Şehirler Bilecik

Evliya Çelebi

Yeni Üye

Bilecik
Plaka No 11
Bölge Marmara Bölgesi
Yüzölçümü 4.179 km²
Nüfus 218.297
Nüfus Yoğunluğu 52 kişi/km²
Telefon kodu +228
Rakım 513 m
İlçe sayısı 8
Bilecik, eski adıyla "Ertuğrul", Türkiye'nin Marmara Bölgesi'nin Güney Marmara Bölümü'nde yer alan bir ildir.

İl Nüfusu: 218.297'dir. Bu nüfusun %82,6'sı şehirlerde yaşamaktadır (2016). İlin yüzölçümü 4.179 m²'dir. İlde km²'ye 52 kişi düşmektedir. (Bu sayı merkez ilçede 98'dir.) İl merkezinin denizden yüksekliği: 513 m.'dir.

Tarihçe


Günümüz yerleşimiyle ilgili bilgiler sınırlıdır. Şehrin 4 km güneybatısında yerleşimin M.Ö 3000'lere kadar uzadığı düşünülen Agrilion antik kenti bulunmaktadır. Günümüz yerleşimin Hamsu ve Debağhane dereleri arasındaki kayalık çıkıntıda Bizans döneminde Belekoma adıyla bilinen bir kale bulunmaktaydı . 13. yüzyılda Bizans'ın Selçuklularla mücadelesinde uç bölgesinde yer alan Bilecik, yüzyılın ortalarından itibaren tekfur idaresinde merkezden yarı bağımsız olarak yönetilmekteydi. Bilecik, 1299 yılında ani bir baskınla Osmanlı topraklarına katıldı. Bilecik'in ele geçirilmesiyle Osman Gazi burada bir mescid yaptırmış, küçük oğlu Ali ve eşi ile aynı zamanda eşinin babası olan Şeyh Edebali burada yaşamıştır.

Şehir kalenin etrafında gelişim göstermekle birlikte, coğrafi yapıdan dolayı yeterli büyüme sağlanamamıştır. 16. yüzyılda 700 civarında küçük bir nüfusa sahip olan yerleşimin onda bir kadarını Hristiyan nüfus oluşturmaktaydı. 1649 yılındaki Avârız kayıtlarında Bilecik Ertuğrul Gazi vakıflarına ait bir kasaba olarak kaydedilmiştir. Bu dönemde yerleşim, dokuz Müslüman ve bir Hıristiyan olmak üzere 10 mahalleden oluşmaktaydı. Coğrafi konumu nedeniyle tarımda yapılamayan yerleşim, bu tarihlerde demir madenciliği ve ipek dokumacılığı yönüyle gelişmişti. Osmanlı idaresinde uzun süre Sultanönü sancağına bağlı bir kaza olarak görülen yerleşim, Tanzimat’tan sonra Hüdavendigâr eyaletine bağlı bir sancak oldu. II. Abdülhamid döneminde Ertuğrul sancağının merkez kazası Bilecik, Cumhuriyet’in ilk yıllarında vilâyet oldu . 1924 yılında vilâyetin adı Bilecik’e çevrildi.



Tarih öncesi


Bilecik'te ilk yerleşim tarihi milattan önce 3000 yılına dayanır. Milattan önce Bilecik'te Tunç yapımı için Kalay çıkarıldığı bilinmektedir.

Bilinen ilk isimleri Agrilion ve Belekoma'dır. Daha sonra Bilecik Bizans İmparatorluğu içine girmiştir.Doğu Roma döneminde Belekoma isimi ile bilinmekteydi. Bilecik o zaman kale-sur şehri idi.

Antik çağ


Bu dönemde Bilecik Bitinya bölgesinin içinde yer alır. Burada MÖ 1950'lerde Trakya kavimlerinden Trakların kolu olan Thynlerler bulunmaktadır.

Daha sonra ise;

  • MÖ 1550-1400 Mısırlılar
  • 1400-1200 Hititler
  • 1200-676 Frigler
  • 676-595 Kimmerler
  • 595-546 Lidyalılar
  • 546-334 Persler
  • 334-326 Makedonyalılar
  • 326-297 Özgürlük dönemi
  • 297-74 Bitinya Krallığı
  • 74-395 Roma İmparatorluğu
  • 395-1299 Bizans
  • 673-678 Emevi
  • 714-718 Abbasi

Bizans dönemi


Roma İmparatorluğu Milattan sonra 395'te yıkılınca Bilecik, Bizans İmparatorluğu içinde kaldı.Bizans döneminde ise Belekoma kalesi inşa edilmiştir. Bizans dönemin de bazen Bilecik, Müslüman ülkelerin de eline geçmiştir.Bizans Döneminde Tekfurluk ile yönetiliyordu.

Selçuklular dönemi


Kayıların bir bölümü Ertuğrul Bey liderliği ile batıya doğru gelerek Söğüt ilçesi ve çevresinde ikamet etmeye başlamışlardır. Kayıların Söğüt ve çevresine yerleşmeleri 1230’lu yıllar olarak bilinmektedir. 1231 yılında İznik İmparatoru Selçuklu sınırına saldırmaya tenezzül edince Anadolu Selçuklular Sultanı I. Aleaddin Keykubat Bizans İmparatorluğuna karşı bir sefer düzenlemiş, Ertuğrul Bey ve beraberindekiler de bu sefere bir akıncı olarak katılmıştır. Selçuklu ve Bizans ordusu arasında Sultanönü mevkiinde meydana gelen savaşın sonucunda Bizans ordusu yenilmiş, Karacadağ ve Söğüt alanları Büyük Selçuklu Devleti’nin eline geçmişti. I. Aleaddin Keykubat Belekoma Tekfurunu vergiye bağladı. Savaşta önemli katkıları olan Ertuğrul Bey’e Söğüt’ü sahibi olarak, Domaniç’i de yaylak arazi olarak verdi.

Osmanlı kaynaklarına göre Ertuğrul Bey 1281 yılında ölmüştür. Ertuğrul Bey, Kayı Türklerinin önemli bir lideridir. Kayı boyu ise Osmanlı Devletinin kurucu bir kolu olmuştur. Söğüt'te bulunan bir 400 çadırlık uçbeyliğinden Osmanlı Devleti doğmuştur.

Osmanlılar dönemi


Ertuğrul Bey'in vefat etmesinden sonra Kayıların başına Osman Gazi geçti. Osman Gazi ve silah arkadaşlarının en önemli manevi destekçisi Şeyh Edebali idi.

Şeyh Edebali Kayı Boyunun Ahilik teşkilatının önderi idi. Ahilik; tarım dahil bütün zanaat dallarında halkı, çalışanları teşvik eden, çalışanlara her türlü yardım elini uzatan bir örgüt anlayışıdır. Şeyh Edebali o sıralar medresesinin de bulunduğu Eskişehir şehrinin sınırları içinde bulunan İtburnu Köyünde yaşıyordu. Daha sonra medresesini sıra ile Söğüt ve oradan da Bilecik’e taşımıştır.

Osman Gazi 1286 yılında İnegöl civarlarında bulunan Hisarcık kalesini Bizanslılardan ele geçirdi. 1287 yılında İnegöl Tekfuru’nu Domaniç yakınlarındaki İkizce’de yenilgiye uğratmıştı.

Osman Gazi ve silah arkadaşlarının Bizans Tekfurları ile olan mücadelelerini takip eden Anadolu Selçuklular Sultanı III. Alaeddin Keykubat büyük bir ordu ile Karacahisar önüne kadar geldi. Osman Bey ve beraberindekiler ile birleşerek Bizans İmparatorluğunun sahip olduğu bu kaleyi kuşattı. Kuşatma sürerken Selçuklu Sultanı III. Alaeddin Keykubat; Osman Bey’e bir sancak ve gümüş takımlı bir at göndererek Söğüt ve Eskişehir’i de içinde bulunduran bu sancağı Osman Bey’e verdi. 1289 tarihinde Karacahisar’daki Rum kilisesini camiye çeviren Osman Bey ilk kez kendi adına hutbe okuttu.Bu olaylar Osmanlı Devleti’nin kuruluşunun temelleridir.

Bu tarihe kadar Bilecik henüz Osmanlılar tarafından fethedilmemişti. Bizanslılara ait bir kalekenti idi. Bilecik ve Yarhisar tekfurlarını vergiye bağlamıştı. Osman Bey 1299 yılında Belekoma kalesini ve peşinden Yarhisar kalesini Bizanslılardan ele geçirdi. Bilecik Osmanlı Beyliğine katılmış oldu.

Bilecik, I. Bayezid dönemine kadar Osmanlı egemenliğinde kalmış, lakin 1402 yılında Ankara meydan savaşında Bayezid’in Timur’a mağlup olması sonucunda 2 ay Timur’un devletinin hakimiyetine geçmiş ve Fetret Devrinden sonra Osmanlı sultanı Çelebi Mehmet tarafından geri alınmıştır.

Bilecik; Trakya ve Marmara bölgelerini İç, Güney ve Güneydoğu Anadolu bölgeleriyle Asya’ya bağlayan İstanbul-Bağdat Demiryolu yakınında kurulmuştur. Türklerin elinde değeri artmış ve Osman Gazi’nin fethettiği ilk önemli kale ve Şeyh Edebali Türbesi’nin buradadır.

Önceleri kale çevresinde yerleşik kent daha sonra Şeyh Edebali Türbesi, Orhan Gazi Camii ve yakınındaki medreseye doğru büyümeye başlamıştır. Çukurluk alandan geniş bir alanda yerleşme başlamıştır.

Kurtuluş Savaşı dönemi


İstiklal Savaşında TBMM hükûmeti ile İstanbul hükûmeti arasında ortaya çıkan anlaşmazlıkları gidermek amacı ile İstanbul’daki Tevfik Paşa hükumeti adına Dahiliye Nazırı Ahmet İzzet Paşa, Ankara Hükümeti ile bir görüşme yapmak istedi. Görüşmenin Bilecik İstasyonu binasında yapılması kararlaştırıldı.

TBMM hükûmeti ile İstanbul hükûmeti heyetleri 5 Aralık 1920 günü Bilecik istasyon binasında bir araya geldiler. İstanbul Heyeti Ahmet İzzet Paşa, Salih Paşa,Tarım Bakanı Kazım Bey, Hukuk Danışmanı Münir Bey ve Hoca Fatih Efendi’den oluşmuştu. Ankara heyetine ise Mustafa Kemal Paşa başkanlık etmişti. Heyete İsmet İnönü'de katılmıştı. Bilecik görüşmelerinde olumlu ve somut bir sonuç elde edilememiştir.

Yunan Ordusu 6 Ocak 1921 günü Bursa ve Uşak dolaylarından saldırıya geçti. 8 Ocak 1921 Bilecik hattına kadar geldi. Böylece Bilecik işgal edilmiş oldu.

Türkiye dönemi


Bilecik Kurtuluş Savaşından çok büyük yaralar alarak çıkmış, savaşın getirdiği sosyal ve ekonomik çöküntü nedeniyle Cumhuriyet dönemine çok güçsüz başlamıştır. 1920’lerde 12.000 olduğu tahmin edilen şehir nüfusu, Kurtuluş savaşından sonra 4.000’e kadar inmiştir.

Savaştan önce Bilecik bölgenin en önemli ipek endüstrisi merkezine sahipti. Şehirde çok sayıda ipekçilik tesisi ve ipek kadife üreten fabrikalar bulunuyordu, fakat Yunanların çıkardığı yangınlarda bu fabrika ve tesislerin tümü yandı.

Cumhuriyetin ilk yıllarında ise Bilecik Merkezin nüfusunun çoğunluğunu oluşturan Rumlar ve Ermeniler Lozan Mübadelesiyle Yunanistan'a gönderilmiş oradan gelen Müslüman muhacirler ise Bileciğin çeşitli yerlerine yerleştirilmişlerdir (Lozan Mübadelesi 1924-1928).

Nüfus


Bilecik ilinde nüfusun çoğunluğunu 1924-1928 yılları arasında Lozan Mübadelesiyle Selanik, Karacaova, Drama, Vodina, Tikveş ve diğer Rumeli sancaklarından gelen Muhacirler oluşturmaktadır. Bunun yanında Çerkesler, Abhazlar, Arnavutlar, Boşnaklar, Yörükler ve Manavlar da nüfusun geri kalanını oluşturur. Son yıllarda ise Bulgaristan ve Bosna-Hersek'ten gelen muhacirlerin bir kısmı da ile yerleştirilmiş ve ilde ikamet etmektedirler.

Coğrafi konumu


Bilecik Marmara Bölgesinin Güney Marmara Bölümünde yer alır. Karadeniz, İç Anadolu Bölgesi ve Ege ile Marmara Bölgelerinin tam kesim noktaları üzerindedir. Kısacası 4 bölgede de yer alır. Bilecik; 39° ve 40° 31’ kuzey enlemleri ile 29° 43’ ve 30° 41’ doğu boylamları arasında bulunur. Doğu kesiminde Bolu ve Eskişehir güney kesiminde Kütahya, batı kesiminden Bursa, kuzey kesiminde ise Sakarya illeri ile komşu durumundadır.

Bilecik 4321 km²’lik alanı ile Türkiye'nin küçük illerinden biridir. Alan sıralaması bakımından 65. sırada yer alır. Merkezî ilçenin yüzölçümü 844 km²’dir. Nüfus bakımından da en az olan illerin başında gelir.

Yeryüzü şekilleri


Dağlar il topraklarının %32’sine yakın bir bölümünü kaplar. Bu yükseltiler daha çok tepe görünümündedir. İlin en yüksek noktası Bozüyük ilçesinde yer alan yükseltiler üzerindeki Kala Dağı’dır (1906 m).

Diğer önemli yükseltiler ;
  • Yirce Dağı (1790 ),
  • Metristepe (1300 m),
  • Göldağı (1284 m),
  • Kızılcaviran (1250 m),
  • Osmaniye (1210 m),
  • Ahi Dağı (1100 m),
  • Abbaslık Dağı (1241 m),
  • Dokuz Öküz Tepesi (1150 m),
  • Ballıkaya (1050 m),
  • Kızıltepe (990 m),
  • Avdan Dağları (926 m),
  • Paşa Dağları (922 m),
  • Kurudağ (805 m)’dır.

Sakarya Irmağı boyunca uzanan çok geniş olmayan düzlükler şeklinde ovalar il topraklarının %7’lik bir bölümünü kaplar.

Akarsular


Bilecik bitki örtüsü
Karasu Deresi
Sakarya Nehri : Sakarya nehri Bilecik ilinden geçen başlıca akarsudur.Bu ırmağa dökülen çay ve dereler Bilecik'in öteki su kaynaklarıdır.

Sakarya, İnhisar ilçesi yakınlarında Bilecik topraklarına girer; kuzey-güney yönünde akarak ili doğu ve batı olmak üzere iki parçaya böler. Vezirhan’ın kuzeyinde Karasu Deresi, Osmaneli ilçesi yakınlarında da Göksu Çayını alarak kuzeye yönelir.

Karasu : Bozüyük’ten doğar. Bilecik merkez ilçe sınırları içine Karasu Boğazından girer. Bu noktadan sonra Vezirhan’da Sakarya Irmağına kavuşur.

Bitki Örtüsü


Yağış yönünden yeterli miktara sahip olan Bilecik, yüzölçümünün %47’sinin ormanlık alan olması itibarı ile orman zenginliği bakımından Türkiye’nin şanslı yörelerinden biridir. Bilecik orman zenginliği av hayvanları bakımından da zenginleşmesini sağlamıştır. Bin metreye kadar yükseklerde orman örtüsü genellikle meşe, otsu bitkiler ve makilerden oluşmaktadır. 1500 metre sınırına kadar da karaçam, kayın, kızılçam, kestane türündeki yüksek boylu ağaçlar sıralanır. 1500 metreden daha yükseklerde ise köknar cinsinden ağaçlar vardır.

İklim


Bilecik İlinde yıllık yağış toplamı 450 kg/m² dolayındadır. Yağış en çok ocak ve mayıs aylarında düşmektedir.

Diğer klimatik veriler şöyle:

  • Yıllık sıcaklık ortalaması: 12,3 °C
  • En soğuk ay: Ocak (2,5 °C)
  • En sıcak ay: Temmuz (21,7 °C)
  • Yıllık ortalama nispi nem: % 66

Bilecik düzeyinde tespit edilen en yüksek sıcaklık 1945 ağustosunda 40.6 °C, en düşük sıcaklık ise 1950 Ocak ayında -16 °C olarak tespit edilmiştir.

Bilecik Mutfağı


Yöresel yemeklerin en ünlüleri hamur işleridir. Bilecik’te evde ekmek yapımı da yaygındır. Yöreye özgü bir ekmek türü olan kömme, ocağın yeni sönmüş ateşinde, kıvılcım ve küllerin içine gömülerek pişirilir. Dağ erikli ekşili kesme aşı çorbası, bıldırcın kebabı, nohutlu mantı, büzme tatlısı, ovmaç çorbası, keklik kebabı ve pancar pekmezi Bilecik’in en ünlü yöresel yemekleri arasındadır. Bilecik ili geleneksel yemek ritüellerini sürdürmektedirler. Mutfak kültüründe, tahıl türleri ilk sırayı alır. Şehre özgü yemeklerin çoğunluğunu ise hamur işleri oluşturur. Yöre halkının bir bölümü kendi ekmeğini kendi imkanları ile pişirir. Pide, bükme, hodalak fırında pişirilen ekmek türleridir. Ayrıca yeni sönmüş ocağın kıvılcımlı küllü ateşine gömülerek yapılan kömme diye adlandırılan bir tür ekmek de yapılmaktadır.
 
  • Beğen
Tepkiler: Kaptan43
Tüm sayfalar yüklendi.
Üst