Rus Çarı I. Nicolas, Osmanlı’nın zafer üstüne zafer kazandığını duydukça kahroluyordu

İslâm’ın bu amansız düşmanı, Osmanlı devletinin hasta yatağına düştüğünü söylemiş ve “hasta adamın" mirasından pay almak için alelacele savaş açmıştı. Fakat hesapları tutmamıştı. Hasta dediği Osmanlı Devleti dimdik karşısındaydı ve Rus ordularına darbe üstüne darbe indiriyordu.

Osmanlı ordusu ilk önce 5 Kasım 1853’te Rus ordusunu bozguna uğratmıştı. Bu savaşta 1200 Rus askeri ölmüştü.

5 Ocak 1854’te Rus orduları Çatana’da büyük bir bozguna uğramıştı.

17 Nisan 1854’te Vidin’in karşısında ve Tuna üzerinde bulunan Kalafat’taki çarpışmalar da yine Osmanlı ordusunun zaferiyle neticelenmişti.

8 Temmuz 1854’te Yerköyü muharebesinde Rus ordusu müthiş bir bozguna uğramıştı. Bu savaşta da altı bin Rus askeri ile iki generali ölmüştü.

20 Eylül 1854’te Alma muharebesinde Rus ordusu 6-7 bin ölü ile yüzlerce yaralı ve 600 esir vererek büyük bir bozguna uğramıştı.

5 Kasım 1854 İnkerman savaşında da Rus ordusu bozguna uğramıştı. Bu savaşta Rus ordusunun kaybı, 10 bin asker, 850 esirdi.

Son olarak ta Serdar-ı Ekrem Ömer Paşa’nın Gözleve’de Rus ordularını dört saatlik bir süngü harbi neticesinde perişan etmesi Çarı yıkmıştı.

Çar Nicolas (Nikola)’ın sinirleri bozulmuş, âdeta çılgına dönmüştü. Devamlı sayıklıyor, çırpmıyordu. Ne yaptığını bilemez hale gelmişti.

Çarın sık sık başını yumrukladığım gören doktorlar ona hiçbir şeye üzülmemesini, istirahat etmesini söylemişlerdi. Fakat Nikola ne uyuyabiliyor, ne de oturabiliyordu. Durmadan sarayda dolaşıyordu.

Nikola bir gün gece yansı, doktorunu çağırttı. Doktor Çarın kendisini istettiğini duyunca müthiş korkmuştu. Çünkü Çarın ne zaman ne yapacağı belli olmazdı. Keyfi için pek çok insanı ölüme göndermişti.

Korka korka Çarın yanma giden doktor, Nikola’yı odanın içerisinde dört dönerken buldu. “Dayanamayacağım! dayanamayacağım!" diye bağırıyordu. Gözü doktora ilişince üzerine seğitti ve yakasından tutarak, “bana öyle bir zehir vereceksin ki, içeni anında öldürecek!" dedi. Doktor şaşırmıştı, ilk önce itiraz edecek oldu, fakat Çarın hırsla açılmış gözlerini görünce ürktü. Çar, “Hemen bu gece istiyorum. Derhal getireceksin!" demişti. Başka çare olmadığını gören doktor gidip zehiri getirdi.

Aylardan beri bozgun haberleriyle kahrolan Çar, zehri doktorun elinden kaptı. Artık düşünmek istemiyordu. Yaşamak istemiyordu. Şişedeki zehri başına dikerek hepsini içti.

Doktor sapsapı bir yüzle Çara bakıyordu. Zehri içen Çar’ın gözleri faltaşı gibi açılmıştı. Ağzından boğuk boğuk sesler çıkıyordu. Yüzü ve vücudu mosmor olmuş, ağzından köpükler çıkmağa başlamıştı.

Çar Nikola, zehri içer içmez hemen ölmemişti. Zehrin tesiri görüldüğü zamandan itibaren müthiş acılar içerisinde kıvranmağa başlamış ve bütün saraylıların, kumandanların ve doktorların gözü önünde çırpına çırpına can vermişti.



Meşhurların Son Anları, Burhan Bozgeyik, TÜRDAV Yayınları, İstanbul, 1993, Sayfa:269-270