Kubilay Han (d. 1215 - ö. 1294) Moğol İmparatorluğunun kağanı, aynı zamanda Çin'deki Yuan Hanedanlığı'nın kurucusu ve ilk imparatorudur. Toluy ve Sorghaghtani Beki'nin ikinci oğlu; Cengiz Han'ın torunudur. Moğol hanı Mengü'nün kardeşi; İran'daki Moğol İlhanlılar devletinin kurucusu Hülagü'nün ağabeyidir.

Fetihleri

Kubilay gençlik yıllarında Çince öğrenmişti ve Çin kültürüne büyük merak duymaktaydı. 1251'de Moğol hükümdarlığına seçilmiş olan kardeşi Mengü, Kubilay’ı Doğu ülkelerini, Hulagü’yü de Batıdaki ülkeleri almaya göndermişti. Güney bölgelerinde (Çin) valilik yaptığı sırada adil yönetimi ile dikkatleri topladı.

Kubilay önce büyük bir ordu ile Xi'an’ı aldı. Zorlu savaşlarla büyük Çin eyaletlerini hükümdarlığına kattı. 1258'de Yunnan ve Sichuan bölgelerine sefere çıktı. 1259’da seferde iken Mengü'nün öldüğü haberini aldı. Ancak Kubilay geri dönmeden Wuhan'daki kuşatmasına devam etti. Bu arada kardeşi Arık Böke'nin yönetimi ele geçirmeye çalıştığını öğrenince Song Hanedanlığı ile barış imzalayıp ordusunu Moğolistan'a çevirdi. 1260 yılında Kubilay ve kardeşi kendilerini Han ilan ettiler. İki kardeşin 3 yıl süren mücadelesi Kubilay'ın üstünlüğü ile sona erdi. Ancak bu iç karışıklıklardan yararlanan Yizhou valisi Li Moğol egemenliğine karşı isyan etti. Kubilay bu isyanı kolayca bastırdı, ancak bu onda Han Çinlilerine karşı derin bir güvensizlik yarattı. İmparator olduktan sonra yönetimde Han Çinlilerine yer vermedi, buna karşılık danışmanları arasında pek çok azınlık temsilcisi ve yabancılar bulunmaktaydı.

Kubilay Han, Çin’de Yuan Hanedanlığı'nı kurarak 1271 ile 1294 yılları arasında hükümdarlık yaptı. Hanedanlığın başkenti Pekin idi. 1279 yılında Song Hanedanlığı'na kesin olarak son vererek Çin’i tekrar birleştirdi. Kubilay’ın devletinin hudutları, Çin dışında Kıpçak, Çağatay, Almalık, İran ve kuzeyde Polonya hudutlarına kadar yayılıyordu. Kubilay Han, Japonya’ya ve Vietnam’a yaptığı akınlarda başarılı olamadı. Burma’da büyük bir zafer kazandı. Kubilay Han 1293'te de Endonezya'ya bir sefer yaptı ve Cava'yı ele geçirdi.

Kubilay Han Çin'de Büyük Kanal inşaatına devam etti; birçok kamu binasını tamir ettirdi. Çin'de ilk defa kâğıt para kullanımını başlattı. Çin sanatının gelişmesini destekledi. Ancak kimi yönlerden Moğol yaşam tarzını Çin'de uygulamaya diretmesi, buradaki kültürel ve sosyal yaşamda bir takım çatışmalara yol açtı.

Kubilay döneminde Çin'in pek çok Avrupalı ziyaret etti. Bunların arasında en ünlüsü Marko Polo'dur. Marko Polo, bu büyük imparatorun sarayı, oradaki hayat, eğlenceler ve vergi sistemi hakkında ilgi çekici bilgiler vermektedir.

Kubilay Han, 1294'te 78 yaşında iken öldü.

topragizbiz.com
Moğolların Japonya seferleri (Japonca: 元寇, Genkō), Yuan Hanedanı'nın imparatoru Kubilay Han tarafından Kore Yarımadası'ndaki Goryeo Krallığı'nın ele geçirilmesinden sonra Japonya'ya karşı düzenlenen 1274 seferi (文永の役, Bunei no Eki) ve 1281 seferi (弘安の役 Kōan no Eki) olmak üzere iki askerî sefer ve savaşı kapsar. İşgal girişiminin başarısız olması tarihsel açıdan büyük önem taşır. Başarısızlık sonucunda Moğol İmparatorluğu'nun yayılmasının doğal sınırları belirlenmiş ve Japon ulusal tarihi de derinden etkilenmiştir. Japonlar adalarını başarıyla savunurlar ancak Moğol donanmasının yaklaşık %75’inin çok şiddetli fırtınada batmasının da istilanın başarısız olmasında payı büyüktür. İşgal çok sayıda esere kaynaklık edecek ve Japon edebiyatında ilahi rüzgar anlamına gelen kamikaze kelimesinin ilk olarak bu dönemde kullanıldığı görülecektir. Ayrıca Japonya’nın II. Dünya Savaşı sonrası ABD Silahlı Kuvvetleri tarafından işgal edilmesi sayılmazsa adanın yıkıcı bir işgal tehlikesiyle yüzyüze kaldığı tek durumdur.

Arka planı

1231 ila 1259 yılları arasındaki Moğol saldırıları sonucunda Kore’de iktidarda bulunan Goryeo Hanedanı Moğollarla antlaşma imzalayarak Moğolların tabiyetine girer. Kubilay Han 1260 yılında Moğol İmparatorluğu'nun büyük hanı ilan edilir. 1264 yılında ise Dadu (günümüzdeki Pekin) kentinde başkenti kurar. Bu dönemde Japonya Hōjō klanından Shikken Şogun yönetimi tarafından yönetilmektedir. İktidar 1203 yılında ölen Kamakura Şogunundan alınmıştır. Hōjō klanı iktidarında ne Hyōjō (評定) olarak bilinen Şogun konseyine, ne de Kyoto’daki imparatorluk sarayına danışmaz olunmuştur. Ülkeyi ilgilendiren önemli kararlar yöneticilerin evlerindeki özel toplantılarda alınırdı.

İlk temas

Kubilay Han, 1266 yılı tarihli mektupla birlikte elçilerini Japonya’ya göndererek ada yönetiminden kendisine biat etmesini talep eder:

« Cennetlerin hakimi tarafından kutsanan Büyük Moğol İmparatoru bu mektubu Japonya Kralını gönderir. Birbirleriyle aynı sınırı paylaşan küçük devletlerin egemenleri hep birbirleriyle iletişim kurarak dost olmaya uğraş göstermişlerdir. Bu durum özellikle atalarım cennetlerin hakiminin rızasıyla hükmettiğinden beri böyledir. Uzak diyarlardaki sayısız ülke gücümüzü hafife aldı ve iyiliğimize karşılık vermedi. Goryeo ateşkes ilan etmemize teşekkürlerini ileterek tahta çıktığımda topraklarına ve halkına yeniden kavuştu. Onlarla ilişkilerimiz bir babayla oğulunki gibidir. Bunu bildiğinizi düşünüyorum. Goryeo bana bağlı olan en doğudaki topraklardır. Japonya kuruluşundan bu yana Goryeo ile ve bazen de Çin ile müttefik olagelmiştir. Ne var ki, Japonya ben tahta çıktığımdan beri sarayıma hiç bir elçi göndermemiştir. Krallığın bu durumu bilmesi dehşete düşürücüdür. Bu yüzden isteklerimizi belirten bir mektubu sunacak olan bir heyeti gönderiyorum. Bundan sonra bizimle dostane ilişkiler içine girin. Biz tüm ülkelerin bir büyük aileye ait olduğunu düşünüyoruz. Bu durumu algılayamazsak nasıl doğru yolu buluruz? Kimse silahlara başvurmak istemez. »

Kubilay bu mektupla aslında Japonya’dan ona tabi olmasını istemekte, aksi halde zora başvurmakla tehdit etmektedir. Bu tehdite rağmen elçileri elleri boş döner. Bundan iki yıl sonra 1268 yılında gönderilen elçiler de red cevabıyla dönerler. Elçiler Chinzei Bugyō ile görüşürler ve istekleri Japonya’nın Kamakura’daki lideri olan Shikken Hōjō Tokimune’ye ve Kyoto’daki İmparatora iletilir. Japon liderler mektupları aldıktan sonra atılacak adımlara dair tartışma yürütseler de Tokimune kararını vermiştir, elçiler cevapsız geri gönderilir. Sonraki tarihlerde gönderilen Moğol ve Koreli elçilerin Kyūshū’ya inmelerine bile izin verilmez. İmparatorluk Moğol korkusundan teslim olmayı önerse de, iktidar Jōkyū Savaşından sonra artık elinde olmadığından bu yönelimin uygulanma şansı olmaz.

Tokimune liderliğindeki Kamakura Şogun yönetimi anakaraya en yakın olan Kore sahillerinin karşısındaki Kyūshū bölgesindeki feodal beylere topraklarına dönmelerini ve olası çıkartma bölgelerine askeri yığınak yapılmasını emreder. İmparatorluk ise iktidarsızlığının bilincinde olarak ayinler düzenlemekten öteye geçemez.

Askeri açıdan bakıldığında Kubilay’ın askeri seferleri Japon samurayların kendi aralarında değil de yabancı kuvvetlerle çarpıştığı iki dönemden birisidir. (Diğeri de 1592 yılındaki Kore işgalidir.)

Aynı zamanda bu işgal girişimleri sırasında önceden kendi aralarında savaşan samuray klanları, Japonya için ilk kez birleşmiş ve küçük hesaplar arka plana atılabilmiştir. İşgal sırasında Japon tarzı savaşın eksik olan yanları ortaya çıkmıştır. O zamana kadar asil görülen ve tercih edilen teke tek savaş, istilacı Moğol ordusunun cepheden saldırısıyla gündemden kalkacaktır.

Moğol Ordusunun savaş alanında sevk ve idare edilmesine dair kullanılan zil, davul veya savaş naraları Japonya’da bilinmemekteydi. Ayrıca grup halinde ok atan Moğol okçularına karşı Japon okçuları tekil olarak atış yapmaktaydı.
Savaş sırasında ve sonrasında Tokimune’nin faydalandığı Zen Budizmi samuraylar arasında gelişecektir. Bunun yanı sıra ilahî bir önem atfedilen kuvvetli tayfunu tanımlamak için kullanılan kamikaze ilk olarak bu dönemde kullanılır. Bu dini motiflerle birlikte, savaştan sonra Japonlarda, uluslarının yenilmez olduğuna dair bir inanış boy gösterecek ve II. Dünya Savaşı'na kadar giden dönemdeki yayılmacı siyasi anlayış bundan beslenecektir.

Ayrıca bu işgal girişimleri yüzyıllar boyunca Japon Adaları'nın geçireceği tek işgal tehlikesi olacaktır. Çıkartmadaki başarısızlık Moğol İmparatorluğu'nun denizde karada olduğu kadar başarılı olmadığını da gözler önüne serecektir. (Vietnam’ın işgalinde de benzer bir sonuçla karşılaşılacaktır.)
İşgal girişiminin püskürtülmesiyle beraber Japonya bağımsızlığını koruyacak ancak samuray yönetimi imparatorluk karşısında güç kazanacaktır.