlar. Ve aralarında bu konuda anlaşma imzalandı.

[IMG]https://www.topragizbiz.com/blog/wp-content/uploads/2019/06/hayirsizada-2.jpg[/IMG]

Köpekler toplanıp Tophane’deki bir gemide biriktirilirken, hayvanseverler tarafından yapılan baskınla masum canlar o anlık kurtarılmışlardı. Ardından bu toplama işini paraya ihtiyaç duyan kişilere ve serserilere görev edindirerek devam edeceklerdi. Bu sefer geminin başında askerler de nöbet tutuyorlardı.

[IMG]https://www.topragizbiz.com/blog/wp-content/uploads/2019/06/hayirsizada-3.jpg[/IMG]

Kısa sürede 80 binden fazla köpeği toplatıp Fransa’dan talimat bekleyen devlet, gelmeyen yanıt üzerine fiyatı daha da aşağılara çekmeye başlamıştı. Aç susuz, dehşet verici şartlarda telef olmaya başlayan köpeklerden kurtulmak için ücretsiz vermeyi de teklif etti fakat hala yanıt yoktu. Bunun üzerine köpeklerden kurtulmak adı altındaki katliamın ilk adımı 3 Haziran 1910 tarihinde atıldı. 80 binden fazla köpek [B]Sivriada[/B]’ya kaderlerine terk edildi.

[IMG]https://www.topragizbiz.com/blog/wp-content/uploads/2019/06/hayirsizada-4.jpg[/IMG]

Fransa’dan yanıt gelene kadar bir süre daha adada köpeklere bakıldı fakat sözleşmenin fesh edildiği haberi gelince köpeklerin bir daha yüzünü gören olmadı. Üstelik dine göre öldürmenin günah olacağı gerekçesiyle direkt öldürmek yerine toplanıp can çekişerek ölmeleri için adaya atılmasında sıkıntı görmemişlerdi…

[IMG]https://www.topragizbiz.com/blog/wp-content/uploads/2019/06/hayirsizada-5.jpg[/IMG]

Halk kendi imkanlarıyla yiyecek götürmeye çabaladığında bunun için de önlemler almaya başlandı. Bir ada dolusu köpek, açlıktan ve susuzluktan can veren kardeşlerinin cesetleri arasında ölümü bekleyerek yalvarırcasına havladılar günlerce, aylarca…

Ölen köpeklerin ceset kokuları 2-3 sene boyunca Anadolu yakasındaki sahil şeridinden hissedilmeye devam etti.

[IMG]https://www.topragizbiz.com/blog/wp-content/uploads/2019/06/hayirsizada-6.jpg[/IMG]

Ekim 1975 tarihli Hayat Tarih Mecmuası’nda “Sürgün Köpekler” başlığıyla 1910 yaz aylarında Sivriada köpek katliamını gören Fransız yazar Robert Gillon, anılarını anlatıyordu…

[ALINTI]Sivriada’nın burunlarından birinin açığından geçiyorduk. O anda da köpek havlamaları duyulmaya başladı. Yüz değil, bin değil, sayılamayacak kadar çoktular! Kıyıdaki çakıllı kumsal üzerinde birbirlerini ezercesine itişip kakışarak koşuşuyorlar, etlerinden et kopartılıyormuş gibi havlıyor, uluyor, haykırıyorlardı!. Az sonra rüzgârla birlikte burnumuza dayanılması imkânsız pis bir koku geldi. Daha doğrusu kendimizi bu kokunun içinde bulduk. Kitleler halinde ölen köpeklerin kokuşmaya başlayan cesetlerinin kokusuydu bu! Dediklerine göre adada bekçiler vardı ve bu köpeklerle bir arada yaşıyorlardı. Adamlar ölen köpekleri kireç kuyularına atıyorlardı ama yine de bu pis kokuya engel olunamıyordu.

Dostum anlatıyor, bizlere bilgi veriyordu. Söylediğine göre, köpekler adaya çıkar çıkmaz, bir tatlı su kuyusu keşfetmişler ve hep birlikte kuyuya atlamışlardı. Bu öylesine ani olmuş ve o kadar çok köpek kuyuya atlamıştı ki, kısa zamanda kuyu köpeklerle dolmuş, hiçbiri kuyudan çıkamamış, sonunda bağıra bağıra ölmüşlerdi!

Bir ara garip bir şey oldu. Köpeklerden biri cesaretle denize atlayarak bize doğru yüzmeye başladı. Biz de bu cesaretini, onu istimbota almakla mükâfatlandırdık. Ona teneke bir kap içinde biraz su verdik. Haftalardan beri kireçli sudan başkasını içmemiş olan zavallı hayvan, verdiğimiz suyu kana kana içti. Onu gören bir başkası da bulunduğu kayalıktan kendini denize attıysa da bize kadar yüzemedi. Buralarda sular çok kuvvetliydi, akıntıyla birlikte sürüklendi, gitti.[/ALINTI]

[IMG]https://www.topragizbiz.com/blog/wp-content/uploads/2019/06/hayirsizada-7.jpg[/IMG]

Halk, bu katliamın üstlerine büyük bir lanet bıraktığına inanıyordu. Ve o lanetin 1912 yılındaki büyük depremle geldiğini düşünüyorlardı.

[KAYNAK]Kaynak: [URL=”https://listelist.com/hayirsiz-ada-sivriada/”]Tarihin Yüz Kızartan Hayvan Sürgünü: Hayırsız Ada Katliamı | ListeList.com[/URL][/KAYNAK]

Beğen
Beğen Muhteşem Haha İnanılmaz Üzgün Kızgın

Kolonya nedir? faydaları ve zararları nelerdir?

[KRSAG=https://www.topragizbiz.com/blog/wp-content/uploads/2019/06/kolonya.jpg]Kolonya Nedir? Tarihçesi ve detayları[/KRSAG][B][SIZE=5][COLOR=rgb(184, 49, 47)]Kolonya Nedir? Tarihçesi ve detayları[/COLOR][/SIZE][/B]

Bilinen en eski koku ürünlerinden biri olan kolonya, alkol oranı ile parfümden ayrılır. Hafif ve serinletici özelliği ile vazgeçilemeyen bir üründür.

Kolonya, bilinen en eski parfüm çeşitlerinden biridir. Tüm zamanların bilinen en yaygın ve en çok kullanılan tuvalet malzemesidir. Günümüzün en popüler kolonyası, geçmişte olduğu gibi hala limon kolonyasıdır. Kolonyanın icat edilmesi ile ilgili çeşitli rivayetler var. Ancak bilinen bir gerçek, İtalyan bir parfümcünün, 18. yüzyılın başlarında parfümün merkezi konumundaki İtalya’da değil Almanya’nın Köln kentinde kolonyayı icat etmesidir. Geçmişte erkekler için üretilen bir parfüm çeşidiydi. Günümüzde her yaş grubundan insanın kullandığı hem parfüm hem de hijyen üründür.

“Kolonya” kelimesi, Almanya’nın Köln kentinden dünyaya yayıldığı için İngilizcede, “Köln” kelimesinin karşılığı olan “cologne” şeklindedir. Fransızlar da, Köln için “cologne” sözcüğünü kullanır. Almanlar ise kolonyaya “Kölnisch wasser” adını verir. Türkçeye “kolonya” olarak geçmiştir.

Güzel koku, insanların yüz yıllardır ihtiyaç duyduğu ve aradığı bir gerçek. İnsanlarda koku alma duygusu hayvanlara nazaran daha alt düzeyde. Ancak güzel kokunun yaşattığı duygular, bazen yemek yemek kadar önemli ve değerli görülüyor. Bazı insanlar için gerçekten yemek yemek gibi duyguların önüne geçebiliyor. İnsanlar, kokularla yiyecekleri sınıflandırır, güzel ve kötü kokuları ayırt eder ve davranışlarını ona göre değiştirir. Aromalı kokular insanlara çok farklı duygular yaşatabilir. Örneğin, 10 yıl önce kullandığımız bir kolonyayı tekrar kullandığımızda hemen 10 yıl öncesine gideriz, anılarımız gözlerimizin önünden geçiverir. Tarifsiz mutluluklar yaşatabilir bu kokular. Kolonya da bu anlamda son 200 yıldır insanlar için çok cazip bir kokudur.

[KBASLIK]Kolonya Tarihi [/KBASLIK]
Kolonyanın icadı ile ilgili birkaç rivayet var. Bu kadar yaygın bir kokunun ilk olarak nerede ve kim tarafından icat edildiğini bulmak zor olabilir. Biz en yaygın iki “icat hikayesini” anlatalım:

Yaşam suyu (aqua vitae) adıyla ilaç olarak kullanılan alkolün 1600’lü yıllarda içki olarak içilmeye başlanması ile aromalı kokularda farklı bir atılım yaşandı. Parfümcülüğün merkezi İtalya, alkolle ilgili gelişmelerin ardından bu popülerliği Fransa’ya kaptırdı. İtalya’da yaşayan gezgin, eczacı ve parfümcü Giovanni Paolo de Feminis, 1709 yılında, Macaristan Kraliçesi Elizabeth için ürettiği ve “Macar Suyu” denilen bileşime yüzde 2 ila 4 oranında bergamut, limon, portakal ve biberiye esansları katarak yeni bir koku icat etti. Yeni geliştirdiği koku ile Almanya’nın Köln kentine yerleşti. Feminis, Köln’de, icat ettiği kokuyu “hayranlığa değer su” (eau admirable) adıyla üretmeye başladı. 1727 yılında Köln Tıp Fakültesi’nde icat ettiği kokuyu tıbbi olarak onaylattı. Daha sonra kokunun adını “Eau de Cologne” (Köln Suyu – Kölnisch wasser) olarak değiştirdi.

Feminis, işler gelişince İtalya’daki yeğeni Gian Maria Farina’yı yanına çağırdı. Amcasının mesleğini ölünceye kadar (1860) devam ettirdi. Farina ailesinin fertlerinden biri olan berber Jean-Baptiste Farina, 1806 yılında Paris’te parfüm üretimine başladı. Farina; limon, portakal, nane ve bergamut suyundan oluşturduğu karışıma alkol katarak yeni bir koku elde etti. Bu kokuyu “Köln Suyu” adıyla üreterek piyasaya sundu. Yedi Yıl Savaşları boyunca askerler bu kokuyu kullandı ve ünü hızla yayıldı. Köln, Avrupa’da “kolonya şehri” olarak anılmaya başlandı. Farina ailesi, kolonya üreten fabrika ve şirketler kurarak büyük bir servetin sahibi oldu. Farina’nın en iyi müşterilerinden biri olan Napolyon’un kolonyayı içtiği ve her sabah bir şişe kolonyayı başından aşağı döktürdüğü söylenir. 1810 yılında Napolyon’un emriyle kolonya, parfüm olarak satılmaya başlanmış.

Başka bir rivayete göre de, 1792 yılında Kölnlü bir bankerin oğlu olan Wilhelm Muelhens’in düğününde bir rahip, genç çifte bir kitap hediye eder. Kitapta “aqua mirabilis” adı verilen bir sudan bahsedilmektedir. Rahiplerin bu suyu tedavi amaçlı kullandığını öğrenen Muelhens, evinde bir imalathane kurarak suyu üretmeye başlar. Napolyon, Köln’ü işgal ettiğinde askerlerine bütün evleri numaralandırmaları talimatı verir. Muelhens’in kapısında ise “4711” numarası yazılıdır. Bu numara aynı zamanda ürettiği suyun isimdir. Napolyon, bu suyun formülünü ister; ancak üreticiler formülü vermez. Sadece bir tuvalet suyu olduğunu söylerler. Üreticileri “4711” adlı suyun formülünü 200 yıl saklamayı başarır. 1799 yılında, “4711” adlı tuvalet suyu üretilmeye başlanır. 1960’lı yıllara kadar Muelhens’in torunları formülü gizli bir mahzende tutar.

Kolonya, ilk üretildiği yıllarda kozmetik ürünü olarak değil tıbbi amaçla bir tür panzehir olarak kullanıldı. İçeriğindeki karışım, özellikle sindirim sistemini ferahlatıcı etkisi sebebiyle içkilerle veya şekerle birlikte içiliyordu. Hatta antiseptik olarak ağız sağlığı için kullanıldı. Hala kullandığımız gibi cilt üzerindeki tahrişler veya yaralar için de enfeksiyona karşı kullanılıyordu. Ardından tuvaletten sonra koku giderici olarak kullanılmaya başlandı. 18. yüzyılda kolonya için adeta çığır açıldı. Burjuvanın ağır ve pahalı kokularının yerini daha hafif ve ferahlatıcı kokusu ile “Eau de Cologne” almaya başladı. Sadelik ve saflığın simgesi olarak burjuva bu kokuya yöneldi.

[KBASLIK]Osmanlı ve Türkiye’de Kolonya Tarihi [/KBASLIK]
Osmanlı’da kolonyanın izlerine, II. Abdülhamit döneminde rastlanıyor. O dönemde alkollü ıtriyat olarak “eua de cologne” ithal ediliyordu. İlk yerli kolonya üretimini 1882 yılında Ahmet Faruki yapmıştır. Faruki, aynı zamanda birçok ilacı da üreten isimdir. Halk o dönemde Faruki’nin ürettiği kokuya “odikolon” dermiş. Daha sonra “kolonya suyu” olarak anılmaya başlanmış. Daha sonra bu isim “Faruki Kolonyası” olarak halk diline yerleşmiştir. “Kolonya” sözcüğünün isim babası ve yayılmasını sağlayan isim de Ahmet Faruki’dir.

Kolonya, ucuz ve hafif kokusu ile Osmanlı’nın son dönemleri ve Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk yıllarına kadar hızla yayılmıştır. Ferahlatıcı özelliği sebebiyle gül suyunun yerini almıştır. Ahmet Faruki’den sonra çok sayıda yerli üretici kolonya üretmeye başlamış. Ethem Pertev, Hasan Hassan, Hasan Şevki, Süleyman Ferit, Evliyazade Nureddin, Ekrem Yalçın, Kemal Kamil ve Eyüp Sabri Tuncer, yerli kolonyanın ilk temsilcileridir. Süleyman Ferit’in “Altın Damlası”, adlı kolonyası, hala İzmir’in en meşhur kolonyasıdır.

Günümüzde de birçok ilin ünlü kolonyası bulunuyor. Meşhur bazı kolonya türleri şunlardır; İzmir’in Altın Damlası, Gizli Çiçek ve İzmir Geceleri kolonyaları, Rize’nin Çay Kolonyası, Antalya’nın Turunç Çiçeği Kolonyası, Eskişehir’in Anıl Kolonyası, Ankara’nın Eyüp Sabri Tuncer kolonyaları, Düzce’nin Ceviz Yaprağı Kolonyası ve Tütün Kolonyası, Amasya’nın Elma kolonyası, Isparta’nın Gül Kolonyası, Trabzon’un Hamsi ve Fındık kolonyaları, Edremit ve Ayvalık’ın Zeytin Çiçeği kolonyaları, Sındırgı’nın Çam Kolonyası, Balıkesir’in Beyaz Zambak kolonyası…

1950’den günümüze kadar çeşitli kimyasal işlemlerle kolonya sektörü gelişmiş, çok farklı ürünler ortaya çıkarılmıştır.
[B][/B]
[KBASLIK]Kolonya ve Parfüm Arasındaki Fark [/KBASLIK]
Kolonya ile parfüm arasında içindeki etil alkol (etanol) oranına göre değişir. Parfümdeki etil alkol oranı yüzde 25 iken, kolonyada bu oran yüzde 3’e kadar düşüyor. Pahalı ve özel parfümlerde etil alkol oranı yüzde 40 ila 50’ye kadar çıkabiliyor. Kolonyadaki alkol miktarı derecesini belirler. 80 derecelik bir limon kolonyasında 883 ml etil alkol bulunur. Parfümler de alkol dışında esans ve yağlar içerir. Alkol ve yağ miktarı düştükçe parfümün ağır kokusu hafifler. Kolonyanın parfümden farklı bir özelliği de ferahlatıcı yapısıdır. Cilde sürülen kolonyadaki alkol hava ile temasında hızla buharlaşır. Buharlaşan alkol molekülleri çevreden ısı çeker ve cilde serinlik verir. Ayrıca kolonyanın keskin kokusu ayıltıcı etki yapar. Kolonyanın kokusu daha kısa süre kalırken, parfümler uzun süre kalıcı olabilir.

[KBASLIK]Kolonya İçeriği [/KBASLIK]
Kolonya, birçok çiçeğin ve meyvenin aromasından veya yağından üretilebiliyor. En yaygın kolonya içeriği şunlardır; limon, portakal (acı, kan), mandalina, bergamot, greyfurt aromaları… Aynı zamanda neroli, lavanta, biberiye, kekik, turunç yaprağı, yasemin, iğde ve tütün yağları da içerebiliyor.

[KBASLIK]Evde Kolonya Yapımı [/KBASLIK]
Kolonya, her ne kadar büyük fabrikalarda üretilse de evde de yapılabilen bir kimyasal bileşimdir. Evde kolonya yapımı için çok fazla tarif bulabilirsiniz. Biz kolonyanın ne kadar basit bir yapısı olduğunu belirtmek için en basit tarifi kullanmayı tercih ettik.

İlk olarak “etanol” adı verilen etil alkol (C2H5OH) elde etmek gerekiyor. Kolonyalarda metil alkol sağlığa büyük zararları vardır. Bu sebeple kullanılmamalıdır. Limon kolonyası için 883 ml etil alkol, 15 ml limon esansı, 152 ml damıtılmış su hazırlanır. Limon esansı etil alkol ile çözülür. Daha sonra 1 litreye kadar damıtılmış su ilave edilir. Son işlemde çözelti bir bez veya süzgeçle süzülür. Hepsi bu kadar…

[B][COLOR=rgb(85, 57, 130)]Bunları Biliyor Musunuz? [/COLOR][/B]
[LIST]
[*]Dünyanın en popüler doğal kokusunun vanilya kokusu olduğu belirtiliyor. Bunun sebebi, anne sütünde bu kokunun bulunması olarak gösteriliyor. Yani insanın ilk tanıştığı kokulardan biri.
[*]Dünyada en sevilen kokunun bir bebek pudrası olduğu iddia ediliyor.
[*]Bir araştırmaya göre, mağazalardaki ürünlerin üzerindeki güzel kokuların müşterilerin ürünü alması için teşvik ettiği tespit edilmiş.
[*]ABD’deki Columbia Üniversitesi tarafından yapılan bir araştırmaya göre, koku duygusu azalan insanların 4 yıl içinde öldüğü belirlenmiş. Yani, koku duygusundaki azalmanın teşhis edilememiş bir hatalığın belirtisi olabildiği iddia ediliyor.
[*]Genel olarak parfüm kadınlar için, kolonya erkekler için gibi bir algı vardır. Çünkü erkekler her zaman hafif kokulara ilgi duyar.
[*]Köln’de 1799 yılında üretilmeye başlanan “4711” adlı kolonya, günümüzde hala üretilen en eski kolonya markasıdır.
[*]Yüzde 80 ila 95 oranında etil alkol içeren kolonya, ağzı kapalı ve güneş ışığından uzak bir ortamda 5 yıl bozulmadan durabilir.
[*]Etil alkolden daha ucuz olan metil alkolden üretilen kolonyalar içildiğinde körlüğe yol açar. Aşırı tüketimi öldürür.
[*]Eski Sovyet ülkelerinde kolonya çeşitleri votka ile karıştırılarak alkollü içki olarak kullanılıyordu.
[*]II. Abdülhamit döneminde konuk ağırlama ritüeli olan gül suyu, kolonyanın ithal edilmeye başlanması ile yerini kolonyaya bıraktı. Günümüzde kolonya, konuk ağırlamada kullanılan en eski ananedir.
[*]Bayılma ya da sivri sinek ısırmalarında da sık kullandığımız kolonyaların zararları olduğu yapılan araştırmalarda ortaya çıktı. Geleneklerimizin vazgeçilmez bir parçası olan kolonya, beyne başta olmak üzere birçok organımıza zarar verir.İlk kez bir Macar kesişi tarafından keşfedilen kolonyaya uzun yıllar “Macar suyu” denilmiştir. 17. yüzyılda parfüm koleksiyoncuların dikkatini çeken bu eşsiz kokunun keskinliği herkesi etkilemiştir. Maddenin öz asidinden elde edilen kolonya birçok çiçeğin ve meyveden yapılır. İçeriğinde etil alkol ve besinlerin esansı bulunan bu hoş koku ülkemizde geleneksel olarak bayramlarda gelen misafire dökülerek ikram ediliyor. İlk geliştirildiği yıllarda tıbbi amaçla kullanılan kolonya formülüne biberiye, portakal çiçeği, bergamot ile limondan oluşan ve ferahlatıcı özelliği vardır. Bu yüzünden karışım, sindirim sistemi rahatsızlıklarında şeker üzerine damlatılarak tüketilirmiş. Antiseptik özelliğinden ötürü ağız çalkalamada, yara temizliğinde kullanılıyor, kas ve eklem ağrıları için kullanılırmış. Tedavi amaçlı kullanılan kolonya ülkemize 2. Abdülhamid Han zamanında girmiştir. Yararı olduğu kadar zararı olan kolonya özellikle günümüzde merdiven altı üretildiği için içerisinde doğal maddeden çok işlenmiş zararlı maddeler bulunmaktadır. Cildiye uzmanları egzama, cilt alerjilerine yatkın olanların kolonya kullanımı konusunda ciddi uyarılarda bulundu.
[/LIST]
[B][COLOR=rgb(184, 49, 47)]Ağır tahribata neden olan kolonyanın bazı zararları da şöyle sıralanıyor:[/COLOR][/B]

[KBASLIK]KOLONYANIN ZARARLARI NELERDİR?[/KBASLIK]
– Kolonya içerdiği sakinleştirici maddeden dolayı koku ve tat alma duyularının etkisini olumsuz ekiler.
– Solunum yolu ile uçucu asit maddeleri solunum yoluna yerleşir ve ilerleyen zamanlarda hasarlara neden olur.
– Vücudun ter gözeneklerini tıkayarak terlemeyi engeller. Böylece ciltte zararlı bakterilerin çoğalmasına sebebiyet verir.

[KBASLIK]kolonyanın cilde zararları[/KBASLIK]
– Tuvalet sonrası ele dökülen kolonya bakterileri yok etmez. Aksine elde bulunan bazı bakterilerle etkileşime girerek çoğalmalarına neden olur.
– Bazı genetik yatkınlık olan hastalıkların ayyuka çıkmasına neden olur.
– Göze temas ettiği an göz merceğine zarar vererek körlüğe davetiye çıkarır.
– Kronik solunum yolu hastalarının kesinlikle uzak durması gereken bir maddedir. Hastalığı hem tetikler hem ciddileştirir.

Beğen
Beğen Muhteşem Haha İnanılmaz Üzgün Kızgın

Baklava şerbeti nasıl yapılır?

[KBASLIK]Baklava şerbeti nasıl yapılır?[/KBASLIK]
[KRSAG=https://www.topragizbiz.com/blog/wp-content/uploads/2019/06/baklava-serbeti-nasil-yapilir.jpg]Baklava şerbeti nasıl yapılır?[/KRSAG]Bayramın vazgeçilmez tatlılarından olan baklavanın şerbetini hazırlarken bazı püf noktalara dikkat etmekte fayda var. Hem baklavanın çıtır olması hem de adeta hazır alınmış gibi kıvamını tutturmak istiyorsanız bu yazımıza göz atmalısınız. Peki, baklavalara lezzet veren baklava şerbeti nasıl yapılır?

Baklavaya gerçek lezzetini veren şerbetidir. Şerbet doğru yöntemler uygulanmadan yapıldığında baklava ya çok yumuşak ya da çok sert olabilir. İşte sizlere baklava şerbeti yapmanın yöntemi…

[KBASLIK]MALZEMELER[/KBASLIK]
[B]40 cm.lik yuvarlak bir tepsi baklava için;[/B]

3 su bardağı şeker
3 su bardağı su
1 iri dilim limon
Bir çay kaşığının üçte biri tuz

[KBASLIK]YAPILIŞI[/KBASLIK]
Öncelikle şeker,su, tuz ve limonu tencereye koyup, ocağın altını açın. Şeker eriyene kadar karıştırın. Bu ilk karıştırmayı yapmazsanız şerbet daha çabuk şekerlenecektir.

Eğer içine limonu kabuklu atmayacaksanız, çeyrek limon suyunu şerbeti ocaktan almadan 10 dakika önce ekleyin. Şerbeti ocaktan almadan hemen önce eklerseniz, şerbet şekerlenir.

Şerbet tamamen kaynamaya başladıktan sonra, altını kısın daha sonra 30 dakika kaynatmaya devam edin. Şerbetin kıvamı oldukça koyu olmalıdır ki, tatlı şerbeti hemen içine çekip hamurlaşmasın.

Gevrek bir tatlıysa şerbeti ılıyana kadar bekletip ardından tatlıya dökün. Tatlınız biraz kalınsa ve sertse şerbeti ocaktan alır almaz dökün ve üstünü kapatın ki sert kalmasın.

Şerbeti bekletme süresi oda sıcaklığına bağlı olarak değişiyor. Eğer tatlı sıcak bir yerde ise şerbeti 15 dakika bekletmek yeterli.

Soğuk bir mutfakta ise 10 dakika bekletmek yeterli.

[KBASLIK]TATLI ŞERBETİ KAÇ DAKİKA KAYNATILIR?[/KBASLIK]
Tatlı şerbetinin en önemli noktası kaynama noktasıdır. Tatlı şerbeti yapımında ne kadar kaynatılacağı en sık aldığımız sorular arasında. Hazırlayacağınız tatlının şerbetini hiçbir şekilde 20 dakikanın üzerine geçecek şekilde kaynatmamalısınız. Ortalama 10 ila 20 dakika arasında kaynatılan şerbet mükemmel olacaktır.

[KBASLIK]TATLI ŞERBETİ ÇEKMEZSE NE YAPILMALIDIR?[/KBASLIK]
Yaptığınız tatlı şerbeti çekmezse, fırını ısıtın ve çekmeyen tatlınızı fırında bir süre ısıtın. Ne kadar etkili olduğunu kısa sürede göreceksiniz.

[KBASLIK]TATLI ŞERBETİ KIVAMI NASIL ANLAŞILIR?[/KBASLIK]
Hazırladığınız şerbetten bir damla işaret parmağınızın üstüne aldığınızda eğer dağılmıyor ya da yayılmıyor ya şerbetiniz kıvam almış demektedir.

[KBASLIK]TATLI ŞERBETİ SICAK MI DÖKÜLMELİDİR ?[/KBASLIK]
Şerbetli tatlı hazırlayanların en kararsız kaldığı nokta, şerbeti sıcak mı yoksa soğukken mi dökmeliyim sorusudur. Bunun en bilineni de tatlıyı sıcak, şerbeti de soğuk dökmektir.Fakat ustalardan aldığımız bilgilere göre en iyi sonuç, her ikisininde ılık denilebilecek bir sıcaklıkta olması gerektiğidir. Şerbet kaynadıktan ve tatlınız fırından çıktıktan sonra her ikisininde biraz ılımasını bekleyip, şerbeti tatlıya dökmek size en iyi sonucu verecektir.

Tatlı şerbeti fazla sulu olmayacağı gibi fazla koyu da olmamasına dikkat etmelisiniz. Eğer koyu kıvamda olursa tatlınız şerbeti emmeyecektir. Sulu olursa da tatlınızın şekli bozulacaktır. Soğuk tatlıya soğuk şerbet ya da sıcak tatlıya sıcak şerbet dökülmesi gibi bir durum söz konusu olamaz.

Beğen
Beğen Muhteşem Haha İnanılmaz Üzgün Kızgın