Millet Vekili Yeminini (Andiçme) Kimler Yazdı

12.Cumhurbaşkani Recep Tayyip Erdoğan'in ettiği yemin (And): ''Devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma; hukukun üstünlüğüne, demokratik ve laik...

  1. #1
    Millet Vekili Yeminini (Andiçme) Kimler Yazdı
    12.Cumhurbaşkani Recep Tayyip Erdoğan'in ettiği yemin (And):

    ''Devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma; hukukun üstünlüğüne, demokratik ve laik Cumhuriyete ve Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı kalacağıma; toplumun huzur ve refahı, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerden yararlanması ülküsünden ve Anayasaya sadakattan ayrılmayacağıma; büyük Türk milleti önünde namusum ve şerefim üzerine andiçerim.''

    Hep merak etmişimdir,Atatürk Cumhurbaşkani oldugunda yemin ettimi veya nasil bir yemin etti acaba.Herhalde "Atatürk ilke ve inkilaplarina bagli kalacagima" diyerek yemin etmemişti.

    Millet Vekili Yeminini (Andiçme) Kimler Yazdı

    Bu konuda bir araştirma yaptim ve Doğan Akın'in bu konuda yaptigi araştirma ve yorumlarini sizinle paylaşmak istiyorum.

    1924, 1961 ve 1982 anayasalarında milletvekili yemini:

    1921 Anayasası'nda yemin yoktu

    Toplam 23 maddeden oluşan 1921 tarihli Teşkilatı Esasiye Kanunu, Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk anayasasıdır. Zira cumhuriyetin ilanı yeni bir anayasa ile yapılmamış, 29 Ekim 1923'te, 1921 Anayasası'nın 1. maddesine "Türkiye Devletinin şekli Hükümeti Cumhuriyettir" ilavesinin yapılmasıyla yetinilmiştir. Kurtuluş Savaşı'nı yönetmek üzere toplanan Meclis'te kabul edilen 1921 Anayasası, olağanüstü gündem nedeniyle klasik metinlerdeki ayrımlara sahip olmayan, bu arada "milletvekili yemini" veya "andı" da içermeyen bir metindi.

    'Vallahi sadakatten ayrılmayacağım'

    Cumhuriyet döneminde yapılan ilk anayasa 20 Temmuz 1924 tarihini taşıyor. Milletvekili andı, ilk kez 1924'te anayasa metinlerine dahil oldu. Yemin metni, yine “Teşkilâtı Esasiye Kanunu" adını taşıyan 1924 Anayasası'nın "Vazifei Teşriiye", yani "Yasama Görevi" başlığını taşıyan ikinci faslında düzenleniyor, özel bir başlık taşımıyordu. 1924 Anayasası'nın milletvekili andını düzenleyen 16. maddesi şöyleydi:

    MADDE 16 - Mebuslar Meclise iltihak ettiklerinde şu şekilde tahlif olunurlar:
    "Vatan ve Milletin saadet ve selâmetine ve milletin bilâ kaydü şart hâkimiyetine mugayir bir gaye takip etmiyeceğime ve Cumhuriyet esaslarına sadakattan ayrılmıyacağıma vallahi."
    Arapça "tahlif" kelimesinin "and içirme, yemin ettirme" anlamına geldiğini not ederek devam edelim.
    36 yıl yürürlükte kalarak Cumhuriyet tarihinin en uzun ömürlü anayasası olan 1924 Anayasası'ndaki bu yemin metni, 10 Nisan 1928’de bir kelimeden ibaret büyük bir değişiklik geçirdi. İçinden "vallahi" kelimesi çıkarılan metin, bu tarihte şöyle düzenlendi:

    MADDE 16 - Mebuslar Meclise iltihak ettiklerinde şu şekilde tahlif olunurlar:
    "Vatan ve milletin saadet ve selâmetine ve milletin bilâ kaydüşart hâkimiyetine mugayir bir gaye takip etmiyeceğime ve cumhuriyet esaslarına sadakattan ayrılmıyacağıma namusum üzerine söz veririm."
    Aynı tarihte, "Türkiye Devletinin dini, dini İslamdır" ifadesi ile din işlerini TBMM'nin görevleri arasında sayan hükmün de anayasadan çıkarıldığını not edelim.

    1961: Halkın mutluluğu için...

    1924 Anayasası 27 Mayıs 1960 darbesiyle tarihe gömüldü. 1961 Anayasası'nda milletvekili yemini 77. maddede düzenlendi. "Andiçme" başlığını taşıyan bu maddede de kısa bir metinle yetinildi. Birlikte okuyalım:

    MADDE 77 - Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri görevlerine başlarken şöyle and içerler:
    "Devletin bağımsızlığını, vatanın ve milletin bütünlüğünü koruyacağıma; Milletin kayıtsız şartsız egemenliğine, demokratik ve lâik Cumhuriyet ilkelerine bağlı kalacağıma ve halkın mutluluğu için çalışacağıma namusum üzerine söz veririm."

    1982'de Anayasası'nın tartışılan metni

    Özgürlüklere karşı ideolojisi, "tekçi" saplantısı, bir anayasada bulunması asla gerekmeyen ayrıntılarla bunaltan uzunluğu ve berbat Türkçesiyle cumhuriyet tarihinin en kötü anayasası olan 1982 Anayasası'nın bu özellikleri yemin metninde de gözlenir.
    Yürürlükteki anayasamızın "Andiçme" başlığını taşıyan 81. Maddesi, milletvekili yeminini şöyle belirliyor:

    MADDE 81. – Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, göreve başlarken aşağıdaki şekilde andiçerler:
    “Devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma; hukukun üstünlüğüne, demokratik ve lâik Cumhuriyete ve Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı kalacağıma; toplumun huzur ve refahı, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerden yararlanması ülküsünden ve Anayasaya sadakattan ayrılmayacağıma; büyük Türk Milleti önünde namusum ve şerefim üzerine andiçerim."

    Danışma Meclisi: 1961'e bir şeyler ekledik

    Görüldüğü üzere, 1924 ile 1961 anayasalarında özetle "vatana, millete, cumhuriyete ve millet egemenliğine sadakat" sözü ile yetinilen milletvekili yeminleri 12 Eylül 1980 darbesini yapanlar tarafından yeterli bulunmadı.
    1982 Anayasası'nın "Andiçme" başlığını taşıyan 81. maddesinin gerekçesine ilişkin olarak iki resmi metin bulunuyor. Birincisi, anayasa taslağını hazırlayan Danışma Meclisi Anayasa Komisyonu'na, ikincisi darbeci generallerin oluşturduğu Milli Güvenlik Konseyi'ne bağlı Anayasa Komisyonu'na ait olan bu gerekçeleri peş peşe okuyalım. Danışma Meclisi komisyonunun gerekçesi aşağıdaki ifadeleri taşıyor. Metni, Türkçe hatalarıyla birlikte aynen aktarıyorum:
    "Türkiye Büyük Millet Meclisi Üyelerinin göreve başlarken yapacakları and 1961 Anayasasının 77'inci maddesindeki esaslar göz önünde tutularak bazı kavramlarla genişletilmiştir. Milletvekillerinin and içmede bunlara da bağlı kalmalarının göreve başlarken uygun olacağı düşünülmüş ve bu nedenle bölünmez bütünlük, toplum huzuru, milli dayanışma, sosyal adalet, insan haklarına ve temel özgürlüklerden yararlanması ülküsü, hukukun üstünlüğü prensibi and metnine dahil edilmiştir."

    MGK: Atatürk ilkelerini ekledik

    Şimdi de, madde metnine son şeklini veren generallere bağlı Anayasa Komisyonu'nun gerekçesini okuyalım:
    "Danışma Meclisince kabul edilen andiçme kenar başlıklı 89'uncu maddede yer alan 'Atatürk inkılaplarına' sözcükleri Atatürk'ün benimsediği ve uyguladığı ilkelere de yer verilmek ve bu ilkelere bağlı kılınmayı sağlamak amacıyla 'Atatürk ilke ve inkılaplarına' şeklinde değiştirilmek suretiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin göreve başlarken yapacakları andiçmeye daha etkin bir anlam verilmiştir."

    59 kelime, 11 bağlaç!

    1924 ve 1961 metinlerinden hemen her alanda radikal bir şekilde ayrılan 1982 Anayasası’nda, milletvekili yemininde de “aşırı" bir üslup benimsendi. Temeli “söz vermek" gibi bir gönüllü eyleme dayanan andiçmede bile toplumu ayrıştıran bir metin karşısındayız.
    Birbirine 11 adet “ve" bağlacı ve 7 virgül ile bağlanmış tam 59 kelimenin doldurulduğu tek cümlelik bu yemin, parlamentoya giren milletin kimi temsilcilerine “zorla" söz verdiren bir metin olarak yarın bir kez daha okunacak.
    O müstesna Türkçesiyle...
    İhtimal çok sayıda milletvekilini tek ayağı üzerine dikerek!..

  2. #2
    Cumhurbaşkanlığı yemin metni, diğer bir çok konu gibi bazı kesimlerin kendi düşünceleri doğrultusunda değişmiş olması bilinen bir gerçek. Bu güne kadarki yemin törenlerinde okunan metinler zaman içerisinde değişerek bugüne kadar gelmiş.
    Aslında bu yemin töreni hiç olmasa daha iyiydi. Daha doğrusu cumhuriyet denen düşüncenin halkı birleştirmek yerine ayrıştırmak için koz olarak kullanılmış bir devrim gibi olması da ayrı bir seçenek.
    Türkiye de saltanatın kaldırılması nedense bazı kesimler tarafından "sırf atatürk yaptığı için, atatürk yaptıysa doğru yapmıştır" edebiyatı ile desteklenmesi ve , dış güçlerin Türkiye üzerindeki yüzyıllardır süregelen oyunların parçası olması açısından en büyük yanlıştır. Türkiye deki saltanatın kalkması en başta ingiltere’nin işine geliyordu ve bin bir türlü hile ile bunu başardılar. Kendileri hala krallık rejimiyle idare ediliyor.
    MADDE 16 - Mebuslar Meclise iltihak ettiklerinde şu şekilde tahlif olunurlar:
    "Vatan ve Milletin saadet ve selâmetine ve milletin bilâ kaydü şart hâkimiyetine mugayir bir gaye takip etmiyeceğime ve Cumhuriyet esaslarına sadakattan ayrılmıyacağıma vallahi."

    Osmanlı Padişahları Tahta geçerken Kuran-ı Kerim üzerine yemin ederlerdi. İlk cumhurbaşkanı seçimlerinde bu olay ortadan kalktı. Çünkü , cumhurbaşkanlığı makamına oturan Atatürk, Kuran-ı Kerim’i “ gökten indiği sanılan kitap" olarak ve Peygamber efendimizi (sav) de “arap bedevi “ olarak niteleyip , kendi el yazısı ile sadece “Muhammed" olarak ifade etmesi de herhalde bazı şeyleri daha net açıklamaya yeterli sanırım.





    "Türkler Arapların dinini kabul etmeden evvel de büyük bir millet idi. Arapların dinini kabul ettikten sonra bu din Arapların (..) Türklerle birleşip bir millet teşkil etmelerine hiçbir tesir etmedi. Bilakis Türk milletinin milli rabıtalarını gevşetti; milli hislerini, milli heyecanını uyuşturdu. (..)
    "Türk milleti birçok asırlar, (..) bir kelimesinin manasını bilmediği halde Kur'an'ı ezberlemekten beyni sulanmış hafızlara döndü. (..)
    "Türk milletini Allah için, Peygamber için topraklarını, menfaatlerini, benliğini unutturacak, Allah'la mütevekkil kılacak derin bir gaflet ve yorgunluk beşiğinde uyuttular. (..)
    "... din hissi, dünyanın acısı duyulan tokadıyla derhal Türk milletinin vicdanındaki çadırını yıktı, davetlileri, Türk düşmanları olan Arap çöllerine gitti. (..) Artık Türk, cenneti değil, (..) son Türk ellerinin müdafaa ve muhafazasını düşünüyordu. İşte dinin, din hissinin Türk milletinde bıraktığı hatıra..."


    Millet Vekili Yeminini (Andiçme) Kimler Yazdı
    Millet Vekili Yeminini (Andiçme) Kimler YazdıMillet Vekili Yeminini (Andiçme) Kimler YazdıMillet Vekili Yeminini (Andiçme) Kimler YazdıMillet Vekili Yeminini (Andiçme) Kimler Yazdı

    Bu kitap , 1931 yılında atatürkün isteği ile afet inan'a yazdırılarak yayınlanmak istenmiştir.


    Bu konulara neden girdim?

    Çünkü daha detaylı ve birçok belgesi mevcutken, günümüze kadar gelen bu gelişmelerin başlangıcı , siyonizmin hedefleri doğrultunda bizlere zorla kabul ettirilmesi ve her geçen zamanda ;

    ".... öncelikli hedef bu milleti din ve namus konusundan uzaklaştırmaktır." diyen atarütkün ne düşüncelerde olduğunun bugünlerimize yansımasındaki başlangıçtır.

    Atatürkten sonra da elbet birileri tarafından bu ülkenin idaresinde desteklenen insanların varlığı da inkar edilemez. Bugün bile böyle insanlar böyle gruplar yok değil. Hedef türkiyeyi dinden uzaklaştırarak daha medeni(!) daha çağdaş(!) toplum yapmak. Acaba Osmanlı medeniyetinden daha üstün , daha medeni , daha çağdaş bir toplum ve medeniyet varmıydı ki, yeni arayışlara girdik.

    Bir millet , dinden islamdan ne kadaar uzaklaşırsa o kadar zayıflar ve kontrol edilmesi o kadar kolaylaşır. İşte türkiye üzerindeki plan bu.

    sadece cumhurbaşkanlığı yemin metni değil mesele, her alanda bu oyunlar seri olarak , arkası yarınlarla devam edecek..

    Şu ana kadar nasıl ki geçmişimizle ilgili bir karalama kampanyası var, nasıl ki, şimdiki nesilde geçmişimize dair aklımızda soru işaretleri bırakılarak gelecek nesiller üzerinde tamamen yanlış ve kötü bir izlenim bırakılmak isteniyor , işte burda durmak lazım. Düşünmek lazım.

    Yakın bir zamanda tv de oynatılan "Muhteşem yüzyıl" adlı dizi , son bölümünden sadece 2 hafta sonra yeniden yayınlanmaya başladı. Neden ?

    İsrail destekli bir firmanın yapımcılığında çekildiği için. İsrail , türk milletine kendi geçmişini , şanını , şöhretini,adaletini , tüm dünyaya örnek oluşunu neden göstersin? İsrail neden böyle bir şey yapsın? Dizideki sultan , acaba gerçek kanununi nin tırnağını kesişini bile yansıtıyor mu?

    Kesinlikle yansıtmıyor? amaç öyle olduğunu öğretmek. sağolsun çok bilinççli milletimiz de , hürrem sultanı izlemek için ağızları bir karış açık dört gözle izlediler. İzlediler ve gerçek osmanlı tarihini de Kanuni sultan Süleymanın 'da kim olduğunu öğrendiler(!)

    Hatta daha fazla ilgi çekmek için, dizi karakterlerinin gerçek hayatlarını paparazzi mantığıyla sürekli gündemde tutup, kişiye karşı ilgi oluşturup oynadığı diziyi daha çok izlenir hale getirmek içinde güzel güzel oyunlar oynadılar. Hürrem sultan almanyaya kaçtı, parasını alamadı,sevgilisinden ayrıldı...... falan filan. Millet bu haberleri izledikçe ilgisi arttı ve diziye daha çok odaklandı. amaç adım adım yaklaşıyor onlar için. Biz de adım adım uzaklaşıyoruz kendi kimliğimizden.

    Konu uzunnn.. uzar gder. Çok şey var konuşacak .......






  3. #3
    ''BİR ZAMANLAR YEMİN 'VALLAHİ' DİYE BİTİYORDU''
    ''Biliyor muydunuz?.. Bir zamanlar Cumhurbaşkanlığı yemininin "Vallahi" diye bittiğini... Atatürk'ün Meclis'te "Vallahi" diye yemin ettiğini. Biliyor muydunuz?
    ''AND İÇMEDİ, YEMİN ETMEDİ''
    1921 Anayasası'nda "Cumhurbaşkanlığı ile ilgili" bir hüküm zaten yoktu. 29 Ekim 1923'te... 1921 Anayası'nda değişiklik yapıldı ve Cumhuriyet ilân edildi. Cumhuriyet'in ilânı ile birlikte Gazi Mustafa Kemal Paşa, "Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk Cumhurbaşkanı seçildi. Seçilince kürsüye çıktı, teşekkür konuşması yaptı. Ama "And içmedi, yemin etmedi."

    "Dünyadaki bütün insanlar tabiatın mahlukudur" diyen bir insan , "vallahi" demiş olsa bile, formaliteden öteye geçmeyen, sırf öyle söylenmei gerekiyor diye söylenmiş olmasından ibarettir. Atatürk yemin etmedi ama, ondan sonra gelenlere kendi düşüncelerin aşıladığından, ve devlet içinde sözü geçen yetkililerin yanındaki masonların çaktırmadan yönlendirilmeleri ile türk geleneğinde ve dininde ne varsa değiştirilmeye çalışılması sonucu her yeminde başka cümleler duymak mümkün oldu

    Türkiyenin geçmişindeki siyasi hayatın içinde, güç sahibi olanların baskılarıyla veya o güçlerle aynı fikirde olup ezanı yasaklayan, camileri kapatıp ahıra çeviren ya da bira fabrikasına dönüşüren zinhiyeti savunan kafacıklar, acaba hangi yeminleri edip göreve başladılar.

    Bu ülkenin ilerlemesini istemeyenler , hiç yoktan görevini kötüye kullanma bahanesi ile halkı kışkırtıp isyan çıkartıp dönemin başbakanı astıran insanlar hangi yemin metniyle göreve başladılar. "vallahi" sözünün büyüklüğü ve ağırlığını bilen insan, bunu söyleyipte haksızlık etmez , bilerek yanlış yapmaz.

Facebook Yorumları

Konu Bilgileri

Şu An Görüntüleyenler

Bu Konuya Gözatan Kullanıcılar

Şu anda 1 kullanıcı bu konuyu görüntülüyor. (0 kayıtlı ve 1 misafir)

    Bu Konu için Etiketler