Türkiye’de Çayın Tarihi

Günlük hayatımızın en önemli içeceği olan çayla 140 yıl kadar önce tanıştık. Çay üretimi ilk kez 1878’de Artvin’de başladı. Rize’ye gelişi ise 1912’de. İkinci Abdülhamid döneminde üretimin yaygınlaşması için Bursa’dan Halep’e, Aydın’dan Erzurum’a kadar imparatorluğun dört bir tarafında çay ekilse de tutmadı.

Günlük hayatımızın en önemli parçası olan çay sanki asırlardan beri yeme-içme kültürümüzün bir parçası gibi düşünülür. Ancak çayla tanışmamız 140 yıl önceye gider. Kemalettin Kuzucu çayın Türkiye’ye girişi üzerine arşivlere dayalı yaptığı araştırmalarıyla bu konuyu aydınlatmış ve Türkiye’de çayın tarihiyle ilgili bilinenleri değiştirmiştir. Kuzucu’nun araştırmalarından çayın Türkiye’ye geliş hikâyesi…

Osmanlı döneminde 16. yüzyıldan itibaren çay yaprağına rastlanıyor. Ancak çay bu dönemlerde çok az kişi tarafından ve ıtriyat olarak kullanılmıştı. 1839’da Tanzimat’ın ilanından sonra çay yavaş yavaş kahvaltılarda görülmeye başlandı. Çay tarımı ise Sultan İkinci Abdülhamid döneminde başladı. Her alanda modernleşmenin başladığı İkinci Abdülhamid döneminde tarımda da Avrupai tarza geçilmeye çalışılmıştı. Bir taraftan asırlardır ekilen ürünlerin rekoltesi artırılmaya çalışıldı. Diğer taraftan ise Osmanlı topraklarında bulunmayan ürünler yetiştirilmeye çalışıldı. Çay da bu ürünlerden biriydi. Uzakdoğu’dan ithal edilen çay tohum ve fidanları İstanbul, Bursa ve Selanik gibi yerlerde tarlalara ekilerek, yetiştirilmeye çalışıldı.

Türkiye’de çay ilk defa çiftçiler tarafından 1870’lerin sonlarında Artvin bölgesinde yetiştirildi. Kemalettin Kuzucu’nun araştırmalarına göre 1878’de, Hopa’da ve Arhavi’de çay ekimi başarılı olmuştu. Çalışmak için Rusya’ya giden yöre erkekleri, oradan getirdikleri çay fidanlarını evlerinin bahçelerine ekmeleri sonucunda çay Türkiye’ye girmişti. Çay kısa bir süre sonra kazanç kapısı haline gelince, devlet çaya vergi koydu. Çiftçilerin bu durumdan şikâyetçi olmaları üzerine Trabzon Valisi Yusuf Ziya Paşa vergi koymak yerine çay üretiminin teşvik edilmesi gerektiğini hükümete bildirdi. Valinin bu müracaatı üzerine vergiler kaldırıldı.

Çay ekmediğimiz yer kalmadı

 Dolmabahçe Sarayı'nda çay tepsisi ve bardaklar

Doğu Karadeniz’de bu gelişmeler yaşanırken Osmanlı yönetimi Uzakdoğu’dan çay tohum ve fidanı ithal edip, çay ekimini geliştirmeye çalıştı. 1880’li yılların sonunda Bursa Valisi İsmail Hakkı Paşa zamanında Japonya’dan getirtilen çay fidanları Bursa’da dikildi. Ancak Bursa ikliminin çay ziraatına elverişli olmaması yüzünden netice alınamadı. 1894’te İstanbul’da çay yetiştirilmeye çalışıldı. Bu teşebbüs de neticesiz kaldı. Osmanlı yönetimi, teşebbüslerin neticesiz kalması üzerine vilayetlere ziraat müfettişleri göndererek arazi yapısı ve iklim özelliklerinin incelenmesini istedi. Hazırlanan raporlar incelendikten sonra İkinci Abdülhamid’in emriyle 1894’te çay ekimi için yeniden teşebbüse geçildi. Japonya’ya çay fidan ve tohumları sipariş edildi. Türkiye’de yetiştirilen çaylar inceletildi. Çayın ekimi ve bakımı için bir talimat hazırlandı. Ardından imparatorluğun dört bir tarafında çay yetiştirilmesi için faaliyete geçildi. Erzurum, Sivas, Ankara, Bursa, Aydın, Adana, Halep ve Suriye’nin değişik bölgeleri ve İstanbul’da çay ekimine başlandı. Ancak bu teşebbüs çay ekimi için seçilen şehirlerin ikliminin elverişsizliğinden dolayı bir netice vermedi. İşin ilginç tarafı Doğu Karadeniz’de çay yetiştiği bilinmesine rağmen bölgede üretimin arttırılması yoluna gidilmemesiydi.

İkinci Abdülhamid çayın üretimine önem verip, konuyla ilgili her türlü gelişmeyi yakından takip etti. 1896’da Buharalı Yusuf Trabzon’da yetişen çay yapraklarını henüz genç filizler halinde iken ağaçtan toplayarak işlemiş ve beyaz çay elde etmişti. Padişaha bir paket çay hediye etti. Bundan memnun olan İkinci Abdülhamid, Trabzon ve çevresinde çay ekimini inceletti. Çay ve kahve ziraatı hakkında bir kitap yazan Hollandalı Hobbis’i de saraya çağırıp, ödüllendirmişti.

Rize’ye çayı 1910’larda Hulusi Karadeniz getirdi

Hulusi Karadeniz

Rize’ye çayı getiren kişi 1910’larda Rize Ziraat Odası reisliğini yürüten Hulusi Karadeniz’dir. Hulusi Bey, Rusya’nın işgali altında olan Batum ile Rize’nin iklim şartları birbirine benzediğinden, 1912’de çay tohumu getirdi. Bahçesine ektiği tohumlar kısa sürede filizlendi.

Ancak Osmanlı’nın Birinci Dünya Savaşı’na girmesi teşebbüsünü sonuçsuz bıraktı. Rize’nin Ruslar tarafından işgali üzerine Hulusi Bey göç etti. Rize’nin kurtuluşundan bir süre sonra, 1919’da geri döndüğünde çay meselesine tekrar el attı.

Cumhuriyetten sonra Karadeniz soyadını alan Hulusi Bey, çay ile ilgili tecrübelerini Dışişleri Bakanlığı’na ve Halkalı Ziraat Mektebi hocalarından Ali Rıza Bey’e (Erten) bildirdi. Ali Rıza Bey çay konusunda raporlar hazırladı. Hulusi Bey ve Ali Rıza Bey’in gayretleri modern çaycılığın kurucusu olan Zihni Derin ile Cumhuriyet dönemi hükümetlerinin çay politikasının ilham kaynağı oldu.

Çay Kanunu ve Zihni Derin

1924 yılında 407 sayılı ”Rize ili Borçka Kazası’nda Fındık-Portakal-Limon-Mandalina ve Çay Yetiştirilmesine Dair” kanun çıkarıldı. Kanunu hayata geçirmek üzere, bu bölgede bu ürünlerin yetiştirilmesinin uygulanması için Çay Araştırılması Enstitüsü kurulması vazifesi Zihni Derin’e verildi. Zihni Derin Battum’a yetkili bir heyet gönderip çay tohumu getirterek bu merkezin bahçesinde ilk çay fidanlığını kurdu. Günümüzde bu arazi Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi tarafından kullanılmaktadır.

İlk kooperatif ve ilk fabrika

Üretim başladıktan sonra üreticilerle ilgili ilk kooperatif kuruldu. 1946’da ”Çaycılar Yardımlaşma Kooperatifi” isimli kurum Zihni Derin ve arkadaşları tarafından kuruldu. Bu kooperatif sayıları hızla arttı ve 1947’de üretime başlayan ve makineleri İngiltere’den tahsis edilen Rize Çay Fabrikası, Türkiye’nin ilk çay fabrikası oldu. Çay-Kur ise tam adıyla Çay İşletmeleri Genel Müdürlüğü, yetiştirme ve işletim kısmını sağlamak amacıyla 1971’de kuruldu. Karadeniz Bölgesinde 1947 yılından 1983 yılına kadar 43 çay fabrikası kuruldu. Bu fabrikalar Rize, Trabzon ve Giresun’da bulunmaktadır.

Kaynak:
ERHAN AFYONCU – 140 yıl önce tanıştık vazgeçilmezimiz oldu
Çayın Türkiye Serüveni – Beyaz Tarih
ERHAN AFYONCU – Rize’ye çayı 1912’de Hulusi Karadeniz getirdi

Beğen
Beğen Muhteşem Haha İnanılmaz Üzgün Kızgın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir