Diyarbakır Surları ile Hevsel Bahçeleri'nin "Dünya Kültür Mirası" olarak tescillendi. Müjdeyi Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik verdi.

39. BM Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) Dünya Miras Komite toplantısı, Almanya'nın ev sahipliğinde Bonn kentinde gerçekleşti. Toplantıda, Türkiye'den Efes ve Diyarbakır Surları ile Hevsel Bahçeleri'nin "Dünya Kültür Mirası" listesine alınıp alınmaması konusu da görüşüldü.

DİYARBAKIR SURLARI VE HEVSEL BAHÇELERİ UNESCO LİSTESİNDE

Toplantıda Diyarbakır Surları ve Hevsel Bahçeleri'nin Unesco Dünya Kültür Mirası listesine alınmasına karar verildi. Komite, Efes’in listeye girip girmeyeceğine de karar verecek.

Müjdeli haberi Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik verdi. Bakan Çelik, haberi Twitter’dan şöyle duyurdu:

"Beklediğimiz müjdeli haberi aldık. “Diyarbakır Surları ve Hevsel Bahçeleri" UNESCO Dünya Miras Listesi’ne kaydedilmesine karar verildi. Haber Almanya’da Dünya Miras Komitesi 39. Dönem Toplantısı’ndan az önce geldi. Böylece Türkiye’nin listedeki varlık sayısı 14’e yükseldi. Diyarbakır Surları dünyanın en eski yapılarından. Hevsel Bahçeleri de Dicle’nin kıyısında kurulan verimli, bereketli topraklar. Aynı toplantıda Efes dosyamız da görüşülecek. Yüzleri güldürmek için şimdi sıra Efes’te.
Adaylık süreci boyunca emeği geçen herkese bir kez daha teşekkür ediyorum."

Hevsel Bahçeleri - Diyarbakır



Hevsel Bahçeleri, Dicle Nehri kıyısında, Diyarbakır Kalesi ile nehir vadisi arasında yer alan yaklaşık yedi yüz hektarlık verimli arazidir.

8 bin yıllık Hevsel Bahçeleri, Diyarbakır'ın güneybatısında yer alır. Dicle Nehri'nin debisinin azalmasıyla oluşan delta, zamanla verimli bostan ve bahçelere dönüştü. 700 hektarlık alanı kaplayan Hevsel Bahçeleri 1960'lı yıllara kadar Kürtçe'de adına "Hoser" denen sık ağaçlıklı bu alan, süreç içinde Hewsel, Esfel gibi adlar aldı. Kürtçe adı; Baxçeyên Hewselê'dir.

Uzun yıllar şehrin bütün sebze ve meyve ihtiyacı bu bahçelerden sağlandı. Dicle Nehri kıyılarındaki bahçelerde güvercin gübresinden yararlanılarak ünlü Diyarbakır karpuzları yetiştirildi. Kent halkı eskiden Hevsel'in nehre yakın yerlerinde yazları kamıştan ve tahtadan yapılan hüllelerde serinlerdi.

Evliya Çelebi, Hevsel Bahçeleri’ni nasıl kaydetti?
Şehre Urfa ve Karacadağ istikametinden gelen Evliya Çelebi, patlıcan tarlalarını görür, "Eyvah!" der ve ekler; "Burada bana çok iş düşeceğe benzer. Asık suratlı ve mide şikayeti olan insanlarla karşılaşacağım".

Kente giren Çelebi, yanağından kan fışkıracak gibi sağlıklı ve gürbüz insanları görünce şaşırır. Sonra Mardinkapı'dan çıkıp da Hevsel Bahçeleri'ni ve Dicle kıyısındaki karpuz bostanlarını görünce sırra vakıf olur ve der ki; "Demek ki patlıcanın zararlarını bu bahçelerde yetişen karpuzlar gideriyor".

Hevsel Bahçeleri’nin özellikleri nelerdir?
Dicle Nehri'nin kıyısında, Kale ile Dicle Nehri arasındaki alanda bereketli alüvyonların yığıldığı topraklarda bulunan ve kentin kurulduğu günden bu yana besin kaynağı olan çok önemli bir yeşil kuşak.

Hevsel bahçeleri Diyarbakır'la özdeşleşmiş bir ad. Tıpkı kadim surları ve beş yüz yıllık Seman Köşkü (Gazi Köşkü) gibi. Diyarbakırlılar yıllar yılı sebzenin, meyvenin, Dicle'nin kıyısında yetişen kavun ve karpuzların en hoşunu, en tatlısını Hevsel bahçelerinden beklerlerdi. Yıllar yılları kovaladı ve sonra da bahçelerde yetişen bu meyve ve sebzelerden geriye, sadece tadına doyum olmaz göbekli marullar kaldı. Zamanla, budanan ağaçlardan ve onların yerine inşa edilen evlerden sonra, Hevsel bahçeleri artık, zaman zaman, Gazi Köşkü'nün tepesinden seyrine durulan nostaljik bir alana ve anıya dönüştü.

Coğrafyalar şekillenir ve tarihsel milatlarını bilemeyeceğimiz zamanların ve tanımlanması zor asırların kahrını ve belki de kutsallığını, yüzyıllar boyunca yeni çağlara ve zamanlara taşır dururlar. İşte Dicle ve Fırat, onları doğuran kaynaklardan taşarak, uçsuz bucaksız ovalara, topraklara ulaşan köyler uzun bir yolculuğun ve Hevsel'den de geçen o yumuşak serinliğin ve bereketin de adıdır.

Diyarbakır Surları



Diyarbakır’ın simgesi niteliğinde olan Diyarbakır surlarının ilk defa MÖ.3.000-4.000 yıllarında Huriler tarafından bugünkü İçkale’nin olduğu yerde yapılmıştır. Bu surlardan günümüze yok denilecek kadar az kalıntı gelebilmiştir. Bugünkü surlar MS.346 yılında İmparator II.Constantinius tarafından yaptırılmıştır. Diyarbakır surları, dünyadaki en uzun surlardan olan Çin Seddi’nden, Antakya surlarından ve İstanbul surlarından sonra gelmektedir.

Surlarda çesitli yazıtlar, meyve ve tahıl motifleri, silah şekilleri, güneş ve yıldız sembolleri, gamalı haç, kaplan, boğa, çift başlı kartal, akrep ve at kabartmaları bulunmaktadır.

Diyarbakır surlarının ana kapıları (Dağkapı, Urfakapı, Mardinkapı, Yenikapı) daha çok Mezopotamya’nın en önemli ticaret merkezlerinden biri olan Diyarbakır’a giriş ve çıkışların kontrol altında tutulmasında önemli rol oynamıştır. 19.yüzyılın başlarına kadar sur kapıları güneşin doğuşu ile açılır, güneşin batışı ile kapanırmış.

Kaynak: hurriyet.com.tr, diyarkapi.com, nedir.com