Türkiye'de genellikle ilk televizyon yayınının TRT'yle birlikte 1960'lı yıllarda başladığı düşünülse de aslında Türkiye halkının televizyonla tanışması 1950'li yıllarda İstanbul Teknik Üniversitesi'nin idealist ve girişken akademisyenleri sayesinde başlamıştı. Kısıtlı imkanlar ve türlü vizyonsuzluklara rağmen İTÜ TV, yayında olduğu süre içerisinde İstanbul halkının büyük ilgisine mazhar oldu.

"İleride memleketimize girmesi mukadder olan televizyon.."



İTÜ'de bir televizyon yayını başlatmak ilk olarak Mustafa Santur'un aklına gelir. O yıllarda televizyon Batı'da da yeni yeni gelişmekte olan bir icattır, bu nedenle yalnızca Avrupa'ya gitmiş Türkler televizyon diye bir icadın varlığından haberdardır.

Mustafa Santur da bunlardan biridir. 1938 yılında çıktığı Avrupa gezisinde televizyonla tanışan Santur, Türkiye'ye döner dönmez milli bir televizyon için kolları sıvar. Mustafa Santur, üniversite rektörlüğüne aşağıdaki dilekçeyi sunar:

“Son yıllarda mühim inkişaflar gösteren televizyon alanındaki tedrisatımızı geliştirmek, ileride memleketimize de girmesi mukadder olan televizyon tekniğinde tecrübeli elemanlar yetiştirmek maksadı ile çok yüksek frekans laboratuarımızda küçük mikyasta bir tecrübi televizyon tesisi kurmak çok münasip olacaktır. Böyle bir tesis için gereken bazı cihazların isim ve özellikleri ilişik şartnamede gösterilmiş bulunmaktadır. Bu cihazların satın alınması için gerekli müdahalenin yapılmasını, derin saygılarımla rica ederim."

Philips'in bağışıyla ithalat kısıtlaması aşılıyor



Mustafa Suntur'un 1951 tarihli başvurusunda istediği alet ve makinelerin ithalatını yapmak dönemin Türkiyesi'nde oldukça zordu. Bu nedenle Philips şirketiyle iletişime geçildi ve Philips, Türkiye'nin ilk milli yayını için sponsor olmayı kabul ederek istenen alet ve makineleri yolladı. Mustafa Suntur, yanına aldığı öğrencileri ve özellikle Adnan Ataman'ın desteğiyle birlikte İTÜ'de televizyon yayınını yürütecek ilk grubu kuruyor.

Philips aynı zamanda yayını yapacak ekibin teknik eğitimini de üstleniyor ve Adnan Ataman eşiyle birlikte Hollanda'ya gidiyor.

İlk yayın büyük bir heyecanla başlıyor



Bütün bu aşamalardan sonra İTÜ TV yayına hazır hale geliyor. İTÜ televizyonu 1952 yılının Mart ayında yayına başlıyor. İTÜ TV'nin ilk yayınlarna İsmet İnönü ve Celal Bayar da katılıyor.

İTÜ'nün bu ilk yayınlarının izleyicileri ise yalnızca yine İTÜ'lüler. Çünkü Türkiye'de o tarihte televizyon henüz yok. İlerleyen yıllarda İstanbul'un çeşitli semtlerinde alıcılar alınmaya başlandığında İTÜ TV'nin yayınları da yayılmaya başlıyor. İstanbul'da İTÜ TV'nin yayınları en iyi Adalar'dan alınırken, Florya'da "ses var, görüntü yok" hadisesi Türkiye'de ilk kez olmak üzere yaşanıyor.

Televizyon izleyici sayısı artıyor



İTÜ TV'nin yayına başlamasıyla birlikte Türkiye'de az sayıda da olsa televizyon satılıyor. Bunun haricinde ise asıl izleyici kitlesi İTÜ'nün kampüslerinde ayrılan özel salonlara izlemeye gelen izleyicilerden oluşuyor.

İTÜ'nün o dönemki yayınları haftanın Perşembe ya da Cumartesi günleri yapılıyor. Skeç, hava durumu, haber ve hatta yarışma programları yapılıyor.

İlk programlar başlıyor



İTÜ TV ilk yayınlarını kendi öğrenci kadrosuyla yapmaya başlıyor. İTÜ TV'nin en çok ilgi çeken programı ise Hava Durumu. İlerleyen yıllarda İTÜ TV'de konserler, şiir programları, İngilizce ve Almanca dersleri ve hatta talk show'lar yapılmaya başlıyor.

Halit Kıvanç da bu ilk şovmenlerimizden biridir. Evet-Hayır programı ilk olarak İTÜ TV'de başlamıştır.

Zeki Müren de sizi görebilir



İTÜ TV bir süre sonra dönemin ünlü sanatçılarını da programlarına davet etmeye başlar. Özellikle Zeki Müren'in ve Ajda Pekkan'ın katıldığı yayınlar büyük ilgi çeker, İTÜ'ye teşekkür telefonları yağar çünkü pek çok kişi bu yayınlar sayesinde ilk defa olmak üzere Zeki Müren'i görür. Zamanla Türk halkının radyolardan, gazetelerden tanıdığı ünlü isimler İTÜ TV programlarına konuk olmaya başlar.

İlk naklen maç yayınında SSCB'ye 2-1 yenilmiştik



İTÜ TV bir süre sonra yine Philips'ten aldığı makinelerle naklen yayına da başlar. Ancak ilk yayınları Türkiye ve Sovyet Rusya arasındaki maç teknik imkansızlıklar nedeniyle oldukça uzak bir bölgeden, kaçak olarak yapılır. Bu maçta da Türkiye, Sovyet Rusya'ya 2-1 yenilir.

Profesyonel manada naklen yayınlanan ilk maç ise Fenerbahçe ile Beşiktaş arasında 1 Mayıs 1966 yılında gerçekleşen maçtır. Aralıksız yayınlanan maç berabere biter.

İlk yarışma programının hediyesi bir kanaryaydı



İTÜ TV'de yayınlanan ilk yarışma programının sunucusu Halit Kıvanç'tı. Talih Kuşu isimli bu yarışma bir bilgi yarışmasıydı ve kazananlara kanarya hediye ediliyordu. Aynı zamanda Halit Kıvanç "Mini Gol" isimli bir yarışma programı daha sunuyordu. Türk televizyonculuğunun muhtemelen ilk yabancı formatlı bu yarışmasında yarışmacılar minyatür bir kaleye gol atmaya çalışıyordu.

İTÜ TV'nin sonu



1970'li yıllara gelindiğinde İTÜ TV artık çok profesyonel bir televizyon kanalıydı. Batı Almanya ile Türkiye arasındaki maçı naklen yayınlamışlardı. Türkiye'de televizyonculuk bilinci gelişmiş, hatta Televizyon Severler Cemiyeti'nin girişimiyle ikinci bir korsan da olsa televizyon kanalı kurularak çok kanallı yayına geçilmişti. İstanbul'da onbinlerce kişinin televizyonu ve alıcısı vardı. Aynı tarihlerde mecliste ulusal çapta bir televizyon kanalı kurulması gerektiği konuşulmaya başlanmış ve TRT kurulmuştu. TRT'nin yayına başladığı zamanlarda da İTÜ TV halen yayındaydı. Üstelik daha kaliteli yayın yapıyordu. Hatta 1972 yılında İTÜ TV ekibi TRT yayınlarının kalitesizliğini protesto etmek için korsan bir yayın yapmıştı.

İTÜ TV'nin ekibi ve teçhizatları hükümetin ricasıyla TRT'ye geçmiş, Türkiye'nin bu ilk televizyon kanalı fiilen kapanmıştı.

Kaynak: http://onedio.com