Hattuşaş, Çorum ilinin 82 km güneybatısında, günümüzdeki adıyla Boğazkale ilçesinin 4 km doğusunda, Sungurlu ilçesinin güneydoğusunda bulunmaktadır. Hititler'in geç tunç çağı dönemindeki başkentidir. Kent, tarih sahnesinde, Hitit İmparatorluğu'nun MÖ 17. ile 13. yüzyıllar arasında başkenti olarak yer almıştır. Hattuşaş, 1986 yılında UNESCO Dünya Mirasları listesine dahil edilmiştir.

Önceleri ilk sahipleri olan Hattiler tarafından "Hattuş" olarak adlandırılan şehir, Hitit egemenliğine geçtikten sonra "Hattuşa" adını aldı. M.Ö. 1700'lerde Kuşşara şehrinin kralı Anitta tarafından alınan Hattuşa, yine Anitta tarafından yıkıldı. Yazılı kayıtlarda Anitta ilk Hitit kralıdır. Yaklaşık yüzyıl kadar sonra şehir, I. Hattuşili tarafından tekrar kurularak 400 yıldan uzun bir süre hüküm sürecek olan bir uygarlığın başkenti haline getirildi. Günümüzde görülebilen ve büyük çoğunluğu Büyük Kral IV. Tudhaliya dönemine ait olan kalıntılar arasında tapınaklar, kraliyet konutları ve surlar bulunmaktadır.

Hitit Devleti'nin başkenti olan Hattuşaş, sanat ve mimarlık alanında gelişmeler göstermiştir. Hattuşaş sözcüğü Hattus sözcüğünden yani Hatti insanlarının verdiği orijinal addan gelir. Hattuşaş çok geniş bir alana yayılmıştır. Yapılan kazılarda 5 kültür katı ortaya çıkmıştır. Bu katlarda Hatti, Asur, Hitit, Frig, Galat, Roma ve Bizans dönemlerinden kalma kalıntılar bulunmuştur. Kalıntılar Aşağı Kent, Yukarı Kent, Büyük Kale (Kral Kalesi), Yazılıkaya'dan oluşmaktadır.

Aşağı şehir
Hattuşaş'ın kuzeyde kalan kısımına "Aşağı şehir", güneyde kalan kısımına "Yukarı Şehir" denir. Hattuşaş'daki kalıntıları ilk olarak Fransız arkeolog Charles Texier keşfetmiştir. 1893-1894 yıllarında kazılar başlatılmıştır, ve bu kazılardan sonra 1906'da Alman Hugo Winckler ile İstanbul Arkeoloji Müzesi'nden Thedor Makridi çivi yazısı ile yazılmış büyük bir Hitit arşivi bulmuşlardır. Hattuşaş'da MÖ III. binden itibaren yerleşim görülmektedir. Bu dönemdeki yerleşmeler genellikle Büyükkale çevresinde oluşmuştur. MÖ 19. ve 18. yüzyıllarda Aşağı Şehir'de Asur Ticaret Kolonileri Çağı yerleşmeleri görülmektedir ve şehrin adına ilk kez bu çağa ait yazılı belgelerde rastlanmıştır. Ortaya çıkan yazıtlardan Hattuşaş'ın MÖ 18.yy'da Kuşşara kralı Anitta tarafından tahrip edildiği ortaya çıkmaktadır. Bu tarihten sonra M.Ö 1700 yıllarında Hattuşaş yeniden yerleşime açıldı ve MÖ 1600'lerde Hitit Devleti'nin başkenti olmuştur. Kurucusu Anitta gibi Kuşşara kökenli olan I. Hattuşili'dir.

Yukarı Şehir
Hattuşaş'ın "Yukarışehir" denilen bölgesi 1 km2 alana yayılmıştır ve eğimli bir arazi şekili vardır.Yukarışehir genellikle tapınaklar ve kutsal alanlardan oluşur. Yukarı Şehir güneyden çevrilen bir surla donaltılmıştır. Bu sur üzerinde 5 tane kapı vardır. Kentin en yüksek noktasında bastion ile "Sfenksli Kapı" yer almaktadır. Diğer dört kapıdan güney surunun doğu ve batı ucunda karşılıklı "Kral Kapısı" ve "Aslanlı Kapı" yer almaktadır.






Hattuşaş'ın Kapıları



Aşağı ve Yukarı Şehir Tapınakları




Büyük Kale
Kraliyet Sarayı, ikamet ve imparatorluğun yönetim merkezi de dahil olmak üzere 150 m, 250 m kayalık bir tepe üzerine inşa edilmiştir.














Yazılıkaya
Hattuşaş antik kentinin 2 km kuzeydoğusunda bulunan, kayalar arasındaki, galeri adı verilen iki girintiden oluşan, MÖ 13. yüzyılda yapılmış Hitit açık hava tapınağı.















Hattuşaş'ta Tapınaklardan Ele Geçirilen Antik Eserler


Hattuşaş kazılarında tapınaklardan ele geçirilen malzemeler 5 gruba ayrılır;

  • Seramikler
  • Aletler
  • Silahlar
  • Kült objeleri
  • Yazılı belgeler



Hattuşaş'ta yapılan kazılarda çıkarılan ve Ankara - Anadolu Medeniyetleri Müzesi'nde sergilenen Antik Eserler:




kaynak;wikipedia




















.