Süleyman Şah - Mecburi Naklin Ayrıntıları

Murat BardakçıBundan asırlar önce vefat eden Süleyman Şah’ın cenazesi, önceki gece üçüncü defa mecburî bir yolculuğa çıktı. Türbe ile ilgili pek bilinmeyen konuları ve son nakli gerekli kılan sebepleri maddeler halinde sıralayayım: ■ Türbede...

  1. #1
    Süleyman Şah - Mecburi Naklin Ayrıntıları
    Bundan asırlar önce vefat eden Süleyman Şah’ın cenazesi, önceki gece üçüncü defa mecburî bir yolculuğa çıktı.

    Türbe ile ilgili pek bilinmeyen konuları ve son nakli gerekli kılan sebepleri maddeler halinde sıralayayım:

    ■ Türbede yatan Süleyman Şah’ın kim olduğu konusunda aslında kesin bir bilgi yoktur ve ortada iki görüş mevcuttur: Süleyman Şah ya Türkiye Selçukluları’nın kurucusu Kutalmışoğlu Süleyman Bey’dir, yahut Osman Gazi’nin Süleyman ismini taşıyan dedelerinden biridir. Osmanoğulları’nın büyük dedesinin isminin Süleyman olduğu görüşünün kaynağı, Orhan Gazi’nin oğullarından olan ve Rumeli’yi fetheden kişinin Süleyman ismini taşımasıdır. Osmanlı döneminde “Çocuğa dedesinin isminin verilmesi" şeklindeki eski Türk geleneğine uyulduğu dolayısı ile Rumeli Fatihi Süleyman Paşa’nın bu gelenekten yola çıkılarak “Süleyman" ismini taşıdığı görüşünden hareket edilmiş ve Caber Kalesi’ndeki türbede hanedanın büyük ceddinin yattığı görüşü 19. asırdan itibaren ağırlık kazanmıştır. Ama tekrar söyleyeyim: Caber’deki türbede yatan kişinin kim olduğu hakkında hiçbir zaman kesin bir bilgi elde edilememiştir.

    KAYITLAR YETERSİZ!



    ■ Fransa ile 1921’de imzalanan ve 1923’te Lozan’ın metnine de aynen giren Ankara İtilâfnâmesi ile Türk toprağı sayılan Süleyman Şah Türbesi’nin cumhuriyetin ilk senelerindeki vaziyeti ile ilgili olarak da elimizde çok az kayıt vardır. Hattâ, Caber Kalesi’nin Türk toprağı olarak kalması düşüncesinin Ankara İtilâfnamesi’nin metnine dahil edilmesi fikrinin kimden çıktığı da hâlâ bulunamamıştır.

    ■ İlk naklin 1938 veya 1939’da yapıldığı konusunda elimizde kesin bir kayıt yoktur. Mekânda o tarihlerde bir restorasyon yapıldığı ve karakol binası inşa edildiği yolunda bilgiler mevcuttur ama sınır anlaşmazlıkları ve Suriyeliler’in tacizi sebebi ile mezarların birkaç metre geriye nakledilmiş olması hakkında bir belge henüz mevcut değildir. Sonraki senelerde bu ilk nakil sırasında kemiklerin kaybolduğu şeklinde bir iddia da ortaya atılmış ama o da henüz belgelenememiştir.

    Şimdi de Süleyman Şah’ın türbesi ile muhafızlarına ait olduğuna inanılan iki mezarın önceki gece Türkiye’ye getirilmesi operasyonunun pek bilinmeyen bazı ayrıntılarını anlatayım:

    ■ Mezarların nakli konusu, bölgeye hâkim olan IŞİD’in her an bir çılgınlık yapabilecek olması ve bunun neticesinde Türkiye’nin savaşa girmesi ihtimalinin artması üzerine, bundan birkaç ay önce Ankara’nın gündemine geldi. Tek bir askerimizin bile IŞİD tarafından katledilecek olması sonu gelmeyecek gibi görünen bir Suriye macerasına atılmamız ile neticeleneceği için mezarların nakledilmesi görüşü ağırlık kazandı ama hem bu kararın kabulü hem de hazırlıklar vakit aldı.

    DÖRT TANK BEKLEYECEK



    ■ Nakil kararı, bazı temel fikirler üzerinde şekillendi: Mezarların yanısıra üzerlerindeki sandukaların, örtülerin ve türbede bulunan eşyanın tamamı Türkiye’ye getirilecek; IŞİD’in mekâna daha sonra bayrak çekerek zafer görüntüsü vermesini önlemek için boşaltılan binalar yerle bir edilecek, nakledilen mezarlar birkaç gün Türkiye’de kaldıktan sonra Ankara İtilâfnâmesi’ne uyularak yine Suriye topraklarında 9 bin 875 metrekarelik ve Türkiye’nin rahatça muhafaza edebileceği yeni bir yere nakledilecek, Suriye’de ileride durumun normale dönmesinin ardından ilk yerine, yani Caber Kalesi’nin baraj sularından etkilenmemiş olan üst kısmına taşınacaktı.

    ■ Ankara, Suriye Eşmesi’nde bulunan ve Türkiye sınırına 180 metre mesafede olan yine yaklaşık 9 bin 870 metrekarelik bir alanı mezarın yeni yeri olarak belirledi ve mayın temizliği ile arazinin muhafaza altına alınması çalışmaları nakilden önce başladı.

    ■ Türbeden nakledilen ve önceki geceden itibaren Suruç’ta bulunan mezar toprağı ile getirilen herşey önümüzdeki günlerde Suriye Eşmesi’nde hazırlanan bu yeni mekâna götürülecek. Arazinin dört tarafında Türk tankları bekleyecek, sınırın Türkiye topraklarında bulunan ve araziye hâkim olan bir tepe gözetleme ve muhafaza için kullanılacak, geçici bir türbe inşa edilecek ve mekâna iki adet bayrak direği daha yerleştirilecek. Önceki gece nakledilen bayrak direği Süleyman Şah’ı, daha alçak boydaki iki direk de Süleyman Şah’ın iki muhafızını temsil edecek.

    Kaynak: Murat Bardakçı - haberturk.com

  2. #2
    Ortadogu'daki kaos ortamindan dolayi ISID ortaya çikti ve yasamini sürdürmesi, koos ortamininin devamina baglidir.

    Bu yüzden, ilk firsatta türbeye bir saldiri düzenleyebilirdi zira Türkiye'nin bu kirli ve kimin elinin kimin cebinde oldugu bilinmeyen savasin içine çekilmesi, ISID'in çok isine gelirdi.

    Bu sekilde, ISID'in katletmek istedigi insanlarin siginacagi bir ülke kalmazdi zira Türkiye kendi derdine düsecekti.

    Öyle ya; Türbeye saldiran Suriye devleti olsa, bunu savas sebebi sayar ve tüm gücümüzle saldirirdik, kimse sesini bile çikaramazdi. Ama karsimizdaki bir devlet degil ve saldirmamiz halinde, ISID militanlarindan çok, sivillerin ölümüne sebep olurduk.

    Bence bu türbenin tasinmasiyla birlikte, ISID elindeki en büyük kozu kaybetmistir ve buna çok üzülmüstür. Üzülen sadece ISID degil, bizim muhalefet partileride bu duruma çok üzülmüstür zira iktidara gelmelerinin tek yolu kaos ortaminin saglanmasidir.

    Sonuçta koos ortamindan medet umanlar avucunu yalamistir. Vatana millete hayirli olsun...

Facebook Yorumları

Konu Bilgileri

Şu An Görüntüleyenler

Bu Konuya Gözatan Kullanıcılar

Şu anda 1 kullanıcı bu konuyu görüntülüyor. (0 kayıtlı ve 1 misafir)

    Bu Konu için Etiketler