Muaviye’nin, Mekke’de 602 veya 603 yılında doğduğu tahmin edilmektedir. Mekke’nin ileri gelenlerinden olan Ebu Süfyan ile Hind bint Utbe’nin oğlu olarak dünyaya geldi. Babasının yanında yetişti ve onun gözetiminde büyüdü. İslâmiyet’in zuhuru sırasında 7-8 yaşlarında bulunmaktaydı.

Mekke’nin fethi sırasında babası ve annesi gibi o da Müslüman oldu (630). Daha sonra Huneyn Savaşı’na katıldı. Tebük Seferi’ne de katıldı. Muaviye, bir süre Peygamber Efendimizin (asm) yanında bulundu ve vahiy kâtipliği yaptı. Veda Haccı’nda da bulundu.
Hz. Ebu Bekir (ra) döneminde gerçekleşen Suriye seferine katıldı. Hz. Ömer (ra) tarafından evvela Ürdün, arkasından Şam valiliğine tayin edildi. Halife’nin emri üzerine harekete geçerek Kaysariye, Trablusşam ve Askalan’ı fethetti. Sahil bölgelerinde tesis kurup asker yerleştirdiği gibi, Bizanslılardan kalma tersaneleri de faaliyete sokarak İslâm Devleti’nin ilk donanma birliklerini meydana getirdi. Hz. Osman (ra) döneminde ise etki alanı ve görev yeri daha da arttı. Suriye’nin tamamı kendi yönetimine verilerek buranın genel valisi oldu. Beni Kelb kabilesine mensup bir kadınla evlendi ve yörenin büyük aşiretlerinden biri olan bu kabile aracılığıyla konumunu ve etkisini daha da pekiştirdi.
Hz. Osman’ı (ra) ikna eden Muaviye, 648 yılında Kıbrıs’a bir sefer düzenledi. Buraya gönderdiği donanma aracılığıyla, kan dökmeden ada yönetimini haraca bağladı


Hz. Osman’ın şehit edilmesinden sonra Hz. Ali’ye (ra) biat etmeyen Muaviye, mazeret olarak, şehit halifenin katillerinin hemen bulunmamasını gösterdi. Hz. Ali, Cemel Olayı’ndan sonra Muaviye’yi tekrar biat etmeye dâvet etti. Ancak, kabul etmedi ve bazı şartlar ileri sürdü. Hz. Ali ve Muaviye taraftarları arasında 657 yılında Sıffin’de bir savaş meydana geldi. Bu savaşta tam mağlûp olacakları sırada harekete geçen Amr bin As Kur’an’ın hakemliğinde taraflar arasında uzlaşmanın sağlanmasını önerdi ve durum hakemlere havale edildi. Ancak, bundan da bir netice çıkmadı. Bütün bu gelişmeler Hz. Ali’den çok Muaviye’nin işine yaradı. Savaş’ın durmasından sonra Hz. Ali taraftarları arasında ihtilâf çıktı.
Hz. Ali’nin (ra) bir Harici tarafından şehit edilmesi, arkasından Hz. Hasan’ın (ra) da Muaviye ile anlaşma yoluna gitmesi ve halifelikten feragat etmesi üzerine (661) halifeliğinin önündeki engeller ortadan kalkmış oldu. Tek başına halife olan Muaviye aynı zamanda Emevi Devleti’ni de kurmuş oldu.


Emevi Devleti; Mısır, Yemen, Irak, Azerbaycan, Anadolu ve Horasan’da önemli bir üstünlük sağladı ve bölgede en güçlü devlet konumuna yükseldi. Seksen yıla yakın bir ömür sürdürdükten sonra 680 yılında Şam’da vefat etti.
Muaviye, vefatından evvel oğlu Yezid’i veliaht tayin etti. Bu icraatında; Küfe valisi Muğire’nin tavsiyelerinin etkili olduğu, halife seçiminin anlaşmazlıklara ve bölünmelere yol açtığı sebepleri ileri sürüldü. Muaviye’nin bu kararına karşı Hz. Hüseyin (ra) ile Abdullah bin Zübeyr dışında pek karşı çıkan olmadı.