Şehirler Amasya

Evliya Çelebi

Yeni Üye

Amasya
Plaka No 05
Bölge Karadeniz Bölgesi
Yüzölçümü 5.628 km²
Nüfus 326.351
Nüfus Yoğunluğu 58 kişi/km²
Telefon kodu +358
Rakım 400 m
En yüksek nokta 1150 m
En alçak nokta 400
İlçe sayısı 7
Mahalle sayısı 831
Amasya, Karadeniz Bölgesi'nde Amasya ilinin merkezi olan kenttir. 2014 yılı itibarıyla toplam 321.913 nüfusa sahiptir. Merkez ilçe ise 135.950 nüfusa sahiptir.

Orta Karadeniz Bölümü'nde yer alır. Anadolu'nun eski yerleşim alanlarından biridir. Hititlerden başlayarak çeşitli uygarlıkların merkezi olmuştur. Kentin bilinen en eski adı, söylendiği biçimi ile günümüze kadar hiçbir değişikliğe uğramadan gelen Amasya’dır. Eski kayıtlarda ve buluntularda Amesseia - Amacia - Amaccia ismi okunmaktadır. Amasya isminin açık bir şekilde okunduğu, Pers, Pontos ve Roma İmparatorluğu dönemlerinde ticarette kullanılan gümüş ve bronz sikkeler (paralar) üzerinde görmek mümkündür.

Bazı sikkeler üzerinde Amaccia veya Amacia isimlerine rastlanılmaktadır. Amasya’nın fethinden önce ve sonrasında da Türkler, Amasseia’yı veya Amaccia, Amacia Türkçede söylendiği gibi Amasya yapmışlardır.

Tahminen MÖ 60 ve MS 19. yıllarda Amasya'da doğduğu bilinen ve Coğrafya ilminin mucidi olarak tanınan Strabon, yazdığı ünlü coğrafya kitabında Amasya’dan Amasseia olarak söz etmektedir.
İçindekiler

Amasya Adının Kökeni


Eskiçağda bir çok Anadolu şehrinin kurucu (ktistes) tanrısı veya kahramanının olduğu bilinmektedir. Bu mitolojik kuruluş Amasya için de geçerlidir. Roma İmparatoru Septimius Severus (M.S. 193-211) dönemine ait bir Amasya sikkesi üzerinde yer alan ERMHC KTICAC THN POLIN yazıtından hareketle Hermes’in Amasya kentinin kurucu tanrısı olduğu kabul edilmektedir.

Hitit belgelerine göre Amasya’nın bilinen ilk adının Hakmiş [Khakm(p)is] olduğu sanılmaktadır. Bu isimin Perslerin Amasya’yı fethine kadar devam ettiği değerlendirilmektedir.

Amasya’nın Mitridates Krallığı Dönemi'ndeki adı “Amasseia” dır. Özellikle M. Ö. II. yüzyıldan itibaren darp edilen Amasya şehir sikkelerinde AMASSEİA ibaresi açıkça görülmektedir. Zaten coğrafyacı Strabon’da Amasya için Amaseia sözcüğünü kullanmaktadır.

Amaseia sözcüğü, “Ana” anlamına gelen ve özellikle “Ana Tanrıça” yı kasteden ‘Ama’ ve onun çeşitlemesi olan ‘Mâ’ ibaresi ile bağlantılıdır. Bundan hareketle denilebilir ki Amaseia “Ana Tanrıça Mâ’nın şehri” anlamına gelmektedir. Ana Tanrıça Mâ, Perslerin Anadolu’yu fethinden sonra tapımı yaygınlaşan doğu kökenli bir tanrıçadır. Aynı zamanda bu tanrıça Mitridates ve Kapadokya’nın yerel tanrıçasıdır. Amaseia sözcüğü de Persler zamanındaki asıl söyleniş şeklinin Hellen ağzına uydurulmuş biçimidir. Roma döneminde Amaseia adı fazla bir değişikliğe uğramadan AMACIAC (Amasia) olarak kullanılmıştır. Örneğin, İmparator Septımıus Severus, Caracalla ve Severus Alexander döneminde darp edilmiş Amasya şehir sikkelerinde AMACIAC adını görmekteyiz. Bizans Devri'nde de Amasia adının değişmeden devam ettiği bilinmektedir. Amasya’nın adı Danişmendliler zamanında ise bazen Amasiyye, bazen de Şehr-i Haraşna olarak anılmıştır. Selçuklu, İlhanlı, Beylikler ve Osmanlı İmparatorluğu döneminde de Amasya adı herhangi bir değişikliğe uğramadan günümüze kadar gelmiştir.

Amasya Tarihi


Amasya'nın tarihi M.Ö. 4000 senelerine dayanmaktadır. Hititlerden sonra Asurlar bir süre Amasya’yı işgal ettiler. Hitit başkenti Hattuşaş, Amasya’nın güney batısındadır.

M.Ö. 6. asırda Pers ve M.Ö. 4. asırda Makedonya Kralı Büyük İskender’in istilasına uğradı. Pontus krallığının başkenti Sinop’a taşınmadan önce Amasya idi. M.Ö. 1. asırda Romalılar Mitridat’ı yenince Amasya, Roma İmparatorluğuna geçti. M.S. 355’te Roma İmparatorluğunun devamı olan Bizans’ın eline geçti. 712’de Araplar, İslam ordularıyla Amasya’yı fethettiler. Fakat bir süre sonra Bizanslılar Amasya’yı geri aldılar. 1071 Malazgirt savaşından kısa bir süre sonra Danişmendoğlu’nun başkenti oldu. Melik Danişmend Ahmed Gazi Amasya’yı fethetti.

Daha sonra Türkiye Selçuklularının hakimiyetine geçen Amasya'ya bilahare İlhanlılar hakim oldu. İlhanlı genel valisi Timurtaş'ın Mısır'a kaçmasından sonra yetine tayin edilen Büyük Şeyh Hasan vekaleten Alaaddin Eratna'yı Anadolu'ya gönderdi. Bir müddet sonra, Eratna bağımsızlığını ilan ederek Eratna Beyliğini kurdu. 1360'da Şadgeldi, Eratna Beyliğinden ayrılarak Amasya'da Amasya Beyliği'ni kurdu.



Yıldırım Bayezid 1393’te Amasya’yı Osmanlı Devletine kattı. Osmanlılar devrinde “Şehzadeler şehri” olarak isim yapmıştır. Osmanlı sultanlarından İkinci Murad ve Yavuz Sultan Selim Han Amasya’da doğmuşlardır. Fatih Sultan Mehmed Han 8 yaşında iken Amasya valisi olmuştur. Kanuni Sultan Süleyman Han sık sık Amasya’ya gelmiştir. İkinci Bayezid şehzadeliğini Amasya’da geçirmiştir.

1402 Ankara Savaşını Timur Han kazanınca, Amasya’nın teslim olmasını istedi. Amasya teslim olmadı. Timur’un Amasya halkını cezalandırmasını, Amasya’daki alimlere sorduğu 10 sual kurtardı. İlyas Çelebi, Timur’un sorduğu on suali bilince, Timur, Amasya halkını bağışladı. Amasya, Osmanlı Devletini ikinci defa kuran Çelebi Sultan Mehmed'in üssü oldu. Devlette birliğin sağlanmasından sonra Amasya, sancak merkezi oldu. Bir ara Rum eyaletinin de merkez sancağı vazifesi gördü. Sultan İkinci Murad ve İkinci Bayezid gibi Osmanlı sultanları ve bazı şehzadeleri Amasya'da sancağa çıkıp, bir taraftan idare tecrübelerini arttırırken, diğer taraftan Amasya'nın geniş kültür muhitinin ilminden istifade ettiler.

Osmanlı idaresi altında Amasya, bir çok tarihi hadiselere şahit oldu. Osmanlı Devleti ile İran Safevi Devleti arasındaki ilk barış da, 29 Mayıs 1555'te Amasya'da yapılmıştır.

Tanzimattan sonra Sivas’a bağlı bir sancak haline getirilen Amasya, İstiklal Harbinde mühim bir yer işgal etmiş, Sivas Kongresine burada karar verilmiştir. Meşhur Amasya Tamimi Türkiye’nin bütün şehirlerine buradan duyurulmuş ve Amasya Protokolü burada imzalanmıştır.

1773 ve 1841’de şiddetli deprem, 1915’te büyük bir yangın Amasya’yı büyük çapta harab etmiştir.

Hellenistik-Bizans dönemi Amasya


Amasya şehrinin kuruluş tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte yerleşimin Hitit dönemine kadar uzadığı tahmin edilmektedir. Seloukoslar döneminde önemli bir konuma sahip olan yerleşim daha sonra M.Ö 281 yılında kurulan Pontus Krallığı'na bir süre başkentlik yaptı. M.Ö 70 yılında general Lucius Licinius Lucullus tarafından Roma topraklarına katıldı. Diocletianus sonra M.S 3. yüzyılda gelişen yerleşim önemli bir dini merkez konumuna yükseldi. 4. yüzyılın ikinci yarısında Roma İmparatorluğu' nun ikiye bölünmesiyle yerleşim Doğu Roma İmparatorluğu topraklarına katıldı. 712 yılında Arap ordularınca ele geçirilen yerleşim kısa süre sonra III. Leon tarafından yeniden Bizans topraklarına katıldı. Yerleşim bu tarihten 11. yüzyıl sonlarına kadar Bizans hakimiyetinde kaldı.

Türkler'in Amasya'ya yerleşmesi


1071 yılında yaşanan Malazgirt Meydan Muharebesi sonrasında Anadolu'nun birçok şehri gibi Amasya'da 11. yüzyıl içinde Türkler'in egemenliğine geçti. Artuk Bey tarafından ele geçirilen yerleşim daha sonra Danişmend Gazi 'nin denetimine bırakıldı. 1080 yılında da yeni kurulan Danişmendliler Beyliği topraklarına katıldı. Şehir II. Kılıç Arslan tarafından 1175 yılında Anadolu Selçuklu Devleti topraklarına katıldı. Kılıçarslan tarafından oğlu Nizâmeddin Argunşah'a bırakılan yerleşim 1193 yılında Kılıçarslan'ın diğer bir oğlu olan Rükneddin Süleyman tarafından ele geçirildi. 1237 yılında başlayan Babai Ayaklanması'nda isyancıların denetimine giren yerleşim 1240 yılında Selçuklu kuvvetlerince yeniden ele geçirilmiş, isyanın ele başlarından Baba İshak'da yakalanarak Amasya Kalesinde idam edilmiştir. Babai Ayaklanması ile iyice güçsüzleşen Selçuklular 1243 yılında meydana gelen Kösedağ Muharebesi ile Anadolu'da güç kaybetmeye başlamış, 14. yüzyıl başlarında da Amasya şehri Moğol valilerce yönetilmeye başlanmıştır. Kısa süreliğine II. Gıyaseddin Mesud'un oğlu Tâceddin Altınbaş tarafından ele geçirilen yerleşim sonrasında Eretna Beyliği topraklarına katıldı. 14. yüzyılın ikinci yarısında yerleşim Emîr Hacı Şadgeldi tarafından ele geçirildi. Şadgeldi’nin ölümünden sonra oğlu Ahmed, Osmanlı hükümdarı I. Bayezid'tan destek istemiş ve şehri Kadı Burhâneddin’e karşı savunmuştur. Osmanlı-Kadı Burhaneddin mücadelesi sonrasında Amasya 1393 yılında Osmanlı topraklarına katıldı. Şehrin idaresine de şehzade Çelebi Mehmed getirildi.

Osmanlı dönemi Amasya


1402 yılında gerçekleşen Ankara Savaşı sonrasında Çelebi Mehmed Amasya'ya çekildi. Fetret Devri olarak adlandırılan dönemde kardeşleriyle ve diğer beyliklerle mücadelesini 1413 yılına kadar Amasya'dan sürdürdü. Osmanlı İmparatorluğu döneminde birçok padişah Amasya'da dünyaya gelmiş ve şehzadelik yapmıştır. Bu sebeple Amasya'nın Osmanlı tarihi açısından da büyük öneme sahiptir. I. Mehmet, II. Murat, Fatih Sultan Mehmet, Yavuz Sultan Selim gibi padişahlar Amasya'da şehzadelik yapmışlardır. 15. yüzyılda bir süre Rum Eyaleti merkez şehri konumunda bulundu. Ayrıca Amasya 16. yüzyıl sonlarına kadar Osmanlılar'ın doğu sınırında stratejik bir öneme sahip olmuştur. 1520 yılı tahririnde Amasya 48'i Müslüman, 4'ü gayrimüslim olmak üzere toplam 52 mahalleden oluşan bir şehir konumundaydı[2]. 1555 yılında Amasya Antlaşması burada imzalanmıştır. Şehir, Celali isyanları sırasında 17. yüzyıl başlarında tahribata uğradı. Bundan sonra önemli bir olayın yaşanmadığı bir sancak merkezi olarak sakin bir dönem geçirdi.

Millî Mücadelede Amasya


19 Mayıs 1919 tarihinde Samsun'da başlayan Kurtuluş Savaşı'nın (Millî Mücadele)'nin ilk adımı, 12 Haziran 1919 tarihinde Mustafa Kemal'in Amasya'ya gelmesiyle devam etmiştir.

Kurtuluş mücadelesinin planları hazırlanmış, Erzurum Kongresi ve Sivas Kongresi'nin toplanmasına burada karar verilmiş, 22 Haziran 1919 tarihinde yayınlanan "Amasya Genelgesi" ile "Milletin İstiklâlini Yine Milletin Azim ve Kararı Kurtaracaktır" denilerek Millî Mücadele burada fiiliyata geçirilmiştir. Bu itibarla, Amasya, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunda da ilk önemli adımın atıldığı yer olmuştur.

1923 yılında yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti' nin idari taksimatı sonucunda Amasya ilinin merkez şehri oldu.

Amasya'nın Coğrafi Konumu


Amasya'ya bakış
1865 yılında inşa edilen tarihi Hazeranlar Konağı ve yanı başında ise Hatuniye Camii
Amasya ili; Orta Karadeniz Bölümünün iç kısmında yer almaktadır. Doğudan Tokat, güneyden Tokat ve Yozgat, batıdan Çorum, kuzeyden Samsun illeri ile çevrilidir.

İlin yüzölçümü 5.701 km2 dir.

Toplam sınır uzunluğu 492 km olan ilin Samsun’la 169 km, Tokat’la 165 km, Yozgat’la 6 km, Çorum’la 152 km. sınır uzunluğu vardır.

İl genelinin deniz seviyesinden ortalama yüksekliği (rakım) 1.150 m, il merkezinin ise 411,69 m dir.

34° 57’ 06” - 36° 31’ 53” Doğu Boylamları ile 41° 04’ 54” - 40° 16’ 16” Kuzey Enlemleri arasındadır.

Ankara’ya 336 km, İstanbul’a 671 km uzaklıkta olan Amasya’nın komşu illere uzaklıklara ise Çorum’a 92 km, Samsun’a 131 km, Tokat’a 114 km, Yozgat’a ise 196 km dir.

İl merkezinin ilçelere uzaklıkları; Göynücek 46 km, Gümüşhacıköy 68 km, Hamamözü 90 km, Merzifon 46 km, Suluova 27 km ve Taşova 48 km dir.

İklim


İlde Karadeniz iklimi - kara iklimi arasında bir geçiş iklimi hüküm sürer. Yazları kara iklimi kadar kurak, Türkiye'de Karadeniz iklimi kadar yağışlı değildir. Kışları ise Karadeniz iklimi kadar ılıman, kara iklimi kadar sert değildir. Ayrıca Yeşilırmak ve vadinin verdiği yumuşatıcı etki de yadsınamaz boyuttadır. Kış mevsiminde vadinin verdiği özellikten dolayı yükseklerde kar olsa bile şehir merkezinde kar etkisizdir.

Amasya manzarası:Yalı Boyu
Amasya Müzesi'nde bulunan Amasya Vilayeti Osmanlı Sancağı

Ulaşım:

Amasya, küçük bir şehir merkezine sahip olması nedeniyle geniş bir toplu taşıma ağına sahip bir şehir değildir. Bununla birlikte Amasya’da şehir içi ulaşım için özel halk otobüsleri ve minibüsler ile birlikte taksiler bulunmaktadır. Küçük bir coğrafyaya yayıldığı için Amasya şehir merkezinde gezilecek yerleri çoğunlukla yürüyerek gezmek mümkündür. Bu nedenle Amasya seyahatinde il merkezinde dolaşırken toplu taşımaya pek fazla ihtiyaç kalmaz. Ancak çevre ilçelere gidebilmek için ilçeler arası hizmet veren minibüsler tercih edilmelidir. Çevre ilçelere ulaşım imkânı sağlayan minibüsler sık aralıklarla hizmet vermektedir.

Amasya Ekonomisi


Amasya’da başlıca ekonomik faaliyet alanının tarım sektörü olması ve geçimin bu sektörden sağlanmasının yanı sıra ticaret de bu tarımsal ürünlerin alım-satımı ile ilgili olarak yapılmaktadır. Tahılların yanı sıra, özellikle şekerpancarı, sebze ve meyve, ticarete konu olan tarımsal ürünleri oluşturmaktadır.

İl dahilindeki köyler bağlı oldukları ilçelerle yoğun ticari ilişkide bulunmakta olup Samsun-Ankara ve İstanbul, Amasya’nın en çok ticari ilişkide bulunduğu iller durumundadır ve bu iller, Amasya’nın tarımsal potansiyeli için önemli pazarları meydana getirmektedir.

Tokat-Çorum-Kayseri-Malatya gibi çevre illerin, Karadeniz ile bağlantısını sağlayan Amasya ilinde ticaret; bu komşu iller ve ilçelerle de sürmekte olup, özellikle Suluova Şeker Fabrikası için şekerpancarı üretimi yapan Samsun’un Havza, Ladik, Kavak, Vezirköprü;Çorum’un Merkez, Osmancık, Mecitözü ilçeleri bu kapsamda değerlendirilebilirler.

İl de ticaretle uğraşanların büyük bir çoğunluğu, perakende ticaret ile iştigal etmektedir.

Amasya ili gelirinin büyük bir bölümünü, tarımsal ürünlerin satışından sağlanan gelirler oluşturmaktadır. Bu ürünler küçük tarım işletmelerince üretildiğinden ekiliş miktarlarının piyasalara etkileri fazla olmamaktadır.

Tarım ürünlerinin alım satımına dayanan il ticareti; küçük ölçekli olup, en çok İstanbul-Ankara ve Samsun illeri ile yapılan alışverişlere dayanmaktadır.

İl’deki ticarethaneler, çoğunlukla gıda ve toprak ürünlerine dayanmakta olup, hayvan ticareti de, önemli bir grup oluşturmaktadır.

Her türlü dayanıklı tüketim maddeleri, çimento,demir, giyim, narenciye gibi ürünler il dışından alınmakta; İl dışına, tarımsal ürünlerden soğan, nohut, mercimek, fasulye; sanayi ve madencilik ürünlerinden şeker, süt ve süt mamulleri, ayçiçek yağı, hayvan yemi, un, kireç, tuğla ve kiremit ile linyit kömürü pazarlanmaktadır.

Yurt dışına başlıca ihraç ürünlerini, un, maya, mutfak eşyası, tekstil ürünleri, orman ürünleri, elektrikli alet, cihaz ve malzemeleri vb. ürünler, Yurt dışından başlıca ithal ürünlerini, makine alet ve cihazları, bazı tahıllar, plastik ürünler vb. ürünler oluşturmaktadır.
İlin merkez ve ilçelerinde, genellikle ilkbahar ve sonbahar aylarında,değişik yer ve zamanlarda, düşman işgalinden kurtuluş günlerinde, şenlik ve şölenler; genellikle festival şeklinde yapılmakta olup, o yöre veya beldenin yöresel el sanatları,tarımsal ürünleri, halk oyunları ile sanatsal faaliyetleri sergilenmekte ve çeşitli ticari faaliyetler meydana gelmektedir.

Semt pazarları, genellikle haftanın belirli günlerinde yapılmaktadır.

Türlerine göre 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na tabi şirketlerin dağılımına bakıldığında, Anonim Şirketlerin sayısının 171, Limited Şirketlerin sayısının ise 868 olmak üzere, toplam 1.039 olduğu,

Türlerine göre 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’na tabi kooperatiflerin dağılımına bakıldığında ise; yapı kooperatiflerinin sayısının 106, Motorlu Taşıyıcılar Kooperatifleri’nin sayısının 56, tüketim kooperatiflerinin sayısının 27, Diğer kooperatiflerin sayısının 28 olmak üzere, toplam 217 olduğu görülmektedir.

Amasya Mutfağı


Amasya tarihsel yaşamı ve köklü bir kültür düzeyi yanında ekolojik yapısıyla da zengin bitki örtüsüne, dolayısıyla zengin mutfak kültürüne sahiptir. Her yörenin kendine özgü yemekleri vardır. Bazı yemekler ise diğer yörelerde de bilinmesine rağmen her yörede değişiklik arz eder. İlin yöresel yemekleri:

Çorbalardan: Çatal çorba, sakala çarpan, toyga çorbası, cilbir, helle çorbası, kesme ibik çorbası, yarma çorbası.

Etli Yemeklerden: Bakla dolması, etli bamya, keşkek, ciğer sarması, göbek dolması, madımak, mıhlama, mumbar, işkembe, pastırmalı pancar, patlıcan pehli, pastırma pağallemesi, pirpirim, sirkeli ciğer ve sulu köfte.

Tatlılardan: Dene hasudası, kuymak, yuka tatlısı, ayva gailesi, elma tatlısı, fırın sütlaç, gelin parmağı, gömlek kadayıfı, kalbur tatlısı, höşmerim, peluza (hasuda), şeker böreği, unutma beni, vişneli ekmek ve zerdali gailesi.

Hamur İşlerinden: Amasya çöreği, yağlı/katmer, kabak kavuklu pilav, bişi, cırıtka/ cızlak /akıtma, döndürme, ekmek aşı (papara), eli böğründe, haşhaşlı cevizli çörek, hengel, kıymasız mantı, kaypak, mayalı, patlıcanlı pilav, sini suböreği, tepsi böreği, yakasal böreği ve yanuç, yöresel yemekler olarak sayılabilir.

Amasya Festivalleri


Yıllar boyunca birçok uygarlığa ev sahipliği yapmış ve günümüzde İç Anadolu ile Karadeniz’i birbirine bağlayan Amasya, yıl içerisinde birçok festivale ev sahipliği yapmaktadır. Bu festivallerden bazılarının detayları aşağıdaki gibidir:

Amasya Uluslararası Atatürk, Kültür ve Sanat Festivali: Kurtuluş mücadelesinin başladığı günlerde Mustafa Kemal Atatürk’ün Amasya’ya geliş tarihi olan 12 Haziran günü, Amasya’da 1950 yılından beri kutlanmaktadır. İlk yıllarında sadece 12 Haziran’da Atatürk Günü olarak kutlansa da daha sonradan 1961 yılında 10 – 12 Haziran arası Atatürk Günü Amasya Festivali olarak kutlanmaya başlamış, günümüzde ise 12 – 22 Haziran tarihleri arasında düzenlenen 10 günlük bir festival olmuştur. Festival boyunca birçok spor ve kültür faaliyetinin düzenlendiği festival binlerce katılımcı tarafından takip edilmekte ve Amasya turizmine katkı sağlamaktadır.

Sanayi


Amasya’da sanayi; 1926 yılında kurulan Eski Çeltek Kömür İşletmesi ve 1955 yılında kurulan Yeni Çeltek Kömür İşletmesi ile fabrika ölçeğindeki sanayileşme hareketi ise 1954 yılında Suluova’da Şeker Fabrikası’nın kurulması ile başlamıştır. Pancar ekiminin artırılması ve Amasya Şeker Fabrikasının kurulması ile başta şeker sanayi olmak üzere gıda sanayinde gelişmelerin başlangıcını oluşturmuştur.

Amasya İli sanayisi uzun yıllar taşa toprağa dayalı işletmelerden oluşmuş, 5084 sayılı kanunun uygulanmaya başlaması ile imalat sanayi, tekstil, mobilya ve madencilik alt sektöründe Amasya Beji olarak ünlenen ve markalaşan mermer sanayinde ciddi gelişmeler olmuştur. Amasya ilinde sanayi siciline kayıtlı sanayi işletme sayısı 810’ dur. Türkiye sanayi işletmeleri toplamı içerisinde %0.57’lik bir oran ile sanayisi gelişmekte olan illerimiz arasında yer almaktadır.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK)’in Ocak 2019 da açıkladığı verilere göre; 2017 yılı Amasya İli GSYİH’si 9.124.840.000 TL ile Türkiye GSYİH’ sının 0,3' lük kısmını oluşturmaktadır. Bu miktara göre GSYİH sıralamasına göre 81 il arasında 56. Sırada yer alırken, Kişi başına düşen milli gelir sıralamasında 81 il arasında 40. sırada yer almaktadır.

Amasya GSYİH’nin %19,43’ ünü Tarım sektörü, % 18,73’ünü Sanayi sektörü, % 50,47’ sini Hizmetler sektörü ve %11,37’sini ise vergiler ve diğerleri oluşturmaktadır.

TÜİK verilerine göre 2017 yılı Amasya’nın kişi başına düşen milli geliri 27.810 TL (7.623 $) dır. Bu değerle Amasya kişi başı milli gelirde TR83 Bölgesinde ilk sırada yer almaktadır. TR83 Bölgesindeki illerin kişi başı milli gelirleri; Amasya (7.623 $), Samsun (7.475 $), Çorum (6.824 $), Tokat (5.529 $) olarak sıralanmaktadır.

Amasya ilinde “Gıda ürünleri ve içecek imalatı, madencilik ve taş ocakçılığı, taşa toprağa dayalı sanayi ile başka yerde sınıflandırılmamış makine ve teçhizat imalatı sektörleri öne çıkmaktadır. 2008-2018 yılları arasında ilde firmaların yaptığı yatırımlar incelendiğinde de aynı sektörlerin öne çıktığı, bu sektörlerden farklı olarak enerji üretimi için (HES) ve (RES) yüksek bütçeli yatırımların başlatıldığı dikkat çekmektedir. Amasya Yeşilırmak üzerinde kurulan ve kurulma çalışmaları devam eden 11 HES’in 10’u elektrik üretimine başlamış olup 1’inin inşaatı devam etmektedir. Söz konusu HES’lerin yapım işi tamamlandığında 738,10 GWh elektrik enerjisi üretilecektir. Üretilecek bu enerji miktarı Amasya ilinin yıllık elektrik enerjisi tüketiminden fazlasını karşılayacaktır.

Amasya yöresindeki Amasya Beji doğal taş yatakları rezervi (1.400.000.000m³), Türkiye’de kayıtlı doğal taş rezervinin %21’ini, dünyadaki bilinen rezervlerin ise yaklaşık %10’unu oluşturmaktadır. Sarı-bal rengindeki doğal taşı(mermeri), görünüm ve kalitesiyle (leke tutmaz, su emmez, aşınımı az) ulusal ve uluslararası ölçekte adını yurtdışına duyurmayı başarmıştır. 2018 yılında, Çin Halk Cumhuriyeti, Hindistan, Bangladeş, Tayvan, Lübnan, Suudi Arabistan başta olmak üzere 45 den fazla ülkeye ihracat gerçekleştirilmiştir.

Mermerde Amasya, blok ve plakadan 0,5 cm’ye kadar her boyut ve teknikte işlenmiş, yarı işlenmiş ve blok üretimi gerçekleştirebilecek kapasite ve çağdaş teknolojiye; 6 sınıfta 18 farklı doğal taştan oluşan ürün gamına sahiptir. Gelecekte Amasya ekonomisine ciddi katkılarının olacağı düşünülmektedir.

Amasya Organize Sanayi Bölgesinde faaliyette bulunan mermer işletmeleri ve bu firmalarla bağlantılı çalışan Kervansaray, Akyazı, Eliktekke ve Musa Köy civarındaki mermer ocakları ve diğer mermer firmalarıyla birlikte Mermer sektörünün İlimizdeki istihdama büyük katkısı olduğu gibi ilimiz ihracatının artmasında da önemli bir yer tutmaktadır.

Sanayi ve Teknoloji İl Müdürlüğünün proje sahipliğini yürüttüğü Amasya Beji Mermerinin Rekabete Hazırlanması” projesi neticesinde “Amasya Beji MermeriCoğrafi İşaret alarak Türk Patent ve Marka Kurumunca tescillenmiştir.

İlimizde sanayi alanında Mermer, kuru maya, ankastre mutfak tipi aspiratör, davlumbaz, ürünleri, tekstil ürünleri, Rivet, mobilya ve ofis mobilyaları, linyit, metal sanayi ürünleri, kimyevi ve plastik sanayi ürünleri Yurt içine satışı yapıldığı gibi yurt dışına da ihracatları yapılmaktadır. Mermer, ankastre mutfak ürünleri ihracatta önemli yer tutmaktadır. Amasya da mermer sanayi önemli ölçüde gelişmiş olup yurt dışına ihracat yapılmaktadır.

Amasya Nüfusu


1927 yılında Türkiye’nin nüfusu 13.648.270 iken, Amasya İlinin nüfusu 115.191 olarak tespit edilmiştir. Bu tarihte Amasya, nüfus büyüklüğü açısından 63 İl arasında 51. sırada yer almıştır. 2000 yılı genel nüfus sayımı sonuçlarına göre ise 81 İl arasında 53. sırada yer almıştır. 2009 yılı Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi Veri Tabanına (ADNKS) göre ise 81 İl arasında 56. sırada bulunmaktadır.

Amasya''da kilometrekareye düşen kişi sayısı 1927 yılında yaklaşık 21 kişi iken, 2000 yılında 64 kişiye yükselmiştir.2009 yılında ise kilometrekareye düşen kişi sayısı 57 kişi olmuştur.



Amasya'da tarihi ve turistik yerler


Amasya eski hüviyetini koruyabilen nadir bir ilimizdir. Tarihi eserleri ve turistik yerleri oldukça fazladır. Şehirdeki tarihi eserlerin en meşhurlarından kırkının, 26’sı Osmanlı ve 8’i Selçuklu devrine aittir. Abideler bakımından Türkiye’nin en zengin köşelerinden biri olmasına rağmen, bunların çoğu bakımsızlık sebebiyle harabe haline gelmiştir.

Amasya Kalesi: Amasya’nın kuzeyinde Herşane dağı üzerindedir. Herşane, Han veya Pontus kralı Mithradetes tarafından yapıldığı rivayet edilir. Kale civarında cami, sarnıç, zindan, burç, mahzenler vardır. Helkıs, Saray, Maydonos ve Meydan kapıları vardır.Kale, Yeşilırmak'a dimdik inen kayalık bir tepenin üzerinde kurulmuştur. Aşağıya doğru uzanan surlar ırmak boyunca devam ederek şehri kuşatan surlarla birleşir. Evliya Çelebi kaleyi şöyle anlatır: “Beş köşeli olup, surlar üzerinde 41 tane kule vardır. Kale içinde saray, cephanelik, su sarnıcı, ırmağa inen gizli yollar vardır. Kale aşağı ve yukarı olmak üzere ikiye ayrılır. Bu kale Roma, Bizans, Selçuk ve Osmanlı devirlerinde tamir görmesine rağmen, bugün bir enkaz yığını halindedir.

Bayezid Camii Külliyesi: Sultan İkinci Bayezid Han tarafından 26 sene valilik yaptığı bu şehre hediye olarak 1486’da yaptırılmıştır. Caminin kapısı, mihrabı ve minberi üzerindeki yazıların san’at değeri çok yüksektir. Darülhadis, darüşşifa, medrese, kütübhane ve imareti ile büyük bir külliyedir. Kütübhanede 20 bin cild eski eser ile papirüs kağıdı üzerine yazılmış Kur’an-ı kerimin kufi yazılı ilk nüshaları bulunmaktadır.

Bayezid Paşa Camii: Kuş Köprüsü yanındadır. Sadrazam Necmeddin Halil Bayezid Paşa Amasya sancak beyi iken 1414’te yaptırmıştır. Cephesi mermer, çevresi taştandır. Minber süsleri sanat bakımından çok kıymetlidir. 1892’de tamir görmüştür.

Burmalı Minare Camii: Şehrin güneyinde olup, Selçuklu emiri Necmeddin Ferruh tarafından 1237-1247 seneleri arasında yapıldığı tahmin edilmektedir. 1590 zelzelesinden 1602 ve 1730 yangınlarından sonra bir çok defa tamir edilmiştir. Caminin minaresi Türkiye’de sayıları nadir olan burmalı minarelerdendir.

Çilehane Camii: 1413’te Osmanlı emirlerinden Yakub Paşa tarafından yaptırılmıştır. 1964’de Vakıflar Genel Müdürlüğü camiyi restore ettirmiştir. Tekke ve cami olarak iki bölümden meydana gelmiştir.

Fethiye Camii: Kuba Dede Camii adıyla da anılır. Kilise iken 1116’da Danişmendli Fethi Gazi tarafından camiye çevrilmiştir. 1884’teki tamiri sırasında minare ilave edilmiştir. 1939’da zelzeleden yıkılmıştır. Kiliseden çok az bir bölüm kalmıştır. Sonra tekrar tamir ettirilmiştir.

Gök Medrese Camii: 1267’de Amasya Beylerbeyi Emir Seyfeddin Torumtay tarafından yaptırılmıştır. 1926-1977 yılları arasında müze olarak kullanılmıştır. Selçuklu san’atının en güzel örneklerindendir. Kesme taştan yapılmıştır.

Mehmed Paşa Camii: Şehzade Ahmed’in lalası, Mehmed Paşa tarafından 1486’da yaptırılmıştır. 1939’daki depremden sonra Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından restore edilmiştir. Ağaç oymacılığının güzel bir örneği olan kapısı, Amasya müzesindedir. Mermer minberi, Türk mimarisinin en güzel taş minberlerindendir.

Saraçhane Camii: 1372’de Amasya Emiri Şadgeldi Paşa tarafından yaptırılmıştır. 1951’de tamir edilmiştir. İç duvarlar kalem işleriyle süslenmiştir.

Sofular Camii: Sofular Mahallesinde olup, 1502’de Beylerbeyi Abdullah tarafından yaptırılmıştır. Darülhadis olarak yaptırılan bir Osmanlı eseridir.

Kilari Selim Ağa Camii: 1483’te saray kilercisi Selim Ağa tarafından yaptırılmıştır. Depremlerde harab olan cami pekçok defalar tamir edilmiştir. Kesme taştandır.

Şamlar Camii: Küçük Ağa Camii ve Ayas Ağa Camii de denilir. İlk olarak Danişmendli Melik Gazi tarafından yaptırılmıştır. Yıkılan cami, 1495’te Kapıağası Ayas Ağa tarafından yeniden inşa ettirilmiştir. Kare planlı ve tek kubbeli olan cami, moloz taştandır.

Abide Hatun Camii: Merzifon’un Bahçekent köyünde, on yedinci asrın başlarında Sadrazam Kara Mustafa Paşanın annesi Abide Hatun tarafından yaptırılmıştır.

Çelebi Mehmed Camii: Sultan İkinci Murad Han tarafından 1411’de babası adına Merzifon’da yaptırılmıştır. Medrese Önü Camii diye de bilinir. Doğu kapısının kanatları ağaç oymacılığının güzel bir örneğidir.

Köprülü Mehmed Paşa Camii: Gümüşhacıköy’de 1660’da sadrazam Köprülü Mehmed Paşa tarafından yaptırılmıştır. 1939 depreminde yıkılan cami, 1948’de yeniden inşa edilmiştir. Caminin içi kalem işiyle süslüdür.

Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Camii: Merzifon'un en büyük camii olup, sadrazam Merzifonlu Kara Mustafa Paşa tarafından 1667’de yaptırılmıştır. Kesme taştandır. Camiyi üç sıra pencere aydınlatır.

Yörgüç Paşa Camii: Gümüşhacıköyü ilçesinin Gümüş köyündedir. 1429’da Amasya Beylerbeyi Yörgüç Paşa tarafından yaptırılmıştır. 1946’da tamir görmüştür.

Gök (Mavi) Medrese: Amasya Beylerbeyi Seyfeddin Torumtay tarafından 1266-1267 senesinde yaptırılmıştır. Cami, medrese ve kümbetten ibarettir. Üstü açık olan medreseyi mavi çiniler süslediği için Gök Medrese denilmiştir. Yuvarlak kaideler ve süslü minareleri vardır. Mimarı Ebu Müslim Neccar’dır. Mozaik çinilerle süslü kümbetin kırık pramidleri az rastlanan eserlerdendir.

Bimarhane (Darüşşifa): İlhanlı Sultanı Olcayto’nun eşi Yıldız Hatun tarafından kölesi Abdullah oğlu Amber Lala için 1309’da yaptırılmıştır. Tek katlı bir tıp medresesi olarak inşa edilmiştir. Hastaların müzikle tedavi edildiği ilk akıl hastanesidir. Giriş yeri çiçek ve yaprak motifleriyle süslüdür. Bu şifa yuvası o devirde büyük üne sahipti. Burada çok kıymetli hekimler yetişmiş ve pek çok hasta tedavi edilmiştir.

Hilafet Gazi Medresesi: Birinci Gıyaseddin Keyhüsrev zamanında Emir Mücahid Hilafet Alp ibni Tuli tarafından 1210'da Fahreddin Ali el-Buhari ve talebeleri için yaptırılmıştır.

Kapı Ağa Medresesi: Büyükağa Medresesi diye de bilinir. 1488’de İkinci Bayezid’in kapıağası Abdülmuin oğlu Hüseyin Ağa yaptırmıştır. Osmanlı mimarisinde benzeri çok az bulunan bir eserdir.

Haliliye Medresesi: Gümüşköyü’nde Halil Paşa tarafından 1415’te yaptırılmıştır. 12 odalı bir medresedir.

Sultan Mesud Türbesi: Sultan Mesud ve bazı şehzadelerin kabirlerinin bulunduğu bir türbedir. Selçuklu devrinin son eserlerindendir. Geometrik motiflerle süslüdür. Türbenin bir benzeri yoktur.

Kadılar Türbesi: Amasya’nın batısındadır. Anadolu’da bir benzeri bulunmayan bir yapıdır. Tek bir lahid içinde 4 kadının (hakimin) kabri vardır. Selçuklu eseridir.

Şadgeldi Paşa Türbesi: 1382’de yapılmıştır. İçinde Amasya emiri Şadgeldi Paşanın kabri vardır.

Şehzadeler Türbesi: 1410’da Çelebi Sultan Mehmed tarafından yaptırılmıştır. Türbede birçok Osmanlı şehzadesi yatmaktadır.

Hilafet Gazi Türbesi: 1226’da Hilafet Alp ibni Tuli için yapılmıştır. Bitki motifleri ve geometrik şekillerle süslenmiş kümbet taş işçiliği bakımından çok kıymetlidir.

Torumtay Türbesi: Gök Medrese Camii karşısındadır. 1279’da Beylerbeyi Seyfeddin Torumtay tarafından yaptırılmıştır. Selçuklu eserlerinin en güzelidir. İki katlıdır ve yarım merdivenlerle çıkılır. Türbede üç çocuk, 9 sanduka bulunmaktadır.

Bedesten: Ekin Pazarı yakınlarındadır. 1483 senesinde Sultan İkinci Bayezid’in Kapıağası Hüseyin Ağa yaptırmıştır. Dört cephesinde birer kapısı vardır. Ön tarafı kesme taştan, diğer duvarları moloz, taş ve tuğla karışımıdır.

Ezine Pazarı Hanı: Amasya-Tokat yolu üzerindedir. 1238’de Valide Sultan Melike Mahperi Hatun tarafından yaptırılmıştır.

Arasta (Bedesten): Gümüşhacıköy ilçesindedir. 1669’da sadrazam Köprülü Mehmed Paşa yaptırmıştır. Dört kapısı vardır. Üstü açık bir yolun iki yanında uzanan altışar dükkandan meydana gelmiştir.

Büyük Hamam: Gümüşhacıköy ilçesinde olup, 1658’de sadrazam Köprülü Mehmed Paşa yaptırmıştır.

Çifte Hamam: Merzifon'dadır. 1388’de Birinci Murad Han yaptırmıştır. Duvarları taş, tavanı ahşaptır.

Hızır Paşa Hamamı: Sünbül hamamı diye de bilinir. On beşinci asırda Hızır Paşa yaptırmıştır.

Kara Mustafa Paşa Hamamı: Merzifon’dadır. 1678’de sadrazam Kara Mustafa Paşa tarafından caminin vakfı olarak yaptırılmıştır.

Çağlayan Köprüsü: Danişmendli İltekin Gazi tarafından eski bir köprünün ayakları üzerine kurulmuştur. Turhal yolu üzerindedir. Kemerleri kırmızı tuğladan 70 m uzunluğunda 4 m genişliğindedir. Köprünün yanında İltekin Gazi’nin mezarı vardır.

Kuş (Künç) Köprüsü: Bayezid Paşa Camii karşısında Yeşilırmak üzerindedir. Sultan İkinci Gıyaseddin Mes’ud’un kızı Hundi Hatun'un yaptırdığı bu köprü Selçuklu eseridir. 1938’de tamir edilmiştir.

Terziköy Kaplıcaları: Amasya-Zile yolu yakınında olup, il merkezine 27 km uzaklıktadır. Romatizma, felç, mide, barsak, sinir, safra kesesi, böbrek ve kadın hastalıklarına iyi gelir.

Hamamözü Kaplıcaları: Gümüşhacıköy ilçesindedir. Romatizma ve bazı deri hastalıklarına iyi gelmektedir.

Gözlek Kaplıcası: Amasya’ya 20 km mesafede Çekerek ırmağı kenarında bataklık bir bölgededir. Kükürtlü suyu romatizma ve deri hastalıklarına iyi gelmektedir.

Mesire yerleri: Amasya tarihi zenginlikleri yanında tabii güzellikleri de olan bir ilimizdir.

Borabay Gölü: Amasya il merkezine 65 km uzaklıktadır. 900 m boyunda 300 m eninde 30 m derinliğinde bir krater gölüdür. Etrafı çam, kestane ve salkım söğütlerle süslüdür. Gölde alabalık avlanır.

Sarlayuk Şelalesi: Merzifon ile Gümüşhacıköy ilçeleri arasındaki Doluca köyü yakınındadır. Çınar, pelit, kavak, söğüt ve çam ağaçları ile kaplıdır. Şelalenin altında basamak halinde 1.5 m derinliğinde iki havuz vardır. Havuzların etrafında piknik yerleri bulunur.

Çakallar Mesiresi: İl merkezine 2 km uzaklıktadır. Bağlık ve bahçelik olup, piknik alanları vardır.

Yeşil Yenice (Gölbaşı): 3.000 metrekarelik bir alanı kaplar. 800 yaşında olduğu tahmin edilen bir çınar yanında geniş bir havuz vardır. Kuzey yamacı teras biçimindedir.

Karakaya Mesiresi: Suları bol ve kirazı güzel bir yerdir. Ferhat su yolu buradan geçmektedir. Şehrin üst tarafında bağlık bir yerdir.

Ziyaret kasabası: Ayva ağaçları ile süslü bir piknik yeridir. Amasya’ya 7 km uzaklıktadır.

Pehlivan Çayırı: Merzifon yakınında yeşillik bir mesire yeridir.

Germece Oluk: Merzifon’un Paşa deresinde bir mesire yeridir.
 
Tüm sayfalar yüklendi.
Üst