İRAN’DA EHL-İ HAKLAR (İRAN ALEVİLERİ)

10 Temmuz 2011 Pazar günü bir yaz sabahı İstanbul’dan –Van Hava alanına oradan da karayolu ile Türkiye-İran- Razi sınır kapısından giriş yaptım. Karayolu ile saat 21.00 de İran-Urumiye ustanına ulaştım.

Urumiye kentinde hazırlıklarımızı tamamladıktan sonra, 12. 07. 2011 tarihinde Ehl-i Hakların (Alevilerin) – Ateşbegler’in önemli ziyaret merkezi konumda olan GURAN BULAĞI’nı ziyaret etmek amacıyla özel bir araçla 4,5 saat süren bir yolculuğa devam ettim.
Rehberle birlikte Miyandaab-Melekan Binabad doğru hareket ettik. Yolumuz üzerinde bir kısmı Alevi köyleri vardı. Bunlardan başlıcalar: Kaylavat,Taşatan (En az 50 haneli Ehl-i Hak aile var), Merduğ köyü (köyün içerisinden geçen Merduğ çayından adını almıştır),Kereceband (Suyu bol olan köy anlamındadır), Serkize, Deregez(Meşed - Türkmen sınırına yakın bir köy), Ağaçeeray (Alevi köyüdür),Yengeç,Karaltı ve Kurde de köylerini yol boyunca takip ederek Shanda Dağı (3710 m) eteğinde bulunan Guran Bulağı’na vardık. Guran Bulağının eteğinde çıkan kaynak suyu, Munzur suyu gibi, inançlara göre kutsal su olarak kabul ediliyordu.

Ateşbegleri (Aleviler) her pazartesi, Perşembe ve Cuma günleri olmak üzere haftada bazen üç, bazen bir defa olmak üzere çevre köylerden gelen canlar on beş km yol boyu yürüyerek alkışla, coşkuyla ve çilekeş bir şekilde Guran Bulağını ziyaret ederler. Kurbanlar kesilir, adaklar adanır ve cemler yapılır. Ekim ayının yirmi- otuz tarihleri arasında da, yörede bulunan tüm Ehl-i Haklar (Ateşbegler) – Alevi inancına mensup olanlar canlar, Guran Bulağ’nı tekrar ziyaret ederler. Guran Bulağ’ın da kurbanlar kesilir, adaklar adanılır ve topluca cemler yapılır.

Ehl-i Haklar kesinlikle bıyıklarını kesmezler. Tıpkı Anadolu Alevileri gibi ibadetlerini cem evlerinde icra ederler. Ehl-i Haklar Guran Bulağını ziyaret ettiğimde dört Ehl-i Haklı kişiyle söyleyişi yaparak yola devam ettik. Aynı günün akşamı Ehl-i Hakların yoğun olarak yaşadığı Mereğa- Nova köyüne geri döndük. Nova köyü Merağ ustadına (il) bağlı 550 haneli köy olup, bir Ehl-i Hak köyüdür. Ateşbegi koluna bağlıdırlar. Nüfusları 2000’e yakın olup, Pir Sultan’nın kardeşi olan Ateşbegi soyundan geldikleri söylenir. Pirlerin Ateşbegi olduğunu belirtiyorlardı. Seyit Snahram Hasan Pür seyitleri olup Seyit babasıyla birlikte, her Perşembe akşamı cem evlerinde ibadet eder ve kurban kestikleri söylediler. Cem evlerini ziyaret ettik, Türkiye deki cem evlerinden bir farklarının olmadıklarını aynı ibadet şekilline uygun on iki hizmet icra ettiklerini belirtiler. İbadetlerini 4 kapı 40 makam için yaparlar.Cem evlerinin de benzer yapıda olduğunu ciddi bir farkının da olmadığını gözledim. Nova köyünde 7 tane cem evi bulunmaktadır.1-Nova, 2-Asaren,3-Miriber,4-Simpur,5-Seydali,6-Ali Musevi,7-Sarhoş Bey, Mollacemevleri adıyla anılmaktadırlar.

Nova köyünden seyid –pir sayısı az olduğu için köyde pazartesi, çarşamba, Perşembe ve Cuma günlerinde cem icra edilir. Beyazidi Bestami, Ateşbegi, Hacı Bektaşi Veli ve Ehl-i Beyitle ilgili deyişler, beyitler tamburla söylenir, dualar edilir. Cemlerde 7 hizmet görülerek ibadet icra edilir. Ürumiyede, ise katıldığım bir cem ibadeti dört saat sürdü.Ceme gİrerken Dede den izin istedik,seyit dededen izn aldıktan sonra, ,rehberime ve bana 101 taneli tesbih verildi. Daha sonra başımıza bere aldık ve kemerbesti belimize bağladıktan sonra uygun olan bir yere oturduk.Cem başlanılana kadar beş kez tesbih çekerek dualar ettik. Burada niyaz ve lokmalar hazırlandı. Gelen niyazlara teker, teker dualar verildi. Sırasıyla Seyitler için, hizmet, çırağ ve molla duası verildi. Zikirler devamla yapıldı. Cem ibadeti bittikten sonra, niyazların dağıtımı bitinceye kadar ceme getirilen niyaz çeşitlerinin ayrı, ayrı duaları verildi. Niyaz dağıtımı bitince haftalık kurbanlar ve İran’daki Ehl-i Hakların (Alevilerin) esas merkezi konumunda olan Kirmanşah-Gereband için para toplandı. Bu yardımların amacı ise; İran daki yoksul Ehl-i Hakların sorunlarını çözümü için yapıldığı belirtiyorlardı. Urumiyede ise, üçü resmi olmak üzere, yirmi cem evinin olduğunu belirtiyorlardı.

İRAN’DA ALEVİLİK;

İran Alevileri kendi aralarında çeşitli adlarla anılmaktadır. Örneğin,
1-Kırklar,
2- Ateşbeyler,
3-Yediler,
4- Nur baksi(Nimettulalar),
5-Kalandereliler,
6-Sefil Ali Şahlılar,
7-Nemetullahlılar,
8-Günabadiler(dervişler),
9- Muhlis Ekssaihliler,
10- Teyfuriyeliler,
11-Hamusiler,
2- Şah ibrahimiler,
13-Babayadigarıler,
14-Merenuriler,
15-Kesnzanıllar,
16-İsmailler,
17-Vadetivucut v.b. olmak üzere 32 gruba ayrılmışlardır. İrandaki Ehl-i Hakların (Alevilerin) esas merkezi Kirmanşah-Gereband 'dır.Burası Alevilerce kutsal bir yerleşke kabul edilir.Seyitleri Seyit Nizam’dır. Seyit Nizam’ın duazmanları, deyişleri, beyitleri ve Ehl-i Beyit inancı doğrultusunda Aleviler (Ehl-i Haklar) Cem ibadetlerini icra ederler. Başta İran Ehl-i Hakları( Alevileri) olmak üzere, tüm dünya Alevileri her yıl Şubat ayında Kirmanşah-Gereband’da toplanarak toplu cemler yapılır, kurbanlar kesilir ve ibadetlerini burada icra ederler. Kirmanşah-Gereband inanç merkezi İran’daki Aleviler başta olmak üzere, diğer ülkelerdeki Alevilerin, Ehl-i Beyit’e inanların ilgi odağı durumuna gelmiştir.

Urumiye-Ilığıcı (120 km)

13 Temmuz 2011 tarihinde Urumiye’den saat 09.00 da Alevilerin yoğun olarak yaşadıkları yerleşkeye doğru yola çıktık. Urumiye 'nin 12 km kuzeyinde Pence Ali Dağı bulunmaktadır. Ehl-i Haklara göre; Hz. Ali bu dağa gelmiştir. Bu dağın eteğinde Hz. Ali’ nin pençesinin izi, dizinin izi ve atının izinin bulunduğuna inanılmaktadır. Ehl-i Hak inancına sahip olanlar her Perşembe ve Cuma günleri ve Muharrem ayı gibi kutsal günlerde Pence Ali dağını ziyaret ederek kurbanlar kesilir, adaklar adanılır ve cemler yapılır. Urumiye gölünün doğusundan batısına doğru 25-30 km arası dolgu malzemesiyle de doldurmuş ve 1800 m uzunluğundaki karayolu köprüsü gölün iki tarafını ikiye ayırmıştı. Göl sularının kuruması nedeniyle göl kızıla boyanmıştı. Göle akan akarsular üzerinde 30 yakın barajların yapılması göl suları 14 km içeriye doğru kurumasına ve doğal yapının bozulmasına sebep olmuştu. Doğal yaşamın bozulmaması için de uluslar arası kurumların desteğiyle küçük Zap ve Aras çaylarının göle akıtılmasıyla ilgili projeler geliştirmeye çalışılmaktadır.

ILIĞICI’nın nüfusu 45 bin olmasına rağmen yüzde 90 nı Ehl-i Hak inancına mensupturlar. Ehl-i Haklar içerisinde kırklar, yediler, Ateşbegler gibi çeşitli Alevi grupların da bu kentte ayrı, ayrı cem evleri vardı. Gittiğim cem evinde İrec İrem Poyer vs görevli Sefer amca ve zakir karşıladılar. Gerekli ilgiyi gösterdiler. İreç İrem Poyer, Pirleri Pir Momond izin almadığı sürece konuşma yetkisinin olmadığını belirtti. Cem evini tanıttı. Türkiye’deki cem evlerinden farklı olmadığı, fiziksel durumu benzerlik olduğunu gördüm. Ilğıcı Cem evinde Çırağ duası dışında, sofra duası, abdest duası, şerbet duası, cem duası, kurban duası gibi duaların verildiğini orada bulunan ilgililer tarafından belirtildi. Ilığıcı Alevileri 12 imamlarda oruç tutmadıklarını 40 gün perhiz, çileye yattıklarını belirtiler. Muharrem ayında oruç tutmadıklarını 40 gün boyunca hayvan ürünlerini yemediklerini ağaç ve bitkilerden elde edilen yiyecekleri yediklerini ve 40 gün boyunca karınlarını tam doyurmadıklarını belirttiler. Evlendikleri zaman kurban kestiklerini belirtmenin yanı sıra insan yaşamında doğum, nikâh ve ölümün önemli dönemler olduğunu belirtiler. Ilğıcı da; Kırklarlara ait üç cem evi, Ateşbegler’e ait iki cem evi, Yedilerin ise, on beş tane cem evlerinin olduğunu belirttiler. Perşembe günlerinde cem yaptıklarını, sonbahar aylarında ise her gün cem yaptıklarını vurguladılar. Ceme girerken başa bere takılır,bele kemer best bağlanılır.(özellikle beyaz ve siyah renk olmasına dikkat edilir.) Cemde zikir edilir, Cemlerde tembur çalınarak cem yaptıklarını, duazman ve miraçlaşma okunur. Cem ibadeti en az 3 saat devam eder. Cemde niyaz kurban duası şeker helva, ceviz, badem, nebad ve benzeri lokmaların duaları tek, tek yapılır

Ilığıcı'nın önemli köyleri ise; Kıpcak, Ecepşir,Kültepesi,Şiraz,Geredağdır.

İran da Alevilerin en yoğun olduğu yerler ise; Urimiyede 10-15 bin, Makoda (tahminen 27 Alevi köyü vardı) 5000 bin, Nova da 2000, Merağ da yaklaşık olarak nüfusun yüzde 60, Miyandabağda 30.000,Kirmanşahta 150-200 bin, Krej 5000 bin, Ecepşirde (Şiraza bağlı yerleşim yeri)5000 kişi, Hemadan da 10.000 kişi,Pol Dokter (Kızılköprüsü,İran –Irak sınırına yakın),Hoy,Şiraz,Tahran,Kerej,Karadağ,Mereğa,Heşru t,Gilan,Deylem,Lahican,Miğancig,Babakendi,
Azizkendi,Zülbin.Horosan,Ekti,Erdebil,Meşed,Muskab at,YukarıMuşkabat,Zencan,Serap,Giydar,
Lengrüd,Rankuh,Ramsar,Mazanderen,Horasan ve Tahran gibi İran'nın birçok bölgelerinde tahminen
18-20 milyon civarında Ehl-i Haklar’ın(Aleviler’in) yaşadığı sanılmaktadır. Alevilk İslam dünyasında çeşitli halklar arasında yayılmıştır.

Ehl-i Haklar

Özellikle İran’da yaşayan Türkler, Azeri Türkler, az sayıdaTatar, Nogaylılar, Deylemliler-(Gilekler) ,Lekler, Lorlar, Goranlılar, Kürtler, Araplar, Persler (Farslılar) arasında yayılmıştır.

Ehl-i Haklar Kimler?

Hakikat ehli, Hakk’a yakın olanlardır. Hakikat yolunu (gerçeği, doğruyu) seçenler, hakikata mensup olanlar anlamındadır. Hz. Ali’ye duyulan sevgi ve bağlılığın ilâhi düzeyde olmasındadır. Ehl-i Haklar’a bu görünme sadece tinsel, Ali İlâhilere göre ise hem tinsel, hem de bedensel boyutuyla olmuştur. Hz. Ali, Hak ve hakikatin kendisidir

Ehl-i Hak mezhebinin kurucusu, kimi kaynaklara göre Hz. Ali’nin ölümünden 366 yıl sonra 1025, 1027 yıllarında Luristan’da doğan, “Baba Hoşin, Şah Hoşin" unvanıyla anılan Mübarek Şah’tır.

İkinci dini önder ise Şah Hoşin’den 244 yıl sonra 1270’te Berzence’de doğan ve 1400’de Hewraman’da Hakk’a yürüyen Sultan İshak (Sultan Sohak)’tır. Sultan İshak döneminde Perdiwar’da doğan (Seyyid Ahmed) Baba Yadigâr Banzerdeh, Sultan Ishak’ın ölümünden 400 yıl sonra Kermanşah bölgesindeki Tutşami (Dawal Dallan) köyünde doğan Seyyid Mensur’un oğlu Seyyid Barekkeh adıyla tanınan Seyyid Haydar (1790-1870) ve 36 dervişi (Çeheltan) Ehl-i Hak inancının yayılmasında önemli rol oynamışlardır. Ehl-i Hak ögreti-sinin yayılmasında önemli hizmetler sunan diğer bazı dervişler ise şunlardır: Ali Kalender (d. 1450), Seyyid Akabir (d. 1456), İlbeyi Caf (1497-1560), Han Ateş Huristani (17. yy), Seyyid Farzi (18. yy), Şeyh Emir Zulahi (öl. 1725).

Nurali Elahi (Nur Ali Şah)’ın Burhan-ul Hak adlı yapıtında verdiği bilgilere göre ise, Ehl-i Hak mezhebinin asıl kurucusu “Sahip-kerem, Şah, Yâr" unvanlarıyla da anılan ve Oniki İmamlardan 7. İmam Musa Kâzım soyundan gelen Sultan İshak (Sultan Sohak)’ tır. Sultan İshak’tan sonra da bu inanç sisteminin, Sultan Sohak’ın görevlendirdiği onbir Handedan (Mürşid, Seyyid, Ocak) tarafından yürütüldüğü belirtilmektedir. 11 Hanedan şunlardır: 1. Şah İbrahim, 2. Ali Kalender, 3. Baba Yadigar, 4. Seyyid Xamuş (Ğamuş), 5. Mir Sur, 6. Seyyid Mustafa, 7. Hacı Baba İsa, 8. Baba Haydar, 9. Zolnur, 10. Ateş Beg, 11. Şah Hayyastır.

Nurali Elahi’ye göre ise, Ehl-i Hak, Ali İlâhi’den farklı bir şeydir. Ali İlâhi mezhebi Hz. Ali döneminde Abdullah bin Sabbah tarafından kurulmuştur; Ehl-i Hak mezhebi ise, Hz. Ali’den hemen, hemen 509 yıl sonra 1270’te Berzence’de doğan ve Ali’nin ilâhi nurunu taşıyan Sultan İshak tarafından kurulmuştur. İkisi arasında ortak olan nokta, Hz. Ali’nin hakikat sırrına ermesi, Hakk’ın Hz. Ali’de tecelli (zuhur) etmesidir (görünmesidir). Ehl-i haki-katın merdivenlerine ulaşanların bu ibadetlere gereksinimi yoktur. Ehl-i Hak mensupları da günlük ibadete karşidırlar. Çünkü onlar da kendilerini 'Hakikat dönemi’nde sayarlar. Bugünkü Ehl-i Hak inancı XI. yy.’dan (Hicri 6. yy.) beri mevcuttur..."(MORADİ, G. 1996: 33-34). Bâtınile-re göre, günlük ibadet (namaz) ve oruç sadece dış görüntüdür.

Ehl-i Hak inancında Tanrı’nın tecelli ettiği yedi ulu kişinin isimleri ise şöyledir: 1. Havandagar, 2. Murtaza Ali, 3. Şah Hoşin, 4. Sultan Sohak (İshak), 5. Kırmızı (Şah Vays Kulı), 6. Mamad Beg, 7. Han Ataş Begdir. Bu yedi ulu kişinin can dostları olan Hafttan, Haftan-ı Cavidan (Yediler) ise şu isimlerden oluşur: 1. Benyamin (iki cihanin piri); 2. Davud Kabudsavar (rüzgâr süvarisi, tüm müminlerin reh-beridir); 3. Pir Musi (Sultan Şohak’ın kâtibi ve veziri); 4. Pir Razbar (diğer adıyla Hatune Razbar, Sultan İshak’ın annesidir. hakikatın meleği, firişta ve sırrı); 5. Mustafa Davudan (ölüm meleği); 6. Şah İbrahim Buzasavar (buz süvarisi, Sultan Sohak’ ın veliahdı ve vekili; o aynı zamanda mâlik-i tayyar: Kuşların sahibi ve şahbaz; 7. Baba Yadegar (Hakk’ın yâdigarı, mahşer gününün şefaatçısı)dır.

Ehl-i Haklar’da, dünyanın ve insanın gelişim süreci dörde ayrılır: Âdem’den Hz. Muhammed’in Peygamberliğine kadarki dönem dinsel yasalara dayanan Şeriat dönemidir. Hz. Ali’den Ehl-i Hak mezhebinin kurucusu Şah Hoşin’e kadarki dönem (661-1029) Tarikat dönemidir. Şah Hoşin’den Sultan İshak’a kadar olan dönem (1270-1400) Marifet dönemidir. Sultan İshak’tan günümüze kadar olan dönem de Hakikat dönemidir. Ehl-i Hak öğretisinin en üst aşaması olan Hakikat makamını, Cama-yi Hakk (Hakk’ın tecessüdü) ve Mukannin-i kanun-i hakika (hakikat kanunun vâzı) unvanıyla da anılan Sultan İshak (Sohak) temsil eder.

Zengin bir halk kültürüne, folklora sahip olan Ehl-i Haklar, Ali İlâhiler, konuksever ve mert kişilikleriyle tanınan bir topluluktur. İbadetlerini, Anadolu Alevilerinde olduğu gibi, bir Seyyid veya Mürşid’in (Post Dedesi) öncülüğünde daha çok cem evlerinde (cem-hanelerde) yaparlar. Zikir ve ayinler, tambur, def ve kemençe eşliğinde nefesler okunarak yapılır. Ayinicem törenlerinde sorgu, görgü, ikrar verme (şart-ı ikrar) ayinleri, yola girme törenleri önemli yer tutar. Cemin sonunda getirilen lokmalar, niyazlar eşit şekilde dağıtılıp birlikte yenilir.

Yadigar ismi verilen Baba Yadigar’dan kalma bu gelenekte ise, yeni doğan çocuk, doğumundan üç veya yedi gün sonra, evde veya cemevinde, Seyyid tarafından,tören yapılır. Babası (kivre) ve törene katılan şahidler huzurunda isim takılır. Seyyid, çocuğu kucağına alıp ismini kulağına seslendikten sonra, törene getirilen Hindistan cevizi parçalanır, herkese eşit şekilde dağıtılır, daha sonra kovandan alınan bir tas su çocuğun yüzüne ve başına serpilir.Görevler bittikten sonra getirilen lokmalar, niyazlar dağıtılıp yenilir.

Ehl-i Haklar, Aralık ayının ortasında yılda üç gün oruç tutarlar. „Ruzehaye Marnovi“veya „Havende Kar“ adı verilen bu oruç, Ehl-i Haklar’ın dini liderlerinden Sultan İshak ve üç Dervişi’in içinde kaldıkları „Marre-Nur“ mağarasının, düşmanlar tarafından kuşatılmasının anısına yapılır. Diğer bir inanışa göre, üç oruç günü, Adem’in cennetten kovulduğu, Yunus Peygamber’in balık karnında geçirdiği, İmam Hüseyin’in Kerbelâ’da şehid edildiği ve Sultan İshak’ın mağarada geçirdiği üç güne de yorumlanır. Oruçtan sonra da bayram yapılır. Ehl-i Hakların önemli bayramlarından biri de İbrahim Peygamber’in oğlu İshak’ın anısına yapılan Ayde Kurban (Kurban Bayramıdır).

Ehl-i Hak inancının İslamiyet’le, güneş, ay, ateş gibi doğa unsurlarına verilen önemle eski Zerdüştlüğe, Hz. Ali’ye ve On iki İmamlara verilen önem, hümanist dünya görüşleri, kadın-erkek eşitliği, ayrıca cem ayinlerindeki bazı ibadet şekilleriyle Anadolu Alevilerine benzer özellikleri vardır.

Ehl-i Hakların inanç ve öğretilerini açıklayan önemli yapıtlarından biri Gorani lehçesinde yazılmış Zebur-e hakikat’tir. Ayrıca “Defter-e Perdiwari" adıyla yazılan, Ehl-i Hak dininin önderlerinden Sultan İshak (1270-1400) tarafından Perdiwar/Hevreman’da ilân edilen metinler de dini emirler niteliğini taşır.

Ateş Beg’in Kelam ve Serencam metinleri;

Dinaverli Hacı Nimat Allah (Nimetullah, 1871-1920) tarafından yazılan Furkan-ul Ahbar, Şahname-i Hakikat; oğlu Nurali Elahi (Nur Ali Şah,Heştgert 1895-1974) tarafından yazılan Burhan-ul Hakk ,Furkan-ı Keşf-ul hakayık adlı mukaddi-me,Afzali (Efdali) tarafından yazılan Defter-i Rumuz-ı Gencineyi Sultan Sohâk, Ehl-i Haklar arasında yaygın olan yapıtlardır. Ehl-i Hak inancıyla ilgili bazı metinler de (kelamlar), Azeri Türkçesiyle yazılmıştır.

Sultan İshak’ın (Sultan Sohak’ın) Hewraman’daki mezarı, Sananneh-Dallahu’da Baba Yâdigar Banzerdeh’in mezarı, Kerkük Mubella mevkiinde İmam Ahmed’in, Irak’ın Gazal Rebab bölgesinde İmam Kasım Şah Heyas’ın makberi, Azerbaycan’da Heşturd’un (Sekiz ırmağın) birleştiği yerde Ateş Beg köyünde Ateş Han’ın mezarı Ehl-i Hakların bazı kutsal ziyaret yerleridir.

Zengin halk kültürüne sahip olan Ehl-i Haklar’da, halk edebiyatı ve özellikle şiir ve müzik geleneğinin önemli bir yeri vardır. Anadolu Aleviliğinde olduğu gibi cem sermonilerinde müzik ve semah, ibade-tin ayrılmaz bir parçasıdır. Kullanılan müzik aletleri genellikle üç telli tanbur, def ve kemançeden oluşur.

Ehl-i Haklar’ın kanaat önderlerinden Baba Tahir Uryan (Hemedan/İran 938?-1010)’nın diyor ki ;“Ben bir sürahiye girmiş olan bir deniz (bahr), harfe girmiş olan bir noktayım. Hakiki bilgi, ilm al-yakin elde edildikten sonraki seziştir. Cehaletin öldürdüğü hiç yaşamamıştır; zikrin öldürdüğü hiç bir zaman ölmez. Namerdin sofrasından el çek / cömerde kurban olalım / namerdin selamın alma pek / cömerde selam yerine can verelim...“