Hilafet ve Papalık

Okuduğum bir köşe yazısından sonra aklımdan geçenleri söylemeden önce köşe yazısı:Arif ALTUNBAŞ - hABER 7 Haçlı Seferleri fikri İspanya ve Portekiz’den Endülüs Müslümanlarının atılması için başlatılan "Reconquista (Yeniden Fetih)"...

  1. #1
    Hilafet ve Papalık
    Okuduğum bir köşe yazısından sonra aklımdan geçenleri söylemeden önce köşe yazısı:

    Haçlı Seferleri fikri İspanya ve Portekiz’den Endülüs Müslümanlarının atılması için başlatılan "Reconquista (Yeniden Fetih)" hareketiyle başlar.

    PAPA VE YENİ HAÇLILAR

    Haçlı Seferleri fikri İspanya ve Portekiz’den Endülüs Müslümanlarının atılması için başlatılan "Reconquista (Yeniden Fetih)" hareketiyle başlar. İspanya ve Sicilya’da hakimiyet kuran Müslümanları oralardan atmak için başlatılan bu hareket 9. yy’ dan 15. Yüzyıla kadar fiilen devam etmiştir.

    1071 Malazgirt zaferiyle Selçukluların Anadoluya hakim olmaya başlamasından sonra Bizans imparatoru I. Aleksios Komnenos Türkler’e karşı Papa’dan yardım istemesiyle II. Urbanus Haçlı seferlerini başlatmış oldu.

    Urbanus bir taşla birkaç kuş vurmak amacıyla Hıristiyan dünyasına Haçlı Seferleri için dini bir çağrıda bulundu. Bu vesile ile;

    1- Doğudan gelecek Müslüman Türk akınlarından Avrupayı korumak,

    2-Doğu Roma İmparatorluğuna (Bizansa) yardım etmek ve onları kendisine bağlamak,

    3- Kudüsü Müslümanların elinden almak ve Papalığın görüşlerini kabul etmeyen ‘’Heretik’’ Doğu Hıristiyanlarını emri altında toplamak,

    4-1094 senesinde şiddetli kuraklığın getirdiği açlık ve sefaletle, salgın hastalıklar ve artan nüfusla, ekonomik ve siyasi krizlerle boğuşan Avrupayı bu sıkıntıdan kurtarmak gibi düşünceleri vardı.

    Doğudaki ülkeler o zaman Avrupalının gözünde zengin ve Avrupaya göre cennet gibiydi. Papa doğuyu feth ederek yağmalamak, buralara yerleşmek ve buraların zenginliğinden faydalanmak istiyorlardı.

    Bu amaçlar için başlatılan Haçlı seferleri aradan bin yıl gibi bir zaman geçmesine rağmen aynı şekilde, aynı amaca hizmet etmek için devam ediyor.

    Bakmayın siz 1. ve 2. Dünya savaşının çıkış sebeplerinin o veya bu sebepten dolayı çıktığını iddia edenlerin arkasına sığındıklarına suni sebeplere. Batının baharat yollarını ele geçirilme savaşları, sömürge savaşları, 1. Ve 2. Dünya savaşlarının ana sebebi dini ve siyasi olmaktan çok ekonomikti. Papazlar ve papa Hıristiyanlığı bu yolda çok iyi kullandı. Dindar Hıristiyan Kralları bu yolda Asyanın ve Afrikanın yer altı yerüstü kaynaklarını çalmak, yağmalamak, sömürmek ve yönetmek için Haçlı seferlerine ikna etti.
    Çağdaş dünyamızdaki NATO, BM, İMF gibi eğemen güçlerin kontrolünde olan ve sadece onlara hizmet etmekten başka bir işe yaramayan uluslararası bu örgütler Hıristiyan dünyasının sömürgeci ve yağmacılarına hizmet eden araçlar olmaya devam ediyor.

    Artık Haçlı seferleri Hıristiyan süper devletlerin önderliğinde dünyayı parselleyip sömürmek için birçok alanda, birçok adla halen aynen devam ediyor.

    İşgal edilen, sömürülen, yer altı ve yerüstü kaynakları yağmalanan yine Müslüman ve mazlum ülkelerin zenginlikleri.

    Savaşlar ve katliamlar yine Müslümanların ülkelerinde cereyan ediyor. Ölenler bizim insanımız, öldürenler yine Haçlı orduları veya onların yerli, yabancı piyonları ve uşakları.

    Hıristiyanların başı olarak Papa 1915 olaylarını Ermeni soykırımı diye ilan ediyor. Senin Müslümanlar adına konuşacak Halifen nerede?

    Tüm Hıristiyanları temsil eden üst düzey bir dini liderlik ve lider var. Tüm Müslümanları temsil edecek senin dini liderin kim, nerede?

    Hilafet makamı bütün dünya müslümanları için en yüksek önderlik makamı idi. Halife dünya müslümanlarını temsil ediyor, konuşunca onlar adına konuşuyordu. Hilafeti kaldırarak Müslümanlara ne büyük kötülük yaptıklarını şimdi anlıyor musun?

    Papalığı kabul eden Avrupa neden Müslümanların Hilafet müessesine ve Halifesine karşı çıktığını şimdi anlıyormusun?

    Uyan! Kendine gel! Kendi tarihine, kültürüne, dinine ve mukaddes değerlerine sahip çık ! Seni bir avuç suda boğmak isteyenlere fırsat ve imkan verme Müslüman!



    Hristiyanlar dini liderlik olarak gördükleri papayı dün her köşesindeki hristiyanlar tek yetkili olarak gördükleri halde, papalıktan çok daha etkili , güçlü ve doğru olan "Hilafet"'i kaldıran Atatürk'ün bu ülkeye yaptığı faydaların(!) bir tanesine küçük bir örnek. Şimdi bu papalık karşısında , tek sözüyle bu papayı korkudan titretecek "Halifelik" olsa kötü mü olurdu ? Papanın karşısında kimse yok, atış serbest. İstediği gibi atıyor. Söylediğide yanlış bile olsa tartışmasız doğru kabul ediliyor. Keşke Hilafet hiç kaldırılmasaydı.

    İngiliz kralı,Lozan antlaşmasını Hilafet kaldırıldıktan sonra onaylamıştır.Burdan şu sonuca ulaşıyoruz.Hilafet kaldırılmasaydı İngiliz kralı Lozan antlaşmasını onaylamayacaktı.Hilafetin kaldırılcağının güvencesini almayan ingiliz yaklaşık beş yıl kaldığı istanbul'dan tek kursun atmadan cekip gidermiydi? Neden hilafet üzerine bu kadar düşüp , ısrarla kaldırılmasını beklediler. Herşey planlı ve sistematik olarak nerdeyse 100 yıl öncesinden hesaplanmıştı. Uzun vadedeki planların günümüzdeki yansımaları da ortada.

    Tarihi kara lekelerle dolu olan papalığın , bizim üzerime laf söyleyecek duruma gelmesindeki tek suçlu kim acaba?

  2. #2
    Kimileri o dönemde Hilafetin bir ise yaramadigini söyler dururlar.

    Evet o dönemde bir ise yaramiyordu çünkü askerlerimizin elinde oyuncak olmuslardi. Ittihatçilar darbe yapiyor, halifenin kafasina silah dayayip, önüne kagidi koyarak zorla imza attiriyordu. Bu durumdaki bir Halife'nin güçlü olmasi mümkün mü. Onlarin ikinci silah gücü yoktu ki darbeleri bastirsin.

    Isin en trajik yönü ise, Itilaf Devletlerinin istegi ile Atatürk'ün istegi bire bir örtüsüyor. Yani Saltanat ve Hilafet'in kaldirilmasi, monarsinin yerine Cumhuriyetin kurulmasi. Atatürk laik Cumhuriyet'i kurmak istiyor, Ingiltere ve Fransa ise, çogunlugu müslüman ülkelerden olusan sömürgelerin ileride ayaklanmasini saglayabilecek bir dini lider adayi olan Hilafet'in kaldirilmasi. "Allah'tan istedikleri bir göz, Allah verdi iki göz" misali, her iki tarafta erdi muradina, biz çikalim kerevetine.

    çanakkale'yi geçemeyen itilaf devletleri aslinda savasi kaybettiklerini ve Osmanli'yi bitiremeyecegini anlamisti. Fakat geri çekilmeden önce, bu devletin basina kendi istedikleri özellikte birini geçirmek istiyorlardi ve bu yüzden General Harington ordusuyla birlikte Edirne açiklarinda bekliyordu.

    Onlar için en uygun lider Mustafa Kemal'di. Öyle ya, Mustafa Kemal Cumhuriyetçi idi ve Osmaliya karsi nefretini her kez biliyordu.

    Seçtikleri liderin Mustafa Kemal oldugunu nereden biliyorsun diyeceksiniz. Bunu anlatmak için resmin tamamina bakmak gerekiyor zira bu resim puzzle bir resim ve sadece bir parçasina bakmakla resimi göremezsiniz. Biraz uzun olacak fakat bence okumaya deger.

    Padisah Vahdettin,Mondros Mütarekesinin 7. maddesini (Müttefiklerin, kendi güvenliklerini tehdit edecek herhangi bir durum ortaya çıkarsa, herhangi bir stratejik noktayı işgal etme hakkı bulunması) gerekçe göstermek amaciyla, Ermenileri ayaklandirarak Anadolu'ya mudahale etme plani kuran Itilaf Devletlerinin planini bozmak ve Anadolu'yu toparlamak için zaman kazanmayi düsündü.(Mondros Mütarekesini imzalayan kisi Bahriye Naziri Rauf Pasa'dir. Mustafa Kemal ve Fevzi Cakmak'in ardindan IV. İcra Vekilleri Heyeti Baskanligi yapmistir)

    Bu yüzden Vahdettin, Ermenileri korumak gerekçesiyle bir kaç subayi Samsun'a göndermek için vize istedi. Vize vermekle görevli İstihbarat Yüzbasısı Bennett isimleri görünce süpheleniyor zira listede Mustafa Kemal dahil, bir çok önemli subay var ve bir ayaklanmayi önlemek için çok abartili oldugunu düsünerek, durumu General Harington'a bildirdi. Harington, olaydan haberi oldugunu ve Vahdettin'e güvendigini söyleyerek, vizelerin verilmesini emrediyor.

    Iste tam burada sorulmasi gereken bir soru var.

    Bennett'in anladigi bu durumu, General Harington'un anlamamasi mümkünmü ?. Canakkale'den iyi tanidiklari Mustafa Kemal'in Anadolu'yu toparlamak amaciyle Samsun'a gönderildigini anlayamayacak kadar salak mi idi bu Harington.

    Hayir aksine çok akilli. Öyle ya; Canakkale'de hezimete uyradiktan sonra, Osmanli'yi biteremeyecegini anlayan Harington adamini bulmustu. Bu adam Cumhuriyetçi Mustafa Kemal'den baskasi olamazdi. Harington bir tasla iki kus vuruyordu. Hem Saltanat ve Hilafet'ten kurtulacak, hemde bunu bir Türk yapacakti.

    Istedigi oluyordu fakat Mustafa Kemal'i kahraman haline getirmek için, ona bir savas kazandirmak gerekiyordu. Kibirli Ingilizlerle olmazdi bu savas zira onlarin gururuna dokunur bu durum.

    Ve çareyi buldular. "çagirin mazlumu" misali, Yunanistan'i soktular savasa ve çikardilar Izmir'e. Kemalistleri durdurmalari halinde, ege ve akdeniz sahillerini vaad ettiler. El altindan biraz silah ve Ingiliz atlarini vererek, sözüm ona yardim ettiler. Düz arazilerde kosmaya alismis atlar anadolu'nun ortaminda telef olup gittiler, Anadolu cografyasina aliskin olan bizim siska atlar ise yildirim gibi cocuyordu savas meydanlarinda.

    Diger tafaraftan ise Fransizlar gizli olarak bize yardim etti. Italyanlar ise açik açik yardim etti bizimkilere çünkü Ege ve Akdeniz bölgeleri onlara vaad edilmisti. Aldatilan Italyanlar, Ingilizlerden adeta intikam aliyordu. Zaten bu sebepten dolayi, Ikinci Dünya savasina Almanlarin yaninda girdiler.

    Sonuçta Yunanlilar denize döküldü ve kahraman olan Mustafa Kemal artik Saltanata son vererek Cumhuriyeti kurabilirdi.

    Ingiliz ve Fransizlar da istedigini elde etti. Canakkale direnisi yüzünden savasin uzamasina sebep oldugu için masraflari çok fazla olan Edirne açiklarinda tutuklari ordularini aldilar, Lozan'da görüsmek üzere diyerek el sallayip gittiler.

    Yunanistan ise, Bati Roma'nin son kazigini yemis oldu. Neyse ki en azindan ikinci Dünya savasi sonrasinda, bizimkilerin "Istemezuk" demesiyle, 12 Adalari alarak biraz teselli edildiler.

    Yanlis anlasilmak istemem zira niyetim kurtulus savasini hafife almak degildir. Yunanistan o dönemde çok güçlü bir devlet degildi fakat bizim durumumuzda hiç iç açici degildi. Zorluklara gögüs gererek, cani pahasina vatanini koruyanlardan Allah razi olsun, Sehitlerimizin mekani Cennet olsun.

  3. #3
    Bilinmeyenlerle dolu olmasına rağmen yine de güzel bir tarih. Yüzyıllardan beri Osmanlı ve Türkiye üzerine oyunlar oynandı , hala da oynanıyor. bir şekilde kendilerine içerden birer oyuncak buluyorlar. İçerden içerden eriterek verdikleri zarar hepsi ortadayken şimdide günümüzde aynı oyunların yeni versiyonları devam ediyor.

    İşin güzel tarafı o zaman hilafetin kaldırılmasını ilericilik olarak görenlerin torunlarııııııııııııııııı şimdi papa denen zevatın ağzından çıkan iki kelimeyi hemen Türk tarihine mal etmekte de pek hevesliler. Mesele Papanın ne dediği değil, mesele papanın Türkler için ne dediği. Doğru yada yanlış Türkü zor durumda bırakacak iki cümle için yıllardır uğraşıyorlar. Uğraşmaya da devam edecekler.

    Yine de , hristiyanların dini liderliğine karşı şu ana koca islam aleminde de böyle güçlü bir Halifelik makamı olsaydı bunlar böyle konuşamazlardı.

Facebook Yorumları

Konu Bilgileri

Şu An Görüntüleyenler

Bu Konuya Gözatan Kullanıcılar

Şu anda 1 kullanıcı bu konuyu görüntülüyor. (0 kayıtlı ve 1 misafir)

Bu Konu için Etiketler