Ankara'yı yerinden hoplatan proje

Başkent Ankara gündemi son yıllarda hiç olmadığı kadar yoğun.

Türkiye'nin gözü bir yandan hükümeti kurma çalışmaları AK Parti ve CHP arasında sürerken, diğer yandan terörörgütlerine karşı yürütülen operasyonlarda.

7 Haziran'dan sonra baş döndüren bu gelişmelerin altında neler var? Türkiye üzerinde bir operasyon mu planlıyor? Oyun kurucular Başbakan Davutoğlu'nun dediği gibi 'malum çevreler düğmeye bastılar'

Peki işin aslı ne neler oluyor?

Haber7 yazar Mehmet Acet, bugünkü yazısında bu sorunun cevabını verdi;

Ankara'yı yerinden hoplatan proje



Böyle dönemlerde insanlar şu sade sorunun cevabını ararlar.
İşin aslı nedir?

Son günlerde gittiğimiz yerlerde, karşılaştığımız insanlar merak içinde soruyorlar.

Bu işin aslı nedir? Diye.

Başbakan Ahmet Davutoğlu, hafta sonu yayın yönetmenleriyle yaptığı toplantıda şöyle bir cümle kullandı:

“Malum bazı çevreler, üç terör örgütünü birden Türkiye’yi kıskaca almak amacıyla harekete geçirdiler."

Meclis’teki Grup konuşmasında da aynı temayı tekrar tekrar altını çizerek işlemeyi sürdürdü.

Davutoğlu Başbakan olduğu için pozisyonu gereği biraz örtülü konuşuyor.

Ama söyledikleri aslında çok açık.

Üç terör örgütü diye kast ettiği PKK, DHKP-C ve DAEŞ örgütleri.

“Malum bazı çevreler" ifadesinden kastın üç örgütü birden harekete geçirebilecek güce sahip bir takım uluslararası aktörler olduğu da yeterince anlaşılabiliyor.

Eğer kulis bilgisi, ağızdan çıkan cümleyi tam manasıyla karşılamış ise Başbakan, iki hafta önce MHP lideri Bahçeli ile yapılan görüşmede yukarıdaki cümlenin daha açık halini de kullanmıştı.

Ankara’nın nabzını iyi tutan meslektaşımız Abdülkadir Selvi 15 Temmuz tarihli yazısında AK Parti ile MHP arasında Meclis’te yapılan görüşmenin neredeyse bütün detaylarını anlatmıştı.

Buna göre Davutoğlu görüşmenin bir yerinde, hükümetin izleye geldiği politikalarla ilgili eleştirilerde bulunan Bahçeli’ye hitaben şöyle bir şey demişti:

“Büyük güçler bölgeyi dizayn ediyor. Kobani'yi buraya taşımak istiyorlar. Sizin bilmediklerini biliyoruz:"

Orası kapalı kapılar arkası olduğu için Davutoğlu’nun Bahçeli’ye karşı daha açık bir üslup ile konuştuğunu düşünebiliriz.

Sonuçta işin aslı nedir? sorusuna cevaben: Ortada 'malum çevrelerin’ pişirip servis ettiği bir proje olduğu, düğmeye basıldığı, bu projenin üç terör örgütü eliyle uygulamaya sokulduğu ve Ankara’nın buna karşı güçlü bir reaksiyon gösterdiği görülebiliyor.

ROJAVA PROJESİNİ TÜRKİYE’YE TAŞIMAK



Başbakanın ifadesiyle 'malum çevreler’ 7 Haziran günü bu proje için düğmeye bastılar.

İçeride hepimiz seçimler, sandık sonuçları ile ilgilenirken Suriye’nin kuzeyinde Türkiye’nin Ortadoğu coğrafyası ile ilişkilerini fiilen kesmeyi hedefleyen oluşumun kopuk halkalarından ikisi birleştirildi.

Eşzamanlı olarak PKK’ya Türkiye’nin Güneydoğu’sunda Rojava türü bir modeli uygulamaya koyması için sufle verildi.

Kandil, Güneydoğu halkına silahlanın çağrısı yaptı.

Suruç saldırısından sonra HDP Eşbaşkanı Demirtaş, bunu fırsat bilerek aynı çağrıyı tekrarladı.
İşin aslı şuydu:

Seçimlerden koalisyon denklemi çıkınca aynı 'malum çevreler’ bunu bir 'zafiyet süreci’ olarak okuyup “şimdi bir şeyler yaparsak Türkiye’yi eli kolu bağlı halde yakalayabiliriz" diye düşünmüşlerdi.

Nede olsa Türkiye’de bir geçici hükümet yani yürümekte zorlanan bir 'topal ördek’ vardı.

Davutoğlu’nun “bir dakika bile bu koltukta oturacağımı bilsem önce kararımı verir sonra bırakırım" cümlesini, deşelemek için açık yara arayan bu çevrelere hitaben söylediğini düşünmek yanlış olmasa gerek.

PKK bu sufleyi aldıktan sonra eylemsizlik sürecini bozdu.

Önce baraj inşaatlarına, iş makinalarına saldırılar başladı.

Bölgedeki güvenlik güçlerini yıldırmak, bu şekilde önce bir güvenlik boşluğu ortaya çıkarmak ve bu boşluğu doldurarak Güneydoğu’yu Rojava’daki gibi bir modelle teslim almak.

Ceylanpınar’da iki polisin sabah uykularında iken enselerinden vurulmaları ile devam eden sürecin ana hedeflerinden biri buydu.

Ankara’daki hükümet, işte bu büyük tezgaha karşı güçlü bir ses vererek “ne yaptığınızı biliyorum topal ördek falan da değilim ve bunu yapmanıza izin vermeyeceğim"demiş oldu.

İşin aslı budur.