Üzerinde yazı yazmak, kitap okumak ve özellikle Kur'an-ı Kerim'in tilâvetine uygun olması için yapılmış küçük ve dar masadır.

Sade ve basit olanların yanında sedefli ve işlemelilerine de rastlamak mümkündür. Biribirine geçmiş iki tahtadan yapılanlarına "geçme rahle" denilir. Günümüzde eski camilerde ve bazı evlerde bu rahleler bulunmaktadır.

Rahleler genelde iki çeşittir. Biri sabit ve üstü düz; diğeri açılıp kapanmaya uygun bir şekilde iki ayaktan oluşur ki, bu iki ayak açıldığında rahle, "X" şeklini alır. Osmanlılarda medreselerde müderrisler, muallimhanelerde de hocalar, yüksekçe bir minder üstüne oturarak ders verirler ve önlerinde, kitap koymak için düz bir rahle bulundururlardı.

Rahlelerin genellikle açılıp kapanan tarzda olmaları malzemelerinin dayanıklı olmasını gerektirir. Bu sebeple rahleler, meşe, abanoz, ceviz tahtasından imal edilirdi. Tahtaların zamanla kamburlaşmaması için rahle imalinde kullanılacak tahtanın dik biçme tarzında kesilmiş ve kurutulmuş, budaksız, çatlaksız olmasına önem verilirdi

Rahleler değişik dönemlerde çeşitli ağaçlardan yapılmıştır. Önceleri rahle yapımı oldukça önem arzeden bir sanattı. Hatta rahlelerin öd ağacından yapıldığı bile olmuştu. Bunun yanında, içlerinde ayetler ve hadislerin yazılı olduğu ve tuğra işlemesinin yapıldığı rahleler de vardı. Özellikle Kur'an-ı Kerim'i -saygı nişânesi olarak yerden yüksekçe bir yerde tutmak, rahatça okumak ve bir yerden diğer bir yere kolayca nakletmek amacı ile yapılan rahlelerin yapımında sanatkârlar en iyi malzemeleri kullanıyorlardı ve yükseklik gibi ergonomiyi etkileyen faktörleri göz önünde bulunduruyorlardı. Yekpâre tahtadan, dişli geçme olarak, iki kanatlı, açılır kapanır tarzdaki ilk rahleler Anadolu Selçukluları zamanında yapılmıştır. Bilhassa XV. ve XVI. asırdan itibaren fildişi, sedef, abanoz, bağa vs. malzemeler kullanılarak geometrik şekillerde kafes oymalı (ajurlu) rahleler imal edilmiştir. Fildişi ve sedef işçiliği örneklerine daha sonraki dönemlerde rastlanmıştır.