Şehirler Erzurum

Evliya Çelebi

Yeni Üye

Erzurum
Plaka No 25
Bölge Doğu Anadolu
Yüzölçümü 25.006 km²
Nüfus 762.021
Nüfus Yoğunluğu 30 kişi/km²
Telefon kodu +442
Rakım 796 m
İlçe sayısı 20
Erzurum, Türkiye'nin bir ili ve en kalabalık yirmi dokuzuncu şehri. 2015 itibarıyla 779.321 kişilik nüfusa sahiptir ve 999 kişi göç vermiştir. Nüfus bakımından Doğu Anadolu Bölgesi'nin en büyük üçüncü ilidir. Denizden yüksekliği yaklaşık 1900 m olan Erzurum, tarihin ilk dönemlerinden beri yerleşim yeridir. Şehir, tarihî eserleri ve kış sporları tesisleriyle de tanınır. Yüzölçümü bakımından Türkiye'nin en büyük dördüncü ili olan Erzurum'da, temel geçim kaynağı tarım ve hayvancılık olup şehir son yıllarda kış turizmiyle de öne çıkmaktadır. Soğuk iklimi sebebiyle sanayisi gelişmemiştir. 25.066 km² yüzölçümüne sahip il arazisinin %15,17'si tarımsal amaçlı olarak kullanılabilir konumdadır.
İçindekiler

Köken bilimi


Şehrin bilinen ilk adı, Doğu Roma İmparatoru II. Theodosius’un (408-450) ismiyle ilişkili olan Theodosiopolis’ti. Ermeniler ise burayı Karin adıyla anmaktaydı. Romalıların istilasından evvel Erzurum'un bulunduğu yerde Ermenilerin "Karin" diye adlandırdıkları bir şehir olduğu bilinir. Belâzürî, bölgeye egemen olan kişinin ölümü üzerine yerini alan Kali adlı eşi tarafından kurulduğu için Kalikale adı verilen şehre Araplar’ın Kālîkalâ dediklerini söyler. 11. yüzyıldan sonra ise Türkler, Theodosiopolis için Erzen adını kullanmışlardır. Basılan Selçuklu paralarında şehrin adı Erzenü’r-Rûm (ارزن الروم), Erzen-i Rûm (ارزن روم) ve Erz-i Rûm (ارز روم) şeklinde yazıldığı görülmüştür. Daha sonra bu ad Arz-ı Rûm (ارض روم - ارضروم) olmuş ve son olarak bugünkü Erzurum şeklini almıştır. Hudûd el-âlem isimli kitapta; bu şehrin müstahkem bir kalesi bulunduğu için, her taraftan gelen gazilerin nöbet tutarak şehri korudukları ve şehirde tüccarların çok olduğu bildirilmektedir.

Tarihçe


Tabiat şartlarının ve coğrafi konumunun uygun ve elverişli olması yanı sıra , önemli uygarlık ve medeniyet merkezi olarak bilinen yerlere yakınlığı, Erzurum'un Anadolu'da en eski yerleşim merkezlerinden birisi olmasını sağlamıştır. Günümüze kadar yapılan kazılar sonucu bulunan bazı taş araçlar Erzurum ve yöresindeki yerleşimin geçmişini 'yontma taş devri' ne kadar götürmektedir. Ayrıca Karaz, Pulur, Güzelova Höyük, ve Sos Höyük buluntuları, Erzurum'un İlk Tunç Çağı'ında Karaz Kültürünün merkezi konumunda olduğunu göstermektedir.

Erzurum, tarih öncesinden günümüze dek pek çok medeniyeti barındırmıştır. Erzurum'un tarihi MÖ 4000'e kadar uzanmaktadır.Urartular, Kimmerler, İskitler, Hititler, Medler, Persler, Romalılar, Bizanslılar, Sasaniler, Emeviler, Selçuklular, Moğollar, İlhanlılar, Safeviler, Osmanlılar ve Türkiye Cumhuriyeti, il topraklarını kontrolleri altında tutmuştur.

İlk dönem


Doğu Anadolu'nun en büyük kenti olan Erzurum'un MÖ 4900 yıllarında kurulduğu tahmin edilmektedir. Erzurum'u da içine alan bölge tarih boyunca Hurriler, Asurlar, Kimmerler, İskitler (Sakalar) bölgede hakimiyet kurmuşlardır. Medler tarafından kuşatılamayan bölge Persler tarafından MÖ 6. yüzyılda istilâ edilmiştir. MÖ 4. yüzyılda İran'ı mağlup eden Makedonya Kralı İskender bölgede hüküm sürmüştür.Daha sonra İskender'in ölümü üzerine önce Selokidlerin sonra ise Romalı'ların eline geçen bölge, Romalılar ile Partlar arasında büyük savaşlara sebep olmuştur. Roma İmparatorluğunun bölünmesi sebebiyle MS 395 yılında Erzurum, Doğu Romalılara (Bizanslılara) verilmiştir. Daha sonraki dönemde Sasaniler ve Bizanslılar tarafından yönetilmiştir. Hititler'in sınır bölgesinde olan Erzurum'un pek çok savaşlara sahne olmasının sebebi tarihi göç ve istilâ yolları üzerinde bulunmasından kaynaklanmaktadır. MS 422 yılında Bizanslılar Erzurum yakınlarında " Theodosiopolis" şehrini kurdular. Daha sonra Erzurum ve "Theodosiopolis" Müslüman Komutan Ömer bin Hattab'ın komutasındaki İslam Orduları tarafından 633 yılında fethedildi. Müslümanların eline geçen bölgenin nüfusu çok sürede hızla arttı ve 200 bin oldu. O dönemde dünyanın en büyük şehirleri arasında olan Erzurum daha sonra İslâm devletlerinin birbiriyle çekişip iç mücadeleye başlamaları ve sonuç itibarıyla zayıf düşmeleri neticesinde Bizanslılar diğer şehirleri ve Erzurum'u geri aldılar. 1048 yılında Selçuklular Pasinler meydan muharebesinde Bizanslıları mağlup ettiler. Böylece 1071 Malazgirt meydan muharebesinden 22 yıl önce Erzurum'u; Tuğrul Bey, kardeşi Çağrı Bey ve Süleyman Şah'ın babası Şahzade Kutalmış Bey feth etmiş oldular. Bu süreçte Bizansla yapılan anlaşma üzerine Erzurum Bizans'a geri iade edildi. Selçuklu Sultanı Alparslan'a bağlı komutanlardan Ebul Kasım, 1071 Malazgirt zaferinden sonra Bizans'ı mağlup ederek Erzurum'u fethetti.

Üç kümbetler
Üç kümbetler-Emir Saltuk Kümbeti
Anadolu'da ilk Türk Beylerbeyliği olan Saltık (Saltuk)oğulları " Saltuklular Beyliği " kuruldu. Erzurum 1202 yılına kadar Saltuklular Beyliğinin başşehri olmuştur. 1071-1202 döneminde: Melik Ebul Kasım (1071-1103), Melik Ali (1103-1174), Melik Nasreddin Mehmed (1174-1884), Melikşah (1184-1202), Melik Alâeddin (1200-1202) hüküm sürmüşlerdir.Erzurum 1202 yılında Konya 'da bulunan Anadolu Selçuklularına tabi bir vilâyet oldu. 1242 yılında Moğollar tarafından istilâ edildi. Bu istilânın ardından Erzurum ve yöresini İlhanlılar ele geçirmiş oldular. 1202-1335 yıllarında Erzurum'da hüküm süren İlhanlılar'dan sonra bölge Eretna ( Ertenç) Türk Beyliğinin himayesine girdi. 1300'lü yılların sonunda Erzurum'u önce Karakoyunlular sonra da Timur kuşattı. Karakoyunlular bölgede 15 'nci asrın ortalarına kadar hüküm sürdüler. 1467'de Akkoyunlular'ın önderi Uzun Hasan'ın gerçekleştirdiği ani bir baskın sonucu Cihan Şah'ın ölümüyle Karakoyunlu devleti yıkıldı, Erzurum Akkoyunlular 'ın eline geçti. Akkoyunlu Devleti, Safevi hükümdarı Türk asıllı Şah İsmail tarafından 1508'de tamamen ortadan kaldırıldı. Safevilerin eline geçen Erzurum, safeviler döneminde çok geriledi. 1514 yılında Osmanlı Sultanı Yavuz Sultan Selim Erzurum'u fethetti. Safeviler Erzurum'u geri aldılar. Daha sonra Kanuni Sultan Süleyman Erzurum'u kesin olarak Osmanlı topraklarına katmıştır. Erzurum Osmanlı İmparatorluğu döneminde bir eyâlet merkezi olarak çok gelişti. Trabzon - Tebriz ticaret yolu üzerinde olması ve kalesinden dolayı serhat şehri statüsüne sahip oluşu, Erzurum'u, Osmanlıların İran'a yaptığı seferlerin askeri üssü konumuna getirmişti. Günden güne gelişerek; ticaret, kültür, san'at, sanayi ve askeri merkez haline geldi. Osmanlılar tarafından Erzurum merkezli kurulan eyaletin sınırları dahilinde; Erzurum, Gümüşhane, Erzincan illeri ve Muş'un Malazgirt, Bingölün Kiğı ilçeleri yer alıyordu. 1600'lü yılların ortalarında Erzurum eyaleti 49.324 km² yüzölçümüne sahipti .

Osmanlı dönemi



Abaza Mehmed Paşa Ayaklanması ve Erzurum kuşatması : 1591 yılında Erzurum halkı ile yeniçeriler arasında meydana gelen olaylara yönetimin müdahalesi gerekli olmuş ancak bu olaylar başka isyanların çıkmasına da zemin hazırlamıştı. Bölgede sayıları artan yeniçeriler ile Erzurum halkı arasında vergilerle alakalı problemler yaşandı. Erzurum'a yerleşmiş olan yeniçerilerden şikayetçi olan halk, bazı yeniçerileri orada öldürdü. Haberin İstanbul'a ulaşmasından sonra yeniçeriler tepkilerini gösterdiler. Bu olaylar üzerine Osmanlı veziriâzamı Ferhad Paşa görevinden alındı ve Erzurum'a heyet gönderildi. Gönderilen bu heyet bir kale içinde birçok Erzurumluyu asarak idam ettirdi. Birkaçı da İstanbul'a gönderilerek çengellere vurulup idam edildi.

1620'lerde Erzurum beylerbeyi olan Abaza Mehmed Paşa, Sultan II. Osman’ın öldürülmesi üzerine Erzurum’da yeniçerileri öldürmeye başladı. Ancak Yeniçeriler diz kapağındaki yanık üzerinden tanınmaya çalışılınca ilgisiz halk da "Yeniçeri" denilerek öldürülüyordu. Abaza Paşa'nın ilerleyişi, IV. Murad’ın tahta çıkarılmasından sonra sevkedilen kuvvetlerce durdurulunca Abaza Paşa Erzurum’da kaleye kapandı. Bir uzlaşı sonrası tekrar Erzurum beylerbeyiliğine getirildiyse de aynı şiddetle davranmaya devam etti. 1626’daki bir sefer nedeniyle kendisinden yardım istenmesine rağmen bunu bir tuzak sanarak emrindekilerle Erzurum Kalesi’nden çıkıp orduya saldırdı. Esir aldığı yeniçerilerin boyunlarını vurdu ve Dişlenk Hüseyin Paşa’yı öldürdü. Esir aldığı yayabaşı ve bölükbaşılarından dördünü dörder parça ettirip Erzurum Kalesi burçlarına astırdı. Ayrıca Erzurum taraflarında ne kadar yeniçeri ve topçu bulduysa onların da tamamını öldürdü. Doğu seferine çıkan Halil Paşa, Ağustos 1627'de Erzurum'da Abaza Paşa ile müzakerelerde bulduysa da bundan bir sonuç alamadı. Bunun üzerine Erzurum'u kuşattı. Erzurum kuşatması kasım ayında kaldırıldı. 1628'de ise Hüsrev Paşa’nın düzenlediği sefer sonunda teslim olan Abaza Paşa, IV. Murad tarafından affedildi. Abaza Paşa'nın ayaklanmasından önce ise yeniçeriler ile Erzurum halkı karşı karşıya gelmiş idi.

Yakın dönem : Erzurum, 1828- 1829, 1878 ve 1916 'da üç defa Rus istilâsına uğramıştır. Rusların çok büyük tahribatlar yaptığı bu istilâlar geçici olmuştur. 1877-1878 'de Ahmet Muhtar Paşa, Ruslar'ı doğuda birkaç defa bozguna uğratmasına rağmen, Rusların sürekli takviye almaları sebebiyle sonuç Ruslar'ın lehine gelişmiştir. Ahmet Muhtar Paşa, Rus General Arshak Ter-Gukasov 'u Karayazı yakınlarında vuku bulan Halyaz meydan muharebesinde (21 Haziran, 1877 ) ; Rus Başkomutanı Melikof'u da Zivin Meydan Muharebesinde (25-26 Haziran 1877 ) mağlup etti. Rus Çarı, bu yenilginin üzerine General Melikof 'u azletti ve akabinde Ahmet Muhtar Paşa, Rus ordusu ile Kars ve Gümrü arasında Gedikler Meydan Muharebesinde üçüncü defa karşılaştı ve Rus ordusunu mağlubiyete uğrattı. Yahniler Meydan Muharebesini 34 bin Türk askeri, 74 bin Rus askerini mağlup ederek kazandı. Ruslar çok sayıda kuvvet yığınca Ahmet Muhtar Paşa, ordusunu Erzurum'a çekti. Sonradan Rusların aldıkları takviye yardımlar 9 Kasım 1877 - 13 Temmuz 1878 döneminde bölgeyi işgal altında tutmalarını sağlamıştır.

1890 Haziran'ında Erzurum'da bir kiliseye arama yapmak için girilmek istenince, Osmanlı askerleri ile Ermeniler arasında çatışma yaşandı. Çıkan çatışma 20 Ermeni ve 3 askerin ölümüyle sonuçlandı. II. Abdülhamit döneminde (1890'lar) aralarında Erzurum'un da bulunduğu bir bölgede varlık gösteren Hamidiye Alayları özellikle Ermenilere karşı katliamlara girişti. 1895'te hedef haline gelen çok sayıda Ermeni esnafın dükkanı yağmalandıktan sonra yakıldı ve esnaf Ermeniler hırpalandı veya öldürüldü. Bunu, Ermeni mahallelerine yönelme ve öldürme, yağma, tecavüz, kadın kaçırma ve zorla Müslümanlaştırma takip etti. 15 Mayıs 1915’te, Erzurum’daki bir Alman yetkili çevre köylerdeki Ermeni ahalisinin sürgününü ilk kez rapor etti. Daha sonra da sürülenlerin yoksulluk sıkıntısından söz etti. 2 Haziran’da ise Erzurum’daki konsolos yardımcısı Scheubner-Richter, "sevkiyata dair bütün gerekli malzemeler, her türlü alet, edevat, taşıma araçlarının yok denecek kadar az" olduğundan söz etti ve "bunun sonucu sürgüne gönderilenlerin yarısından azı gönderildikleri yere canlı olarak ulaşacaktır" diye bir saptamada bulundu.

27 Şubat 1918 günü Ermeni çeteler Erzurum'un Alaca köyünde Türkleri öldürdü ve Erzurum'da Türk çarşıları yakılmaya başlandı. 26-27 Şubat 1918 gecesi Erzurum'da 3000 ila 8000 Müslüman öldürüldü. Rus Yarbay Tverdohlebof, Şubat 1918 sonlarında Erzurum'a yakın köylerdeki Türklerin "ortadan kaybolduklarını" , 1917 yılı ilkbaharında Ermeni çetelerin bölge halkının elindeki silahları toplamak amacıyla halka zulmettiğini ve işkence yaptığını belirtir . Daha sonra Rus ordusu çekildikçe katliamların daha da arttığı , Erzurum'a çekilirken yoldaki Türk köylerinde halkın öldürüldüğünü , Ilıca'da kaçamayan sivil halktan yaklaşık 800 Müslüman Türkün öldürüldüğü Rus subaylar Yarbay Tverdohlebof ve Yarbay Grizyanov ve bazı akademisyenler tarafından belirtilmektedir.

Türk Ordusu 15'inci Kolordu Komutanı Kâzım Karabekir, Erzurum'da Ermeni çeteleri ile girdiği muharebe sonucunda galip geldi ve Erzurum'u işgalden kurtardı (12 Mart, 1918). Göç eden Erzurumlular, kısa süre sonra tekrar Erzurum'a dönmeye başladılar. Türk İstiklâl Harbi 23 Temmuz 1919'da Erzurum'da toplanan ve Erzurum Kongresi'nde alınan kararlar ile fiilen ve hukuken başlatılmış oldu.

Tarihî süreç ve sonuç : Anadolu' nun en eski yerleşim yerlerinden biri olan Erzurum, Hititlerden Bizanslılara kadar pek çok millet ve devlet tarafından istilâ edildi ve hüküm sürüldü. Doğu-batı yol güzergâhında bulunan Erzurum'dan gerek göçler ve gerekse bölgede yaşanan savaşlar nedeniyle eski medeniyetler, tarih içerisinde kaybolmak suretiyle günümüze kadar ulaşamadılar. Erzurum, Türklerin Anadolu'ya ilk olarak girişi diye bilinen 1071 yılından 22-23 yıl önce, İbrahim Yınal ve Kutalmış komutanların önderliğinde Türkmenler tarafından 1048 yılında (Pasinler Savaşı) fethedilmiş ve Erzurum'a yerleşilmiştir. Anadolu'da kurulan ilk Türk beyliği olan Saltuklu Beyliği Erzurum'da kurulmuş ve Erzurum'u başkent edinmiştir. Yaklaşık bin yıldır Erzurum'da Türk - İslâm medeniyeti yaşanmakta ve yaşatılmaktadır. Tarihi süreçle Erzurumla ilgili aşağıdaki anektodlar önem arz etmektedir.
  1. Oğuz Türkleri nin Anadolu'ya göçü iki kez olmuştur. M.Ö. 2-3. bin yıllarında ilk göç gerçekleşmiş ama göç edenler o dönemde Anadolu'da yaşanan Hristiyan kültürü içinde adeta erimişler, Hıristiyan kültürüne asimile olmuşlardır. . İkinci asıl göç ise 1071 Malazgirt Zaferi öncesi ve sonrasında Müslüman Selçuklular'ın (Oğuz Türkleri'nin) Anadolu 'yu fethederek girişidir.
  2. Anadolu'da, Malazgirt Zaferi döneminde yaşayan halkın nüfusu 1,5 milyondu. .Malazgirt Zaferi ile Anadolu'ya göç eden Oğuz Türkleri'nin muhtelif boylarına mensup insan sayısı ise 2 milyondu. . Malazgirt Zaferi ardından Anadolu'da yaşamakta olan 1,5 milyon nüfuslu Hıristiyan topluluğun çoğu Balkanlar, Trakya ve İstanbul yöresine çekilmiştir. .
  3. Müslüman Selçuklular (Oğuz Türkleri) dini sebeplerden dolayıAnadolu'nun Hıristiyan halkı ile kaynaşmamıştır. . Bazı Hıristiyanlar İslamiyeti seçerek Müslüman olmuşlardır.
  4. Günümüzde Anadolu'da yaşayan Türk asıllı olanlar Orta Asya'dan göç eden Türklerin soyudur, neslidir. .
  5. Selçuklu ve Osmanlı dönemleri medeniyeti Türk-İslâm medeniyetidir.
  6. Türklerin Anadolu'ya girişinde (11.Yüzyıl) Hititli, Lidyalı, Frikyalı ve diğer milletlerden kimse olmamakla mevcut Hıristiyan kültürüne asimile olmuş bir topluluk vardı.
Cumhuriyet dönemi : Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin ilk Cumhurbaşkanı olan Türk siyasetçi ve devlet adamı Mustafa Kemal Atatürk 23 Nisan 1920'de, Ankara'da, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin açılışında, Erzurum mebusu sıfatıyla Meclis ve Hükûmet Başkanlığına seçilmiştir.

Erzurum, Cumhuriyet döneminde de il oldu ve hızlı bir şekilde gelişmeye başladı. Günümüzde Doğu Anadolu Bölgesinde en gelişmiş ve en büyük şehirdir. Şehirlerarası trafik plâka numarası 25, telefon kodu 442 dir.

Erzurum, 2 Eylül 1993'te çıkarılan 504 sayılı kanun hükmünde kararname ile büyükşehir unvanı kazandı. 2004 yılında çıkarılan 5216 sayılı kanun ile büyükşehir belediyesinin sınırları valilik binası merkez kabul edilerek yarıçapı 20 kilometre olan dairenin sınırlarına genişletildi. 2008 yılında çıkarılan 5747 sayılı kanun ile ilde yeni ilçeler kuruldu. 2012 yılında çıkarılan 6360 sayılı kanun ile 2014 Türkiye yerel seçimlerinin ardından büyükşehir belediyesinin sınırları il mülki sınırları oldu.

Kasım 1942'de çıkarılan Varlık Vergisi Kanunuyla birlikte Türkiye'de özellikle gayrimüslimleri etkileyen bir süreç yaşandı. Belirlenen borçları bir ay içinde ödemeyenler Aşkale ve Erzurum'daki çalışma kamplarına yollanarak çeşitli işlerde çalıştırıldılar. Ocak 1943'teki ilk kafile gönderilecekleri çalışma kampları için Aşkale'ye doğru trenle gitti. Aşkale'ye ilk gelen gayrimüslim kafilelerin sayısı nedeniyle yer problemleri ortaya çıkması üzerine devamında yola çıkan kafileler Erzurum'a gönderildi. Aşkale ve Erzurum’da kalan mükellefler, Ağustos 1943'te yük vagonlarına bindirilerek Eskişehir'e yollandı. Varlık Vergisi mükellefi olan gayrimüslimler, Aşkale'de karayolundaki karları temizlemiş; Erzurum'da karayolunun kardan kapanmasını engellemiş, şehrin sokaklarını süpürmüşlerdi. Çoğu yaşı büyük olan 20'yi aşkın gayrimüslim mükellef ise Erzurum'da öldü. Gayrimüslimlerden ödeyemeyecekleri kadar ağır vergilerin istenmesi nedeniyle tepki çeken Varlık Vergisi , gerek yurt içinde, gerek ise yurt dışında çeşitli eleştirilere yol açtı.

Coğrafya


Erzurum'un, çevresi dağlarla çevrilidir. Erzurum yüksek bir yaylanın güney batı bölümünde yer alır. Şehir merkezi Palandöken dağlarının Batı ve Güney kısım eteğinde kuruludur. Şehrin batısı ve kuzeyi açık, ova görünümündedir. Erzurum il geneli dağlarla çevrilidir. Erzurum yüzölçümünün; %64'ü dağlık, % 20'si plato ve %12'si yaylalardan oluşmaktadır. Erzurum ilinin bir bölümü Karadeniz Bölgesindedir. Diğer bir bölümü ise Doğu Anadolu Bölgesi'nde yer almaktadır. Anadolu'da deniz seviyesinden 1959 metre yükseklikteki tek büyük yerleşim yeridir. . Yerleşme alanı yer yer 2000 metreye kadar yükselen bir ova üzerinde bulunur. Bölge kuzeyde Dumlu, güneyde Palandöken Dağları ile çevrilidir. Erzurum'dan geçen İpek Yolu ve verimli ovaları bölgenin tarih boyunca yerleşme alanı olarak seçilmesinde önemli rol oynamıştır. Zaman zaman şiddetli depremlere maruz kalan şehir ve çevresi önemli ölçüde zarar görmüştür.

İklim


Türkiye 'nin en yüksek ve en soğuk illerinden biri olan Erzurum'da sert kara iklimi hüküm sürmektedir. Genel olarak kışlar çok soğuk ve karlı; yazlar ise çok sıcak ve kurak geçer. Hemen hemen yılın 2-3 ayı bölge karla örtülüdür. Yaz özellikle kendini Haziran ayı ve Temmuz ayı ortalarına kadar hissettirir. Yağış miktarı m² ye 460 mm dir. Bölgede eriyen karlarla akarsular beslenir.

İlin Karadeniz Bölgesi'nde yer alan kuzey kesimleri haricindeki büyük kısmı Doğu Anadolu Bölgesi'nde yer alır ve karasal iklime sahiptir. Erzurum rakımının fazlalığı ve kar yağışının yoğun olması (Yılın 70 günü kar yerde kalır) güneş ışınlarının uzaya tekrar geri yansımasına sebep olur. Bu yüzden Erzurum, Türkiye'nin en çok güneş gören illerinden biri olmasına rağmen, en soğuk illerindendir. Yazın sıcaklık +35 dereceyi görürken kışın sıcaklık -30 dereceye kadar iner.

Bitki örtüsü


Erzurum, İlkbahar başlangıcında karların erimesiyle birlikte yeşile bürünmeye başlar. Ağustos ayı başlarında kuru rüzgar esintileri ağaç yapraklarını ve ekinleri sarartır. Ağustos ayı sonları ve Eylül ayında Erzurum çevresi sapsarı bozkır görünümündedir. Daha önceki dönemlerde yüzölçümünün %9 u orman ve fundalık olan, sarıçam ve meşe ağaçlarının yetiştiği Erzurum bu açıdan günümüzde oldukça eksiktir.

Nüfus


Türkiye'nin 29. büyük kenti olan Erzurum büyükşehir olduktan sonra Merkez ilçe 2008 yılında 5747 sayılı kanun ile Palandöken, Aziziye ve Yakutiye olmak üzere 3 ilçeye ayrılmış, yine aynı kanun ile daha önce ilçe olan Ilıca'nın ismi Aziziye olarak değiştirilmiş ve Büyükşehir Belediyesine bağlanmıştır.

İl Nüfusu: 762.021'dir (2016) . İlin yüzölçümü 25.006 m²'dir. İlde km²'ye 30 kişi düşmektedir. (Yoğunluğun en fazla olduğu ilçe:253 kişi ile Palandöken’dir) İlde yıllık nüfus %0,04 oranında azalmıştır . Valiliğin denizden yüksekliği: 1923 m.'dir.

2016 yılında TÜİK verilerine göre 20 İlçe ve belediye, bu belediyelerde toplam 1.177 mahalle bulunmaktadır.

İl sınırları içinde sırasıyla şu etnik gruplar yaşamaktadır:

- Türkler
- Kurmançlar
- Çerkesler
- Zazalar
- Hemşinliler
- Poşalar

Erzurum İl Nüfusu: 767.848 (2018 sonu). İlin yüzölçümü 25.006 km2'dir. İlde km2'ye 31 kişi düşmektedir. (Yoğunluğun en fazla olduğu ilçe: 253 kişi ile Palandöken’dir) İlde yıllık nüfus azalışı oranı %0,97 olmuştur.

01 Şubat 2019 TÜİK verilerine göre 20 İlçe ve belediye, bu belediyelerde toplam 1187 mahalle bulunmaktadır.

Nüfus artış oranı en yüksek ve en düşük ilçeler: Pazaryolu (%22,91)- Yakutiye (-%1,23)

Ekonomi


Erzurum'un ekonomisini genel olarak tarım - hayvancılık ve sanayi - ticaret unsurları oluşturmaktadır. Sanayi siciline kayıtlı 69 kuruluş vardır. 2 tane organize sanayi bölgesi vardır. Bölgenin geçmiş dönemlerde de ipek yolu üzerinde olması, şehrin ekonomi alanında gelişmesini sağlamakla birlikte ticari anlamdaki önemini de ortaya koymaktadır. 1957 yılında Erzurum'da kurulmuş olan Atatürk Üniversitesi , şehirde ticari anlamda da canlılık sağlamaktadır. Erzurum, Türkiye'nin ve Doğu Anadolu bölgesinin en önemli ticaret merkezlerinden biridir. Bölgede, Oltu ilçesinde çıkarılan ve yarı kıymetli maden özelliğinde olan Oltu taşı ve bu taştan yapılan özel aksesuarlar, takı ve benzeri eşyalar bölge insanı ve esnafı için geçim kaynağıdır. Daha önceleri bölgede mevcut olup, Palandöken dağı kış spor tesisleri ile sınırlı olan kış turizmi, özellikle son yıllarda önemli kazanımlar elde etmiş ve bölge geneline yeni altyapı ve tesisler olarak dağılmıştır. Bu özelliği ile Türkiye sınırlarını aşarak alanında dünyanın sayılı merkezlerinden biri haline gelmiştir. Spor tesislerinin bölge turizmine ve ekonomisine önemli katkıları söz konusudur.

Tarım ve hayvancılık


Yüz ölçümü itibarıyla Türkiye'nin dördüncü büyük ili olma özelliğine sahip Erzurum, toplam 2.533.000 hektarlık bir yüzölçüme sahiptir. Ekonomi tarım ve hayvancılığı dayanmaktadır. 460 bin hektarlık tarım arazisinin 306 hektarlık bölümü sulanabilir konumda olup, 268 bin hektarlık bölümünde ekim yapılmaktadır. Bitkisel üretimi ; tahıllar, yem bitkileri, baklagiller, endüstri bitkileri, yumrulu bitkiler, yağlı tohumlar oluşturmaktadır. Ekili alanların; 181 bin hektarında tahıl, 937 hektarında baklagiller, 3 bin hektarında yumrulu bitkiler, 2 bin hektarında endüstriyel bitkiler, 80 bin hektarında yem bitkileri, bin 500 hektarında meyve, 780 hektarında sebze yetiştirilmektedir.
Bitkisel üretimin değeri günümüzde 240 bin TL. civarında gerçekleşmektedir.

Tahıl türlerinden en fazla buğday, arpa ve çavdar ekimi; sanayi bitkilerinden ise çoğunlukla şeker pancarı, patates ve ayçiçeği ekimi yapılmaktadır.

Yaklaşık 4 bin çiftçi 40 bin hektarlık alanda organik tarım yapmaktadır. 2012 yılı itibarıyla 154 bin tona yakın ürün elde edilmiştir. Organik tarım uygulamalarını buğday, yonca, yem bitkileri, çayırotu, meyve ve bal üretimi oluşturmaktadır.

Erzurum'da meyve olarak; elma, armut, ceviz, kayısı, erik, kiraz, vişne ve kızılcık yetişmektedir.

2012 yılı verilerine göre Erzurum’da yaklaşık olarak 760 bin küçükbaş, 550 bin büyükbaş hayvan bulunmakta; 15 bin ton et , 358 bin ton süt , 7 bin ton tereyağı, 70 bin ton peynir , 50 bin ton yoğurt üretimi yapılmaktadır. Bal üretimi ise bin 500 tona yakındır.



Sanayi ve ticaret


Erzurum ekonomisi başta tarım olmak üzere, hizmet ve inşaat sektörlerinden oluşmaktadır. Erzurum şehir merkezindeki günlük ticari hareketliliğe yön veren en önemli etkenlerden birisi de yaklaşık 70.000 öğrencisi olan Atatürk Üniversitesidir. Yaz aylarında üniversite öğrencilerinin şehirde olmaması ile oluşan ekonomik durgunluk bariz bir şekilde hissedilir.

Erzurum'da imalat alanında;
  • Gıda sanayi,
  • Kimya- plastik sanayi,
  • Metal Eşya Sanayi,
  • Makine Sanayi,
  • Petrol ve Tekstil Sanayi
Üretimde önde gelen sektörler olarak faaliyet göstermektedir. Sanayi Sektörü günümüzde beklenilen düzeyde olmasa da Erzurum ekonomisine belirli bir oranda katkı sağlamaktadır. 2011 yılı verilerine göre bu alanda Erzurum'da toplam beş yüzden fazla şirket kurulmuştur. Sanayi sektöründe faaliyet gösteren işletmeler, küçük ve orta ölçekli özelliktedir. Bu özelliklerinden dolayı söz konusu işletmeler, sadece yerel pazarlara yönelik üretim yapmakta ve düşük bir oranda istihdam sağlamaktadırlar. İmalat sanayi:
  • Gıda Ürünleri ve İçecek İmalatı : Peynir, yağ, yoğurt, hazır su, et ve et ürünleri üreten
  • Plastik ve kauçuk ürünler imalatı: PVC doğrama- PVC boru, plastik damacana- şişe- torba- çuval vb. üreten
  • Mineral ürünler imalatı: Çimento, hazır beton, kiremit, büz, briket, tuğla, parke taşı, kaldırım taşı,karo, mermer vs. ürünleri üreten
  • İşlenmiş metal ürünler imalatı: Demir doğrama, çelik kapı, kalorifer ve buhar kazanı, güneş kolektörü, doğalgaz bacası, teneke kutu, çivi vb. Ürünleri üreten
  • Motorlu kara taşıtı römorkü imalatı: Motorlu kara taşıtları için kasa, römork ve yarı römork üretimi yapan
  • Oltu Taşı imalatı: Tespih başta olmak üzere çeşitli türden takılar üreten
  • Kimyasal madde ve ürünlerin imalatı: Boya, sabun, deterjan ve diğer temizlik ürünlerini üreten
  • Tekstil ürünleri imalatı: Giyim eşyası dışındaki hazır tekstil ürünleri ve çorap üreten
  • Ana metal sanayi: Metal döküm üzerine üretim yapan
  • Sınıflandırılmamış makine ve teçhizat imalatı: Soba, mangal, semaver vb. üretimi
  • Basım ve yayım; plak, kaset ve benzeri kayıtlı medyanın çoğaltılması ve matbaacılık alanında üretim yapan işletmelerden oluşmaktadır.
Sanayi yönünden merkez ilçe Aziziye, Erzurum ilinin diğer ilçelerine göre en gelişmiş olanıdır. İlçe sınırları dahilinde Erzurum Organize Sanayi Bölgesi yer almaktadır. Erzurum'un en önemli sanayi kuruluşu, 1956 yılında üretime başlayan ve kamuya ait olan Erzurum Şeker Fabrikası'dır. T.Ş.F.A.Ş.(Türkşeker) Erzurum Şeker Fabrikası şehrin ekonomik kalbi konumundadır.

Organize Sanayi Bölgesi ve Küçük Sanayi Siteleri


Erzurum Organize Sanayi Bölgesinde sanayi parsellerinin toplam alanı yaklaşık 87 bin dönümdür. Çalışan kişi sayısı 2.500'dır. Birinci Organize Sanayi Bölgesi Erzurum-Aziziye ilçe sınırları dahilinde konuşlandırılmıştır. 2012 yılı itibarıyla 2. Organize Bölge Sanayi şehir merkezine 5 kilometre uzaklıkta, Güney Taşsırtı mevkiinde 216 hektarlık bir alana kurulma aşamasındadır. Sanayide elektrik kullanım oranı % 20 civarındadır.

Kültür


Şehirdeki Kültür merkezi birçok kültürel faaliyetlerin icrasına imkân sağlamaktadır. Ayrıca Erzurum Devlet Tiyatrosu tarafından birçok oyun sergilenmektedir. Şehirdeki 4 sinema salonu faaldir. İhsan Doğramacı Vakfı Özel Bilkent Erzurum Laboratuvar Lisesi her ay Bilkent Senfoni Orkestrası'nın konserlerine ev sahipliği yapmaktadır.

Yaşam, örf ve adetler : Erzurumlular yüzyıllarca hayvancılık ve tarımla uğraşmış, günümüze kadar da bu gelenek süregelmiştir. Yazın yoğunlukla yaylalara çıkılmış, sonbaharda ise şehre inilmişir. Böylelikle şehir ve göçebe hayatı birlikte yürütülmüş, sürekli göçebe hayatı yerine sadece yaz aylarının yaylalarda yaşanıldığı bir şehir hayatı tercih edilmiştir.

Dadaş : Dadaş, Türkiye'de Erzurum denince halk arasında akla gelen ilk ifadedir. Dadaş kelimesi Erzurum'da ve yöresinde yerleşik veya menşe-i olarak bu yörenin insanını ya da özellikle bu yöreye ait bir halk oyunu olan Erzurum barlarını oynayan oyunculardan her birini ifade eder. Bu sebeple dadaş ifadesi üzerinde fikir beyan edenler, bunu Erzurum ve bar sözcükleriyle ilişkilendirirler. Genel olarak Erzurum yöresinde 1- Erkek kardeş, 2- Yiğit, delikanlı, babayiğit kimse. 3- Mert, cesur. 4- Arkadaş, dost. anlamlarında kullanılır. Ayrıca Ağabey, bar oynayan delikanlı, Erzurumlu arkadaş, hemşeri, geniş anlamı ile Erzurum bölgesinin efesi şeklinde de ifade edilir. Üzerinde çok beyan ve açıklamalarda bulunulan dadaş ifadesi, yöre kültürünün sembolik söyleniş biçimidir. İçeriği yukarıda açıklandığı gibi oldukça zengin olup, Erzurum merkezinde, civar ilçe ve köylerinde yaşayan, özellikle etnik Türk kökenli insanların kendi aralarında veya onlara başkalarınca yapılan hitap şeklidir. Zaman zaman kişiye hitaben doğrudan söylenilebildiği gibi, bazen de yüceltme sıfatı olarak kullanılır. Dadaş olmak tarihi kahramanlıklar, dostluklar, sevgi ve saygı diyalogları, insanlar arasındaki sosyal yardımlaşma ve dayanışmanın adeta alt yapısını oluşturan en önemli unsurdur. Anadolu'da özellikle olumlu anlamda Erzurum halkı için kullanılan bu ifade kültürel içerik taşır.

Halk oyunları : Erzurum denince akla dadaş, dadaş denince de akla bar gelir. Bar, Erzurum ve yöresinde oynanan folklorik özellikteki halk oyunlarının genel adıdır. Bu özelliğinden dolayı bar kelimesi bilinen sözlük anlamları dışında yörede ; "el ele tutuşmak, birliktelik, bağlamak, topluluk, birlikte oynamak" gibi manalarda yorumlanır. Bar, antropologlara göre Türklerin orta Asya'dan getirdikleri millî bir oyundur. Bu sebepten dolayı çok eski bir geçmişe sahiptir. Ortaya çıkış nedeninin ise; yaşanan iklim, coğrafya ve tarihi olaylar olduğu ifade edilmektedir. Ünlü Türk seyyah İsmail Habip Sevük 1943 yılında kaleme aldığı Yurttan Yazılar adlı eserinde ; Erzurum'daki halk oyunlarının asırlardan beri bar adıyla anıldığını, Dadaşların "aşk, sevgi, mertlik, yardımlaşma, kahramanlık" gibi duygularını sembolize ettiğini bildirmektedir. Erzurum ili ve yöresi halk oyunları açısından çok zengin bir bölgedir. Günümüzde bu zenginlik bütün güzellikleriyle ve aslına uygun olarak bölgede yaşatılmaktadır.

“ Bar “ terimi, günümüz öncesi Türk şair ve yazarlarını farklı algılamalara da götürmüştür. Sadettin (Sadi) Akatay (1904-1944), ünlü "Bar" şiirinde barı : " kahramanlık, yiğitlik, erlik destanı , yüzyılların ardından kopup gelen bir vakar " olarak tanımlarken ; Nejat Ünal " Bar bir savaş oyunudur yiğitlere yaraşır " ifadesini kullanmıştır. Günümüzde, gerek yurt içinde ve gerekse yurt dışında düzenlenen halk oyunları program ve yarışmalarına,Erzurum'daki “ Halk Oyunları ve Türküleri Derneği ” nin “ Halk Oyunları Ekipleri ” azami ölçüde katılmaya özen göstermekte ve bu anlamda önemli başarılar elde etmektedir.

Erzurum barı : erkek ve kadın barları olmak üzere iki katagoride oynanmaktadır. İsmail Habip Sevük " Yurttan Yazılar " adlı eserinin " Dadaş ve Bar" 'la ilgili bölümünde ; " iyi bilenler tarafından oynanınca seyrine doyum olmaz" dediği barların oynanma şekli ve sırası ile ilgili olarak ; " Gergin birer yay gibi duran dadaşların oynadığı ilk bar, barbaşının elindeki mendili bir bayrak gibi salladığı ve sanki vücudun akümülatörüne hareketin elektriği doldurulmaktaymış hissini veren Başbar'dır. ifadesine yer vermiştir.

Kıyafet : Erzurum ve yöresinde mahalli kıyafetler günümüzde de bilinmekte ve giyilmektedir. Özellikle Kadınların geleneksel giyimi ihramdır. (Ehram) İhram genellikle 185 x 215 cm ebadında yünden özel olarak dokunmuş örtüdür. Şekil ve renk olarak farklı zümrelere hitap eder.

Ağız (şive) : Osmanlı İmparatorluğu coğrafyasında konuşulan Türkiye Türkçesi ; göçler, iklim, coğrafya ve dilin kendisine ait özelliklerinden dolayı Anadolu 'da çeşitli ağızlarla konuşulmaktadır. Erzurum'da kullanılan Türk şivesinin Doğu Anadolu ağızları içindeki konumu (Türkoloji) Prof. Dr. Leyla Karahan'ın “ Anadolu Ağızları nın Sınıflandırılması” (Türk Dil Kurumu yayınları: 630, Ankara 1996) adlı çalışmasına göre; Erzurum, Aşkale, Ovacık, Narman grubundadır. İletişimde ve medyada kullanılan teknolojik ürünlerin günden güne gelişmesi ve artması Türkiye genelinde İstanbul ağzının yaygınlaşmasına ve yöresel ağızların giderek azalmasına hatta kaybolmasına sebep olmakta ise de Erzurum şehir merkezi ilçe ve köylerinde konuşulan şive diğer bölgelere kıyasla kendine özgü yapısını büyük ölçüde korumaktadır.

Şenlikler : Erzurum gelenekleri arasında olan 1001 hatimler şehrin en önemli şenliklerindendir. Özellikle Aralık ayında okunmaya başlayan 1001 hatimler yaklaşık 1 ay sürer. Tüm şehir halkı 1 ay içerisinde hatimler okur ve 1 ayın sonunda okunan hatimler Ulucamii'de tüm halkın katılımı ile bağışlanır ve Erzurum için dualar edilir. Erzurum'un manevi mimarlarından olan Alvarlı Efe'nin beyitlerinden de okunur.

Mutfak


Erzurum Cağ Kebabı
Kadayıf Dolması
Erzurum merkez ve yöresine özgü yemekler: Bilinen Türk mutfağına ek olarak Erzurum'un geleneksel mutfağı; Ayran aşı (yayla çorbası), herle aşı, kesme çorbası, paça çorbası, çeşitli türde et yemekleri özellikle son yıllarda Erzurum'un simgelerinden biri haline gelen Cağ kebabı ( kırmızı et dönerin, odun ateşinde koyun eti ve özel katkı karışımla hazırlanıp yatay olarak ateşte pişirilen türü) , kuymak, tereyağlı peynir helvası, kurut, hıngel, tirit, haşıl, kiriş, çaşır, lor dolması, kartol pancarı(patates yahnisi), çeç pancarı, çortuti pancarı, şile, şalgam dolması, pazı ve lahanadan yapılan etli-zeytinyağlı yemekler, ekşili dolma, evelik dolması ve kuzu kulağı (bitki) kavurması; ebegümeci, pirpirimden (semizotu) oluşur.

Tatlılar : Dökme tepsi tel kadayıf ve kadayıf dolması, burma tatlısı yörenin en bilinen ve sevilen tatlılarıdır.

Hamur işi olarak; tatar böreği, erişte plavı, tereyağlı su böreği, sini ketesi-içli kete-tandır ketesi , açık ekmek ( lavaş ) - pide (tandırda), gugul ( tereyağlı ) yapılır. Kahvaltıda ve hemen hemen her öğün yemek sonrası az da olsa tüketilen göğermiş (kerti) lor, civil peynir ve koyun peyniri de yörede meşhurdur.

Turizm


Erzurum'da kış turizmi gelişmiştir. Şehrin en önemli turizm kaynağı Çifte Minareli Medrese ve merkeze üç kilometre uzaklıktaki Palandöken Dağı'dır. Palandöken Dağı 2011 yılında Üniversite Oyunları'na ev sahipliği yapmıştır.

Tarihî yapılar


  • Rüstem Paşa Kervansarayı
  • Çobandede Köprüsü
  • Tarihi Erzurum Evleri

Erzurum Kalesi, Saat Kulesi


Erzurum Kalesi ve Saat Kulesi; Erzurum'a hakim, şehir merkezinde bir tepe üzerinde yer almaktadır. Özellikle Saat Kulesinden şehrin panoramik gürüntüsünü izlemek, günümüzde yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekmektedir. Özellikle son yıllarda yapılan "tarihi eserleri ortaya çıkarma" çalışmaları çerçevesinde, Erzurum Kalesi çevresindeki çarpık yapılaşma görüntüsü veren ve tarihi eserleri gölgeleyen binaların kısmı yıkım çalışmaları, kale surlarını ve iç kalenin varlığını iyice belirginleştirmiştir.

Erzurum Kalesi : Erzurum Kalesi, şehir merkezinde yer aldığı tepenin en uc noktasında bir iç kale ve bu iç kaleyi çevreleyen bir dış kaleden oluşmaktadır. İç Kale sekiz burcu ile günümüze kadar varlığını koruyabilmiş olmasına rağmen Dış Kale konumundaki ikinci kat sur kısmen mevcuttur. İç kale duvar kalınlıkları 2-2.5 m. arasındadır. Kalenin ilk inşâ tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte M.S. 5. yüzyılın ilk yarısında Bizanslılar tarafından yaptırıldığı tahmin edilmektedir. Tarih boyunca Asurlular, Sasaniler, Persler, Araplar, Romalılar ve Bizanslılar arasında sık sık el değiştiren ve 11. yüzyılda Türkler'in eline geçen Erzurum Kalesi İç kale kısmında, ilk Türk-İslam eserlerinden Saltukoğulları dönemine ait Kale Mescidi (Kale Camii) yer almaktadır. . Kale Selçuklu ve Osmanlılar döneminde onarılmıştır. Üç kat surla çevrili olan kalede, yüzon burç ve kule bulunmaktaydı. Tebriz Kapı, Gürcü Kapı, Uyucan Kapı ve Yeni Kapı olmak üzere dört kapısı vardı. İkinci kat surun günümüzde kısmen mevcudiyetine rağmen Üçüncü kat sur (Şehri tam olarak çevreleyen sur) tamamen kaybolmuştur. Kalenin kurulu bulunduğu tepenin yüksekliği 1950 metredir. Erzurum'un Selçuklular tarafından fethi döneminde, kale ile ilgili olarak günümüze kadar anlatıla gelen menkıbeye göre: Erzurum kalesinin ihtişamı karşısında şaşkınlığa düşen Selçuklu Türkleri ' Bu kal'ayı kılıçla mancınıkla fethedemeyiz' derler. Birkaç hafta süren kuşatmanın akabinde "Esirleri iade etmek için biz kale tekfuruna gidiyoruz, siz bizim esirleri bize teslim edin bizde sizin kırk askerinizi (esiri) size verelim" derler. Kale tekfuru sevinir. Akşam karanlığında esir kılığındaki kırk Türk yiğidi kale kapısındaki muhafızlara saldırırlar. Oluşan panikten yararlanan Türk askerleri kaleyi fethederler.

Saat Kulesi : Saat Kulesi,Erzurum'un şehir merkezindeki en yüksek tepesinde yer alan "İçkale" dedir. Tepsi Minare diye de geçmişte adlandırılmıştır. Saltukoğulları tarafından 12. asırda gözetleme kulesi olarak yapılmıştır. Gövdesi tuğla, kaidesi ise kesme taştandır. 19. yüzyılda üst kısmına ahşap külah ilave edilmiştir. Kale içerisinde bulunan "Kale Mescidi" nin minaresi olarak da kullanılmıştır. Kale mescidi kitabesinde "İnanç Beygu Alp Tuğrul Bey Ebi-l Muzaffer Kasım" yazılıdır. Erzurum Saat Kulesi (Tepsi Minare), Anadolu'daki en eski Selçuklu minaresidir.

Yakutiye Medresesi : İlhanlılar döneminde yapılan önemli bir medrese yapısı olan Erzurum'daki Yakutiye Medresesi , Olcaytu zamanında Hoca Cemaleddin Yakut adına inşa ettirildi. Dört eyvanlı, kubbe altı revaklı medrese planındadır.

Cami ve medreseler


Erzurum'daki Cami ve Medreseler tarihi ve fiziki özellikleri itibarıyla Tarihi özellikte olanlar ve Cumhuriyet döneminde yapılanlar olmak üzere iki kategoride değerlendirilmektedir.

Tarihî cami ve medreseler


Erzurum Ulu Camii
Çifte Minareli Medrese
Erzurum'da bulunan tarihi Camii ve Medreseler:

SıraCaminin/Medresenin AdıMevkisiYapıldığı yıl
1Çifte Minareli MedreseTebrizkapı, Yakutiye-Erzurum1225
2Ulu CamiiCumhuriyet Caddesi, Yakutiye-Erzurum1179
3Yakutiye MedresesiCumhuriyet Caddesi, Yakutiye-Erzurum1310
4Lala Mustafa Paşa CamiiCumhuriyet Caddesi, Yakutiye-Erzurum1563
5Murat Paşa CamiiMurat Paşa Mah. Yakutiye-Erzurum1572
6Derviş Ağa CamiiGülahmet Mah. Tahtacılar yokuşu Yakutiye-Erzurum1717
7Ayazpaşa CamiiAyazpaşa Mah. Yakutiye-Erzurum1558
8Caferiye CamiiCumhuriyet Caddesi, Yakutiye-Erzurum1645
9Gürcü Kapı (Aliağa) CamiiGürcükapı Aliağa Mah. Yakutiye-Erzurum1608
10Narmanlı CamiiNarmanlı Mah. Yakutiye-Erzurum1738
11Şeyhler camii ve MedresesiErzincankapı Şeyhler Mah. Yakutiye-Erzurum1771
12Kurşunlu Camii ve MedresesiFeyzullah Mah. Yakutiye-Erzurum1700
13Vani Efendi Camii
14Ehmal Camii
15Kasım Paşa CamiiKasım Paşa Mah. Yakutiye-Erzurum1667
16Bakırcı CamiiBakırcı Mah. Yakutiye-Erzurum1720
17Boyahane CamiiBakırcı Mah. Yakutiye-Erzurum1621
18Pervizoğlu CamiiCaferzade Mah. Yakutiye-Erzurum1715
19Abdurrahman Gazi CamisiAbdurrahman gazi türbesi Şigveler dağı, Palandöken-Erzurum1797
20Zeynal CamiiÇortan Mah. Yakutiye-Erzurum1162
21Şafii Camii
22İbrahim Paşa Camiiİbrahim Paşa Mah. Yakutiye-Erzurum1748
23Kale içi camii(Kale Mescidi)(faal değil)Erzurum KalesiXII.yy.
24Taş CamiiAş.Hasan Basri Mah. (Gavurboğan semti) Palandöken-Erzurum1905
25Ali Paşa Camii
26Başak Camii
27Esad Paşa CamiiKale Mahallesi Yakutiye-Erzurum1852
28Köse Ömer Ağa Camii1771
29Cennetzade CamiiAşağı yoncalık Mah. Yakutiye-Erzurum1700
30Eski Camii(Ilıca)Eski Mah., Aziziye-Erzurum
31Gürcü Mehmet Paşa CamiiSultan Melik Mah. Tebrizkapı Üç kümbetler mevkii Yakutiye-Erzurum1648
Bu camiler günümüzde de kullanılan tarihi camilerdir. Erzurum için Camiler ve Medreseler şehri de denilebilir. Erzurum'daki tarihi camiler Saltuklular, İlhanlılar ve Osmanlılar döneminde yapılan camilerdir.


Türbeler, kümbetler ve ziyaret yerleri


Türbeler
  • Abdurrahman Gazi Türbesi
  • Ahi Tuman Baba türbesi
  • Ebu İshak-ı Kazuruni türbesi
  • Emir Şeyh (Abbas Şeyh) türbesi
  • Habib Baba ve Timurtaş Baba türbeleri
  • Yunus Emre türbesi
Kümbetler
  • Üç kümbetler
    • Emir Saltuk kümbeti
    • İkinci kümbet
    • Üçüncü kümbet
    • Dördüncü kümbet
  • Cemalettin Hoca Yakut kümbeti
  • Cimcime Sultan kümbeti
  • Çifte Minareli Medrese kümbeti
  • Karanlık kümbet
  • Mehdi Abbas kümbeti
  • Kırklar türbesi
  • Mahmut Paşa türbesi
  • Rabia Hatun türbesi
  • Hasan-ı Basri türbesi
  • Maksut Efendi türbesi
  • Gümüşlü kümbet ve Şehitlik
    • Fosfor Mustafa Sıdkı Paşa
    • Mehmet Ali Paşa
    • Harbiye Nazırı Cemal Paşa
    • Hafız Hakkı Paşa

Arkeolojik alanlar


- Güzelova Höyük : Güzelova Höyük, Erzurum il merkezinin 15 km. kuzey-kuzeydoğusunda yer alan bir höyüktür. Fırat'ın bir kolu olan Karasu Çayı kıyısında yer alan höyük ova seviyesinden 12,5 metre yüksekliktedir. Bununla birlikte höyükte yürütülen kazılarla ova seviyesinin 20 metre altına inildiği halde ana toprağa ulaşılamamıştır. Höyükteki kazılar ilk olarak 1961 yılında Dr. Hamit Zübeyir Koşay ve Macar arkeolog Hermann Vary başkanlığında yapılmıştır. Aynı kazı ekibi Güzelova'nın 2,4 km. güneybatısında 75 x 50 metre boyutlarında, 3 metre yükseklikte bir höyükte de kazı yapmış, bir iskelet ve Erken Tunç Çağı'na ait çanak çömlek parçaları bulmuştur.

Höyükteki kültür dolgusu pek fazla buluntu vermemektedir. Yüzeyden iki metre derinde yer yer kavrulmuş arpa dolgusu, 4,5 metrede çok az buluntu veren kısır bir dolguya ulaşılmaktadır. Bu nedenlerle tabakalanma hakkında net bir sonuç bulunmamaktadır. Mimari kalıntılar ancak 4,5 metre derinde görülmekte olup, bunlar da tam bir plan vermeyen taş duvarlardır. Sekiz metre derinde tabanı ahşap, kenarları taş döşeli hayvan yemliklerine ulaşılmıştır. Daha derine inildiğinde, 9-9,5 metrede kulübe tipinde olduğu düşünülen yapılar bulunmaktadır. Kazılarda ele geçen çanak çömlek Karaz malı olarak bilinen (koyu yüzlü açkılı mal) çanak çömlektir. Bunlar, küp, güveç, çanak, maşrapa ve tepsi formunda mallardır.

Kemik ve boynuzdan yapılma bizler ve taraklar yaygın biçimde deri işçiliği yapıldığını göstermektedir. Ayrıca kemik tarakların kilim dokumada kullanılmış olması mümkündür.

Bazalt öğütme taşlarından 75 adet ele geçmiştir. Bu buluntu, yerleşmede tahıl (arpa ve buğday) tarımı yapıldığı yönünde yorumlanmaktadır.

Kazı ve müze envanter kayıtlarına göre Güzelova Höyük'te ele geçen metal obje sayısı beştir. Ancak bugün için Erzurum Müzesi'nde bunlardan iki tanesi bulunmaktadır. Bunlardan biri tunç mızrak ucudur ve bir benzerine Güney Kafkasya'daki (Transkafkasya) Orta Tunç Çağı mezarlarında rastlanmıştır. Höyük günümüzde tümüyle yok olmuş durumdadır. Uzun süredir höyükten toprak alınması, bu alanda evler yapılmasıyla şu anda köyün yollarından bile daha aşağıda kalmış, neredeyse bir çukur halini almıştır.

- Karaz Höyük : Karaz Höyük, Erzurum il merkezinin yaklaşık 16 km. batı – kuzeybatısında yer alan bir höyüktür. Yaklaşık 200 metre çapındaki tepe 16 metre yüksekliktedir. Karasu Çayı'nın suladığı ovanın kuzeyindedir. Höyük ilk kez 1941 yılında H. Örs tarafından saptanmıştır. Daha sonra 1942 ve 1944 yıllarında Türk Tarih Kurumu adına Dr. Hamit Zübeyir Koşay ve Kemal Turfan başkanlığında kazılar yapılmıştır.

Tepenin üç bölümünde yapılan sondajlarla saptanan tabakalanma Bizans Dönemi, Erken Tunç Çağı ve Geç Kalkolitik Çağ olarak verilmektedir. Kazılarda ele geçen buluntular arasında obsidiyen ve çakmak taşı bıçaklar, öğütme taşları, metal oraklar, metal hançer ve bıçaklar, baltalar, mızrak uçları ve iğneler sayılabilir. Ancak en önem verilen buluntular, koyu yüzlü açkılı mal olarak da bilinen Karaz çanak çömleği buluntularıdır.

Karaz Höyük'te ele geçen çanak çömlekler, Erken Transkafkasya Kültürü olarak da bilinen (bazı kaynaklarda Yanık Kültürü, Khirbet Kerak Kültürü, Doğu Anadolu'nun Bakır Çağı olarak geçer ) Karaz Kültürü'ne ait ilk buluntulardandır. Kültürün en eski yerleşmeleri Doğu Anadolu'da, Erzurum ve çevresidir. Doğu Anadolu'da Geç Kalkolitik Çağ ve Erken Tunç Çağ'ı boyunca gelişen Karaz Kültürü buluntuları ele geçen diğer yerleşimler arasında Pulur Höyük ve Güzelova Höyük[5], Sos Höyük ve Büyüktepe Höyük sayılabilir. Karaz Kültürü'nün etnik kökeninin Hurri olduğu kabul edilmektedir

- Pulur Höyük : Pulur Höyük, Erzurum İl merkezinin kuşuçuşu 15 km. güneybatısında Ilıca İlçesi'nin güneydoğusunda yer alan bir höyüktür. Pulur Çayı'nın sağ kıyısındaki höyük 17 metre yüksekliktedir. Höyükteki kazılar 1960 yılında Dr. Hamit Zübeyir Koşay ve Macar arkeolog Hermann Vary başkanlığında yapılmıştır.

Höyük kazısında MÖ 4. binyıla kadar uzanan ve Kalkolitik Çağ'a tarihlenen dört yapı katı tespit edilmiştir. Fakat MÖ 1. binyıla, Urartu Krallığı Dönemi'ne tarihlendirilebilen bir yerleşme de yoktur. Erken Demir çağı'na denk gelen çok silik bir yerleşme olduğu görülmektedir.

Höyükte ele geçen seramiklere göre buradaki yerleşimin Karaz Kültürü'nün bir devamı olduğu anlaşılmaktadır. Höyük, Ömertepe Köyü evleri tarafından tümüyle tahrip edilmiştir. Yerleşmenin en kısa zamanda korumaya alınması gerekmektedir.

- Sos Höyük : Sos Höyük, Erzurum il merkezinin 24 km kuzeydoğusunda, Pasinler ilçesinin 13 km batısında yer alan bir höyüktür. Yakınındaki Yiğittaşı Köyü'nün eski adının Sos olmasından, arkeoloji literatüründe bu adla geçmektedir. Aras Nehri'nin bir kolu olan Çökender Deresi'nin hemen güney kıyısındadır. Tepe olarak 270 x 150 metre boyutlarında 1,2 hektarlık bir alanı kaplamakta olup 20 metre yüksekliktedir. Höyük, Erzurum Ovası'ndaki Karaz Höyük, Güzelova Höyük ve Pulur Höyük kazıları sırasında, kazı ekibinin dikkatini çekmiştir. Daha sonra 1987 yılında Erzurum Üniversitesi ve Atatürk Üniversitesi tarafından ortak bir projeyle bir mevsimlik kazı yapılmıştır. Ancak bu konuda bir yayın yoktur. Esas kazılar Antonio Sagona başkanlığında 1994 – 2000 yıllarında kazılar yapılmıştır.

Antonio Sagona'nın çalışmalarında ortaya çıkan tabakalanma yeniden eskiye şu şekilde ifade edilmektedir.
  • I. tabaka Ortaçağ (MS 1.110 – 1.300)
  • II. tabaka Demir Çağı - Ahameniş sonrası (MÖ 1.000 – 200)
  • IIA Erken Demir Çağı (MÖ 1.000 – 800/750)
  • IIB Geç Demir Çağı (MÖ 800/750 – 300)
  • III. tabaka Geç Tunç Çağı (MÖ 1.500 - .1000)
  • IV. tabaka Orta Tunç Çağı (MÖ 2.200 – 1.500)
  • V. tabaka Erken Tunç Çağı ve Geç Kalkolitik Çağ
En alt tabakada dört yapı katı belirlenmiştir. Bunlar, Vb – Vd yapı katları Erken Tunç Çağı'na (MÖ 3.000 – 2.000) ve Va Geç Kalkolitik Çağ'a (MÖ 3.500 – 3.000) tarihlenmektedir. Höyüğün kuzey kesimi dışında çevresi köy evleriyle kaplıdır. Buralardan toprak çekilmesi ve bunun yol açtığı erozyon sonucu bu kesimlerde tahribat vardır.

Spor


20178-19 Sezonu sonunda, BB Erzurumspor Süper Lig 'den düşmüştür. Voleybol erkekler 1.liginde Palandöken Belediye lig 4.sü, Basketbol erkekler 2.liginde Erzurum BB Gençlik lig 3.sü olarak başarılı bir sezon geçirdiler. Ayrıca voleybol 2. Liginde ve BAL’da birer takımı daha bulunmaktadır. Voleybol bölgesel ligine 2 takımı katılmıştır. Erzurum, Buz hokeyinde İstanbul ile birlikte Türkiye'nin en başarılı ilidir. Süper liglerinde 3 takımı bulunmaktadır. (BB Erzurumspor ve Narmanspor )

Ziraat Türkiye Kupası'nda, BB Erzurumspor 4.turda elenmiştir.

Önemli spor tesisleri: Kâzım Karabekir Stadyumu (23.700), Buz Hokeyi Salonu (3.000), Murat Ertürk Güreş Salonu (5.000), Buz Pateni Salonu (2.000), Curling salonu (1.000), Kiremitliktepe Kayakla Atlama kuleleri (7.500), Palandöken(Ejder) ve Konaklı Kayak Merkezleri.

Yönetim


Erzurum Valiliği
Erzurum Büyükşehir Belediyesi
Erzurum iline bağlı 20 ilçe bulunmaktadır. Bu ilçelerden Aziziye, Palandöken ve Yakutiye büyükşehir metropol ilçeleridir. Pazaryolu, İspir, Tortum, Uzundere, Oltu, Olur ve Şenkaya ilçeleri Doğu Karadeniz bölgesi içinde kalır.
 
Tüm sayfalar yüklendi.
Üst