Baraj Sularına yenik düşen 12 Antik Şehir

Tarihe tanıklık etmiş birbirinden güzel antik şehirler sular altında kalıyor. Bu yok oluş kader değil, bu yok oluş insan eliyledir. 60 yıllık barajlar uğruna, tarih sular altında kaldı.

Fırat Nehri Üzerindeki Atatürk Barajı ile Batan Şehirler

Fırat ve Dicle Nehri, Mezopotamya üzerinde akar; Türkiye topraklarını terk ettikten sonra bir sevdalı gibi birleşir; Şatt-ül Arab adını alır ve Basra Körfezine boşalır.

1- Lidar Höyüğü: Şanlıurfa
tb

Bu höyükte Kalkolatik Çağ olan milattan önce 5500-3200 yılları arasında yerleşimin başlandığı düşünülüyor. Höyük, 1979 yılında keşfedilmiş, keşfedilmesiyle birlikte çalışmalar başlatılmıştır ta ki 1987 yılına, Atatürk Baraj Gölünün altında kalana kadar devam edilmiştir. Yapılan çalışmalar sonrasında Asur Oturan Keçi Heykeli, bronz küvet, çeşitli sikkeler ve takılar Şanlıurfa Müzesi’nde sergilemektedir.

 

2- Samsat Kenti: Adıyaman
tb

Samsat, Adıyaman’ın bir ilçesidir. Adıyaman Bölgesi Neolitik, Kalkolitik ve Eski Tunç Dönemi’ni işaret eden yerleşim yerlerinden biridir. Samsata Antik Kenti, Samsat Kommegene Krallığı’na başkentlik yapmış bir antik kenttir. Tarihin her evresine tanıklık etmiş bu şehir de maalesef Atatürk Barajının yapımıyla birlikte sular altına gömülmüştür.

 

3- Tille Höyük: Adıyaman
tb

Mezopotamya, dünyanın en eski yerleşim yeridir. Çoğu bilim insanına göre Adem buraya indirilmiş, insanlar bu coğrafyada çoğalmıştır. Tille Höyük, Karakaya Barajı su toplama alanında kalacak arkeolojik değerleri bulmak amacıyla yapılan yüzey çalışmaları sırasında 1977 yılında bulunmuştur. Bu höyük ile ilgili çalışmalar 1979 yılında başlamıştır. Tille Höyük’te Roma dönemine ait kaya mezarlıklarda bulunmaktadır. Adıyaman Kahta ilçesi Eskitoz Köyü’nün doğusundaki Fırat Nehri vadisinin yamaçları boyunca kayalara oyulmuş pek çok mezar bulunmuştur. Bu kaya mezarlıkları artık Atatürk Barajının altında kalmış durumdadır.

Fırat Nehri Üzerinde Bulunan Birecik Barajı ile Batan Şehirler

4- Zeugma Antik Kenti/ Belkıs: Gaziantep
tb

İnsanlığın doğuşu, akarsuların yanı başında var olmuştur. İnsan su olmadan yaşayamaz, su olmadan hayat bulamaz. Acaba gün gelir de kendilerine hayat veren bu bereketli nehirlerin sularında yok olacaklarını düşündüler mi. Belkıs ya da Zeugma Antik Kent, Gaziantep’in Nizip ilçesine bağlı Belkıs Köyü sınırları içerisinde olup Fırat nehrinin yanı başında bulunur. Bu antik kente bulunan, çarşılar, villalar Birecik Barajı Gölü’nün suları altında dır. Gaziantep’e gittiğiniz zaman şehrin batı girişinde Zeugma Mozaik Müzesi bulunmaktadır. Bu antik kentte bulunan yapıların hepsi bu müzede sergilenmektedir.

 

5- Horum ya da Urima Antik Kenti: Gaziantep
tb

Birecik Barajı ve Karakamış Barajı altında kalacak olan bu tarihi yerleşim 1989 yılında bulunmuştur.Höyüğün Birecik Barajı Gölü suları altında kalacağının anlaşılmasıyla 4 yıl boyunca kurtarma çalışmaları yapılmıştır.

 

6- Rumkale: Gaziantep
tb

Rumkale, Gaziantep’in Nizip ilçesinde bulunuyor. Biricik Baraj Gölü ile bir yarımada halini alan tepede bulunan kale için antik çağlardan günümüze kadar pek çok farklı isim kullanılmış en son Rumkale olarak günümüze gelmiştir. Fırat suları altında kalan Saklı Cennet ya da Kayıp Kent adıyla anılan bölge, Rum Kale’nin ve Savaşan Köyü’nün olduğu Halfeti bölgesidir. 2000’li yıllarda tamamlanan Birecik Barajı’nın devreye girmesiyle bir çok yerleşim yeri ve antik kent sular altında kalmıştır. Halfeti, bu durumu iyi yöne çekerek günümüzde Güneydoğu’nun merkezi haline gelmiştir. Özellikle Karagül dizisiyle birlikte, milyonlar Halfeti’ye bu güzide kente kilitlenmiştir.

 

7- Savaşan Köyü: Şanlıurfa
tb

Şanlıurfa’ya bağlı olan Halfeti’de bulunan Savaşan Köyü, Birecik Barajı suları altında kalan bir yerdir. Çoğumuz bu muhteşem yeri son yıllarda reyting rekorları kıran Karagül dizisinde görmüş olduk. Sular altında kalmadan önce Fırat Nehri karşısında kurulmuş olan bu köyün, taş işlemeli evleri, Arnavut kaldırımlı sokakları insanlarda hayranlık uyandıracak cinstendi. Şimdilerde Savaşan Köy’ün en etkileyici manzarası da, ana binası sular altında kalmış olan caminin minaresidir.

Dicle Üzerinde Bulunan Ilısu Barajı ile Batan Şehirler;

8- Hasankeyf: Batman
tb

Hasankeyf’i uzun uzun “Hasankeyf Üzerine Ağıt” adlı yazımda anlatmaya çalıştım. Bu yazıyı okuyarak sular altında kalan her bir şehrin, yapının ne denli iç yakıcı olduğunu anlayabilirsiniz. Dicle mi daha çok can yaktı, yoksa Fırat mı? Günah keçisi aramaya gerek yok. Dicle ve Fırat bir ana sütü kadar masumdur. Onlar, çağlardır komşuluk etmiş olduğu komşularını sular altında bırakmak ister miydi? Onlar değil, biz insanlar kendi ellerimizle yok ettik. Bakın bakalım Hasankeyf’te neler oluyor. Sadece tarihi kalıntılar, yaşanmışlıklar değil bazı canlı türlerinin nesilleri de yok olacaktır. Hasankeyf bir dünya mirasıdır. Hasankeyf, yok edilmeye mahkum edilmemelidir.

 

9- Botan Vadisi; Türbe Höyük- Başur Höyük- Çattepe Höyük: Siirt

Ilısu Barajı’nın suları altında kalacak olan Botan Vadisi höyüklerinde çalışmalar halen devam etmektedir. Vadide; Türbe Höyük, Başur Höyük, Çattepe Höyüğü, Motit Kalesi de yer almaktadır. 2002 yılında başlanılan kurtarma çalışmaları neredeyse tamamlanmış durumdadır. Burada 13 yıl süren kazılarda milattan önce 3000 yıllarına ait çok sayıda tarihi esere rastlanmıştır. Ayrıca Başur Höyük’te, Bronz Çağı’nda kalma mezarlardaki 5000 yıllık oyun taşları bulunmuştur.

Dicle Nehri Üzerinde Yer Alan Dicle Barajı ile Batan Şehir;

10- Eğil Antik Kenti: Diyarbakır
tb

Diyarbakır’ın Eğil ilçesinde Dicle Barajı altında kalan ve Asurlulara ait olan bu batık şehir içerisinde, mağara evleri, hamam, kral mezarları, ve yaşam alanları sadece öncede çekilmiş fotoğraflarda görülüyor. Haydi o zaman fotoğraflara sığınalım, kağıt parçaları üzerinde tarihimize sahip çıkalım. Eğer bir topraklar üzerinde yaşıyorsak o topraklar üzerinde yaşanılan yaşamlara, anılara da sahip çıkmamız gerekiyor. Tabi barajlar önemlidir. Barajlar olmazsa su imkanlarımızı nasıl karşılayacağız değil mi? ama bu durumda hassas davranılması gerekiyor. Baraj yaparken bunun sonucu oluşacak tahribatların, yok edilişlerin de gözler önüne sermek gerekecek. Ona göre baraj gerekli durumlarda başka bir alana inşa edilmesi sağlanacaktır. Artık Eğil Antik kente ait her şey sular altında.

Seyhan Nehri Üzerinde Yer Alan Seyhan Barajı ile Batan Şehir;

11- Augusta Antik Kenti: Adana
tb

Augusto, 1955 yılında Seyhan Baraj Gölü’nün altında kalmış olan, Roma İmparatoru Augustos’un karısı Livia Augusta adına Adana’da kurulan antik kenttir. Gaziantep’teki Zeugma Antik Kenti’nde hiç olmazsa bir kısım önemli eserler kurtarılmış ve bugün Gaziantep Zeugma Müzesi’nde sergilenmektedir. Ancak Augusta Antik Kenti için hiçbir çalışma yapılmadan Seyhan Baraj gölünün suları altında bırakılmış, terk edilmiştir.

Bergama Yontalı Deresi Üzerinde Yer Alan Yontalı Barajı ile Batan Şehir;

12- Allianoi Antik Kenti: İzmir
tb

Allianoi İzmir’in Bergama ilçesinin sınırları içerisinde, Yontalı Baraj Gölü alanının tam ortasında, Paşa Ilıcası civarında yer alan bir antik kenttir. 1998 yılından bu yana Paşa Ilıcası başta olmak üzere baraj gölü alanı içinde kalan yerde kurtarma çalışmaları devam etmektedir. Her daim yapılan bu kurtarma çalışmaları sekteye uğraması halinde Allianoi Antik Kenti tamamen sular altında kalacaktır.

Beğen
Beğen Muhteşem Haha İnanılmaz Üzgün Kızgın

Pompei – Taş Kesilen Şehir

-

İtalya’da Pompei şehrinin tüm halkı günümüzden 1939 yıl önce taş kesilerek öldü. Vezüv yanardağı hepsinin üzerini lavla örtmüştü. Şehir haritadan silindi.

Tarih 23 Ağustos 79. Pompei’de Roma İmparatorluğu hüküm sürmekte. İmparatorluğun başında ise Caligula var. Tarihin gördüğü en gaddar ve en sapık hükümdarlarından biri…

Şehrin “edepsizliğe” düşkünlüğü nedeniyle tarihten silindiğine inanç çok büyüktür. Hatta bazılarına göre Pompei de, Sodom ve Gomore gibi Allah tarafından cezalandırılan şehirlerden biridir. İmparator Caligula zaten kendi kızkardeşine aşık olarak en büyük günahı işliyordu. Halkın ise ondan geri kalır yanı yoktu. Bir ticaret şehri olan Pompei`nin dört bir yanı genelevlerle çevriliydi. Ayrıca eşcinsellik de normal karşılanıyordu.

Nüfusun yüzde 60’ı asil halktan, yüzde 40’ı köleden oluşuyordu. Asiller müthiş bir zenginlik içindeydi. Rivayete göre önce yemek yer, daha sonra yediklerini kaz tüylerini kullanıp kusarlardı. Nedeni ise daha fazla yemek yiyebilmek, yemek zevkinden sonuna kadar faydalanmaktı.

Felaket günü şehirde normal hayat devam ediyordu. O gün hava her günkünden biraz daha boğucuydu… Üstelik çok hafif de bir deprem olmuş, ama önemsememişlerdi. Biraz sonra kül yağmuru başladı. İnsanlar önce umursamadı. Belli ki yaşlı Vezüv daha önce de böyle faaliyetlerde bulunmuştu. Ama bu seferki geçmedi, bitmedi. Paniğe kapılanların bazıları limana doğru koşmaya başladı, bir kısmı ise kendini evine kapadı. Limana doğru koşanları kötü bir sürpriz bekliyordu. Deniz kabarmıştı, azgın dalgalar gemileri lavlara doğru atıyordu. Zaten gökten de iri kum taneleri şeklinde kızgın taşlar yağmaya başlamıştı. Evlerine sığınanlar ise, yoğun kükürt dumanından boğulmamak için kendilerini dışarı atmakta, bu defa da üzerlerine yağan taşlarla helak olmaktaydılar. İlk kayıplar yere düşen gaz yüklü siyah taşların patlamasıyla verildi. Gökyüzü kararmıştı, göz gözü görmüyordu.

Tüm şehrin yok olması birkaç saat sürdü. Korkunç felaketten kimse kurtulamadı. 18 kilometrelik bir alan içerisindeki Pompei lavlar altında kalmıştı. Pompei`nin 16 bin kişilik nüfusunun büyük bir bölümü taş olmuştu. Vezüv öylesine kuvvetli püskürmüştü ki, kül bulutları, felaketi haber verircesine Anadolu, Suriye hatta Mısır`a kadar uçuşmuştu.

Lavlar Pompei ve komşu şehirleri öylesine aniden yok etmiş ve taş kesmişti ki; bugün o insanların günlük yaşayışlarını, yeni kurulmuş bir film seti gibi görebilmekteyiz. Ocaktan indirilmemiş bir domuz, fırından çıkarılamamış ekmekler, sırtlarındaki mücevher çuvalıyla sokak kapısını açmaya çalışırken yığılıveren kadın ve erkekler. Kiminin başı ellerinin arasında, kimi çocuğuyla kaçma derdinde. Bir yanda, şehir kapısı önünde üst üste yığılmış cesetler… Öte yanda, bir zengin evinde cenaze şölenine katılan ve yerlerinden kalkmaya bile fırsat bulamadan ölen insanlar.

İsis tapınağı, tiyatro… Hepsinin de yaşadıkları son anları dondurulmuş bir şekilde duruyor. Yazıcı dükkânındaki balmumu tabletler, kitaplıktaki papirüs tomarları, hamamlarda kaşağılar, meyhane tezgâhlarında kadehler ve son müşterilerin bıraktıkları paralar. Ev ve dükkân kapılarında sahiplerinin isimleri, umumi tuvaletlerdeki pislik bulaşıkları bile aynen duruyor.

Tüm zenginlikler, makamlar, güzelliklerle birlikte Pompei`nin insanları taş oldu. O insanlar bugün İtalya`da açık hava müzesinde görülebilir.

Jeologlara göre halkın ölüm sebebi kükürt gazı. Taşa dönmelerinin sebebi ise yanardığın püskürttüğü volkanik tozun sertleşmesi. Bu lavlar kalıp oluşturmuş, zamanla içerdeki vücut çürümüş fakat kalıp aynı kalmıştır.

Pompei

Pompei

Pompei

Pompei

Pompei

Pompei

Pompei

Pompei

Pompei

Beğen
Beğen Muhteşem Haha İnanılmaz Üzgün Kızgın

Kapalı Şehir Nedir?

Kapalı şehir, seyahat veya ikamet kısıtlamalarının uygulandığı, ziyaret edilmesi veya burada kalınması için belirli bir izin alınması gereken bir yerleşimdir.

Bu tür yerleşimler geleneksel bir askerî üsten çok daha fazla alan veya özgürlüğe ihtiyaç duyan hassas askeri tesisler veya gizli araştırma enstitüleri olabilmektedirler. Kapalı şehirlerde genellikle bu tesislerde çalışanlar ikamet etmektedir.

Kapalı şehirler ağır askerileşmiş ülkeler ile gizli rejimlerin bir özelliğidir ve halihazırdaki Sovyetler Birliği’nin halefi olan bazı ülkelerde hala var olmaktadırlar. Günümüzde Rusya’da bu tür yerler resmi olarak “kapalı idari bölge oluşumları” (kısaca ZATO) adı verilir.

Şu anda Rusya‘da kapalı şehir statüsü bir hükümet kararnamesiyle tanımlanmış ve 1,5 milyon nüfusu bir araya getiren resmi 42 kapalı şehir vardır. Bu bölgelerin yüzde yetmiş beşi Savunma Bakanlığı tarafından idare edilirken, geri kalanlar daha önce Atomik Enerji Bakanlığı (Minatom) olan Federal Atom Enerjisi Ajansı tarafından yönetiliyor.

Kazakistan‘da iki kapalı şehir bulunuyordu: Baikonur (eski adıyla Leninsk), hala Rus yönetimi altında bulunan kozmikrom Baikonur ve Semipalatinsk’in nükleer poligonunda bulunan Kurchatov yakınında inşa edilmişti.

Ukrayna‘nın iki kapalı şehri vardı: Kırım’daki Sivastopol limanı ve Dnipropetrovsk sanayi şehri. Yerleşim kısıtlamaları 1990’ların ortalarında kaldırıldı.

Estonya‘da iki kapalı şehir vardı: Sillamäe ve Paldiski. Diğer tüm endüstriyel şehirlerde olduğu gibi, nüfus ağırlıklı olarak Rusça konuşuyordu. Sillamäe’de, Sovyet nükleer enerji santralleri ve atom silahlarının montajı için gerekli nükleer yakıt ve diğer bileşenleri üreten kimyasal tesis kuruldu. Sillamäe, Estonya’nın bağımsızlığını yeniden kazanmasıyla 1991’e kadar kapatıldı. Paldiski, Sovyet Donanmasının nükleer denizaltıları için bir eğitim merkeziydi ve son Rus savaş gemisinin kaldığı 1994’e kadar kapalı kaldı.

ABD‘de 1942 ve 1950’de nükleer silahların geliştirilmesi için oluşturulan Oak Ridge ve Mercury kentleri, Sovyet meslektaşlarıyla aynı prensipte kapalı şehirlerdi.

Beğen
Beğen Muhteşem Haha İnanılmaz Üzgün Kızgın