Bir daktilonun tuşlarına sonsuz bir süre boyunca gelişigüzel basan bir maymunun, belirli bir metni, (örneğin William Shakespeare'in tüm yapıtlarını) neredeyse kesin olarak yazabileceğini ortaya koyan matematik teoremidir.

Bu bağlamda, "neredeyse kesin" söz öbeği matematiksel bir terimdir ve "maymun" da gerçek bir maymundansa, rastgele harflerden oluşan bir diziyi sonsuza dek üreten soyut bir aygıtı ifade eder. Teorem, çok büyük ama sonlu bir sayı hayal ederek sonsuzluk hakkında akıl yürütmenin risklerine dikkat çekmektedir. Bir maymunun Shakespeare'in Hamlet'i gibi bir yapıtı tümüyle aynı biçimde yazabilme olasılığı o denli küçüktür ki, bu durumun evrenin yaşı ölçeğindeki bir sürede gerçekleşme şansı önemsizdir ama sıfır değildir.

Teoremin çok ya da sonsuz sayıda yazıcı içeren uyarlamaları olduğu gibi, hedef metnin büyüklüğü de bütün bir kütüphane ile tek bir cümle arasında değişebilmektedir. Teoremin kökleri Aristoteles'in Oluş ve Bozuluş Üzerine ve Cicero'nun De natura deorum adlı yapıtlarıyla Blaise Pascal ve Jonathan Swift'in düşüncelerine dayanmaktadır. Émile Borel ve Arthur Eddington 20. yüzyılda teoremi, istatistiksel mekaniğin gizli zaman cetvelini ortaya koymak amacıyla kullanmışlardır. Birçok Hıristiyan apolojist ve Richard Dawkins, evrim için kullanılan maymun benzetmesinin uygunluğu konusunda farklı görüşler ileri sürmüşlerdir.

Yazı yazan maymunlara olan popüler ilgi yazın, televizyon, radyo, müzik ve İnternet'teki birçok örnekte görülebilmektedir. 2003 yılında altı sorguçlu kara şebekle (Macaca nigra) bir deney gerçekleştirilmiştir ancak ortaya konan yazınsal katkı, 'S' harfinin çoğunlukta olduğu beş sayfalık bir belgedir.

Yazın kuramı

R. G. Collingwood 1938'de sanatın şans eseri üretilemeyeceğini öne sürmüş, kendisini eleştirenleri iğneleyici bir biçimde,
Kimileri bu önermeyi geri çeviriyor ve bir maymuna daktilo verilirse onun Shakespeare'in tüm yapıtlarını yazabileceği görüşünü öne çıkarıyorlar. Boş zamanı olan biri bu olasılığı hesaplayıp bunun üzerinde tartışılmaya değer olup olmadığını anlayabilir. Önermedeki ilginç nokta, Shakespeare'in 'yapıtlarını' bir kitapta basılı karakterler olarak ayırt edebilen birinin zihinsel durumunun ortaya konmasıdır...
Nelson Goodman, Catherine Elgin'le birlikte, karşıt görüşü benimsemiş ve Borges'nin "Don Kişot'un Yazarı Pierre Menard" adlı yapıtından örnek vererek görüşünü açıklamıştır:
Menard'ın yazdığı, metnin farklı biçimdeki kaydından başka bir şey değil. Bunu herhangi birimiz de yapabilir, bir yazıcı veya bir fotokopi makinası da başarabilir. Hatta, bize söylenen, sonsuz sayıda maymun ... bunlardan birinin belirli bir metni birebir üretebileceğidir. İddia ediyoruz ki, bu kopya Cervantes'in özgün metni, Menard'ın yapıtı ve kitabın geçmişte yazılmış ya da gelecekte yazılacak olan herhangi bir kopyası kadar, Don Kişot eserinin bir örneği olacaktır.
Goodman bir başka yazıda "maymunun yapıtı rastgele yazmış oluşu bir şeyi değiştirmeyecektir. Metnin aynıdır, bu nedenle özgün metne ilişkin yorumlar bu kopyaya birebir uygulanabilir" diye açıklamıştır. Gérard Genette, Goodman'ın bu görüşünü reddeder, onun, kanıtlanacak görüşün baştan doğru varsayma hatasına düştüğünü belirtir.

Jorge J. E. Gracia elde edilen metinlerin birebir aynı oluşunun bir yazar sorunu oluşturduğunu düşünmektedir. Herhangi bir anlamlandırma amacı gütmeyen bir maymun Hamlet ölçeğinde bir yapıtı birebir yazabiliyorsa metinlerin yazarlara olan gereksinimi ortadan kalkacaktır. Olası çözümler, ya metni bulan ve onu Hamlet olarak tanıyanın onun yazarı olması, ya da Shakespeare'in yazar, maymunun yardımcı, bulan kişi ise metnin kullanıcısı olmasıdır. Ne var ki, bu çözümlerin bazı sorunları bulunmaktadır, metin ile bu diğer kişilerin varlıkları birbirinden bağımsızdır: maymunun yapıtı Shakespeare doğmadan önce yazmış olabilir, Shakespeare'in hiç doğmamış olabilir ya da maymunun ürettiği metin hiçbir zaman bulunmamış olabilir.

Rastgele sayı üretimi

Teorem, zaman ve kaynak bakımından uygulanması olanaksız olan bir düşünce deneyini konu edinse de sonlu rastgele metin üretimine yönelik çeşitli çabalara ilham vermiştir.

The New Yorker'da yer alan bir yazıya göre; Scottsdale, Arizona'dan bir araştırmacı olan Dan Oliver'ın çalıştırdığı bir bilgisayar programı bünyesindeki sanal maymun grubu 42.162.500.000 milyar milyar maymun yılı boyunca çalıştıktan sonra, 4 Ağustos 2004'de grubun bir üyesi

VALENTINE. Cease toIdor:eFLP0FRjWK78aXzVOwm)-';8.t

yazısını üretmiştir. Bu dizinin ilk 19 harfi, "Veronalı İki Adam" adlı kitapta yer almaktadır. Başka "maymun" ekipleri ise "Atina Dümeni"nden 18, "Troilus ve Cressida"dan 17, "II. Richard"dan 16 karakteri birebir yazabilmişlerdir.

"Maymun Shakespeare Simülatörü" adıyla 1 Temmuz 2003 tarihinde açılan Web sitesi, rastgele metinler üreten büyük bir maymun topluluğunu taklit eden bir Java uygulaması içermekteydi (bu site ortadan kalkmıştır ama program mevcuttur). Uygulamanın amacı, sanal maymunların Shakespeare'in herhangi bir yapıtını ne kadar sürede yazabileceklerini ortaya çıkarmaktı. Bir örnek olarak, bu uygulamanın ilk 24 harfi IV. Henry, Bölüm 2 adlı oyunda yer alan

RUMOUR. Open your ears; 9r"5j5&?OWTY Z0d...

satırını üretmesi "2.737.850 milyon milyar milyar milyar maymun yılı" sürmüştür. Kısıtlı işlem gücü nedeniyle program, rastgele bir metin üretip bunu Shakespeare'in yapıtlarıyla karşılaştırmak yerine, bir rastgele sayı üreteci (RSÜ) yardımıyla olasıcı bir model kullanmaktadır. Simülatör bir "eşleşme" bulduğunda (yani, RSÜ belirli bir değer ya da belirli bir aralıkta yer alan herhangi bir değer ürettiğinde) eşlenen metni üretmekte ve eşleşmeyi bu yolla gerçekleştirmektedir.

İdeal bir maymunun belirli dizileri hangi sıklıkla yazması gerektiğini ele alan istatistiklere ilişkin sorular rastgele sayı üreteçleri için yapılan uygulamalı deneyleri de tetikleyebilmektedir. En basitten "oldukça karmaşığa" dek uzanan bu deneyleri, bilgisayar bilimleri profesörleri George Marsaglia ve Arif Zaman, verdikleri derslerde "çakışan m-li testler" olarak adlandırılmaktaydılar, çünkü bunlar rastgele bir dizide ardışık elemanların örtüşen m-lileri hakkındadır. Ne var ki, bunların "maymun testleri" olarak adlandırılmasının öğrencilerin konuya olan ilgilerini artırdığını farketmişlerdir. Bu araştırmacılar farklı RSÜ'ler için test sınıfları ve sonuçlarına ilişkin 1993'te bir rapor yayımlamışlardır.

Gerçek maymunlar

Primat davranışçıları Cheney ve Seyfarth gerçek maymunların Romeo ve Juliet adlı yapıtı yazabilmeleri için şansa gerek duyduklarını belirtmektedir. İnsansılar ve şempanzelerden farklı olarak maymunlar bir zihin kuramına sahip olmamakta ve kendi bilgi, duygu ve inançlarıyla başkalarınınkiler arasında bir ayrım yapamamaktadırlar. Bir maymun oyun yazmayı öğrense ve kurguladığı karakterlerin davranışlarını betimleyebilse bile bu karakterlerin zihinlerini ortaya koyamayacak ve ironik bir trajedi yaratamıyacaktır.

Plymouth Üniversitesi öğretim üyeleri ve öğrencilerinden oluşan bir çalışma öbeği 2003 yılında gerçek maymunların yazınsal üretimini araştırmak üzere sanat konseyinden 2000 sterlinlik bir ödenek almıştır. Araştırmacılar Devon, İngiltere'deki Paignton Hayvanat Bahçesi'nde bulunan altı sorguçlu kara şebeğin önüne bir klavye bırakmış ve sonuçları bir web sitesi üzerinde yayınlayabilmek için bir radyo bağlantısı kurmuşlardır. Takım üyelerinden Mike Phillips yapılan harcamanın gerçek TV'den daha ucuz ve yine de "heyecan verici ve sürükleyici bir izlence" olduğunu savunmuştur.

Maymunlar, çoğunluğu S harfinden oluşan ve yalnızca beş sayfa uzunluğunda bir üretim yapmakla kalmamış, önce baba maymun klavyeyi bir taşla ezmiş, diğer maymunlar çiş ve kakalarını klavye üzerine yaparak onu izlemiştir. Hayvanat bahçesi fen müdürü bu deneyin "bilimsel geçerliliğinin olmadığı ve 'sonsuz maymun' teoreminin hatalı olduğunu göstermekten başka bir değeri olmadığını" belirtmiştir. Philips, sanat camiası tarafından desteklenen bu projenin temelde bir gösteri sanatı olduğunu ve bundan çok şey öğrendiklerini söylemiştir. Araştırmacı sözlerini şöyle sürdürmüştür: "Maymunlar rastgele üreteç değiller, daha karmaşıklar... Ekranla ilgilendiler ve klavyenin tuşuna bastıklarında bir şeyin değiştiğini gözlemleyebildiler. Belirli bir niyetleri var gibiydi.