Asbest-Amyant Nedir ve Kullanım Alanları Nelerdir?

Asbest-Amyant Nedir ve Kullanım Alanları Nelerdir? Asbest ya da diğer ismiyle amyant; ısıya, aşınmaya, kimyasal maddelere çok dayanıklı lifsel yapıda bir mineraldir. 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren endüstride yaygın olarak...

  1. #1
    Asbest-Amyant Nedir ve Kullanım Alanları Nelerdir?
    Asbest-Amyant Nedir ve Kullanım Alanları Nelerdir?


    Asbest-Amyant Nedir ve Kullanım Alanları Nelerdir?


    Asbest ya da diğer ismiyle amyant; ısıya, aşınmaya, kimyasal maddelere çok dayanıklı lifsel yapıda bir mineraldir. 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren endüstride yaygın olarak kullanılmış ve 'sihirli mineral' olarak isimlendirilmiştir. 3.000' den fazla kullanım alanı olan asbestten, özellikle gemi, uçak, otomobil yapımında, inşaat sektöründe, ısı ve ses izolasyonunda yaygın olarak yararlanılmıştır. 50 yıl kadar önce kansere neden olduğu anlaşılan asbest bu sefer de 'öldürücü toz' ismiyle anılır olmuştur.


    isim, mineraloji Fransızca asbeste

    Tremolitin bozulmasından oluşan, lifli, kırılmadan bükülebilen ve ateşte niteliği değişmeyen bir mineral, taş pamuğu, kaya lifi.

    AMYANT; DOĞADAN ÇIKARILIP, ELYAF HALİNE GETİRİLİNCE İP, TOZ HALİNE GETİRİLİP LEVHALAR VEYA SERTLEŞTİRİLMİŞ TAŞ PLAKALAR HALİNDE İMAL EDİLMEKTEDİR


    İp amyant ürünleri 450-550 C˚ ısıya dayanır. Plaka ve sertleştirilmiş taş plaka 550-800 C˚ ısılarda kullanılır.
    Isı izolasyonu ve contalık salmastra ürünleriyle ısıya karşı kullanılan malzemedir.


    Kullanım alanları: Kazan ve fırın kapak contası kuyumculuk sanayisinde, fırın izolasyonlarında, yangın malzemeleri imalatında, egzost izolasyonunda, ısı izolasyonuyla ilgili bütün ortamlarda, amyantlı teflonla emprenye edildiğinde su ve devirdaim pompalarında, grafitle emprenye edildiğinde ise buharda ve vanalarda kullanılır.

    Amyant Örgülü Fitil

    Asbest-Amyant Nedir ve Kullanım Alanları Nelerdir?


    Amyant Bez

    Asbest-Amyant Nedir ve Kullanım Alanları Nelerdir?


    Seramik Kumaş

    Asbest-Amyant Nedir ve Kullanım Alanları Nelerdir?


    Amyant Eldiven

    Asbest-Amyant Nedir ve Kullanım Alanları Nelerdir?


    Amyant Bantlar

    Asbest-Amyant Nedir ve Kullanım Alanları Nelerdir?

  2. #2
    Asbeste Bağlı Oluşan Hastalıklar


    İlk olarak tersane işlerinde çalışanlarda tespit edilen asbestoz, asbest liflerini çözmeye çalışan vücut tarafından üretılen asidin akciğer zarında olusturduğu yaralardır. Bu hastalığın kendinı göstermesi 10-20 yılı bulmaktadır.

    Asbestin yol açtığı en önemli hastalık akciğer zarı ve karın zarı kanseri, yani mezotelyomadır. Batı ülkelerinde yılda her bir milyon kişinin 1-2'sinde saptanan mezotelyoma, ülkemizde yılda en az 500 kişide görülmektedir. Mezotelyomaya ait en sık rastlanan yakınmalar, ağrı ve ilerleyici nefes darlığıdır. Akciğer röntgeni ve tomografide tipik bulgular saptanabilirse de, kesin tanı için başvurulan standart yöntem akciğer zarı biyopsisidir. Mezotelyoma, erken dönemde tanınıp uygun cerrahi girişim uygulanamadığında, ilaç ya da ışın tedavisine iyi cevap vermeyen ve hastayı kısa zamanda ölüme götüren bir hastalıktır.

    Asbest, akciğer, gırtlak ve sindirim sistemi kanserlerine yol açmaktadır.



    Asbestozis Akciğer Kanseri

    Belirtiler

    • Göğüs ağrısı
    • Nefes darlığı
    • Harekete dayanıklığın azalması
    • öksürük (bazen)

    Asbest (amyant) uzun yıllar boyunca inşaatlarda izolasyon maddesi olarak kullanılmıştır. 1975'de bunun yerini cam elyafı ve yünü gibi diğer maddeler aldı.

    Dört çeşit amyant lifi vardır ve bunların hepsi de solunum yolu hastalıklarına sebep olabilir Buyuk miktarlarda ince asbest lifleri akciğerlerinizde birikip bunları atamadığınız zaman hastalık oluşur.

    Teşhis

    Hastalığın şiddeti bu asbest liflerine ne kadar süre maruz kalındığına ve ne miktarda lifin solunum yoluyla alındığına bağlı olarak değişir. Genellikle asbestozis belirtileri en az 10'yıl boyunca orta ile ağır olçude maruz kalındıktan sonra başlar. İlk olarak akciğerin aşağı kısımlarında belirgin olup daha sonra hastalık kötüye gittikçe yukarı kısımlara da yayılır.Sonunda bütün akciğer hastalıktan etkilenip bal peteği gibi bir görüntü sergiler.

    Göğüs röntgeninin anormal,olması asbeste maruz kaldığızı düşündürebilir fâkât mutlaka asbestosis hastalığına tutulduğunuz anlamına gelmeyebilir Geçmişinizde bir amyanta maruz kalma süresi varsa, hastalığı düşündürecek göğüs röntgeni ve fiziki bulgular mevcutsa ve sakatlık yaratıcı pulmoner fibrozis belirtileri varsa (nedbe dokusunun anormal gelişmesi) asbestozıs hastalığı teşhisi konulabilir

    Uzun süre amyanta maruz kalmanın bir diğer sonucu akciğerlerinizin çevresinde plevra plakalarının meydana gelmesidir. Akciğerinizi çevreleyen çift zar olan plevranın bu kalınlaşma alanları genellikle göğüs duvarının aşağı kısımlarında veya diyafram yakınında oluşur Plevra plaklarının bulunması, sizde belirtiler bulunmadıkça, hasta olduğunuz anlamına gelmez.

    Plevradan oluşan habis tümörler olan mezoteliomlar nispeten nadir bir kanser çeşididir. Bunlar, amyant liflerine maruz kalındıktan 20 ila 40 yıl sonra gelişebilir ve maruz kalma suresi sadece bir iki yıl veya hatta daha bile az olmuşsa da olunabilir. Mezotelioma hastalığı olan bazı kişiler de geçmişinde amyanta hiç maruz kalmamıştır

    Hastalık belirtileri arasında göğüs ağrısı, nefes darlığının yavaş yavaş ortaya çıkması ve kilo kaybı vardır. Plevra tabakaları arasında sıvı toplanması sıklıkla nefes darlığına ve göğüs ağrısına katkıda bulunur. Bu hastalık genellikle 8 ile 14 ay içinde ölümle sonuçlanır.Hastalanan kişilerin yüzde 75'i teşhis konulusundan sonraki bir yıl içinde ölür.

    Nihayet, eğer sigara içiyorsanız ve amyanta maruz kalmışsanız akciğer kanserine tutulma ihtimaliniz sigara içen, fakat amyanta maruz kalmamış olan bir kimseden çok daha fazladır. Sigara içmiyorsanız amyanta maruz kalmakla akciğer kanserine tutulma ihtimaliniz çok daha azdır. Hâlâ içiyorsanız sigarayı bırakmak, ihtimali azaltacaktır.

    Tedavi

    Asbestozis'in etkili bir tedavisi yoktur. Eğer asbeste maruz kalmış genç veya orta yaşta bir işçiyseniz daha fazla maruz kalmaktan sakının. Asbestin düşük seviyelerine maruz kalmışsanız ve bunu hayatınızın daha sonraki yıllarında fark etmişseniz bu hastalığa tutulabilirsiniz. Sigara içmezseniz ve işyerinizde asbest kontrol programı düzenli ise hastalık riskiniz az olacaktır. Hastalansanız bile hastalığınız yavaş ilerleyecektir.

  3. #3
    Mezotelyoma


    Asbest ısıyı iyi iletmeyen bir doğal silikattır. Bu nedenle on dokuzuncu yüz yılın ikinci yarısından sonra; ısı, elektrik vb. bir çok iş sektöründe kullanılmıştır. Günümüzde de asbest endüstride fren balata sistemleri, ısı izolasyon materyalleri ve yalıtım materyalleri üreten iş kollarında ve gemi sanayisinde kullanılmaktadır. Yirminci yüz yılın ikinci yarısından sonra kanser yapıcı olduğu ortaya çıkınca, asbest kullanım alanları kısıtlanmıştır.

    Asbestin fizik yapı olarak;

    1. Düz (amphibol) asbest
    crocidolite (mavi asbest),
    amosite (kahverengi asbest),
    tremolite,
    anthophollite ve
    actinolite

    2. Eğri lifli (chrysotile) =Beyaz asbest
    iki türü vardır.

    Beyaz asbest endüstride kullanılan asbest türü olup, diğer asbest türlerinin çıkarılması ve kullanılması yasaklanmıştır.

    Sağlık için en tehlikelileri mavi asbest ve kahverengi asbesttir. Bunların kullanılışı birçok ülkelerde yasaklanmıştır.

    Mavi asbest kullanımı birçok ülkelerde yasaklanmış olmasına karşın daha az kanser yapıcı olduğu düşünüldüğü için bazı ülkelerde sıkı kontrol altında kullanılmaktadır.

    Asbest sadece solunum yoluyla vücuda girdiğinde hastalık yapabilmektedir. Sebep olduğu hastalıklar, selim veya habis olabilmektedir.

    Birinci grubun içinde, akciğer zarında fibrosis, kalsifikasyon (Kireç oturma), effüzyon (sıvı toplanması); akciğer dokusunda fibrosis (asbestosis) yer alır.

    İkinci grupta ise, akciğer zarı ve peritonun(karın içi zarı) maliğn mezotelyomaları, akciğer kanserleri ve az da olsa gırtlak ve sindirim organı kanserleri bulunur.

    Malign mezotelyoma plevra-akciğerleri saran zar- (%90), periton-karın içini döşeyen zar- (%6-10) ve perikard-kalbi saran zar- boşluklarının seröz yüzeylerinden köken alan bir tümördür. Nadir olarak testisde (Üzerindeki zarda) de gelisebilmektedir.

    Hiç sigara içmeyen ve endüstriyel ilişkisi olmayan kişilerde akciğer kanser riski 1 kabul edilirse, bu oran günde 20 sigara içenlerde 45'e, hem sigara içen ve hem de asbest tozu soluyanlarda ise 92 katına çıkmaktadır. Kanserojen olan sigara ve asbest birlikte olduğu zaman insan sağlığı için çok tehlikeli bir mineral olabilmektedir. Türkiye'de kırsal bölge erkeklerinin sigara içme oranı %70'leri bulduğunu ve bununla birlikte asbest lifi soluduğunu var sayarsak halkımızın ne kadar yüksek kansere yakalanma riski olduğunu anlarız.

    Malign Mezotelyomanın İlk kez 1960 yılında Wagner ve arkadaşları tarafından Güney Afrika'da asbest teması ile ilişkili olarak meydana geldiği bildirilmiştir. Bu tarihten sonra asbest teması ve mezotelyoma oluşması arasındaki ilişki çok sayıda çalışma ile kanıtlanmıştır.

    Batı ülkelerinde mesleksel veya asbest madenleri çevresinde yaşayanlarda oluşan çevresel temas sonucu gelişen mezotelyoma; Türkiye, Kıbrıs, Yunanistan, , Afganistan, Korsika, Bulgaristan gibi ülkelerde asbest ile karışmış toprağın (beyaz toprak) ev işlerinde kullanılması sonucunda gelişmektedir.

    Türkiye'de, Orta ve Güneydoğu Anadolu'da önemli bir halk sağlığı problemi oluşturmaktadır. Türkiye'de ayrıca Kapadokya bölgesinde 3 köyde (Tuzköy, Karain ve Sarıhıdır köylerinde) diğer asbest olmayan bir mineralin MPM epidemisine yol açtığı bulunmuştur. Bu mineral fibröz "zeolite" (erionit) olarak adlandırılmaktadır.

    Erionit en güçlü karsinojen (Kanser yapıcı) olarak kabul edilmekte olup, bu köylerde evlerin yapıldığı tüf kayaları ile evlerin dayanığı ve kiler olarak kullanılan mağaraların duvarlarında bulunmuştur.

    Türkiye'de insidans hakkında kesin bilgi vermek mümkün değildir. Fakat sorunun boyutları büyüktür. Deneysel çalışmalar ile erionitin beyaz asbestten 300-800 kat, mavi asbestten ise 100-500 kat daha karsinojen olduğu gösterilmiştir.

    Asbestin selim veya habis hastalık yapabilmesi için, solunduktan 20-40 yıl bir sürenin geçmesi gerekmektedir. İnsanlar asbesti, iş ortamında veya çevresel yolla soluyabilir. Az da olsa, asbest işçisinin giysisine takılmış olan tozu evdeki yakınları olarak soluyabilmektedir.

    Türkiye'de Orta Anadolu'da yaklaşık olarak 16 milyon kişinin kırsal bölgede yaşadığı kabul edilmektedir. Bunların yirmi yaşın üstündekilerin yaklaşık % 25'inde asbeste bağlı selim plevral hastalıklar bulunmaktadır. Bu oran yaş ilerledikçe doğrusal olarak artmakta ve % 80'lere ulaşabilmektedir.

    Asbest denilince akla Malign mezotelyoma gelmektedir. Batı dünyasında maliğn mezotelyoma insidansı( görülme sıklığı) 1- 2.2 / 1.000.000 / yıl iken Türkiye'de yılda en az 500 kişide bu hastalık görülmektedir. Türkiye'de yeterli istatistiksel çalışma olmamakla birlikte plevral mezotelyoma oluşma riski 996/100.000 kişi/yıl olarak tahmin edilmektedir.

    Batı ülkelerinde emekli asbest işçisi hastalığı olan malign mezotelyoma, ülkemizde orta yaş hastalığı durumundadır. Bizim kırsal bölgemizin insanları asbesti çevresel yolla solumaktadır. Yukarıda bildirilen yıllık sayının en fazla onu mesleksel asbest solunmasıyla meydana gelebilmiştir. Yani, batı dünyasının mesleksel hastalığı, bizim çevresel hastalığımızdır. Türkiye'de asbest liflerinin solunması, içinde asbest bulunan beyaz toprağın, "Ak toprak", "Gök toprak", "Ceren toprağı" "Çelpek" gibi çeşitli isimlerle, kireç, sıva, çatı ve zemin toprağı olarak kullanılmasından gelmektedir. İç Anadolu köylerinde bu amaçla kullanılan toprağın çoğunun içinde hiçbir endüstriyel değeri olmayan tremolite asbest bulunmaktadır. Bu tür asbestin lifleri tıpkı mavi ve kahverengi asbest gibi ince uzun veya kalın olabilmektedir.

    Ülkemizde çevresel yolla asbest solunmasına bağlı hastalıkların en yoğun olduğu bölgeler: Eskişehir'in Mihallıççik ilçe ve köyleri, Konya Ereğli'sinin Halkapınar ve Ayrancı köyleri, Çankırı'nın Ilgaz ve Şabanözü köyleri ve Yozgat'ın Sorgun ilçesi ve köyleri, Sivas'ın Yıldızeli ve Şarkışla köyleri, Güney Doğu Anadolu bölgesinde Diyarbakır'ın batısındaki Ergani ve köyleri, Elazığ'ın Maden ve Polu köyleri, Malatya, Adıyaman ve Urfa'nın Siverek ilçesi yer almaktadır. Karadeniz'in sahil bölgeleri ve Doğu Anadolu yerleşim yerlerinde asbestle ilgili hastalık bulunmamaktadır. Trakya'nın birkaç köyünde asbest solunmasına bağlı beniğn plevral değişikliklere rastlanmıştır. Ege bölgesinde sadece Denizli'in Tavas ilçesi köylerinde, Burdur'un Yeşilova bölgesi, Kütahya'nın Aslanapa ve Gediz ilçesi, Afyon'un Elmadağ ilçesi köylerinde sporadik asbestle ilgi hastalıklar bulunmuştur. Akdeniz bölgesinde, Toros dağları yamaçlarındaki köyler ve Hatay'ın Kırıkhan ve Reyhanlı köylerinin bazılarında tremolit asbest içiren toprağın yukarıda bahsedilen yolla kullanılması sonunda iç ortam havanının solunmasıyla asbesle ilgili hastalıklar gelişmektedir.

    Binlerce yıl önce Erciyes, Hasandağ ve hemen yakınındaki Melendiz dağlarının volkanik lavlarının örttüğü, yabancıların Cappadocia, bizlerin Göreme dediği bölgede eşsiz doğa harikası olan jeolojik bir yapı ortaya çıkmıştır. Bu yörenin sadece üç yerinde, su ve tuz ile reaksiyona giren volkanik lavlar kristalize olarak lifsel yapıda erionite'nin oluştuğu yerlerde Karain, Tuzköy ve Sarıhıdır köyleri yerleşmiştir. Erionite'nin asbestin yaptığı hastalıkların tümüne sebep olduğu Göreme bölgesindeki çalışmalarla gün yüzüne çıkmıştır. Bu bölgedeki üç köyden ayrı olarak diğer köylerde seyrek de olsa malign plevral ve peritoneal mezotelyoma endemisi olduğu Prof Dr. İzzettin Barış ve ark tarafından yapılan çalışmalarda gösterilmiştir. Kanserin oluşmasında esas etken erionite olmakla beraber genetik yatkınlık da ek faktör olarak etkilidir.

    Mezotelyomada belirti ve bulgular

    Mezotelyoma çoğunlukla akciğer zarları arasında sıvı artışına neden olduğu için ilk belirtiler genellikle sırt, göğüs ve yan ağrısı( nefes alıp verince batma şeklinde ağrı)dır. Ağrı giderek artar ve devamlılık kazanır. Plevra boşluğunda biriken sıvı miktarının artması ile hastada nefes darlığı ortaya çıkar. Bunun dışında öksürük, hastalığın yaygınlığı ile ilişkili olarak karında şişme, karın ağrısı gibi belirtiler de olabilir.

    Mezotelyomada tanı

    Bu belirtilerle hekime başvuran hastanın fizik muayenesinde genellikle göğsün hasta tarafının sağlam tarafa göre hafif küçülmüş olduğu saptanır. Hastalığın olduğu tarafta akciğer zarları arasında sıvı toplanmasına bağlı olarak dinlemekle solunum sesleri azalmıştır ya da işitilmez. Standart akciğer grafisi ve bilgisayarlı tomografik tetkikte plevra boşluğunda sıvı toplandığı akciğer zarının akciğeri bir zırh gibi saracak şekilde kalınlaşmış olduğu görülür.

    Radyolojik yöntemlerle plevra boşluğunda sıvı saptanan hastadan bir enjektör yardımı ile bir miktar sıvı alınarak incelenir. Sıvıda tümör hücrelerinin görülmesi ile nadir olgularda mezotelyoma tanısı konulabilir ancak kesin tanı için çoğu kez doku tanısına yani biyopsiye ihtiyaç vardır. Biyopsi kapalı plevra biyopsisi, açık plevra biyopsisi ya da torakoskopik yöntemlerle yapılabilir.
    Hastaların başvuru anındaki yaşı ortalama 50 yaştır.

    Olguların yaklaşık %25'i 40 yaşın altındadır. Mesleksel temas sonucu gelişen mezotelyomada ise hastalar daha yaşlıdır.

    Çevresel nedenli MPM olgularında erkek/kadın oranı 1.1 ile 1.9 arasında değişmektedir; yani nispeten eşittir.

    Hastaların semptomlarının başlaması ile başvurmaları arasında geçen süre ortalama 5 aydır.

    Tedavi

    Biyopsi materyalinin incelenmesi ile mezotelyoma tanısının konulmasını takiben tedavi planlaması yapılmalıdır. Mezotelyomanın epitelyal, sarkomatöz ve mixt tip olmak üzere 3 alt grubu vardır. Sarkomatöz ve mixt tip mezotelyomada kemoterapi ve radyoterapi uygulanırken, epitelyal tip mezotelyomada karşı akciğer ya da diğer uzak doku ve organlara metastaz yoksa cerrahi tedavi seçeneği de mevcuttur. Cerrahi girişim sonrası hastaya kemoterapi ve radyoterapi de uygulanmalıdır.

  4. Misafir - Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Misafir 06.12.2013
    #4
    Faydalı bilgiler. Teşekkürler.

Facebook Yorumları

Konu Bilgileri

Şu An Görüntüleyenler

Bu Konuya Gözatan Kullanıcılar

Şu anda 1 kullanıcı bu konuyu görüntülüyor. (0 kayıtlı ve 1 misafir)

    Bu Konu için Etiketler