Anjiyografi, herhangi bir damar sisteminin görüntülenmesi, damardaki kan akımının nasıl olduğu ve damarda darlık, tıkanıklık gibi sorunların olup olmadığının araştırılması demektir. Vücudun tüm damarları için anjiyografik işlemler yapılabilir. Göz damarları, beyin damarları, kalp ve bacak damarları genellikle en sık araştırılan damar sistemleridir. Bunlardan kalp damarlarını incelemek için yapılana koroner anjiyografi denir.

Sosyal güvenlik kurumu tarafından şimdilik nispeten tatminkar bir bedel ödendiği için, SGK anlaşmalı özel hastanelerin pek çoğunda en azından bugün için herhangi bir fark ücreti alınmaksızın koroner anjiyografi yapılmaktadır. Sosyal güvencesi olmayan hastalarda ise hastaneye göre değişmekle beraber, 1500-5000 TL dolayında bedeller sözkonusu olmaktadır.

Ülkemizde ve dünyada bu işlem genellikle kasık (genellikle sağ kasık) atardamarından yapılmaktadır. Ancak bilek veya dirsek hizasında kol atardamarından yapılması da giderek yaygınlık kazanmaktadır.

Anjiyografi Nasıl Yapılır?

Anjiyografi ve Anjiyoplasti Nedir? Nasıl Yapılır? Hasta, anjiyografi odasındaki cihazın yatma kısmında uzanmış, işlem yapılacak olan vücut kısmı dezenfektan solüsyonlarla temizlenmiş ve üzeri de steril örtülerle kapatılmış şekilde hazırlanmıştır. İşlem sırasında sadece işlemin yapılacağı küçük bölge ve hastanın başı açıkta olup, vücudun diğer kısımları tamamen ve steril örtülerle kapatılmış durumdadır. Hastanın genel anestezi veya narkozla uyutulması söz konusu değildir.
Anjiyografi ve Anjiyoplasti Nedir? Nasıl Yapılır? İşlem yapılacak olan cilt bölgesi lokal anestezi ile uyuşturulur.
Anjiyografi ve Anjiyoplasti Nedir? Nasıl Yapılır? İşlem yapılacak olan cilt bölgesi lokal anestezi ile uyuşturulur. Sonra kasık veya kol atardamarına 2-3 mm kalınlıkta bir tüp yerleştirilir. Bu tübün içinden ilerletilen daha ince bir tüp, atardamarların birbiri ile bağlantılı olması dolayısı ile, geriye doğru kalp damarlarının ağız kısmına kadar yol alır. Hangi noktada bulunulduğu, sürekli olarak monitörden izlenir ve rahatlıkla görülebilir. Hekim monitöre bakarak atardamar içinde yukarıya yani kalbe doğru ilerlettiği ince tübün ucunun, kalbin hemen çıkışındaki koroner damarların ağzında uygun noktaya gelip yerleştiğini görünce, bu ince tübün dışarıdaki ucuna bağlı olan enjektörden özel bir ilaç verir.
Anjiyografi ve Anjiyoplasti Nedir? Nasıl Yapılır? İlaç içeride kalp damarlarından geçtiği esnada bu damarların filmi çekilir. Farklı damarlar için değişik açılardan bu film çekimleri tekrarlanır. Böylece kalp damarlarının durumu açığa çıkmış olur.

İşlem yaklaşık olarak 10-15 dk sürer. İşlemin ardından atardamar içindeki tüp çekilir ve oradan kanama olmaması için bir müddet baskı uygulanır. Kanamanın durduğuna emin olunca sıkı bir pansuman yapılır ve kasıktan girişim yapılmışsa 6 saatlik yatak istirahatinin, eğer koldan girişim yapılmışsa 1-2 saatlik gözlemin ardından hasta evine taburcu edilir. Özellikle kasıktan yapılan uygulamalardan sonra, girişim bölgesine damar içinden veya dışından uygulanan özel bazı malzemeler sayesinde hastayı yukarda belirttiğimizden çok daha erken ayağa kaldırmak ve eve göndermek de mümkün olabilmektedir.
Baskı iyi uygulanamamışsa, özellikle kan sulandırıcı ilaçlar da kullanan fazla kilolu hastalarda anjiyo yeri çevresinde ciltaltına kan sızmasından dolayı bazen dize kadar bile inen morartı, kararma, ağrı ve şişlik görülebilir. Ciltaltında aşırı kan birikmesi (hematom) veya kasık damarında zedelenme durumlarında kasık bölgesindeki bu sorunu gidermeye yönelik lokal ameliyatlar gerekebilmektedir.

Koldan anjiyo neden ve nasıl yapılır?

Kasık atardamarı üzerinden yapılan anjiyo sonrasında damardaki kılıf çekilince oraya 10-15 dakika elle, ardından da birkaç saat kum torbasıyla baskı uygulanarak yaklaşık 6 saatlik bir yatak istirahati gerekmektedir. Ancak kanama olmaması için kasığa uygulanan baskı, özellikle aşırı kilolu hastalarda damarı sıkıştırmakta bazen yeterli olmayabilir ve işlem yerinde uzun sürecek kanama, morartı, sertlik ve ağrı gibi sorunlar oluşabilir.

Hem hastanın daha erken (1 saat sonra) ayağa kaldırılıp taburcu edilebilmesi ve hem de aşırı kilolu hastalarda yukarda bahsettiğimiz işlem sonrası olumsuzlukları yaşamamak bakımından, ön kol atardamarından anjiyo ve stent yapılması da yaygınlık kazanmaktadır. Ancak bunun için tek şart, hastanın ön kolunda her iki atardamarın da aktif çalıştığının gösterilmesidir, zira bunun olmadığı hastalarda koldan anjiyo yapmak sakıncalıdır. Kasık atardamarında olduğu gibi, el bileği veya daha yukarı seviyeden bir atardamar noktası ciltten uyuşturulmakta ve sonra atardamara sokulan tübün yukarı yani kalbe doğru ilerletilmesiyle işlem yapılmaktadır.

Hastanın daha erken ayağa kalkıp taburcu olması bakımından avantajlı olsa bile, koldan anjiyo ve stent işlemi operatör için genellikle kasıktan yapılan işlem kadar kolay ve seri olmaz. Koldan anjiyo ve stent yapmanın; her kateteri kullanamamak, kateterleri (uzun tüpleri) gerekli pozisyonlara yönlendirip sabitlemedeki zorluklardan kaynaklanan üstüste denemeler yapma gerekliliği, buna bağlı olarak uzayan işlem süresi ve bunun doğal sonucu olarak hastanın maruz kaldığı radyasyonun artması gibi olumsuz yönleri vardır.

Anjiyografinin riski var mıdır?

Gayet düşük bir risk söz konusudur. Ancak her tıbbi işlemde olduğu gibi burada da bu küçük riski belirtmek gerekir. Genellikle binde 1 gibi bir risk oranı bildirilmekle beraber, varsa eşlik eden başka hastalıklar ve klinik sorunlar elbette bu riski biraz daha artırırlar. Bu küçük risk oranı içinde ilk akla gelenler işlem yapılan yerde kanama, kan birikmesi (hematom), enfeksiyon, girişim yapılan damarın zedelenmesi, bacak siniri zedelenmesi, kullanılan ilaca bağlı alerji, zaten önceden bir böbrek yetersizliği varsa bunun daha ağırlaşması, çok daha nadir olarak da kalp damarlarında zedelenme, beyne kan götüren atardamarların hava veya başka parçacıklarla tıkanması (emboli) ile felç veya ölüm olarak sayılabilir.

Eğer anjiyografi yapmayı haklı kılacak iyi bir gerekçe varsa, bu riskleri ve hastanın maruz kalacağı önemli ölçüdeki radyasyonu göze almaya değer. Ancak sık gördüğümüz gibi az zamanda çok sayıda hasta bakmak, hastayı iyi dinlememek, anlamamak ve bu yetersizliği kestirme yoldan telafi etmek amacıyla lüzumsuz yere anjiyo yapıldığında, bu riskler bazen pişman olunacak sonuçlara da yol açabilmektedir. Bunlar, sıkça yapıldığı üzere "Belli bir yaşa gelmişsin, haydi bir kalp damarlarına bakalım" veya "Ameliyat veya stentten beri şu kadar zaman geçmiş, haydi kalp damarlarını bir kontrol edelim" diyerek kalkışılacak işler değildir. Tıbbi açıdan iyi bir gerekçe yoksa olabildiğince uzak durulması gereken işlemlerdir.

Anjiyoplasti

Anjiyoplasti, genellikle ateroskleroz sonucu daralmış veya tıkanmış olan atardamarları mekanik genişletme tekniğidir. Kateter olarak bilinen boş ve indirilmiş bir balon, rehber telin üzerinde daralmış damara yerleştirilir ve normal kan basıncından 75 ila 500 kat (6-20 atmosfer) daha fazla olan su basıncı kullanılarak sabit bir boyuta kadar şişirilir. Balon, iç akyuvar/pıhtı plak katmanının ve çevresindeki kas duvarının genişlemesine ve bu sayede kan damarında daha iyi akış sağlanmasına yol açar. Ardından balon söndürülür ve geri çıkartılır. Bazı durumlarda damarın açık kalmasını sağlamak için bir stent takılabilir.

Anjiyoplasti kelimesi, Yunanca ἀγγεῖον angÄ«on 'damar’/'çukur’ (insan vücudunda) ve πλάσσω plasso 'biçim’/'kalıp’ kelimelerinin birleşiminden oluşmuştur. Anjiyoplasti, tipik olarak az düzeyde invaziv veya perkütan yöntemlerle gerçekleştirilen her türlü vasküler müdahaleyi kapsar hale gelmiştir.


Kaynak:kalbinizdegerlidir.com,wikipedia