Kosta Rika

Kosta Rika

Başkent San Jose
Resmî diller İspanyolca
Yönetim Şekli Anayasal Cumhuriyet
Yüzölçümü 51.100 km²
Nüfus 4.301.712
Nüfus Yoğunluğu 84,1 kişi/km²
Para birimi Colón (CRK)
Zaman dilimi (UTC -6)
Telefon kodu +506
İnternet TLD .cr

Kosta Rika, bir Orta Amerika ülkesidir. Kosta Rika adı İspanyolcada zengin sahil anlamına gelmektedir. Kuzeyde Nikaragua, güneydoğuda Panama ile komşudur. Batısında Büyük Okyanus, doğusunda ise Karayip Denizi vardır. Büyük Okyanus’taki toprağı Cocos Adası Ulusal Parkı dolayısı ile Güney Amerika ülkesi Ekvador’a komşu sayılmaktadır. Ayrıca Kosta Rika, ordusu olmayan az sayıdaki ülkelerden biridir.

16. yüzyılda İspanyol kolonisi olmadan önce bu topraklarda oldukça seyrek bir yerli nüfus bulunuyordu. 19. yüzyılda İspanya’dan bağımsızlığını kazandığında dış dünyaya kapalı ve fakir bir ülke olan Kosta Rika, aradan geçen yıllarda Latin Amerika’nın en istikrarlı, müreffeh ve gelişmiş ülkelerinden biri haline geldi. 1949 yılında kabul edilen bir yasa ile ülkede ordu tamamen kaldırılmıştır. Egemen devletler arasında bunu gerçekleştiren pek az devlet vardır. Kendisiyle aynı gelir seviyesindeki ülkelere göre çok daha fazla insani kalkınma gerçekleştirdiği için 2010 yılında Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) tarafından örnek ülke seçilmiştir. 2011 yılında ise yine aynı kuruluş tarafından insani kalkınma ve eşitsizlikle mücadele yanı sıra, sürdürülebilir cevre politikaları konularında UNDP’nin örnek gösterdiği bir ülke olmuştur.

Kosta Rika, idari açıdan 7 ile ve 81 kantona ayrılmıştır. Başkenti San Jose’dir. Alajuela, Limon, Cartago, Puntarenas, Guanacaste ve Heredia diğer şehirleridir.

Kosta Rika bayrağı

Kosta Rika bayrağı günümüzde kullanılan hali ile ilk olarak 12 Kasım 1848 tarihinde kullanılmaya başlanmış, bugünkü son halini ise 27 Kasım 1906 tarihinde yapılan son güncelleme ile almıştır. Ülkenin resmi bayrağında bulunan devlet arması ise 21 Ekim 1964 tarihinde yapılan son değişiklik ile bugünkü halini almıştır.

Bayrak, yatay olarak konumlandırılmış beş şeritten oluşmaktadır. Şeritler 1:1:2:1:1 oranı ile bayrakta yer alırkan, yine sırasıyla bu şeritler mavi-beyaz-kırmızı-beyaz-mavi renklerindedir. Kosta Rika bayrağının oluşumunda, Kosta Rika’nın da 1838 yılına kadar üyesi olduğu Orta Amerika Konfederasyonu bayrağının etkisi mevcuttur. Mavi-beyaz-mavi renklerdeki yatay şeritlerden esinlenerek oluşturulan bayrağa ilavaten kırmızı şerit eklenmiştir. Bayrakta bulunan beyaz şeritler Orta Amerika’nın ve böylelikle Kosta Rika’nın kıtanın kuzey ve güney bölümünü birbirine bağlayıcılığını sembolize etmektedir. Her iki mavi şerit ise bölgeyi çevreleyen Karayip Denizi’ni ve Pasifik Okyanusu’nu ifade etmektedir. Kırmızı ise Kosta Rika halkının sıcaklığının, yaşama sevincini ve aynı zamanda ülkenin özgürlüğü için cömertçe akıttığı kanını sembolize etmektedir.

Ülkede armasız bayrağın yanı sıra devlet kurumlarının kullandığı ve kırmızı şeritin üzerinde göndere çekilen tarafa yakın bölümünde devletin armasının bulunduğu resmi bayrak bulunmaktadır.

Tarih

Ulusal Kosta Rika Müzesi'nde bir taş küre. Küre, ülkenin kültürel kimliğinin simgesidir.

Kosta Rika’da yapılan arkeolojik kazılarda bulunan en eski insan izleri Turrialba Vadisi’ndeki taştan yapılan aletlerdir. Bunlar MÖ 10.000 – 7.000 yıllarında yaşamış çeşitli avcı-toplayıcı ziyaretçilere aittir. Buluntular arasında Kuzey’deki kültürlere ait mızrak uçları ve Güney Amerika’daki kültürlere ait oklar bulunmuştur. Bu buluntulardan dolayı aynı anda iki kültürün bir arada yaşadığını varsayabiliriz.

Bundan 5.000 yıl önce yaygın şekilde tarım yapıldığının izlerine ulaşılmıştır. Yetiştirilen tarım ürünleri yumrular ile havuç ve diğer köklerdi. MÖ 2. ve 1. bin yıllarda yaşamış dağınık ve çok küçük ölçekli yerleşik tarım toplulukları tespit edilmişse de, avcı-toplayıcı toplumun tarım toplumuna evrilmesinin kesin tarihleri bilinmemektedir.

Bulunan en eski tarihli çömlekler MÖ 3.000 ve 2.000 yılları arasına aittir. Modern Kosta Rika kültürüne yerli halkın etkisi diğer ülkelere göre oldukça sınırlıdır, çünkü Kolomb öncesi dönemde bu topraklarda kayda değer bir yerli nüfusu bulunmuyordu. İspanyol egemenliğinden önce bu bölgede yaşayan nüfus, büyük ölçüde evlilikler yolu ile, İspanyolca konuşan topluluk ile kaynaştı. Kosta Rika’nın güneyinde Panama sınırına yakın Talamanca Sıradağlarında halen yerli kültürünü yaşayan Bribri ve Boruca Kabileleri çok özel istisnalardır.

"Zengin Sahil" anlamına gelen Kosta Rica isminin ilk olarak kim tarafından kullanıldığı ile ilgili rivayetler çeşitlidir. 1502’de yaptığı son seferde Kristof Kolomb’un Kosta Rika’nın doğu kıyılarına uğradığı ve yerlilerin çok miktarda altın mücevher kullandığını görünce bu bölgeyi "Zengin Sahil" olarak tanımladığı mı yoksa 1522’de batı kıyılarına ulaşan ve burada karşılaştığı yerlilerin altın mücevherlerine el koyan konkistador Gil Gonzalez Davila’nın mı bu tanımlamayı ilk olarak yaptığı tartışmalıdır.

Ekonomi

Kosta Rika

Kosta Rika’nın ekonomisi tarıma dayalıdır. Nüfusun yüzde 55’i tarımla uğraşır. Örneğin Central’de kahve, süt ürünleri, şeker, fasulye ve patates elde edilir. Ülkede en çok üretilen kahve ve muz ürünleri ihraç edilir. Hayvancılık da gelişmiştir. Guanaceste bölgesinde sığır sürülerine rastlanır. Kosta Rika, Orta Amerika’nın en çok süt, kakao ve muz ürünleri ihraç eden ülkesidir.

Sanayi açısından gelişmemiş olan ülkede küçük çaplı işletmeler çoğunluktadır.. Şeker rafineri, gübre fabrikaları yer alır, tarım ilaçları ve tüketim maddeleri üretilir. Doğal güzellikleri sayesinde turizm de başlıca gelir kaynaklarından biridir.

Dil

Kosta Rika’nın resmi dili İspanyolca’dır. Ancak bazı devlet işlerinde İngilizce de kullanılmaktadır.

Din

Kosta Rika’da yaşayan 4.301.712 kişilik nüfusun yüzde 75’i Katolik, yüzde15 oranında Protestan mevcuttur. Bunun dışında Yahudiler de mevcuttur.

İklim

Başkent  San Jose

Doğu Alize rüzgârlarının hüküm sürdüğü kıyı ovalarında nemli ekvator iklimi, orta kısımlarda ılık, yüksek yerlerde ise soğuk iklim hüküm sürer. Fakat soğuklar şiddetli değildir. Kıyılarda sıcaklık ortalama 25 ile 32 derece, orta kısımlarda ise 21 ile 27 derece arasındadır. Bu durum, yüksek bölgelerde ise 10 dereceyi geçmez. Ülkede kar yağışı görülmez. Yıllık yağış ortalaması ise 3100 ile 6350 mm arasında değişmektedir.

Kültür

Kosta Rika’da aile kavramı çok önemlidir. Aile bağlarının önemi her zaman dikkat çeker. Katolik dinine inananların ülkede çoğunluğu oluşturması, halkın davranışlarındaki muhafazakârlığın en büyük sebeplerinden biridir. Ancak yine de pek çok Orta Amerika ülkesine göre turistlere yaklaşımları daha sıcakkanlıdır.

Eğitim

Ülkede eğitim parasızdır. İlköğretim, 6-12 yaş arasında mecburi olup, okuma-yazma bilmeyenlerin sayısı azdır.

Ulaşım

Ulaşım, yaklaşık 35.357 km uzunluğundaki karayolları, iki sahili birbirine bağlayan 1.500 km’lik demiryolları ile sağlanır. Karayolları yetersiz ve bakımsızdır. Puertolimon, Puontarenas, Golfito başlıca limanlardır. San José yakınlarındaki Juan Santa Maria ülkenin tek milletlerarası havaalanıdır.

Kosta Rika Mutfağı

Arroz con pollo

Öğle yemeklerinde et ya da balığın yanında Casados (fasulye, pirinç), salata, kızartılmış muz (plantains), beyaz peynir ve mısır tortillası yenir. Gallo Pinto ile Casado arasındaki fark Casado’da, pirinç ve fasulyenin karışık olmamasıdır.

Kosta Rika’nın akşam saatleri için tipik ana yemeği Arroz con pollodur. Tavuk ve pirinçle hazırlanan bu yemeğin yanında genellikle tatlı mor patates (camote) ya da yer elması ve patates benzeri olan yuca tüketilir. Aynı sebzeler deniz ürünleriyle hazırlanan yemeklerin yanında da tercih edilir.

Kosta Rika halkı kimi zaman yemek öncesinde ya da yemek aralarında küçük atıştırmalıklar tüketir. Buna kendi dillerinde bocas derler. Tortilla cips ya da siyah fasulye yenir.

Kosta Rika’da Bulunan Türkiye Dış Temsilcilikleri

San Jose Büyükelçiliği
Adres: Edificio Torre Sabana 4.Piso Costado Norte del Estadio Nacional, Mata Redonda, San Jose, Costa Rica
Telefon: (506) 4700-2104
embajada.sanjose@mfa.gov.tr

Görev Bölgesi: Kosta Rika, Nikaragua

Beğen
Beğen Muhteşem Haha İnanılmaz Üzgün Kızgın

Kosova Cumhuriyeti

Kosova Cumhuriyeti

Başkent Priştine
Resmî diller Arnavutça, Sırpça, Romanca, Boşnakça, Türkçe, Goranca
Yönetim Şekli Parlamenter Cumhuriyet
Yüzölçümü 10.877 km²
Nüfus 1.836.529
Nüfus Yoğunluğu 168,8 kişi/km²
Para birimi Euro (€) (EUR)
Zaman dilimi (UTC +1,+2)
Telefon kodu +383
İnternet TLD

Kosova, resmi adıyla Kosova Cumhuriyeti, Balkanlar’da yer alan ve dünyada sınırlı tanınırlığa sahip denize kıyısı olmayan bir ülke. Kuzeyde ve doğuda Sırbistan, güneyde Kuzey Makedonya ve Arnavutluk, batıda ise Karadağ ile komşudur. 1999 yılında Birleşmiş Milletler kontrolü altına alınan Kosova, 2008 yılında Sırbistan’dan tek taraflı olarak bağımsızlığını ilan etti. Günümüzde ülke 102 ülke tarafından tanınmaktadır. Kosova’nın bağımsızlığını tanımayan diğer devletler bölgeyi Sırbistan’a bağlı Kosova ve Metohiya Özerk Bölgesi’nin bir parçası olarak görmektedir.

Kosova’da bağımsızlık ilanının ardından, denetim, Birleşmiş Milletler’den Avrupa Birliği’ne geçti. Kosova’daki Avrupa Birliği temsilciliği, bundan sonra Uluslararası Sivil Temsilcilik adı altında hizmet vereceğini açıkladı. Böylece Birleşmiş Milletler’in de 1999 yılından bu yana Kosova’da üstlendiği yönetim sona ermiş oldu. Kosova’da Avrupa Birliği ülkelerinden 1900 polis ve yargı mensubu görev yapacak. Kosova bu şekilde bağımsızlığını tanıyan ülkeler tarından Avrupa’nın 50. ülkesi olarak sınıflandırılmıştır.

Tarih

1881-1912 yıllarında Kosova Vilayeti

Tarih boyunca Hun, Avar, Bulgar, Peçenek ve Uz gibi pek çok medeniyete uzun ya da kısa süreli ev sahipliği yapan Kosova, Roma İmparatorluğu döneminde Dardanların yaşadığı ‘Dardania’ bölgesini kapsamaktaydı. 1444 senesinde Osmanlı’ya karşı Arnavutluk ve Karadağ ile birlik oluşturan Kosova, uzun yıllar boyunca Osmanlı hâkimiyetinde kaldı. 1389’da Osmanlı Devleti topraklarına katılan ülke, 1912 I. Balkan Savaşı’nda Sırbistan’ın eline geçene dek Osmanlı toprağı idi. 2. Dünya Savaşı döneminde Yugoslavya’ya bağlı eyalet statüsüne geçen Kosova Sovyetler Birliği’nin çöküşünün ardından dağılmaya başlayan Yugoslavya’nın parçalanma sürecinde Sırp baskısı ve askeri müdahaleler sebebiyle bağımsızlığına kavuşamayan ülke 1999 senesinde NATO’nun müdahalesiyle Sırbistan idaresinden kurtarıldı. ABD, NATO ve AB’nin bağımsızlığını tanıma konusunda hemfikir olduğu Kosova’nın bağımsızlığına karşı çıkan devletler arasında Rusya, Yunanistan, Kıbrıs Rum Kesimi, Sırbistan, İspanya ve Azerbaycan vardı. Bağımsızlığı ancak 17 Şubat 2008’de ilan eden ülke henüz çok genç bir ülke olmasının yanında pek çok siyasi mücadele atlatmış olduğu için de çok zengin değildir.

Coğrafya

Prizren

Kosova 10.887 km2’lik alana, 2 milyon civarında bir nüfusa sahiptir. Kuzeybatısında Karadağ, kuzey ve doğusunda Sırbistan, güneyinde Kuzey Makedonya ve güneybatısında Arnavutluk bulunmaktadır. En büyük yerleşim merkezi başkent Priştine’dir. Koordinatları 42,6394 (42°38’21.840"K) kuzey enlemi ve 21,0961 (21°5’45.960"D) doğu boylamıdır.

Kosova’nın iklimi karasal iklimdir. Kışları soğuk ve kar yağışlıdır; yazları ise sıcak ve kurak geçer.

Kosova topraklarının büyük bir kısmı dağlık arazidir. Kuzey Makedonya sınırı boyunca Şar Dağları uzanmaktadır. Burada kış turizmi faaliyetleri yapılmaktadır. Brezoviça en önemli kış turizmi yerleşkelerinden birisidir. Kosova dağları çok yüksek ve dik yamaçlara sahiptir. 2656 m ile Ceraviça zirvesi ülkenin en yüksek doruğudur. Dreniça, Karaleva gibi kasabalar, bu bölgenin yüksek yamaçlarında kurulmuş yerleşim birimleridir.

Kosova Cumhuriyeti’nin güneybatısında Arnavutluk Alpleri uzanmaktadır. Kuzeyinde ise Kopaonik Dağları bulunmaktadır.

İklim

Nemli karasal iklime sahip olan Kosova’da Akdeniz ikliminin yanı sıra okyanus iklimi etkileri de görülür. Kuzeydoğusunun daha çok karasal iklimden etkilendiği ülkede kışlar karlı ve soğuk geçer. Yazlar ise oldukça sıcaktır. Yıllık ortalama sıcaklık değerleri kışın 9.5 civarında iken yazın 19.2 civarındadır. En soğuk ayın Ocak olduğu ülkede bu dönemde sıcaklıklar 0’ın altına düşer. Prizren ve Istok ise diğer şehirlerden farklı olarak kışı daha ılık geçirmektedirler.

Ekonomi

Priştine

Sanayi sektörü genelde metal işleme, basit makine üretimi, deri işleme, ağaç işleme, ve mobilya üretiminde faaliyet gösteren küçük ölçekli imalatçılardan oluşuyor. Kosova’nın GSYİH’sı 4.3 milyar dolar civarındadır. Yıllık ekonomik büyüme kapasitesi ise yüzde 4 düzeyindedir ve 2012 yılında bu oranı tutturmuştur. Enflasyon ortalama yüzde 3.5’tir. İşsizlik yüzde 45 gibi, çok yüksektir. Asgari ücret Kosova’da 170 dolardır, ortalama maaşlar ise 250-300 dolar seviyesindedir. Kosova’nın ekonomi gündeminde şu başlıklar durmaktadır: Altyapı yetersizliği. Enerji kaynaklarının sürdürülebilir olmaması. Ülkenin posta ve Telekom operatörlerinin henüz daha özelleştirilme sürecinde bulunması. Kosova Avrupa’nın en fakir ülkelerinden biri olmasına rağmen, geçmiş 10 yılda istikrarlı büyüme kaydedilmiştir. GSYİH’nın yüzde 15’ini oluşturan işçi dövizleri tüketimi yükseltmiştir. Ayrıca, yabancı hibe ve yardımlar GSYİH’nın üçte birini oluşturmaktadır. Petrol, sigara ve çimento önemli mallar olup, karaborsa yaygındır. Hükümet genişlemeci iktisat politikaları izlemektedir. 2012 yılında enerji sektörü reformları ve vergi reformları gerçekleştirilmiştir.

Kosova ekonomisi yurtiçi talep, işçi dövizleri ve yabancı yatırım (özellikle inşaat) tarafından desteklenmektedir.

Dil

Kosova Cumhuriyeti’nin resmi dilleri Arnavutça ve Sırpçadır. Ayrıca ülke sınırları içerisinde Türkçe, Boşnakça ve Romanca da konuşulmaktadır. Ayrıca bu diller de resmi olarak da kabul edilmektedir. Türkçe bugün Prizren, Mamuşa, Priştine, Mitroviça, Vıçıtırın, Gilan belediyelerince resmi olarak da kabul edilmektedir. Bunun yanı sıra ülkenin Gora bölgesinde Boşnakça ile Makedonca arasında bir dil konuşulmaktadır.

Din

Ferizovik’te cami ve Ortodoks kilisesi

Kosova nüfusunun büyük çoğunluğunu Müslümanlar oluşturmaktadır. Ülke nüfusunun yaklaşık yüzde 95’lik dilimi Müslümanlardan oluşur. Resmi bir dini olmayan ülkede Sufizm ve Bektaşilik oldukça yaygındır. Bunun yanı sıra nüfusun geri kalanının yaklaşık yüzde 4’lük kısmını da Hristiyanlar oluşturur. Bunun büyük kısmı da Sırbistan Ortodoks Kilisesi’ne bağlı nüfustur. Ayrıca Roman Katolik Kilisesi’ne bağlı Hristiyan nüfus da ülkede mevcuttur.

Etnik yapı

Kosova Cumhuriyeti’nde yaşayan etnik gruplar, en geniş tanım ve tabirleri ile, Arnavutlar,, Sırplar, Boşnaklar, Romlar, Türkler, Goralılar, Torbeşler, Aşkalilerdir. Bu isimlendirmelerden bazıları büyük, bazıları da küçük bir topluluğu belirtir. Söz konusu etnik grupların nüfus oranları tam olarak bilinmemektedir. Ülkede 1999 yılı öncesinde ve özellikle 1999 ile beraber sürekli bir değişkenlik gösteren demografik durumlar, bu durumu doğurmuştur. Ülkeden ayrılanlar, ülkeye gelenler, kimlik gelgitleri gibi etkenlere, uzun süreden beri Kosova’da etnik yapı bilgisine yönelik nüfus sayımı yapılmamasını da eklemek gerekir. Şimdilik Kosova Cumhuriyeti’nde %85-90 civarı Arnavut, %3-4 Sırp, %3-4 diğer halklar şeklinde bir oran öne sürülmektedir.

Kosova Türklerinin bugünkü nüfusu dilsel açıdan incelendiğinde 20.000 kişi civarında olduğu düşünülmektedir. Yugoslavya döneminde yapılan nüfus sayımlarına göre Kosova Türklerinin sayısı 12.500 olarak kaydedilmiştir. 1999 yılındaki Kosova Operasyonundan sonra Birleşmiş Milletler denetiminde, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) tarafından yapılan nüfus kayıtlarında Kosova vatandaşlarının millî mensubiyetinden ziyade konuştukları diller sorulmuştur. Bu verilere göre, Kosova’da yaklaşık 20.000 kişinin Türkçe konuştuğu kaydedilmiştir. 1989 yılına kadar resmî dil olarak kabul edilen Türkçe, 1999 yılından sonra BM önderliğindeki uluslararası güç tarafından resmiyetten kaldırılmıştır.

Şehirler

  • Priştine: 198.214
  • Prizren: 178.112
  • Ferizovik: 108.690
  • İpek: 95.723
  • Yakova: 94.158
  • Gilan: 90.015
  • Poduyeva: 87.933
  • Mitroviça: 71.601 (Güney)
  • Vıçıtırın: 69.881
Siyaset

Kosova Cumhuriyeti, parlamenter temsilî demokrasi ile yönetilir. Yürütme erki, Kosova başbakanının liderliğindeki Kosova hükümeti tarafından sağlanır.

Kosova’da Arnavut ve Sırpların siyasî arenada birden çok partileri vardır. Türkler iki (2010 itibarıyla) ve Goralılar tek parti ile siyasi düzlemde temsil edilmektedirler.

Kosova Türklerinin tek siyasî temsilcisi 2010 yılında dek Kosova Demokratik Türk Partisi olmuştur. KDTP, 1990 yılından itibaren çok partili sisteme geçişle Kosova Türklerini siyasi arenada temsil etmektedir. Savaştan sonra 3 dönem genel seçimlerde milletvekili elde eden KDTP, 2008’de de mecliste milletvekili, bakan ve de bakan yardımcılığı ile temsil edilmiştir. 2010 yılında KDTP’nin yanında Kosova Türk Birliği Partisi de siyasi arenaya katılmış ve 2010 genel seçimlerinde de yer almıştır.

Dış ilişkiler

Kosova’yı ilk tanıyan ülke Kosta Rika, ikinci ülke Amerika Birleşik Devletleri olmuştur. Türkiye, Arnavutluk, Birleşik Krallık ve Afganistan da Kosova’yı tanıyan ilk ülkelerdendir.

Bu bağımsızlığı tanımayacağını ilan eden Yunanistan, Kıbrıs Cumhuriyeti, Sırbistan ve Rusya´ya göre burası hâlen Sırbistan’a bağlı özerk bir bölgedir.

Bağımsızlık ilanı sonrasında Kosova’yı tanıyan ülkeler arasına Japonya, Macaristan ve Hırvatistan da katılmıştır. En son Antigua ve Barbuda 20 Mayıs 2015 tarihinde Kosova’nın 17 Şubat 2008’de tek taraflı olarak ilan ettiği bağımsızlığını resmen tanıyan 111. ülke olmuştur. Bu tanıma süreci sürekli gelişerek devam edecek bir seyir izlemektedir.

10 Eylül 2012 gününe dek gözetimli bağımsızlık altında bulunan Kosova bu tarihten itibaren ise tam bağımsız olarak yoluna devam etmektedir.

Mutfak

Flia, Kosova'da geleneksel Arnavut mutfağının en çok tercih edilen yemeklerinden biridir

Sırbistan, Arnavutluk, Türkiye ve Yunan mutfağı esintilerinin görüldüğü Kosova’da karşınıza çıkacak en iyi restoranlar genelde büyük şehirlerin yakınlarındaki köylerdir. Özellikle et yemekleri ve deniz ürünlerinin ağırlıkta olduğu Kosova mutfağında alabalık, levrek ve somon oldukça yaygın ve popülerdir. Pek çok Avrupa ülkesine göre daha ucuz olduğu söylenebilecek Kosova’da pek çok börek çeşidiyle karşılaşacaksınız. Aynı zamanda ayran ve yaprak sarması gibi Türk mutfağına özgü tatlara da rastlayacağınız ülkede flia adını verdikleri hamur işi hemen her restoranda mevcuttur.

Kosova’da Bulunan Türkiye Dış Temsicilikleri

Priştine Büyükelçiliği
Adres: Rruga İsmail Qemali No: 59 Arberia – Priştine – Kosova
Telefon: 00 381 38 226044
Faks: 00 381 38 226031
embassy.prishtina@mfa.gov.tr

Görev Bölgesi: Prizren Başkonsolosluğu görev alanı hariç tüm Kosova

Prizren Başkonsolosluğu
Adres: Hotel Classic Prizren Shuaip Spahiu PN 20.000 Prizren- Kosova
Telefon: +381 29 223 333
Görev Bölgesi: Prizren, Dragash, Rohovec, Suhareka ve Mamuşa

Beğen
Beğen Muhteşem Haha İnanılmaz Üzgün Kızgın

Kongo Cumhuriyeti

Kongo

Başkent Brazzaville
Resmî diller Fransızca, Kongo/Kituba, Lingala
Yönetim Şekli Anayasal Cumhuriyet
Yüzölçümü 342.000 km²
Nüfus 4.492.689
Nüfus Yoğunluğu 13,1 kişi/km²
Para birimi Orta Afrika CFA frangı (XAF)
Zaman dilimi WAT (UTC+1)
Telefon kodu +242
İnternet TLD .cg

Kongo Cumhuriyeti, Afrika kıtasının orta batı bölümünde yer alan bir ülkedir. Kongo-Brazzaville olarak da adlandırılan ve 1969 ile 1991 yılları arasında Kongo Halk Cumhuriyeti olarak varlığını sürdüren ülkenin sınır komşularını (kuzeyden saat yönünde ilerlendiğinde) Kamerun, Orta Afrika Cumhuriyeti, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Angola’ya bağlı olan ancak anakara ile fiziki bağlantısı bulunmayan Cabinda bölgesi, Gabon ve Atlas Okyanusu oluşturmaktadır. Ülkenin başkenti Brazzaville’dir.

Coğrafya

Kongo Havzası’nın en kuzeybatı bölgesinde yer alan ülkede Kongo nehri ve Ubangi nehri ülkenin doğu ve güneydoğu bölgelerinde sınır oluşturmaktadır. Başkent Brazzaville, Kongo nehrinin bir göl gibi genişlediği Malebo Havuzu üzerinde yer almakta olup, nehrin diğer kıyısında komşu ülke Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nin başkenti Kinşasa yer almaktadır. Bu durumları ile Brazzaville ve Kinşasa dünya üzerinde birbirine en yakın başkentler statüsünü elde etmektedir.

Ekvator üzerinde kıtanın orta batı bölümünde yer alan ülke bitki örtüsü ve yaban hayat açısından zengin çeşitliliğe ve doğal alanlara sahiptir. Ülkenin toplamda sahip olduğu 5.504 km’lik kara sınırdan 201 km’si Angola (Cabinda bölgesi), 523 km’si Kamerun, 467 km’si Orta Afrika Cumhuriyeti, 2.410 km’si Demokratik Kongo Cumhuriyeti, 1.903 km’si Gabon ile oluşurken, ülkenin ayrıca Atlas Okyanusu’nda 169 km’lik sahil şeriti bulunmaktadır.

Kongo Cumhuriyeti Bayrağı

Kongo Cumhuriyeti bayrağı ilk olarak 18 Ağustos 1959 tarihinde göndere çekilmiş, 1969 ile 1991 yılları arasında komünist rejim ile doğru orantılı değişime uğramış, 10 Haziran 1991 tarihinde yeniden ülkenin resmi bayrağı olmuştur.

Bayrak Pan-Afrika renkleri olan yeşil, sarı ve kırmızı renklerden oluşmaktadır. Bayrakta bulunan yeşil renk ülkenin doğasını sembolize ederken, diğer iki şerite göre daha dar olan sarı renk ülkenin zengin doğal kaynaklarını, kırmızı ise bağımsızlık mücadelesini ifade etmektedir.

1969 ile 1991 yılları arasında ülkeyi yöneten komünist rejim, bayrağı rejim gereği Sovyetler Birliği bayrağına benzetmiş ve kırmızı zemin üzerine sosyalizmin simgeleri olan sarı yıldız, çekiç, çapa eklemiş ve bunları sağlı sollu iki adet dal ile çevrelemiştir.

Arma

Kongo Cumhuriyeti arması, Afrika ülkesi Kongo Cumhuriyeti tarafından kullanılan resmi devlet armasıdır.

Armanın orta kısmında bulunan altın sarısı zemine sahip ve ortasında dalgalı yeşil bir şerit bulunan kalkan içerisinde yeşil dil ile ön ve arka pençelere sahip arka patileri üzerinde duran ve ön patisinde yanan bir meşale tutan, heraldik açıdan da sağa bakan kırmızı bir aslan bulunmaktadır. Kalkanın üzerinde yeşil bir iç şapkaya sahip olan, altın sarısı renge sahip tahta taç dişleri bulunan ve taçın üzerinde ülkenin Fransızca ismi olan Kongo Cumhuriyeti (République du Congo) yazısına sahip taç bulunmaktadır. Kalkanın her iki yanından da arka kısmından birbirine zıt bir şekilde kırmızı bir zemin üzerinde duran ve gövdelerinin sadece ön tarafı gözüken iki adet siyah fil konuşlandırılmıştır. Ahşap kırmızı zemine dolanan slogan bandında ise Fransızca Birlik, İş, İlerleme (Unité, Travail, Progrès ) yazmaktadır.

Kongo Cumhuriyeti, 15 Ağustos 1960 tarihinde bağımsızlığını kazandığında bugünkü ile aynı olan armayı resmi olarak kullanmaya başlamıştır. 1969 yılında ülke içerisinde gerçekleştirilen devrim ile hem ülkenin ismi, hem bayrağı hem de arması zaman içerisinde değiştirilmiştir. Bu devrim neticesinde yeni ismi Kongo Halk Cumhuriyeti olarak 1969-1991 yılları arasında devrime ve rejime uygun, diğer sosyalist cumhuriyetlerde de görülebilen simgelerle bir arma kullanılmıştır.

Ülke İsmi

Kongo Cumhuriyeti geçmişinde birçok kez resmi adında değişiklik yaşanmış olup, belli dönemlerde komşu ülke Demokratik Kongo Cumhuriyeti ile resmi olarak aynı isim kullanılmıştır. Aşağıdaki tabelada Kongo bölgesinin tarihsel isimleri yer almaktadır.

tb
İklim

Ekvator çizgisinin ülkeyi neredeyse ikiye böldüğü Kongo Cumhuriyeti’nde bu özelliği nedeniyle tropikal iklim gözlemlenmektedir. Ülke içerisinde yıl içerisinde yaşanan iki yağmur sezonundan ilki Ocak-Mayıs dönemlerinde yaşanırken, ikinci yağmur sezonu Ekim-Aralık arasında yaşanmaktadır. Yıllık yağış ortalaması sahil kesiminde daha da az olmak üzere 1400 ile 1900 mm düzeyindedir. Atlas Okyanusu sahil şeritindeki dar kıyı ovalarında gözlemlenen Mangrov ve savan alanlarından ülkenin iç kesimlerine doğru ilerlendiğinde yüksek platolar gözlemlenmekte olup, Gabon sınırı yakınlarında 1.040 m yükseltilere ulaşmaktadır. Ülke topraklarının yarıdan fazlası, %57,2’si tropikal yağmur ormanları ile kaplı olan Kongo’nun, kuzeydoğu bölgelerinde Ubangi nehri ve Sanga nehrinin alt kısımlarında geniş bataklık alanları yer almaktadır.

Nüfus

Nüfus dağılımı

Ülkede 2013 tahmini nüfus sayım verilerine göre 4,492,689 kişi yaşamaktadır. Ülke genelinde nüfusun yaş ortalaması 19,2 düzeyinde olup, nüfus yoğunlu km2’ye 11 nüfus ile düşük yoğunluk oluşturmaktadır.

Kongo Cumhuriyeti genç bir nüfusa sahip olup, 2016 tahmini verilerine göre %58,79’u 0-24 yaş aralığındadır. Ülkenin sadece %3,03’ü 65 yaş ve üzerindedir.

0-14 yaş: %41.53 (erkek 1,016,677/kadın 998,331)
15-24 yaş: %17.26 (erkek 419,248/kadın 418,397)
25-54 yaş: %34 (erkek 831,091/kadın 818,853)
55-64 yaş: %4.18 (erkek 101,118/kadın 101,879)
65 yaş ve üzeri: %3.03 (erkek 64,519/kadın 82,299)

Etnik gruplar

Kongoluların %98’i kendisini Bantu etnik grubuna mensup olarak ifade etmektedir. Nüfusun %40’ı Bantu grubunun bir kolu olan Baskongo ve Vil-Kongo etnik gruplarına mensup olup, %25’i Batéké, %12’si Mboschi, %11’i Kuyu ve %6 Bavili etnik grubuna dahildir. Ülkenin kuzeydoğusundaki ormanlık ve bataklık alanlarında yaşayan Pigmeler ise nüfusun sadece %1’ini oluşturmaktadır. Ülke genelinde az sayıda Avrupalı da yaşamaktadır.

Dil

Kongo Cumhuriyeti’nde Fransa’nın sömürgesi olması nedeniyle bağımsızlık sonrası sömürge devletinin miras olarak bıraktığı Fransızca dili ülkenin resmi dili olmuştur. Fransızca haricinde Kongo Cumhuriyeti anayasasında Lingála ve Kituba dilleri ülke içerisinde ulusal iletişim dilleri olarak ifade edilmiştir. Lingála dili ülkenin kuzey bölgelerinde yaşayana nüfusun yarısı tarafından konuşulan bir dil konumundayken, Kituba dili ülkenin güney bölgelerinde yaşayan nüfusun büyük çoğunluğu tarafından konuşulmaktadır. Bu diller haricinde küçük halk toplulukları tarafından konuşulan geleneksel Kikongo, Mbosi, Koyo ve Teke dilleri mevcuttur.

Din

Ülke genelinde nüfusun %50’si Hristiyan dinine mensuptur. Fransa sömürgesi olduğu dönemlerde gerçekleştirilen yoğun misyonerlik faaliyetleri neticesinde yerel dinlerden Hristiyan dinine geçen Kongoluların birçoğu da katolik mezhebine bağlı olarak dinini yaşamaktadır. Ülke nüfusunun hristiyan dinine mensup topluluklarının %40’ı katolik mezhebinde iken, %10’u Protestan, %2’si ise 19. yüzyılda Almanya’da ortaya çıkan bir hristiyanlık olan Yeni Apostolik Kilise’yi benimsemektedir. İslamiyet Kongo Cumhuriyeti’nde yoğun olarak görülen bir din olmayıp, ülke nüfusunun sadece %2’si islami değerlere uygun yaşantısını sürdürmektedir. Ülke nüfusunun %48’lik dilimi ise Animizm ve diğer Afrika yerel dinlerine inanmaktadır.

Din
Oran
Katolik %40
Protestan %10
Animizm %48
İslam %2

Sosyal durum

Eğitim

Ülke genelinde okuma yazma oranı yüksek bir seviyede olup, 2003 verilerine göre bu oran %83.8 düzeyindedir. Erkeklerde %89.6 olan okuma yazma oranı, kadınlarda %78.4 seviyesindedir.Eğitim giderleri için GSYİH’den 2001 ile 2005 yılları arasında ayrılan pay 1991 yılında ayrılan paydan daha düşük bir konumda gerçekleştirilmiştir. Üniversite eğitiminin de mümkün olduğu ülkede, 16 yaşına kadar devlet tarafından ücretsiz eğitim alınması sağlanan okullara gitme mecburiyeti bulunmaktadır.

Sağlık

Ülkenin büyük bir nüfusunun açlık sınırının altında bir yaşam sürdürdüğü Kongo Cumhuriyeti’nde, 2010 yılı verilerine göre GSYİH’nin sağlık giderlerine ayrılan pay %2,5 düzeyinde yer almıştır. 2013 verilerine göre ülke genelinde ortalama yaşam 55,6 düzeyinde gözlemlenmekte olup, bu oran erkeklerde 54.27, kadınlarda ise 56.96 seviyesindedir.

Tarih

Kongo, ilk olarak 15. yüzyılda Kongo nehri ağzından Portekiz gezginlerin ve tüccarların gelmesi ile Avrupalılar ile tanışmıştır. O dönem bu bölgede hakimiyet süren Kongo Krallığı, Portekizli tüccarlar ile ticari faaliyetlerde bulunmuşlardır.

Fransız Ekvatoral Afrikası

1880’li yılların sonlarında Fransız hakimiyetin giren bölgede, İtalyan asıllı bir Fransız olan Pierre Savorgnan de Brazza (günümüzde Brazzaville onun adını taşımaktadır), Belçika kralı II. Léopold’un gönderdiği temsilciler ile mücadele ederek Kongo Havzası’nın Fransız hakimiyeti altına girmesi için uğraşta bulunmuştur. 15 Kasım 1884’ten 26 Şubat 1885 tarihleri arasında gerçekleştirilen Berlin Konferansı ile birlikte Avrupalı devletler günümüzde Demokratik Kongo Cumhuriyeti olan bölgeyi II. Léopold’un özel mülkü olarak kabul ederek kullanımına vermişlerdir. Burada Fransa 5 Şubat 1885 tarihinde diğer Kongo katılımcıları ile sınır çizgileri konusunda anlaşmaya vararak bölgelerini belirginleştirmiştir. Buna ek olarak 1882 ile 1891 yılları arasında çeşitli dönemlerde Kongo ile Ubangi nehirlerinin batısında kalan bölgelerin yerel liderleri ile kendilerini koruma vaadleri ile yapılan anlaşmalarla söz konusu nehirler sınır olarak belirlenmiştir.

1910 yılında günümüzde Kongo Cumhuriyeti (o dönem Merkez Kongo), Gabon, Orta Afrika Cumhuriyeti ve Çad olan sömürge bölgelerini Fransız Ekvatoral Afrikası adı altında birleştiren Fransa, bölgenin başkentini de Brazzaville olarak belirlemiştir.

Kongo nehrinin aşağı kısımları gemi taşımacılığına uygun olmadığı için 1924 ile 1934 yılları arasında Brazzaville ile liman kenti Pointe-Noire arasında demiryolu bağlantısı sağlayan Fransa, bu şekilde bu bölgede faaliyetlerini devam ettirebilmiştir. 1940 yılında Fransa’nın yenilgisi ile sonuçlanan II.Dünya Savaşı neticesinde koloni yönetimi Charles de Gaulle önderliğinde oluşturulan Özgür Fransa hareketinin yanında yer almış, Brazzaville’de bu hareketin sözde başkenti olarak belirlenmiştir. Bölge 1945’ten bağımsızlığın elde edildiği yıla kadar Paris’teki ulusal mecliste Jean Félix-Tchicaya tarafından temsil edilmiştir.

28 Eylül 1958 yılında Fransız Ekvatoral Afrikası kolonisinin Fransa tarafında lav edilmesi ile birlikte oluşturulan dört farklı koloniden biri olan Merkez Kongo, 28 Kasım 1958 yılında yapılan isim değişikliği ile Kongo Cumhuriyeti olarak adlandırılmış ve 15 Ağustos 1960 tarihinde de Kongo bağımsızlığına kavuşturulmuştur.

1960-1992 dönemi

1960 yılında kazanılan bağımsızlık ile ülkenin ilk devlet başkanlığı görevine eski bir katolik papaz olan Fulbert Youlou getirilmiştir. Youlou, 1963 yılına kadar sürdürdüğü görevi boyunca ülkede etnik ve siyasi çatışmaların yaşanmasına engel olamamış, yaşanan olumsuzluklar üzerine 1963 yılında gerçekleştirilen darbe ile görevinden uzaklaştırılmıştır. Bu darbe sonrası kısa bir süre askeri rejim ile yönetilen ülkede Aralık 1963 tarihinde gerçekleştirilen seçimlerde Alphonse Massemba-Débat devlet başkanlığına seçilmiş, Pascal Lissouba ise başbakan olmuştur.

Ülke Şubat 1964’te Çin ile Mart 1964’te ise Sovyetler Birliği ile diplomatik ilişkilere başlamış, 10 Ocak 1966 yılında ise ülkenin tek yasal partisi olan ve parti programında partinin devletin en yüksek organı olarak ifade edildiği Mouvement National de la Révolution (MNR) kurulmuştur. Ülkenin sahip olduğu askeri güç ise 23 Haziran 1966 tarihinde Ulusal Halk Ordusu ismini almıştır. Ağustos 1968 yılında gerçekleştirilen yeni bir darbe ile görevden uzaklaştırılan devlet başkanı Massamba-Debat’ın yerine kısa süreliğine Alfred Raoul devlet başkanlığı makamına oturmuş, 31 Aralık 1968 tarihinde yapılan yeni bir değişiklik ile de Marien Ngouabi bu görevi üstlenmiştir. Ngouabi devlet başkanlığı döneminde ülkenin isminde ve bayrağında değişikliğe gitmiş, sosyalist simge ve isimler ile ülkesini Sovyetler Birliği’nin yakın müttefiki konumuna getirmiştir. 31 Aralık 1969 tarihinde yapılan bu değişiklikler sonucunda ülkenin adı Kongo Halk Cumhuriyeti olmuş, kurduğu Marksist-Leninist ideolojisindeki Parti Congolais du Travail-PCT (Kongo İşçi Partisi) ülkenin tek yasal partisi konumuna getirilmiş ve ulusal meclis lav edilmiştir. Ülke tek partili, komünist sistem içerisinde diğer tüm sosyalist ülkelerin olduğu gibi Sovyetler Birliği ile iyi ilişkiler içerisinde bulunmuş ve Doğu Bloku’nun bir parçası olmuştur. 18 Mart 1977 yılında öldürülene kadar iktidarda kalan Ngouabi, bu tarihte uğradığı saldırı sonucu hayatını kaybetmiş, yerine Joachim Yhombi-Opango devlet başkanlığı makamına getirilmiştir. Yhombi-Opango’da yolsuzluk ve parti programını dışına çıktığı gerekçeleri ile görevinde alınmış, 5 Şubat 1979 tarihinde ise Denis Sassou-Nguesso bu makama getirilmiştir.

Sovyetler Birliği’nin yıkılışına kadar mevcudiyetini sürdüren ülke, 10 Haziran 1991’de ülke isminden Halk ibaresinin kaldırılmasıyla, bayrak ve armada yapılan değişiklikler ile tekrar günümüzde de varlığını sürdüren Kongo Cumhuriyeti ismini alarak, komünist düzenden tekrar demokratik bir yapıya geçmiştir.

1992’den günümüze

Sovyetler Birliği’nin yıkılması ile siyasi düşüncede de yaşanan değişimler ile tek partili sistemden vazgeçen ülke, yeniden çok partili bir düzene geçmiş, bu bağlamda 1992 yılında yapılan ilk bağımsız seçimlerde Sassou-Nguesso’yu yenen Pascal Lissouba devlet başkanlığı koltuğuna oturmuştur. 31 Ağustos 1992’de göreve gelen Lissouba, Kasım 1992’de meclisi fesh ederek, 1993 seçimlerine girmiş ve tartışmalı bir şekilde kazanmıştır. Yaşanan bu durum karşısında ülkede ortaya çıkan çatışma ve düzensizlik Şubat 1994’e kadar devam etmiştir.

Temmuz 1997 için planlanan seçimler öncesinde Lissouba ve Sassou-Nguesso destekçileri arasında başlayan çatışmalar neticesinde, devlet başkanı Lissouba’nın askeri birlikleri 5 Haziran’da Sassou-Nguesso’nun Brazzaville’de bulunan evini çevrelemesi ve Sassou-Nguesso’nun kendi birliklerine saldırma emri vermesi üzerine şiddetlenen çatışmalar dört ay boyunca sürmüş, bu dönemde başkent Brazzaville büyük hasar görmüştür. Ekim 1997’de Angola askeri birliklerinin, eski devlet başkanı Sassou-Nguesso’nun yanında çatışmalara müdahale etmesi sonucu Ekim ortası Lissouba devrilerek Sassou-Nguesso yeniden devlet başkanı makamına getirilmiştir. Sassou-Nguesso son olarak 2016 yılında gerçekleştirilen seçimleri de kazanarak günümüzde de Kongo Cumhuriyeti’nin devlet başkanlığı görevini yürütmektedir.

2009 yılında kaldırılan başbakanlık makamının Nisan 2016’da yeniden oluşturulması ile birlikte Clément Mouamba yedi yıl aradan sonra ülkede ilk başbakan olarak bu makama getirilmiştir. Mayıs 2016 itibarıyla da kabinesini oluşturan Mouamba, görevine başlamıştır.

Belçika Kralı II. Leopold’un Kongo Katliamı

Fotoğraftaki adam, kendisi gibi köle olan ve yeterince kauçuk toplayamadığı için cezalandırılan 5 yaşındaki kızının kesilen sol eli ve sağ ayağına bakıyor.

Bu fotoğraf, 1900′lü yılların başında, Belçika Kralı II. Leopold’un Afrika’daki sömürgelerinden biri olan Kongo’da, bir din adamı tarafından gizlice çekildi.

Fotoğraftaki adam, kendisi gibi köle olan ve yeterince kauçuk toplayamadığı için cezalandırılan 5 yaşındaki kızının kesilen sol eli ve sağ ayağına bakıyor.

Bu korkunç fotoğraf 1885 ve 1908 yılları arasında Kral Leopold’un Afrika’daki hâkimiyeti süresince işlenen 5 milyon cinayet ve sayısız işkenceden sadece birisinin tanığı ve Kral Leopold’un, Afrika’da sahip olduğu topraklardan elini çekmesi ile sonuçlanan medya tepkisini başlatan belgelerden birisi.

Belçika’nın 1835 ile 1909 seneleri arasında yaşayan kralı İkinci Leopold bir "sömürge" imparatorluğu kurma hayaline kapılıp adamlarına Kongo’yu işgal ettirmiş ve bu hevesi yüzünden en az on milyon Afrikalı işkence ve kötü muamelelerden dolayı hayatını kaybetmişti. 1897’de genç bir memur tarafından ortaya çıkarıldı. Memurun olup bitenlerden şüphelenip Kongo’da meydana gelenleri yansıtmasına rağmen, Belçika’da ve Leopold ile işbirliği yapan diğer ülkelerde tık çıkmadı ve cinayetlere o zaman hiçbir tepki gelmedi.

İkinci Leopold, Afrika’nın ortasındaki bu bölgeyi işgal etmeye çalıştı ama parlamento arzusuna sıcak bakmayınca farklı bir formül geliştirdi. Hazinesinden borç alarak bir yardım cemiyeti gibi görünen "Uluslararası Afrika Derneği"ni kurdu, dönemin en ünlü kâşiflerinden Stanley’i Kongo’ya gönderdi, kendi başına bir sömürge yönetimini kurdurdu ve 1885’te toplanan Berlin Konferansı’nda büyük güçler tarafından "Kongo’nun Hakimi" olarak kabul edildi.

Artık insanlık tarihi boyunca yapılan en arsız ve acımasız soykırımlardan birinin mimarıydı ve bir Belçika başbakanının da dediği gibi "İnsanlara limon muamelesi yaptı, suları bitinceye kadar sıktı ve sonra bir kenara fırlattı."

Belçika Kralı 2.Leopold

Leopold, Afrika’ya hiç gitmedi ama Kongo’yu dev bir toplama kampı haline getirdi. Kongo’da terör estiren adamları, yerlilerin kellelerini bahçelerinde heykel olarak sergiliyor, Naziler’in benzer hareketlerinin ilk örnekleri, Kongo’da yaşanıyordu.

Kongo’da, sadece 1890 ile 1905 yılları arasında, yaklaşık on milyon yerli öldürüldü. Leopold’ün adamları köle olmak istemeyen çocukların ellerini kesiyor, kestikleri elleri tütsüleyip saklıyordu ve pazar günleri çalışmak istemeyen 60 yerli, Bir Belçikalı "görevli" tarafından herkesin gözü önünde vuruluyordu.

Leopold, lastik ve fildişi ticareti için zorla çalıştırılan milyonlarca kişinin dışında boşduran çocukları da çalıştırmak için üç ayrı koloni kurdu ve ordusunu güçlendirmeye uğraştı. Bütün bunlar uluslararası camiada ses getirmiyor ama başı özel zevkleri yüzünden derde giriyordu. Mesela, İngiltere’den getirttiği ve yaşları on ila on beş arasında olan bakireler yüzünden İngiliz mahkemelerinde adı geçiyor ama zamanın anlı şanlı kâşifleri ve gazetecileri tarafından "Kongo’ya medeniyet götürdüğü" iddaalarıyla yere göğe sığdırılamıyordu.

Kadınları ve çocukları esir alan sömürgeciler köyün erkeklerine de belirli bir kota veriyorlar ve bu miktarı getirmelerini istiyorlardı. Kocalar belirtilen miktarda kauçuk ile dönmedikleri takdirde "Chicotte" denilen hipopotom derisi ile yapılan kırbaçlar ile dövülüyor ve çocuklarının elleri kesiliyordu. Askerler arasında kim daha fazla toplayacak gibi yarışlar yapılıyordu..

Belçika Kralı’nın bu zorba rejimi, bir denizcilik şirketinde çalışan yarı Fransız yarı İngiliz olan Edmund Dene Morel sayesinde sona erdi. Morel, Kongo’da olup bitenlerden şüphelenmiş ve araştırmaya başlayınca patronları tarafından başka yere gönderilmeye çalışılması üzerine istifa ederek gazeteciliğe başlamıştı.

Belçikalılar tarafından elleri kesilmiş Kongolu çocuklar

Gazetelerde 1900’lü yılların başından itibaren çıkmaya başlayan yazıları Avrupa’nın gözünü açtı ve Morel, destek sağlamak için üç yıl boyunca pekçok ülkeyi dolaşıp dünya tarihinin ilk sivil toplum protestosunu başlattı.

Leopold’ün yaptıklarını manşetlere taşıdı, yakılan köyler ile sakat edilmiş Kongolular’ın resimlerini yayınlattı, Mark Twain ve Sir Arthur Canon Doyle gibi o zamanın tanınmış yazarlarının desteklerini sağlayıp Leopold’ü kınayan yürüyüşler düzenledi.

Leopold, bu protestolar sayesinde 1908’de elerini Kongo’dan çekmek zorunda kaldı ve bir yol sonra da ölüp gitti.

Ve bir not: Köleleri kendi yediğinden yedirip, kendi giydiğinden giydiren, şefkatle muamele edip para karşılığı çalıştıran ve sonunda özgürlüğünü veren Osmanlı’yı gözü dönmüş gibi eleştirenler milyonlarca Afrikalı’yı insanlık dışı muamelerle kişiliksizleştirdi, yer altı ve yer üstü zenginliklerini tüketene kadar gaspetti ve korkunç yöntemlerle insanlarını katletti.

Avrupalılar geldiklerinde onların elinde İncil, bizim elimizde ise topraklarımız vardı. Bize gözlerimizi kapatıp dua etmeyi öğrettiler. Gözlerimizi açtığımızda baktık ki İncil bizim elimizdeydi. Topraklarımız ise beyazların olmuştu."

Jomo Kenyatta [Kenya’nın kurucu devlet başkanı]​
,,

Siyaset

Kongo Cumhuriyeti, 15 Ağustos 1960’ta Fransa’dan bağımsızlığını kazanmıştır.

1963 yılında Alphonse Massamba-Debat’nın Cumhurbaşkanlığıyla birlikte sosyalizme ve tek parti rejimine yönelmiştir. 1968 yılında Marien Ngouabi’nin Cumhurbaşkanı olmasıyla birlikte sosyalist eğilim güçlenmiş, bugün hala iktidarda olan Kongo Emek Partisi kurulmuş ve ülke 1970 yılında Kongo Halk Cumhuriyeti adını almıştır. Ngouabi, 1977 yılında bir cinayete kurban gitmiştir.

Halihazır Cumhurbaşkanı Denis Sassou Nguesso ilk kez 1979’da iktidara gelmiş ve büyük ölçüde Ngouabi’nin çizgisinde bir yönetim sergilemiştir. İki kutuplu dünya düzeninin ortadan kalkmasıyla birlikte birçok Afrika ülkesinde olduğu gibi Kongo’da da 1991 yılında bir “Ulusal Konferans” toplanmış, Kongo Cumhuriyeti adına geri dönülmüş ve 1992 yılında yeni bir Anayasa kabul edilmiştir. Aynı yıl yapılan çok partili seçimlerde Pascal Lissouba Cumhurbaşkanı olmuş, Bernard Kolelas ikinci, Sassou Nguesso üçüncü gelmiştir. Sassou Nguesso’nun seçimlerin ikinci turunda Lissouba’yı desteklemesine rağmen zaman içinde üç lider arasında siyasi çekişmeler artmış ve her bir liderin destekçileri arasında iç savaşa dönüşen çatışmalar meydana gelmiştir. 1997 yılında Denis Sassou Nguesso savaşı kazanmış ve yönetimi ele geçirerek Anayasayı feshetmiştir. Ancak başkent Brazavil’e yakın Pool bölgesinde etnik temelli çatışmalar 2003 yılına kadar sürmüştür.

2002 yılında yeni bir Anayasa kabul edilmiştir. İzleyen yıllarda, ülke ekonomisine büyük zarar veren savaştan sonra düzen yeniden tesis edilmiş, Cumhurbaşkanlığı makamı güçlendirilmiş, görev süresi 7+7 yıl olarak belirlenmiş, Başbakanlık makamı ortadan kaldırılmıştır. Tekrar çok partili ve çok adaylı olarak düzenlenen seçimlerde Denis Sassou Nguesso 2002 ve 2009’da Cumhurbaşkanı seçilmiştir.

Cumhurbaşkanı Denis Sassou Nguesso’nun görev süresi biterken ve 2002 Anayasasına göre yeniden seçilme hakkı bulunmazken bir Anayasa değişikliğine gidilmiştir. Anayasa değişikliği referandumu, 25 Ekim 2015 tarihinde gerçekleşmiş; “evet” oylarının kullanılan oyların % 94,31’ini oluşturduğu açıklanmıştır. Yeni Anayasanın yürürlüğe girmesinin ardından, 20 Mart 2016 tarihinde yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ilk turunda oyların % 60,19’unu alan mevcut Cumhurbaşkanı Sassou Nguesso yeniden (bu defa yeni Anayasa çerçevesinde 5 yıl için) Cumhurbaşkanı seçilmiştir. Bu vesileyle Başbakanlık makamı yeniden tesis edilmiştir. Clément Mouamba 23 Nisan 2016 tarihinde Başbakan olarak atanmıştır.

2017 yılında milletvekili genel seçimleri, Senato seçimleri ve yerel seçimler gerçekleştirilmiştir. Seçimler sonucunda iktidardaki Kongo Emek Partisi (PCT) 151 sandalyeli Ulusal Mecliste 96 sandalyeye, 72 sandalyeli Senatoda 44 sandalyeye ulaşmıştır. Belli başlı belediyelerin başına da yine iktidarı destekleyen başkanlar gelmiştir. 22 Ağustos 2017 tarihinde yine Clément Mouamba Başkanlığında yeni bir Hükümet kurulmuştur.

Öte yandan, 2016 Cumhurbaşkanlığı seçiminin hemen sonrasında, 4 Nisan 2016 tarihinde Brazavil’in bazı semtlerine Pool vilayeti kaynaklı “Ninja” milislerine mensup kişilerce saldırılması sonrasında, milislerin üslendiği sözkonusu vilayetin batısındaki ormanlık arazide askeri bir operasyon başlatılmış, sonucunda 100.000’den fazla vatandaş göç etmek zorunda kalmıştır. “Ninja” milislerin karşı saldırıları sonucunda ülkenin başlıca limanı olan Pointe-Noire ile Brazavil arasındaki demiryolu çalışamaz hale gelmiş ve Brazavil’de petrol ürünlerinin tedariki güçleşmiştir. Nihayet 23 Aralık 2017 tarihinde Hükümet ile Ninja milisler arasında bir ateşkes anlaşması imzalanmıştır. Halen “Ninja” milislerin topluma yeniden kazandırılması için çalışmalar yapılmaktadır.

İdari yapılanma

Kongo Cumhuriyeti illeri

Kongo Cumhuriyeti üniter bir devlet yapısı ile yönetilmekte olup, toplamda 12 adet ile sahiptir. Merkezi bir yönetim ile yönetilen illerden biri konumunda olan Pointe-Noire Belediye, başkent Brazzaville’de Başkent Belediyesi ile farklı bir statüye sahiptir.

Ülkenin en büyük dört şehir şu şekilde sıralanmaktadır: Brazzaville 1.408.150 kişi, Pointe-Noire 829.134 kişi, Dolisie 128.032 kişi ve Nkayi 63.104 kişi.

Ekonomi

Kongo Cumhuriyetinin başlıca gelir kaynağı petroldür. 2018 yılında üretiminin 300.000 varil/güne ulaşması beklenmektedir. Ülkenin diğer başlıca ihracat geliri, orman ürünleri sektöründen kaynaklanmaktadır.

Ülke geçtiğimiz yıllarda petrol gelirinin önemli bölümünü altyapı yatırımları için kullanmış, özellikle karayolları ve havaalanları olmak üzere ulaşım altyapısını geliştirmiştir. Ancak 2014 yılında petrol fiyatlarının ani düşüşü, kamu gelirlerini de hızla azaltmıştır. Bu nedenle ülke önemli miktarda iç ve dış borç biriktirmiştir. Halihazırda bu borçlar GSYH’nin % 115 ile % 120’si arasındadır.

Kongo Cumhuriyeti, Orta Afrika Ekonomik ve Parasal Topluluğu (CEMAC) üyesi olup, ortak para birimi CFA Frangını kullanmaktadır. CEMAC bünyesinde alınan kararlar uyarınca İMF’yle mali desteği de içerecek bir anlaşma müzakere etmektedir. Kongo Cumhuriyeti bu çerçevede mevcut dış borçlarının yeniden yapılandırılmasını müzakere etmeye de başlamıştır.

Petrol fiyatlarındaki düşüş nedeniyle Kongo Cumhuriyeti’nin nominal GSYH’si 2014 yılında 14,1 milyar ABD dolarıyken 2017 yılında 7,8 milyar ABD dolarına düşmüştür. Benzer şekilde, kişi başına milli gelir de 3492 dolardan 1794 dolara düşmüştür. Bununla birlikte 2018 ve 2019 yıllarında, özellikle artan petrol üretimi sayesinde hem reel, hem nominal GSYH’nin artması beklenmektedir.

Ülke topraklarında var olan zengin yeraltı madenleri ve petrol yatakları olmasına rağmen, ülke genelinde yüksek işsizlik oranı yaşanmakta, yönetim, idari ve ulaşım ağı alanlarında büyük eksiklikler gözlemlenmektedir. Bu tür zenginliklere rağmen ülkenin dış borcu yüksek düzeyde seyretmekte olup, birçok gıda maddesi yurt dışından ithal edilmektedir.

Tarım faaliyetleri yok denecek kadar az olan ülkede, ekimi yapılan birçok ürün şahsi tüketim için ekilmektedir. Şahsi tüketim için genelde manyok, yam, mısır, fındık ve plantains ekimi gerçekleştirilmektedir. Ülkede petrolün yanı sıra kahve, kakao ve şeker kamışı gibi tarım ürünleri de da az da olsa ihraç edebilmek için yetiştirilmektedir.

Yeraltı zenginlikleri açısından birçok madene sahip olan ülkede yüksek miktarda potasyum, demir ve bakır cevheri, altın, fosfat, magnezyum ve boksit bulunmaktadır. Ülkenin ihracat ve ithalat bilgileri şu şekildedir:

İhracat: $12.14 milyar (2012 tahmini)
İhraç ürünleri: Petrol, kahve, kakao, şeker kamışı
İhracat yapılan ülkeler: Çin %38.9, Amerika Birleşik Devletleri %12.9, Fransa %9.5, Avustralya %8.8, Hollanda %6.8, İspanya %5.3, Hindistan %5.3 (2012)
İthalat: $5.835 milyar (2012 tahmini)
İthalat ürünleri: Sanayi ekipmanları, inşaat malzemeleri, gıda maddeleri
İthalat yapılan ülkeler: Fransa %19.2, Çin %13.3, Brezilya %9.0, Amerika Birleşik Devletleri %6.1, Hindistan %5.7, İtalya %4.8, Belçika %4.3 (2012)

Mutfak

Kongo’nun tek bir ulusal yemeği vardır. Sekiz manasına gelen "moambe", sekiz maddeden yapılır; tavuk, balık, fındık, yer fıstığı, pirinç, manyok yaprağı, muz ve acı biber sosu. Ülkede musluk suyu temiz olmadığı için, şişelenmiş suların içilmesi tavsiye edilir. Coca-Cola, Pepsi, Um Bongo gibi içecekler kolaylıkla her yerde bulunabilir. Ayrıca Vitalo gibi yerel içkiler oldukça lezzetlidir. Kırsal alanlarda palmiye şarabı gibi içkileri de deneyebilirsiniz.

Türkiye-Kongo Cumhuriyeti İlişkileri

Türkiye-Kongo Cumhuriyeti siyasi ilişkileri, Kongo Cumhuriyetinin bağımsızlığını kazandığı 1960 yılından beri sürmektedir. 28 Eylül 2000 tarihinde “Ticaret, Ekonomik ve Teknik İşbirliği Anlaşması”nın imzalanması ekonomik ilişkiler için bir mihenk taşı oluşturmuştur.

Kongo Cumhurbaşkanı Denis Sassou Nguesso’nun 2012 Kasım ayında Türkiye’yi ziyareti ilişkilere ivme katmış, bu vesileyle birçok anlaşma imzalanmıştır. İlk Karma Ekonomik Komisyon Toplantısı 2013 Haziran ayında Brazavil’de, müteakip toplantı 2015 Nisan ayında Ankara’da gerçekleştirilmiştir.

Kongo’nun Türkiye’deki Büyükelçiliği 2013 yılında, Türkiye’nin Kongo’daki Büyükelçiliği 2014 yılında açılmıştır. İki ülke Dışişleri Bakanlıkları arasında siyasi istişare mekanizması mevcuttur.

Kongo Cumhuriyeti petrol üretimi sayesinde önemli bir ekonomik potansiyele sahiptir. Son yıllarda bazı inşaat şirketlerimiz Kongo’ya ilgi göstermiş ve önemli projeler gerçekleştirmişlerdir. Bu kapsamda, Brazavil Uluslararası Konferans Merkezi, Türk Eximbank kredisiyle gerçekleştirilmiş ve 20 Haziran 2017 günü Başbakan Yardımcısı Sayın Numan Kurtulmuş’un katıldığı bir törenle açılmıştır.

Bununla birlikte, 2014 yılı sonunda dünya piyasalarında petrol fiyatlarında yaşanan düşüş, ülkenin milli gelirinde önemli bir azalmaya neden olurken, ithal mallarına talebi de büyük ölçüde azaltmıştır. Bundan Türk malları da etkilenmiştir.

Ülkemizin Kongo Cumhuriyeti’ne ihracatı 2016 yılında 103,36 milyon Dolar’dan 2017 yılında 57,39 milyon Dolar’a düşmüştür. Ülkemizin Kongo Cumhuriyeti’nden ithalatı ise 2016 yılında 7,75 milyon Dolar’dan, 2017 yılında 8,44 milyon Dolar’a yükselmiştir. Toplam ikili ticaret hacmi 2016 yılı için 111,1 milyon Dolar, 2017 yılı için ise 65,84 milyon Dolar şeklinde gerçekleşmiş olup, ticaret dengesi ülkemizin lehinedir.

İhracatımızda 2017 yılında yaşanan düşüş, ülkenin genel ithalat hacminde % 36’yı aşan bir düşüşe tekabül etmektedir. Keza, ihracatımızda yatırım mallarının ağırlığı ve ülkedeki yatırımların da GSYH’ye oranla azalması da ihracatımızı etkilemiştir.

Ülke ekonomisinin 2018 yılında İMF’yle imzalaması öngörülen destek anlaşmasından sonra tekrar büyüme eğilimine girmesi beklenmektedir.

Kongo Cumhuriyeti geçtiğimiz yıllarda ortalama 5 milyar dolar toplam ithalat gerçekleştirmiştir. Ülke tarım ve hafif sanayi alanlarında yatırım beklemekte olup, büyük miktarda kullanılmayan ekilebilir alana sahiptir.

Ülkemiz Türk İşbirliği ve Kalkınma Ajansı Başkanlığı (TİKA) aracılığıyla çeşitli alanlarda Kongo Cumhuriyeti’ne kalkınma yardımlarında bulunmaktadır. Daha detaylı bilgi için http://www.tika.gov.tr adresi ziyaret edilebilir.

Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı

Dr. Sadık Ahmet Cad. No:8 Balgat / ANKARA 06100
Tel: (312) 292 10 00

Beğen
Beğen Muhteşem Haha İnanılmaz Üzgün Kızgın

Komorlar Birliği

Komorlar Birliği

Başkent Moroni
Resmî diller Komorca, Arapça, Fransızca
Yönetim Şekli Anayasal Cumhuriyet
Yüzölçümü 811 km²
Nüfus 110.136
Nüfus Yoğunluğu 2.034 kişi/km²
Para birimi Komor frankı (KMF)
Zaman dilimi (UTC+3)
Telefon kodu +269
İnternet TLD .km

Komorlar ya da resmi adıyla Komorlar Birliği, Afrika kıtasına bağlı bir ada ülke konumunda olup, kıtanın doğu kesiminde, Mozambik Kanalı’nın kuzey bitim noktasında, Mozambik’in açıklarında, Hint Okyanusu’nun batı, Madagaskar’ın ise kuzeybatısında yer alan bir ülkedir. Ülkenin hak iddia ettiği ancak Fransa denizaşırı bölgesi olarak Fransa tarafından idare edilen Mayotte adası da ülkenin güneydoğu açıklarında yer almaktadır. Ülkenin başkenti Moroni’dir.

Ülke ismi Arapça bir kelime olan ve ay anlamında kullanılan قمر (qamar) kelimesinden gelmektedir. Osmanlı İmparatorluğu döneminde Kamer Adaları olarak adlandırılan ada, Fransa hakimiyetine geçtikten sonra Comores olarak adlandırılmıştır.

Komorlar bayrağı

Komorlar bayrağı, güncel hali ile 2002 yılında göndere çekilerek kullanılmaya başlanmıştır. O tarihten önce kullanılan bayrakta yer alan ay ve dört adet beş köşeli yıldız yeni bayrakta göndere çekilen tarafta oluşturulan dikey eşkenar üçgenin içine alınmış, diğer kısımlar ise Komorlar’a bağlı ya da hak iddia edilen adaları temsilen dört yatay şerit ile bölünmüştür. Bu şeritlere o adaların kullandığı yerel bayraktan örnek alınarak renk verilmiştir. Ayrıca ay içerisinde gösterilen dört adet yıldızda bu dört adayı temsil etmektedir. Oluşturulan dikey eşkenar üçgene ise ülkenin resmi dini olan İslam’ı sembolize etmek adına yeşil renk verilmiştir.

Ülke yıllar içerisinde birçok kez bayrağı üzerinde değişikliğe giderek güncelleme gerçekleştirmiştir.

Komorlar arması

Komorlar arması

Komorlar armasının merkezine konumlandırılan ve Tadjoura yıldızı olarak adlandırılan yeşil yıldızın üzerine yine yeşil renkte olan ve açık kısmı yukarıya hilal şeklinde ay konumlandırılmıştır. Hilal içerisine ülkenin sahip olduğu (Fransa’ya ait olan ve hak iddia edilen Mayotte adası da dahil) dört adayı temsilen dört adet beyaz beşkenar yıldız yerleştirilmiştir. Bu motiflerin etrafı yukarıda Fransızca République fédérale islamique des Comores altta ise Arapça جمهورية القمر الإتحادية الإسلامية olmak üzere ülkenin resmi adı olan Federal Komorlar İslam Cumhuriyeti yazısı ile çevrilmiş konumdadır. Armanın alt kısmına konumlandırılan slogan bandında ise Fransızca ülkenin sloganı olan Unité – Justice – Progrès (Türkçe: Birlik, Adalet, İlerleme) yazmaktadır. Armanın dış kısmında slogan bandı dışında kalan bölüme ise çelenk şeklinde sağdan ve soldan zeytinağacı dalı yerleştirilerek arma oluşturulmuştur.

Tarih

Komor Adaları’na İslam 14. yüzyılda girmiştir ve halkın tamamı Müslüman olmuştur. Tarihi kaynaklardan anlaşıldığına göre, bu adalar Müslümanlar’ın girmesinden önce büyük ölçüde boştu. Müslümanlar bu adalara girdikten sonra, burada ayrı bir sultanlık kurdular. Zamanla Komor Adaları’nı oluşturan dört büyük adanın her birinde ayrı bir sultanlık kuruldu ve zaman zaman bu sultanlıklar arasında çatışmalar oldu.

Komorlar

18. yüzyılda Tanganika kıyısından gelerek Büyük Komor Adası’na yerleşen Şeyh Ngome de Pate adanın hanım sultanının kız kardeşiyle evlendi. Bu evlilikten doğan Mwinye Mku adlı şahıs Sultan Ahmed adını alarak teyzesinin tahtına geçti ve diğer adaları da kendine bağladı. Sultan Ahmed’in Büyük Komor Adası’ndaki yönetimi 1875’e kadar sürdü. Ancak onun sultanlığı döneminde Fransız sömürgeciler Komor adalarına yönelik saldırılar başlattı ve 1841’de Mayotte adasını ele geçirdiler.

Büyük Komor’da 1875’te Sultan Ahmed’in yerine geçen torunu Seyyid Ali, Fransızlara yanaşmak ve onların himayelerini kabullenmek zorunda kaldı. Fransızlar Anjouan Adası’nı da 1886’da Sultan III. Abdullah’ın adaya hükmettiği sırada hâkimiyetlerine aldılar. Böylece, bütün Komor Adaları Fransız hâkimiyetine geçmiş oldu.

Adalardaki geleneksel sultanlık yönetimi (emirlik) Fransız hâkimiyeti altında 1912’ye kadar devam etti. Fransızlar 1912’de bütün yerel yönetimleri ve İslâmi uygulamaları ortadan kaldırdılar ve Komorlar’ı yine kendi hâkimiyetlerinde olan Madagaskar’a bağladılar. II. Dünya Savaşı’ndan sonra Komor Adaları Müslümanları, bağımsızlık mücadelelerine hız kazandırdı ve bu amaçla Tanzanya’da bazı örgütler kurdular. Bu örgütler sonra Komor Adaları Milli Kurtuluş Hareketi bünyesinde birleşerek organize bir faaliyet içine girdiler.

Fransa, 1974’te adaların geleceğiyle ilgili bir referandum yapmak zorunda kaldı. Açıklanan sonuçlara göre Mayotte Adası halkının % 65’i Fransız idaresinin devamını, diğer adalardaki halkın ise % 95’i bağımsızlığı istemişti. Fransa, 1 Ocak 1976’da Mayotte Adası dışındaki adaların bağımsızlığını kabul etti. Yeni kurulan bağımsız cumhuriyetin başkanlığına Ali Suveylih geçirildi.

1978’de Ahmed Abdullah tarafından gerçekleştirilen bir darbeyle Ali Suveylih görevden uzaklaştırıldı. Yeni başkan Ekim 1978’de anayasayı değiştirerek devletin resmi adını Komorlar Federal İslâm Cumhuriyeti yaptı. Ahmed Abdullah da Fransa’yla iyi geçinmeye özen göstermesine ve İslâmileştirme faaliyetini sadece halkı kendine bağlamak için kullanmasına rağmen Batılılar’ın desteklediği paralı askerler tarafından kendisine karşı birkaç kez başarısız darbe girişiminde bulunuldu.Ahmed Abdullah, Kasım 1989’da bir suikast sonucu öldürüldü ve yerine Said Muhammed Çuhar geçirildi.

Ekonomi

Komorlar dünya genelinde nüfusunun yaşam standartlarının en düşük olduğu ülkelerinden biri olmasına rağmen gelişmekte olan bir ekonomiye sahiptir. Ülkeyi oluşturan adalar arasındaki yetersiz ulaşım bağlantıları da var olan birkaç doğal kaynağın işlenmesinde ve dağıtımında sorun oluşturmaktadır. Hayvancılığın yanı sıra, tahıl, patates ve baharat üretimi yapılmaktadır.

Coğrafya

Komorlar

Ada olması nedeniyle kara komşusu bulunmayan ülkeye deniz sınırı bulunan Madagaskar güneydoğusunda yer alırken, Afrika anakarasında en yakın nokta 297 km uzaklık ile Mozambik kıyılarıdır. Komorlar coğrafî olarak Mayotte ile birlikte Komor Takımadaları’nın bir parçasını oluşturmaktadır. Büyük Komor adası ülkenin en büyük adası konumunda olup, ülkenin başkenti de bu ada üzerindedir. Anjouan adası ülkenin ikinci büyük adası olup, Büyük Komor adasının 200 km doğusunda yer almaktadır. Ülkenin büyük çoğunluğunu oluşturan üç adadan en küçüğü ise Mohéli adasıdır. Bu üç adanın haricinde birçok küçük adacıklar da ülkenin hakimiyeti altındadır. Komorlar sahip olduğu 2.034 km² (hak iddia edilen Mayotte adası ile birlikte 2.236 km²) yüz ölçümü ile dünyanın en küçük ülkelerinden biri konumundadır ve toplamda 340 km’lik bir kıyı şeridine sahiptir.

Tüm adaların volkanik bir yapıya sahip olduğu Komorlar’da kıyılar sığ kayalıklar ve mercanlarla çevrilidir. Büyük Komor adasının merkezinde yer alan ve volkanik hareketliliğin son olarak 2007 yılında yaşandığı Karthala Dağı 2361 m ile ada ülkesinin en yüksek noktasını oluşturmaktadır.

İklim

Ada genelinde tropikal deniz iklimi hakimdir. Yıl genelinde sıcaklık değişimlerinin fazla yaşanmadığı Komorlar’da en serin dönem Temmuz-Ağustos ayları arasında yaşanmaktadır. Bu süreçte ortalama sıcaklıklar 22 °C düzeyindedir. En sıcak dönemin yaşandığı Şubat ve Mart aylarında sıcaklık ortalamaları 27 °C seviyesindedir. Komorlar’da Mayıs ile Ekim ayları arasında kurak güneydoğu alize rüzgarları görülmekte olup, Kasım ile Nisan ayları arasında yağmur getiren kuzeybatı muson rüzgarları etkili olmaktadır. Ülke genelinde en çok yağmur yağan ay Ocak ayı olup, ada genelinde yüksekliğe bağlı olarak yıllık yağış ortalaması 1000 mm ile 4000 mm arasındadır.

Bitki örtüsü ve yaban hayat

Ada ülkesi genelinde bulunan tropikal yağmur ormanlarının oranı son yıllarda azalma göstermiş olup, güncel olarak ülkenin yüksek kesimlerinde gözlemlenebilmektedir. Ülkenin toprak örtüsü günümüzde plantasyon ve savanlar belirlemektedir. Komorlar’ın ovalarında hindistan cevizi, muz ve mango ağaçları bulunmaktadır. Ülkenin kıyı kesimlerinde mangrove ağaçları gözlemlenmektedir.

Komorlar adası genelinde yerel ve o ülkeye özgü türler bulunmaktadır. Adada sık rastlanılmayan kuş ve kaplumbağa türleri bulunmaktadır. Bunların haricinde sadece bu adaya özgü bir hayvan olan ve nemli burunlu maymunların alt familyası olan makimsiler grubunun bir üyesi olan kuyruksüren makisi (Eulemur mongoz) yaşamaktadır. Komorlar’ın kıyılarında ise birçok balık çeşidi yaşam alanı bulmaktadır. Burada özellikle kemikli balıklar üst sınıfının altı sınıfı et yüzgeçliler üyesi olan Coelacanthiformes gözlemlenebilmektedir. 1938 yılına kadar nesli tükenmiş olarak konumlandırılan balık çeşidi, söz konusu yılda kıyı kesimlerinde gözlemlenmiştir.

Nüfus

Harbour Bay ve Merkez Camii ile Komor Adaları'nın başkenti Moroni

Komorlar genelinde son olarak 2016 yılında resmi olarak açıklanan tahmini sayım sonuçlarına göre 806,153 nüfus tespit edilmiştir. Bu güncel olarak son resmi sayım konumunda olup, 2017 tahmini verilerine göre adada 828,147 kişi yaşayacağı tahmin edilmektedir. Ülke nüfusunun çoğunluğu en büyük ada olan ve başkenti de barındıran Büyük Komor adasında yaşamaktadır.

Komorlar genel olarak genç bir nüfusa sahip olup, 2016 tahmini verilerine göre nüfusun %59,33’ü 0-24 yaş aralığındadır. Ülkenin %3,89’u 65 yaş ve üzerindedir.

0-14 yaş: %40.1 (erkek 158,809/kadın 159,840)
15-24 yaş: %19.23 (erkek 73,947/kadın 78,831)
25-54 yaş: %32.58 (erkek 122,936/kadın 135,962)
55-64 yaş: %4.21 (erkek 14,850/kadın 18,611)
65 yaş ve üzeri: %3.89 (erkek 14,321/kadın 16,571)

Sağlık

Ada ülkesi genelinde temiz suya ulaşım oranları yüksek düzeydedir. Ülkede nüfusun %90,1 gibi yüksek bir oranla nüfusun büyük çoğunluğu temiz su kaynaklarından yararlanabilmektedir. Nüfusun sadece %35,8’i tam teçhizatlı sağlık hizmetlerinden yararlanabilirken, nüfusun %64,2’si ilkel şartlarda sağlık hizmeti alabilmektedir. Afrika kıtasının genelinde yüksek oranda görülmekte olan AIDS ile ilgili olarak Komorlar herhangi bir veri açıklamamıştır.

Eğitim

Ülke genelinde sekiz yıllık okula gitme zorunluluğu bulunmakta olup, okul öncesi eğitimde çocuklara iki yıllık zorunlu Kuran-ı Kerim eğitimi verilmektedir. Komorlar’da 15 yaş ve üzerinde olan nüfusta okuma yazma bilenlerin oranı 2015 tahmini verilerine göre %77,8 düzeyindedir. Bu oran erkeklerde %81,8 iken, kadınlarda %73,7 seviyesindedir.

Siyaset

 Mutsamudu kenti  ve limanı

Komorlar Birliği anayasa ile yönetilen federatif bir cumhuriyettir. İslamiyet ülkenin resmi devlet dini konumundadır. Günümüzde yürürlükte olan anayasa 2001 yılında kabul edilerek yürürlüğe konmuştur. Ülke çok partili bir siyasi sisteme sahip olup, başkanlık sistemi ile yönetilmektedir. Ülkenin hem devlet hem de hükumet başkanı olarak seçilen devlet başkanı dört yıllık bir süre için seçilmektedir. Ülkede uygulanan rotasyon prensibi gereği her seçimlerde sırasıyla bir adanın seçmeni oy kullanabilmektedir.

Ülkenin sahip olduğu ulusal meclis (Assemblée de l’Union des Comores) tek meclis yapısını oluşturmaktadır. Komorlar meclisi toplamda 33 üyeden oluşmaktadır. Meclis üyelerinden 18 tanesi her beş yılda bir gerçekleştirilen seçimler ile yenilenirken geriye kalan 15 sandalye yerel meclisler tarafından doldurulmaktadır.

Komorlar uluslararası organizasyonlarda üye olarak bulunmaktadır. Birleşmiş Milletler, Afrika Birliği, Arap Birliği, İslam İşbirliği Teşkilatı, Sahel-Sahra Devletler Topluluğu ve Uluslararası Para Fonu ülkenin üyeliğinin bulunduğu organizasyonlardan birkaç tanesidir.

Ordu

Ülkenin silahlı gücü olan Armée nationale de développement ülkenin ordusunu oluşturmaktadır. 1997 yılında oluşturulan bu yapının günümüzde 800 aktif mensubu bulunmaktadır. Komorlar silahlı kuvvetleri yapı olarak polis teşkilatına benzer bir yapıya sahip olup, ana görevlerinden büyük çoğunluğunu ülke içerisinde güvenliği sağlamak oluşturmaktadır. Fransa’nın Mayotte adasında konuşlandırdığı küçük bir sahil güvenlik ekibi de sahip olunan karasuların güvenliğinde Komorlar’a destek sağlamaktadır.

Beğen
Beğen Muhteşem Haha İnanılmaz Üzgün Kızgın

Kolombiya Cumhuriyeti

Kolombiya

Başkent Bogotá
Resmî diller İspanyolca ve 68 Kolombiya dili
Yönetim Şekli Anayasal Cumhuriyet
Yüzölçümü 1.141.748 km²
Nüfus 48.786.100
Nüfus Yoğunluğu 42,7 kişi/km²
Para birimi Kolombiya pesosu (COP)
Zaman dilimi CET (UTC-5)
Telefon kodu +57
İnternet TLD .co

Kolombiya (İspanyolca: Colombia (yardım·bilgi)) ya da resmî olarak Kolombiya Cumhuriyeti (İspanyolca: República de Colombia (yardım·bilgi)), Güney Amerika’da yer alan bağımsız, üniter ve anayasal bir cumhuriyettir. 32 alt departmandan oluşmaktadır. Başkenti, ülkenin orta bölümünde yer alan Bogotá şehridir.

Güney Amerika’nın kuzeybatı bölümünde bulunan ülke, kuzey batısında Panama, kuzeyinde Karayip Denizi, doğusunda Venezuela ve Brezilya, güneyinde Ekvador ve Peru, batısında Büyük Okyanus ile çevriidir.

Ülke, yüzölçümüne göre Güney Amerika’nın en büyük 4. , dünyanın en büyük 26. ülkesidir. Nüfusa göre ise, 46 milyondan fazla nüfusu ile dünyanın en büyük 27. ülkesidir. Aynı zamanda; İspanyolca konuşan ülkeler arasında, Meksika’dan sonra nüfusa göre en büyük ikinci ülkedir.

Kolombiya, bir orta güçtür ve Güney Amerika’nın en büyük üçüncü, Latin Amerika’nın en büyük dördüncü ekonomisine sahiptir.

Kahve, çiçek, zümrüt, kömür ve petrol endüstrileri, Kolombiya ekonomisinin başlıca sektörleridir . HSBC, 2050 yılında Kolombiya’nın özellikle Amerika olmak üzere dünya ekonomisinde karar verici bir rol oynayacağını; GSYİH bakımından dünyanın en büyük 25. ekonomisi olacağını öngörmektedir.

Şu anda Kolombiya olarak bilinen topraklarda, başlangıçta Muisca, Quimbaya ve Tairona gibi Kolombiya Kızılderilileri yaşamaktaydı. İspanyollar, bu bölgeye 1499 yılında gelmiş ve bu bölgede işgal ve kolonizasyon dönemini başlatmıştır.

Bayrak

Kolombiya Arması

Kolombiya bayrağı 26 Kasım 1861 tarihinde kabul edilmiştir. Bayrağın bu hali ilk olarak Venezuela için tasarlanmış, daha sonra Simón Bolívar önderliğinde kurulan Büyük Kolombiya’nın resmi bayrağı olmuştur. Bu durumdan dolayı Ekvador ve Venezuela’da aynı temel tasarım üzerinden bayraklarını oluşturmuşlardır.

Bayrak, sarı, kırmızı ve mavi yatay üç şeritten meydana gelmektedir. Yatay sarı renk, bayrağın üst yarısını kaplamaktadır. Bayrağın alt yarısı ise yatay iki eşit şeritten oluşmaktadır ve renkleri kırmızı ve mavidir. Kolombiya bayrağı renklerinin anlamları için resmi bir açıklama olmadığı için renkler ile ilgili birçok açıklama mevcuttur.

Bunlardan iki tanesi şu şekildedir:

  • Sarı:Egemenlik ve eşitlik – Mavi:Asalet,sadakat ve uyanıklığı – Kırmızı:Bağımsızlık için gösterilen cesareti, onuru, cömertliği ve bu uğurda kaybedilen halkı
  • Sarı:Var olan zengin yeraltı maden kaynaklarını – Mavi:Okyanusu – Kırmızı:Bağımsızlık mücadelesinde akan kanı
Etimoloji

"Kolombiya" adı (Kristof Kolomb’un ülkesi) Venezuela devrimci Francisco de Miranda tarafından oluşturuldu. İspanyol ve Portekiz egemenlikleri altında topraklarına sevk edilmişti.

Tarihçe

Fetih öncesi dönem

Günümüz Kolombiya’sının topraklarında yörenin yerlileri ticaret ve altın işleme sanatıyla uğraşıyorlardı. Burada İnka İmparatorluğu, Muisca, Tayrona, Sinú, Quimbaya ve San Agustín kültürleri yüzyıllar boyunca yaşamıştır.

İspanyol işgali

Kolombiya Birleşik Devletleri, 1863.

El Bogotazo, La Violencia döneminde

Kristof Kolomb’un adıyla anılan ülke topraklarına Kolomb hiç ayak basmamıştır. Kolombiya toprakları, 16. yüzyılın başlarında Ganzalo Jiménez de Quesada ve Sebastian de Belalcázar komutasındaki İspanyollar tarafından bulunmuş ve sömürge haline getirilmiştir. 1525 yılında Rodrigo de Bastidas Santa Marta kentini kurdu. Bunun ardından ülkenin kuzeyinde Karayib Denizi kıyısında Cartagena şehri kuruldu. 1538 yılında Gonzalo Jiménez de Quesada yerli halkın Bacatá adını verdiği yerleşim yerini ele geçirerek burada Bogotá şehrini kurdu.

Büyük Kolombiya Cumhuriyeti

On sekizinci yüzyıla kadar ülke, İspanyol asıllı beyazlar tarafından yönetildi. Bundan sonra başlayan bağımsızlık mücadelesini Kuzey Amerika ve Fransa İhtilalleri daha da kuvvetlendirdi. 1808 yılında Napolyon, İspanya’yı işgal edince Amerika´daki İspanyol sömürgeleri bağımsızlık savaşlarını ilan etti. Böylelikle Simón Bolívar önderliğindeki güçler Cartagena´da bağımsızlıklarını ilan ettiler ve 1821 yılında Büyük Kolombiya adıyla bugünkü Kolombiya, Ekvador, Panama ve Venezuela topraklarını kapsayan bir federasyon kuruldu. 1829 yılında Venezuela ve 1830 yılında ise Ekvador federasyondan ayrıldı.

Kolombiya Birleşik Devletleri ve Kolombiya Cumhuriyeti

1886’da ülkeye, kıtayı keşfeden Kolomb’un ismi verildi ve Kolombiya Cumhuriyeti ilan edildi. 1903 yılında, ülke topraklarına dahil olan Panama, ABD’nin yardımı ile Kolombiya’dan ayrılarak bağımsız bir devlet oldu. Panama aynı yıl Panama Kanalı´nın kullanım hakkını ABD´ye verdi. Bu ayrılma yüzünden ABD ile Kolombiya arasında 1921 yılına kadar süren bir gerginlik yaşandı. Bu tarihten sonra Kolombiya yönetimine iki büyük parti olan Liberaller Partisi ile Muhafazakarlar Partisi hâkim oldu. Fakat bu iki parti arasındaki sürtüşmeler, iç karışıklıklara ve ülkenin uzun süre diktatörler tarafından yönetilmesine sebeb oldu. Sivil hükümetle yönetilen Kolombiya’da günümüzde iç karışıklıklar devam etmektedir.

La Violencia dönemi

1948 ila 1953 arasında Kolombiya içinde büyük karışıklıklar yaşandı. Violencia adı verilen şiddet olayları meydana geldi. 1950 yılında muhafazakâr Mariano Ospina Pérez iktidarı devralan bir başka muhafazakâr olan Laureano Gómez vekili Roberto Urdaneta ile birlikte katı bir yönetim sergiledi. Üç yıllık görev sırasında 80.000 kişinin hayatını kaybettiği tahmin ediliyor. Violencia 1963 yılına kadar sürdü. Bu zaman zarfında 200.000 kişi öldü. Violencia’ya karşı solcu gerilla grubu FARC mücadele etti. Ülkedeki karışıklıklar sebebiyle 12 ağustos 2002’de Başkan Álvaro Uribe Vélez 90 günlük olağanüstü hâl ilan etti.

Coğrafya

tb
İklim

Kolombiya´nın iklimi bölgelere göre çeşitlilik gösterir. Vadilerde tropik, yüksek kesimlerde ise ılıman iklim özellikleri görülmektedir. Sıcak iklim kuşağında yer alan ülke dağlarının doruklarında her zaman kar vardır.

Bitki örtüsü

Sumapaz alpin çayırı, And Dağları.

San Andres Takımadaları, Karayip Denizi.

Ülke topraklarının yarıya yakını sık ormanlarla kaplıdır.

Faunası

Amazon Ormanları´nda maymun, jaguar, timsah, puma, tapir ve armadillo gibi çeşitli hayvanlar yaşar. Ayrıca papağan ve kolibri gibi tropik kuşlarla Kuzey Amerika´dan göç eden göçmen kuşlar da kış mevsimini burada geçirirler. Yüksek dağlık bölgelerde And Kondoru denen büyük Güney Amerika akbabaları yuva yapar. Pek çok kelebek, örümcek ve böcek türlerinin yanı sıra Magdalena Nehri´nde da timsah ve kaymanlar yaşar.

Coğrafî şekilleri

Cristóbal Colón Dağı ve Simón Bolívar Dağı ülkenin en büyük yükseltileridir (Her ikisinin de yüksekliği 5775 metredir). And Dağları sisteminin üç büyük sıra dağı olan Batı, Orta ve Doğu Cordillera’lar ülkenin batı yarısı boyunca uzanarak Ekvador sınırında birleşirler. Alçak doğu düzlüğü boyunca Amazon ve Orinoko ırmaklarının kolları uzanır. 1600 km uzunluğundaki Magdalena Nehri, kuzeye doğru akarak Karayip Denizi’ne dökülür.

Demografi

Kolombiya Cumhuriyeti'nin departmanları

Ekim 2006´da yapılan nüfus sayımında 1.141.748 km2´lik Kolombiya topraklarında 41.966.004 kişinin yaşadığı tespit edilmiştir. Nüfusun % 60´ını İspanyol ve yerli karışımı mestizolar, % 20´sini İspanyol kökenli beyazlar, % 14´ünü Avrupalı-Afrikalı karışımı mulattolar oluşturur. Kıyı kesimlerinde Afrokolombiyalılar yaşamaktadır. Diğer etnik gruplar arasında Arap asıllı Lübnanlı Kolombiyalılar vardır.

Yönetimsel birimler

Kolombiya’nın başkenti Bogota’dır. Ülkenin en büyük idari birimleri departmanlardır ve 32 departman vardır. Bogotá özel bir bölgedir (Başkent Eyaleti). Bu departman ilçelere ayrılmıştır, toplamda 1128 ilçe mevcuttur. Ayrıca ülke coğrafi, demografik ve ekonomik koşullar göz önüne alınarak 5 bölgeye ayrılmıştır ancak bu bölgeler herhangi bir idari yapıyı temsil etmemektedir

Yerleşim

tb
Diş ilişkiler

Kolombiya, Birleşmiş Milletler (1943), Amerikan Devletleri Örgütü (1948), G-77(1964), And Milletler Topluluğu (1969), G-24 (1971), Amazon İşbirliği Antlaşması Örgütü(1978), Güney Amerika Milletler Birliği (2004), Latin Amerika ve Karayip Devletleri Topluluğu CELAC (2010) ve Pasifik İttifakı (2013) , gibi uluslararası örgütlerin kurucu üyelerinden birisidir.

Din

Kolombiya Anayasası’nda inanç özgürlüğü garantiye alınmıştır. Kolombiya hükumeti din konusunu yasal olarak belgelemese de, 2001’de El Tiempo gazetesince yapılan bir anket sonucunda şöyle sonuçlar çıkmıştır:

  • %81 Katolik
  • %10 Protestan olmayan katolikler
  • %3,5 Protestan hristiyanlar
  • %1,9 herhangi bir dine mensup olmayanlar
  • %2,3 Yahudi
  • %3,6 diğer inançlar
Ekonomi

Kolombiya Kahvesi yetiştiriciliği, Quindío.

Kolombiya, Güney Amerika´nın en önemli üretici ülkelerinden, OECD’ye üye olmayan ekonomilerin de en büyüklerinden biridir. Kişi başı GSYİH son 6 yılda ikiye katlanmış olup, orta sınıf giderek genişlemektedir. 2012 yılında ülke ekonomisi %4 oranında büyümüş olup, 2013 yılında %4,2 büyüdüğü tahmin edilmektedir.

Economist Intelligence Unit tarafından, BRIC ülkelerine (Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin) ek olarak belirlenen yeni gelişmekte olan ülkeler sınıflaması CIVETS (Kolombiya, Endonezya, Vietnam, Mısır, Türkiye ve Güney Afrika Cum.) içinde Latin Amerika’dan yalnızca Kolombiya yer almaktadır. Bu ülkeler nüfusları, dinamik ve istikrarlı ekonomileri ile geleceğin yıldız ekonomileri olarak görülmektedir.

HSBC tarafından hazırlanan ve 2050 yılında dünya ekonomilerinin büyümelerine ilişkin öngörüleri içeren bir raporda, Kolombiya en iyi 26. ekonomi olarak gösterilmektedir. Ülke GSYİH’sinin %155 artışla 2050 yılında 725 milyar Dolar’a ulaşacağı, kişibaşı gelir, nüfus ve yatırım göstergelerinde de önemli ölçüde gelişme kaydedileceği öngörülmektedir. Kolombiya’nın Latin Amerika ülkeleri içinde en yüksek büyüme kaydedecek ülke olacağı tahmin edilmektedir.

Sektörler

Dünyanın en büyük ikinci-üçüncü kahve üreticisi olmasına karşın en çok tanınan kahve üretici ülke Kolombiya’dır. Bunun sebebi, Kolombiya’nın kahve üretimini ciddiye alıp, üretim standartlarını yakından takip edip, mükemmelik konusunda ciddi emek sarf etmesidir. Kahve üretim birliklerinin sarf ettiği bu gayretin ceremesi ise kahve kalitesinde sağladıkları güven ve marka değeridir.

Karanfil üretiminde dünyada birinci sırada yer alan Kolombiya, kahve üretiminde de dünyada Brezilya´dan sonra ikinci sırada gelmektedir. Ulaşımın ülkede gelişmesi ile birlikte sanayi de hızlı bir büyüme göstermektedir.

Tarımdan elde edilen ürünlerin satışı, ulaşım sayesinde ekonomi daha da gelişmektedir. Ülkede tarım üretiminin temelini kahve, kesme çiçek, pirinç, tütün, mısır, şeker kamışı, kakao, yağlı tohumlar, sebzeler ve limon, portakal, muz, mango ve guava gibi meyveler oluşturmaktadır. Ormancılık, balıkçılık ve hayvancılık da önemli sektörlerdir.

Sık ormanlarından kereste, kâğıt ve kontrplak gibi ürünler elde edilir. Dünyanın en değerli zümrütleri burada çıkarılır. Zengin zümrüt (dünyanın birincisi) platin, altın, gümüş, bakır, kömür, demir, tuz, nikel, fosfat, manganez, mika ve kuvars yatakları mevcuttur. Venezuela ve Ekvador sınırları yakınlarında çıkarılan petrolün bir bölümü dış ülkelere satılmaktadır. Modern dokuma ve giyim sanayisinin yanı sıra kimyasal madde, ilaç hammaddeleri, madeni eşya, çimento ve motorlu araç sanayileri de gelişmektedir.

Kültür

Fernando Botero dünyadaki ünlü şişman insanlar çizen Kolombiya doğumlu modern sanat ressamıdır. Kolombiya edebiyatının bir yazarı olan Gabriel García Márquez, 1982 yılında Nobel Edebiyat Ödülü’ne layık görülmüştür. Catalina Sandino Moreno Maria Full of Grace filmi ile 2004 yılında Berlin Film Festivali’nde Charlize Theron’la birlikte En İyi Kadın Oyuncu ödülü kazanmıştır. Bu filmdeki performansı ile Oscar’a aday olmuştur. Ayrıca, Shakira, Juanes, J Balvin, Danna García, César López gibi, uluslararası alanda da kabul görmüş Kolombiyalı sanatçılar da vardır.

Spor

Kolombiya’da futbol, bisiklet[28],boks[29], beyzbol[30], basketball ve tejo (yerel spor) en çok sevilen sporlardır. Futbol ligler halinde oynanmakta ve bunların en büyüğü Liga Postobón’dur. Libertadores Kupası kazanabilmiş olan takımların ikisi (Once Caldas ve Atlético Nacional) takımdır. Futbol kulüpleri Kolombiya Futbol Federasyonu çatısı altında toplanmıştır

Kolombiya Mutfağı

Kolombiya Mutfağı

Kolombiya mutfağının kalbini et, patates ve yufka oluşturur. Karayipler’in deniz mahsulleri Kolombiya mutfağında zengin yer tutar. Ülke mutfağı Amazonlar’da yetiştirilen meyvelerle daha da zenginleşmektedir. Kolombiya’da yemekleri tatlandırmak için hindistan cevizi ve pirinç kullanırlar. Kolombiya şaraplarının tadı genelde zayıftır fakat ülkede Arjantin ve Şili şaraplarına kolayca erişebilirsiniz. Ülkede bira ve rom da çokça tüketilmektedir.

Kolombiya’ya gittiğinizde arepsa adını verdikleri ve her yemeğin yanında mutlaka servis edilen mısır ekmeğine sıkça rastlayacaksınız. Kolombiya mutfağında çorba çok tüketilir. Tavuk, patates, mısır krema ve kapari karıştırılarak yapılan ajiaco çorbası ülke mutfağının vazgeçilmezidir. Mendellin bölgesinin tipik yemeği bandeja paisa et, avakado, pirinç, bir tür muz olan plantain ve kırmızı bezelye ile birlikte servis edilir.

Kolombiya’nın kendine özgü içeceklerinden biri de aquapenaladır. Şeker kamışından yapılan bu alkolsüz içeceğe bazen limon ve zencefil de karıştırılır. Canzelazo dedikleri kokteyl anason ile aguapanela, tarçın karışımından elde edilir; isteğe göre sıcak ya da soğuk servis edilir. Ülkede alkol tüketimi için yaş sınırı 18’dir. Restoranlarda beklenen bahşiş miktarı ise hesabın yüzde 10’u kadardır.

Kolombiya’daki Türk Büyükelçiliği

BOGOTA BÜYÜKELÇİLİĞİ
Adres: Embajada de Turquia Calle 76, No : 8-47, Bogota- Colombia
Telefon: (+57-1) 321 00 70- 72- 73 , (+57-1) 321 00 75
Faks: (+57-1) 321 00 76
embajada.bogota@mfa.gov.tr
T.C. Dışişleri Bakanlığı BOGOTA BÜYÜKELÇİLİĞİ

Beğen
Beğen Muhteşem Haha İnanılmaz Üzgün Kızgın
1

Kiribati Cumhuriyeti

Kiribati Cumhuriyeti

Başkent Güney Tarava
Resmî diller İngilizce, Kiribatice
Yönetim Şekli Parlamenter Cumhuriyet
Yüzölçümü 811 km²
Nüfus 110.136
Nüfus Yoğunluğu 135,8 kişi/km²
Para birimi Kiribati doları
Avustralya doları (AUD)
Zaman dilimi (UTC+12, +13, +14)
Telefon kodu +686
İnternet TLD .ki

Kiribati ya da resmi adıyla Kiribati Cumhuriyeti, Büyük Okyanus’un orta kesiminde, takımadalardan oluşan bir ada ülkesidir.

Kiribati, Mikronezya’da ekvator çizgisinin iki yanında da toprakları bulunan bir ada ülkesidir. 33 Mercan Adasından meydana gelen bu devlet 811 km2’lik bir alana sahiptir. İkinci Dünya Savaşı sırasında Kasım 1943’te Pasifik’te yaşanan Tarawa Savaşı bölgede yaşanan en büyük savaşlardan biridir. Kiribati kelimesi yerel dildeki Gilberts kelimesinden türetilmiştir. Ülkenin başkenti Tarawa şehri çok sayıda adacık arasında yapılan geçitlerle oluşmuş ve Tarawa Takımadası’nı meydana getirmiştir. 1979 yılında İngiltere’den bağımsızlığını kazanan bu ülke 1999 yılında Birleşmiş Milletler’e tam üye olarak kabul edilmiştir.

Başkenti Güney Tarava şehridir. Ülkenin 33 atolü, ekvator civarındaki 3,5 milyon km² kadar geniş bir alana yayılmıştır. Ülke adı, ana takımadalara verilen İngilizce isim olan "Gilberts Adaları"ndan gelmektedir.

Ülkenin doğu ucu tarih değiştirme çizgisine sınırdır. Dolayısıyla Kiribati yeni güne ilk giren ülkedir. 1999 yılında ülkenin en doğusundaki Caroline Adası, Kiribati’nin üçüncü milenyuma giren ilk ülke olması şerefine Milenyum Adası olarak adlandırılmıştır.

İngilizler adalara 1837’de gelmişlerdir. İngiltere’den bağımsızlığını 1979’da kazanmıştır. Birleşmiş Milletler üyeliğine 1999’da kabul edilmiştir.

Kiribati’ye Japonya’dan direkt ulaşım mümkündür. Ayrıca dünyada milenyuma ilk giren bölgedir.

Güney Tarawa, Kiribati’nin başkenti ve en büyük yerleşim yeridir. Tarawa adasının güney kısmını oluşturmaktadır. Nüfusu 2010 yılı itibari ile 50,182 olup ülke nüfusunun yarısını barındırmaktadır.

Güney Tarawa’da çeşitli bankalar ve büyük bir liman bulunmaktadır. Bakanlıklar ve Devlet Başkanlığı Evi ise Bairiki’de yer almaktadır. Güney Tarawa’ya Bonriki Uluslararası Havalimanı hizmet vermektedir.

Kiribati bayrağı

Kiribati bayrağı günümüzdeki hali ile ilk olarak 12 Temmuz 1979 tarihinde kabul edilerek göndere çekilmiştir.

Ada ülkesinin bayrağının üst yarısını yatay olarak konumlandırılan kırmızı şerit oluşturmaktadır. Bayrağın alt kısmındaki diğer yarısı ise birbirini sırayla takip eden üç adet mavi ve üç adet beyaz dalgadan oluşmaktadır. Bu bölüm ada ülkesinin çevrili olduğu okyanusu temsil etmektedir. Kırmızı bölümde ayrıca mavi-beyaz dalgalı bölüm ile kesiştiği orta noktasında doğan bir güneş, doğan bu güneşin üstünde ise uçar konumda resmedilmiş Fregat kuşu gözükmektedir. Ülkenin aynı zamanda ulusal sembolü olan Fregat kuşu, gücü ve özgürlüğü sembolize etmektedir.

Güney Tarawa
Ekonomi

Kiribati dünyanın en fakir ülkelerinden biridir. Doğal kaynakların azlığı bunun başlıca sebebidir. Ülke ekonomisi yardım fonlarından yararlanarak ayakta kalmaktadır. En önemli ekonomik kaynak tarımdır. Tarım ürünlerinin çeşitliliği de azdır. Dışarıya ihraç edilen tek tarım ürünü kurutulmuş Hindistan cevizi ve Hindistan cevizidir. Diğer ihracat ürünleri ise deniz yosunu ve balıktır. En önemli ihracat ortakları ABD, Belçika ve Japonya’dır. En önemli ithalat ürünleri ise gıda ürünleri, makine ve parçalar, çeşitli sanayi malları, yakıttır. En önemli ithalat ortakları Avustralya, Fiji ve Japonya’dır.

İklim

Tropikal bir iklimin görüldüğü Kiribati’de hava her daim sıcak ve nemlidir. Ancak ekvatora yakınlığından dolayı siklonların dışında kalmaktadır. Gilbert Adaları en çok yağış alan kesimdir. Aynı şekilde Washington Adaları ve Line Adaları da çokça yağış alır. Yağışın en az görüldüğü ada Christmas Adaları’dır. Hava sıcaklığı ülke genelinde yüksektir.

Dil

İngilizce ve Gilbertese adı verilen Kiribati dili ülkenin resmi dilleridir.

Din

19. yüzyılda yapılan misyonerlik çalışmaları sayesinde baskın din Hristiyanlık’tır. Nüfusun büyük bir çoğunluğu Roma Katoliği’dir. Protestanlık ve Bahá’í adı verilen dinler de ülke nüfusunda rastlanan diğer dinlerdir.

Mutfak

Kiribati’de yiyecek çeşitliliği sınırlıdır. Çok fazla tarım ürününün ithal edildiği ülkede yiyecek çeşitliliği ülkeye gelen gemilerle artmaktadır. Ancak bu durum çok uzun sürmez. Batı tarzı yiyecekler sınırlı olmasına karşın tropikal meyve ve sebzeler her daim bulunabilir. En çok tüketilen yiyecekler ise balık ve pirinçtir.

Beğen
Beğen Muhteşem Haha İnanılmaz Üzgün Kızgın

Kırgızistan

Kırgızistan

Başkent Bişkek
Resmî diller Kırgızca, Rusça
Yönetim Şekli Yarı Başkanlık Sistemi
Yüzölçümü 199.951 km²
Nüfus 5.482.000
Nüfus Yoğunluğu 27,4 kişi/km²
Para birimi Som (KGS)
Zaman dilimi KGT (UTC+6)
Telefon kodu +996
İnternet TLD .kg

Kırgızistan (Kırgızca: Кыргызстан, /qɯrʁɯsˈstɑn/; Rusça: Киргизия, Kirgiziya), Orta Asya’da bir ülkedir. Kırgızistan, (Azerbaycan, Kazakistan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Özbekistan, Türkiye, ve Türkmenistan ile birlikte) günümüzdeki yedi bağımsız Türk devletlerinden biri olup Türk Keneşi ve TÜRKSOY’un üyesidir.

Denize kıyısı olmayan ülkenin komşuları kuzeyde Kazakistan; batıda Özbekistan, güneybatıda Tacikistan ve güneydoğuda Çin’dir.

Etimoloji

Kırgızistan, "Kırgız ülkesi" manasına gelir. Kırgız adının kökeni hakkında ise birkaç teori vardır. Bunlardan birincisi -iz eki (iki – iz = ikiz vb.) almış "kırk"tır. Yani Kırk-ız, "Kırklar"dır. Bir başka teoriye göre de "Kırgız" adı, "kırk uz" yani "kırk boy" anlamına gelmektedir ve Kırgız bayrağındaki kırk ışınlı güneş de bu kırk boyu temsil etmektedir. Konu ile ilgili diğer bir teori de Prof. Dr. Nadir Devlet’in Çağdaş Türkiler kitabında geçmektedir. O da Kırgız adı Türkçede kır – gez’mekten geldiğini söylemiştir.

Bayrak

Kırgızistan bayrağı, Kırgızistan’ın SSCB’den ayrıldıktan sonra 3 Mart, 1992’de onayladığı ulusal bayraktır.

Kızıl bayrağın üzerinde sarı bir güneş vardır. Güneşin 40 ışını, 40 Kırgız boyunu belgiler. Güneşin içindeki yolların kesişimi, geleneksel Kırgız çadırının üstten görünümünü belgiler. Kızıl tüs (renk) ise barışı ve dürüstlüğü belgilemektedir.

Arma

Kırgızistan Arması

Kırgızistan Arması, Kırgızistan’ın Sovyetler Birliği’nden ayrıldıktan sonra 2 Haziran 1992’den itibaren kullanmaya başladığı armadır.

Tarih

Kırgızlar, Göktürk devrinde Kögmen (Sayan) Dağları’nın kuzeyinde yaşamışlardır. 840 yılında Uygur Devleti’ni yıkarak bu topraklarda kendi devletlerini kurmuşlardır. Daha sonra bugün yaşadıkları topraklara gelen Kırgızlar, Karahanlılar zamanında Müslüman olmuşlardır.

Ruslara Orta Asyalı halklardan ilk olarak girerler. Toplumlar arası kavgalar çıkmaya başlayınca Bagış uruusu (toplumu), 1881 yılında Rusya İmparatorluğu’nun egemenliği altına girmeye karar verir.

Sovyet Devri

Başlangıçta 1919’da Sovyet gücü bölgede kabul görmüştür ve Rusya Sovyet Federatif Sosyalist Cumhuriyeti içinde Kara-Kırgız Özerk Bölgesi oluştu. Kara-Kırgız terimi 1920’lerin ortasında Ruslar onları aynı zamanda Kırgız olarak bakılan Kazaklardan ayırıncaya kadar kullanılmıştır. 5 Aralık 1936’da Kırgızistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti, tam bir Sovyetler Birliği cumhuriyeti olarak kabul görmüştür.

Bişkek

1920’ler boyunca Kırgızistan, kültür, eğitim ve sosyal yaşam açısından epeyce geliştirildi. Okur yazarlık büyük ölçüde gelişti ve standart bir edebi dil ortaya çıkarıldı. Ekonomik ve sosyal gelişme de dikkate değerdi. Kırgız millî kültürünün çok sayıda yönleri Stalin’in milliyetçi eyleminin baskısına rağmen muhafaza edilmişti ve bu nedenle, tüm Birlik otoriteleri ile olan gerginlikler sürmekteydi.

Sovyet açıklık ve dürüstlük politikasının ilk yılları, Kırgızistan’da siyasi iklim üzerinde küçük bir etki göstermiştir. Bununla birlikte Cumhuriyet’in basın mensuplarına daha fazla liberal bakış edinmeleri ve Yazarlar Birliği’nce yeni bir yayın olan Literaturniy Kirghizstan’ı kurmaları için izin verilmişti. Gayriresmi siyasi gruplar yasaklanmıştı ancak 1989’da derin iskân krizi ile uğraşmak için ortaya çıkan birkaç grubun faaliyetlerine izin verilmişti.

1990 yılının Haziran ayında Özbekler ve Kırgızlar arasındaki etnik gerginlikler Özbeklerin olduğu Oş İli’ni kaplamıştı. Şiddetli karşılaşmalar birbirini izledi ve bir güvenlik ve sokağa çıkma yasağı durumu hasıl oldu. 1990 yılının Ağustos ayına kadar düzen eski haline getirilemedi.

1990’ların başları Kırgızistan’a yeni değişimler getirdi. Kırgızistan Demokratik Hareketi, Parlamento’nun desteğiyle önemli bir siyasi güç haline geldi. Kırgız Bilim Akademisi’nin liberal başkanı Askar Akayev 1990 yılının Ekim ayında başkan seçildi. Takip eden Ocak ayında Akayev, yeni hükümet yapılarını öne sürdü ve çoğunlukla daha genç ve reforma yönelik siyasetçilerden oluşan yeni bir hükümet tayin etti.

1990 yılının Aralık ayında Yüksek Sovyet, cumhuriyetin adını Kırgızistan Cumhuriyeti olarak değiştirmek üzere oy verdi. 1991 yılının Şubat ayında başkent Frunze’nin adı devrim öncesi adı olan Bişkek olarak değiştirildi. Bağımsızlığa giden bu estetik hareketlere rağmen, ekonomik gerçeklikler Eski Sovyetler Birliği’nden ayrılmaya karşı durur gibi gözükmekteydi. 1991 yılının Mart ayındaki Sovyetler Birliği’nin yaptığı bir referandumda seçmenlerin % 95,7’si eski Sovyetler Birliği’nin yenilenmiş federasyon olarak tutulması önerisini uygun buldular.

19 Ağustos 1991’de Olağanüstü Hal Komitesi, Kırgızistan’da Akayev’i indirme girişiminin görüldüğü Moskova’da güç elde etti. Ertesi hafta darbenin sönmesinden sonra Akayev ve İkinci Başkan German Kuznetsov Sovyetler Birliği Komünist Partisi’nden istifalarını açıkladılar ve tüm daire ve sekreterya istifa etti. Bunu 31 Ağustos 1991’de Sovyetler Birliği’nden bağımsızlığı sağlayan Yüksek Sovyet oylaması takip etti.

Bağımsızlık

1991 yılının Ekim ayında Akayev rakipsiz ilerledi ve oyların %95’ini alarak doğrudan yeni bağımsız cumhuriyetin başkanı seçildi. O ay diğer yedi cumhuriyetin delegeleriyle birlikte Yeni Ekonomik Toplum Paktı’nı imzaladı. Sonunda 21 Aralık 1991’de diğer dört Orta Asya cumhuriyeti ile birlikte Bağımsız Devletler Topluluğu’na resmen katıldı. 1992’de Kırgızistan, Birleşmiş Milletler ve Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı’na katıldı.

2005 yılının Mart ayındaki parlamenter seçimlerden sonraki Lale Devri, Başkan Akayev’i 4 Nisan 2005’te istifaya zorladı. Muhalefet liderleri koalisyon kurdular ve yeni hükümet Başkan Kurmanbek Bakiyev ve Başbakan Feliks Kulov altında şekillendi.

Siyasi istikrarı sağlamak mümkündür, 2005 yılının Mart ayında seçilen parlamentonun 75 üyesinden üçü suikast sonucu öldürüldü 10 Mayıs 2006’da ölenlerin birisinin kardeşi de suikaste kurban gitti.

Siyaset

Kırgızistan Cumhuriyeti anayasaya göre parlamenter demokrasi ile yönetilen laik ve üniter bir devlettir. Yürütme yetkisi hükümet tarafından uygulanır. Yasama yetkisi ise hükümet ve meclise aittir.

Kırgızistan, bağımsızlığını kazanması ve serbest piyasa ekonomisine geçişle birlikte ciddi ekonomik sorunlar yaşadı. Artan işsizlik ve enflasyon gibi sorunlar yoksulluk ve açlığın ortaya çıkmasına sebep oldu.

2000 yılında yapılan genel seçimlerde Komünist Parti % 29.3 oy alarak meclisteki en güçlü parti oldu. Ancak meclisteki farklı siyasi eğilimler ülkede istikrarlı bir ekonominin uygulanmasını engelledi.

Coğrafya

Ala-Arça'dan Bişkek manzarası

Kırgızistan, Orta Asya’da, Çin’in batısında karayla çevrili bir ülkedir. Orta Asya’nın yeni bağımsız ülkelerinin en küçüğü olan Kırgızistan, yaklaşık 198,500 kilometrekarelik yüzölçümüyle Türkiye Cumhuriyeti’nin Doğu Anadolu Bölgesi ile hemen hemen aynı büyüklüktedir. Millî toprakları yaklaşık olarak doğudan batıya 900 kilometre, kuzeyden güneye 410 kilometre halinde erişmektedir.

Kırgızistan, güneydoğuda Çin, kuzeyde ve batıda Kazakistan, güneyde ve batıda da Özbekistan ve Tacikistan ile sınırlıdır. Orta Asya’nın Stanilist bölümünün beş cumhuriyete ayrılmasının bir sonucu olarak çok sayıda etnik Kırgız, Kırgızistan’da yaşamamaktadır. Hukuken Kırgızistan topraklarının bir parçası ancak coğrafi olarak buradan birkaç kilometre uzakta ikisi Özbekistan’da biri Tacikistan’da bulunan üç kuşatılmış bölge tanınmaktadır.

Kırgızistan arazisinde bir arada millî toprakların %65’ini işgal etmekte olan Tanrı ve Pamir Dağları sistemleri hüküm sürmektedir. Tanrı Dağları sisteminin Alay sahası bölümü, ülkenin güneybatısından doğusuna doğru hilal şeklinde hüküm sürmektedir ve ana Tian Shan sahası doğuda Çin içine girerek Sincan Uygur Özerk Bölgesi’ne erişmeden önce, güney Kırgızistan ve Çin arasındaki sınır boyunca ilerler. Kırgızistan’ın ortalama rakımı 7.439 metrelik Cenğiş Çokusu tepesi ile Oş yakınındaki 394 metrelik Fergana Vadisi arasında 2.750 metredir. Ülkenin hemen hemen %90’ı deniz seviyesine göre 1500 metreden daha yüksektedir.

İklim

Kırgızistan, yüksek Tanrı Dağlarında kuru kıtasal (karasal) kutupsal; güneybatı (Fergana Vadisi)’nda subtropikal; kuzey dağ eteklerinde ılıman bir iklime sahiptir.

Kırgızistan karasal iklime sahiptir. Bu yüzden kışların hayli soğuk geçtiği ülkede yaz mevsiminde sıcaklıklar yüksektir. En soğuk geçen ayın Ocak olduğu Kırgızistan’da bu dönemde hava sıcaklığı ortalama -6’ya kadar düşmektedir. En sıcak zaman olan Temmuz ayı ise ortalama hava sıcaklığı 24 derece civarındadır. Fakat ülkenin daha alçakta kalan bölgesi Fergana Vadisi’nde sıcaklıkların 40 dereceye kadar yükseldiği olur.

Ülkenin yüksek tepelerinde ise -20’lere kadar gerileyen hava sıcaklıkları yaşanır. Ülkede yağmur yağışı çok görülmemesine karşılık, karlı havanın yaşandığı gün sayısı oldukça fazladır. Mart ve Mayıs arası dönem ile Ekim ve Kasım arası dönem ülkenin en nemli zaman aralığıdır.

Kaynakları ve arazi kullanımı

Doğal kaynakları

Verimli hidroelektrik, önemli altın yatakları ve ender toprak metallerinden; yerel işletilen kömür, petrol ve doğal gaz; nefelin, cıva, bizmut, kurşun ve çinko gibi diğer yatakları bulunur.

Arazi kullanımı

Tarıma uygun topraklar:% 7, daimi ekilebilen:% 0, otlaklar:% 44, ormanlık arazi:% 4, diğer:% 45 (1993 verilerine göre). Ayrıca Kırgızistan’da dünyanın en büyük doğal büyüyen ceviz ormanı, Celal-Abad ilinde, Arslanbob’da yer alır.

Alan ve Sınırlar

Yüzölçümü

toplam: 198,500 km²
kara: 191,300 km²
su: 7,200 km²

Yüzölçümü karşılaştırması: Doğu Anadolu Bölgesi’nden biraz büyük
Dünya ülkeleri ile karşılaştırması: Dünya’da 86’cı sıradadır.

Kara sınırları

Toplam kara sınırları 3.051 km, komşu ülkeleri Çin ile 858 km, Kazakistan ile 1,224 km, Tacikistan ile 870 km ve Özbekistan ile 1,099 km sınırdır.

Kıyılar: 0 km (denize kıyısı yok)

Rakım:
en düşük: Kara Derya 132 m
en yüksek: Cenğiş Çokusu (Zafer Doruğu) 7,439 m

Akarsu ve Göller

Nehirler

  • Çuy Nehri
  • Narin Nehri
  • Kara Derya
  • Ak-Say Nehri
Göl ve göletler

Kırgızistan’da toplam yüzölçümü 7000 km³ bulan irili ufaklı ikibine yakın göl ve göletler bulunur. Bunların çoğunluğu deniz seviyesinden 2500 ila 4000 metre yükseklikte buzulların erimesiden oluşan küçük dağ gölleridir. Issık Gölü, Son Gölü ve Çatır Gölü ülkenin en büyük üç göllerindendir. Diğer tanınmış Sarı-Çelek, Kal Suu, Kara Suu, Merzbaher, Kulun, Ai, Kara Toko, Saltı (Myortvoye) ve Ala Göl gibi göller vardır.

Tanrı Dağları’nın bölümleri

Tanrı Dağları’nın Kırgızistan sınırları içindeki Ala adı verilen bölümleri;

Ala dağları

Han Tengri Dağı

– Kırgız Ala dağları (Kırgızistan ve Kazakistan’da)

  • Küngöy (Kengey) Ala dağları (Kırgızistan ve Kazakistan’da)
  • Teskey Ala dağları (Kırgızistan’da)
  • Talas Ala dağları (Kırgızistan, Kazakistan ve Özbekistan’da)
Dağ Geçitleri

  • Bedel Geçiti
  • Dolon Geçiti
  • İrkeştam Geçiti
  • Torugart Geçiti
Vadiler

  • Ak-Say Vadisi
  • Ala Arça Vadisi
  • Ak Suu Vadisi
  • Alamedin Vadisi
  • Çuy Vadisi
  • Fergana Vadisi
  • Koçkor Vadisi
Demografi

Nüfus : 5.213.898 (Temmuz 2006 tahmini)
Doğum oranı : 22,8 doğum/1.000 nüfus (2004 tahmini)
Ölüm oranı : 7.08 ölüm/1,000 nüfus (2000 tahmini)
Göçmen oranları: -2.5 göçmen/1,000 nüfus (2000 tahmini)

Cinsiyet oranları (2000 tahmini)

  • yeni doğumlardan : 1.05 erkek/kadın
  • 15 yaş altı : 1.04 erkek/kadın
  • 15-64 arası : 0.96 erkek/kadın
  • 65 yaş ve üstü : 0.64 erkek/kadın
  • toplam nüfus 0.96 erkek)/kadın

Ölü doğum oranı : 34.49 ölüm/1,000 canlı doğum (2000 tahmini)

Etnik gruplar

Kırgız 64.9%, Özbek 13.8%,Rus 12.5%, Dungan 1.1% Ukrain 1%, Uygur 1%, diğer5.7%

Dinler

Karakol Dungan Camisi

Kırgızistan halkı Sovyetler Birliği dönemleri diğer birlik üyeleri gibi Devlet Ateizmi içinde yaşamıştır. Bugün Kırgızistan’da baskın din İslam’dır. Müslüman oranı %76’dir. Ülkede %18 Hıristiyan, %2 Budist, %4 Ateist bulunur.

Diller

Kırgızca Eylül 1991’den beri ülkenin resmî dilidir. Bunun yanında Rusça da bu ülkede resmî konuma sahiptir.

Kırgızca Türk lehçelerinin Kıpçak Grubu’na mensup bir lehçe olarak kabul edilir. Ayrıca, onu Güney Sibirya bölgesi içinde bir Türk şivesi olarak kabul eden fikirler de vardır.

20. yüzyıla kadar Arap alfabesi kullanılarak yazılan Kırgızca 1928’de Latin alfabesini, 1948’de ise Kiril alfabesini kullanmaya başlamıştır.

Yönetim Birimleri

Kırgızistan, başkent Bişkek dâhil 8 ile (oblast) ayrılmıştır. Başkent Bişkek’tir.

Kırgızistan'ın illeri

İller, başkent ve il merkezleri:

  1. Bişkek
  2. Batken (Batken)
  3. Çuy (Tokmok)
  4. Calal-Abad (Celal-Abad)
  5. Narın (Narın)
  6. Oş (Oş)
  7. Talas (Talas)
  8. Issık-Göl (Karakol)

Kültür

Eğitim

Kırgızlar önceleri göçebe olduğundan eğitime dikkat edilmemiştir. Sovyetler Birliği zamanında eğitim alanında büyük gelişmeler yaşanmıştır. 1934 yılında 7 yıllık okul okuma zorunluluğu getirilmiştir. 1950 yılından itibaren bu zorunluluğuna uyulması ile birlikte eğitim gelişmeye başlamıştır. Kırgızistan İlimler Akademisi 1965 yılında kurulmuştur. Bugün 17 araştırma enstitüsü vardır.

Üniversiteler

Oş Devlet Üniversitesi binası

Kırgızistan’da 60 civarında üniversite bulunmaktadır. Kırgızistan’daki belli üniversiteler şunlardır:

  • Uluslararası Atatürk-Alatoo Üniversitesi
  • Orta Asya Amerikan Üniversitesi
  • İktisat ve Girişimcilik Üniversitesi
  • Kırgız-Rus Slav Üniversitesi
  • Ulusal Kırgız Üniversitesi
  • Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi
  • Bişkek Beşeri Bilimler Üniversitesi
  • Uluslararası Kırgızistan Üniversitesi
  • Oş Devlet Üniversitesi
  • Kırgız Özbek Üniversitesi
  • Oş Teknoloji Üniversitesi
  • Kasım Tınıstanov Üniversitesi
Edebiyat

Kırgız halk edebiyatında Manas Destanı önemli bir yer tutar. Kırgız edebiyatının kurucusu olarak Toktoul Satılgan kabul edilir. Kırgızların dünyaca meşhur edebiyatçıları Cengiz Aytmatov’dur.

Turizm

Sovyetler Birliği zamanında ülke, birliğin önemli bir turizm merkezine dönüşmüştü. Son yıllarda Issık Göl çevresine yüz binlerce turist gelmektedir. Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra seçilen Kırgızistan Başkanı Askar Akayev yaptığı bir açıklamada turizmin ülke ekonomisine en önemli katkıyı sağlayabilecek sektör olduğunu ifade etmiştir.

Burana Kulesi

Ülke son yıllarda turizm alanında büyük gelişmeler göstermektedir. Denize kıyısı olmasa da yaz mevsimlerinde göl turizmi yapılmakta, ayrıca ülke dağlarla kaplı olması nedeniyle kış sporlarına bağlı turizm gelişmektedir. Kış sporlarından sonra doğa gezileri, termal turizm yapılmaktadır. Ülkenin turist çeken başka bir özelliği ise çok sayılardaki ormanlar ve Issık Göl’e iye olmasıdır. Bunlar yaz turizmine açık yerlerdir.

Ekonomi

1998 Rusya Krizi’nin olumsuz yansımaları giderek azalmakla birlikte hâlen yaşanmaktadır. Halkın % 23’ünün uluslararası standartlara göre yoksulluk sınırları altında yaşadığı uluslararası kuruluş raporlarında belirtilmektedir. Gelir dağılımındaki adaletsizlikler sosyal yaşamı da etkilemektedir. Ekonomideki sıkıntıların kısa vadede giderilmesi beklenmemektedir.

  • GSMH: 7.4 Milyar ABD Doları
  • Kişi başına GSMH: 3169 ABD Doları
  • Enflasyon oranı: %5.8
  • İşsizlik Oranı: %2.3
  • Asgari Ücret: 220 ABD Doları
  • İhracatı: Yaklaşık 2.3 milyar ABD Doları
  • İhraç Ürünleri: Pamuk, yün, et , tütün, altın, civa, uranyum, elektrik enerjisi, küçük makinalar, ayakkabı ürünleri
  • İthalatı: 4.3 milyar ABD Doları
  • İhraç Partnerleri: Özbekistan %28.8, Kazakistan %22, Rusya %14.6, Çin %7, Afganistan %5.7
  • İthal Partnerleri: Çin %55.9, Rusya %17.7, Kazakistan %6.4
  • Dış Borç Toplamı: 1.704 milyar ABD Doları
  • Kalkınma Hızı: %7.3
  • Para Birimi: Som (1 ABD Doları ≈ 67 Som , 1 TL ≈ 23 Som) (14/09/2015)

Kullanılan paralar : Kırgızistan’ın tamamında günlük yaşamda her türlü alışverişte resmi para birimi olan “Som” kullanılmaktadır. Araba alımı, elektronik eşya satan bazı firmalar ile büyük oteller ve bazı restaurantlar dışında Amerikan doları ile alışveriş yapılmamaktadır.

Bişkek’te hemen her yerde sıkça rastlanan döviz bürolarında döviz bozdurma imkânı bulunmaktadır. Döviz bürolarında ABD Doları, Euro, Rus Rublesi, Çin Yuanı, Özbek Sumu ve Kazakistan Tengesi bozdurabilmekte ve alınabilmektedir.

Ulaşım

Ülkenin dağlık yapısından ötürü ulaşım büyük ölçüde kısıtlanmıştır. Yollar, yüksekliği 2000 metre ve üzerini bulabilen rakımlar ve dik vadilerden dolayı sık sık viraj yapmak durumundadır. Kış boyunca ulaşım ülkenin kimi yüksek rakımlı ve tenha bölgelerinde hemen hemen imkânsızdır. Bunun yanında ulaşımı güçleştiren diğer etkenlerden biri de kara ve demiryolunun bugün uluslararası sınırlarla kesilmesidir. Bu da, yolların kapalı olmadığı yerlerde birçok zaman alıcı formalite gerektirdiğinden pek tercih edilmemektedir. Ülkede geziler ya da kısa ulaşımda atlar da kullanılabilir.

Mutfak

Kırgız  Mutfağı

Kırgız mutfağı ağırlıklı olarak et yemeklerinden oluşur. Göçebe kültürüne sahip Kırgızların yemek alışkanlıklarında bu kültürün izlerini çokça görürsünüz. Bilhassa koyun etinin ve ekmek tüketiminin çok olduğu ülke mutfağında sebze yemeği çeşitleri de bolca mevcuttur. Rus, Çin, Kore ve Özbek mutfağından etkilenen ülke mutfağında fıstık ve badem gibi kuruyemişler de tüketilmektedir.

Kırgızistan’ın en meşhur yemeklerinin başında beshbarmak (beş parmak) gelir. Ülkenin ulusal yemeği olarak da kabul edilen beshbarmak koyun ya da at etiyle hazırlanır. Bir diğer geleneksel yemekleri şaşlık ise bu bölgenin çoğunda olduğu gibi Kırgızistan’da da hemen her köşe başında karşınıza çıkabilecek bir yemek alternatifidir. Şişe geçirilmiş iri koyun etlerinden yapılan bu yiyecek ekmek arası şekilde servis edilmektedir. Plov (pilav) adını verdikleri pirinç yemeğini ise yine koyun eti ve turpla beraber servis etmektedirler.

Ülkenin en popüler içeceği çaydır. Etnik köken olarak Kırgız olanlar genelde yeşil çayı tercih ederken Ruslar siyah çay tüketirler. Pek tabi ki Orta Asya içkisi ve atalarımızın içeceği kımız, yani fermente edilmiş at sütü ise Isık Gölü kıyı şeridinde çokça içilmektedir. Birayı andıran düşük alkollü içecek bozo’nun yanı sıra ülkede yerel markalı votka, konyak ve bira çeşitlerine de sıkça rastlayabilirsiniz. Üstelik de hayli uygun fiyatlarla.

Alkol tüketimi konusunda herhangi bir yaş sınırının olmadığı ülkenin özellikle başkenti Bişkek’te bir restorana gittiğinizde %10 oranında bahşiş bırakmanız yeterli olacaktır.

Festivaller

Kırgız Festivali

Kırgızistan’da gerçekleştirilen festivallerin pek çoğu ülkenin tarihi ve göçebe kültürüne dair izler taşımaktadır. Erkeklerin avcılık kadınların ise el işleri konusundaki yeteneklerini sergiledikleri festivallerde farklı ülkelerden pek çok insan da bir araya gelir.

Göçebe Hareketi ve Ulusal At Oyunları festivali her yıl temmuzun ikinci haftasında düzenlenmektedir. Alay’da düzenlenen etkinliklerde aynı zamanda Kırgız yemekleri de ziyaretçileriyle buluşur. Kırgız Gelenekleri ve Seromonileri Festivali ise yine temmuz ayının son haftasında düzenlenmektedir. Geleneksel yemeklerin test edildiği festival kapsamında el yapımı ürünler de sergilenmektedir. Ükenin Kuzeyindeki Issık-Kul Gölü yanında ağustos ayında gerçekleştirilen Taigan ve Burkut Festivali’nin amacı kartal avlamaktır. Ülkenin bir diğer büyük festivali ise her sene mayıs ayında gerçekleştirilen ve dünyadan pek çok sporcuyu da ağırlayan Bisiklet Yarışı’dır. Arslanbob Köyü’nde düzenlenen festivalde dağları da kapsayan uzun bir rota üzerinde sporcular bir araya gelir.

Kırgızistan’daki Türk Büyükelçiliği

BİŞKEK BÜYÜKELÇİLİĞİ

Adres: MOSKOVSKAYA 89, 720040 BIŞKEK/KIRGIZISTAN
Telefon: 00 996 312 90 59 00(10 Hat)
Faks: 00 996 312 90 99 12- 90 99 13

embassy.bishkek@mfa.gov.tr
T.C. Dışişleri Bakanlığı Bişkek Büyükelçiliği

Görev Bölgesi: Kırgız Cumhuriyeti

Beğen
Beğen Muhteşem Haha İnanılmaz Üzgün Kızgın

Kıbrıs Cumhuriyeti

Kıbrıs

Başkent Lefkoşe
Resmî diller Yunanca, Türkçe
Yönetim Şekli Anayasal Cumhuriyet
Yüzölçümü 9.251 km²
Nüfus 1.170.125
Nüfus Yoğunluğu 126,4 kişi/km²
Para birimi Euro ( EUR )
Zaman dilimi DAZD (UTC+2)-DAYZD (UTC+3)
Telefon kodu +357
İnternet TLD .cy

Kıbrıs Cumhuriyeti (Yunanca: Κυπριακή Δημοκρατία – Kipriaki Dimokratia), Kıbrıs’ta bulunan, fiilî olarak adanın güneyini yöneten devlet. Doğu Akdeniz’de ada devleti olarak bulunur; kuzeyinde Türkiye, doğusunda Levant, güneyinde Mısır ve batısında Yunanistan ile deniz komşusudur.

Britanya kolonisi iken; 1960’ta Birleşik Krallık’tan bağımsızlığını kazandı ve 1961 yılında İngiliz Milletler Topluluğu’na katıldı. Türkiye, Birleşik Krallık ve Yunanistan’ın garantörlüğü altında Türk ve Rum ortaklığında kurulmuştur. 1974’te Yunanistan’daki askerî cunta desteği ile Kıbrıs’ta enosis amaçlı milliyetçi Rumların darbe yapması sonucunda Türkiye, Kıbrıs’a harekât düzenledi. Bunlarla birlikte adanın kuzeyinde Kıbrıs Türkleri’nin yönetiminde politik bir düzenin oluşmasına neden oldu. Bu siyâsî olaylarla Kıbrıs Sorunu ortaya çıktı. 1983 yılında Türkiye’nin, de facto yönetim olan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin bağımsızlığını tanımasının ardından Türkiye’de Kıbrıs Cumhuriyeti Güney Kıbrıs Rum Yönetimi olarak adlandırılmaya başlanmıştır. Kıbrıs Cumhuriyeti, gelişmiş bir ülke olarak 1 Mayıs 2004 tarihinde Avrupa Birliği üyesi oldu. 1 Ocak 2008 tarihinden itibaren de euro kullanmaya başladı.

Şu anda Kıbrıs’ın kuzeyinde yaklaşık 30.000’e yakın Türk Silahlı Kuvvetleri askeri, Ağrotur ve Dikelya üslerinde 3.500 civarında Birleşik Krallık askeri ve Yeşil Hat bölgesinde 928 kişilik Birleşmiş Milletler Barış Gücü personeli bulunmakta, adanın kuzeydeki üçte birlik bölümünde Türkler, geri kalan üçte ikisinde ise genel olarak Rumlar yaşamaktadır.

Kıbrıs Cumhuriyeti 2016 itibarıyla yıllık 3.2 milyon turist tarafından ziyaret edilmektedir.

Kıbrıs Cumhuriyeti, Birleşmiş Milletlere üye devlet olarak uluslararası alanda tanınmış bir ülkedir. Kıbrıs adası civarındaki sular hukuken kendi egemenliği altında olmak üzere, adanın %3’lük kısmı bağımsızlık anlaşmasına göre Birleşik Krallık’ın askerî üssü olarak yönetimi altındadır. Ada de facto olarak dört ayrı parçaya bölünmektedir:

  • Adanın güneyi etkin olarak Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kontrolü altında;
  • Adanın kuzeyi Birleşmiş Milletler ve Avrupa Konseyi ‘ne göre, Türkiye’nin işgali altındadır. Bağımsızlığını tek taraflı ilan eden Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti adında bir idare mevcuttur (sadece Türkiye ile diplomatik ilişkisi var).
  • Birleşmiş Milletler kontrolündeki Yeşil Hat, adayı iki bölgeye ayırır; ve
  • İki Birleşik Krallık askerî üssü (Ağrotur ve Dikelya).
Arma

Kıbrıs Cumhuriyeti Arması

Kıbrıs Cumhuriyeti arması, 1960 yılında kabul edilmiştir. Güvercin barışı, zeytin Akdeniz iklimini, gümüş renkteki kalkan ülkedeki bakır cevherini temsil etmektedir.

Bayrak

Kıbrıs Cumhuriyeti bayrağı, 16 Ağustos 1960’ta kabul edildi. Britanya kolonisi iken, bayrak şu şekildeydi:

Bayrağın zemini mavi renkteydi,ancak sol üst köşede Birleşik Krallık bayrağı ve sağ yarıda da orta kısımda üst üste birbirine paralel duran iki aslan vardı.

Ancak Birleşik Krallık Kıbrıs Cumhuriyeti’nin bağımsızlığını tanıdığı zamanlar bu bayrak kullanılmadı.

Bayrak şu şekilde idi:

Bayrağın zemini beyaz olup ortada Kıbrıs Cumhuriyeti haritası vardı. Ancak haritanın içi beyazdı ve sarı renkle(pantone 144-C) çerçevelenmiştir. Altında da iki zeytin dalı vardı. 1974’teki Kıbrıs Harekâtı sonrası adanın, fiili olarak ikiye bölünmesine rağmen Kıbrıs Cumhuriyeti tarafından kullanılmaya devam edildi.

Bayrak, Kıbrıslı Türk ressam İsmet Güney tarafından çizildi. Kosova’nın bağımsızlığını ilan etmesine kadar uzun süre üzerinde bir ülkenin haritası bulunan tek resmi bayraktı. Adadaki iki toplumun ortak bayrağının "tarafsız" olması gerektiği düşünüldüğünden, Türk ve Yunan bayraklarındaki kırmızı ve mavi renklerden özellikle kaçınıldı. Barışı simgeleyen beyaz zemin üzerine Kıbrıs adasının haritası, antik çağlardan beri işletilen ve adaya adını veren bakır madenlerini simgeleyen sarı renkle (pantone 144-C) temsil edilmiştir. Haritanın altında yine barışı temsil eden ve adada bol bulunan bir bitki olan iki yeşil (pantone 336-C) zeytin dalı bulunur. Bayrağın ebatı 3:5 oranındadır.

Coğrafya

Larnaka  Tuz  Gölü

Kıbrıs Adası, İtalya’ya bağlı Sardinya ve Sicilya adalarından sonra Akdeniz’in en büyük üçüncü adasıdır. Akdeniz’in kuzeydoğusunda yer alır. Kuzeyinde 65 km mesafe ile Türkiye, doğusunda 112 km mesafe ile Suriye, 267 km ile İsrail, 162 km ile Lübnan, güneyinde 418 km ile Mısır; kuzey batısında ise, 274 km ile Yunanistan yer almaktadır.

Kıbrıs, 30°33′ ve 35°41 enlemleri ile 32°23′ ve 34°55′ boylamları arasında yer almaktadır. Yüzölçümü yaklaşık 9.251 km²’dir. Bunun 3.355 km²’lik bölümü de facto olarak kurulmuş Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin yönetimindedir. Kıbrıs’ın genişliği en çok 225 km, en az 43 km’dir. Adanın en yüksek noktası, 1.953 metre yükseklikteki Trodos Dağlarıdır. Ada, Asya, Afrika ve Avrupa kıtalarının geçiş noktasında ve eski büyük uygarlıkların yer aldığı Orta Doğu ve Anadolu bölgelerinin kesişimindedir.

Ada, Akdeniz ikliminin etkisi altındadır. Yazları sıcak ve kurak, kışları ise ılık ve az yağışlı geçer. Yağışlar alçak kesimlerde yıllık 300 mm iken Trodos dağlarında yıllık 1000 mm’yi bulmaktadır. Trodos Dağları kışın kar tutabilmektedir. Sıcaklık ender olarak 0 derecenin altına düşmektedir. Ortalama sıcaklıklar ise yazları 20-30 °C, kışları ise 5-15 °C arasında değişmektedir. Bitki örtüsü ise küçük çalılıklardan oluşan makidir. Köylerde yaşayan halk tahıl üretimi, bağcılık yapar ve turunçgillerden meyve yetiştirmekle uğraşır. Buğday ve arpanın yanı sıra portakal, mandalina ve dağların eteklerinde de üzüm yetiştiriciliği yapılır.

En yaygın orman tipi ağaç türleri çam, selvi, meşe ve sonra dan adada yetiştirilen okaliptüstür. Ada, yapı ve yeryüzü şekilleri ile Anadolu yarımadasının Toros sistemi içinde kabul edilmektedir. Anadolu’ya bağlı olan adanın temeli batıda ve güneyde 2000 metreden daha derin denizaltı çukurlarıyla çevrilmektedir.

Kıbrıs Adası coğrafi konumi nedeni ile Afrika ve Avrupa kıtaları arasında kuş türlerinin konaklama ve geçiş noktasıdır. Adada bulunan yaklaşık 350 tür hayvandan 7’si endemiktir. Ayrıca 26 çeşit tür sürüngen de yaşamaktadır. Kıbrıs ilk çağ dönemlerinde nerede ise temelli ormanlık alanlarla kaplı iken, bakır madenleri ve ormanı bulunmayan ülkelere odun satılması nedeni ile günümüzde ormanlık alanları tahribata uğramıştır.

Kıbrıs’ın sahil kıyıları, aşağı yukarı yüz milyon senedir Chelonia ve Caretta caretta kaplumbağaları tarafından ziyeret edilmektedir. Bu canlılar yumurtlamak için Mayıs ve Ağustos ayları arasında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kumsallarına gelmektedirler.

Adanın kuzeyinde doğal mağaralar da bulunmaktadır. Sarkıt ve dikitleri ile İncirli Mağarası, İnönü’deki Sütünlu Mağara, olmak üzere 85 adet civarında doğal mağara bulunmaktadır.

Tarih

Osmanlı dönemi

Osmanlı İmparatorluğu'nda denizci olan Piri Reis'in Kitab-ı Bahriye adlı eserinde yer verdiği tarihi Kıbrıs haritası

Kıbrıs, Osmanlı İmparatorluğu’nun kontrolüne geçmeden önce, Doğu Akdeniz’deki Osmanlı’ya ait gemilerine akın yapan Hıristiyan korsanlarının sığınağı haline gelmişti. Bu korsanlar genellikle deniz ticaret gemilerine ve hacca giden yolculara saldırarak buradaki yol güvenliğini yok etmekteydi. Bu gibi nedenlerden dolayı Kıbrıs’ın alınması gerekli görüldü.

Kıbrıs, Lala Mustafa Paşa komutasındaki ordu ve Piyale Paşa komutasındaki donanma ile birlikte yaya 60.000 kişiden oluşan Osmanlı Ordusu, 2 Temmuz 1570’te Limasol’a çıkması ve 4 Ağustos 1571’de Mağusa’nın Venedikli Mağusa Kale Komutanı Bragadino’nun beş maddelik bir antlaşmayla kaleyi teslim etmesiyle sonuçlanan bir seferle Osmanlı İdaresine girdi. Kıbrıs’ın ele geçirilmesiyle Osmanlı İmparatorluğu, Doğu Akdeniz’e tamamen hâkim oldu.

15 Eylül 1570 tarihinde Lala Mustafa Paşa, tören ile Lefkoşa şehrine girmiştir. Kıbrıs ele geçirildikten sonraki tarihte adada çok az sayıda Ortodoks Rum vardı. Çünkü Venedikliler Katolik idi ve Ortodoks Kilisesi’ne yaşama hakkı tanımıyordu. Osmanlı Devleti Ortadokslara serbestçe kilise kurma ve gelişme imkânı sağladı. Böylece adada Katolik Kilisesi etkinliğini kaybetti ve Ortodoks Kilisesi gelişti.

1571 yılında Kıbrıs’ta yapılmış bulunan nüfus sayımında yerli halkın nüfusu 150.000’dir. Burada bulunan Türk askeri ise 30.000 kadardır. Adanın tamamının kontrol edilmesinin ardından Karaman’dan adaya göç ettirilen Türkler ve Beyşehir, Ürgüp, Niğde, Aksaray, Akşehir, Maraş gibi Anadolu’nun orta kesiminde kalan şehirlerinden aileler getirilerek yerleştirilir. Bugün adada yaşayan Kıbrıs Türklerinin (Kıbrıs Harekâtı’ndan sonra Türkiye Cumhuriyeti’nden gelenler hariç) soyu bu Osmanlı idaresinde adaya gönderilen Türklerden gelmektedir.

1831 senesinde sadece erkeklerin sayıldığı Osmanlı İmparatorluğu’nun ilk büyük ölçekli nüfus sayımında ada üzerinde 14.983 Müslüman ve 29.190 Hıristiyan yaşadığı ortaya çıktı. 1872’de yapılan sayımda adanın nüfusunun 144,000 olduğu, Müslümanların sayısının 44.000’e ve Hıristiyanların ise 100.000’e arttığı belirlendi.

Birleşik Krallık dönemi

Günümüzde Birleşik Krallık'ın yönetimindeki Ağrotur ve Dikelya üslerinde 10.000 Birleşik Krallık askeri ve sivil personel ile bunların aileleri yaşamaktadır

93 Harbi’nde Rus İmparatorluğu karşısında yenilen Osmanlı, Ruslara karşı fazla ödün vermemek amacıyla , Birleşik Krallık’in isteği üzerine ada 92.799 sterline 4 Haziran 1878 tarihinde imzalanan Kıbrıs Sözleşmesi ile kiralandı. Osmanlı mülkiyeti devam ediyor sayılmakla birlikte, yönetim tamamen Birleşik Krallık’a geçti. Birleşik Krallık adayı "Komiser" diye tabir ettiği yüksek rütbeli yöneticilerle idare etmiştir. 1914’te başlayan I. Dünya Savaşı’nda Osmanlı’nın Birleşik Krallık karşısındaki Almanya’nın yanında savaşa girmesi üzerine Birleşik Krallık adayı ilhak edip adaya vali tayin etti. 1923’te imzalanan Lozan Barış Antlaşması’nın 21. Maddesi gereğince, Birleşik Krallık’a ilhakı tanındı. 1925 yılında Kıbrıs Crown Colony olarak ilan edildi ve adaya ilk Türkiye Cumhuriyeti konsolosu atandı.

Ocak 1950 tarihinde Doğu Ortodoks Kilisesi, Kıbrıs Türk toplumunun boykot ettiği bir referandum düzenledi. Referandumun sonucunda, katılan halkın %90’ı Kıbrıs’ın Yunanistan ile birleşmesi düşüncesi olan enosis lehinde oy verdi. 1955’te Kıbrıs Rumlarının kurduğu EOKA örgütü Birleşik Krallık kuvvetlerini adadan çıkarmak için silahlı eylemlere başladı. Bu zaman zarfında Kıbrıs Türkleri de silahlanmaya başladı ve Birleşik Krallık adanın tüm bölümünü kontrolde tutmakta zorlanıyordu. Bu tarihten itibaren taksim isteğinde bulunan Türkler ile enosis isteyen Rumlar birbirleri ile çatışmaya başladı.

Bağımsızlık

Kıbrıs Cumhuriyeti (1960)

1964 yılında Birleşmiş Milletler tarafından topluluklar arası çatışmaları engellemek amacıyla kurulmuş olan UNFICYP, 1974'ten beri adayı ikiye bölen Yeşil Hat üzerindedir.

16 Ağustos 1960 tarihinde Kıbrıs; Yunanistan, Türkiye ve Birleşik Krallık’ın "Kuruluş, İttifak ve Garanti" adındaki üç anlaşmayı imzalaması ile bağımsızlığını kazandı. Birleşik Krallık, Ağrotur ve Dikelya adlı adanın %3’üne tekabül gelen askerî üsleri aldı. Devlet dairelerinde ise Rumlardan sonra en büyük etnik topluluğu oluşturan Türkler veto hakkına sahip oldu ve parlamento ile yönetimde %30’luk hakka sahip oldular. Üç devlete ise garantörlük hakkı verildi.

30 Kasım 1963 tarihinde Kıbrıs Cumhuriyeti cumhurbaşkanı III. Makarios, Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası’nda siyâsî kurumların yapılanması ve teşkilatlanma hakkındaki on üç maddelik bir değişiklik önerisinde bulundu. Kıbrıs Türkleri bu değişikliklerin kendi haklarını kısıtladığını savunarak karşı çıktılar. Bu değişiklik süreci içerisinde Kıbrıs Türkleri bu öneriye karşı çıktı. Bunun üzerine, 21 Aralık 1963 günü, iki Kıbrıs Türkünün üzerine ateş açılarak öldürülmesi üzerine toplumlararası çatışmalar başladı ve sonunda Kıbrıs Türkleri, Kıbrıs Cumhuriyeti’ndeki idarî ve siyâsî yapılanmadan çekildiler.

Birleşmiş Milletler’in Kıbrıs’taki Birleşmiş Milletler Barış Gücü (UNFICYP) ada üzerindeki önemli noktalara Kıbrıs Türkleri ile Kıbrıs Rumları arasındaki çatışmaları engellemek amacıyla konuşlandı.

Bölünme

1970’li yılların başlarında Yunanistan’ı kontrol eden askerî cunta yönetimi, II. Makarios’un tutumları ve Enosis’in yolunda ilerleme olmamasından dolayı memnun değildi. Cunta, 15 Temmuz 1974 tarihinde Kıbrıs Ulusal Muhafız Birliği’ne bu birliğin komutanının görevinden alınmasını ve adanın kontrolünü Yunan subayların bulunduğu bu birliğin almasını istedi. Birlik aynı gün Lefkoşa’daki Başkanlık Sarayı’nı bastı ve II. Makarios görevden alındı. Nikos Sampson yeni hükûmetin cumhurbaşkanı olduğu dünyaya ilan edildi. Her ne kadar milliyetçi Rumlar tarafından darbe yapılsa da Yunanistan ile birleşmedi, Kıbrıs’ın bağımsızlığı devam etti ve bağımlı bir yönetim olmadı. Türkiye Cumhuriyeti, gerçekleştirilen darbe nedeniyle Zürih ve Londra Antlaşması’nın IV. maddesine istinaden gerçekleştirdiğini savunarak Kıbrıs Harekâtı’na girişti.

1974'teki Kıbrıs Harekâtı sonunda ölen Türk askerlerin bulunduğu Karaoğlanoğlu Şehitliği'ndeki giriş tabelası. 8 subay, 5 astsubay, 57 erbaş ve er olmak üzere toplam 70 askerin mezarı bulunmaktadır

Uluslararası baskılar sonucunda ateşkes ilan edildi ve adanın %37’si Türkler’in kontrolüne geçti. 170.000 civarındaki Kıbrıs Rumu kuzeyde bulunan evlerinden göç ettirildi, 50.000 Kıbrıs Türkü ve daha sonra da Türkiye’nin teşviki ile Türkiye’den gelen göçmenler ise bu evlere yerleştirildi. 1983 tarihinde Kıbrıs Türkleri tek taraflı olarak sadece Türkiye tarafından tanınan bağımsızlıklarını ilan ettiler. Günümüzde, savaş sonucunda 1.534 Kıbrıs Rumu ve 502 Kıbrıs Türkü hâlâ kayıptır. 1974 yazında ada üzerindeki bu gelişmeler, Türkiye-Yunanistan ilişkilerinde tek hakim konu oldu. Ayrıca günümüzde Türkiye’den gelmiş yaklaşık 100,000 kişinin Cenevre Antlaşması ve çeşitli BM kararlarını ihlal ederek ada üzerinde yaşadığı düşünülmektedir. Kıbrıs hükûmeti, kuzeydeki toprakların kontrolünü kaybettikten ve Türk idaresi altına girmesinden sonra kuzeydeki tüm liman ve hava alanlarının uluslararası ticaret ile ulaşıma kapalı olduğunu ilan etti. Yönetim, adanın kuzeyindeki idareyi günümüzde de Türk işgali altındaki bölge olarak kabul eder.[

Yakın tarih

De facto olarak kuzey ve güney olarak iki ayrı parçaya bölünmesine rağmen de jure olarak cumhuriyet tüm adanın hakimidir. Kıbrıs Cumhuriyeti’nin anayasal bir demokrasi üzerine kurulu yapısı ekonomik bakımdan refah bir durumda ve iyi bir alt yapısı vardır. Avrupa Birliği ve diğer uluslararası örgütler tarafından Birleşmiş Milletler’in bir parçası ve adanın tek meşru yönetimi kabul edilir. Sadece Türkiye tarafından tanınan adanın kuzeyi Türkiye’nin yardımları ile varlığını sürdürmektedir. Son birleşme girişimi 2004 tarihindeki Annan Planı ile oldu. 24 Nisan 2004 tarihinde yapılan referandumda Kıbrıs Türklerinin destek oyuna rağmen Kıbrıs Rumları tarafından reddedildi.

Temmuz 2006 tarihinde ada, Hizbullah ve İsrail arasındaki çatışmalardan kaçan kişiler için ilk sığınaklardan biri oldu.

Mart 2007’de BM kontrolündeki Yeşil Hat üzerindeki Kıbrıs Rumları ile Kıbrıs Türklerini ayıran Lokmacı Kapısı yıkıldı. Adanın 32 yıllık tarihinde yer etmiş olan kapı, Lefkoşa kentini ikiye ayırıyordu. 3 Nisan 2008’de Türk ve Rum yetkililerin bulunduğu bir törenle açılışı gerçekleşti. 26 Haziran 2009 tarihinde Kıbrıs müzakereleri kapsamında 34. kez bir araya gelen Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Dimitris Hristofyas Erenköy’de bulunan Yeşilırmak Sınır Kapısı’nın açılacağını duyurdular. Gerekli altyapı çalışmalarının gerçekleştirilmesinden sonra yedi aylık bir süre zarfında faaliyete geçeceği açıklandı.

Yönetim

Kıbrıs Cumhuriyeti, başkanlık sistemi ile yönetilmektedir. cumhurbaşkanı ve hükûmet, bir beş yıllık dönem için evrensel oy yönetimi ile halk tarafından seçilirler. Ülkede yasama organı Temsilciler Meclisi , yürütme organı cumhurbaşkanı ile hükûmettir. Hem yürütme ve yasama organıyla yargının bağımsızlığı güvence altına alınmıştır.

1960 Anayasası, yasama, yürütme ve yargı alanında ülkedeki başlıca iki etnik nüfus bakımından kontrollü bir şekilde Kıbrıs Rumı ve Kıbrıs Türklerinin eşit haklara sahip bir siyâsî düzeni savunuyordu. Türk-Rumlar tarafından ortak yönetilecek bağımsız cumhuriyette , cumhurbaşkanı Rum olacak; cumhurbaşkanı yardımcısı ise Türk olması kararı alınmıştı. Aynı zamanda başkan ve başkan yardımcısı, herhangi bir anayasa değişikliğinde veto haklarına sahip oldukları gibi aynı yetkilere sahiptiler. Kıbrıs Temsilciler Meclisi; 32 Rum, 24 Türk ile 3 diğer azınlık üyelerinden ve Bakanlar Kurulu ise 7 Rum, 3 Türk’ten oluşuyordu. 1963-1964 olaylarının çıkmasından sonra Kıbrıs Türkleri idari ve siyasî yapılanmadan çekildi. Günümüzde bu neden yüzünden başkan yardımcılığı boş durmaktadır.

1974’ten itibaren ada, kuzeyindeki üçte birlik bölümünde Kıbrıs Türkleri, geri kalan üçte ikisinde ise Rumların yaşadığı iki ayrı kesime bölündü. 1983 tarihinde Kıbrıs Türkleri, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni ilan etti. 13 Mayıs 1984’te de Güvenlik Konseyi 550 sayılı kararı ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin ilanını ayrılıkçı bir hareket olarak tanımladı. Birleşmiş Milletler ve Avrupa Konseyi Türkiye’nin "işgali" altında olduğunu nitelendirdi. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti günümüzde bağımsızlığı sadece Türkiye Cumhuriyeti dışında hiçbir ülke tarafından tanımayan de facto bağımsız bir cumhuriyet konumundadır. Adanın kuzeyi de jure olarak Kıbrıs Cumhuriyeti’ne ait kabul edilir.

17 Şubat 2008 tarihindeki seçimlerde AKEL’in genel sekreteri ve adayı Dimitris Hristofyas Kıbrıs Cumhuriyeti’nin altıncı cumhurbaşkanı oldu. Şubat 2003’ten beri ise Demokrat Parti’nin adayı Tasos Papadopulos cumhurbaşkanlığı yapıyordu.

İdari yapılanma

Kıbrıs Cumhuriyeti Lefkoşa, Mağusa, Girne, Larnaka, Limasol ve Baf olmak üzere altı bölgeye ayrılır: Bölgeler, hükûmet tarafından atanılan bir kaymakam ile yönetilir.

tb

1974’teki Türk Silahlı Kuvvetleri’nin adaya düzenlediği Kıbrıs Harekâtı sonrası Lefkoşa ve Mağusa Bölgesi’nin büyük bir kısmı , Girne Bölgesi’nin tamamı ve Larnaka Bölgesi’nin bir kısmı adanın kuzeyindeki de facto yönetimin kontrolündedir. Adanın kuzeyindeki yönetim tarafından Lefkoşa Bölgesi’nin bir kısmından Güzelyurt İlçesi ve Mağusa Bölgesi’nin bir kısmından ise İskele İlçesi oluşturulmuştur.

Dış politika

Uluslararası üyelikler

Kıbrıs Cumhuriyeti’nin üyesi olduğu uluslararası kuruluşlar: Avustralya Grubu, İMT, AK, ODGP, AİKB, AYB, AB, FAO, IAEA, IBRD, ICAO, UTO, UCM, USK, UKB, IFAD, UFK, UHÖ, ILO, IMF, UMÖ, Interpol, IOC, IOM, PAB, ITU, MIGA, NAM, NTG, KSYÖ, AGİT, PCA, BM, UNCTAD, UNESCO, UNHCR, UNIDO, UPU, WCL, WCO, WFTU, WHO, WIPO, WMO, WToO, WTO.

"Güney Kıbrıs Rum Yönetimi" adlandırması

Bölünmenin ardından meşruiyetini koruyan Kıbrıs Cumhuriyeti; Türkiye, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Azerbaycan tarafından sadece güneyin egemenliğini kontrol ettiği için Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ya da sadece Kıbrıs Rum Kesimi olarak adlandırılır. Bu isimleri dünya üzerinde sadece Türkiye ve de facto bir ülke olan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti kullanmaktadır. Uluslararası statüde bir geçerliği yoktur.

Mevcut Kıbrıs Cumhuriyeti hükûmeti, tüm adanın hâkimi olduğunu, kuzeyde kalan topraklarının Türkiye’nin işgali altında olduğunu iddia eder. Ayrıca kontrolü dışında olan ve hak iddia ettiği kuzey topraklarının siyasi tüm temsilcilerini, vatandaşlarına seçtirmekte ve kendisi atamaktadır.

1960 kurucu anayasasında birçok değişiklik yapıldığı halde adanın tek egemeni olarak kendilerini göstermek adına çift resmi dil gibi bazı önemli konularda değişiklik yapılmadı. 2004 yılında Avrupa Birliği üyesi olan ülke, sadece Lefkoşa, Limasol, Larnaka ve Baf bölgelerini yönetebilmektedir. Adanın iki tarafını birleştirmek için yapılan çalışmalardan sonuncusu Annan Planı’nın, Kıbrıs Türkleri tarafından referandumda kabul edilmesine rağmen, Kıbrıs Rum halkı referandumda reddedince adanın birleşmesi gerçekleşmedi.

"Ελληνικό Τμήμα της Νοτιάς Κύπρου ya da Ρωμαίικο Τμήμα της Νοτιάς Κύπρου", Güney Kıbrıs Rum Kesimi’nin Yunancadaki karşılığıdır. Rum yönetimi bu ifadeyi kullanmamakla birlikte, kendilerini adanın tek hâkimi olarak "Kıbrıs Cumhuriyeti Hükûmeti / Κυβέρνηση της Κυπριακής Δημοκρατίας" (Kivernisi tis Kipriakis Dhimokratias) olarak tanımlarlar. Türkiye ve KKTC dışında bütün ülkeler, bu ülkenin resmi adını Kıbrıs Cumhuriyeti olarak kabul etmiştir. Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ise BM nezdinde tanınan Kıbrıs Cumhuriyeti’nin adanın tamamı üzerindeki egemenlik iddiasını reddetmektedir. Diğer dünya devletleri ise KKTC’nin yönettiği bölgenin Türkiye’nin işgali altında olduğunu kabul etmektedir.

Ordu

Kara kuvvetleri, hava kuvvetleri ve deniz kuvvetlerinden oluşan birleşmiş silahlı kuvvetleri olan Kıbrıs Ulusal Muhafızı, aktif görevliler, rezerveler ve milislerden oluşmaktadır. Bunun dışında Yunanistan Silahlı Kuvvetleri adada ELDYK (Ελληνικές Δυνάμεις Κύπρου, ΕΛΔΥΚ) konuşlandırmaktadır. Fakat ELDYK, Kıbrıs Cumhuriyeti askeriyesinin bir parçası sayılmamaktadır.

Demografi

Bağımsızlık ilanından sonra ada üzerindeki ilk nüfus sayımı Aralık 1960 tarihinde gerçekleştirildi. Tüm adayı kapsamak üzere toplam nüfusun 573.566 olduğu ortaya çıktı. Kıbrıs Rumları %77’lik bir pay ile en büyük etnik nüfustu ve Kıbrıs Türkleri ise %18’lik bir nüfusa sahipti (diğer milletler %5’lik kısmı oluşturuyordu). Ada üzerindeki son toplu nüfus sayımına göre (Nisan 1973), Kıbrıs’ın nüfusu 631,778 olduğu ve Kıbrıs Türklerinin ise %19’luk bir paya sahip olduğu tahmin edildi (yaklaşık 120,000).

Adanın fiilen bölünmesinden sonraki 1976-2001 yılları arasında Kıbrıs Cumhuriyeti hükûmeti tarafından yürütülen nüfus sayımları kapalı olarak gerçekleştirildi, adanın kuzeyindeki nüfus ise Kıbrıs Cumhuriyeti İstatistik Servisi tarafından ikamet verileri, nüfus artış oranları ve göç verilerine göre tahmin edilmeye başlandı. Kıbrıs Cumhuriyeti tarafından yürütülen 2001 nüfus sayımlarında Kıbrıs hükûmeti kontrolündeki alanın nüfusunun 703.529 olduğu belirlendi. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde Kıbrıs Cumhuriyeti İstatistik Servisi raporlarında adanın %11’lik kısmını oluşturan 87.600 Kıbrıs Türkünün yaşadığı tahmin edildi.

Kıbrıs Cumhuriyeti İstatistik Servisi tarafından son mevcut tahminlere göre 2006 yılı sonundaki nüfus, Kıbrıs hükûmeti kontrolündeki alanda %89,8 (778.700) ve Kıbrıs Türklerinin yaşadığı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde %10.2 (88.900) olmak üzere toplam 867.600’dür.

Avrupa Birliği Eurostat araştırmasına göre Kıbrıs adasında (genel olarak yaşayan insanların % 67 Rum,% 33 Türk ve az sayıda İngiliz vatandaşı ve maruni yaşadığı belirlenmiştir.

Din

Adada İslam, Ortodoks Hristiyanlık ve Protestan Hıristiyanlık olmak üzere üçe ayrılır. Adada bulunan Türklerin İslam’a, Britanyalı askerler ve Rum halkı ise Hristiyanlığa inanmaktadır.

Eğitim

Kıbrıs Üniversitesi

Kıbrıs Cumhuriyeti’nde Eğitim Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Eğitim ve Kültür Bakanlığı tarafından denetlenmektedir.

Eğitim sistemi okul öncesi eğitim (3-6 yaş), ilköğretim (6-12 yaş), ortaöğretim (12-18 yaş) ve yükseköğretim (18+ yaş) olarak dörde bölünmüştür. Tam gün eğitim 5 ve 15 yaşları arasındaki tüm çocuklar için zorunludur. Yüksek öğrenim dahil olmak üzere devlet tarafından sağlanan eğitim vergilerle ödenir.

Orada onaylı bağımsız okullar paralel sisteme aittir ve veliler herhangi bir uygun yolla çocuklarını eğitmek için seçebilir. Özel okul ve üniversite ücretleri genellikle devlet kapsamında değildir.

Yükseköğretim dört yıllık lisansla başlamaktadır. Lisansüstü derece yüksek ve araştırmayla öğretilen derecelerdir ve genellikle en az üç yıl sürmektedir. Üniversiteler derece vermek amacıyla akreditasyon gerektirir.

Ekonomi

Kıbrıs Cumhuriyeti ekonomisi 21. yüzyıl başlarında başarılı ve çok yönlü olmuştur. Bununla beraber, ülke 2012 yılından itibaren Avrupa borç krizinden etkilendi, 2012-13 Kıbrıs finansal krizinde hükûmet ülkenin en büyük ikinci bankası Laiki Bankası’nı kurtarmak için dış yardıma ihtiyaç duydu, Eurogroup’la yapılan anlaşmada çeşitli önlemler alınması karşılığında 10 milyar euro’luk bir kurtarma paketi verildi. 2017 IMF tahminlerine göre, kişi başına düşen millî gelir satın alma gücü dikkate alınarak $36,442’dir, bu gelir Avrupa Birliği ortalamasının altındadır. Kıbrıs, yüksek potansiyelli bir altyapıya sahip olmasından dolayı denizaşırı işletmeler için yatırım bölgesi olarak görülmektedir. Kıbrıs hükûmetinin ekonomi politikası, daha çok Avrupa Birliği’nin kiterlerini karşılama yönlü ilerlemektedir. Avrupa Birliği’ne katılımın gereği olarak yeni üye ülkeler ile birlikte 1 Ocak 2008 tarihinde Avro ekonomik bölgesine dahil oldu. Son yıllarda, Kıbrıs Cumhuriyeti ve Mısır hükûmetleri arasında petrol arama görüşmeleri başladı. Bununla doğru orantılı olarak geçen senelerde Mısır ve Lübnan’la deniz bölgesinde petrol ve doğal gaz yataklarından istifade edilecek "münhasır ekonomik bölgeleri" belirleyecek bir tür anlaşmalar imzaladı. Özellikle Kıbrıs ve Lübnan, önemli miktarda petrol ve doğal gaz yatakları olduğuna inandıklarını açıklamalarında belirtti. Ancak Türk Deniz Kuvvetleri, adanın kuzeyinde fiili bir yönetim bulunması gerekçesiyle petrol aramalarına izin vermedi. Türkiye, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin bölge üzerinde petrol aramalarına şiddetle karşı çıkmakta ve Ağustos 2007 tarihinde adanın kuzeyinde petrol aramak için kendi hükûmetlerine bağlı Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı’na yetki verdi.

1959 tarihli Zürih-Londra Antlaşması’na göre tüm adanın doğal zenginliklerine Kıbrıs Türkleri de ortaktır ve bu nedenle bu anlaşmanın garantörü (koruyucusu) olarak Türkiye petrol kaynaklarını Rum kesiminin tek başına kullanmasına izin vermemektedir.

2008 senesinde gayrisafi millî hasıla % 3.7 oranında büyüdü.[ ve ülkenin 2007 yılında satın alma gücü paritesine göre gayrisafi millî hasılası ise $21.382 milyardır. 2008 tarihinde IMF tarafında dünyanın gelişmiş ekonomiye sahip 32 ülkesinden biri olarak gösterildi. Aynı zamanda IMF verilerine göre 2009 finansal krizinde sürekli büyüme içerisinde olacak tek gelişmiş ekonomi olacağı belirtildi. Eurostat’ın Haziran 2009 tarihinde açıkladığı rapora göre Kıbrıs’taki verginin gayrisafi yurt içi hasılaya genel oranı, 2006 oranlarına göre % 5 artış göstererek % 41,6 oldu. İşsizlik oranı ise Mayıs 2009’a göre %5.3’tür. Nisan 2009 tarihinde bu oran %5.1 idi. Erkeklerde oran %5.2 iken bayanlarda ise %5.4 civarındadır. 2009’un ilk çeyreğinde Eurozone’un Gayrisafi Yurt Hâsıla Endeksi olumlu olan tek EMU ülkesi Kıbrıs Cumhuriyeti oldu. 2008’in dördüncü çeyreğiyle karşılaştırıldığında 2009’un ilk çeyreğinde oran değişmezken senelik esasta % 1,5 oranında arttı. Adanın kuzeyindeki de facto yönetim Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kişi başına düşen millî geliri ise 2008 verilerine göre $15,984’dır. 2007’de ise $14,047 idi.

Mutfak

Kıbrıs cumhuriyeti mutfağ

Kuzey Kıbrıs’ta olduğu gibi Güney Kıbrıs’ta da hellim peyniri meşhurdur. Deniz ürünleri ve balık da mutfağın ana unsurlarındandır. Bu grup içinde en çok tüketilen gıdalar kalamar, ahtapot, barbun ve çipuradır. Patates salatası, karnıbahar ve pancar turşusu ve kuşkonmaz geleneksel mutfağın olmazsa olmazlarındandır. Kurutulmuş kişniş tohumu ile marine edilmiş biftek, “lountza” isimli domuz pirzolası, ızgara külbastı, domuz ve tavuğun ızgarada pişirilmesiyle elde edilen “souvlaki”, bulgurdan yapılan “pourgouri”, “sheftalia” isimli bağırsak dolma en popüler yemekleri arasındadır.

Taze sebze ve meyvenin bolca bulunduğu adada, bu ürünler yerel mutfak için önem taşır. En çok kullanılan sebzeler; kabak, yeşil biber, bamya, yeşil fasülye, enginar, havuç, domates, salatalık, marul, asma yaprağı ve bakliyattır. Meyveler ve kuruyemişler de mutfakta sık kullanılır.

Festivaller

Kıbrıs festivali

Güney Kıbrıs’ta her yıl düzenlenen Limasol Karnavalı şehrin en önemli festivallerinden biridir. Bunun dışında Lefkoşa’da ekim ayında düzenlenen Kıbrıs Uluslararası Film Festivali de önemli bir kültürel etkinliktir. Limasol’de yine sonbaharda düzenlenen şarap festivali uluslararası katılım almaktadır. Güney Kıbrıs’ta düzenlenen diğer festivaller Çiçek Festivali (Mayıs), Shakespeare Geceleri Berengaria, Uluslararası Müzik Festivali (Nisan), Lemesos Uluslararası Belgesel Festivali (Ağustos), Larnaka Klasik Müzik Festivali (Nisan) ve Limasol Bira Festivali’dir (Temmuz).

İklim

Ada, Akdeniz ikliminin etkisi altındadır. Yazları sıcak ve kurak, kışları ise ılık ve az yağışlı geçer. Yağışlar alçak kesimlerde yıllık 300 mm iken Trodos Dağlarında yıllık 1000 mm’yi bulmaktadır. Trodos Dağları kışın kar tutabilmektedir. Sıcaklık ender olarak 0 derecenin altına düşmektedir. Ortalama sıcaklıklar ise yazları 20-30 derece, kışları ise 5-15 derece arasında değişmektedir.

Kıbrıs Cumhuriyeti Türk Temsilciliği

Kıbrıs Cumhuriyeti’nde Türk Temsilciliği bulunmamaktadır.

Beğen
Beğen Muhteşem Haha İnanılmaz Üzgün Kızgın

Kenya Cumhuriyeti

Kenya Cumhuriyeti

Başkent Nairobi
Resmî diller Svahili, İngilizce
Yönetim Şekli Parlamenter Cumhuriyet
Yüzölçümü 580.367 km²
Nüfus 45.925.301
Nüfus Yoğunluğu 79,1 kişi/km²
Para birimi Kenya şilini (KES)
Zaman dilimi (UTC +3)
Telefon kodu +254
İnternet TLD .ke

Kenya ya da resmi adı ile Kenya Cumhuriyeti, Afrika kıtasının doğusunda yer alan bir ülkedir. Ülkenin sınır komşularını Etiyopya, Somali, Tanzanya, bir kısmı Victoria Gölü ile olmak üzere Uganda ve Güney Sudan oluşturmaktadır. Bunun haricinde ülkenin güneydoğusunda Hint Okyanusu yer almaktadır. Ülkenin başkenti Nairobi’dir.

Ülke ismi Kenya Dağı’ndan gelmektedir. Bantu dillerinden bir tanesi olan Kikuyu dilinden gelen Kere-Nyaga kelimesi yaklaşık olarak beyaz dağ anlamına gelmektedir. Önceleri Kenya Dağı’na verilen bu isim daha sonraları ülkenin tamamı için kullanılmıştır.

Kenya bayrağı

Kenya bayrağı günümüzdeki hali ile ilk olarak 12 Aralık 1963 tarihinde göndere çekilerek resmi olarak kullanılmaya başlanmıştır.

Bayrak, yatay geniş şeritleri oluşturan siyah, kırmızı, yeşil ile yatay dar şeritleri oluşturan beyaz renkten oluşmaktadır. En üstte bulunan siyah renk ülkedeki siyah halkı temsil ederken, kırmızı renk sömürgecilik ve kölelik döneminde cesurca savaşılan ve bu uğurda akıtılan kanı, yeşil renk ise ülkenin sahip olduğu ormanları ve ovaları ifade etmektedir. Bu üç rengi birbirinden ayıran dar beyaz şeritler ise siyahi halkın geçmişi ve geleceği arasındaki barışı ile halkların birliğini sembolize etmektedir. Bayrağın tam ortasında bulunan Masailerin kullandığı geleneksel Masai kalkanı ve arkasında çapraz bir şekilde konumlandırılan ve birbiriyle kesişen iki adet mızrak ise halkın özgürlüğünü koruyabilmek adına verdiği mücadelesini sembolize etmektedir.

Kenya arması

Kenya arması

Kenya armasında Masailerin geleneksel savaş aletleri olan kalkan ve kalkanın arkasında çapraz olarak konumlandırılmış iki adet mızrak bulunmaktadır. Kalkanın iç kısmı Kenya bayrağının renklerini taşımakta olup, orta bölümünde ayağında balta tutan gümüş renkli horoz bulunmaktadır. Kalkanın her iki tarafından da tutan, dilleri kırmızı iki adet aslan yer almaktadır. Arka patileri üzerinde kayalık bir heykel altlığı üzerinde duran aslanlar ön patilerinden biriyle kalkanı tutarken, diğer ön patileri ile mızrağı tutmaktadırlar. Alt bölümde yer alan kayalık heykel altlığı bölümünde ayrıca Kenya’da bulunan yerel bitkiler ve meyveler olan kahve bitkisi, çay bitkisi, pire otu, sisal, mısır ve ananas yer almaktadır. Armanın en altında yer alan slogan bandında ise ülkenin İngilizce ile birlikte resmi dili olan Svahili dilinde Beraber çalışalım! (Harambee) yazmaktadır.

Armada bulunan renkler Kenya bayrağında olduğu gibi aynı anlamları içermekte olup, siyah Kenya halkını, kırmızı sömürgecilik döneminde bağımsızlık uğruna akıtılan kanı, yeşil doğal bitki örtüsü, orman ve ovaları, beyaz ise halkların barışını simgelemektedir. Kalkan içerisinde bulunan horoz ise ülke içerisinde var olan Kenya African National Union (KANU) partisinin de simgesi olup, ayrıca mutlu bir geleceğin ilanını ifade etmektedir. Aslanlar, ülkenin Büyük Britanya dönemindeki sömürgeciliği hatırlatmakta olup, her zaman güçlü ve uyanık olma gerekliliğini temsil etmektedir.

Tarih

Afrika’nın en eski yerleşim bölgelerinden biri olan Kenya’ya ilk Arap tüccarlar gelerek Malindi ve Monbana şehirlerini kurmuşlardır. Ülkeye gelen ilk Avrupalılar Portekizli gemiciler olmuştur. 18. yüzyılda Araplar Kenya’ya tekrar hâkim olmuşlar ve Portekizlileri bölgeden çıkarmışlardır. Bir İngiliz şirketinin Kenya’yı Araplardan kiralamasıyla ülke İngiliz sömürgesi olmuştur. 1952’de bağımsızlık hareketleri başlamış ülkede liderliğe getirilen Jomo Kenyattailk yıllarda tutuklanmış hapisten çıktıktan sonraysa Kenya’yı bağımsızlığına kavuşturmuştur.

Coğrafya

Nairobi Ulusal Parkı'ndaki  bir zürafa, arka planda Nairobi

Ülkenin toplamda sahip olduğu 3.457 km sınırın 867 km’si Etiyopya, 684 km’si Somali, 775 km’si Tanzanya, 814 km’si Uganda ve 317 km’si Güney Sudan ile oluşurken, ülkenin ayrıca Hint Okyanusu’nda 536 km’lik sahil şeridi bulunmaktadır.

Ülkenin merkezi bölgelerinde Rift Valley (Çatlak Vadisi) olarak adlandırılan ve Büyük Rift Vadisi’nin bir parçası olan derin vadiler yer almaktadır. Ülkenin en yüksek noktasını Kenya Dağı’nın zirvesini oluşturan ve 5.199 m yükseklikte bulunan Batian oluşturmaktadır. Ülkenin en alçak noktasını ise sıfır ile güneydoğu da kıyısı bulunan Hint Okyanusu sahil şeridi oluşturmaktadır. Ülkenin kıyı kesimlerinde koylar ve lagünler yer almaktadır. Sahilin güney kesimlerinde ise mercan resifleri gözlemlenebilmektedir. Ülkenin iç kesimlerinde batıya doğru ilerlendiğinde tepeler ve yaylalar gözlemlenebilmektedir.

İklim

Ülkenin iklimi genel olarak iki bölüme ayrılmaktadır. Kenya’nın 1.800 m’yi geçen yüksek arazilerinde Nisan-Haziran ayları ile Ekim-Kasım aylarında sağanak yağmur geçişleri gözlemlenebilmektedir. Söz konusu yağışlar genellikle günün öğlen, akşam ve gece döneminde yağmakta olup, geceleri oldukça serin geçebilmektedir. Bu bölgelerde en soğuk dönemler günlük en düşük 10 °C sıcaklıkların hissedildiği Temmuz ve Ağustos aylarıdır. Ocak ve Şubat aylarında en sıcak günler yaşanmakta olup, bu aylarda en yüksek 25 ile 26 °C sıcaklık değerleri ölçülebilmektedir. Ülkenin başkenti Nairobi’de Temmuz ayında sıcaklık değerleri 11 ile 21 °C arasında hissedilmekte olup, Şubat döneminde 13 ile 26 °C arası sıcaklıklar yaşanabilmektedir. Başkentte yıllık yağış ortalaması 958 mm seviyesindedir. Ülkenin bir kısmını elinde bulundurduğu Victoria Gölü kıyılarında sıcaklıklar daha yüksek ölçülebilmekte olup, aynı şekilde daha şiddetli yağışlar yaşanabilmektedir.

Ülkenin kıyı şeridinde sıcaklıklar 22 ile 32 °C arasında ölçülebilmekte olup, %75 oranında nem hissedilebilmektedir. Bu bölgelerde yağmur sezonu Nisan ile Haziran aylarında yaşanmakta olup, Ocak ve Şubat ayları kurak dönem olarak geçmektedir. Kıyı kesimlerinde en sıcak dönemler Ocak-Mayıs ile Ekim-Aralık aylarında yaşanmaktadır.

Bitki örtüsü ve yaban hayat

Kenya’da bitki örtüsü ve yaban hayat çok çeşitlilik arz etmektedir. Ülke genelinde gerçekleştirilen Safari turlarında birçok bitki ve hayvan gözlemlenebilmektedir. Afrika kıtasının Beş Büyük hayvanı olarak adlandırılan Afrika mandası, Afrika leoparı, aslan , Afrika fili ve kara gergedanı ülkede yaşamaktadır.

Afrika fili

Afrika mandası

Bunların haricinde ülke sınırları içerisinde yer alan ulusal parklarda çakal, serval, sırtlan, Afrika yaban köpeği, çita, duiker, oribi, yaban domuzu, su aygırı ve timsahın yanı sıra birçok sürüngen ve kuş türü de gözlemlenebilmektedir.

Etnik gruplar

Afrika'daki en büyük gecekondu mahallesi olan Kibera

Kenya genelinde 40’tan fazla etnik grup yaşamaktadır. Bu etnik gruplar da kendi içerisinde 50’den fazla dil ve lehçe kullanmaktadır. Ülkede yaşayan etnik grupların büyük çoğunluğu Bantu etnik grubuna üyedir. Ülkede en büyük etnik grubu Kikuyular oluşturmaktadır. Kenya’nın bağımsızlık mücadelesinde önemli rol oynayan Kikuyular nüfusun %22’sini oluştururken, en büyük ikinci etnik grup olan Luhyalar nüfusun %14’ünü oluşturmaktadır. Büyük çoğunluğu Kenya’nın batısında Victoria Gölü çevresinde yerleşik olan Luolar %13 ile Kenya’nın üçüncü büyük etnik grubunu oluşturlar. Kenya’da bunun haricinde Kalenjinler, Kambalar, Kisiiler, Merular ile birlikte diğer Afrika kökenli gruplar ve Afrikalı olmayan (Avrupalı, Arap) gruplar yaşamaktadır.

Din

Mwingi'de bir Cami

Ülke genelinde nüfusun %82,5’i Hristiyan dinine mensuptur. Bu oran içerisinde katolik mezhebine mensup hristiyanların oranı %23,3, protestan mezhebine mensup %47,4 ve diğer hristiyan mezhebine mensupların oranı da %11,8 düzeyindedir. İslamiyet ülke içerisinde en yaygın ikinci din konumunda olup, nüfusun %11,1’i islami inancına göre yaşamlarını sürdürmektedir. Bu iki dinin haricinde 2009 verilerine göre yerel dinlere ve diğer dinlere inanların mevcudiyetinin haricinde herhangi bir dine mensup olmadığını beyan eden küçük bir grupta mevcuttur.

Dil

1992 yılında kabul edilen anayasa sonucu Swahili dili de ülkenin İngilizce’nin yanı sıra diğer resmi dili olmuştur. Meclise seçilen üyelerin Swahili dil bilgisini kanıtlaması gerekmektedir ancak buna karşılık mecliste tüm kararlar İngilizce olarak yayımlanmaktadır. Kamu kurum ve kuruluşları ile birlikte mahkemelerin alt kanatlarında Swahilice ile iletişime geçebilme imkanı mevcut ancak buna karşılık yine tüm mahkeme kararları ile kamu kurum ve kuruluş dilekçeleri İngilizce olma zorunluluğu bulunmaktadır. Swahili dili ülkede resmi dilin yanı sıra ulusal dil olarak da kabul edilmektedir.

Bu iki dilin haricinde etnik gruplar arasında Kikuyuca, Kambaca, Luhyaca, Luoca, Kalenjince ve Turkanaca gibi farklı diller de ülkede konuşulmaktadır.

Sağlık

Ülkede temiz su kaynaklarına ulaşabilen nüfusun oranı genel Afrika ortalamasına göre yüksek düzeyde olup, 2015 tahmini verilerine göre nüfusun %63,2’si temiz kaynaklardan su temin edebilmektedir. Bunun yanı sıra nüfusun sadece %30,1’i tam teçhizatlı sağlık hizmetlerinden yararlanabildiği ülkede, nüfusun %69,9’u ilkel şartlarda sağlık hizmeti alabilmektedir. Ülke içerisinde ishal, hepatit, tifo, sıtma ,humma ve kuduz[1] çok sık görülen hastalıklar arasındadır. AIDS, Afrika kıtasının genelinin aksine düşük oranda görülmekte olup, bu oran 2014 verilerine göre %5,3 düzeyindedir.

Eğitim

Bir sınıfta okul çocukları

Kenya genelinde 15 yaş ve üzerinde olan nüfusta okuma yazma bilenlerin oranı 2015 verilerine göre %78 düzeyindedir. Bu oran erkeklerde %81,1 iken, kadınlarda %74,9 seviyesindedir. Ülkede öğrenim sisteminde 8+4+4 modeli uygulanmaktadır. Buna göre sekiz yıllık ilköğretim süresinden sonra dört yıl lise, dört yılda yüksek okul eğitimi alınmaktadır. Kenya’da ilköğretim mecburiyeti sekiz yıl olmasına karşılık kız ve erkek çocukların okuma gitme süresi bu sürenin de üzerinde genellikle on bir yıl olarak gerçekleşmektedir.

Kenya’da 2003 yılına kadar özellikle ilköğretim okullarında okul giderleri aynı zamanda ülkenin de sloganı olan Harambee (Türkçe:Hep birlikte çalışalım) sloganından yola çıkarak velilerin birlikte katkı sağlamaları ile yürütülmekteydi. Bu tarihte iktidara gelen hükumet seçim vaatlerinden birisi olması dolayısıyla ilkokullarda katkı payını kaldırarak ücretsiz yapmıştır. Bu karar ile birlikte maddi imkanları yetersiz olan aileler de çocuklarını okula gönderme imkanına sahip olmuşlardır.

Kenya’da güncel olarak yedi adet devlet üniversitesine sahiptir. Ülkede üniversitelerin yanı sıra birçok kolej de özel olarak eğitim vermektedir. Ülke genelinde başarılı olan öğrencilere devlet üniversiteleri için burs verilirken, bu gruba giremeyen daha az başarılı öğrenciler ücretli özel okullara gitmek durumda kalabilmektedir.

Ordu

Ülkenin silahlı gücü olan Kenya Defence Forces (KDF) Kenya Cumhuriyeti’nin ordusunu oluşturmaktadır. Ülkenin 1963 yılında bağımsızlığını kazanması sonrasında sömürgeci Büyük Britanya yönetimi tarafından doğu Afrika’da oluşturulan King’s African Rifles piyade birliklerinin bir bölümünden oluşturulan silahlı kuvvetler günümüzde 24.000 düzeyinde personele sahiptir. Bu personelin 20.000 gibi büyük bir oranı kara kuvvetlerinde yer almaktadır. Ülkede zorunlu askerlik bulunmamaktadır.

Ekonomi

Kenya'da tarımsal alanlar

Kenya nüfusunun yarısından fazlası tarım faaliyetlerinde bulunmaktadır. Ülke topraklarının sadece %20’si tarıma elverişli olmasına rağmen kısıtlı alanlarda özellikle kahve, çay, sisal ve pire otu ekimleri gerçekleştirilmektedir.

Tarımsal alanda gerçekleştirilen faaliyetlerin büyük bir bölümünü kişisel tüketimi karşılamak için gerçekleştirilen faaliyetler oluşturmaktadır. Bu bağlamda kişisel tüketimi karşılamak için ekilen ürünler arasında mısır, buğday, arpa, baklagiller, şeker kamışı, muz, pirinç, ananas ve pamuk çoğunluğu oluşturmaktadır.

Tarımsal faaliyetlerin yanı sıra hayvancılıkta toplum arasında yaygın bir konumdadır. Özellikle büyükbaş hayvan yetiştiriciliği önemli bir faaliyet konusudur. Büyükbaş hayvanların sütünden ve etinden faydalanılmaktadır. Bunun yanı sıra koyun ve keçi başta olmak üzere küçükbaş hayvan yetiştiriciliği de aileler tarafından gerçekleştirilmektedir. Ülke de belli bir miktarda deve yetiştiriciliği de gözlemlenebilmektedir. Kenya’da özellikle yumurta elde edebilmek adına kümes hayvanı yetiştirme faaliyetleri de yürütülmektedir.

Kenya yeraltı madenleri açısından fakir bir ülkedir. Sodyum karbonat ve tuzun iyi denebilecek oranlarda gün yüzüne çıkartıldığı madenlerin haricinde az da olsa alçıtaşı, kurşun, altın, gümüş, bakır, asbest, kireç taşı, fluorit, diatomit, sabuntaşı madenleri elde edilebilmektedir.

Turizm

Masai  kabilesi çocukları

Kenya konumu gereği Afrika kıtasında gözlemlenebilecek birçok farklı manzarayı bir arada sunabilen nadir ülkelerden biri olarak turizm açısından önemli kazanımlar elde edebilmektedir. Buna göre Kenya’ya turist olarak gelen biri kıyı kesimlerinde sahillerin yanı sıra uzun mercan kayalıklarını, büyük vahşi hayvanlar ile geniş savanlarını, karlarla kaplı dağ zirvelerini, çölleri ve küçük de olsa yağmur ormanlarını gözlemleyebilmektedir. Bunların haricinde ülke genelinde bulunan birçok ulusal park da turizm açısından önem arz etmektedir. Kenya’da tarih öncesine dair bulguların bulunduğu yerler de mevcut olup, bunların bir kısmı turist ziyaretine kapalı konumdadır. Bu yerler arasında Orrorin önemli bir yer tutmaktadır.

Ulaşım

Karayolu
Ülke genelinde 2013 verilerine göre toplamda bulunan 160.878 km karayolundan sadece 11.189 km’si asfaltlanmış konumdadır. Kenya’da trafik soldan akmaktadır. Ülke genelinde sınıflandırılan beş farklı karayolu bulunmaktadır. Buna göre A olarak sınıflandırılan uluslararası yollar, B olarak sınıflandırılan ulusal yollar, C olarak sınıflandırılan temel yollar, D olarak sınıflandırılan tali yollar ve E olarak sınıflandırılan yan yollardır.

Demiryolu
Ülke genelinde bulunan demiryolu hatları Rift Valley Railways Company tarafından işletilmektedir. 1977 yılından 2006 yılına kadar bu işlem Kenya Railways Cooperation tarafından gerçekleştirilmekteydi. Ülke genelinde gerçekleştirilen özelleştirme işlemleri dahilinde demiryolları da özelleştirilmiş ve 2006 yılında da Güney Afrika Cumhuriyeti menşeli bir firma olan Rift Valley Railways Company bu işlemi devralmıştır.

Kenya’da bulunan toplam 3.334 km demiryolu hattında genel itibarıyla mal taşımacılığı gerçekleştirilmektedir. Ülke demiryolu ağının çok büyük bir bölümünü Uganda Demiryolu olarak adlandırılan ve Mombasa’yı, Nairobi ve Kampala üzerinden Uganda şehri olan Kasese’yi birbirine bağlayan demiryolu hattı oluşturmaktadır. Söz konusu hat günümüzde Kampala’ya kadar hizmet verebilmektedir. Bu hat üzerinde insan taşımacılığı haftada üç kez olmak üzere Kisumu ile Nairobi ve Nairobi ile Mombasa arasında gerçekleştirilmektedir.

Denizyolu
Kenya’da denizyolu ile ulaşım sadece Victoria Gölü üzerinde sağlanmaktadır. Bu göl üzerinde Kisumu’da kurulu bulunan liman üzerinden yük taşımacılığının yanı sıra Uganda ve Tanzanya’ya feribot seferleri düzenlenmektedir.

Havayolu
Ülke genelinde var olan irili ufaklı 197 havaalanından sadece 16 tanesinin pisti asfaltlanmış konumdadır. Başkent Nairobi’de bulunan Jomo Kenyatta Uluslararası Havalimanı en büyüğü olmak üzere Mombasa’da bulunan Moi Uluslararası Havalimanı ülkenin iki büyük uluslararası havalimanları konumundadır. 2012 yılında gerçekleştirilen yenileme çalışmaları ile birlikte Kisumu’da yer alan Kisumu Havalimanı’da uluslararası bir havalimanı konumuna getirilmiştir.

Ülke genelinde 1986 yılına kadar devlet tarafından yönetilen Kenya Airways, AirKenya, African Express Airways ve Jubba Airways gibi özel sektör tarafından işletilen farklı havayolu şirketleri bulunmaktadır.

Spor

800 metrede Olimpiyat ve dünya rekortmeni  Kenyalı David Rudisha

Kenya diğer Afrika ülkeleri Etiyopya ve Fas ile birlikte dünyanın en iyi uzun mesafe koşucularını yetiştirmektedir. Uzun mesafe koşuları eğitimleri küçük yaşta başlanmakta, bu eğitimler ile birlikte Kenyalı atletler Olimpiyat Oyunları’nda özellikle 5000 metre, 10.000 metre, Hendekli koşu ve maraton’da başarılar elde etmektedir.

Ülkede popüler olan diğer bir spor dalı olan futbol, 1960 yılında Kenya Futbol Federasyonu (Kenya Football Federation (KFF)) olarak kurulan 2011 yılın da ise Futbol Federasyonu Kenya (Football Kenya Federation) ismi ile yeniden yapılandırılarak kurulan federasyon tarafından yönetilmektedir. Ülkede on altı takımın katıldığı ulusal bir lig düzenlenmektedir. Ülkenin en başarılı futbol takımı bugüne kadar elde ettiği 15 şampiyonluk ile Gor Mahia FC takımıdır.

Kenya millî futbol takımı Kasım 2015’te açıklanan FIFA sıralamasında 125. sırada yer almakta olup, en yüksek sıralamasını 2008 yılında 68. olarak elde etmiştir.

Kültür

Yerel dillerde gerçekleştirilen müzik ve dans Kenya kültürünün en önemli parçalarından bir bölümünü oluşturmaktadır. Kenya kültürü birden fazla eğilimlerden oluşmaktadır. Kenya’da belirgin bir tek tip kültür tanımı bulunmamaktadır. Bunun yerine ülkenin birçok farklı topluluklarının gelenek ve göreneklerini içeren çeşitli kültürel zenginlikler gözlemlenebilmektedir.

Kenya birçok müzik stiline ev sahipliği yapmaktadır. Burada popülar müziğin yanı sıra Afro müziği, Benga ve halk şarkıları da geniş yelpazede uygulanmaktadır. Kenya müziğinin en vazgeçilmez unsurunu gitar oluşturmaktadır. Susan Awiyo, Merry Johnson, Alex und Merry Ominde, Kim4Love, Necessary Noize ve Juacali ülkenin tanınmış müzik sanatçıları arasında yer almaktadırlar.

Ülkenin en önemli yazarlarını Abdilatif Abdalla, Carolyne Abdalla, Kuki Gallmann, Meja Mwangi, Ngũgĩ wa Thiong’o gibi isimler oluşturmaktadır.

Kenya mutfağı

Ugali ve sukuma wiki

Kenya mutfağının en önemli malzemesi pirinçtir. Kahve, çay, mısır, buğday, şeker kamışı, pirinç, tropikal meyve ve sebzeler gibi tarım ürünlerinin mutfağa etkisi olmuştur. Pirinç hemen her öğünde kullanılırken, tropikal meyveler de oldukça fazla tüketilmektedir. Kenya mutfağının en bilinen yemeği ise ıspanak ve kavrulmuş soğandan oluşan sukuma wiki adındaki yemekleridir. Pilau adını verdikleri bir diğer meşhur yemekleri etli ve patatesli pilav yemeğidir. Kızarmış ete verilen isimle nyama choma Kenya’da çokça tüketilmektedir. Mısır ve fasulyeli yemekler de en çok tercih edilen yemekler arasındadır. En çok tercih edilen tatlı çeşidi ise mandazi olarak bilinen lokma tatlısı çeşididir. Kenya’nın çayı ve kahvesi dünyaca ünlüdür. Mutfakta süt ve şekerle kaynatılan çay chai en popüler içeceklerindendir. Kenya’nın ulusal diğer içeceği ise yerel biralar ve sodaların dışında şeker kamışı içkisi olan Kenya Canedir. Kahve likörü olan Kenya Gold, baldan yapılan geleneksel bira Uki ve mısırdan üretilen Changaa da ülkenin yerel içecekleri arasındadır.

Kenya’da Bulunan Türkiye Dış Temsicilikleri

Nairobi Büyükelçiliği
Adres: 30 Gigiri Road P.O. Box 64748 00620 Nairobi-Kenya
Telefon: 00 254 20 712 69 29 / 00 254 20 712 69 30
Faks: 00 254 20 712 69 31
embassy.nairobi@mfa.gov.tr

Görev Bölgesi: Kenya, Seyşeller

Beğen
Beğen Muhteşem Haha İnanılmaz Üzgün Kızgın

Katar Devleti

Katar Devleti

Başkent Doha
Resmî diller Arapça
Yönetim Şekli Mutlak Monarşi
Yüzölçümü 11.586 km²
Nüfus 2.155.446
Nüfus Yoğunluğu 186,0 kişi/km²
Para birimi Katar riyali (QAR)
Zaman dilimi (UTC +3)
Telefon kodu +974
İnternet TLD .qa

Katar ya da resmi adıyla Katar Devleti, Arap Yarımadası’nın doğusunda bulunan bir Basra Körfezi ülkesidir. Tek kara sınır komşusu Suudi Arabistan olup diğer tarafları Basra Körfezi ile çevrilidir. Kuzeybatısında Bahreyn, batı ve güneyinde Suudi Arabistan, doğusunda Birleşik Arap Emirlikleri ve kuzeyinde İran bulunur.

2,15 milyon nüfuslu Katar, artan petrol fiyatları ve sahip olduğu doğalgaz rezervleri sayesinde kişi başına düşen gelire göre dünyanın en zengin ülkesidir. Katar, Orta doğu’daki bütün körfez ülkelerinde olduğu gibi ekonomik olarak hızla gelişmektedir.

Katar bayrağı

Katar bayrağı, 11:28 oranındadır. Bayrak, ülkenin Büyük Britanya’dan bağımsızlığını ilan ettiği 3 Eylül 1971 tarihinden kısa bir süre önce kabul edilmiştir.

Bayrak, beyaz ve kestane rengi olmak üzere iki renkten oluşmaktadır. Göndere çekilen tarafta bayrağın üçte birinin kaplayan beyaz renk bulunmaktadır, diğer taraflar kestane rengindedir. Beyaz ile kestane renginin birleştiği noktada bulunan dokuzar adet üçgenler bu bölümde girintili çıkıntılı bir yer oluşturmaktadır. Katar bayrağı, yüksekliğinin iki katından daha çok genişliğe sahip olan tek ulusal bayraktır.

Bayrak; daha az noktası, 3:5 orantısı ve kestane rengi yerine kırmızı olan, komşu ülke Bahreyn’in bayrağına çok benzemektedir.

Bayrak üzerinde var olan kestane renginin aslında ilk çıkış noktasının kırmızı olduğu, ancak zamanla ülkenin de coğrafi olarak bulunduğu konum nedeniyle de yoğun güneş ışınlarının etkisiyle bu renge döndüğü ifade edilmektedir. Bahreyn bayrağına kırmızı renk ile büyük benzerlik gösterdiği için zamanla bu rengin kullanımı yaygınlaşmış ve 1949 yılında resmen bu renk bayrakta kabul edilmiştir. O dönem 11:30 oranına sahip olan bayrak, 1971 yılında yapılan güncelleme ile 11:28 oranına değiştirilmiştir.

Katar Tarihi

  1938'de Şeyh Abdullah bin Jassim Al Thani'nin gözetiminde inşa edilen Al Zubara Kalesi

Katar, uzun yıllar bölge aşiret beylerinin emri altında yönetilmiştir. Bölge genellikle göçebe kabilelerin yaşadığı yer olduğu için idaresinde de sık sık değişmeler meydana gelmiştir. 19. yüzyılda bölgenin idaresi bugünkü emir’in büyük dedesi olan Muhammed al Sani’ye geçmiştir.

Ülkede fiili Türk egemenliği ilk olarak 1852’de, daha sonra ve kesin olarak 1871’de Muhammed el-Sani’nin daveti üzerine başlamıştır. Katar’ın bugünkü başkenti Doha (Kal’atü’t-Türk adı verilen kale) ve yine bugün ABD üssünün bulunduğu el-Obeid’e yerleşen Türk birlikleri 1913’e kadar kaldılar. Katar da Basra Vilayeti’nin Lahsa sancağına bağlı bir kaza (ilçe) oldu. Al-Sani ailesi de Osmanlı kaymakamları olarak görev yapmaya başlamışlardır. Osmanlı Devleti Katar üzerindeki haklarından 29 Temmuz 1913’te vazgeçti. Son Türk askeri Katar’dan Ağustos 1915’te çekildi. I. Dünya Savaşı’nın çıkmasının akabinde 3 Kasım 1916’da Katar İngiliz işgaline girdi. Katar, 3 Eylül 1971’de İngiliz hakimiyetinden ayrılarak resmen bağımsız bir devlet olmuştur.

Katar Ekonomisi

Başkent Doha

Petrol rezervlerinin keşfedilmesinden önce Katar ekonomisi balıkçılık ve inci avcılığına bağlıydı. Ama 1940’larda petrol rezervlerinin keşfiyle ülkenin tüm ekonomisi değişime uğradı. Bu değişim yüksek yaşam standartları ve büyük ülkelerin vatandaşlarına sunduğu sosyal hizmetleri de beraberinde getirdi.

Ülke, dünyadaki en çok gaz rezervlerine sahip ülkeler arasındadır. Bu büyük etken ülke vatandaşlarının refah seviyesini en üst basamaklara taşımıştır. Ülkede hemen hemen hiçbir tüketim maddesi üretilmemekte, dışarıdan ithal edilmektedir. Fakat ülkedeki oldukça az olan vergi oranları ve enerjinin çok ucuz olması bu mallardaki fiyatı oldukça düşük tutması beklentisi doğursa da gıda benzeri tüketim malzemeleri ucuz değildir, ama elektrik ve elektronikte ucuzluk kendisini hissettirmektedir. 1 tanesi karada 6’sı açık denizde olmak üzere toplam 7 adet doğal gaz üretim noktası vardır. Ülkenin körfeze bakan kısmında ras laffan denen bir endüstri şehri kurulmuştur.

Petrolün varlığı ülkede gübre ve çimento sanayisinin gelişmesine de katkıda bulunmuştur.

Demografi

Katar vatandaşlarının tamamına yakını İslam dinine mensuptur. Etnik Arapların dışında çoğu vatandaş çeşitli ülkelerden petrol sektöründe çalışmak için gelmiştir. Arapça ana dildir. Onlarca değişik milletten insanların bulunması İngilizceyi ikinci bir millî dil haline getirmiştir. Katar Araplarının genelde üst düzey yönetici, bürokrat ya da mal sahibi olduğu ülkede diğer ülke Arapları bankalarda, petrol ve gaz tesislerinde ya da devletin kurumlarında memur olarak çalışırlar. Ülkenin demografik yapısı göçmenlik sistemine dayalıdır. Ülkede yabancı ülkelerden yaklaşık 1,8 milyona yakın işçi çalışmaktadır. Genellikle Filipinler, Nepal, Hindistan gibi ülkelerden insanlar bu ülkeye inşaat, sağlık, hizmet, enerji sektörlerinde çalışmak için gelirler.

Katar’da her 100 kadına 329 erkek düşer, 25-54 arasında bu oran 461’e kadar çıkar. Bu oranlar erkeklerin aleyhine olan dünyanın en yüksek cinsiyet oranlarıdır.

Eğitim

 İslam Eserleri Müzesi , Doha

Yakın tarihte Katar’da eğitime büyük önem verilmeye başlandı. Öğrenci sayısı az olduğundan daha iyi eğitim olanakları sağlanmaya başladı. Herkese bedava olarak verilen sağlık hizmetlerinin yanında anaokulundan üniversiteye kadar eğitim tüm Katar vatandaşları için ücretsiz hale getirildi. Ülkenin Katar Üniversitesi adında bir üniversitesi ve birçok yüksek eğitim kurumu vardır. Başkent Doha’da yapımı devam eden eğitim kasabası ülkenin tüm ortadoğunun en büyük eğitim yeri olmasını sağlamakta ve tüm bölgeden öğrencilerin burada toplanmasını hedeflemektedir.

Katar Coğrafyası

Katar Yarımadası Basra Körfezi’ne doğru Suudi Arabistan’dan çıkmış 160 km’lik bir uzantıya benzer. Genellikle alçak düzlüklerden oluşan ülke kumla örtülüdür. Ülkenin güneyi ise çöllerle kaplıdır.

Katar İklimi

Katar çölleri

Yazın kurak ve nemli, kışın ise ılık ve az yağışlıdır.

İdari bölümler

Katar en büyük yönetimsel birim olan 7 ayrı belediyeye bölünmüştür. Bunlar:

  • Ad Doha
  • Al Rayyan
  • Umm Salal
  • Al Khor
  • Al Wakrah
  • Al Daayen
  • Al Shamal
Sosyal Hayat

Katar sosyal hayat olarak da birçok etkinliğe ev sahipliği yapmaktadır.Hareketli gece hayatı ve birçok dünya starının uğrak yeridir. Uçsuz bucaksız çöllerinde kamp yapabilir, Şubat ayında bile denize girilebilmektedir. Birçok alışveriş merkezleri bulunmaktadır.

Spor

Ülkede en çok sevilen spor futboldur. Bu nedenle birçok ünlü futbol yıldızı ve dünya takımlarının katıldığı özel maç organizasyonları sık düzenlenmektedir. Tenis Katar da sevilen sporlar arasındadır. Her yıl uluslararası düzeyde 5 ayrı turnuva düzenlenmektedir. Katar, 2022 FIFA Dünya Kupası’na ev sahipliği yapmaya hak kazanmıştır.

Katar mutfağı

Kabsa - makbūs

Geleneksel Katar mutfağı ise Arap ve Ortadoğu mutfağının bir katışımıdır. İran ve Hint mutfağından da etkilenmiştir. Makbūs (Kabsa) isimli geleneksel yemekleri pirinç pilavı et ve sebzelerden oluşur. Deniz ürünleri ve hurma geleneksel mutfakta önemli yer arz eder. Diğer önemli ulusal yemekleri, pirinç pilavı, et ve sebzelerden yapılan bol baharatlı Kabsa, şeker, safran, tarçın, kakule ile pişirilen erişteden oluşan ve üstünde yumurta ile servis edilen Balaleet ve fırında pişirilmiş kuzu eti ve pirinç pilavından oluşan Ghuzi’dir. Katar’da kahve kakule ile aromalandırılır, genellikle kendinden şekerlidir ya da hurma ile tatlandırılmıştır. Qahwa helw isimli Katar kahvesi ise turuncu renklidir, kahvenin kakule safran ve şekerle karışımından elde edilen içecek genelde sütle servis edilir. Naneli limonatası da çok ferahlatıcı ve lezzetli bir geleneksel içecektir.

Katar’da Bulunan Türkiye Dış Temsilcilikleri

Doha Büyükelçiliği
Adres: Al Katifiya Zone 66 Al Rabwa Street 310 Diplomatic Area Dafna Doha-Qatar
P.O. Box: 1977
Telefon: +974 4495 1300
Faks: +974 4495 1320
embassy.doha@mfa.gov.tr

Görev Bölgesi: Katar

Beğen
Beğen Muhteşem Haha İnanılmaz Üzgün Kızgın

Kanada

Kanada

Başkent Ottawa
Resmî diller İngilizce, Fransızca
Yönetim Şekli Parlamenter Monarşi
Yüzölçümü 9.984.675 km²
Nüfus 35.540.419
Nüfus Yoğunluğu 3,5 kişi/km²
Para birimi Kanada doları ($) (CAD)
Zaman dilimi (UTC -3,5 -8)
Telefon kodu +1
İnternet TLD .ca

Kanada, Kuzey Amerika kıtasının en kuzeyindeki ülkedir. Başkenti Ottawa’dır. Ülke, hem Frankofon, hem de İngiliz Milletler Topluluğuna bağlıdır. Amerika Birleşik Devletleri ile Kanada’nın ortak sınırı dünyanın en uzun kara sınırını oluşturur. Kanada’nın topraklarında çoğunlukla ormanlar ve Rocky Dağları’ndaki tundra hakimdir. Nüfusun beşte dördü de güney sınırına yakın yaşamaktadır. Kanada’da zaman genellikle soğuk ya da çok ciddi kış soğuklarıyla geçer, ancak Kanada’nın güneyindeki alanlar yaz aylarında bir o kadar da sıcak olur.

Toplam yüzölçümü bakımından dünyanın ikinci en büyük, toprak bakımından ise dünyanın dördüncü en büyük ülkesidir. Doğal güzellikleri ve geniş topraklarıyla tanınan ülke, ekonomik ve teknolojik açıdan komşusu Amerika Birleşik Devletleri’ne benzetilmektedir. Ancak ülke halkı Britanya mirasına daha bağlıdır. Britanya ve Fransa’dan gelen göçmenlerle kurulan ülke iki coğrafyanın da izlerini taşımaktadır.

Kanada, Aborjinlerin binlerce yıldır yaşadığı bir alan olmuştur. 15. yüzyıl sonlarında, İngiliz ve Fransız kolonileri Atlantik kıyısı civarlarında ilk kolonilerini kurmaya başladılar. Bölge daha sonralarında ise tamamen İngilizlerin kontrolüne girmiştir. Ancak Birleşik Krallık, başta Kuzey Amerika kıtası olmak üzere, bugünkü Kanada’yı da oluşturan topraklardaki gücünü, çeşitli savaşlarla, 18. yüzyılın sonlarından itibaren kaybetmiştir.

Buna rağmen Kanada, Büyük Britanya ve Kuzey İrlanda Birleşik Krallığı’nın hala birer parçası konumundadır. Aynı zamanda ülke, 10 eyalet ve 3 bölgeden oluşan, merkezi olmayan, anayasal monarşi ile yönetilen, 1867’de Konfederasyon yasası ile kurulan bir federasyondur.

Kanada çağdaş ve teknolojik olarak ilerlemiş bir ülkedir, ve fosil yakıt kaynakları, nükleer enerji üretimi ve hidroelektrik güç üretim imkânları ile enerji bakımından genelde kendine yeterlidir. Ekonomisi geleneksel olarak yüksek miktarlardaki doğal kaynaklarına dayalıdır. Her ne kadar çağdaş Kanada ekonomisi çeşitlenmişse de doğal kaynakların kullanımı halen çoğu bölgesel ekonominin önemli bir parçasıdır.

Bayrak

Kanada ulusal bayrağı, Maple Leaf (Akçaağaç yaprağı) ve l’Unifolié (Tek yapraklı) olarak da bilinir. Kırmızı fonun ortasında beyaz bir kare ve bu karenin içinde de 11 uçlu stilize edilmiş kırmızı bir akçaağaç yaprağı bulunur. Bu bayraktan önce Kanada, Britanya Kızıl Sancağı’nın çeşitli varyasyonlarını kullanmıştı. Kanada 1940’lardan 1965’e kadar kendi bayrağını yaratmak için çeşitli yarışmalar düzenledi ancak Kızıl Sancak Kanada üzerinde dalgalanmaya devam etti. 1964’te Başbakan Lester B. Pearson yeni bayrak için bir komite oluşturuldu. Üç seçenek içerisinden George F.G. Stanley’in akaçaağaç yaprağı tasarımı birinci oldu. Bugünkü bayrak 1964’te kabul edildi. Bayrak ilk defa 15 Şubat 1965 günü gözler önüne çıktı ve her yıl 15 Şubat Ulusal Bayrak Günü olarak kutlanmaya başladı.

Tarih

 Newfoundland adasındaki L'Anse aux Meadows, yaklaşık 1000 yıl boyunca küçük bir İskandinav yerleşiminin yeri.

Kanada’da en az 10.000 yıl boyunca İlk Halklar olarak tanınan yerliler yaşamıştır. Avrupalılar tarafından ilk ziyaret 1000 yılı civarında, kısa bir süreliğine Newfoundland’e yerleşen Vikingler tarafından yapılmıştır. Kolonici Avrupalılar, 16. yüzyılın sonu 17. yüzyılın başı gibi Kanada’ya geldi.

1763’de Yedi Yıl Savaşı’ndan sonra Fransa, Karayip Adaları’nı tutup Kuzey Amerikan kolonisi Yeni Fransa’yı Büyük Britanya’ya bırakmaya karar verdi.

Amerikan Devrimi’nden sonra Büyük Britanya’ya sadık olanlar Kanada’ya yerleştiler.

1 Temmuz 1867’de İngiliz Kuzey Amerika Yasası’nın geçmesiyle Büyük Britanya, Kuzey Amerikan kolonisi dört eyaletinden oluşan federasyona kendini yerel yönetim hakkı verdi. Bu eyaletlerden “Kanada” ikiye ayrılıp Quebec ve Ontario eyaletlerini meydana getirdi, diğer iki eyalet de New Brunswick ve Yeni İskoçya’ydı. Kanada Konfederasyonu terimi bu birleşimi ifade eder ve genellikle sonuçlanan federasyon için de kullanılır. Diğer İngiliz koloni ve bölgeleri de kısa zamanda Konfederasyon’a bağlandılar.

1880’de Kanada, Newfoundland ve Labrador dışında, şu anki alanına sahipti. Dominyon’un tüm ilişkilerinin kontrolü Westminster Tüzüğü ile 1931’de ve 1982’de Kanada Anayasası’nın kabulü ile sağlandı.

20. yüzyılın ikinci yarısında, çoğunluğu Fransızca konuşan Quebec eyaletinin bazı vatandaşları 1980 ve 1995’teki iki referandum ile bağımsızlık kazanmaya çalıştılar. Her iki referandum da Quebecois Partisi liderliğindeydi ve ilki %60, ikincisi %50.6 hayır oyu ile reddedildi.

Ekonomi

Toronto'nun finans merkezi

Varlıklı ve yüksek teknolojiye sahip endüstriyel bir toplum olarak Kanada bugün, serbest pazar merkezli ekonomik sistemi, üretim modelleriyle ve yüksek yaşam standartları ile ABD’ye çok benzer.

II. Dünya Savaşı’ndan bu yana imalat, madencilik ve hizmet sektörlerindeki artış Kanada’yı kırsal ekonomiden endüstriyel ve şehirsel bir toplum haline getirdi. Enerji üretimi bakımından kendine yeterli olan Kanada’nın doğu kıyısında ve batıdaki üç eyaletinde zengin doğal gaz yatakları ve fazlaca diğer doğal kaynakları bulunmaktadır. 1989’daki Kanada-ABD Serbest Ticaret Anlaşması (FTA) ve 1994’teki Meksika’yı da içeren Kuzey Amerika Serbest Ticaret Anlaşması (NAFTA) ABD ile olan ticari ve ekonomik bütünleşmede hızlı bir artışa neden oldu. Bu yakın ilişkiden dolayı, 2001’de ABD’de ekonominin kötüye gitmeye başlaması Kanada ekonomisinde de olumsuz etkiye yol açtı, ancak Kanada ekonomisi beklenenden daha az etkilendi. 1993-2000 arası reel büyüme ortalama %3 iken, bu oran 2001’de azaldı. 2003’te imalat ve doğal kaynaklar sektörlerindeki küçülmeden dolayı işsizlik arttı. Bunlara rağmen Kanada 2001’den sonra ekonomik gerilemeyi durdurmayı başardı ve G7 grubu içerisindeki en iyi ekonomik büyüme oranını tutturdu.

Ekonomik durumun üzerine düşmekte olan iki gölgeden birincisi İngilizce ve Fransızca konuşan bölgeler arasında devam eden anayasal çıkmazın federasyonun bölünmesi olasılığını ortaya çıkarmasıdır. Süregelen belirsizlik Kanada’nın borçlarından kimin sorumlu olacağı, ticari ilişkilerin nasıl bir hal alacağı gibi birçok soruyu da beraberinde getirmektedir.

Diğer bir uzun vadeli endişe de “beyin göçü” olarak da bilinen profesyonellerin daha yüksek ücret, daha düşük vergi gibi nedenlerle ABD’ye akmaya başlamasıdır. Aynı anda da önemi pek fark edilmese de göçmenlik yoluyla bir “beyin kazanımı” da devam etmektedir. Çoğu batı ülkesinde olduğu gibi Kanada’da da bu durumun faydaları yabancıların niteliklerinin tanınmasi kurallarıyla sınırlanmıştır; çok sayıda eğitimli ve yetenekli göçmen Kanada’da niteliksiz işlerde çalışmaktadırlar, çünkü sicilleri devlet, işverenler ve Kanada Medikal Birliği gibi çeşitli profesyonel kurumlarca tanınmamaktadır.

Şehirler ve Bölgeler

Toronto, Ontario

Kanada parlamenter demokrasi ve anayasal monarşiyle yönetilen bir federasyondur. Kraliçe II. Elizabeth ‘’Kanada Kraliçesi’’ unvanıyla devlet başkanı ve hükümdarı olma sıfatlarına sahiptir. Kraliçe ülkede bir temsilciye sahiptir. Baş vali olarak adlandırılan bu temsilcilik genellikle emekli olmuş politikacılar ya da seçkin Kanadalılar arasından seçilir. Yaklaşık 10 milyon metrekare yüzölçümlü Kanada 10 eyalet ve 3 bölgeden oluşmaktadır. Ontario eyaletinin güneydoğusunda konumlanan Ottawa şehri ülkenin başkentidir. Ottawa aynı zamanda Kanada’nın dördüncü büyük şehridir.

Eyaletler, federal yönetimden geniş oranda özerkliğe sahiptirler; ancak federal hükümetin belirlediği sağlık, eğitim gibi sosyal programları uygulamakla yükümlüdür. Eyaletler; Britanya Kolumbiyası, Alberta, Saskatchewan, Manitoba, Ontario, Québec, New Brunswick, Prens Edward Adası, Yeni İskoçya ve Newfoundland ve Labrador’dan oluşmaktadır. Bölgeler ise Yukon, Kuzeybatı Toprakları, Nunavut şeklinde sıralanmaktadır.

İklim

Kanada, soğuk ve uzun kış günleriyle bilinen karasal iklim, kutup iklimi ve nemli kıtasal iklime sahip bir ülkedir. Ülkenin en yoğun nüfuslu bölgesi olan Ontario eyaletinin güneyinde daha yumuşak kış koşulları yaşanmaktadır. Kutup bölgesindeki Nunavut eyaletinde ülkenin en düşük sıcaklıkları gözlemlenir. Kanada’nın sahil bölgesi Britanya Kolumbiyası’nda ise ılıman iklim hâkimdir. Ülke genelinde yazlar sıcak ve kısa olmaktadır. Kutup bölgeleri hariç birçok bölgede ortalama sıcaklık 30 derecenin üstüne çıkmaktadır. Resmi olarak ölçülen en yüksek sıcaklık 45 derece iken, en düşük sıcaklık -63 derecedir.

Demografi

Alberta Banff Ulusal Parkı'ndaki Moraine Gölü

2011 Kanada nüfus sayımı sonuçlarına göre toplam nüfus 33.476.688 kişi oldu. 2006 sayımlarına göre yüzde 5.9’luk bir artış yaşandı. Aralık 2012’de Statistics Canada 35 milyonun üzerinde bir nüfus olduğunu bildirdi. Bu G8 ülkeleri arasındaki en hızlı büyüme oranı anlamına gelir. 1990 ve 2008 yılları arasında nüfus yüzde 20.4 genel artışa eşdeğer olarak 5.6 milyon arttı. Nüfusun artmasının ana sebepleri göç ve daha az oranda doğal büyümedir. Kanada dünyada kişi başına düşen en yüksek göç oranına sahip ülkelerden biridir. Bunun başlıca nedenleri ekonomik politika ve daha az bir ölçüde aile birleşimidir. Kanada halkı büyük siyasi partilerin yanı sıra göçün mevcut seviyesini destekler. 2010 yılında rekor olarak 280.636 kişi Kanada’ya göç etti. Kanada hükümeti 2016 yılı için 280.000 ile 305.000 arasında yeni kalıcı oturma izni vermeyi düşünüyor. Bu sayı son yıllardaki göçmen sayısına benzer büyüklüktedir. Yeni göçmenler genellikle Toronto, Montreal ve Vancouver gibi büyük kentsel alanlara yerleşirler. Kanada ayrıca çok sayıda mülteciyi de kabul eder. Yıllık küresel mülteci yerleştirmenin yüzde 10’dan fazlası Kanada’ya aittir.

Eğitim

Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü’nün (OECD) 2012 raporlarına göre Kanada dünyanın en eğitimli ülkesidir. Kanadalı yetişkinlerin yüzde 51’i en az bir lisans düzeyinde kolej ya da üniversite derecesinde eğitime sahiptir. Bundan dolayı ülke yetişkinlerin yükseköğretim düzeyinde eğitim alması bakımından dünya genelinde birinci sıradadır. Kanada gayri safi yurt içi hasılasının (GDP) %5.3’ünü eğitime harcar. Ülke yatırımını ağırlıklı olarak yükseköğretime yapar (öğrenci başına 20 000 ABD dolarından daha fazla). (2014 itibarıyla), yaşları 25’ten 64’e kadar olan yetişkinlerin yüzde 89’u lise derecesine eşdeğer bir eğitime sahiptir, OECD ortalaması ise yüzde 75.

Din

Kanada’da, diğer çoğu Amerika ülkelerinde olduğu gibi, en yaygın din Hristiyanlık’tır. En yaygın mezhep, Katoliktir. Katolikler nüfusun %42’sini oluştururlar. İkinci sırada, %40’lık oran ile Protestanlar gelir. Buna karşılık, Kanada nüfusunun %23.9’u ise, herhangi bir dine inanmamaktadır.

Diller

Kanada’nın iki resmî dili vardır: İngilizce ve Fransızca.

7 Temmuz 1969’da Kanada federal devletinin tümünde Fransızca ve İngilizce eşit kabul edildi. Bu durum Kanada’nın kendisini federal düzeyde çift dilli ve çok kültürlü bir ulus olarak tanımlamasına yol açtı.

Kanada Haklar ve Özgürlükler Beyannamesi belirtir ki:

  • Fransızca ve İngilizce resmi diller olarak birbirine eşittir;
  • Parlamentoda her iki resmi dilde de tartışma yapılabilir;
  • Kanunlar her iki resmi dilde de eşit otoriteyle yazılacaktır;
  • Parlamento tarafından kurulan herhangi bir mahkemede iki resmi dilde de işlem yapılabilir;
  • Herkes federal devletten iki resmi dilden istediği ile hizmet alma hakkına sahiptir;
  • Yeterli sayıya ulaşıldığı takdirde, içinde bulunulan eyalete göre azınlık resmi dili konuşanlar (Fransızca çoğunluğa sahip eyalette İngilizce konuşanlar ya da tam tersi) çocuklarının eğitimini iki resmi dilden istedikleriyle almasını sağlayabilirler.

Eyaletler düzeyinde sadece New Brunswick çift resmi dillidir; diğer tüm eyaletlerde çift dillilik federal yasalarla sağlanmıştır. Her ne kadar diğer eyaletler çift resmi dilli değilse de eyalet yönetimlerinin çoğu, İngilizce ya da Fransızca konuşan azınlıklarına hizmet vermektedir.

Quebec’in resmi dili Fransızcadır. Fransızca Dili Beyannamesi, Fransızcanın kullanımını koruyan kurallar ortaya koyar ancak bir yandan da İngilizce ve yerli dillerini konuşanlara da çeşitli haklar verir.

Fransızcanın sıklıkla konuşulduğu yerler, Quebec, Ontario, New Brunswick ve güney Manitoba’dır. 2001 nüfus sayımında 6,864,615 kişi Fransızcayı ana dilleri olarak beyan ettiler, bunların %85’i Quebec’de yaşayanlardı. İngilizceyi ana dil olarak belirtenler de 17,694,835 kişiydi.

Resmi diller dışında konuşulan dillerin de Kanada’da önemi vardır, 5,470,820 kişi ana dil olarak resmi diller dışında bir dil beyan etmişti (Bu istatistikler birden fazla ana dil beyan edenleri de içermektedir). En önemli resmi olmayan diller: Çince (853,745) {özellikle Kanton lehçesi (322,315)}; ve İtalyanca (469,485).

Kanada’da yerli dillerini konuşan çok sayıda insan yaşamaktadır, ancak bunların birkaçı dışında çoğu azalmaktadır. Bunlardan en önemli olanları Krice (72,885); İnuktitut (29,010), ve Ojibwe dili’dir (Cree ile birlikte toplam 150,000).

Mutfak

Kanada'da İngiliz kökenli Noel hindisi,

Kanada mutfağı ülke içinde farklılık gösteren zengin bir mutfaktır. Genel anlamda ülke mutfağı üç kategoride incelenebilir: Yerli mutfağı, Avrupa mutfağı ve Asya mutfağı. Ülkenin yemek kültüründe Aborjin yerlilerinin etkisi hissedilmektedir. Bugün Kanada’nın sembollerinden biri olan akçaağaç şurubu aborjinler tarafından kullanılmaya başlanmıştır. Pasifik somonu, kiviak ve bannock gibi diğer Aborjin mutfağı ürünleri de ülkede popülerliğini sürdürmektedir. Kanada mutfağında görülen Avrupa etkisi ise sadece İngiliz ve Fransız mutfağıyla sınırlı değildir. Ukrayna, Alman ve Polonya mutfakları da ülkenin yemek kültürünü belirlemiştir. Poutine, tereyağlı tart, Montreal simidi ve pierogi bunlardan birkaçıdır. Asya mutfağı ise özellikle 20. yüzyılda artan göç dalgasının etkisiyle önemli bir rol kazanmıştır. Karayipler ve Güneydoğu Asya’dan ülkeye gelen göçmenler yemek kültürlerini de beraberlerinde getirmişlerdir. Tüm bu çeşitlilik zengin bir Kanada mutfağı yaratmıştır.

Kanada’da Bulunan Türkiye Dış Temsilcilikleri

Ottava Büyükelçiliği
Adres: T.C. Ottawa Büyükelçiliği 197 Wurtemburg Street Ottawa, Ontario K1N 8L9<
Telefon: +1 613 244 24 70
Faks: +1 613 789 34 42
embassy.ottawa@mfa.gov.tr

Görev Bölgesi: Ulusal başkent bölgesi, Doğu Ontario, Quebec, Newfoundland ve Labrador ve Maritime bölgeleri

Beğen
Beğen Muhteşem Haha İnanılmaz Üzgün Kızgın

Karadağ

Karadağ

Başkent Podgorica
Resmî diller Karadağca, Sırpça, Boşnakça, Arnavutça, Hırvatça
Yönetim Şekli Parlamenter Cumhuriyet
Yüzölçümü 13.812 km²
Nüfus 684.736
Nüfus Yoğunluğu 49,5 kişi/km²
Para birimi Euro ( EUR )
Zaman dilimi OAZD (UTC+1)-OAYZD (UTC+2)
Telefon kodu +382
İnternet TLD .me

Karadağ (Karadağca: Crna Gora), Црна Гора), Balkanlar’da bir ülkedir. Doğusunda Arnavutluk ve Kosova, kuzeyinde Sırbistan, batısında Hırvatistan, Bosna-Hersek, güneyinde Adriyatik Denizi yer alır. Başkenti, Podgorica’dır (eskiden Titograd). Anayasasında Karadağ "demokratik, refah ve çevreci bir ülke" olarak tanımlanır.

Karadağ, eski Yugoslavya’yı oluşturan altı cumhuriyetten biriydi. Yugoslavya’nın parçalanmasından sonra Karadağ, Sırbistan’ın zorlamasıyla yeni Yugoslavya’ya katılmıştır. Karadağ’ın çabalarıyla 2003 yılında Sırbistan-Karadağ olarak daha esnek bir federasyon çatısı oluşturulmuştur. Karadağ, 21 Mayıs 2006 Pazar günü yapılan referandumda çıkan % 55,5’lik evet oyu ile ise bağımsız olma kararı almıştır. 3 Haziran 2006’da ise Karadağ Parlamentosu, referandumda çıkan sonuca dayanarak Karadağ’ın bağımsızlığını ilân etti.

NATO Dışişleri Bakanları, Rusya’nın itirazlarına karşın eski Yugoslavya’yı oluşturan altı cumhuriyetten biri olan Karadağ’ı 29. üye olarak ittifaka davet etti.

Bayrak

Karadağ Bayrağı 13 Temmuz 2004’te Sırbistan’dan ayrıldıkdan sonra kabul edilmiştir. Bayrağın arka yüzü kırmızı 1:2 oranında ülkenin içinde amblemi yer alır. II. Petar Petrovic-Njegos tarafından tasarlanmıştır.

Arma

Karadağ Arması

Karadağ Silahlı Kuvvetleri

Karadağ Silahlı Kuvvetleri (Karadağca: Vojska Crne Gore), Karadağ’ı dışarıdan gelebilecek askeri tehditlere karşı korumakla görevli silahlı kuvvetlerdir. Kara, Deniz ve Hava kuvvetlerinden oluşmaktadır. Zorunlu Askerlik 2006 yılında kaldırılmıştır; Silahlı kuvvetler bu tarihten itibaren, tamamen profesyonel bir askerlerden oluşmaktadır.

2006 yılında Karadağ, Sırbistan’dan ayrılıp bağımsızlığını ilan edince, Sırbistan’dan kalan Deniz Kuvvetleri, Karadağ Silahlı Kuvvetleri’ne katıldı.

Karadağ Haziran 2017’de 29. NATO üyesi olmuştur.

Karadağ tarihi

Karadağ tarihi Karadağ’da günümüze kadar yer almış tarihsel olayları kapsar.

Zeta Prensliği adıyla, bağımsız bir il olarak kurulan Karadağ, 12. yüzyıl sonlarında Sırp egemenliğine girdi. 1389’da Sırplar Kosova’da Osmanlılara yenildikten sonra da bağımsızlığını korudu. 1516’dan sonra yönetim, halk meclislerince seçilen vladike adlı piskoposların elindeydi. Osmanlılar ve Arnavutlarla sık sık savaşan Karadağlılar 1711’de Rusya ile ittifak kurdu.

Dukliya kralı Jovan Vladimir

1878’deki Berlin Kongresi’nde Karadağ’ın bağımsızlığı tanındı ve ülkenin sınırları iki katına çıktı. Ama Arnavutluk’un direnmesi yüzünden 1880’e değin güney sınırları üzerinde anlaşmaya varılamadı. Sonunda Podgorica Ovasının tümü ve Bar (Antivari) ile Ulkini (Dulcigno) adlı küçük limanların yer aldığı 40 km’lik kıyı şeridi Karadağ’da kaldı. 1860’tan 1918’e değin hükümdarlık yapan I. Nikola Petrovic, 1910’da kendini Karadağ kralı ilan etti. 1912-1913 Balkan Savaşları’nda Osmanlılara karşı Sırbistan ile birleşen Karadağ bu savaşta topraklarını kuzeye ve doğuya doğru genişleterek Sırbistan’a komşu oldu. I. Dünya Savaşı sırasında Sırbistan’ı destekledi. Kasım 1918’in ilk günlerinde Karadağ’dan çekilen Avusturya-Macaristan İmparatorluğu birliklerinin yerini Sırp ordusu ve düzensiz birlikler aldı. Ardından Podgorica’da toplanan ulusal meclis 26 Kasım’da Nicola’nın tahttan indirilmesine ve Karadağ’ın Sırbistan’a katılmasına oybirliğiyle karar verdi.

Nisan 1941’de İtalyan birlikleri Karadağ’ın bazı bölgelerini işgal etti. Temmuzda, İtalyanların Cetinje’de topladığı, ama Karadağ halkını temsil niteliği çok kuşkulu olan bir ulusal meclis, Karadağ’ın bağımsızlığını ilan etti, bir yürütme organı seçti ve İtalya kralının ülkeye bir kral atamasını istedi. Aynı ay içinde bir ayaklanma başladı ve çatışmalar 1944 sonlarına değin sürdü; bu tarihte denetim partizanların eline geçti.

1946’da yapılan federal anayasa ile Karadağ, Yugoslavya’yı oluşturan altı özerk federe birimden bir yapıldı. Kotor Körfezi ve bu körfez ile Bar arasında kalan Adriyatik kıyıları topraklarına eklendi. 1945-1992 arasında Karadağ, Yugoslavya topraklarının yüzde 5.4’ünü oluşturuyordu. Cetinje’de olan yönetim merkezi, yeniden inşa edilip Titograd adı verilen Podgorica’ya taşındı.

1992’de Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyeti’nin ortadan kalkmasından sonra, Karadağ aynı yıl içinde Sırbistan ile birlikte Yugoslavya Federal Cumhuriyeti’ni oluşturdu.Bosna Savaşı’nda Karadağ polisi ve paramiliter güçleri ile birlikte Sırpların yanında yer aldı. 1996’da Milo Đukanović başkanlığındaki Karadağ yönetimi Slobodan Miloseviç yönetimindeki Sırbistan ile olan bağlarını kopardı, kendi ekonomi politikasını oluşturmaya karar vererek, para birimini Alman Markı olarak değiştirdi.Ancak Karadağ, Sırbistanla gevşek de olsa sürdürdüğü birlik yüzünden 1999’daki NATO bombardımanından kendini kurtaramadı.

Karadağ

Karadağ

2002 yılında Sırbistan ile Karadağ arasındaki birlik antlaşması yenilendi. Yeni antlaşmaya göre ülkenin adı Sırbistan ve Karadağ Devlet Birliği olarak değiştirilirken, 3 yıl içinde taraflardan herhangi birinde yapılacak referandumla kendi kaderlerini tayin hakkı tanındı. 21 Mayıs 2006’da yapılan bağımsızlık referandumu sonusunda % 45’e karşılık % 55 oyla bağımsızlık kararı alındı. Referandumdan iki hafta sonra, 3 Haziran 2006’da Karadağ parlamentosu ülkenin bağımsızlığını ilan etti. 15 Haziran’da Sırbistan’ın da Karadağ’ın bağımsızlık kararını tanımasıyla Sırbistan Karadağ Birliği resmen sona erdi.

1913’te Karadağ

Karadağ’ın eski halkı Arnavutlardan oluşur. VII. yüzyılda İmparator Herakliyus zamanında, Sırplar da oraya yerleştirilmiştir. Osmanlılar, Rumeli’ye geçip fetihlere giriştikleri sıralarda Karadağ, Venedik Cumhuriyeti’nin tabiiyetinde idi. Osmanlı Devleti’nin Karadağ’daki fetihleri Sultan I. Murad dönemine rastlar. Zira ilk Osmanlı-Karadağ çatışması da I. Murat döneminde yaşanmıştır. İkinci Osmanlı-Karadağ çatışması Sultan I. Bayezid döneminde olmuştur. Bu seferde Osmanlı kuvvetleri Üsküp’ten çıkıp Zveçan ve Yeleç üzerinden Lim ve Tara nehirlerine kadar ulaşmıştır. Osmanlı Devleti’nin Karadağ’daki asıl fetihleri ise Fatih Sultan Mehmet döneminde olmuştur. Aslında Osmanlı Karadağ’ı tam olarak hakimiyetine almadı. Fatih, Karadağ’a bir nevi özerklik statüsü verdi ve bu durum Karadağlılar tarafından 1878 yılında Osmanlı’dan ayrılana kadar kullanıldı. Karadağlılar Osmanlı Devleti’nin hakimiyetine girişinden itibaren çok sayıda isyan çıkartmışlardır. Örneğin 1711, 1712, 1714 isyanlarını çıkartmışlardır. Bununla birlikte Hersek isyanına da destek vermişlerdir.

1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı’nda Rusya’nın yanında yer alan Karadağ, Osmanlı ordusunun önemli bir kısmını Balkanlarda meşgul etmiş ve savaşın Rusya lehine dönmesinde büyük bir etken olmuştur. Savaş sonrası imzalanan Ayastefanos ve hemen ardından Berlin Antlaşması’yla bağımsızlığını kazanan Karadağ, böylece devletler platformunda yerini almıştır. Bağımsızlığını kazanmasının ardından onu ilk tanıyan Osmanlı Devleti olmuştur. Bağımsızlıkla birlikte Osmanlı Devleti ile diplomatik ilişkiler hız kazanmış ve çok önemli aşamalar kaydedilmiştir. Bu dönemde iki devlet ilişkilerinin iyi bir düzeye gelmesinde, hiç şüphesiz II. Abdülhamid’in Balkan politikasında sergilediği tavrın önemli bir rolü vardır. Nikola Petroviç ile yakın dostluğu, iki devletin politikalarına da yansımıştır. ıı. Abdülhamid döneminde, 30 yılı aşkın bir süre, küçük sınır çatışmalarını bir kenara bırakılırsa, iki devlet arasında barışın hakim olduğu bir süreç göze çarpmaktadır. İlki 1883 ve ikincisi 1899 yıllarında olmak üzere Karadağ Prensi Nikola, Sultan Abdülhamid’in davetlisi olarak İstanbul’a gelmiş, törenlerle karşılanarak şaşaalı gösterilerle ağırlanmıştır.

II. Abdülhamid döneminde İstanbul Büyükçekmece başta olmak üzere Zonguldak Ereğli gibi yerlerde, taş işçisi, kuyucu, maden işçisi, bekçilik vb. iş kollarında çalışan Karadağlıların sayısında artış görülmüştür. Bunun yanında İstanbul’daki okullarda bizzat Abdülhamid’in bursuyla okuyan Müslüman ve Hristiyan Karadağlıların sayısı önemli bir seviyeye ulaşmıştır. Türkiye’de yaşayan Boşnakların önemli bir kısmı 1910’lu yıllarda Karadağ’dan gelmiştir. 5 Haziran 2017 tarihinde NATO’ya katıldı.

Etnik yapı

1991 sayımına göre Sırplar, Sırbistan-Karadağ federasyonunun toplam nüfusun %69’unu oluşturmaktaydı. Karadağlılar ise toplam nüfusun %5’ini, Karadağ nüfusunun %62’sini oluşturuyordu. Slav olmayan Arnavut azınlık ülkedeki 2. büyük gruptu ve resmi tahminlere göre toplam nüfusa oranları %17’siydi.

1965’ten sonra Sırbistan ve Karadağ’dan gelişmiş Avrupa ülkelerine ve Kuzey Amerika’ya sürekli göç yaşanmıştır. Eski Yugoslavya’nın dağılmasını ve Hırvatistan ile Bosna-Hersek’teki savaşı takip eden yıllarda göç Sırbistan ve Karadağ’a yönelmiştir. Mülteci sayımı sonucunda 1996 yılı ortalarında 566.200’ü mülteci statüsünde olan 646.000 kişi tespit edilmiştir. 79.700 kişi ise diğer cumhuriyetlerde yaşayan Sırp ve Karadağlılar ya da Yugoslavya’ya mülteci olarak gelip Yugoslav vatandaşlığına geçmiş kişilerdir.

Önemli şehirler

Karadağ illeri

2003 Nüfus Sayımına Göre

  • Podgorica (başkent; 169.132)
  • Nikšić (58.212)
  • Pljevlja (21.377)
  • Bijelo Polje (15.883)
  • Herceg Novi (12.739)
  • Berane (11.776)
  • Çetine (15.137) Eski krallık başkenti
  • Budva (10.918)
  • Tivat (9.467)
  • Rožaje (9.121)
  • Dobrota (8.169)
  • Danilovgrad (5.208)
  • Bijela (3.748)
  • İgalo (3.754)
  • Kolašin (2.989)
Eğitim

  • Okul Öncesi
  • İlkokul
  • Ortaokul
  • Lise
  • Üniversite
Lise

Karadağ’da 53 lise bulunmaktadır. Bunlardan 49 devlet okulu, 3 özel okul (2 tane uluslararasıdır) ve 1 devlet – özel okuludur.

Liseler bu şekilde ayrılır:

  1. Gimnaziya Liseleri
  2. Sanat Okulları
  3. Meslek Liseleri

a) Üç yıllık Meslek Liseleri
b) Dört yıllık Meslek Liseleri
4) İmam Hatip Lisesi (‘‘Mehmed Fatih’’ Medresesi)

Her yıl 9 bin civarında birinci sınıfta kayıt yaptıran öğrenci vardır. Tüm sınıflarda her yıl 29 bir civarında öğrenci vardır. Son istatistiğe göre Karadağ’da öğrencilerin %52si erkeklerden, %48 ise kadın cinsiyetinden ibarettir. Karadağ’da Lise Eğitimi zorunlu değildir. Bazı liselerde Türkçe dersi seçmeli ders olarak verilmektedir.

Üniversite

Karadağ’da 3 üniversite bulunmaktadır. Bunlardan 1’i devlet üniversitesi, 2’si vakıf üniversitesidir. Tüm üniversitelerde eğitim Karadağ dilinde verilmektedir. Karadağ Üniversitesi (Univerzitet Crne Gore), Karadağ’da bulunan tek devlet üniversitesidir. Yönetim olarak herhangi bir vakıf veya özel kurumla bağlantısı bulunmuş olmayan, bütçesi devlet tarafından karşılanan üniversitedir. Bu üniversite 1974 senesinde kurulmuş olup Karadağ’ın en eski yükseköğretim kurumudur. Bu üniversitede halen 20.000 öğrenci eğitim almaktadır. Üniversiteye bağlı olarak 19 fakülte ve 2 bilim enstitüsü faaliyet gösteriyor. 2004 senesi itibarıyla Bologna Süreci uygulanmaktadır. Karadağ Üniversitesi’nin genel merkezi Podgoritsa(Podgorica) şehrindedir ancak bazı fakülteler Niksic, Cetinje, Kotor, Herceg Novi, Bar, Budva, Bijelo Polje, Berane gibi şehirlerde eğitim vermektedir. Karadağ Üniversitesi’nin rektörlük görevini Prof. Radmila Vojvodić sürdürmektedir.

Vakıflarca kurulan iki üniversite Donja Gorica Üniversitesi ve Mediteran Üniversitesi’dir. İkisinin genel merkezleri Podgorica’da bulunmaktadır. Fakat Mediteran Üniversitesi’nin birkaç fakültesi Bar şehrinde faaliyet göstermektedir. Mediteran Üniversitesi 2006 yılında kuruldu, Donja Gorica Üniversitesi ise 2007 yılında kuruldu. İkisinin eğitim sistemi Bologna Süreci’ne göre uygulanmaktadır.

Spor

Karadağ’daki en popüler sporlar futbol, basketbol, su topu, voleybol ve hentboldur. Ülkedeki diğer önemli sporlar boks, atletizm, masa tenisi ve satrançtır.

Önceki dönemlerde yani Karadağ, Yugoslavya ülkesinin bir parçasıyken Karadağlı insanlar bu ülkenin millî takımlarında mücadele ediyorlardı. 24 Mart 2007 tarihinde Karadağ tarihinin ilk futbol maçını Macaristan ile Podgorica Stadında oynadı. Bu dostluk maçını Karadağ 2-1’lik skorla kazandı. Karadağ’ın en önemli iki futbol kulübü başkent Podgorica’da kurulmuş olan FK Budućnost Podgorica ve Nikšić şehrinin FK Sutjeska Nikšić ekipleridir. Karadağ Ulusal Olimpik Komitesi 2007 yılının Haziran ayında Uluslararası Olimpiyat Komitesine üye olarak katılmıştır. Karadağ’ın bağımsız bir ülke olarak katıldığı ilk Olimpiyat Oyunları 2008 tarihinde Pekin’de yapılan 2008 Yaz Olimpiyatları olmuştur. Ayrıca Karadağ, Sırbistan ile birlikte EuroBasket 2005 turnuvasını sunmuştur.

Su topu genellikle ülkenin ulusal sporu olarak lanse edilir. Karadağ, 13 Temmuz 2008 tarihinde İspanya’nın Málaga kentinde düzenlenen Avrupa Şampiyonasında Sırbistan’ı 5-5 ve 6-5’lik skorlarla yenmiştir. 2009 yılında düzenlenen FINA Erkekler Su Topu Dünya Liginde altın madalya kazanmışlardır. Kotor merkezli su topu ekibi PVK Primorac, 2009 yılında LEN Şampiyonlar Ligi şampiyonu oldu. Karadağ’ın bir numaralı su topu liginde altı takım yer almaktadır. Bu altı takımdan şu dördünün bütçesi bir milyon avrodan fazladır: VK Primorac Kotor, VK Jadran Herceg Novi, VK Budvanska Rivijera Budva ve VK Cattaro. Karadağ’ı 2008 Olimpiyat Oyunlarında temsil eden millî su topu takımı bu Olimpiyat Oyunlarında dördüncü sırayı yer almıştır.

Londra’da düzenlenen 2012 Olimpiyat Oyunlarında Karadağ bayan hentbol takımı, finalde Norveç’e 26-23’lük bir skorla yenilerek gümüş madalya almışlardı. Bu Karadağ’ın ilk Olimpiyat madalyası oldu.

Karadağ’da İklim ve Hava Durumu

İklim

Karadağ’ın güney bölgesinde Akdeniz iklimi etkisi görülür. Yazların kuru ve rüzgarlı yaşandığı coğrafyada kışlar yağmurlu geçer. Karadağ’ın orta bölgesi ve kuzeyinde ise karasal iklim hâkimdir. En sıcak ayın temmuz ayında yaşandığı ülkede sıcaklıklar yazları 35-40 derece civarındadır. Karadağ dağlık bir bölge olduğu için bölgeler arası sıcaklık farkları yüksektir. Dağ tepelerindeki karlar ilkbahar mevsimine kadar kalır.

Ekonomi

Yugoslavya’dan kopma sürecini sancılı yaşayan Karadağ’ın ekonomisi 1990’lı yıllarda düşüşe geçmiştir. Fakat 2000’lere gelindiğinde üretim kapasitesini arttıran ülke, 2005’te yüzde 4’lük büyümeyle önemli bir ivme yakalamıştır. Sırbistan’la ayrıldıktan sonra ekonomik anlamda yükselişini hızlandıran ülkede tarım oldukça gelişmiştir. Ülkenin bir diğer geçim kaynağı ise madenciliktir. Özellikle kömür ve boksit madenleri çokça çıkarılmaktadır. Son yıllarda özelleştirme baskısı yaşayan Karadağ’da hizmet sektörü yüzde 87’lik pay ile zirvededir. Karadağ’ın ekonomisinde turizmin de önemli yeri vardır.

Karadağ Mutfağı

Karadağ  mutfağı

Akdeniz lezzetleri ile oryantalist tatların iç içe geçtiği Karadağ’da İtalya, Türkiye, Bizans ve Macaristan mutfağından izlere rastlamak mümkündür. Bölgeden bölgeye farklılık gösteren mutfak kültürü kıyı kesimlerde daha çok Akdeniz mutfağı etkisindeyken orta kesimlerde doğu mutfağına yakındır.

Ülkede en çok tüketilen gıdaların başında balık, peynir, koyun eti gelir. Börek ve baklava gibi Türk mutfağında da yaygın yemekleri seven Karadağlılar zeytinyağı, sebze ve meyveyi çokça tüketmektedir.

Peynirin bir şarküteri ürünü olmaktan ziyade yemek çeşidi olarak görüldüğü Karadağ’da farklı renklerde ve tatlarda çok fazla peynir çeşidi vardır. Karadağ mutfağının en popüler yemeği rastan’dır. Koyu yeşil lahanayı koyun eti, ev yapımı sosis gibi türlü etlerle karıştırarak pişirdikleri bu yemek evlerde de en çok tüketilen yiyecekler arasındadır. Bir diğer çok meşhur yemekleri kaçamak’ın yapımında ise yerel patates ile peynir kullanılır. Karadağlılar için çocuklarına yemek yapmayı öğretmek bir gelenektir.

Festivaller

Ocak sonu, şubat başında düzenlenen Tripun Günü ise ülkenin koruyucusu olduğuna inanılan Tripun’a adanmıştır. Kotor’da Tripun Katedrali’nde gerçekleştirilen etkinlikler boyunca müzik ve dans iç içe geçer.

Karadağ’da mart ayı demek Kamelya ayı demektir. Yine Kotor’da gerçekleştirilen bu büyük festivalde sergiler ve konserler şehre yayılır.

Karadağ’da her yılın nisan ayında Herceg Novi Tiyatro Festivali düzenlenmektedir. Festival her sene alternatif tiyatro gruplarını bir araya getirir.

Haziran ayında düzenlenen Budva Müzik Festivali Adriyatik’in en büyük müzik festivalidir. Goran Bregoviç, Boney M gibi Balkan sanatçıların sahne aldığı festival her sene binlerce izleyici çekmektedir. Ağustos ayında düzenlenen Petrovic Jazz Festivali ise ülkenin bir diğer müzik festivalidir.

Karadağ halkı için spor vazgeçilmezler arasındadır. Bunun en büyük göstergesi denebilecek büyük Podgorico Maratonu her sene ekim ayında profesyonel ve amatör sporcuları bir araya getirmektedir.

Karadağ’da düzenlenen bir diğer önemli festival ise Merlinka’dır. Aralık ayında düzenlenen uluslararası queer festivalinde pek çok film gösteriminin yanı sıra yarışma bölümü de vardır. 2013’te Saraybosna ve Belgrad’da başlayan festivale 2014 senesinde Karadağ da katılmıştır.

Konuşulan Diller

Karadağ’ın resmi dili Karadağca’dır. Bunun yanı sıra ülkede Sırpça, Boşnakça, Arnavutlukça ve Hırvatça dilleri de konuşulmaktadır. Bunlar arasından Arnavutlukça hariç diğerleri benzerlik gösterdiği için ülke vatandaşları birbirleriyle anlaşmada güçlük yaşamazlar. 2011 senesinde ülke çapında yapılan anket sonucunda Karadağlıların pek çoğu anadillerinin Sırpça olduğunu söylemiştir. Fakat 2013 senesinde tekrarlanan anket sonuçlarına göreyse anadillerinin Karadağca olduğunu söyleyen insanların sayısı daha fazladır.

Din ve İnanç

Karadağ nüfusunun yüksek çoğunluğu inançlıdır. Ortodoks Hristiyanların yoğun olduğu ülkede Müslüman ve Katolik nüfus da mevcuttur. Ortodoks nüfusun çoğunluğu Montenegrins ve Serbs’te yaşamaktadır. Serbian Ortodoks Kilisesi’ne sadık kişi sayısı oldukça yüksektir. Ülkedeki en büyük azınlık grubu ise Müslümanlar oluşturmaktadır. Slavik Müslümanlar ve Arnavutluk Müslümanları olarak ikiye ayrılan nüfusun çoğu ülkenin kuzeydoğusunda yaşamaktadır. Karadağ’da ateist kişi oranı ise yüzde 1.24’tür.

Karadağ Türk Büyükelçiliği

PODGORICO BÜYÜKELÇİLİĞİ

Adres: Radosava Burica b.b. (Do Codre), 81000 Podgorica, Montenegro

Telefon: (020) 445.700 (yerel)
+382.20.445.700 (ulusal)
Fax: (020) 445.777 (yerel)
+382.20.445.777 (ulusal)

embassy.podgorica@mfa.gov.tr

Beğen
Beğen Muhteşem Haha İnanılmaz Üzgün Kızgın